Peygamber Efendimize Hizmet Ve Aşkı kaydında İçeriye çadıra girdiler İhvan'ın durumu da çok zayıftı Kimileri dağdan geliyorlar paraları yok arabaya, otobüse para verecek durumları müsait değil. Geldiler onları da etrafını aldılar. Fakat içimde bir ateş yanıyor, onu tarif edemem. Öyle bir ateş ki bunu söndürmemiz gerekir yoksa yakacak o ateş hatırıma mübarek Nalin-i Şerifleri geldi.…
İçeriye çadıra girdiler İhvan'ın durumu da çok zayıftı Kimileri dağdan geliyorlar paraları yok arabaya, otobüse para verecek durumları müsait değil. Geldiler onları da etrafını aldılar. Fakat içimde bir ateş yanıyor, onu tarif edemem. Öyle bir ateş ki bunu söndürmemiz gerekir yoksa yakacak o ateş hatırıma mübarek Nalin-i Şerifleri geldi. Baktım orada giymiş oldukları yaz gününde olduğu için böyle bir terlik diyoruz ya onu aldım kimsenin görmediği yere gittim üzerine yattım onu böyle kedi olur da böyle yalar Onun gibi yalıyorum, durduramıyorum, içimi durduramıyorum. Kendilerine orada hizmetin bir kısmı elhamdülillah bize düştü çocuk olduğum için yoksa yapılmaz. Tabii sıkça dışarı çıkılıyor kalktığı zaman, minderinin üzerine böyle yüzümü gözümü sürüyorum. Bilmiyorum, kendimden geçmişim. Sonra onun çorabını ayarlıyorlar öğrendim onu da yapmaya başladım bir izne.
Onun ihtiyaç yerine ibriği götürüyorum. Üstadımız dedi aman ha geriden takip et. Yakınında bulunan. Çok geriden. Çıkacağı zaman koşuyorum, alıyorum. Alırken şöyle bir nazar ettiğini unutamıyorum. Sonra mübarek Efendimiz sıkça dışarı çıkılan bir yer. O şifalı sulardan için diyor. Her defasında kimse öyle abdest alacağını zannetmiyorum. Abdest alıyor ama abdest de tastamam alıyor. Göze su içirmeyi orada gördüm böyle son zamanlarda fıkıh kitaplarını gözlerinize su içirin diye yüzlerini yıkadıktan sonra şehadet parmağı ile baş parmağı arasına böyle suyu alınca gözlerinin çukurlarını böyle yokluyorlar. Zaten can yok ki. Can var da bir deri bir kemik Üstadımız hazretleri çadırda kalmak istemişler. Üstadımız hemen emretti dedi.
Efendim yatacak temelden merdivenin aşağısından yukarısına kadar tertemiz edeceksiniz şimdiki gibi imkanlar olmadığı için yatağın yüzü tamamen çıkarılacak yorgan yaz günü zaten günde uzun tertemiz yıkanacak koruduktan sonra takılacak efendimiz rahat edecek diyor yatıyorum. Biraz da ev mesafeni yine içim durmuyor. Dedim ki efendimizin kapısına varayım yattığı yere kapısının eşiğine oturuyor dış kapı tabi iç kapı neyim orada bekleyeyim dedim ve sonra kendileri geldi. Sizlerden istirham ediyorum. Cenabı hak bu muhabbetimizi daim ve kaim eylesin. Üstadımızın orada hep sohbetlerini gördüm. Beş esası her zaman sıralıyorlardı Bir ömür belki bu sohbeti yaptılar Torunlarının sevgi ve muhabbetle yad ettiğimiz Mahmut Sami Ramazanoğlu. Torunları Mahmut Sami Kirazdı. Kiraz oldu. İlk anda Kirazlı deniyordu. Sonra Kiraz oldu diye şey yaptılar. Onun düğününde oturdular.
Üstadımız hazretlerinin ulemaya çok muhabbeti vardı. Erenköy'nde Abdullah Develioğlu dedemin arkadaşlarından müderris. Onu ziyaret etti. Şimdiki gibi telefonlar neler yok. Orada ziyaret esnasında ikindi namazından sonra olacak. Birden buyurdular ki Efendimiz Hazretleri bizi istiyor Halbuki ne telefon var ne bir şey var Meğer, Sami Efendimiz Hazretleri orada sohbete başlamışlar Sohbete başlamışlar. Üstad zalimiz gelince, istihbarat edildi yanına alındı. Biz de oturduk. Böyle sirkin kimselerdi. Orada bir hadise anlattı. Bir kul huzur-u ilahiye geliyor amelleri veznoluyor, tartılıyor. Bir amele ihtiyacı kalıyor. Cenabı hak o amelin bulunması için kendisine müsaade buyuruyor git o ameli bul.
Peygamber Efendimize Hizmet Ve Aşkı kaydında İçeriye çadıra girdiler İhvan'ın durumu da çok zayıftı Kimileri dağdan geliyorlar paraları yok arabaya, otobüse para verecek durumları müsait değil. Geldiler onları da etrafını aldılar. Fakat içimde bir ateş yanıyor, onu tarif edemem. Öyle bir ateş ki bunu söndürmemiz gerekir yoksa yakacak o ateş hatırıma mübarek Nalin-i Şerifleri geldi.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Anasına varıyor vermiyor babasına varıyor vermiyor diğerlerine varıyor vermiyor hepsi bizim kendimize yeter bir derdimiz var diyorlar Rabbimizin huzuruna mahcup bir şekilde gelince Halıkımız Senin Allah için bir dostun da mı yok? Böyle bunu ifade ederken ağlamaklı bir şekilde söyledi Senin Allah için bir dostun da mı yok deyince bunu dir demez bir dostunu hatırlıyor dedi. Cemaat o anda karıştı. Herkes ayağa kalktı kimseyi bilmiyorum, şu içim bulgur kaynıyor gibi derler. Gözümden yaş, nasıl tarif edeyim? Yağmurlar gibi yaş akıyor.
Üstad Alimizi gördüm duvara dayanmış böyle hu diyor ama nasıl meğer teveccühte bulunmuşlar nasıl unutalım bu sultanımızı biz orada üstadımız dedi ki ah bir teyp olsaydı ömründe yapmış olduğu sanki sohbetin özeti gibiydi diye şunu ifade ettiler insanın kalbinin ıslahı irşadı manevi hastalıklardan kurtulması beş şeye bağlıdır Gratü'l-gur'an-i bid'tedebbür manasını anlayarak onu hayata geçirmek suretiyle aşk ve muhabbetle Kuran-ı Azimüşşan'ı huzur ve huşu içerisinde okumak, gıyamul leyl, gece namaz kılmak, mücalesetüz salihin, salihlerle olmak, mideyi fazla doldurmamak et ta'dar runde seher, seherlerde Rabbimize yalvarmak sohbetlerini yaptılar sonra üstadımız bir şey söyledi bize oğlum dedi Efendimiz Hazretleri bir hadiseyi anlatırken, o da duygu içinde vardı böyle mahşeri anlattın mahşerdeyim zannediyorsun ahireti anlatsa ahiretteyim zannediyorsun. Mizanı anlatsa mizandayım.
Sanki insana oraları yaşatır gibi buyurdular ki: nereyi anlatırsa o alemi de insana yaşatır diye. Sonra oğlum dedi nasıl gördün efendimizi. Tabii şükür ettim bizim görmemiz ne olacak ki biz ne görebiliriz? Gönderi derler. Bazen böyle koyunlar yüzülür gerisinde bazen bıçak kaçığı olur. Kuruduğu zaman bura büyük bir delik gibi bizimki ancak öyle bir çam budağı gibi o göz yok ki haber verebilelim kendileri kendileri buyurdular ki Efendimiz muazzam bir kürsünün üzerinde, muazzam bir kürsünün üzerinde üzerinde de bir hil'at var letaiflerinden de, Nuh'lar fışkırıyor diye haber verirler Efendimiz Hazretleri sonra buraya geldiğimizde Erenköy'e bu Adana'dan hemşehrileri olan Abdulkadir Efendi'nin evindeyiz orada Sami Efendi Hazretleri'nden konuşuluyor Abdulkadir Efendi dedi ki Efendim daha doğmadan önce kapıya bir yoksul gelir bir şey verilmesi icap eder diye içten bir şeyler getirir der.
Ben hayır toplayıcılardan değilim yalnız anne Ümmü Gülsüm annemiz sizin batnınızdaki yavru zamanın kutbul aktabıdır aman ha şüpheli bir taam yemeyin doğduktan doğduktan sonra tekrar gelirler Dediler ki ismini Mahmut Sami koyacaksınız O anda Abdülkadir Efendi dedi ki bu Sami Efendimiz'le yolculuk yaparken bunu konuşmuşlar Abdülkadir sol ayağı kemiği üzerinde de bir lira büyüklüğünde işaret var diye onu da ifade ettiler kendileri zaten Esad Erbili Hazretleri'nin dergahında müstesna kendileri hukuk fakültesini bitirmişler hukuk fakültesini bitirmişler o zamanki ismiyle Darülfünür Haydarpaşa istasyonuna gelmiş Haydarpaşa istasyonunda iken Esali Erbili Hazretleri dergahta yedilerden Ale Efendi'yi gönderir Ali Efendi Haydar Paşa istasyonunda Mahmut Sami adında şu eşkalde şu biçimde bir evladımız var onu dergaha getir kendileri de babalarına telgraf çekmişler baba arıyorum diye Sami Efendimiz hazretleri gelir, o kadar kalabalığın içerisinde aramaya gerek yok bakar ki bir delikanlı nur gibi Onların içerisinde haliyle durumuyla duruşuyla bakışıyla her şeyiyle müstesna Selamün aleyküm evladım Sami'dir hiç tanışma yok Evladım seni bir yere götürsek razı olur musun?
Baş nedir? O telgraf, telefon her şeyi unutur dirgaha gelirler Esad El-Bina Hazretleri ilmiye sınıfına ait bir elbise giydirirler ve kendisine bir teveccühle bütün ilimlerde bahir olur, deniz olur Allah'ın izniyle sonra üç hizmet veriyoruz size der bir Hastalara bakacaksın bir bey çocuğu Sami Efendi Hazretleri Ramazanoğullarını Ondan sonra kitabını bir başkaları taşıyor İkinci olarak dergahı sen süpüreceksin, yatakları sen kaldıracaksın, hazır diyeceksin. Efendimiz Hazretleri bunlara hep riayet eder. Hele alay müftüsü İbrahim Efendi var, bunun yanında Cide müftüsü Hüseyin Efendi. O artık yatağa bağlı bir hayat başlar.
Esad El-Bida Hazretleri etrafı ile bir istişare eder ne yapalım derler ne yapalım bunu memleketine mi gönderelim hastahaneye mi kaldıralım burada mı kalsın nasıl olsun derken Sami Efendi Hazretleri der ki efendim bu hizmeti bize lütfedin ihsan edin ben bakarım altından alacak kadar hizmetini yapar bir gün Esad-i Erbi Hazretleri Kavsil-i Azam'dır Hüseyin Efendi Hazretleri Arafat'ta ithal eder eli duada vakfedeyken Esadi El-Bibi Hazretleri duyunca bir saat kadar düşünür kalır büyük bir değer Hüseyin Efendi nasılsınız deyince, efendim ben ne hastalıktan kurtulmak istiyorum ne de Sam Efendi hizmetten ayrılmak istiyor, diyor on sekiz ay kadar Allahu Alem hizmetinde bulunur yani kolayına bu nimet, bahşiş bulunmuyor her nimet bir bedel karşılığıdır müstesna haliyle durumuyla ve sonra Dergah-ı Esada gelen Mektupları da Sami Efendi Hazretleri okuyor Bir mektup gelir Cide Müftüsü Hüseyin Efendi Hazretleri'nden Kavsilazam'dır mektubun bir yerine gelince ağlamaya başlar Oku evladım Sami Bizim hadiseden haberimiz var, oku Hadise şu Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin huzurunda Peygamberimiz buyururlar ki Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ben Sami Ramazanoğlunu vekil olarak tayin buyuruyor şahit misin Hüseyin Efendi deyince, gövdemi basarım Ya Rasulallah Onun sadakatine gövdemi basarım Es'adi erbili Hazretleri de Ya Rasulallah ehildir gelişi öyle boşuna değil böyle olmasına rağmen Es'adi erbili Hazretleri'nden sonra kendisini gizler tabii haber verilir söylenir daha bana rabıta yapın dememiştir bunu Yahya'lı Hasan Efendi'den sorarsınız Adana'da Hasan Efendi'den sorarsınız nasıl bir haya nasıl bir edep nasıl anlatalım şimdi böyle bir kimseyi hep hatırıma Abdullah bin Revaha efendimizin şairi gelir Ne kadar diyor Resulullah'tan Sallallahu Aleyhi ve Sellem anlatılsa eksik kalır.
Biz neyi söylesek yanlış söyleriz? Çünkü her nefes bir derece, bir nimet, bir ikrama mazhar. Kalbi Cenabı Hakk'a çekilmiş bu aşıkların bir nefeslik taatine insanların ve cinlerin ameli kadar mükafat verilir. Nasıl ölçülür, nasıl tartılır? Mümkün mü? Şimdi bizim gibi insan hali şu bazı odunları tartan alet var Tartı aleti. O tartı aleti, altunları tartamaz. Onu kim tartar? Sarraf'ı tartar. Bunun için ricalü'l Gayb'dan hala Demekten çekinirim. Mübarek bir insan huzuruna gelir ona derler ki Ahmet ismim Ahmet Efendi bizi tanımıyorlar Ahmet Efendi bizi tanımıyorlar ancak tanıyanları o bezde tarağı olan kimselerdir.
Şimdi bak internet kullanıyoruz bazı sahifelere gireceğiz nasıl gireceğiz şifresiyle gireceğiz şimdi zaten bu harp sanayinde de biliyorsunuz hep şifreli onların velayet şifresini girmedikçe onu anlamak mümkün değildir biz Zahirini görüyoruz Zahirini gördüğümüze zaten tahammül edemiyoruz biz Efendimiz Hazretlerinin, nezih bir kimse, itikadı sahih, itikatta ehli sünnet ve cemaat görüşü üzere ve bunda hiçbir taviz vermeyen Efendimiz Hazretleri imanın altı esasında öyle bir kavi, öyle bir güçlü ki onun artık kemikleri de bütün zerratına işlemiştir. Iman abidesi, İslam abidesi, Kuran'ın canlı şahidi olan müstahazımız Hazretleri ibadet ve tatilinde ihlas var ihsan var takva var sonra bakıyoruz ahlakı ahlakı Muhammediye Pakistan'da Muhammed Hamidullah biliyorsunuz Profesör değişik ülkelerde kürsü olan bizzat İstanbul'a geldiğinde üstadımızı da görüştürelim diyorlar Sami Vemiz Hazretleri ile.
Acaba onun hakkında ne diyecek bir dinleyelim. Görüşür ayrıldıktan sonra efendim nasıl buldunuz Resulullah'ın bir ümmetini gördüm der son zamanlarda Mahir is hocamız rahmetullah Ali görüştüğünde der ki devri Osmanî'den beri çok insan gördük ama bu Hazreti Sami Kemal edip, Kürkçüoğlu nedir? O da, Eyyam-ı Şeb-i Efruz'da bir merdi sıyami, mihrab-ı ubudiyeti ulyada kıyami, yoksullara imda deri, düşkünlere hami, tevhid-i Hüda rehberi bir zatı kirami hayrul halef-i esadi dergah-i kelamı, fakrul urafa, Bedri kafa, Hz. İsami, düstur-u zaman mefkarı ali Ramazandır Didarı Muhammed Ruhi pakinde uyandır siması siması bir ayineyi envar-ı cihandır Ey can kulak aç Bunda beyan Özge beyandır Hayrulu halefi esadi Dergah-i Kelami, Fahrul Urafa, Bedri Kafa, Hz. Sami Devletli veli Hz.
Halid'den el almış İrşadını manendi ziya her yana salmış efradı vatan, berzahı fetrette bunalmış Ümmidi reha bir nazarı feyzine kalmış hayrulu halefi es'ad-ı Dergah-i Kelami, Fahr-ul Urafa, Bedri Haffa, Hz. Sami Hem haleti peygamberi zişan harekatı vermekte tarik ehline tahkik beratı geçmektedir Allah'a ibadetli hayatı Bezminde tadar gamzedeler alb-ı fıratı Hayrul halef-i esadı dergah-ı Kelami Kelami Fakrul Urafa, Bedri Kafa, Hz. İsa şurası çok müstesnadır elbette bırakır böyle bir er, böyle halife Böyle birer, Es'adi Elbili Hazretleri anca böyle bir halife bırakır. Ashap kadar hadim olur şer'i Şerife, her sohbeti bir züpte-i ahkamı münife. Sorsan kime mazhardır?
O der ismi latife hayrul halefi es'adi Dergah-i Kelami, fakrul urafa, Bedri kafa, Hazreti Sami, etmiş ona hak paye-i irfanı emanet, Sermayin-i pir kıymeti imanı emanet Ahmed Ağa etmiş ona yaranı emanet Kılmaz mı erenler büher kan-ı emanet Hayrul halef-i esadidirgah-i kelami Fakru'l Urafa Bedri Haffa Hz. Sami bitmez burada çok şiirler var Mesela biz bunu ezberimizdeydi ey ya Hz. Sami meselsin mürüvvette eller damenindedir dünyada ahirette Sen Halifetullah'sın Zullullahi fil-arzsın yani ki sen Sultansın seririm Muhammed'de. Sehmi vilayetinden irs aldığın bilirim.
Hem sehmi nübüvvetten tac-ı dersin ümmette mahrem ilika-i zat, mazhar cümle sıfat, nakleder cemi ruvat, babullahsın hilkatte, bir kolun Nakşibendi, diğer kolun geylani, enfüs ile afakı cem eyledimsirte, yaşayan sünnetullah bir mabede aşkullah mürşid-i esrar sensin ittiba-ı sünnette sehabı zaman içre setreyledin yüzünü Bedri kafa olduğun müsellemdir elbette Şefkatte bir güneşsin, sehavette nehrün Nil leyli yeldayı asır setr ile uhuvvette gönlümdeki ummanlar, huruşan da sütunda cidarı kalbe vurur, mevceleri halvette, sıddık cehre oldur, Baha-i behre oldur, Dehre halidi oldur, Ahmedidir halvette.
Letaif-i aşere, nefv-ü ispata derken murakabata davran kutbunla ünsiyette, keşfile kerametin, esrar-ı marifetin muntazır fermanına kullarındır elbette açılan cennet gibi, saçılan rahmet gibi, pest ile bela bütün raks ederek hizmette, ender elin alanda, yoluna dil verende, gedalar şah oluptur meydan-ı muhabbette, kemal kameti ballasına himmeti bağlasına ruhu muallasına kerrubiyun hayrette atomdaki gizli kudret tohumdaki kuvvesin gökte şimşek girdesel düşmana cellat ette buyurdu Nebi ol sebepten vecd ile cüşelerim sohbette Cenabı Hak şefaatlerine mazhar eylesin üstadımızın onun hakkındaki şiirleri neleri malumunuzdur inşallah yeri geldiğinde anlatılır