Peygamber Efendimizin Tesellisi ve Ruhun… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Peygamber Efendimizin Tesellisi ve Ruhun Arınması
Peygamber Efendimizin Tesellisi ve Ruhun Arınması kaydında Cenabı hak suresinin son ayeti celilesinde Cenabı Hak habibinin gönlünü memnun etmek, mesrur etmek için geçmiş peygamberlerin haberlerinden nakil buyuruyor ki onun gönlü dizeler diye buyuruluyor. İşte Habibim eza gördüm, cefa gördüm ama diğer peygamberler de kavminden aynı ezayı aynı cefayı gördüler. Sen mahsun olma. Yasin Şerif'te…
Cenabı hak suresinin son ayeti celilesinde Cenabı Hak habibinin gönlünü memnun etmek, mesrur etmek için geçmiş peygamberlerin haberlerinden nakil buyuruyor ki onun gönlü dizeler diye buyuruluyor. İşte Habibim eza gördüm, cefa gördüm ama diğer peygamberler de kavminden aynı ezayı aynı cefayı gördüler. Sen mahsun olma. Yasin Şerif'te görürüz Essairi billah. Madem söyleyeyim, onların yapmış olduğu yanlışlıklardan dolayı Yetmiş altıncı ayeti celilede Habibini teselli ediyor Rabbizi celalimi. Üzülme buyuruyor. Onların içinden gizlediğini de açığa vurduklarını da biz biliyoruz. Çok buna dair ayet için neler var mesela. Bu da gaf suresinde geçer Mevla'yı Zülcelal'imiz. Hata etmemeye gayret etmeliyiz ayeti celilelere Rabbi Zülcelal'imizin kelamı olması hasebiyle çok dikkat etmemiz gerekiyor ihsanı. Onların sözlerinden onların sözlerini sana ne demek istediklerini biz biliyoruz.
Sen onlar üzerine bir zorba değilsin. Sen Kuran'ı azimüşşan ile Rabbimizin azabından korkan kimselere bazı nasihatini yaparsın. Burada anlayacağımız Sen tebliğini davetini yaparsın habibi. Bir kelime Türkçede Arapça'daki güzelliği yakalamamız çok zor. Zorba kelimesi. Bunu kullanmayalım başka bir kelime diyoruz ama bulamıyoruz. Sen onların üzerine zorlayıcı değilsin ancak bu kadar diyebiliyoruz. Yine burada Hicr Suresi'nde buna nümasın Ayet-i Celaleler pek çok. Habibini hep tesliyet, hep teselli ediyor Halıkımız Celle Celalü. Habibim biz sana Fatiha-i Şerife ve Kuran-ı Azimüşşan'ı verdik. Essahil bina. Hani niye üzülüyorsun? Neden mahzun oluyorsun? Biz sana Fatiha suresini verdik. Gibi bir kitabı kelime sana bahşeyledik. Değemez diye buyruluyor. Değmez. İşte bu Ayet-i Celileleri okuyoruz da amelimiz önemli olan bu.
Mesela başımıza böyle bir nefsimize yapılan bir darbede, nefsimize yapılan bir hüküm da o anda sükutumuz yok. Yoksa güzel güzel bilmiyoruz ama iş bu duruma geldi mi illa gücünü alacak. O bir kelime dediyse, nefsimiz çünkü mutmain ne değildir ıslahta olmadığı için, onun beş katını en az söyleyecek rahat edecek. Bunun için Mevlana'mız şehevi yönünü ve gazabını yenen peygamberlik damarı üzeredir buyuruyor. Çok güçlü bir duygu. Ama buna hakim olursa bu peygamberlik damarı üzeredir diye buyuruluyor. Misalleri çok anlatmaya gerek duymuyorum. Burada Süleymaniye Darani Hazretleri, Allah'ımızın sevgili bir dostu. Kim Allah için böyle mütevazi olur? Gönül de beliren bir haldir. Şunu tespit etmemiz lazım. Huy tarif edilirken ahlak kitaplarında huy ahlak şudur. Kalbe yerleşen ve kolaylıkla yapılan. Mesela tevazu, öyle ki mütevazi hareket etmek çok zor geliyor kendisine.
Mesela iltifat edilmesini istiyor, üst tarafa alınmasını istiyor vesaire. Hep yükselmeyi istiyor. Bunun yanında, nere olursa olsun bir yer bulduğu zaman oraya oturuyor. Mütevazi, halkın kendisine hizmette bulunuyor kardeşlerine. Bu hal gönülde yerleşecek olursa kolaylıkla yapılandır diyor. Zorlamıyorum. Öyle yapayım değil. İlk anda belki zorlanılır bu oyunun elde edilmesinde ama sonra bize bu ahlak haline gelir. Ama iyi bir çaba istiyor. Bizim tabii hatalarımız pek çok. Mesela yaptık oldu şekli, bu değil. Yaptık ama yaptığımız bizim acaba Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'in yaptığı gibi mi? Ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılın. Sadece namaz hakkında değil bu. Her hususta. Çünkü bize örnek olarak tanıtılmış, Onu kolaylıkla yapabilmek. Bu da bizim nefsimizi darelemekle, nefsin mertebelerini geçmekle olur yoksa olmaz.
Peygamber Efendimizin Tesellisi ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Tesellisi ve Ruhun Arınması kaydında Cenabı hak suresinin son ayeti celilesinde Cenabı Hak habibinin gönlünü memnun etmek, mesrur etmek için geçmiş peygamberlerin haberlerinden nakil buyuruyor ki onun gönlü dizeler diye buyuruluyor. İşte Habibim eza gördüm, cefa gördüm ama diğer peygamberler de kavminden aynı ezayı aynı cefayı gördüler. Sen mahsun olma. Yasin Şerif'te…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
E nefsi nasıl darbeleyeceğiz derseniz, uygulamalar var o kitaplarda, tasavvufi eserlerde pek çok söyledikleri az yemek az uyumak az konuşmak, Büyüklerimizden işittiğimize göre nefsimiz ne derse biz muhadisi yaptık derler. Ona uymadık. Şimdi ona da uymayınca ne oluyor? Artık zafiyetten düşüyor. Güç bulamıyor. Kuvvet bulamıyor. Ama dediğini yaptıkça o güçlenmiyor ve bize hakim oluyor o zaman. Şunu iyi düşünmemiz lazım, mesela Allah'ımız bize akıl mutlulemiş. Fakat bu akıl nefsimize şu anda köle durumunda. Nefsimiz, aklımız nefsimizin esareti altında. Nefsani bir hal konduğu zaman akıl diye bir şey kabul olur. Mesela gaza biletleri dedik hiç tanınmıyor. O anda akıl gidiyor. Burada bizim gücümüz Esad El Bilgi Hazretlerinin de beyan buyurduğu gibi aklın ve ruhun hakimiyeti, akıl ve ruh Hakim olacak olursa güzel duygular meydana gelir. Aynen bir ülkenin idaresi gibi.
Diyelim ki o ülkede Reis-i Cumhur iyi niyetli bir kimse, güzel ahlak sahibi, ülkesini 7, halkını 7, insanlara şefkat nazarıyla bakan, herkesin kurtuluşunu isteyen bir kimse. Bunun yanında bakanları da böyle olacak olursa, milletvekilleri de olursa ne olur? Ülke cennet gibi bir hayat yaşar. Bozulursa her şey bozulur. Efendimizin iki zümre buyurduğu birisi idareciler, bir diğeri de alimler görüyorsunuz. Ondan dolayı biz kitapların listesini veriyoruz. Bunu kardeşimiz bilir, iyi takip edelim. Orada gerçi çok kitaplar verilmiş ama kalın puntolarla, birilerine verilenler var. Bunlara bakarız Sağlıklı olsun diye. Çünkü çokça eserler hazırlanıyor. Mutezili bir bölüş vardı. Bu akla dayanan bir bölüş. Her şeyi akilla halledeceğiz diyorlar. Akilla. Müfessiri nizam efendilerimiz mesela kimdir? Fahreddin Razi Hazretleri Rahmetullahali çok mücadele etmiş.
Tefsirinin bu kadar girmiş olması onlara cevap hazırlamasından dolayı. Biz ne yapacağız? Her şeyi akıl akıl şunu ortaya koyacağız, diyeceğiz ki sadık haberlerden birisi nedir? Vahiy. Allah'ımızın Kitabı Kerim'i. Diyeceğiz ki, vahiy mi önüne gelir Allah'ımızın Kitabı Kerim'i, yoksa akıl mı? Şimdi akıl, Kerim'i yoksa akıl mı? Şimdi akıl Allah'ımızın kendine uyduğu sürece kıymet kazanır. Yani ben şöyle diyorum, böyle diyorum demekle olmaz. O akıl Allah'ımızın kitabı Kerim'ine uyduğu nispette bir değeri vardır. Hep sıkıntılar budur, başka hiçbir şey yok yok ve bir de Aleyhisselatu Vesselam efendimizin ve asabi kiramın bu muhterem onların yolunu takip eden kimselerin eserlerini takip edeceğiz. Bir diğerini, şimdi bizim malumatımız o noktada olmadığı için yanılırız. Çünkü o bilgiler yok. Nasıl bilgiyse?
Bir kere biz Allah'ımızın ayat-ı ilahiyesini, onun nüzul sebeplerini, beyan ve bedi, fesahat ve belagat, bazı haltlar, böyle mecaz olanlar, bunun yanında A İman suresinde geçer, mübhem olanlar belli olmayanlar bunların Efendimiz tarafından ve onun tasdik ettiği kimseler vasıtasıyla beyanına bakacağız. Çünkü müphem olanları, böyle açıklanmayanları Aleyhissalatu Vesselam dememiz açıklıyor. Ona müracaat edeceğiz. Bu münakaşa ile bizim işimiz yok. Bunlar uzadıkça uzak manası ve değersizdir. Cihat ele alındığı zaman bugünkü cihadımız ilim ve fende bir cihattır dünyaya bakalım isterseniz. Araştırdığımız zaman ilim ve fende. Şimdi bir yerine üstadımızın hatıraları. Kardeşim diyorum, hatıralar zamanı değil şimdi. Anlatılacak olan onların tavsiyeleri. İşte burada var. Zaten hatırayı yarı yanlış, unutmuş, veriliyor. Bu değil, bizim istediğimiz bu değil. Onlar da bunu istemez.
Böyle hatıra anlatılacak, bilmem filan değil bu. O orada o insan dinle, ondan sonra da belli bir seviyede olmadığımız için bu olacak bir şey mi diye başlar. Bak ne güzel tavsiyelerin ne kadar boş. Mesela burada insanların birbirlerine olan saygısını ifade ediyor. Müminlerin birbirlerine saygılı olmalarını, imandan dolayı. Bu tavsiye nedir? Müminlerin hadisi şerif sonra her kıtasında ya bir hadis-i Muhammediyeden ya da Ayet-i celileden bir güzellik görüyoruz. Onun bir manası bir tefsiri mahiyetinde ifade buyuruyor çünkü hepiniz bir vücut olsun derken müminler bir vücut gibidir buyuruyor. Buna işaret buyurmuş. İşte müminin mesela azasından birisi rahatsız olduğu zaman diğer azalar ona iştirak ediyor. Bir dişi ağrıyor ama vücudunun her tarafı ağrır gibi oluyor. Bu elemi bu sıkıntıyı yaşıyor. İşte müminler Arakan diyelim, Sumadi diyelim, ceza çekinmeyen yer yok ki.
Şimdiki burada o dışarıdan gelen Müslüman ülkelerden gelen eza gören onlara sobayı yetiştiremiyorlar. Battaniyeler yetişmiyor. Hatıra anlatacağımıza asıl onların bu sıkıntılarını giderecek hatıraları yapalım. Bir yerde başlamışlar. Şimdi başlamışsınız siz bunu yapın ama asıl efendimizin tavsiyeleri önemli. Müminlerin ızdırap içerisinde olanlarının tutulması gerektiğini, çinin atılmasını hep ayeti yedi de bunlar. Araf suresinde. Biz onların önlüğünden kimi kibire hasedliğini çıkardık. Nurur olur. Böyle olan bir kimsenin bir tarikat-ı alibiyede adım atması çok güçlü olur. Çünkü engelleri kaldırmış. Engeller kalkınca tabii ki vasıtamız hiçbir yere takılmadan doğru bile gidecek, son sürat gidecek. Ama bir yerde yol çalışması var, bilmem falan engeller o zaman gidilmesi mümkün değil tabii. Her söz müstesna manalar içeriyor. Bunun olmasının sebebi de ledünni bir ilme sahip. Bu onu göstereyim.
Allah tarafından bir ilim. Şu bizim çok dikkatimizi çeker. Bir Hadis-i Şerif'ti. Buyuruyor ki, bir yavrunun babasına benzemesi nimettir bulunuyor. Bir çocuğun babasına benzemesi. Çünkü buluntu, alıntı çalıntı olmaması sebebiyle. Şimdi bu beden olarak, ruh olarak onlar bizim nedir? Ruh yönünden babalarımız durumunda. Biz onlara ne kadar benziyoruz buna bakacağız. Üç aylara geliyor şimdi. Üç ayların niye kıymetli? Üç aylarının kıymeti diyelim mürgayahip gecesi. Bunun yanında miras gecesi. Beraat Kandili. Kuran'ın inmiş olduğu Kuran-ı Azimüşşan'ı, Ramazan-ı Şerif, Ramazan-ı Şerif'te Kadir Gecesi bu bir ay yani. Kuran Azimüşşan indiği için olay kıymetli. Kuran Azimüşşan niçin indi? Bizim düşüneceğimiz bu. Allah'ımızın Kitabı Kerim'inin inis sebebi nedir? Bunu tefekkür edeceğiz. Kuran Azimüşşan'ın iniş sebebi, Bizim için. Bizi uyarmak için.
Bizim hayatımıza yön vermek için gecemize gündüzümüze aile hayatımıza ticari hayatımıza insanlar arası münasebetimize her şeyimize işaret buyrulan işaret eden kitabı ki bu bizim için indi. Şimdi Ramazan-ı Şerif çok kıymetli diyelim. Ramazan-ı Şerif kıymeti Kuran-ı Azimüşşan indi. İşte düşüneceğiz, aynı sözü tekrar ediyorum ama beyinlerimize başlar şahsı için, şahsı aciz için söylüyorum. Tesir etsin gönlümüze diye. O an bizim için indi. Biz ona ne kadar dikkat ederse o nispette değerimiz artar. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz insanın değeri buyuruyor. Kuran-ı Kerim'deki ayeti celilelere muvafık durumundan dolayı. Kaç ayeti celileye muvafıksa o nispette yükselir. Bunu düşüneceğiz. Düşüncemiz böyle ortalığın düşüncesi gibi olursa çevrede zaten istenilen tarzda bir çevre değil şu anda. Hani kimin yanında varsak bize böyle Süleyman-ı Darani Hazretleri ne buyuruyor? Ehlullah ne konuşuyor?
Kitabı Kerim'de ne geçiyor? Bunu söyleyen çok az çıkıyor. O zaman biz kendimizi devreyip toparlayacağız, kendimize bir yön keseceğiz. Bizim okul arkadaşlarımızdan vardı öyle, görürdüm. Kendilerine hedef tayin ederlerdi. İşte şu güzelliği elde edeceğiz. Oradan şuraya geçeceğiz. O zaman hemen söyleyelim. Nefsimizin yedi tane mertebesi var. Mesela en sonu Allah'ımız kulundan, kul Cenabı Hak'tan razı. Hiç düşündük mü namaz okuyoruz taiyyatta. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz Allah'ım, selamın, rahmetin, mağfiretin, ümmetimin salihleri üzerine de olsun. Ne haberimiz olacak? Okuyoruz işte. Onu okurken salihlerden olmanın güzelliği bizim ruhumuza yansıyor mu? Tenlerimize bile sirayet ediyor mu? Tefekkür edeceğimiz bu. Bundan dolayı kabuk da değil içine nüfuz etmek. İşin ruh cihetini. Şimdi Mürşid-i Kamil'imiz anlatıyorlar. Hele hatıra dediler mi? Sevmiyor kardeşim sen hatırasını anlatmıyorsun.
Onun hatırası bize Allah'ımıza muhabbeti meydana getirecek ve o her zaman makam kaydeden bir kimse onlar. Yani bir evvelki nefes aldığıyla ikinciyi aldığı arasında büyük fark var. Her zaman değişir. O anlattığımız bizim elli sene önceki bir hal. Ondan sonra devamlı makam kaydediyorum. O. Mesela bir yerin gelişmesi nüfusunun çokluğuna göre olur. Mesela kasaba kırk senedir ayrı diyelim. Gittikçe de nüfus düşüyor diyelim. Ama büyük bir şehir öyle değil. Büyüklüğüne göre gelişiyor. Onlar mesela hedef tayin etmiş, nefsinin mertebelerini aşmış. Ruhen kemale ermiş. Sırren de kemale ermiş. O zaman ona göre bir gelişimi var mı? Bak efendimizi bir bilebilsek inanın başta şahsım olarak hep yüzeysel geçmiş. İşte bir yerde hatırası deniyor. Şöyle gün vereyim bunu Allah'ımızı nasip ederse. Kendisi buyuruyor ki daha diyor bundan elli sene önce Efendimiz bu muydu diyor. Bak ifadesine bak.
Sami Bendi Hazretleri için Gaddes Allah'u sonra bu anlattığım diyor daha diyor üstadımızın gençlik yillarıydı, nasıl isabet etmiş? Şimdiki hali diyor tahrif edeceğimiz gibi değil. Onlar iki hususa riayet eder, en sonunu söyleyeyim. Halini devamlı gizlerler. Ortaya atmaz ki. Ortaya atılan nedir? El arabasıyla satılan yiyeceklerdir. Onlar al bunu da alır el arabasının üzerinde satarmadan Ümmüsu satar mı? Yakuutu satar mı? Zümrüt'ü satar mı? El arabasında. Böyle götürüyor. Gelin zümrüt var gelin yap. Adam bir taşı buldu tesadüfe. Taşın içinde zümrüt oldu. Deniyor ki büyük bir servete mazhar oldu. Şimdi o gönlündeki cevheri ancak Bize konuştukları bizim seviyelerimize göredir. Çok merak ederdim Cem ul Cem makamına bu çok mühim. Yetmiş iki milleti bir görmek. Bu izah edilemez. Öyle anlatısa hep itirazlar doğar. Yaşanan bir hayat.
Bu İbrahim bin Ethem'in bir eşyaya bakarken Evliyaullah eserden müessire geçiyor. Esere bakmıyor. Onu halk eden Mevla'yı görüyor. Yüce kudreti görüyor. Böyle bir kimse anlatmış mı? Anlatmış. Kime anlatmış? İltihad etmesine rağmen bilmez. İki kişiye anlatmış. Belki daha başkaları da olabilir. Yani bunların izahı yok. İmamı Gazali Rahmetin Vail-i Bari böyle kimseler için kibriti Ahmer tabirini kullanmıştır. Kibrit-i Ahmer kırmızı kibrit demek. Bulunmazmış. O zaman çok kıymetli olduğu için çok değerli bulunmuyor. Bu sebeple onu ifade etmişler. Bugünkü zamanda daha başka ifadelerde bulunabilirlerdi. Bulunmaz. Evet, ticaretini bulursunuz. Ondan sonra güçleri yedileri kırkları bize kolay kolay görünmezse ehline görünürler. Şimdi onlar birbirlerini tamamlar. Mesela dedikleri şimdi bu kelimeden hareketle diyorlar ki biri ahirete düştüğü zaman diğeri onun yerini tamamlar.
Ama bulunmayan mürşid-i kamiller de bunlar bulunmaz. Diğeri bulunur. Mürşid-i kamillerin bulunması çok zor. Öyle kolay ve değil ki. Hangi aşamalardan geçen? İşte bir nefsimizin mertebeleri, ruhumuzun mertebeleri sırrın mertebeleri, Marifetullah vesaire. Nedir Marifetullah? Diyorlar Bayezid Bistami Hazretleri'ne, diğerleri de buna benzer ifadelerde bulunuyorlar. Arafullah'a. Araftü billah diyorlar. Allahu Zülcelal'i ancak Rabbamızın zatını bize tanıttığı kadar. Bunun için aleyhüssalatü vesselam efendimiz, seni hakkıyla tanıyamadık. Kuran-ı Kerim'de geçiyor Risale'de. Onlar hakkıyla takdir edemediği için şirke düştü, küfre düştü, nipaka düştü. Biz takdir edebildik mi? Efendimiz buyuruyor. Sen kendini nasıl vasf ediyorsan sen öylesin buyuruyor. Seni hakkıyla tanıyamadın. Tanımak için adım atacağız. Bak ne güzel rabıta, şiveler, murakabeler hep buradan girer. Gönülden girer.
Bunun kapısı gönüldür kalp. Kalp ihya oldukça zaten şudur. Gittikçe insan gidemediği yerler ortaya çıkar. Yani vardım dildikçe varamadığı yerden ortaya çıkar. İşte kar yağlıyor. Karın her bir tanesi bir diğerine benzemiyor. Bu bir tane misal. Bu bir tanesi. Bir kar tanesi diğer bir kar tanesine benzemiyor böyle bir Cenabı hak. Şimdi bak taat yapıyoruz. Nasıl yapıyoruz taati? Nasıl yapacağız? Farz olduğu için Allahu Ekber diyoruz. Öyle değil işte. Allah'ımız Allah'tır diye yapabilmek. O benim Rabbi Zülcelal'imdir. Allah'ımızın yüce kudretini düşünerek, onun sonsuz ilmini düşünerek Allah'tır bu diyerek Celle Celalühü kendimize çeki düzen vererek kılmaktır. Yani şöyle idari noktada biraz ileride olan kimseye bile giderken adam titriyor. Nasıl çıkacağım diyor, nasıl varacağım diyor. O namazda huzurumda durduğumuz kim? Bu şekilde.
Onlar da efendim, tefekkürüyle, bu güzel düşünceleriyle, gönlündeki halleriyle bunlara girişmiş. Şimdi bu bize tesir eder mi? İnşallah. Bakın ne söylemiş? Ustan Hoca burada müdeniz bizzat'mış. Onun bulunduğu mecliste, onun bulunduğu mecliste hocalar pek konuşamazmış. Büyük bir alim olduğu için hatta dili dolaşanlar bile olmuş. Üstadımız konuşurken o gelmiş. Cemal nasıl bilmiyorum ki bu nasıl bir hon? Bir üstadımıza bakıyormuş, bir de hocaya bakın. Niye bakıyor? Yani onun yanında nasıl konuşabilecek diye. Mürşidimiz buyurmuş ki müşterimiz ne kadar zengin olursa ona göre mal çıkar. Halbuki onda da okumuş, tefsir dokumuş. O da demiş ki biz konuşmanızı takip ediyoruz, sizde hiç gün görmemiş kitaplar var diyormuş. O gün görmedik kitaplar ehlince malum olan kitaplar. Burada yazmasın. Onda yazar onu. Onda yazar. Rabbani alimlerde olurum. Bu. Şimdi arada bu. Evet efendim.
Onun tavsiyeleri çok önemli. Burada Müellid hazretleri Süleyman-ı Darani'den Hadisallahu ve Zürih ol. Kim Allah için tevazu gösterirse Cenabı Hak onu yüceltip. Bu gönül de belirecek. Eğer diyor yani bak da derine dalınıyor, olacak bir şey değil. Nerede bu yapılabilir ki deyip de böyle ümitvar olma onda çoğalırsa ümitvar olmak, ümitvar olmak, böyle galip gelecek olursa hayatıma, fesheden vakti. Vaktini mahvet. Çünkü o yakmaz diyor. Allah zaten yakmaz. Yunus Emre diyor ya cehennemi görmüş de hani burada demiş ateş olacağını zannediyordum. Bekçisi olan Malik'te yan Yunus demiş burada dağdan kesilen kumrutlar yanmaz. Herkes kendi ateşine yanar. Bizi ifade etmez. Yani cennetimizle diyelim demek istemiyorum Allah'ımız, onlar yakin etmesin. Çünkü Kitabı Kerimimizle Yaklaştırmasın Cenabı Hak. İnsan cenneti buradadır. Ateş de burada, cennet de burada.
Burada eğer gönlümüz cennet gibi huzurla doluysa mesela bir ayet celil okuduk. Değil mi? Hacer Sinan Efendimiz mi? Onu mu anlatacağız? Düşmanına ya Rabbi veli etmeden canını alma diyen bir kutbu cihan Ben de derim bizimki dilden olur. Onunki kalpten geliyor. Eğer o hali el dilersek tabii gelecek hiçbir şey yoktur. Cenabı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Aleyhisselatu vesselam efendimizin ruhu tayyibelerine ehline ashabına peygamberanizan ve firanizan bütün geçmişlerimizin ruhları için El Fatiha.