Enfal suresi otuz üçüncü Ayet-i Celile Habibim sallallahu teala aleyhi ve sellem, Sen onların içerisinde oldukça ve istiğfar ettikçe Cenab-ı Hak onlara azab eder olmadı. Gale ba'düs selef. Geçmiş büyüklerimizin bir kısmı buyurdular ki Bizi azaptan kurtaracak iki tane kurtarıcı var. Birisi Nebi-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam efendimiz. İkincisi de vel istiğfar. İstiğfardır. Rabbımızdan yapmış olduğumuz hatalarımızdan dolayı af talep etmek, bağışlanma, yarılanmayı istemektir. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam ahirete göçünce bizim kurtarıcımız bir tane kaldı ve aleyhissalatu vesselam efendimiz hayatta olduğu sürece bizim için bir emandı. Nebiyy-i Ekrem aleyhi ve sellem efendimiz ahirete göçünce bize eman olarak kurtarıcı olarak sünneti Muhammediyelerine uymak kaldı ümmeti için kurtuluş, onun adeti seniyyelerini baş tacı edinmemiz kaldı.
Ta ki insanlar onun sünnet-i seniyyesini terk ederlerse o zaman bela ve musibetler yağmaya başlar. Günümüzde de bizim için kurtuluş hiç şüphesiz, onun seçilmiş ilmi ezeli de Rabbimizin seçtiği ve sevdiği kimseler, arifler, kamil insanlardır. Onlar da bizim emanımızdır. Onlar bulunduğu müddetçe Cenabı Hak muhafaza buyurur. Yüz yedi. Ayet-i celile. Alemlere rahmet olduğuna göre elbette kafirler de bu alemdendir. Şeytan da bu alemdendir. O zaman rahmet oluşu nasıldır denirse şeytana günde kırk kırbaç vurulurken, Nebi-i Ekrem aleyhissalatu vesselam Efendimizin aleme rahmet oluşuyla bile düşmüştür. Kafirler için rahmet oluşu da azaplarının te'firidir. Yine azaba girecekler.
Öyle ki onun aleme rahmet oluşu, işte şeklin değişmesi, işlenen hataya göre şekil alması, işte onu bunu incitenlerin haksız yere yılan akrep simasında olması vesaire ve bakmalar suda gark olmalar hep bunlar onun aleme rahmet oluşuyla te'fir olunmuş ve bunlardan da kurtulmuşmuş olur müminler için. Bu ehlince malum olan Arifani ilahiyyenin ilahinin büyüklerinden Bütün nebiler artık yüz yirmi dört bin ala rivayetin iki yüz yirmi dört bin enbiya, Rahmet olarak Cenabı Hak halk buyurmuştur. Getirmiş oldukları mesajla rahmettir. Rabbi Zülcelalimizin emirlerini bildirmek yapılan hatalardan dolayı tevbih etmeleri, inzarları ve tebşirleri iyilik yaptığımızda bu gibi halleriyle nedir? Rahmettir. Ve Nebiyyune sallallahu aleyhi ve sellem Bütün enbiyayı izam nedir? Rahmet olarak halk olunmuştur.
Ama Efendimiz aleyhissalatu vesselam o rahmetin bir gözüdür, kaynağıdır, esasıdır enbiyai zam ümmetleri için bir sadakadır. Yani sadaka hükmünde ve nebiyyuna sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz aleyhisselatu vesselam ise bize bir hediyedir, bir ikramdır, bir ihsandır. Efendimiz aleyhisselatu vesselam zaten hidayete ermiş ve hidayete de vesile olmak suretiyle bir nimettir. Sadaka, sakirler için hediye ise lil kubera bu büyüklere bir ikramdır. Bütün enbiyayı izam için sadaka tabirini kullandı. Efendimiz için de hediye, hediye de diyor büyüklere yapılan bir ikramdır. Seksen bir ayeti celilede Hani Allah her birine elçilik görevini verirken peygamberlerden şöyle söz almıştı. Bakın, ben size kitap ve hikmet verdikten sonra eğer günün birinde elinizdeki hakikati doğrulayan, yani bir peygamber size gelecek olursa ona mutlak iman edecek, ona mutlaka imanla birlikte destekleyeceksiniz.
Sizin tasdikinizle birlikte ümmetinize de açıkça bildireceksiniz. Eğer Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetişirseniz ona iman edeceksiniz. Bununla birlikte ona yardımcı olacaksınız dininde. Sonra Allah her birine ayrı ayrı sormuştu. Şimdi bana karşı ağır bir sorumluluk yüklenerek bu şartlar altında sözleşmemi kabul ediyor musun? Peygamberler Peygamberler Dediler ki evet kabul ediyoruz. Rabbimiz da o halde şahit olun. Ben de sizinle birlikte buna şahidim buyurdu. En Yahudi ve Hristiyanlar, eğer gerçekten önceki peygamberlerin izinden gitmek istiyorsanız, onların Allah'a verdikleri bu sözü dikkate almalı ve vasiyetlerine uyarak son nebimiz Efendimiz Aleyhisselam'a iman etmelisiniz. Bir kere bütün nebilerden ve ümmetlerinden Efendimiz aleyhissalatu Vesselam'a yetişecek olurlarsa şimdi Adem aleyhisselam Nuh aleyhisselam yetişti mi Peygamberimize? Ondan evvel geçiyor.
Niye böyle ifade ediliyor? Efendimizin şanının yüceliğinden dolayı ifade ediliyor. Nasıl ki onlardan böyle bir ahit alınmışsa aynı zamanda ulema-i kiramdan, tabilerinden ve bütün insanlardan ahid alınmıştır. Eğer benim velilerimden birisine erişirseniz, sıddık-ı Azam'a ulaşırsanız, sıddık-ı azamdan üstadımıza kadar ve emanet edilen ne ise verilen o kutsi göreve kutsal göreve kim gelmiş ise eğer ona yetişirseniz, eğer ona yetişirseniz hakikat sancağını elinde tutan meşayih-i izama ulaşırsanız Siz de onların getirmiş olduğu bildirmiş olduğu ilahi esaslara tam manasıyla yapışın ve bu hususta yardımcı olun. Ama yan çizer, çeker giderse, kabul etmeme gibi bir belaya uğrarsa o zaman fasık olurlar. Vilaye desek de olur. Artık onların koruması da olabilir, üstünlükler de olabilir, onların hepsinden mahrum olurlar en azından şefaatinde.
Allah'ımızın ona vermiş olduğu birçok salahiyetler var ki o salahiyetlere de erişemezler. Hakikat ve şeriat cesede nispeten bir ruh gibidir. Şeriat ise kel ceset sanki bir vücut gibidir. Hakikat ve'l hakikat kerru o da ceset içerisindeki ruh gibidir. Cesede hayat veren ruh gibidir. Eğer hakikat olmadan şer-i şerifi yaşamaya çalışırsa kişi sanki ruhu olmayan ona canlılık temin etmeyen bir ceset gibi kupkuru bir ağaç gibi kalır. Hakikat içerisinde olduğunu söyler de şer-i şerife riayet etmezse ruhun bile cesedin. Sanki cesedi olmayan ruh gibi olur. Kim ki şer-i Şerife uyuyorum, artık bunlara gerek yok demeye kalkarsa o zaman fıska düşer ve mentahak gaga Eğer hakikat ehlimdir de şer-i mübine aykırı bir davranışa girecek olursa bile bile fakat tezendega o da zındıklaşmış olur.
Eğer bunun ikisini de bir araya getirirse, şeri emirleri şeri emirleri kalben de tasdik ile, ruhi ile de sırrı ile de gönül aleminde de yaşamak suretiyle yerine getirirse fakat teakkka da hakikate de ulaşmış, hakikate de ulaşmış olur. Eğer bunun ikisinden de vazgeçerlerse Allah korusun dinden uzaklaşmış olurlar.