Kuran azimüşşan'da edebin tarifi Estair billah, Mezaal basaru ve mata Rabbi Zülcelal'imiz, Halıkımızı Cenabı Kibriya Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz müşahede buyurunca ne gözü açtı ne de şaştı, aynı noktada kaldı. Bu hususta Cüneydi Bağdadi, Haddesallahu Sırra Hazretleri'nin şöyle bir murakebe hali var, Buyuruyor ki ben murakebeyi bir hirreden, bir kediden öğrendim. Efendim nasıl bir kediden öğreniyorsunuz deyince yolda giderken bir kediye denk gelir. Kedi bir deliğe gözünü dikmiş, ayaklarını da akmış, çüyü bile hareket etmiyor. Sebebi ise oradan gelecek fareyi bekliyor. Halık'ımız Celle Celalü kalbine nida ediyor. Ey himmetini aşağı tutan Cüneyt sen benim feyzimi, aşkımı, muhabbetimi benden gelecek varidatı ilahi ve tecelliyatı beklemekte bir katı bir kedi kadar da itina göstermedin diye. Ben diyor bundan sonra murakebenin ne kadar mühim olduğunu anladım.
Zaten bilen bir kimsedir hiç şüphesiz. Tasavvufta en büyük kamillerden olarak haber verilir. Dört bir rivayette de beş tane Allah'ın velisi. Sünneti Muhammediyeye baktığımız zaman Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam Rabbim beni terbiye etti ve terbiyem de ne güzel oldu buyuruyorlar. Halık'ımızın indinde aleyhissalatu vesselam efendimizin mübarek alınlarından altı tane ter damlası dökülür. Altı tane tel damlası dökülür. Dördünden Ebubekir Ömer Osman Ali Radıyallahu Anh beşincisinden pirinç altıncısından da gül halk olunur. Bu sebeple bir kısım Arifani ilahidirler ki pirinçten alırken edeben bir defa olsun salatü selam getirin diye. Efendimizin edebini anlatmak mümkün değildir. O artık kendine mahsus, nasıl ki zatı kibriya hakkında sen kendini nasıl vasfediyorsan öylesin buyurduğu gibi efendimizin hakkında da bizim söyleyeceğimiz hiçbir söz yoktur.
Sadece ona mütevat, ona bağlılık, ona teslimiyet, onu tamamen içselleştirebilmek edebi Muhammediyesi ile edeplenmektir. Ne kadar kamil insan varsa hepsinin kemali Efendimize olan Sallallahu Aleyhi ve Sellem mutabatı sünneti seniyyesine uygunluğudur. Kayseri ulemasından Kayseri ulemasından Hacı Hüseyin Aksakal hocamız. Sami Efendi Hazretleri'nden yaşı biraz ileri. Öyle olduğu halde ellerinden önce mübarek ayaklarına kapanır. Dediler ki neden böyle yapıyorsun? Der ki ben elli beş yıl vaizlik yaptım, sünneti seniyyede eksikliğim var ama bu zatın sünneti Muhammedi de eksikliğini görmedim demiştir. Onu anlatmakla bitiremeyiz, bitmez güzel invası, ağaçlar kalemus. Dediği gibi Rabbimiz onları bahsetmiş. Habibi kibriya övmüştür. Onun has artık evlatları durumundadır. Bu edep hakkında memleketimizde Şeyh Mustafa efendimiz dedemin hayatında ipsiz Ahmet diye birisi var.
Bu dağlarda eşkıya, adam soyar, adam döver. Böyle bir yoldan çıkmış bir kimse. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri beni evlatlarıyla bir hanede zikir yapıyorlar, kapıyı iyice kapatmışlar, pencereyi yürütmüşler, sesin dışarıya çıkmaması için her türlü önlemi almışlar. Nasıl olursa bu bu toplantıdan haberdar olur gidip şikayet edeyimdir. Fakat bir düşünür içinde akrabam var duyulursa mahcup olurum. O zaman ne yapayım der? Bunları rahatsız etmek için büyük bir taş alıp kapıya bunu vurayım der. Bu düşünceler içerisindeyken Rabbimiz kalpleri çeviren, deviren Rabbi Zülcelal'imiz der ki onlar Rabbi Zülcelal'imizi zikretsin de ben onlara bu hileyi kurayım, bu olacak bir şey değil de nedamet eder. Dedem Rahmetullah Ali Zikrullah'ın içerisinde Celle Celalühü Celle Celalühü ipsiz Ahmet tövbe etti, kapıyı açındır. Kapıyı açarlar, gözyaşlarıyla dahil olur, tövbe eder, istiğfar eder.
Bu zatın ricalullah olduğu da kaydedilir. Şunu demek istiyorum. Dedem Rahmetullahi Ali Hazretlerine karşı bir saygısızlık olduğu zaman gayri ihtiyari feryat edermiş. Bir gün yine bu feryat başlar, dediler ki Ahmet amca nedir, neden böyle yaptın, görmüyor musunuz? Üstazımın huzurunda elinidir, şu kol kısmını pencereye doğru koymuş, böyle mi durulur der. Eller iki dizlerin üzerinde durması gerekir. Meğer buymuş. Edebin iki şekli var. Bir kesbi olanı var çalışmakla elde edilen, bir de vehbi olanı vardır. Vehbi olanı Rabbi Zülcelal'imiz tarafından gönle indirilir ve harikımızın büyük bir ihsanı Mevhibe-i ilahidirler. Bunu söyleyince hatırıma gelen birçok hadiseler var Biiznillahi teala. Mesela üstadımız babalarını kılavuzlarken kendileri ta uzaklaşıncaya kadar görünmeyinceye kadar böyle elleri bağlı bir vaziyette bekler. Sonra derdi bize hep bunları ben kitaptan öğrendim.
Kendiliğinden Allah'ımız tarafından teyit ediliyor tabii. Yine Maide suresi elli dördüncü ayeti cellede geçer, Cenabı hak onları teyit etmiştir. Halık'ımız kendisine bağlılık ölçüsü içerisinde ondan korkmaları ve mütevatları ölçüsü içerisinde gönüllerini lütfediyor, ihsan ediyor ve bu hususta söyleyeceğim birkaç husus ver hocam hazırlanana kadar. O da şu, dedemin Rahmetullah Ali bir evladı var. Buna kılavuz hafız derler. Bu yatsı namazını kıldıktan sonra eve gelir. Biliyorsunuz üç husus bunlar içinden dışı, dışından içi görünen köşklere gireceklerdir. Yani şeffaf bir köşk anlayacağımız. Birisi nedir? Selamı yayanlar. İkincisi yemek yedirenler. Üçüncüsü ne? Insanlar uykuya daldığı zaman kalkıp namaz kılanlar bu zat gibilerine gelir, hafızdır murakabe ehli. Dedem Rahmetullah Ali Hazretlerinin gözetiminde yetişmiş Allahu ekberdir. Zaten hafızdır, elini boşandıramazlarmış.
Şimdi ibadetin bir adet şekli var, bir de muhabbet şekli var. Muhabbetle yapıyor, doyamıyor ve doyulması mümkün değil. Midemize indirdiğimiz lokmalar nedir? O malum, ne olacağı malum ama ruhumuzun gıdası nedir? Şimdi bedeni besleyen gıdalar onlar da yok olacak beden de. Mesela bir süttür. Biz onu açığa bıraktığımız zaman birkaç gün içerisinde bozulur ama salih olan ameller bakidir, bizimle beraber kalacaktır. Elini boşandıramazlar. Bu at üzerinde gidiyor, gidiyor. Üstadımızın anneleri Şeyh Mustafa Efendimiz de üstazıda bir yerde bulunuyorlar. Ah diyor hafız efendisinin huzurundan atla geçmesi eğer atla geçerse feyzi kesilir diyor. Nasıl olduysa atla geçmiş üç ay kadar kılavuz hafızın feyiz hali durmuş. Yani edep çok önemli. Bu yolda farz durumundadır belki edep. Edebi tarif ederken büyüklerimiz madununu tahkir etmez, mafagının makamına da göz dikmez diye geçer.
Yani madul kendisinden aşağıları küçük görmez, mafagının makamına da kendisinden yüksek olanın makamına da göz dikmez diye belki onun daha ileride olması için Cenabıhakk'a yalvarır. Bu noktada İbrahim Aleyhisselam böyle ikramda bulunuyor. Bir de Gayrimüslim var. Ona iltifatsız olmuş, Gayrimüslim'e iltifatsız olmuş. Halıkımız Ey İbrahim seni halil olmaktan silerim. O benim yine de yarattığım bir mahluktur, ben onun rızkını kesmiyorum, sen neden böyle davranıyorsun? Ebu'l Hasan-ı Harakani Hazretleri der ki Ebul Hasan'ın, Ebul Hasan'ın sofrasına oturanın, Ebul Hasan'ın sofrasına oturanın, Ebul Hasan'ın sofrasına oturanın dinini sormayın der. Kim olursa olsun ziruh ruh taşıyan kimse onlar bulunsun der. İşte yeter. Mürsidi Kamilimizden bizzat gördüklerimiz var.
Mesela İmam-ı Azam Rahmetullah Ali Hazretlerine doktor muayene edecek, efendim ayaklarınızı uzatın, doktorun dediği istikamete değil de ters tarafa uzatır. Neden böyle yaptığı sorulunca der ki ayağımı uzatmamı emrettiğiniz tarafta hocam Hammad Hazretlerinin evi vardı, evine karşı dahi ayağımı uzatamam diye. Edep bu gönülde olur, bu ruhta olur, bu bir aşktır, bu bir şevktir, bu bir muhabbettir, Allah'ımızın ikramıdır, içsanıdır. Mevlana'mızın buyurduğu gibi Kuran hayatının hepsi edeptir diye ne güzel beyan etmiştir. İmamı Azam Rahmetullah Ali Hazretlerinin çok seçkin öğrencilerinden İmamı Züfer, Rahmetullah Ali şimdi görüşleri İmamı Yusuf ve İmamı Muhammed kadar olmaz. Sebebi ise abdest alırken üstazı İmamı Azam'a karşı ayağa kalkmadığı ifade edilir, bir. İkinci olarak Ata yalan söyledi diye böyle bir tabağın içerisinde sanki bir arpa varmış gibi onu kendisine çağırır.
Halbuki o tabağın içerisinde bir arpaydı. Bu ecirden denir, diğerleri gibi görüşü makbul değildir diye ifade ederler. Tabii Hayakani Hazreti Osman Radıyallahu Anh, Hazreti Osman Radıyallahu Anh, Winnureyn, efendimizin için nuruna mazhar olmuş Allah'ımızın yüce sevgilisi. Öyle ki sol elini hiçbir zaman Nebiyi Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimize kullanmamıştır. Çünkü sol el başka yerde istimal olunuyor diye. Hatta o hust ederken dört kat olduğu ifade edilir. Anlatamayız. Efendimizin biliyorsunuz serinlemek için bir kuyunun bileziği deriz biz kenarı. Oraya mübarek hayatlarını uzatmışlar ve dizlerin de biraz paçalarını nasıl diyeyim Resul-i Ekrem Efendi'mizin paça denir, Sallallahu Aleyhi ve Sellem elbiselerini biraz yukarı kaldırmışlar. Hazreti Ömer gelir bozmaz kendisini, başta Hazreti Ebubekir Radıyallahu Anh ama Hazreti Osman gelince mübarek ayaklarını toplar.
Sebebi sorulduğu zaman Aişe-i Sıddıyka validemiz Radıyallahu Anh'a nedir bunun sebebi? Ya Resulallah, diğerlerinde böyle yapmadınız, yedi kat semada melekler bile Hazreti Osman'dan haya ediyor demiştir. Haya sıfatı çok önemli, çok mühim bir sıfattır. Nasıl anlatalım? Nasıl edelim? Allah'ımız bizlere başta bu günahkar kuluna hayalı olmayı nasip buyursun, cümlemize ihsan etsin. Öyle ki Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sırrı Hazretleri son hastalığı müstesna mübarek ayaklarını uzatmamıştır. Bu günah mı? Değil ama hayadır edeptir erkandır ahlaktır. İrtihallerinde mübarek ayakları toplu bir şekilde Ravza ipaki Nebiye getirilir sallallahu teala aleyhi ve sellem. Orada mübarek ayakları düzelmiş, kendiliğinden uzanıvermiş. Üstadımızın bizzat yaşadığımız böyle insan çok rahat yapar bu hareketi. Mübarek burunlarını temizleme hususunda ev halkını hep dışarı çıkarırdı.
Bir leğen ve bir su bundan bile haya ederdi. Bir gün Yeşilhisar içmecesi var, burada namaz kılınacak. Bu Devel'den bu Tonbak köyü var. Şimdi mahalle oldu ya. Develliye'de bitişmiş vaziyette Hacı Ahmet Efendi diye orada mübarek bir insandı. Üstatımız sohbet buyurdular. Orada sohbet ederken anlatmış olduğu zevatı da gönül gözleri açık olan bir kimse gördüğünü bize üstadımız buyurmuşlardı. Namaza kalkıldı, daha biz çok genciz. Üstadımız hazretleri bizi arkasından geçirmedi, önden geçirdi. Sonra dedi ki oğlum Allah'tan haya ettim. Yani bunda bir hata var mı? Biz evladıyız onun. Keşke evladı olabilsek, dua buyurun. Böyle arkasından geçirmiyor da, önünden geçiriyor. Tarif edemem ben onların edebini erkanını daha ilerisini söylerim ama inşallah bu hususta lime tabirini geçen hocamız söylediler. Bu yolda lime niçin tabiri yoktur. Lime tabirini niçin kullanmayız?
Bir ayağı Cüneydi Bağdadi hazretlerinin buyurduğu gibi Kuran-ı Azimüşşan bir ayağı da sünneti Muhammedi olan kimseler hakkında böyle bir düşünce olamaz elbette ki. Şimdi yoksa Allah'a Celle Celal, Allah'a isyanda mahduka itaat yoktur. Bu bizim kaide ve esastır hiç şüphesiz. Şimdi bu kadar hassas bu kadar dikkatli daha pek çok gördüklerimiz var mürşid-i kamillerimizden. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın. Geçen de ifade etmiştim İmamı Nevevi Rahmetullah Ali Hazretleri çok öğrencisi yok. Çünkü yetiştirebileceği kadar alıyor, yetiştirebileceği kadar. Eğer öğrencilerinden bir saygısızlık görürse kapıyı gösterdiğin çok önemli. Edep bir tac imiş nuri hudadan.