Peygamber Efendimizin Özellikleri ve İnsanların Hayırlısı
Peygamber Efendimizin Özellikleri ve İnsanların Hayırlısı kaydında Cuma sohbeti, değerli dinleyenler, şimdi sizlere Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini sunuyoruz. Aleyhissalatüübillahimine şintanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Aleyhissalatüü vesselam efendimize, hademü'l Enbiya, nebilerin sonuncusu tabiri kullanılır. Hatemü'l-embiya demek, bütün nebilerde bulunan güzel hasletin kaynağı o…
Cuma sohbeti, değerli dinleyenler, şimdi sizlere Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini sunuyoruz. Aleyhissalatüübillahimine şintanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Aleyhissalatüü vesselam efendimize, hademü'l Enbiya, nebilerin sonuncusu tabiri kullanılır. Hatemü'l-embiya demek, bütün nebilerde bulunan güzel hasletin kaynağı o demek. Mesela Adem aleyhisselam dediğimiz zaman tevazu, Nuh aleyhisselam dediğimiz zaman sabır. Nasıl Eyyub aleyhisselam da sabır olduğu gibi, Nuh aleyhisselamın da en öne çıkan mühim hasletlerinden birisi sabırdır. İşte vesait peygamberlerde, kimi peygamberlerde teslimiyet, kimi peygamberlerde rıza, bütün bu güzelliklerin madeni Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'dır. Bundan dolayı, Resuller arasında risale olarak bir fark özetemezsiniz.
Bir fark yoktur, hepsi bir Resuldür ama diğer bir Ayet-i Celilede de, diğer bir Ayet-i Celilede de ifade edildiğine göre peygamberlerin de kendi arasında derece ve makamları vardır. Mesela, Davut aleyhisselama r zebul verilmiş. Musa aleyhisselama Tevrat verilmiş. Hem de Allah'ımız onunla mükellefe kılmış. Sonra bakıyorsunuz İsa aleyhisselama İncil, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a verilen Kuran-ı Azimüşşan, sadece bir kavim değil, bir millet değil, umuma hitap ediyor ve bütün suhuf sahibelerin de Tevrat'tır, İncil'dir, Zebur'dur hepsinin hülasası Efendimiz aleyhissalatu vesselam efendimize gönderilen Kitabı Kerim'de mevcuttur. Hep sonunda, kulasa edilmiştir. Tabii bunun uzun anlamları var daha, ne gibi? Kuran azim düşen Fatiha'da. Fatiha neden birlenmiş, toparlanmıştır? Besmelede. Besmeleye baktığımız zaman, besmele de bu barda, bu bare, bayil, insak derler.
Hani insak iki nesneyi birbirine bağlayan manasınadır. Allah ile Celle Celal'in, Allah ile kul arasındaki bağdır. Hep bunun içerisinde devr verilmiş, toparlanmış bir araya getirilmiştir. Efendimiz aleyhissalatu vesselam bütün nebilerin özelliklerini taşınmakla birlikte, Efendimiz aleyhissalatu vesselam taşınmakla birlikte, Ulema-i ümmettir bile. Hiç şüphesiz görürsünüz. Şüphesiz biz bütün azametimizle değil mi? Buyur. Sıfatlarımızla bil. Mesela halen sıfat tekrar ilim sıfatıyla, vesait bütün sıfatları ile bunun yanında fiillerin isimleriyle, apta ile biz verdik. Altay ile biz verdik. Bakın verene. Mevla'yı şükürler ben verdim buyuruyor. Buradaki biz verilmesi arz ettiğimiz gibi bütün ıslaklarıyla. Şimdi zatının vermesi de değil, başkasının vermesine benzemez. Azametine göre vermiş. Bundan dolayı siz Kevser'i ifade vermez, anlatamazsınız. Kehf sana el kevser.
Kevser denildiği zaman böyle hemen yazılı ifade edilmez ya, çoğu demedi. Çoğu verdik. O çoğun içerisinde ne vardır? O çoğun içerisinde ulema-i ümmet, ümmetin alimleri vardır. Şimdi Efendimiz seçkin olduğu gibi diğer enbiyanın içerisinde, seçkin olduğu gibi, ulema-yı ümmet de ses kişidir. Mürşid-i kamiller de sesindir. Meşarip ve kulağım da sesindir. Burada size bunu ifade etmek istiyorum. Şimdi bu mükebrem, bu münevver yolda rabıta diye bir esas vardır. Rabıta. Tasavvufi eserlerde der ki, tasavvufi eserlerde, herkese rabıta yapılmazdır. Rabıta yapılacak insan hususiyetleri vardır. Nedir? Bir kere fena halini yaşar, beka halini yaşar. Daha sonra bizzat da efendimiz aleyhissalatu vesselam'dan icazetli olur. Şimdi delil olmayanla alaka kurarsak ne olur? Bir anne düşünün, bir anne. Çocuk anasından süt emiyor. Büyüklerimizin ifadesi ile neme musluklarında ona ikram ediliyor, Rabbim veriyor.
Peygamber Efendimizin Özellikleri ve İnsanların Hayırlısı ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Özellikleri ve İnsanların Hayırlısı kaydında Cuma sohbeti, değerli dinleyenler, şimdi sizlere Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini sunuyoruz. Aleyhissalatüübillahimine şintanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Aleyhissalatüü vesselam efendimize, hademü'l Enbiya, nebilerin sonuncusu tabiri kullanılır. Hatemü'l-embiya demek, bütün nebilerde bulunan güzel hasletin kaynağı o…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu sütü alırken anne ne karakterde ise, süt vasıtası ile çocuğa da o karakter, annedeki karakter, aksi yok. İşte anne ile babanın bir araya gelmesinde de Aleyhissalatu Vesselam ve buyuruyor velev, eğer işte annenin suyunda galebe olursa anneye benzetti çocuk. Yok babanda bir galebe olursa, suyunda bir galip durum olursa, çocuk babasına benzer. Şimdi rabıta edilen kimse, rabbilen kimse nakıs olursa ne olur? Allah korusun rabıta eden insana da bu kesmeye başlar. Ondaki yanlış tavırlar evlatlarındadır. Çünkü gönülmemesinden istifade ediyor. Gönülmemesinden istifade ederken onu söylemek istemiyorum. İşte bir kibir diyelim, Allah korusun hasetlik gibi. Anlayın artık anladım. O gibi hususiyetler aksi der ama tamamen varlığını belli bir aşamalardan geçmiş zaten. Nefsinin de aşamalarından geçmiş.
Bundan geçince dedem Rahmetullah Hazretleri Razı'ye ve Merziyye makamında buyuruyor ya, bu makam kutuptur diyor. Kutbiyye makamıdır diye bir haliyle. Böyle bir hale gelmiş. Sonra kendisine bununla da bitmez. Hazreti Efendimiz'den icazet verilmişse, diyelim Ebu'l Hasan-ı Harakani Hazretleri, Bayezid-i Bistani Hazretleri diyor ki, işte Harakandan bir el-i Nurettin etti. Artık kemale de ermiştir. Altı emirle siz diyor rabıta yapabilirsiniz. Yani bundan istifade edebilirsiniz diyor, faydalanabilirsiniz. O zaman ne olur? Ondaki bütün özellikler gönlümüze gelmeye başlayın. Kalbimize git. Yok eğer Allah korusun bir nakısa var ise çok tehlike olur. Bundan dolayı Yunus Emre bile söylüyor. Her jüriler dil vermek yolunu sarpa uğratıp diyor, olmaz. Şimdi Hayseri Ulemasında Hacı Düsüftü Efendi Hazretleri. Bir kimseye soruyor. Siz diyor kiminle münasebetiniz var. Efendim ne diyor?
Sami Ramazan oldu, Hadi Sallallahü Sırrı Hazretleri ile alakalı. Elhamdülillah. Mayanızı bir haramiye, haramiye bilsin demek. Haramiye kaptırmamışsınız. Bir kere Hulyam'a tasdik edecek. Arifler tasdik edecek. Bizim üzüldüğümüz noktalardan birisi şu, yani bir kimseye ehil olmadığı halde, bir rabıta yapılabilir. Ne dersek çok yanlış rabıta üstadımıza yapılır. Bunu niye böyle ifade ediyorlar? Bir cehaletin neticesi. Muhabbetten değil. Bu cehaletten olur. Çünkü çok önemli bir noktaya temas etmek istiyorum. Burda üstadımızın sohbetini dinlediniz. Teyitten dursa gönle bir hur geliyordu. Sıcaklık geliyordu. Neden? İcaz et ruh. Öyle olmazsa katiyen yapılamaz. Yoksa şu duruma göre. Mesela, Diyelim ki adam çok yüksek makamlara gelmiş. Murakabe deniyor, kalbini aşağı adamı açmış. Ta sizin bu murakabele dediğiniz kimse kadınlarla hayal ediyorum ama internette de nelerde çek yaşıyor. Ne oldu?
Bu emmareş, bu sıfat emmaredir. Öyle derslerin nelerin yükselmesiyle olmaz bu. O derslerin çekilmesinin tek gayesi var. O da ahlakın güzelleşmesi. Bir kimse için çuh taaccüb ediyordu, vasf ediliyordu. Her taraftan gelip ziyaret ediliyor, profesörler ziyaret ediliyor. İşte duyuluyor, ilk manevi haberler ona geliyor, sonra bize geliyor buyuruyor üstadımız. Evlat ve Ezkarın görüşülmesinde bizde bulunduğum bir isim. İşte oğlum da gerektiği zaman kardeşlerine anlatır, bu bilgileri verir diye oturuyorum. O kimsenin görüşmesine sıra geleceğinde, sıra geliyor, sırayla görüşüyorum. Acaba diyorum, Vehbi de kalemde, midedir, buzağı. Gördüm ki, Üstad-ı Adilimiz oğlumduk iki bin dışarıda dışlarını kurutsun, iki bin de işten okursun. Sonra anladım ki letail dersine alan, mahzun olma geri kalan, riyakarla bela bulan, yokluğu atılmak lazım. Değil mi? Evrad, ezkar, kulun, ahvalin güzelliği.
O zaman ne yapacağız? Bu evrad ve ezkar çok iyi niyetimizi tashih edelim. Hedefimizi gözetleyerek. Yoksa hiçbir şey yapamayız. Hedefini gözettirmeyen misal hiçbir şey yapamayız. Neden? Çünkü Allah'ımız Kuran-ı Azimüşşan'da hedef gösterin. O gün sadece bir misal vereceğim, siz bundan binlerce misali Kuran-ı Kerim'den çıkaracaksınız. Sadece size biz dokunup geçiyoruz. Dokunup geçiyoruz. Siz bununla şu idrakimiz, şu aklınızla, şu güzel halinizle bunun ölçüler yetecek şekilde güzelliklerini ortaya koysanız siz. Din, Allah'a oluncaya kadar mücadele edin. Mesela bir hedef gösterin. Efendimiz ya hakim olur ya da Muhammed ölür. Yani bir hedef dahil etmece olmaz. Fatih Sultan Muhammed Han Hazretleri işte bir mayıs ayını geçirdik. Yirmi dokuz Mayıs'ta mutabık yapıldı. Ne diyor? Bir iki kez ta'imi. Bu maddi ve manevi de önemli. Diyorsunuz ki şimdi inançsız insanların öyle bir çalışmaları var.
Yahu Lut'un bunlarda de azimlik hedef belirlenmiş hedef, hedefini düzeltiyor. Fatih Sultan Nuame Han Hazretleri diyor ki, ya İstanbul'u beni alır ya ben İstanbul'u alırım. Şeyh Testi'yi. Girmişsek bu mübarek, velilerin yoluna, ben bu yol vasıtasıyla Mevla'yı bulacağım dedi. Onu dahil etmezsek hep başka işlerle meşgul olur. Çok yanlış yapar ve bir de, ve bir de asıl dikkat edeceğimiz hususları burada sıralamaya gayret edeceğim. Rabbim'ımızın iziniydi. Bu size işte bir bayezid islamide menkıbelerle olmayacak. Evet, bu menkıbelere erişmek bu aşamalardan geçmekle zuhur etti. Şimdi bayağı basit bir yol değil, çok müstesna bir yol. Tarifi zulmünden öyle basit, insanlar da bu yol temin edilmemiş. Öyle zuhur etmiş ki, öyle zuhur etmiş ki, mesela Hanefi imamlarında İbn-i Hüman, bunlar müçtehit, ne demek müçtehit biz bilmeyiz ki.
Müçtehit önümüze bir mesele geldiği zaman, o hakka dair kitap ve sünnetten deliller sunarak, o delillerle hükme varan kimse bilir. Şiidi yokmuş de hikmet yoktur. Ömer nasıl biz ben hocalarımız nelerimiz son diye. Kolay mı öyle müçtehit yetişmesin. İnşallah Cenabı Hak lütfeder, ihsan edeceklarına halis olunca, yani biz burda İbni Hüman diyoruz ama, İbni Hüman deyince, sizin bir memlekette şöyle bir hoca duyuyoruz budur bilmem filan, albüm. Bu nispette değil. Çok müstesna bir cümle. Yani bu yolu, bu yolu müdavimlerini söylüyorum. Size böyle, sizin gibi bilmem günah değil o. Gösteriyoruz, bunu kim? Yirik aile girelim, iyi çaba gösterelim. Böyle gelişin üzerine oturup, ondan sonra birkaç kelam edip, ondan sonra yüzünden mutlak Celalleri okuyup geçme yolu değil mi bu? Nasip bir yol, hadisi şerif veya değildir. Hayır, buyuruluyor ki, Hazreti Osman efendimizden olsa gerek.
Kişi hayır ve şer amellerinde bulunur. Hayır ve şer, kişi ameller ise, şer işlediği amelin boyasına bürünür. Hayır işlemişse, hayır işlemiş olduğu amelin boyası ile boyanır. Allah dedik değil mi? Allah dediğimiz zaman, Cenabı Hak'la şikayet etmenin bütün hususiyetlerin ve sertlikleri esep etmesi gerekir. Allah derken, Allah'ımızın Celle Celalü'l-Arabî azamet ilahiyyesinin gönülde de ermesi gerekir. Gözde ve ibretle o azameti görmektir. Kulakları onun azametini eşyada korumak, Şimdi yüzünden geçirdiği için böyle oluyor. Hep yüzünden geçmişiz. Yani işin, işin derinine kalmamışız. Dinlediğimiz mübarek istiazımız işi derinine kalmış. Yüzünde kalmamış, hakikati bölünmüş biiznillahi daire seyretmiş. İbadetin zahirinde değil, evet bizim gibi yapmış hatta diyenler olmuş.
Ya üç aylarını bile tutmuyor, fazla da bir ibadet taat görmüyoruz Ama yapmış olduğu ibadette, yapmış olduğu ibadette Allah'ınızı küfür ilçesine yapıyor. Ne şeytanın dahil olacağı, ne de meleklerin gireceği bir taat yapmamız. Yani melekler bile muttali olamayacağı taatler yapmamış. Nedir? Ne anlatıyorsun? Bunu söylüyor. Oruç benim içindir, mükafatımda ben vereceğim. Sadece siz bunu oruç için almayı bütün taatler için. Mesela kıldığı namazda mükafatını bizzat melekler ne yazamıyor? Cenabı hak bizzat yanında muhafaza ediyor. İbni Şibdi, Şürun Bilati, bunlar fıkı'l-İslam, Hakir hukukçuları. Hayrettin Remzi, Hanebi ve emsali. Mesela Hanbeli imamlarında, Abdülkadir Geylani, ne Abdülkadir Geylani'nin üç tane eseri var. Kıymetli bir zat bu eserlerin peşinde. Şu getirdiğim eserlerden birisi onun, kitabı, tövbe, hayran kalmamak mümkün değil.
Şimdi üniversitede hocalar, profesörler, onun tefsirini bize tercüme ile meşguller veya çıkardılar. Tefsiri var. Fıkha dair eserleri var. Biz Abdülhakiyet ilan efendimiz delilli, işte anasının daha doğmadan önce başına gelen bir hadiseyi anlatması. Bu geliyor o ayrı. Size anlatayım ben Abdulkadir Geylan efendimiz'i bir ay anlatırım size Allah'ın izniyle. Var. Menkıbelerde var. Mesela o mentibelerden birisi, ah, katır, merkep Allah'ımız yaratmıştır. Daha bilmediğimiz ne vaaz kalanlar. Bu ayeti celible gelir getirilerek bakın ne ifade ediyor. Bütün diyor velilerin takıldığı bir nokta var orada kalmıştır. Velayet-i Kıbramı orada kalmıştır. Bu cami orada kalmıştır. Ama benim bölüm açılmıştır diyor. Bitmez yani ben senin. Fakat bir İslam hukukçusu olduğunu kimse bilmiyor. Bilenler müstesna. Bir fesivi min zamlar olduğunu bilen Hani üzüldüğümüz noktalardan birisi bu.
Evet menkıbeler bize eşeyiriyor anlatın. Anlatın ama bunun yanında bir mürşid-i kamile hepimizin ben size söyleme eder mi, söyle, varsın. Bir ağaç düşeceği yaşamanın üf demekle durdurduğunda şahidiz. Buna Allah Allah diyecek hepsini. Çünkü onun gözünde bu hareketler kadının hadise kadının birisi gibi söyler. Mühim olan onun edebi, ahlakı, geceleri kılmış olduğu tehdit maması göz ya, dinimiz için gayreti, uçaklar yok, arabalar yok, Bir mektebin üzerinde kök böyle kasaba kasaba geçip gezmeleri. Budur. Anlatılacak bu. En baskın bir insanın nasıl yola geleceğini temin için, eğer bunu okşamazsak, sevmezsek, yarın içkiden içer, kumar donar, hırsızlık da yapar, insanlara zarar vermek diye kalıp kucaklamazsın. Bizim asıl üzüldüğümüz bu. Bir güvenleşimizin rabıtayı anlatması tenkile uğruyor, boşuna tenkit ediyorsunuz. Siz etmezsiniz dedemleriniz için.
Diyor ki Hacasi Efendimizin diyor sadece şekli değil, edebini, ahlakını uyuluğu alalım diyor. Uyduruyor. Onun bir hürmetliğini bir görseniz, fabrikası da yok, iş yerleri de yok. Evet bağın bahçesi deva, yaza, yaza, yaza, işleri bile çürümüş. Rızkımı helalinden temin edelim diye ne yapsın? Onunla bağını bahçesine almış ama infaklı bildiğimiz gibi değildir. Burada bir imam hatipin yapılışında çok para verecek kimseleri sıralamışlar, en başında üstadımızı yazmışlar. Bu. Rahatabilmek bu. Şimdi biz onun kalbinden alınca, böyle Cenab-ı Hakk'ta yokluğuna oradaki bütçeli yükseklikler gelir. Hem de icazetli bir durumda. Bu yolun büyüklüğü hususunda söylüyordum. Heyecanlanan atuk halde Bilal-i Efendimiz'i, işte koltuğunun altına konan on altın artık, haşlarını altınsa, onu haramilere sürüklemesi. Bununla bunların da istikamet bulması ilk yetiştirmeyelim diyorum. Evet bu çok güzel.
Bize yön verir, yol verir. Doğru olmanın örneği olarak, doğruluğun örneği olarak verilir ama asıl bizim istediğimiz, onun Allah durumunda gayretdir. İlmi, irfanı, insanlığın kurtuluşu için çalışıp çabalamaz. Durup dinlenmemesi, Hak yolunda cihadı. Şeyhülislam Abdullah el-Ensarî, Şeyh İbn-ül Buhari el-Hutui ve Emsari. Malikilerden dolu dolu. Alim Ahmet es-Sevkuh, biz bunun eserlerini bölüyoruz. O da sohbetlerimizde, bölüşmelerimizde güzel eserler biri, biz aynı size çok güzel eserler virdü yine yakın. Kitabın istese belki geçmemiş olduğu siteler yapımı mevcut. Ne bileyim, onlardan istifade ile faydalanırız. Bizim geçeceğimiz noktalar çok yüksek. Tevrat Eskariler noktalara gelen biri ama sevimsiz olur. O sevimsiz olması, dersiniz ki ya adam çok yüksek murakabelere gelince ama silemezsiniz. Fakat bu bunların hiçbirisinin yapmadığı halde, bir sevimlilik, bir tat ona yaklaşmayı istemezsiniz.
Şimdi bir halde biz de kusuru kendimize kullanmadan da çok sıkıntı çekiyoruz. Yani hakka değil mi diyelim? Bundan bir şey olmaz. Adem Peygamberimiz söylüyor. Ben nefsine zulmettim, ben yanlış yaptım diyor. Demek ki Tevrat ve Ezkarımızla birlikte ahlakımızın güzelleşiriz. Bu onu telkin edin. Hayırlı cümleleri bulacak. Şimdi bunun zorluğunu hissetmiyor değiliz. Hepiniz hissediyorsunuz. Çünkü ortama baktığınız zaman itikadi yanlışlıkla bildiğiniz gibi reşit. La ilahe illallah ifadesini kullanın, Muhammedun Rasulullah'ı kullanmadan hepsinin cennete gideceği vali olur. Yanlış. Hiç uzun boylu Kuran-ı Kerim'e niye bakmamıza da gerek yok. Zaten Kuran-ı Kerim'den çıkarılan esaslardan bu kadar iş yeri gitti. Gitti. Yani ben diyor Hristiyan olabilirim diyor. Bunu çok rahat konuşuyorlar, çok rahat. Böyle bir dönemde biz de hesap ediyoruz. Sıkıntılarını biz de düşünüyoruz.
Kardeşlerimize asıl haydaı olabiliriz ki. Peygamberleri tasdik edecek. Peygamberimize tasdik olmayınca nasıl iman oluyor, nasıl kendilerine vacip olur? Hem iş bu boyutta gibi. Dahaasını ehli olanlara, müstesna, anlatırım. Yeni bir din hüsnüz nasıl olduğunu, siz bunu haberlerle neler duyuyorsunuz aslında? Bildiğinizin tekrara gerek yok. Elfinzin, spatu'l Haram, emmaredeki sıfat, demiş, kalp hınzır. Demişler efendim, nasıl hınzır? Bunun böyle oturduğuna bakmayın. Sin dolu, kibirli dolu. Birbirinin büyük vermenizden duymuştum, ağlayan birisi Sohbetlerde feryat ediyor. Hem de kulpbun aktar, zahmet bembeyaz zevklerini veya dedemin de olabilir Şeyh Müstakabul'un siyasetlerinden rahmetli vali. Üstadımızın hiç hoşuna gitmiyormuş. Adam ağlıyor. Sonra araştırmış. Acaba yanlış mı yaptı? Bağmış ki şerhi esas, hidayet, dipnot diye bir şey yok. Asır, esas bu.
Gazap statında olursa kişi, gazapta olursa, böyle dini için değil de böyle nefsi için gazaplanıyor. Onlara öbür gün köpek silmez. Böyle bir düzen topluluk Ruhu'l Beyanda geçer. Köpeğin hasretleri geçer. İşte on beş tane sıralanır. Sahibine sadıktır. İşte tevatür ehlidir. Ne verirseniz yer, yarın için bir şey hazırlamaz, değilse de vermiş. Bu okununca ağlamış. Demiş ki, bir kek dalı da olamaz. Filmam, hücum, kendimizi beğenmeyin. Bir ayet I celile var. Meryem Suresi doksan altıncı ayet I celile. Celîne. İman eden salih amel işte. Sizden bir arzun böyle mahallere niye bakarken, tefsirlere bakarken hocalarımıza soru, meal olarak bir misal biri Hasan Basri Çant Hocamız, tefsir olarak en azından Elmalılı Hamdi Yazır hocamız gibi, bir hülasatül beyan gibi, bu temel eserlere bak, kaynaklı sizlere bak. Orada göreceksiniz. İman değdiği zaman iman, yakin demektir, kesin bir inanç.
Salih amel deyince, ya siz, kibirsiz, vücutsuz, benliksiz, sırf meblağ için yapılan taattir. Şatı bu. Allah'ımız gönüllere sevgi tutuyor. Burada İbn Kesir, İbn Kesir'den şöyle bir hadise anlatayım. Adamın biri diyor ki ben ibadetleşelim. Başkaları da göreceğim. İbadet nasıl olur? Camiye çok erken gelir, geçiş ediyor. Bunu insanlar mürayit, liyakat. Bu bir gün nasıl olur ise yine ibadetle taatin ona yardımcı olur. Efendimizin hayatında sakallaahu bir genç vardı, çok devam etti. Mescide sonra bırakınca, buyurdular ki yine namaz onu irşad eder, sonra yine mescide döndü. Uzakta miliyetini düzeltmiş. Miniyetini düzelttiği gün, diyormuş ki insanlar buna riyakar diyenler, artık buna Allah rahmet eylesin. Ne güzel bir insan, ne güzel bir insan diyorlarmış. İbadette ihlasa ne güzel örnektir ve bu ayet-i celile de izahında dua almış. Daha başka çok alınmış.
Allah salih insanların önüne sevgi veriyor. Sonra Cebrail aleyhisselam seviyor, melekler seviyor, yeryüzüne gidiyor, anlatın. Ve hangi bu da yılan demek. İki birisine biçilir, birisine başka. Bana üç müydün sen, yok ben öyle bilmiyorum, değişti kızım. Allah olsun, azabı müstehap olan kimselerde zuhur eden Kuran-ı Kerim'de ve hadiste azap nitelenen, startlerde olan kişilere, kişilerin görüntüsü. Nefsi, arzusu içerisinde olan kimsedir. Bunun gibi. Dinde çevik olan hareketleri yapar. Faydasız işlere meşgul. Sözüdür. Bir tanesi çilehaneye gitmiş. Çilehaneye çıkacağı zaman bir aynaya bakayım gitmiş. Aynaya bakmış, orda mehekket budur. Bunu dedem de anlatmış Rahmetullahi. İşte bir kimse üstadına hizmet etmişse yillarca. Bir gün üstazarını bu startta girmişler uzatmayayım, buyurmuş ki biz bir boy aynasıyız, kendi şahsınızı görüyorsunuz.
Ben sizi bir şah diliyle uğraşa uğraşa ancak insanlara faydalı olan merkep durumuna getirebildikleri. Ve mezhebe, sıkıü meylihi ile dünya, gönlü bütün dünya ile meşgul olan kimseler mezhebe de pis sıkıntı. Allah'ımız muhafaza buyursun. Biz bu gibi kötü statlardan kurtulmak için uğraşıyoruz. Bunun için çalışacağız. Kurtulalım çünkü burada statımız ne ise, yarın ahirette de o olur. Yani bura ile ora arasında bir fark görünmeyip. Hiçbir fark yok. Fakat sadece izahı değil, sıralayıp geçelim. Birinci bölüm, kutsi olan şer'i atil mutahhara, şer'i atil mutahhara. Ne demek bu? Bizim küfürden, nifaktan, şirkten, büyük günahtan, küçük günahtan masalarda temizleyendir ve mutlak haraptır. Gönlümüzü, gönlümüzü her türlü kötülüklerden arındırıp nur ile dolduran nur yoldur. Zaten bu mahnende oldu, kaynaktır dedi. Çok önemli bilgiler gelecek. Beş vakit farz namazı yerine getirmek.
Bakın, Mealih Suresi'nde de göreceksiniz, Müminun Suresi'nde de. Şimdi her tefsir değil de böyle hakikaten tefsirlere de kaynak olan, müfessirini izamın eserlerine bakarsanız orada görürsünüz bunu. Yoksa şu yalın ifadeler geçir. Size öncülük yapan arkadaşlarımız göstersinler, takip edin. İlerirler ama düşünmeden takip edilir ki. Maalif Suresi'nde iki defa namaz hakkın ve geçer namazlarını muhafaza ederler diye. Birincisinde zahiri edeplerdir. İkincisinde de batıl kalbi muhafaza hususundadır. Anlatmıştık burada. Ayet-i celilesini baktığımız zaman, bu hılın deyip keseceğizdir. Böyle yalın ifadelerden geçer kılın diyor. Siz o gibi eserlere bakarsanız kaynak olan der ki, ta'z-i erkana riayet edin. Ta'z-i erkamda en mühim yollardan birisi var. Bunu ölünceye kadar unutmayacağız ve unutturmayacağız insanları. Bu masum muhafaza eden. Muhafaza edeceğimiz husus veren birisi bu.
Şu bedenin sükunudur. Anlayamadım. Şimdi camiye geldiğinizde arkaya durursanız, öndekilerin ne yaptığını görürsünüz. Elini de şöyle yapayım. Allah'ım, kafayı alırken kaldır. Bu hiç vücutta ilmi kılma kalan yok. Bunu ilmihal kitapları yazar, orada okuyacaksınız. Kısaca değildir. Şimdi biz namaz kılanlara Adem tabirini kullanmışlar, beyanında edep gibi deniyor böyle. Cuskurum, hiç bak, boş hiddet bulamaz. Elimizi kaldırırken Allahu Ekber. Zaten Allah lafzı aşktır. Ekber-i Vaciptir. Elimizi kaldırmalık sünnettir. Şu baş parmağın kulağınızın uşarını değil mi? Yusuf haktır. Geldiniz. Fırlayı göster. Bir sükun. Rükua vardığınızda beden bir oturacak. Seni Allahu Limanhamide dediğinde hemen eğilme değil, bir sükunet hasıl olacak. Rükular da, secdelerde ki secde arasında asıl bu. Öyle acelecace'de nefes nefese değil bu.
Allahu ekber dediğimiz zaman secdeden doğrulduğumuzda biz şöyle bir dut bir oturacak, şöyle bir huzur hali hasıl ötecek, sonra eğileceksiniz. O eğildiğimizde de subhan hali meydana gelecek. Hatta şu tesbihatta bile Süphanallah deniyor. Eğer dikkat edersek Süphanallah kelimesi değil orada söylediğimiz. Ben hayal ediyorum. O, filme söylemiyor. Göredeyim de bakın, Allahu Ekber dir müezzin. Siz daha Suphanallah dersiniz. Çünkü her tetkike, belki de acele ettiğinden yetiştiremezsiniz. Suphanallah, Suphanallah. Namazda da ortada kalırsınız. Tesbihte de ortada kalırsınız. Hep tespitten utanırsınız. Zekatı, vücut, üzerimizde parfüman zekatı Eğer rekat vermeye, Hazreti Asiye'nizin dışında ihtiyacınızı giderecek, bir kıymetin dışında elde ettiğiniz mal ile verersiniz. Ölümde bir hata olsun. Şu çok makamınıza takılıyoruz.
Bir tanesi hutbede, bu da ilim çevresinin, ilim eğrilerinin bulunduğu bir yer. Hala bu kardeşimizin kafasına oturmuyor. Bu da bir hutbe okumuş. Eğer gücünüz yetecek durumda iseniz, hacc etmezseniz ister Yahudi, ister Nasrani okumuş bu koca bizzat dışarı çıkınca millet dolaşıyor, bu nasıl olur? Bunun cehaletini sebebi Hadis-i Kitaplarında var bu. Şimdi bize ne tesir ediyor acaba? Piset mi demesek mi diye gördüm de Hadis-i Şerif mevcut. Asıl kaynaklarıyla mevcut. Mütevir kitaplarda, muktedir olduğunuz halde yapmayacak olursanız, ister ye uydu olun, ister nassar ki efendimiz buyurur bunu, sende Allah Mus. İşte biraz malumatımızın olması icap edin. Okuyacaktır. Gündüzler çok uzun. İşler saat beşe doğru biter. Ondan sonra zaman çoktur. İçlerimizin olduğunda da, Tevratımızı okuyacak bir fırsat bulamıyorsak, o zaman saat tutarsınız, on dakikada bin lafsay Celal okunur.
Yirmi dakikada bin tevhid okuruz. Bir şey değil ki. Hem işimizi yaparız hem tevhidimizi okuruz. Bunlar hiç tembelliğe gidecek gibi değil. Helal kazanır. Eğer helal kazanırsınız, Allah size bereket verir. O kimsenin duası da makbul olur. Yedinci olarak. Haramdan sakınmak. Çünkü haram sizin kalbinizi siyahlaştırır ve kalbinizi katılaştırır. Haramların haram, helal, helal lütfusu ve bize ahirette dert, bela sıkıntı olacak, kabirlerimizi zora sokacak, bütün kötülüklerden kaçıp, evli ideiye uymak şer-i şerifin tahtı altında olmaktır. E birilerini gözetmektir. Okumakdan maksat onu tasdik edeceksiniz. Allah'ın kelamı olduğunu mu Celle Celalühü. Gerektirdiği rağmen manasında düşüneceğiz. Şimdi ayakta kaldırıyoruz ya, tespit ediliyor bir. Bir manasını düşünerek okuyalım. Göreceksiniz nasıl olduğunu. Herkesi bitireceksiniz, alacaksınız.
Okuduğumuz Fatiha'nın anlamını düşünerek okuma ve okuduğumuz zammı sureleri de belki zaten. Ey oğul Cahızın, Lokman aleyhisselam buyurdu. Ey oğul Cahızın namazını kıl dosdoğru, İyilikle emret kötülüklerden de kaçındır. Yalnız nas bir ala maasaba. Sen bu vazifeyi yaparken başına çok da işler vereceksin. Annem diyecek, babam diyecek, aman oğlum ileri gitme, ileri getir, etrafın diyecek yarın başka bir sıkıntı açarsan görürüm seni diyecek. Bunların hiçbirisi sizi Allah'ın emrine duyurmaktan alıkoymasın. İlk zaten önüne gelen engel ayrı oluyor. Tahrim suresinde, Tahrim suresinde evladınız ve sevginiz sizin düşmanınızdır bunun. Sebebi nedir? Sebebi Mekke'den Medine'ye hicret edilecek. İzzet ederken zevzek, hanım ve çocuklar diyor ki baba neye gidiyorsun? Bak burada bizim işimiz gücümüz, her şeyimiz burada. İşimiz, dokumuz, dostumuz, akrabamız, bunlar nasıl buluyorsun?
Bunların üzerine inmiştir ama genel ifade edilir, anlatılır. O hakikaten imrenilecek işlerdendir buyuruluyor. Efendimiz insanların hayırlısını ifade edince, sormuşlar, ya Rasulallah kimdirdi. İnsanların hayrırsa Allah'tan çok korktu, hicret gecelerdi. İyi iddia emredendi. Kötülüklerden de sakındırandır. Akrabasını gözetir. Bir ayet-i şerlede alınmış. Esan-i Münevv'an-en bir rüven Takva. İyilik ve takvada yardımlaşınız. Kötülükte asla. Gıybetler, ebedi, ebedi burada değil, hep iyilikte. Esselamler. Mesela bir kimseye buğz ediyorsanız, bir diğerlerini de başlatmayın onu buğz ettirdiğini. Yok, az, asker işler için. Şeri esasları bilirsek bunların hiçbirisi bizden zuhur etmez. Yoksa bilmezsek getirip kulağımıza neler dökeriz. Sizde inanırsın. Halbuki bizim dinimiz bir diğer tarafı da dinlemeyi bize tavsiye eder. Eyle. Yalnız başına değil de hurayr din diye bilinir.
İki taraf da dinlenmek suretiyle hareket ediyor. Yoksa sahabe arasında bile büyük kavgalar çıkıyordu. Ayet-i celile indi de, o zaman sahabe-i kiram kurtuldu. Efendimiz bile orduyu hazırla. Hemen hazırlanın, bu kavmi ortadan kaldırın çünkü zekat vermiyorlar, Allah'ın emrine arası çıkın. Bu ayet-i celiler nazil olun. Bu Çura suresinde fasık size bir haberle geldiği zaman araştırınız yoksa perişan mı olursunuz, pişman mı olursunuz? Baklavataki hiç öyle değil. Yazık müminler arası çok önemli, sevgiler, muhabbetler. Hiç gerek yok. Şunu, yine baş tacı ile arkadaşlarımıza da bütün bildirelim. Birisi namazda sözün doğru unutmayacağız. Ondan önce de söylediğimiz evrak ve iskarımız, şimdi özetliyorum, hülasa olan, ahlakımızın güzelleşmesi. İkincisi namazda sükundur, çok önemli ustaylayız. Bir üçüncüsü, imanımızın yüksekliğini düşünerek, şu şöyle, bu böyle, şu şurada, bu burada dinleyeceğiz.
Bak anlaynak, anlayalım. Şu şurada, bu burada demeyin aynlaydı. Anlayalım. Diyeceğiz ki kardeşimiz mümindir. Onun imanı bizim için geçerlidir. Delil, vahdeti savunmasız. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini dinlediniz.