Peygamber Sevgisi ve Unutmanın Etkisi kaydında Kafz-ı imaye eyleyen. Canlarımız kuluna gelip ellerimiz ellerimizle, ayaklarımız ayaklarımızla. Gemi ağızalarımız birbiriyle elveda el-Fırak dediği gün. Gözlerimiz semaya dikilip yavrularımızın boyun büktüğü gün buyurun aşkla. Tarih Kainat Efendimiz, Allah'ın sevgilisi, habibi, dostu, bizim de kıymetli Peygamberimiz. Bu Hadis-i Şerifinde…
Kafz-ı imaye eyleyen. Canlarımız kuluna gelip ellerimiz ellerimizle, ayaklarımız ayaklarımızla. Gemi ağızalarımız birbiriyle elveda el-Fırak dediği gün. Gözlerimiz semaya dikilip yavrularımızın boyun büktüğü gün buyurun aşkla. Tarih Kainat Efendimiz, Allah'ın sevgilisi, habibi, dostu, bizim de kıymetli Peygamberimiz. Bu Hadis-i Şerifinde ne buyuruyor? Dikkat edelim! Kadın, erkekmen geldi mi, köle cariye herkese şamildir. Benim üzerime Salavat-ı Şerife getirmeyi bir kimse unutursa, yani hiç Peygamberimizi hatırlamıyorıyor. Sev ne diyor ki hatırlamıyorıyor. Sevseydi hatırlardı. Bir kimse neyi çok severse onu çok konuşur bilirsiniz de neyi çok sever onu çok konuşur. Bellisine var da bak, bahçacılar daima elmadan bahsiler. Şu kadar ton oldu, kilosu şuna gitti, filan ki şuna gitmiş. Zihni daima onda, oyuncular muhabbeti koyunda ya, daima koyunda.
Bizim koyunlar filan yaylada, filan çobanımız, filan mallarımız şu, o daima onda. Hanımını 7 hanından, hamamını 7 hamamında ayaklarımızda, gemi ağızalarımız birbiriyle elveda el-Fırak dediği gün. Gözlerimiz semaya dikilip yargılarımızın boyun büktüdür. Buyurun aşkla. Kelimesi ile cümlemize hüsnü hatimler Tarih Kainat Efendimiz, Allah'ın sevgilisi, Habibi, dostluğu, Bizim de kıymetli Peygamberimiz. Bu Hadis-i Şerif'inde ne buyuruyor? Dikkat edelim. Kadın, erkek, ben geldi mi, köle cariye herkese şamildir. Benim üzerime Salavatı Şerife yedirmeyi bir gün daha unutursa. Yani hiç Peygamberimizi hatırlamıyorıyor. Sevmeye diyor ki hatırlamıyor. Sevseydi hatırlardı. Bir kimse neyi çok severse onu çok konuşur bilirsiniz de, neyi çok sever onu çok konuşur. Beylisine var da bak, bahçacılar daima elmadan bahsiler. Şu kadar ton oldu, kilosu şuna gitti, filan ki şuna gitmiş.
Çünkü, Zihni daima onda Oyuncular muhabbeti koyunda ya, daima koyunda. Bizim koyunlar filan yaylada, filan çobanımız, filan mallarımız şu, o daima onda. Hanını 7 hanından, hamamını 7 hamamından. Esair, insanın niye muhabbeti varsa onu çok konuşur. Peygamberimiz böyle değildi diyor. Bir kimse benim üzerime bu dünyevi olan sevgileri tercih eder de beni vurursa, cennetin yolunu şaşırır. Yarın ahirette cennete gireceğim der gene cehenneme gider. Çünkü dünyadayken beni unuttuğu için. Peygamberimiz unutulacak gibi değil. Onun bizde çok hubuvar, hakkı var. Zından olan dünyaya güneş geldi o, gün evvel etti. Oldu o. Onun için hiç kıymet ve güç gitmeyen, hiçbir şeylerle göçilmeyen bir hakkı var da onun için Salavatı Şerife getirmeyenlerin zararı çok büyük. Yani Cennet'in yolunu şaşırmış olur. Böyle bitiriyorum burayı, sizi daha çok incitmememiz için.
Mevlamızın Kuran-ı Kerim'inden kalan yerden başlıyorum. Mevla şöyle buyuruyor. O mümin-i kamiller, namazı şarahit ve ede bile eda ederler. Kamil mümin ise namazları edepli olur, erkanlı olur. Dün biraz temas etmiştim. Hadili erkanlı olur, namazı dürüst kılar Allah Kamil müminler. Kamil mümin olmayan camide bir türlü kılar. Bahçede bir türlü kılar. Tarlanın başında bir türlü kılar hiç. Bir elinin neyi doğurmaz. Öyle namaz kabuna şayan değil. Buradaki riya olur, Allah riyanın için kabul etmez. Oradaki da acele olur, onun için kabul etmez. Yani diyecek sünnet olan. Bu ikisini bir söyleyecek, öyle bulmazsa namazı kabul olmaz. Kadın olsun, erken olsun. Velini doğrultmazsa, İki secdenin arasında Sübhanallah diyecek kadar durmazsa, ta ki de erken bozulur. Mühim olan ibadetimizde bu olduğu için, dönüp dönüp bunun üstüne geliyoruz görüyorsunuz. Şurada ikinci kıtaya geçiyoruz.
Peygamber Sevgisi ve Unutmanın Etkisi ne anlatıyor?
Peygamber Sevgisi ve Unutmanın Etkisi kaydında Kafz-ı imaye eyleyen. Canlarımız kuluna gelip ellerimiz ellerimizle, ayaklarımız ayaklarımızla. Gemi ağızalarımız birbiriyle elveda el-Fırak dediği gün. Gözlerimiz semaya dikilip yavrularımızın boyun büktüğü gün buyurun aşkla. Tarih Kainat Efendimiz, Allah'ın sevgilisi, habibi, dostu, bizim de kıymetli Peygamberimiz. Bu Hadis-i Şerifinde…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Verdiğimiz rızıktan Hakk'a mümin olanlar, verdiğimiz, kendine verdiğimiz rızıktan, evet başkalarına da nasip ederler, verirler. O kendinden veriyor zanneder ya, benden veriyor onu. Anadan doğunca şunun var mıydı faren kulun? Seygran'ın sözü. Anadan doğunca çuluğu var mıydı? Var mıydı? Hani bir sır yaptı olmadı mıydı? Tanrı yarattığı ulun, veri zızkın olmaz, maçar diye bilmezsen. Vella vermedi mi onu? Ben verdim diyor, boynuna bir anda mahretsem, yani azıcık kırılsam da fazla versem, bir anda taşlara vurur, cayır cayır yakarım malını bir anda. Yani yok iniveririm, kül ederim, kömür ederim. Bunun için diyor, benim verdiğimden verin diyor kullarım diyor Allah. Benim size verdiğim bir adam sana büyük bir sermaye vermiş de, sana sermaye vermiştim ya yani hiçbir bin lira. Onun bin lirasını plana ver. Hiç sorun değil mi? Ben değilim o adamın parası çünkü.
Allah sizin elinizde bulunan bütün rızıklar diyelim diyor. Fakirlere, fukaralara, amalara, gelip isteyenlere gelirken, kendi malımdan veriyorsun zannetme, benden veriyorsun onu diyor. Ben de kabul ediyorum senden razı oluyorum. Yani veren benim. Bu ayeti celile de, Eymullah'tan gaddar bir hikaye var. Mevlamızın hikayesi. Bunları duysun diye orada ayetlerini okuyamayacağım. Mahallini şöyle söyleyip geçeceğim. Memleket, memleket bir memleket büyük bahçe sahibi tek kişi var. Tek kişi var. O mahallede, o gariyede başka kimsenin de bahçesi yokmuş. Amca, o kadar merhametli insan ki boğazından geçmezmiş. O Allah'ın verdiği elmalar, armutlar, üzümler, çeşitli meyvalar boğazından geçmez. Gün geldim mi Kuran-ı Kerim'de, gün geldin mi derler, çağırın. Çığırın memleketi. Gideceksin, biz elmaları, armutları filan indireceğiz. Herkes ihtiyacı olan meyveyi bizim bahçeden getirsin evine. Bu kadar şakır.
Yalnız ben altına slim sereceğim, dikey sereceğim, su sereceğim. Onun üstüne dökülen benim. Harcime çıkan ne kadar varsa neyim o onların. Bütün millet diler mi oraya sallarlar, azıcık çulumun üstüne ne yiye dökilir? Daha çok dışarıya geliyor. Herkes yüklerini, heylerini doldururlar, getirirler, temali afiyetle yerler ve çok da dua ederler. Dua ederler. Annemiz bizi ıslah için böyle derdi. Oğlum cevizin, gayzımızın hangi tarafı çok bitmiş derdi. Yolun üstüne inen dallar çok bitmiş. Burayı iyi yıllarda ondan çok bitiyor gördün mü oğlum? Safiye olursanız Allah size çok mal verir. Fakir olursanız Allah malı elinizden alır. Bunun için diyor. Yani o dallar bile öyle biter. O adamın da ağaçları güya içiyormuş yere yeniyor. İyice anlayın. Kuran-ı Kerim bu anımı sizin seviyenize söz olarak delirdi. Benim dışarıda konuşturma sen katlanmazsan ben camide konuşanlara hiç katlanamam.
Açılın bunu aşkla. Kelimesi ile cümlemize hüsnü hatimeler, tevfik et ya Rabbi. Tevfikine refik et ya Rabbi. Babaları ahirete irtihal etmiş, bir saldırıvereyim. Üç oğlu kalmış. Beyim oğluyla ikinci ortancın oğlu, meyve inme zamanı geldi, babamızdan alışkın bu millet bizden meyve götürmeye, ne yapacağız şimdi? Büyük oğlan demiş ki, benimle mi sular demiş sular bana? Ortancılı oğlan demiş ki, bizimle mi vergisini niye veriyor da dibini deptiriyor? Güçova olan demiş ki, babamın yolunu terk etmeyelim. Babam nerden gittiyse biz oradan girelim. O sakiydi biz de sakiye olalım, milleti güne çığıralım. Aynı onun gününde vardık biz yine yetiyordu. Şimdi o gelince ahirete gizli bunu gizli gider indirirsek Allah'a uyukayılmaz belki de. Küçük sen bildiğin yok. Ne kadar para döktüm ben onun mücadelesine, ne suyunu sulattırana kadar, ne çektim dergisini verene kadar ne ediyorum ben sen bildiğin yıl.
Ne başımdan filan demiş lan kovmuşlar. Gece diyor, çıktılar gizli geliyorlar. Allah Kuran-ı Kerim'in de tercümatlı Kuran'ınız varsa yani tefsiriniz varsa ayetini okur orada bulursunuz. Bu iyice böyle girenler, hayvanların üstündeler, kendileri kimseye duyurmazlar. Lokmamız nasip olmasın kimseye, bizde babamız gibi diyelim miyiz diyorlar. Fikirsiz adam, ellere yedirdirdi. Biz, yedir demek diyor ve geliyorlar gecenin paranlığında varmışlar. Bahçe yeşillik yok simsiyah bir han var bahçede. Biz yanlış gelmişiz demiştik. Yani yolu yanılmışsak gelirken biz kendi bahçemize değil başka bir yere gelmişiz. Biz yanılsak hayvan fısfısı yanılmaz. Evden çıktı mı karanlık olsa huzurdan aşığım yelke o beygir yolu pek görür, böyle karanlıkta, zifti karanlıkta gelebilir. Onlar yanılmaz doğru gelir diyor.
Ya ulan diyorlar koçum olana, yanlış gelmişsin işte bizim bahçeye benziyor mu bahçe görmüyor mu diyor simsiyah diyor. O diyor ki, biz yanlışlıkla yolda, evdeykene yanlışlık diyor. Yani evdeykene yolu yanlış, yolu yanlış ettik diyor. Yani kalbiniz babamızın yaptığı gibi yapmayalım dediniz ya, işte o zaman yanıldınız siz diyor. Bahçe o olmuyor o ya, fikriniz yanlıştı. Babalarımızın gününde tabakları elde. Öyle Haccam lövcanın evinden, Hacı Hafız Hoca'nın evinden, Şık Mustafa Efendi'nin evinden, Salim Hoca'nın, Hafıza lövcanın, o sevginlerin evinden hep böyle tabak tabak yemek kim fukeraf buna böyle gelirdi. Bunların başında görürdüm ben. Bu gözler bile şimdi tek tabağa rast gelemiyorum. Tek sahana rast gelemiyorum. Onun için hem zengin olduk, hem de tahlilliğimizden tamamımızdan yetmiyor diyor. Yetmiyor, bu yetmez bize diyor. Hayatınız olsun yirmi iki bak yirmi demiyorum.
Yirmi iki para vardı biz sene yazdı. Bugün benim evimde yarın bunun gömümde o grubun hüvün bir evde devahatlarıdır onlar. Lavahatlarıdır Ramazan-ı Şerif'te hüvün bir evde devata girerlerdi. Şimdi bir keçi bu paranın elini biri tutmuş da götürüp de akşam evinde yemek yedirttiğine, ben gözümün en şahit olamadım siz oldunuzsa. Bana der ki hoca ben görüyorum filan efendi öyle götürüyor. Götürüyor. Efendin kalmadı ki götüreceğim. Eski efendiler biz yitirdik. Dar günde Safa gibi yaşadılar. Memleketimizde isim almaya hacet yok. Ta alan alan buzuldan haşır merkebin üstünde arpa getirdiler, uyuttüler. Yine onu pişirdikleri zaman, çıyırlar bizi şebüğünden o hayvan iki tanecik yürek getiriyor bu saatte. Şimdi motorların üstünde, patırların üstünde geliyor. Kimseye bir de hatbelliğine giren yok. Yok ben sana duymuyorum, başlığı yok, ceketi yok, şeyi yok.
Zekatı var öyle demeyin, peşlestimize gelme, öyle olsun verelim ki diyorum ben. İnşallah sabah tam açılmış, bakmışlar ki bahçeye, kanaatiniz olsun. Mevlamız Kuran'ında haber veriyor. Kapkara taşta yanmış gibi ağaçlar siyah yanmış Allah bir ataç indirmiş. Bahçeyi kül kömür etmiş böyle. Kül kömür etmiş. Siz babanızın gittiği yoldan gitmediniz deyin. Allah Kuran-ı Kerim'de bunun için mevlamız diyor ki, buyuruyor ki Evet. Verdiğimiz rızıktan nafaka verirler. Hakk'a mümin olanlar başkalarına nasip ederler. Benim değil budur. Allah yerde bunu der. Kırkla birini ayırdır. Tonlarla elma var tonlarla elmalar var. Bu sene pancarlar gibi oldu, su yok diyorlardı. Allah kudretinden, tabanından sulamış. Kudretinden sulamış. Bağırınca, İmir İmirİİMREN'in ve ZİRÜ de yok. Yine adam altı lira artı buçuk lira bir birey veriyor. Diyor ki ulan hoca altı lira, gel, devir, devir diyor.
E burada hocanda senin akraban da ne var canım diyor ki, bir çarşıdan ne yiyorsa zengine göre on lira olsun ver de düşman elini alınca oh Allah razı olsun onu olan oğlum hepsi olmaz korkma. Yani onu olan eksilmez, ah ah diyorum ben sana. Hatta mümin olanları Allah tarif ederken, nefakada verirler. Ayet-i sabitada, ibret geçen, Allah zikrolununca kalbi titreyen, Kur'an-ı Kerim dokununca imanı artan, ala Rabbiye tevekkül. Allah'a tevekkül eden. Mümin-i kamiller namazı şeraitiyle kılan, bizim verdiğimiz rızıktan başkasına da, başkasına da lütufta bulunan bu ayette geçen, Ulaike oldu mu yukarıdakiler demek ha? Hakka mümin olanlar vur, başkası kendine süs vermesin. Yani ben Hakk'a müminim zannetmesin. Böyle olursa mümin, namazı çok dondurtular ve devamlı kılarsa. Verdiğimiz rızıktan zeketini, sadakasını verirse. Allah zikrolununca kalbi ürperirse.
Ayet okununca imanı artarsa, Allah'a da tevekkül olursa, senin kaderindendir Ya Rabbi bu derse, hep dinim böyleymiş derse. Sahil olmalı, musibet insana gelir. Musibet gelir. Ey Adem oğlu, Mellem yazsa bir kaza yiyin. Başınıza kaza verin de razı olmazsanız onu ben veriyorum. Onu ben veriyorum. Evladı da ben veriyorum, gelini de ben veriyorum. Çocuğu da ben veriyorum, her şeyi ben veriyorum size. Onlar hep ben veriyorum. Evet. Lebledem bellemyarıza bir kazayı, başınıza kaza veririm de razı olmazsanız, feza ceza ederseniz beni mi buldun Ya Rabbi Derseniz, lebnadem mellemyanıza bir kazayı. Bela yerim de sabretmezseniz, o sizi olgunlaştıracak o bela. Yetiştirecek başınıza bela gelmiş. Olgunlaşıp yetişip Allah ibadetinizi ne ısınıyor dur bakalım başına bir musibet vereyim. Yapasını, başını, saçını mı yırtacak? Senden geldi ya Rabbi razı. Çekerim bunu diyecek mi bakalım.
Mala veririm razı olmazsa, nimet veririm şükretmezse benden başka bir Allah razı olsun. Ben onu bu diye kabul etmiyorum diyor Benden başka Allah arası. Bakıyorum Hacerliğin, hocamliğin başına bir sıkıntı geldi mi çehresi. Allah'tan geldi. Ne uğranım kardeşim öldüyse Allah diyor. Oğlum ayrıldıysa Allah'ın o bun ağarmış takdire ayrılmış. Hızı saklasın, oğlumusa düşün metanetli ol Allah'a karşı canım. Kullarımdan bir kuluma teveccüh ettiğim zaman, bir kulumdan razı olacağım zaman, Hadis-i Kudsibat okuyorum. Efendim. Kullarından bir bulma tevedri ettiği zaman, Bedenine bir hastalık veririm onu. Rahatsız olacaksın hasta olur o. Yok eğer hasta etmezse, evfi velediyi evladını neyi haslederim? Evladını öldürürüm hasta ederim razı olacağıyam. O gavurlar gelini gelini yaşar. Müslümanın başı musibetsiz olmak. Yani o musibet gelir ona. Malına büyük zarar veririm, veren benim diyor Allah.
Sabrı cemil ile karşılarsa güzel sabrıla. Sen verdin Ya Rabbi, bunların hepsini beni veren de sensin. Bu musibetleri veren de sensin. Annemi babayı öldüren de sensin. Bana her şeyi takdir eden sensin Ya Rabbi, der de. Sabrı cemili, tasavvuf kitapları gevelgirdiğin zaman, isabetli adam kim olduğu belli değil. O da ille gibi, naşaklı durursa ona sabrı cemil diyorlar. Böyle sabrirlerse. O kulundan ben haya muamelesi buyururum. Utanırım okulumdan. Utanma muamelesi yaparım demek yani. Utanmadan münezzeh de o benden değil ben ondan utanmam muamelesi yaparım. Malına zarar verdim, evladına zarar verdim, vücuduna zarar verdim, hep senden geldi diyor. Ben o bununla ahirette utanma muamelesi yaparım. Onun için mizan durmak, onun sevabını günahını gözüne gösterip de utandırmak onu. Huzuruma dikip de, şöyle huzuruma dineldik de Niye böyle böyle yettiğini reytine buna.
Çünkü onun gözünü almışsın ben, gözünü kör etmişsin. O da senden geldi ya Rabbi demiş. O gözü eman senden geldi demiş. Bir saat tahammulu bitecek gözünü çırpmayacak kadar, bir sene nafile oruç tutmuş, nafile namaz kılmışlara sevap oluyor. İki gözünün yerine cenneti verdir diyor onlara. Onun için böyle felç olmuş, topal olmuş, trafik kazası geçirmiş, ezilmiş, ölmüş, vefat etmiş, niyetmiş, onların aileleri saçını başını yırtma değil, Ya Rabbi senden geldi. Şükür şehit oldu, yetmiş tane akrabasını kurtaracak deyip memnun olurlardı eskiden. Şimdi de böyle daima ağlar, sızlar senelerce geçmez. Hatta mümin olanları tarif ediyoruz biz size. Öyle mümini dağıtıyor Allah. Hakk'a mümin bunlar. Rab'larının anında onlar için Cennet dereceleri var. Yani sırf dünyada böyle tahammüllu iyi olduğu değil. Cennette dereceler var. Evet. Taksiratları mağfiret ve cennette Rızıklar vardır. Tüken biz bitmez.
Rızıkları da diyor ona vereceğim Cennet-i Ala'da. Musibetken hasta olan, ihtilaftan büyük tehlike geçirip ülen, sıkıntılara maruz kalan kimseler yok mu? Onlar yarın ahirette mükafat alırken, sıhhatılanlar ah ya Rabbi. Ah bizde makaslarla davransak da şunları bir lensse o güzelim ilimsel diyecekler. Cennet-i Teala'nın kapısına varmışlar. Buradayken fakirim diye ceza feda etmemiş. Ellere verdin de bana vermedin ya Rabbi de dememiş. Velhamdülillahi rabbil alemin. Alemin Rabbısı benim. Ötekini zengin etmesem de yoldan çıkardı da onun için zengin ettim, tahammül edemezdi. O birini de fakir etmesem de zengin etse de hiç bakmadan, hazineden gelmezdi. Ben onun için fakiri, zengini gen ayarladım. Kudretimle diyor Allah. Bak birçok verin sana anadan doğunca çulun. Var mıydı faren kulun? Tanrı yarattığı kulun verir rızkın omaz açar. Boyrazı var tikisinin. Hikmeti var episinin.
Tanrı isvet hapusunun, kimi örter, kimi açar. Ona ecelden rızkımızı vermiş, kimini örter, kimini de açar. Açığılır, vaktimiz bir kur. Sıkıştıkça sıkışmaz ya. Sebepler halk eder Mevla, kerem bab'ın kapatmaz ya. Sana yalvardığım Allah, delirdin bahtımızı açar da yani biz de zengin oluruz. Allah bahtımızı açar. Açığılır bahtımız bir gün sıkıştıkça sıkışmaz ya. Yani sıkıştıkça Allah kulunu sıkıştırmaz ya. Bilhassa kadınların neyin kalbi çok dar olur. Nerden yiyeceğiz, nereden içeceğiz böyle. Namussuz bizim mahallede bir ama var, Mehmet. Bütün böyle kanaatı kadar kanaatı var.