Peygamberen ve Hüen-i zan bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın hususen burada bulunan kardeşlerimizin, geçmişlerinin ruhlarına, burada bulunan kardeşlerimizin teklerinin devasına, hastalarının şifasına, borçlularının edasına, sıkıntılarının gitmesine Şefaat ya Resulallah. Ey iki cihanın şemsi ve vahı. Gariplerin yari, şahların şahı. Hakkın sevgilisi Habibullahı. Bizlere de imdat şefaat eyle. Bütün alemlere rahmetsin rahmet. Sana yar olanlar şeker mi zahmet? Dünyada olmazsa ahirette evet bizlere de imdat şefaat eyle. Doğduğun gül gibi baharda açtın. Olmadı Mekke'de Yesrib'e göçtün. Ölmedin refiki A'la'ya uçtun. Bizlere de imdat şefaat eyle. Seni vasve inemek düşer mi bize? Caiz mi huzurda girişmek söze? Eğer Cenabı Hak verirse bize, bizlere de imdat şefaat eyle. Bilmem ne söylesem methine dair seni övmüş yazmış binlerce şair Tamamen olsak da asi vesaire. Bizlere de imdat şefaat eyle.
Sen bir elmas topu insanlar kaya. Sen arşa uçarsın gayrısı yayaya. En açıp yalvarıp yüce Mevla'ya. Bizlere de imdad şefaat eyle. Mucizen Kuran'dır canlı bir misal. Cihanda kendinle kendinsin emsal. Zaman tükeniyor yakındır misal. Bizlere de imdat şefaat eyle. Olmadık sana layık bir ümmet, terk ettik vacibi değil ki sünnet, Hakkın rahmeti bol geniştir cennet. Bizlere de imdat şefaat eyle. Ne geldi gönlüme aynen yazdım. Belki bu halimle ruhunu üzdüm. Biz havadan caydık. Ben yoldan azdım. Bizlere de imdat şefaat eyle. Ey Nebi-i Zişan şah-ı gü cihan. Gönder gül bağından bizlere de bir reyhan. Gedadır kapın da yalvarır. Şahan. Bizlere de imdat şefaat eyle. Amin ya Rabbi. Bana derler senin orada neyin var? Alemin destini tutan oradadır. Nebiler Serveri Hazreti Muhtar, kudretin sırrına yeten oradadır. Melekler dolaşır solu sağında, keramet toprağı var ayağında.
O senin mübarek sevda bağında aşığın reyhanı öter buradadır. Şu şiiri çoğu okurlar gerçekten çok güzel yazılmış. Bu Arif Emre'nin ama çok güzel yazmış maşallah Bariçullah lebleimle emrine amadedir canım benim çok güzel söylüyorum görmesem kalmaz kararım, dinmez efganım benim. Bu Ahmed er Rufai hazretleri var abdestallahü sırra. Efendimize her zaman müşahedelermiş bu zat. Her zaman. Şimdi insan düşünür bizim peygamberimiz bir defa olsun rüyada göremiyoruz. Ya çocuklukta görmüşüz ya bir şey. Demek ne kadar uzağız o çok yakın. Uza bulduğumuz sabah namazından ben. Hasta gönlüm çok zamandır iftirakından harap Olmadım bir lahsa rahat geçti devranım benim. Müptedaim bir ümitsiz gizli derdin zehrine. Bu sebepten her geçen gün düştü dermanım benim. Gerçekten bir şairmiş. Ya bunu aruz vezniyle yazdığı, hoş yazmış. Yok teselliden nasibim vermeyin zahmet bana.
Etmeyin bunca eziyet az mecraanım benim. Kan tutarsan her bakışta kastelersen canıma. Yare-misal merhem ol da akmasın kanun benim. Arif emre her ne içse razıdır fermanına. Sahibimsin hem efendim hem de sultanım benim. İnşallah. Bu Hayrettin Karaman hocamızın duyuyorum böyle şiirler yazdığını gerçekten insanın derler ya hayvanın alası dışına insanınki içine diye bir şey söylediler Bilemezsin ki gerçekten çok güzel söylemiş. Onların bir kıtasını söyleyeyim biter. Çok ama hoş söylemiş. Bu şeye benziyor. Şemaidi şerif var hususi. Efendimizin mübarek şekli şemailini yazarlar. Buna Şemaidi şerifimiz, mübarek ellerini ayaklarını vesaire. Zatının nurundan vermiş sana can, hilkate ruhunla başlamış Rahman. Yusuf'ta yok sende olan hüsnü an. Ahlakındır senin mucize Kuran. Alemlere rahmet cemalin göster. Kölen rahmetine sığınmak ister. Çok gayet olur. Bunu tanımanız lazım.
Şimdi Baykurtlu diyor, Aşık Hicrani, tanınır mı acaba? Düzenli bir dönemde duyduk. Evet. Bu hayattan mı bozuk? Yok. Eski diledim. Çok nasip etti. Bayburtluk tekrar celali baba vermiş. Ama hoş söylemişler. Bak çok hoş. Elif Allah, celle celalühü, mim Muhammed, sen de olursun. Sendeki güzellik ey hüsnü çıkar. Ne alem ne adem ne hicranda var. Hüsnün cilasında açılan buse ne yusu ne Yakup ne kenanda var bu sürmüş. Kaşların fermandır gözlerin hakim. Şemsi de kameri gidersin mahkum. Sendeki adalet sendeki hüküm ne davu ne oğlu Süleyman'dır. Kirpiklerin oktur tutmuş alemi, haşların yazmış fücret kalemi, sen hüsnü cilanın metin tamamı, hem Zebur hem Tevrat hem Kuran'da var. Sana dost demişti ul ganihuda, övenni tabii ul ganihuda senin için bu alem geldi mevcuda sendeki muhabbet sendeki sevda ne Mecnun ne leyle ne hicranda var. Hocam.
Gam elif dersinden aşk ocağında ben Elif dedikçe dilim döndü mim. Yedi kalem çalmış kudret bağında. Kalemi mim imlası mim, bendi mim. O servi semendin öz dudağında yedi nar beslemiş şahı dudağında, şah dudağında dört ırmak akıyor canan bağında çeşmesi mim, gözesi mim, bendi mim. Çoktan aşık oldum ben o dilbere. İsmin kitap ettim aldım ezbere. İstedim celali yazan deftere ülkesi mim durağı mim kendim mim. Tasavvuf ehli halk aşığı bir başka şair şöyle demiş. Seni gören akıl zayi olur elbet. Servi serin halka sa'ye bağlamış. Ne boyda ser çektin ey servi kamet, Elif Zülfü serin bay'ye bağlamış. Yanağın tebare katsem suresi, neyse katsem dedi. Ey rahman okunur cismin tuğrası, ismin suresi iki mim bir dalı Ha'ya bağlamış. Allah Allah, ismini söylüyor Aleyhissalatü Vesselam efendimizin. İki mim mu? Havalu tun tun tun tun mindal, iki mim bir dağlı Ha'ya bağlamış.
Celali'yi sahildir kapın da dilber, Hüsnün perdeinden bir buse ister. Dediler muteber bir delil göster. Dedim hüccet ve tuha'ya bağlamış. Haytoş. Aşık sürübellerin Bu zamanımızla anlatır Akif Ersoy rahmetullahi Ali. Tabii yıllar geçmiş de herhalde gönül ehli bir kimse ki bizim bu zamanımıza da işaret ediyor. On dört asır evvel yine böyle bir geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi. Lakin o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler, kaç bin senedir halbuki bekleşmelerdi. Nereden görecekler göremezlerdi tabii. Bir kere zuhur ettiği çöl en sapa yığdi. Bir kere de mamure-i dünya o zamanlar buhranlar içindeydi, bugünden de biterdi. Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta. Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi. Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin. Salgındı bugün şarkı yıkan tefrika derdi.
Derken büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz, başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi, bir nefha da insanlığı kurtardı o masum. Bir hamle de Kayserleri kisraları serdi, aczin ki ezilmekte bütün hakkı dirildi, Zulmünki zeval aklına gelmezdi geberdi. Alemlere rahmetti evet şer'i mübini, şehbalini hak listeyenin yurduna geldi. Dünya neye sahipse onun sevgisidir hep. Medyununa cemiyeti medyununa ferdi. Medyun durumu masuma bütün bir beşeriye. Ya Rab bizi mahşerze bu ikrar ile haşret. Bu Necip Fazıl'nin de rahmetullahi aleyh çok güzel. Ondan sonra gerek, öyle hatırlıyorum. Beri gel serseri yol onun ümmetinden ol. Sen sil kümelerle dol onun ümmetinden ol. Sen hiçliğe bakan yön hep sıfır arka ve yön Dosturu Kabe'ye dön onun ümmetinden ol. Gel dünya mundar kafes. Gel gırtlakta son nefes. Gel arşı arayan ses onun ümmetinden ol. Ol. Solmaz solmaz bu bir renk. Ölmez ölmez bir ahenk.
İnsanlık gevenkevenk onun ümmetinden ol. Çok uzun. Necip Fazıl, hoş, yani şurada bir dua var, o duayı da biter. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillahirrahmanirrahim, ilk söyleyeni ilk öğreten izin. Allah'ı Rahman diyebildik özünden, yağmurumuz oldun dünya çölünün ateşinde. Allah'ı Rahim diyebildik sözünden, umudumuz oldun hep gününün telaşında. Seneki ezeli hitabın ete kemiğe bürünmüş halissin. Elhamdülillah sözüyle dillenen sonsuz minnettarlığımızın en açık ifadesizsin. Allah'a Rabbi diye alemlerin en çok teşekkür edenimizsin. En iyi hamd edenimiz sensin, Muhammedimizsin sallallahu aleyhi vessellem. Şükreden bir kum olmayayım mı mahcubiyetini hücre hücre taşıyan, göğsümüze taşıransınız. Rahmanın ve Çin'e aşina eyleyerek sevdirdin, yüzlerimizi sonsuz merhamet gördüğümüzü sen haber verdin. Rahim'in teveccühüyle sevindirdin gönüllerimizi.
Hüzünlerimizi bitirdin, korkularımızın silineceğini müjdeledin. Din gününün maliki ne göre yaşama inceliğini sevdirdin bize. Hesabı verilebilir günler yaşama sorumluluğunu sen hatırlattın vicdanımıza. Sen yalnız sana kulluk ederiz kitabımızın ebedi yansısısın. Alemlerin Rabbine en mükemmel ubudiyetle karşılık verenimizsin. Sen yalnız senden yardım dileriz, yakarışımızın biricik kefilisin. Rahman ve Rahim olan Allah'a kusursuz tevekkülle sığınanımızsın. Sayende bizi hidayet eyle sıratı müstakime diyebilecek hidayete giriştik. Üzerlerine nimet indirilenlerin yolunda en başta yürüyen sensin. Sen ki bize rauf ve rahimsin üzerimize titrersin. Üzerlerine gazap indirdiklerinin yoluna değil gidişimiz merhamet eyle-i sevgili. Sen ki hidayetimiz için çok hırslısın, ümmetine kıl kadar zarar gelsin istemezsin. Dalalete sapanların yoluna değil yürüyüşümüz şefaat eyle ey Nebi, amin.