Peygamber Efendimize Salavat ve Cuma Günü duaları kaydında Innillahtan katan nazar ayeti celileye mana vermezden mukaddem, sultanımız sultan-ı enbiya şefi iğruzi ceza, Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin, köma günlerinde üzerine Salavatı Şerife getirmenin hazaili hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim, duaları edelim, ola ki Rabbimiz Teala ve tekaddes…
Peygamber Efendimize Salavat ve Cuma Günü duaları ne anlatıyor?
Peygamber Efendimize Salavat ve Cuma Günü duaları kaydında Innillahtan katan nazar ayeti celileye mana vermezden mukaddem, sultanımız sultan-ı enbiya şefi iğruzi ceza, Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin, köma günlerinde üzerine Salavatı Şerife getirmenin hazaili hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim, duaları edelim, ola ki Rabbimiz Teala ve tekaddes…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 25 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Innillahtan katan nazar ayeti celileye mana vermezden mukaddem, sultanımız sultan-ı enbiya şefi iğruzi ceza, Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin, köma günlerinde üzerine Salavatı Şerife getirmenin hazaili hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim, duaları edelim, ola ki Rabbimiz Teala ve tekaddes hazıratları şu mübarek, cuma günü ve ramazanın son cemasında ettiğimiz dualarımızı, gergah izzetinde ahseni kabul ile makbul saadeti altında böylece haşr-i cemeyleye, annelerimizle, babalarımızla, akrabayı ta lügatımızla, dostlarımızla böylece peygamberimizin sancağı altında haşr-i cemeyleye, eyleeye, evvela ufak eğrin lisanını haptu halel hata ve zelavdan hıfz-ı himayaya eyleye. Canlarımız koluna gelip el ele ile ayak ayakla cemi aza birbiri ile elveda el fırak dediği gün, gözlerimiz semaya dikilip yavrularımızın boyun büktüğü gün, buyurun aşk ile.
Kelimesi ile cümlemize hüsnü hatimeler tevfik eyleeye. Menzil eden, sellem efendimiz İmam-ı Bahali'den mermidir, ey ümmeti ashabım, ey ümmetim ashabım. Cömert günlerinde bana salat-ı şerifeyi çok gönderin. Cömer günlerinde bana salavat-ı şerifeyi çok gönderin. Zira ümmetimin salat-ı selamleri, her cuma bana arz olunur. Her cuma bana salavat-ı şerifeleri arz olunur. Her kim ki bana çok salavat-ı şerife getiren ashabımdan olursa, ümmetimden olursa, menzilen bana çok yaklaşanlardan olur buyurmuşlardır. Yani kendilerinin menzili bana çok yaklaşanlardan olur, cemagun daha ziyade salavatı şerife getirin buyuruyor Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Diğer hadis-i şeriflerini de her cömerada okumuştur.
Kendine adet edinmiş cömerabin bin salavat-ı şerife getiren, Halık gargara'da gözleri semaya dikilirken makamını görmeyince, cennetten makamını görmeyince ruhu kabz olunmaz buyuruyor elhamdülillah. Daha uzun konuşamayacağım mevzumuz çok. Halid-i Zülcelal'ımız, Allah'ımız, bizi yoktan var eden mevlamız, Rabbimiz Kuran-ı Kerim'inden ne buyuruyor? Dikkat edelim, dikkat etmeyince, istifade ederim diye kulak vermedikçe, istifade edemezsin. Kelam, Halid-i Zülcelal'ın kelamı, Allah'ımızın kelamı. Pakistan reisi cumhuru bir mehtip göndermiş. Okuyayım desem, canınızla, bütün varlığınızla, kulaklarınızın ta kalp dulayla dinlersiniz. Değil bu Reis-i Cumhur'dan neden değil, Halık-ı Zülcelal'ımızdan, Sultani Enbiya Efendimizden. Okuduğumuz ayet-i celile, mevlamızdan geliyor. Sultanı enbiyaya geliyor.
Sultanı enbiya, Kuran-ı Kerim Osman-ı Zinnureyn Efendimize yazdırıyor ve günlerimize kadar böyle devam edip geliyor Elhamdülillah. Mane-i münifi. Biz emanet-i ilahiyemizi buyuruyor Allah'ımız, emanetimizi. Semavet ve'l-Arza, göklere ve yerlere ve dağlara, o yüksek yüksek dağlara arz ettik. Emanetimizi alın dedik, anlar ol emaneti, vereceğimiz emaneti yerine getiremeyecekleri halfiyle, emaneti yerli yerinde koca sema, ayağımızın altındaki arz, bütün dağlar yerine getiremeyecekleri halfiyle, anı yüklenmekten iba edip def'ini rica ettiler. Ya Rabbi bize yükletme. Bunu götürebilirsek ne var, götüremezsek ne var? Emanetimi götürürseniz Cennet-i Ala var, götüremezseniz Cehennem var. Öyleyse Ya Rabbi bize yükleme. Mutlaka verecensan kabul ederek. Lakin irade bizim elimizde de varsa kabul edemiyor Ya Rabbi. Çünkü götüremedik Ya Rabbi.
Koca dağlar, büyük semalar, büyük semalar, yedinci kat semalar, kalınlıkları beş yüz senelik yol olan semalar, yedinci kat yerler, iba edip defnini rica ettiler. O emanatı insan yüklenmekle, insan o emanetleri yüklenmekle nefislerine zulmedip akıbetten cahil oldular. Akıbetinin ne olduğunu bilmediler. İnsanlar yüklendi o dağların götüremediği, semaların götüremediği, yerlerin götüremediği emaneti, insanlar üstüne yüklendi, kendi nefsine zulmetti. Sana götüreceğim nefis dedi. Götürtüreceğim dedi ve yüklendi. İbn-i Mes'ud radıyallahu anh eder. İbn-i Mes'ud hazretleri radıyallahu anh şöyle buyurur, o emanetlerden murat, Allah'ın bu emanetleri ne olsa gerek bize verdiği emanet. Testi sayıyorum bak, Sonra tafsilatını gelecek günlerde haber veririm, bugün mevzuuma sığmaz. Emanetlerden biri edeyi salat, beş vakit namazı kılmak, Allah'ımızın emaneti.
Kim emaneti götürmezse emanete hıyanetli gider. Emanete hıyanetli giden münafık ruhundan yazıldığı Sultan-ı Enbiya Efendimiz'in hadisiyle sabittir. Demek birincisi beş vakit namaz. Bütün hayatında tek namazın geçmeyecek, Tek namazın geçmeyecek. Geçtin sakat, geçtiyse kaza edeceksin. Rabbime borcun o, Allah'a borcun. Kul yakanı desteliyor da, borcunu istiyor da, hem elest-ı hitabında bela Rabbimizsın diye göç dövüyorsun da, hazreti Allah'ı hazreti Muhammed'i kabul ediyorsun da, namazı neye getiriyorsun? Müslüman namaz geçer mi? O Allah'ın emaneti değil mi? Dallar imtina ettiler, sema, götüremek ya Rabbi dediler. Arz dedi ki götürmek, insanlardan Hazreti Adem dedi ki götürürsek ne var? Cennetim var, cemalim var. Öyleyse ben alıyorum, bütün evladımın namına kabul ediyorum, evlatlarım da onu götürür. Götürülmez mi Müslüman? Yirmi dört saatte beş tanecik vakit namaz götürülmez mi?
Yani çok zor bir şey mi bu? Kırkta bir, kırkta bir zekatını vereceksin diyor. Bin liran olacak da yirmi beş lirasını vereceksin. Götürülmez mi bu? Götürülmez mi? Götürülmeyecek yük mü yani? Sosyal adaletten, sosyal kalkınmadan, bütün hayatında ağzın dolusu sosyaldan konuşun, zekat verenlere ahmak damgası basan yazlık değil mi? Bu nasıl münevverlik, bu nasıl fikir böyle olur mu Müslüman? İkincisi, buralarda duramam çünkü bütün Ramazan'ı buralarda ne kadar konuştuk biiznillahi teala. Devam ediyoruz ve itaiz zeka, zekatte emanetin birisi, Allah'ımızdan özelimize yüklenen emanet. Kaldıramıyorum hocam, ne diye kaldıramayayım? Ne bileyim kaldıramayayım, verirken elim felç olmuş gibi titriyor.
Hazreti Adem atamız kabul etmiş, Sultan-ı Enbiya Efendimiz kabul etmiş, çarıyarı güzün kabul etmiş, cemi peygamberani izam kabul etmiş, bütün sahabe-i kiram kabul etmiş, seleflerimiz kabul etmiş, götürmüş de sana mı ağır geliyor? Senin nefsine ağır geliyor. Senin kendi nefsine ağır geldiği için götüremiyorsun. Çok zekat veren bilirim ben. Zekatını verirken aşk ile verir, zevk ile verir, muhabbetle verir. Daha emanetler ne? Bunlara uzun uzun cevap veremeyeceğim. Çünkü onlar hep tafsil edildi. Çok geniş geniş beyan et verildi. Anca üç mel olarak, kısa olarak konuşabilirim bugün inşallah. Ve savm-ı Ramazan, orucu da Halık-ı Zülcelal emanet olarak üstümüze verdi, yükletti. Bir ay orucu tutacaksın, tutamayan Allah'ın emanetini kaldırmış artmış olur. Tutanlar Allah'ın emanetini muhafaza etmiş olur. O yüzden cennete girmiş olur inşallah.
Çünkü Ramazan-ı Şerif, Ramazan-ı Şerif, Rabbimizin kullarına rahmet ayı, lütuf ayı, affı mağfiret ayı, evvelihür rahmetin, evsatuhu mağfiretin, ahiruhu etkun minen niran. Ramazan-ı Şerifin birinden, birinden ona kadar Allah'ın rahmet günü, Allah kullarının kalbini yumuşatmak için yağdırdığı rahmet günü, göze görünmez rahmet günü. Onundan yirmisine kadar Rabbimizi mağfiret günü, affı mağfiret günü. Kullarının kusurunu affetmek günü, yirmiden otuzuna kadar cehenneme layık olanların ütkı azat günü, cehennemden kurtulup cennete gitme günü. Yalnız Ramazan-ı Şerif'te bir ayın Müslümanı değil, bir ayın namazcısı değil, bir ayın ibadetçisi değil, on iki ay böyle devredecek namaz, ibadet de de Allah'a kul olacaksın. Bir aylık askerlik olmaz. Allah'ımız bizi kul kabul ediyor, elhamdülillah.
Biz kuluyuz, bir ay askerlik edip çekilsen, otursan, kulaklarını patlanana kadar subayların ve çavuşların gever seni, Allah'ımızın ölene kadar kulusun, abdestsin, askersin, o kapıda çalışacaksın, çalışacaksın. Oruçtan da böyle, satı oruç müminler, elhamdülillah oruç. Ağzındaki nefesleri açlıktan kötü kokar gibi olur birbirine ya, yedinci kat semaya kadar birinci kat melekler arasında, oruçların nefesi miski amber kokusu gibi geliyor. Ya Rabbi diyor, oruçların anısından gelen kokuya dayanamıyoruz. Yani missi anber gibi kokuyor. Elhamdülillah. Meleklere kıt pay ettirecek kadar, melekleri kıskandıracak kadar ameldesin elhamdülillah. Dinliyoruz. Ömründe bir defa zengin olan havaceyi aslı yiyesinden fazla Hicaz'a gidip getirecek kadar parası bulunana da hac farzdır, Allah'ın emaneti ilahiyyesidir. Allah'ın emanetidir o. Onu kim götürmezse emanete hıyanetlik eder.
Kim götürürse emaneti yerine getirir, yani Hicaz'a giderse, hac füruzasını yerine getirirse, haccını ifa ederse Rabbimizin emanetini götürmüş olur. Kim o emanetten boynunu eğer kırar, gelenlere baldırı cıblaklara para götürüyor. Memlekette hayır yok mu? Hasenet yok mu? Kendi kendine höke ve fetva vermeye çıkar. İslam'ın şartı, evet İslam'ın şartı, savun, salat, hac, zekat, kelime-i şehadet olduğunu düşünmez. Bilmez. Kendi kafasından heykeli gider, fetva vermeye çıkar. Burada hayır yok mu? Burada hasenet yok mu da baldırı çıplak Araplara vereceğiz? Ne Araplar baldırı çıplak şimdi? Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti İbrahim aleyhisselam, beyti şerifi yaptığında, ya Rabbi buraya bereket lütfet dedi, onun senin benim boğazıma manevi ip takılıp oraya çekiliyor, paramızı döküyoruz oraya elhamdülillah. Sultanı Enbiya Efendimiz, Medine-i Tahir'ye geliyor, elini kaldırıyor.
İbrahim babam Mekke'ye dua etmiş, iki mislini de Medine'ye ver Ya Rabbi diyor. Medine'den de fışkırıyor. Bir gün Sultan-ı Enbiya, efendimiz namazda dura dura ayakları şişiyor gece, ayakları kendine şekva ediyor. Sünnetini tutmadım, anınla gecelerin, ihya ederken şişir şekva eder kademe. Peygamberimiz namazda dura dura, namaz kıla kıla, ayakları şişerdi de, ayakları şişerdi de ayağı kendine şekva eder. Yeter ya Muhammed. Ne yapayım, ya ayak ne yapayım? Miraca Allah'ı görmek, lezzetini aldığım gibi namazdan lezzet alıyorum. Ben miracibtim, ümmetimin mivacı da her mevzuün mivac bahsinde okunur, ümmetimin mivacı da namaz oldu. Herif şey kımış, herif efendi imiş, herifin başında adamları varmış, yetiştiniz siz diyor. İbadete ihtiyaç kalmadı, Allah sizden razı oldu, namazı kılman gayrı diyor. Sultaniyen bir ya, ayağı patlayana kadar namaz kılıyor.
Sen ne oldun da, kimsin de, ne etsin de milleti namazdan menieden? Allah'tan korkman mı? Peygamberden utanman mı? Yerden kılın namazı, kabul ettireceğim Allah'a diyor şık. Sen kim oluyorsun da kıyam gibi bir farzı terk ettiriyorsun? Ondan sonra da kalkıyor, diyor ki hiç kılmayın, Allah sizden razı oldu diyor. Peygamber ayağı patlayana kadar gülüyor. Sünnetimi tutmadım, anınla gecelerin, Yahya ederken şişip şekva eder kademe. Almazı anlardan ol ali kulub hime mi? Dağlar altın oldu geldi Peygamberimize. Diye mi acımızsın, Rabbim bizi gönderdi, alsan ne şu altınlardan. İstemiyorum, istemiyorum, ümmetimi istiyorum. Amerika kız sisi, Amerika kız sisi en yüksek alimi, bu sözde mucize var diyor. Hangi yerde konuştuysa bunu, yerde konuştuysa onun etrafındaki dağlar altın diyor.
Geliyor Faysal'la anlaşıyor, o dağları çalıştırıyor, şimdi gürül gürül altın çıkıyor dağlardan Peygamberimizin mucizesi olarak. Yani kafirler inanıyor. Sen inanmaz mısın? Peygamberimize develer boyun büktü. Develer, birisi geliyor devem diyor itaat etmedi ya Rasulallah. Ne ediyor? Su çekiyor da suyu çıkarmıyor. Dur ben varayım da o deveye bir evit vereyim diyor Peygamberimiz. Bütün mahluk Peygamberimizle konuşurdu, konuşurdu. Sahabe ile giriyorlar, bahçenin orada kendi kendine devebekken olur ya, kendi kendine bakıyor, nasıl sultanı enbiya efendimizin gölgesi yere düşmeyen efendimizin, gölgesi yere düşmeyen efendimizin Veysel Karani'nin kelamıyla, başı göklerden müceğa yerlerden engin ayağı, böyle biri rüdeyüben, sağarım solduy beis, böyle Veysel bildiği gibi Muhammedimiz. Kimse bilemez, Peygamberimizi kimse vasf edemez diyor kitaplar.
Yerler gökler kağıt olsa, bütün sular mürekkep olsa, bütün ağaçlar kalem olsa, insan, cin, melek, katip olsa, peygamberimizin vasfını yazamazlar diyor kitaplar. Kimsenin peygamberinde yazacak. O alemine rahmet için gelen Muhammed o. Allah bizi ayırma Muhammedimizden. Nasıl yüzünü görünce deve, kopuşmaya başladı. Ya Rasulallah, size bir hakaret edecek gibi geliyor deve, geri çekilin. Yok yok deve. Bana hiçbir mahluk hakaret etmez insandan başka dedi. Geldi deve, diz çöktü deve, Peygamberimizin ayaklarına yüz sürmeye başladı. Ya ya deve belim ayağımı öpmekle kurtulamazsın, neye ayin işini görmüyorsun senin babasını eğip doyuruyor da, boğazıma iyi bakmıyor ya Resulallah, bana da küfür söylüyor ya Resulallah dedi. Görmem ben işini bunun. O adam başladı şehadet getirmeye eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdü ve resulühü doğru söylüyor ya Resulallah dedim.
Cidden ben onun kahrınıiyeyi doyurmuyordum ve ona da günah söylüyordum diyor. Allah bizi Peygamberimizden ayırma Ya Rabbi. Yeminler ki başındaki sahabeler müsaade et de ya Resulallah sana secde edeceğiz biz. Secde Allah'tan gayrı yere secde edilmez. Allah'tan gayrı secde edinseydi, kadınlarını hocalarına secde ettirirdim. Bu kadar haklı var dedi. Ayağa kalktı dedi ki ya Rasulallah, ben diyor bu deveyi kabul edemem, seninle konuşan deveye hizmet buyuramam artık dedi. Deveyi sana veriyorum. Nietzsche geyikler, nice kurtlar, nice kuşlar, nice ağaçlar, nice taşlar, Peygamberimizle konuşuyordu. Lakin şimdiki sırtarmış Müslümanım zanneden. Peygambere çöz bebeği dinleyecek kadar hakaret ediyor. Peygamberini kut elimde kaldı. Allah-ı Muhammed yolunu devir. Ah hocam heyecanlanmazsan. Ah hocam heyecanlandırmasalar. Ah hocam evkeli konuşmasan. Ah hocamı evkeli konuşturmasalar.
Ah hocam bağırmasan, ah hocamı bağırttırmasalar. Böyle dediğimden ne olduğunu anlıyorsunuz. Peygamberimize verdiler deveyi, Peygamberimizin hizmetindeydi. Peygamberimiz ahirete irtihal ettikten sonra kafasını eşya vura deve vefat etti. Peygamberimizin hasretine dayanamıyordu Peygamberimizin. Allah sefaletına nail ya Rabbi Peygamber. Nereden gittik buralara ben bilmiyorum ki. Biz emanetten konuşuyorduk. Yine sözlerime dönüyorum. Demek ki hak etmek istemeyen, o sevgini Muhammed'in kokusunu duymak istemeyen, o Allah'ın beytini görmek istemeyen, beyt neden yapıldı da? Haber veremem on bir defa yapıldı. Biz İbrahim aleyhisselam yaptı zannediyorduk, değil zannediyorduk. Değil değil. Adem aleyhisselamdan kırk bin sene evveli onu melekler yaptı da orayı tavaf ediyorlar kız saati. Senin duymadığın çok söz duyuracağım amma yemin zaman müsait değil, ne yapayım? Değil. Açıl bir aşkla.
Kelimesiyle cümlemize hüsnü hatimeler tevfik etti ya Rabbi. Tevfikinler refik etti ya Rabbi. Dördüncüsü de emanet-i ilahiyyenin dördüncüsü de hactır. Erkani İslam Doğru konuşmak emanettir. Doğru konuşmak emanettir. Peygamberimizin hadisi şu, kim doğru sözle sükutelerle konuşamazsa, ahraç şeytan diyor Peygamberimiz. Ahraç şeytan. Doğru gelince konuşamazsa, diri fetetlemeye başlar da, elim elif feldir demeye başlarsa, şahit diken, bir zalim seni şahit gösterir. Onun korkusundan titremeye baştan, söylesen zalim seni kahtedecek. Söylemesen mazlumun, mazlumun hakkı gidecek. Titremeye başlarsın, doğru söyle, doğru söylemezsen ahmak şeytansın. Peygamberimizin hadisi, sen de aşağı insan doğru söyleyemem. Kürsüde niye söylüyorum ya? Sakin kürsüde vücut morfinleşmiş, Kayseri Demirci hoca diyor ki vallahi vallahi vallahi diyorum, ağzıma tabanca tutun, yine doğru konuşurum.
Bilmiyorum çünkü, burada vücut morpinleşmiş. Doğru söylemeyip de ne söyleyecek? Demek ki sıddrı hadis doğru sözle emanettir, böyle kısa kısa gireceğiz. Eğer söyleyenler ne çok bahsettik. Altıncısı, aza-ı deyim, borcunu vermek de emaneti ilahiyedendir. Kim borcunu vermezse, eli omuzlarına darlığı olacak. Ayakları geçirilecek, tomruk olacak. Borçlu bir baban, borçlu bir annen, borçlu bir ambacan varsa, aman borcunu ver bana neme lazım deme. Oncağız orada Peygamberimizin hadisi bu. Borcu da verilecek, borcunu vereceksin, vermezsen sürüm sürüm sürüneceksin. Fakir değil kime din? Ya sahabeler, sizin indiniz de fakir kim? Ya Rasulallah, bizim yanımızda fakir evvel zengin idi, Sonra iflas etti, hiç malı kalmadı, müflistir, fakir o. Benim indimde fakir o değil diyor Peygamberimiz. Onun çünkü imanı var, İslam'ı var, yine etrafında bakanı var.
Fakir değil, ben Allah'ın huzuruna birçok sevaplarla gelir de, anlı gelinene kadar secde eder, oruç tutar, üç ayları tutar, ibadeti ver, vaaz dinler, hac eder, birçok sevabına gelir. Lakin elin hukukunu yemiş, hukuk sahipleri yakasını tutar huzurumda. Kırk parasına yedi yüz şiddet cemaatle kılınmış, kabul olmuş namaz verili verili verili. Her sevabı kalmaz da cehenneme girer. İşte buna derim ben fakir değil dedi Peygamberimiz. Fakir bu, zengin varın tek sevabı kalmaz. Nasıl ellerin parasını yuttun öyle. Nasıl ellerin sınırını sürdün öyle. Nasıl rüşveti yuttun öyle. Nasıl milleti aldattın öyle. Nasıl tepik vuran hayvanı iyi diye sattın öyle. Nasıl çalkanmadık, gecesi çıkmamış buğdayı, temiz diye sattın öyle. Hepsi kurt kuş olup vücudunu yiyecek kabirde. Allah bizi istikametten ayırma yarabbim. Daha, daha.
Onuncusu, altıncısı tepe, yedincisi, ifa-ı şekile ve mizan, Yani elindeki methrev ve kerazı da Allah'ın emanetidir. Bu Hakk'a dair bir sure var, ammeden aşağıda, okumaya vaktim yok. Velin deresi, cehennemin gayya kuyusu, o kimseye mahsus ki diyor Allah'ımız. Çilesini, terazısını, ölçeğini ve çilesini dürüst kullanmak. Kim kim evindeki metileyi çeke çeke iplik kırarsa, kim şimdiye böyle elini koyduğu zaman oyar oyar verirse, kim terazısına hile inerse, yarın huzur-ı ilahiyyede onun yeri verir. Birisi ahirete iltihaal ediyor. Hal-i gargara'da, geçen de söylemiştim lakin çok köylü din kardeşlerimiz geldi bugün. Şimdi la ilahe illallah Muhammedün resulullah diyorlar hastaya. Çalışman, delirtmiyorlar diyor. Çalışman, delirtmiyorlar. Elimde değil konuşmak diyor. Nereyi konuşuyorsun ya, bu dediğinizi dedirtmiyorlar. Ne oluyor dedi.
Ben bakkalıldım terazının gözünde sabun, şeker, pirinç vesair verdikine bir yaz yaş bezine silmez misin? Onların ağırlığı kadar hat zayi eder misin de? Terazinin dili dili mi tuttu? Dedirttirmiyorlar sizin dediğinizi diyor. Yalnız terazi, ölçek gözüne gelmesin, senin kendi hakaretların da gelsin gözüne. Burayı da geçeceğim, çünkü vaktim yok. Burayı da geçelim, Allah'ımızın emanetleri ayet okuyup devam edelim ve feraiz, farzları eda da Allah'ımızın emaneti. Farzı yerine getirmezsen Allah'ın emanetine hıyanetli gitmiş olun. İnkar edersen küfre varın, terk edersen bir adam öldürmüş gibi gülahı kebair olur. Aman ha farzlara dokunma, dokunma zerre kadar dokunma. Beni kardeş olarak kabul et. Evkeri zannetme, şefkatimden konuşuyorum. Gözü açık bir adam, gözü ama adam bir kuyuya düşecek olursa anman, kuyuya düşüyorum anmandır.
Şu kitaplar bize bu hileyi yapanlar cehenneme düşeceğini açık gösterdiğinden bağırdığım, çığırdığım, boğazlarımı yıktığım aman düşmeyelim diyorum. Acıyorum düşmeyelim diyorum. Sen bilin düşmek istersen. Biz bu sene de hakkımızı ifa edelim. Allah rızası için. Satide evimizde nedamet ediyoruz. Bir daha dışarıya çıkmayalım. Ellerin gözüne bakmayalım. Ellerin gözüne bak, sathi baktırmıyor. Rabbim elhamdülillah ya. İçeriye bir kanı akdut çekmiş elhamdülillah. Sekizincisi farz. Dokuzuncusu, hoddu dindir. Dinin hududunu, dinin hududunu muhafaza etmek. Anlayamadım. Kuran-ı Kerim ve hadis-i şerife sahip olmak muhafaza etmek. Yine anlayamadım. Sana bir misalla anlayacağım. Şeybanil rai hazretleri var. Rai dedim mi, ilmi olanlar bilir çobana dindir. Çoban, koyun çobanı. Dağ koyun bitmeye gider, size misal vereyim, dağda cömert oldu mu böyle, oyunun bir dar, bir de bol iki cızık çizer.
Ayetel Kürsi okur, cızık çizer gelir gömmasını kılar. Vardır ki birinci cızıktan çıktıysa ikinciden çıkmamış. İkinciden çıktıysa boğazı mızkalı deli koyun ancak. Derler ikinci cızığı da çıkmış, kurt kuş parçalamayıvermiş. Bu o çoban değil. Hazratı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Halid-ı Zülcelal hazretları. Kuran-ı Kerim'le bir farz cızğı, bir vacip cızğı kızdı senin etrafına. Bir hüdüt cızdı. Bunu dışarıya çıkma. Şeytan nefis seni parçalar, imansız öldürür dedi. Buraya çıkma. Peygamberimiz oktu şimdi. Dedi ki belki buradan çıkar. Allah'ın vahiyle Peygamberimizle bir sünnet cızğı kızdı. Ondan dar. Belki ümmetim buradan çıkarsa fazla olsun çıkmaz da kurtulur diye, bir de o kızdı. Bir de Sıddık idi alzamla Hazreti Ali Efendimiz şimdi tasavvuf dedikleri, tasavvuf dedikleri cızığı cızı, şimdiki lisanda tarikat diyorlar ona ya, asil ismi tasavvuftur onun.
Onlar da ondan dar bir cızık cızdı, aman buradan çıkarsa sünnetten olsun kalsın. Sünnetten çıkarsa fazla olsun kalsın diye, onlar daha bir dar cızık cızdı. Oyna vardı ki çıkmış uhkuş parçalıyor. Sen de sahabelerin cızığına atlanırsa, Hazreti Muhammed'in cızığına olsun sahip ol. Onun cızığını sünnet cızığına da geçiyorsan Kuran-ı Kerim olsun dışarıya atlama. Orayı atlayacak olursan, nefs ile şeytan kafirler seni parçalar da ebedi cehennemlik girer. Nasıl anlaşıldı hocam? Allah razı olsun. Hep böyle anlatmam ama lakin vaktim yok ki misal vermeye hiç, hiç yok. Daha efendim evamir ve nevahidir onuncusu da Allah'ın emirlerini ile emretmek, nehyettiklerinden milleti korumak Allah'ın emanetidir bu. Demek herkesi kötülükten men etmek, yani bir insanın kötülüğünü görürseniz dilinizle ümit verin men edin. Dilinizle olmuyorsa elinizle deyin oradan kurtarın onu. Hadisi şerif bu.
Elinizle kadir değil, dilinizle kadir gelirseniz, ona kalben buğz edin küsüm de bana niye küstü ben doğru yola geleyim desin. Kalben de buğz etmezseniz hardal denesi kadar imanınız kalmaz buyuruyor köy efendilerimiz. Demek onun cezasını biz de mi çekiyoruz? Sen de çekiyorsun ya. Bağlıyorsan, bağıyla sen düğün yaptırmaya adetli miydin? Şöyle de düğün yaparken ha, ortada saz çaldırıp da kadın erkek karşı karşıya oynatmak, Ruslar mı geldi sana? Ruslar mı geldi sana? İki ses sahibine Allah lanet etsin buyuruyor Peygamberimiz. Birisi, birisi ölüsüne yüz vuran, saatçe olan, yakayı yırtan, açıktan anlayana Allah lanet etsin. Birisi de eyyamürur'da, gür günlerinde, davul çaldıran, zurna çaldıran, saz çaldırana lanet olsun diyor Peygamberimiz. Bunlar diyor kafirlerden geldi. Doğru söylemeyin mi şimdi? Yüzümü bükmek mi istiyorsun? Yükemiyorum ne yapayım? Yükemiyorum.
Sen gidişatını büktün kardeşim. Vazgeç Allah'ı Muhammed seversen. O kadın ve erkeğe, bakanlar ve bakılanlara lanet olsun buyuruyor Peygamberimiz. Nasıl ırzını elin erkeğiyle kucaklaştırıp oyna diyorsun. Nasıl ırzını namusu mu iki köydeki düğünlerde ortaya sazcık oynuyorsun da kadın oyna diyorsun. Cahil mi bunlar? Böyle bakılanlara lanet olsun buyuruyor Peygamberimiz. Nasıl ırzını elin erkeğiyle kucaklaştırıp oyna diyorsun. Nasıl ırzının namusunu iki köydeki düğünlerde ortaya sazcık oynuyorum da kadın oyna diyorsun. Cahil mi bunlar? Var mı hocam burada? Ben bilmiyorum. Bizim memleketlere ucu geldi de bir yere bir iki yollar düğün ediyorlardı, onu ucuz söylüyorum. Orada bayram günü olunca yektek bir yanda, kadın bir yanda oynarıyorlardı, onun için diyorum. Sende de varsa üstüne anın, yalan varsa sızlasın varsın.
Sekizincisini geçmişsek, dokuzuncusunu geçmişsek, onuncusunu geçmişsek, iyilikle emretmek, kötülükten nehyetmek, şart uleması şart, büyük ulemaları. Abdü mükellefin üzerine bilmesi lazım olan farzlar kaç tür der? Otuz üç dedik biz, onlar otuz iki der. Ne niye otuz iki der? Biz dedik ki altısı imanda beşi İslam'da dördü abdestte, üçü usulde, üçü tennimde, on ikisi salette otuz üç eder dedik. Onlar dediler ki fassatı elli iki tane farz var. Bir araya mühimleri toplanacağız altısı imanda, beşi İslam'da, dördü abdestte, üçü usulde, ikisi emri bil maruf nehyi anil münkerde, on ikisi sanatte. Teemmün insanın başına ömründe bir kez lazım olur ya olmaz. Onu sonra insan beller. Lakin iyilikle emretmek, kötülükten nehyetmek her gün insana farzdır bu.
Her gün oğluna da diyeceksin, kızına da, ailene de, çocuğuna da, komşuna da, aklabana da, tarikatına da, müminlere de, mühimmatlara da iyi evit vereceksin. Yalnız hoca ne yapsın bir hoca? Ne yapsın? Herkes birbirine deviççi olacak da bu dini ali öyle korunacak inşallah. Daha on biri veyahut cenabetten gusüldür. Cünüp olunca husletmek Allah'ın emanetidir. Kağıtlarını getirdim, imkanını bulamam, konuşamam. Kaç defa gusl için geldim yapamıyorum. İnşallah yine bunu ikinci plana koyuyoruz. Demek ki cünüp olunca husnetmek, cenabet olunca husnetmek, hayızdan kurtulunca husnetmek, nifasadan kurtulunca husnetmek, gece düşün azar da, yatakta yaşlılık bulursan gusletmek, yaşlılık bulmaz da o rüyayı görür de kuru çıkarsan gusletmek istemez. Lakin hiç rüya çok ağır gelmiş, hiç belleğememiş, yaşlılık buluyor. Ne yaşlılık olursa olsun, gusül etmek üzerine farzdır. Daha çoktur konuşamayacağım bir gün.
Devam ediyoruz. On ikincisi, Allah'ın emanetinin on ikincisi, kendini haram fiilden korumak, haram aletlerini ellere sarf etmemek, kadın ne erkek namusunu bozmamak da emanettir. Bu emanete hıyanetli gidenin yeri cehennemin gibidir. Zinadan da çok bahsettik. Bundan da geçiyoruz. Satı her gün konuşuyoruz. Allah Kuran-ı Kerim'de buyuruyor. Zinaya galip dehih olman buyuruyor. Dün de konuşmuştuk, onun için konuşamıyorum. Zinaya yakın da olman. Hazreti Ömer radiyallahu anh efendimiz. Bak elinde olsa götürüyorlar didini. Zamanı hilafetinde bir genç daima namazdan gelir giderdi. Kadının biri ona göz dikmişti. Birkaç ay takip etti. Bir gün yatsın ayı, yatsın ayı bana yardım edene Allah yardım etsin diye bağırmaya başlayınca dünkü gibi aynı, hemen girdi oğlan. Ne oldu dedi. Senin aşıkınım, üç aydır takip ederim benimle bir olacağız. İmkanın yok. Ben beş vakit namazını kılan insanım.
Buyuruyor Allah. Namaz fuhşiyetten, münkerekten nehyeder. Ben kurtuldum zinadan yapamam ben dedi. Sen yapamam amma ben zorla yaptırırım sana. Sana zorla zina ettiririm. İmkanın yok kadın dedi. Gece yarısına kadar belini kucaklamış, yalvarmış. Zelre kadar kesilmiyor. Zelre kadar bozulmuyor. Senin gençlerin de, senin gençlerin de iradeyi cüz'iyyesini iradeyi cüz'iyyesini helak etmiş. Zıngır zıngır elin insanın altında geziyor. Elin beli kucaklanıyor da yine hislerini vermiyor. Beni çok yalvartın diyor. Beni çok yalvartın. Vakit geçiyor ve zinayı becersen İmkanın yok dedi. Vallahi dedi yağlıklarımı yırtarım dedi dünkü gibi. Bağırırım, komşuları bütün havluya doldururum. Deve deve seni öldürtürüm dedi. Ölmeye razıyım, zinaya razı değilim. Çünkü Allah'ın huzuruna çokluğu olarak varacağım yüzlerim kara olur. Tövbe et kardeşim. Tövbe et kardeşim. Krakı içtinse tövbe et.
Günahtan tövbe ile o günah hiç etmemiş gibi olur diyor. Yalnız hocalı bir kadınla zina ettinse, hocasının hukuku var onun. Halalaşır mı? İmkanı var mı? Denilir mi geldiğin zaman anlayışın çatından vurmaz mı seni? Yalnız Rabbim göstermesin. İnşallah yoktur cemaatimizde. İnşallah olmaz ya, belki olur diye konuşmamız lazım. Diyor ki ben bağırıyorum şimdi. Bağır çığır çat da benzina ekmek diyor. Bağırmaya başlıyor kadın, yetişin ırzım geliyor diyor kahrolasıca Allah'ın gazabına uğruyor Asca. Yağlıklarını yutuyor, yetişiyor komşular laf anlamazlar. Vuruyorlar gözüne, başına, dalına her yerinden kan revan oluyor yavrunun. Sürüyü sürüyü camiye getiriyorlar. Kadın da geliyor, Hazreti Ömer namazı kıldırıyor sabah namazını. Mihraptan dönüyor bakıyor ki kendinin beş vakit namaz kılan genç kafalarından sim sim kan geliyor.
Kadının birisi orada şikayetçi sakı başı yolup, yağlığı yırtıp o orada ağlıyor ırzıma dokundu değil. Yalancı. Etrafı şahitler dolu böyle. Getirin o genci kadını buraya diyor. Getiriyorlar. Bir hiddete geliyor, külleri dışarıya çıkıyor elbiselerin Hazratı Ömer'in. Allah'ın ayeti var, ben buna inanmıyorum diyor. İnanmıyorum çünkü beş vakit namaz lan Bir çocuk bu zina yetmez diyor. Yetmez. Oğlum doğru söyle. Ne oldu sana diyor. Söyleyecek takatını koymadılar ya Ömer. Deve deve köfteye döndürdüler ya Ömer. Ben üç aydır buradan geçerken o havlu kapısı açılırdı, ben yönümü böyle dönerdim. Bir ihtiyar kadın bana yardım edene Allah yardım etsin diye bağırdı, kopuştum. Kapıyı kilitlediler üstüme şu ırz bana gece yarısına kadar yalvardı, isteyeni vermedim. Senin namusunu hakim pay ederim dedi. Yalvarığını yoldu, çevirmeye başladı. Havluların üstünden bu adamların suçu yok.
Hopladılar, bana istedikleri kadar vurdular ya Ömer. Bunlara helal olsun, zina etme ilme bin şükür olsun. Kadın mesele böyle mi dedi. Bağırdı Hazreti Ömer, şiddetiyle böyle oldu ya Ömer dedi korkusundan Hazreti Ömer'in karşısında kim yalan söylediğini? O kadını biliyor musun ihtiyar kadını dedi. Şahsını gördüm bilirim. Bütün Medine'nin ihtiyar kadınını bir sıraya tıktılar, o kadını buldurdu Hazreti Ömer. Bir merkebe tek dindirdi. Medine'de dolaştırdı, dolaştırdı. Medine'den sürgün etti onu. Eller böyle zinadan kurtuldu, dayak yerine sen keyfini icra için zıngır zıngır zinaya mı giden? Allah'tan haya etmen mi? Peygamberden utanman mı? Dininden utanman mı? İslam dininden utanman mı? Daha var mı efendim? Cenabıetten gusül dedik ve veyahut dedik haram failden azalarını muhafaza dedik. On ikincisi yahut ayndır. Gözünden Allah gözü emanet verdi. Hüzün, kulakları emanet verdi.
Kulağın lakav, gıybet, iftira çaldı vesaire. Dinledin mi? Dinledim. Öyleyse kulağın yerine yanacaksın. Gözünü elin ırzına baktın mı? İlk görünüşte baktın. Onun yüzünden lezzet aldın baktınsa. Göz zinasıdır. Konuştunsa, bir araya geldinse, zina kelimeleri konuştunsa kulak zinasıdır. Ve on beşincisi yettir. Elin emanettir. Elinde kimseye hakaret ettin mi? Elinde zulmettin mi? Elinde faiz aldın mı? Elinle rüşvet aldın mı? Elinle sigara tuttun mu? Elinle Irak'ı tuttun mu? Elinle mal çaldın mı? Elinle Kuran tuttun mu? Elinle efendim hayır hasenet yaptın mı? Elinle zekat verdin mi? Elinle fatura verdin mi? Böyle Allah'a mı soracak tek tek? Cevap verdiğin zaman iyi taraf kurtulacak. Emanete hıyanetlik ettinse Allah'ın emanetine mesülsün mesülsün mesülsün. Daha veyahut veyahut fikirdir ayaklarındır. Ayaklarında emanet. Emanet olduğu belli. Öldün mü ayağında ne de.
Suyu çekilmiş değirmen gibi el kalıyor. Hep emanet. Allah sana emanet olarak veriyor. Ayağınla dükkan dükkan dolaştın, köy köy dolaştın. Müslümanı birbirine tutturdun mu? Fitnecilik ettin mi? Ondan oraya yalan laf taşıdın mı? Fitne uykudadır buyuruyor Peygamberimiz. Kim fitneciliği uyandırmaya girerse, uyandırırsa onu uyandıranlara lanet olsun buyuruyor Peygamberimiz. Lanet Lanet olsun. Ayağınla, ayağınla yolu bıraktın da elin tarlalarının içinden yürüdün mü? Yetim tarlalarını çınladın mı? Ayağınla kahvelere gittin mi? Ayağınla gazünelere gittin mi? Ayağınla barlara gittin mi? Vululara gittin mi? İsyana gittin mi? Gittim Ya Rabbi. Emaneti kaldırdın üstünden. Allah'ın emanetini reddettin. Allah, kurban olduğum Allah bütün azamızı, bütün azamızı senin emrin haricine çıkartma Ya Rabbi. Bize kudret ver, kuvvet ver Ya Rabbi. Daha on yedincisi karındır. Karnında midem de emanettir.
Hasta oluyor bak yarısını kesip atıyorlar. Gücü yetmezse öldürüyor geliyor. Hep emanettir. Onu haramla mı doldurdun? Helalla mı doldurdun? Yuttun bir lokmaya haram mıydı? Helal mıydı? Bilemiyorum hocam, bilemiyorum. Beni şaşkına döndürdün böğürsen. Hangisinden yanacağıma şaştın. Her taraf usul oldu bizim yahu. Hiçbiri Allah'ımızın affından konuşmadın. Ne yapayım geldim huzura. İfadeyi Allah'ımız alıyor. Allah'ımız alıyor. Kuran okundu karşımdan. Buraya uymazsan gelince aittir. Onun için buraya uyacağız mecbur. Ahkardır bu, okumdur. Buraya uyduğumuz zaman kurtulacağız inşallah. Niçin? Böyle bitiriyorum. Altı kimse bir hadis-i şerifin karşılığı bu. Sıhhatimiz beş tanecik dakika var. Yetiştireceğime aklım kesmiyor ya, burayı da konuşmanın için hazırlamıştım. Birçok da bu hakka dair kitaptan kağıtlar getirmiştim, imkanını bulamayacağım.
Bir kısmını konuşursam yarın bir kısmına da inşallah başlarız, bitiririz inşallah. Altı kimse gire nara, altı kişi cehenneme girecek diyor Peygamberimiz. Geldi buyuruyor, ben ne yapayım? E altı kimse gire nara diye bir ol veranın en hayırlısı, dünyanın, ahiretin en güzel, en hayırlısı Muhammedimiz buyuruyor. Ne baştan, Zulmüle hakim olanlar, zulmüle hakmedenler cehenneme girecekler. Hakkı zayi edip de zulmüle hakmeden, evinde yavrularına mahkemede hakimden, daha büyük, daha küçükten kim zulmettiyse, zulmüne hakim verdiyse onun yeri cehennemin dibidir. Zulmila hakim olanlar, Ne diyor? Siz bilmez misiniz diyor. Zulüm büyük ardır. Utanacak şeydir zulüm. Zulmettiğin adam öldükten sonra ciğerin yandığından bilmiyor mu zulünün ar olduğunu? Pişman değil misin şimdi? Yaptığın işlere pişman değil, dizini deviriyor mu şimdi? Keşke yapmasa mıdır? Keşke kafasını kırmasa mıdır?
Keşke muhalif olmasa mıdır? Devletin, devletin kanunladığını bir partinin için olgun olmayıp da birbirimize düşüp de keşke zulmetmeseydik demeyecek misin? Soruyorsun, harp partisine soruyorsun. Adaleti nasıl tanıyorsun? Her kafir gözüyle bakıyor. Görüyorsun adalete soruyorsun. Biz hoca olarak vaaz vermenin için aralarını bulmak istiyoruz. Soruyor halk partisi nasıl baştan ayağa kafir diyor. Müslümana kafir dersen sen nerede kalırsın Müslüman? Devlet aldı bunu. Bu mevzuya hiç girmek istemezdim. Devlet aldı bizi olgun zannetti. Sandığın başka, sandığa gelmeden başka particılık yapmayacakları zannetti. Biz de olgun değiliz. Tahsınımız yok. Temam okuyup münevver tabakaya çıkamadık. Çıkamadık. Aklımız, fikrimiz küçük. Dört sene evvel ne yatan, dört sene barışmaya çalışın imkanı yok efendim.
Hocam daha doğrusu bu kadar ileriye götürdüler bunu ki, yani Türkiye'mizde birbirine duşmayın gibi bakıyor. Ben bilirim sizin etrafınızdaki köylerden de bilirim. Bir köye iki cami yapacak kadar hakaret etme birbirine. Orada ezeme gibi okunur. Orada okunur. Kahveleri ayrı. Her yerleri ayrı. O onun düğününe gitmez. O onun cenazesine gitmez. Nasıl Müslümansın sen? Nasıl Müslümansın? Biz gece gündüz milleti vahdete bağlamaya çalışıyoruz. Lakin oradan bir inanmam, oradan bir kevgir, oradan bir alçak sana da takıyor bir cınkıl. Diyor ki böyle banlıyor ama bu millet partisinden, böyle banlıyor ama bu TÜRKEŞ'in partisinden, böyle banlıyor ha bu halk partisinden Bir laf bakıyor. Müslümanlardan hocayı savunsun da, ıslah olmasın da, ya ahmakini yaşayalım diye böyle ediyorlar. Geçen bir genç bana geldi. Yalvardı. Bizim sakallılarımıza iyi diyor Allah aşkına dedi.
Genç olarak bir araya geliyoruz, gel ihtilafı bırakalım diyoruz. Lakin sakallının kalbi simsiyah olmuş. Simsiyah olmuş. Dönmüyor Allah'a. Dönmüyor Allah'a. Ben vazgeçeyim parti kelimesinden. Reyimi erimi yüreğimin üstüne koyun. Yine benim için Ya Rabbi hakkımda hayırlıysa onu kalbime ilham et Ya Rabbi diyeyim. Öyle reyeğimi atayım demiyor. Dört sene elden şimdiye kadar binlerce güç insan var Türkiye'de. Yazlık delil mi? Komünist bundan faydalanmıyor mu? Mahsun bundan faydalanmıyor mu? Yahudi bundan faydalanmıyor mu? Nasrağını bundan faydalanmıyor mu? Bütün kafirler buna keflenmiyor mu? Keflen büriyorsun, yazlık ediyorsun kendine. Canını cehenneme yakıyorsun. Zulüm büyük ardır. Cezau zulme. Allah'ın andı uluhiyetinde zulmün cezası cehennemdir. Zulmün cezası cehennemdir, ateştır. Mazlumun evi cennettir. Neye bağırıyorsun? Yirmiyi geçtim. Ramazan yirmiyi geçti, sözümü toplayamadım.
Zevkine vaızın doyamadım. Doyamadım. Sen de doymadın biliyorum, ben de doymadım. Elhamdülillah. Allah'ımız doyurmasın bizi. Nereye doyurmasın? Vaızdan doyurmasın da. Yeahiyi aşklı olalım dinleyelim inşallah. Allah ilmiyle amel eden alimler lütf etsin bize. Senin gibi taklidi istemiyoruz dem bana. Onun için Rabbimiz Mazlumun evi de cenneti aladır. Zulmeder ki şifa araman, onun yeri ataştır, ataştır, ataştır. Davetini mazlum-u makbulen mazlumun duası makbuldur, isterse günahın içinde kalp olursun. Kalp olursun. Mazlumun duasının önünde perde yok. Doğru Allah'ımıza gider. Demek ki zulmeden bu hil, evet efendim zalimlerin zalimlerden dar alıcı miskinler arkasıyım ben diyor Allah. Zalimlerden hak kalacak. Miskinlerin de kuvveti benim diyor Allah. Ağlasın bana, intizar etmesin. Ah çeksin yeter o. Onun evini barkını vakfederim. Bir hikaye çeker misin buraya?
Bizim İbrahim Eken Bey Diyanet Kurulunda efendim öğe olan, ağza olan zatın vaazından dinlemiştim. Biz Bağdat'taydık diyor. Bağdat'ta tahsil ediyordum. Taksılım sırasında Medine-i Münevvere'ye gittik ziyarete. Ezan okundu mu yoksa? Medine-i Tahirenin vücuduna girdim diyor. Sakala da çok itiraz verdim. Gençlerin sakal koyması tavrı mudur, nüraylıktır, keçilere var sakal der, peygamberin sünnetini tahrif ederdim. Lakin huzura giydi mi gece rüyamda sultanı embiya geldi. Dedi ki İbrahim sakalsız huzuruma girme dedi. Ve o genç olduğu halde şimdi simsiyah sakal sahibi dindar bir Müslüman ve Türkiye'ye yetecek kadar ilmi var elhamdülillah. Ozak der ki bizi gezdiriyorlardı. Bir harabaya vardık. Harabaya, bu haraba nedir hocam biliyor musun? Bilmiyorum. Bu harama bir hükümdarın harabası.
Bir hükümdar şuraya bir kadın dul kadın, iki yetimini muhafaza için, belki geçen bir daha konuşmuşum bilmiyorum. Böyle bir hayma yaptı, içine iki yetimini koydu ve kendi Bağdatda yeşermeye gitti. Padişahta sarayinin orasına bir ev yapıldığından haberi olmamış. Ava çıkmıştı, ava çıkınca şu kümes ne şurada dedi. Kümes ne şurada dedi. Bir dul kadıncağızın iki yetimi var efendim padişahım. Onları buradan muhafaza ediyor. Muhafaza ediyor. Kendi de bağda toplamaya gitti. O işte tehlike kırıklarıyla paçavralarıyla kendine bir ev yaptı buraya. Görmediniz mi de bana demediniz. Konağımın manzarasına halel veriyor. Konağımın manzarası bozuluyor, dağılın onu oradan diyor. Ne yapsın komiser, polis ne emir kulu efendim. Vardır yine dağma küsk ediyorlar. İki yetim öyle, sıcak kuminin üstünde böyle pervane bunlar. Hızlanıyor.
Ta ikindiden sonra ortalık savuyunca tozları yarıp gelen kadın sırtında hevbe, onlara yemek getiriyor, yiyecek getiriyor, toz yarılıyor geliyor, gelse ki evi yok, yemin ettiniz diyor. Şura bira anam padişahın serayı hümayunuymuş. Şuraya insan bina yapar mı dedi. Ne binası? Biri hayma tuttu mu dedi. Şu iki yetimin vay kıpkırmızı güneşte geçmiş dedi. Elini semaya kaldırdı. Boynunu Allah'a büktü. Gözünden yat döktü. Ya Rabbi çocukların ben sahibiydim. Bağdala gitti mi dedi. Sen de sahibiydin. Görmedin mi? Neredeyim sen? Harik-ı Zülcelal'ın gayretine tokandığı için o padişahın serayı hümayunu gendiğiyle, ailesiyle, malıyla, mülküyle bir tufan koptu helak olsunlar. Bunun gibi, bunun gibi efendim Hatem-i Asamın başına da geldi. Onun yüzünden de bir bina kayboldu. Gözümüzün önünde medarı istikrarımız olan koca İstanbul yedi defa tarihlere bak. Yedi defa altüst oldu. Yerisine zulümden oldu.
Şaftatın Yaptığı cennet bir yetimin boğazından bir küpeyi koparmayla altüst oldu. Zulüm zulüm bir efendim atıl bumbasıdır. Hangi binanın altında o atın bombası varırsa onun fitili mazlumun ağzındaki arttır. O at çektin mi? Atın bombası patladın mı? Her kim ne eder insanı? Türkiye'mizde kaç yerde olmadı mı? Yani sen diyorsun ki basınların neyin, efendim metin özü işlerinin neyin, haberini sen dinliyorsun. Muhammed'in haberini ben dinliyorum. Diyor ki madem patladı diyor. Doğru söyle diyor. Peygamberimiz de öyle diyor. İmanının madeni patlıyor, zulmediyor da ondan yıkılıyor diyor. Zencele olmaz diyor Peygamberimiz. İki şeyden olur. Birisi mazlum anlarsa yer dayanamıyor. Allah'ı ağlıyor. Ya rabbi diyor. Üstümde bir mazluma zulm olunuyor. Neredesin ya Rabbi? Halife Zülkela, emrediyor zelzele yap. Helaket ot evimi. İçinde yeisi de var ya rabbi. Yeisi de o zalimlere gayr oluyor.
Bir araya gelip de zulmünü durdurmayın. Herkes bana neme lazım diyor. Ziya Paşa diyor ki Türkiye'yi üç şeyi mahvedecek. Ne diyor? Neme lazım, neme gerek, bana ne? Bu insanı mahveder diyor Ziya Paşa. Bizi de vakfeden bu üç şeydir neme lazım. Neme gerek. Bana ne. Sen de bana var yanacaksın. Senin yayında beraber zelzeleye uğrayacak. Diyor ki ikinci neden, ikinci gelin namusuyla, gelin erkeği ecnebi bir araya geldikleri zaman, zinaya başlarken Allah'ımız üstünde zina oluyor Ya Rabbi. Dayanamıyorum kurban olduğum Allah diyor yer. Ne yapayım sen bilin. Genzele yap, zencele. Genzele ondan oluyor diyor Peygamberimiz. Böyle bitirelim ve Ankara'dan gelen Tayfur'un kayınbabası olan, keyfini koyan kardeşlerimiz var.
Biz de sizin memleketinizin iman ve hakimi, Hacı Hafız Halim Efendi'nin hutbasına meftunuk, şimdi buradan keyfi olduğu gibi kaldırsın, memderimi oraya koysun, memleketimde keyfimi alıp ben de onu yadigar edeceğim. Yani bizim vaazımızı alıp yadigar ediyor. Ben de sevdiklerimin hutbasını ne alıp onu yadigar edeceğim. Onun için birdenbire kıraman kardeşimiz şeylerini toplasın. Burada çok rüzgarli geliyor. Tahrabın yanına kadar oturmak istiyorum. Vücudum sizin için her ığının altından ter fışkırttı şimdi. Terliyim. Allah'ınız sizi de bizi de hafızı hakiki olan Allah yedi kudretiyle hıfz etsin inşallah. Hastalarımıza şifalar ihsan etsin. Yetkillerimize devalar ihsan etsin. Borçlularımıza edalar ihsan etsin. Kusurlarımızı affetsin. Şu emaneti ilahiyeye riayet edenlerden etsin. Cennet-i alaya girenlerden etsin. Cehenneme gidenlerden etmesin.
Hazreti Muhammed'in sancağının altına toplananlardan etsin. Bahşa yerinde teldek alanlar da etmesin. Cennetini, cemalını, hurisini, kılmanını, nimetini, nimetini lütuf ettiği kula zümresine Allah'ımız ilhak buyursun.
Kaynak: Genel
Peygamber Efendimize Salavat ve Cuma Günü… | Mihmandar