Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kendimiz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem ne büyük bir fırsattır buyuruyor yaz günü ne büyük bir fırsattır. Nasıl bir fırsat? Şimdi kış günü geceleri uzun, çokça namaz kılar insan. Kış gününde geceler uzun. Şimdi şeyinde de, gündüzünde de oruç tutar bir şey yok bilmiyorum ben. Yani kış günü geldiğinde diyoruz biz, geceler çok uzun, Nasıl ki şu günleri bitiremiyorsak gece de öyle. Diyor ki durmayalım, her gün bir kimselerle alakalar kurarak bu dini güçlendirelim, kuvvetlendirelim. Bu bir azim istiyor, bu bir gayret istiyor. Sizin üzerinize oruç farz oldu. Ta Adem aleyhisselamdan beri ümmetler üzerine, nebiler üzerine farz olduğu gibi onlar bu vazifeyi yapmış, peygamberler yapmış, onların ümmetleri yapmış. Siz de terk etmeyin, aman dikkat edin. Sizin üzerinizde öyle bir zorluk, okuduğum ayet o idi.
Böyle bir hastalıktır, müzmin bir hastalık. Mesela doktorun hazik olmasını söylerler yani dini hassasiyeti olacak diyecek ki hakikaten oruç tutulacak durumun yok gerisi olur. Yoksa çok basit bir rahatsızlıktan dolayı olmaz. Ama doktor diyorsa, bilen bir doktor, o sefer de öyle şimdiki gibi eskiden şimdiki gibi değildi demek istiyorum. Şimdi burada orucun hikmetini Cenabı Hak bize bildiriyor. Ayetlerin içerisinde bakıyorsunuz bir önceki kelimeyi ondan sonraki kelime tefsir ediyor. Orucun farz olmasındaki sebep nedir? Bak o anlatılıyor bize. Orucun farz olunmasındaki sebep anlatılıyor. Bunu kardeşlerimize tarif siz yazıyorsunuz hemen bildirirsiniz hemen haber verirsiniz mesajlarınız var, telefonlarınız var. Buradan yazıp yazıp hemen göndereceğiz. Sahabe niye attı Efendimiz'den duyduğu Hadis-i Şeriflerin hakkını de girdiler. Nasıl yanacağız başkalarına soracak.
Şimdi burada eğer üç kişiysek üç Yahudi altmış milyon müminin kanını akıttı. Üç tane mümin eğer ulaşamıyorsak Allah'ın kullarını insanlığa faydalı bir hale getirmek için düşüneceğiz tabi. Bu da yazara bulacak. Kaybedenize birbirimize mesajlayacağız bugün. Sabah geldi kardeşlerimiz hep defterine kalemle gelmişler onlar üç şeyi kaydettiler. Bir paydamız olsun istiyorum insanlara biz de yazarız siz de yazarsınız gönderirsiniz. Bin güç bulacak kuvvet bulacak Sahabe-i Kiram üç bin kilometrelik yere bir Hadis-i Şerif almak için gitti El-masi günahtan korunacaksınız buyuruyor. Günah dindiği zaman büyüğü, küçüğü. Şimdi günah ne demektir? Günah, Kuran'da ve efendimizin ehadisi Muhammediyesinde cezası bildirilen hususlardır. Mesela, onlar için elim bir azap var buyuruluyor. Mesela yalan, değil de, içki diyorum, kumar diyelim, vesaire. Hatalarda, onlar için büyük bir cezalar buyruluyor.
Cezası bildirilen hususlardır. Zaten küçük günah diyerek tasavvuf uleması bir kayıt koymamış. Çünkü Rabbimize karşı her günah büyüktür demişler. İsyandan kaçınmak, orucun tazyiyetindeki sebep bu. Yoksa işte ben hasta idim, oruç tutmak suretiyle doktorlarla söylüyorum, birçok tedavi olduğunu, bunu bilecek zaten ibadet ve taatler hep tedavidir. Hem bedenimizin tedavisidir hem de ruhumuzun. Biz asıl düşüneceğimiz Cenabıhakk'a kulluk görevimizi yerine getirmek. Zaten bu tedavidir. Namaz kılan insan vermek günde beş vakit en az abdest alan kişi. O yüzündeki o elektriklenmeler neler olduğu gibi gidiyor. Altmış yaşındaki bir Alman kadını ile Müslüman kadının arasındaki farkı siz bizden çok iyi bilirsiniz. Namaz kılmadığı için, üzerini yıkamadığı için bitmiş bir vaziyette, pörsülmüş bir vaziyette. Ama Müslüman bir kadın tazeliğini muhafaza ediyor kuruyor.
Hani bu faydasının ötesinde diyoruz orucumuzu tutarken asıl günahlardan sakınmak. Zaten oruç şehevi arzuyu kırar. Bu ömrü geçilemeyecek kadar fazla bir hastalık oldu. Dikkat edeceğiz. Bundan bütün yetkililer bile sıkıntılı. Bu insanlık nasıl kurtulacak, bu hareketten, bu yanlışlıkta, bu gözleri koruyamamaktan, dilleri koruyamamaktan namusumuzun muhafaza hususunda. Evlenmeye gücü yetmiyor zaten evlenmek istemiyor Ben sizden dinliyorum bunu zaten. Siz sadece bizim içinizde değil dışımızdaki insanlara taştığınız için biliyorsunuz. Bunu ibadetli insanlardan bile söyleyenler var. Çok ibadetli taahhüt insanların çocukları söylüyor bunu. Bundan dolayı insan üzülüyor yani biz etrafında sahip olalım diyoruz. Her taraftan sahip olalım. Bir taraflı yürümez buna hepiniz bilelim.
Sadece bir tarife değil orada şimdi bu ilahi emirlerin bildirilmemesi umumileşince hepimiz görebiliriz Mesela şimdi tasavvur gidersiniz siz teravihe gelmeyecek değil mi? Diyoruz ki tam çay zamanı yemek zamanıydı diyoruz. İşte o bizim kafamızda olmayacak. Bu oruç bize gelirken aç olarak geliyor. Örtüsüz olarak geliyor. Korunmasız olarak geliyor. Biz bu orucu doyuracağız. Oruçla doyuracağız, namazla doyuracağız, susuzluğunu Kuran tilaveti ile giderecek. Namaz başlasın ve gireriz, bileceksiniz oğullardan bile boş boş konuşmalar. Böyle boş sözler. Halbuki bedenimizin de asıl ruhumuzun da eğitiminin yapıldığı bir aydır bu. Öyle boş kesecek bir ay değil. Soframıza en çok fakirlerin oturacağı bir aile. Sonra teravihleri görürsünüz ilk günlerde artacak ondan sonra yavaş yavaş yavaş yavaş.
Tabii dikkat edenlerimiz onu bilirler riayetlerine Allah'ımızın Azameti ilahiyesini takdir etmekle ya haldir Eğer evlenmeye gücünüz yetmiyorsa oruç tutun oruç sizin, oruç tutun, oruç sizin, birazcık yaklaşabildiniz mi zahmet olacak. Oruç sizin şehevi duygunuzu kıracaktır. Oruç sizin şehevi duygunuzu kıracaktır. Diye bir bölüm var. Oruç bir kere sizi nefsani bütün arzulardan, şehevi duygulardan kurtaracaktır. Pardonunun sebebi bu. Mesela akşama yemek hazırlanıyor. Örnek ki her çeşidini istiyoruz şimdi hepimiz öyle her çeşidini istiyoruz. O değil. Oruçtan gayet çok nimet değil aslında. Ne kadar yanlış anlatılmış bu. Bu nefsi ıslah böyle işte Ramazan-ı Şerif geldiğinde bunu haberlerden de dinliyorsunuz. İşte alışverişe çekiliyor mu? Güzel. Yapılacak ikram için gelen fakire yoksuna mutlak yapılacak.
Şu birbirimizi davetleyin evet sevin birbirini mutlak sevecek insan ama şöyle fakir getirmeyi daha çok düşünelim etrafımıza bunu mesaj da yazın diyorum. Bunu çoğaltalım, onlar da etrafa yazsın. Fakirleri oturtalım, en çok fakirleri oturtalım. Bunu kim yaptı? Efendimiz yaptı sallallahu aleyhi ve sellem. Fakir sofrasında otururdu iki cihan güneşi sallallahu aleyhi ve sellem. İki sofrası da oraya oturuyorlardı. Şimdi Allah'ın veli kulları diyor. Muhyiddin Arabi gibi, Bayilzid-i Bistami gibi, Ebu'l Hasan-ı Harakani gibi, İmam-ı Rabbani gibi, Muhammed masumlar gibi vesair Onlar buna dikkat ederlerdi diyor. Onlar üzerine onlar üzerinde bu nasıl gerçekleşmişse zaten nefis diye bir mevzu ile onlar konuşmaz. Eğer bunlara dalacak olursak onların nefis diye bir sıkıntısı yok. O bitmiş o. 0. Öyle bir ahdetmiş, öyle bir gayret etmiş nefsani arzularına dur demiş o. Haddi gelmeye iletmemiş.
Mesela size o ariflerden birini söyleyerek. Git, gitar bu. Kadını değil dişi hayvana bile bakmamışlar. Dişi hayvana da bakmamış, böyle bir arzu belirir diye. İşte diyor, bunların yoluna siz tabi olacaksınız sizden evvelkiler derken böyle dikkat etmiş. Etmiş. Mesela Bayezid-i Bistami Hazretleri Allah'ımızdan gayrı düşünceler geldiği zaman orucu iade etmiş. Şimdi biz böyle yapar mıyız? Biz şeri vazifelere dikkat edelim. O şeriatın en ince noktaları. O hale gelmiş o kazanmış o elde etmiş onu. Bayezid Bistami Sultanımız deyince onu alıp bir köşeye koyacak değiliz biz. Onu örnek alacağız. Allah bize onu görmek için hazırlamış. Dünyanın ahiretin işi ders almamız için. Mesela biz üstadımızı ziyaret ediyoruz. Asıl ziyaretimiz, asıl ziyaretimiz bir acı biberle o yaz günlerinde yaz günlerinde en uzun günlerde acı biberle oruç tutmuş atık bulamamış anlatırdı bize.
Katı olacak bir şey yok acı biberlerle oruç tuttuk. Anlatıyorlar tabi. Öyle diyor çeşitli çeşitli yemeler değil eğlenmeler de olmaz katiyen. Bizim kardeşlerimiz bunu yapmaz ve yapamaz da zaten. O seherlerinin nelerini ihya edeceğiz öyle balkonlardan, evlerimizden kahkahalar katiyyen katiyyen Allah buna razı olmaz zaten. Onlar çok ağlarlar ama az gülerler. Efendimiz eğer benim gördüğümü bilseydiniz çok ağlardınız, az gülerdiniz, yataklarınıza giremezsiniz. Ta yollara çıkar da feryat verdiniz Allah diye. Biz buralara dikkat edeceğiz bu oruç sayesinde daha bunu güçlendireceğiz. Hatta Onlar öyle ki bunu nasıl tarif edebileceğiz? Bizzat görünmeyenlerin görünür hale geldiği bir durumdur bu. Bu ehlince malumdur. Bir kere onlara Allah'ımızın yüce kudretinin sırları beyan olmaya başlıyor. İşte onların dikkatleri de buradan geliyor. Gördükleri için Eyvah diyorlar.
Ömürlerimizi berbat etmişiz, ömrümüzü berbat etmişiz. Dinmiş ama diyorlar biz dinlememişiz, tesir etmemiş bize. Yani nasıl tesir edecek? Mevlana'mızın bir sözü var. Buyuruyor ki bir tohumu, iyi çiftçi diyor, tohumunu çorak araziye atla. Yani bizim gibi bir kalp çorak olursa nasıl tesir ediyor? Etmiyor. Kime tesir ediyor? Ancak kalbini ibadetle, taatle, riyazatla az yiyor, az uyuyor, az konuşuyor, dikkat ediyor. Yani bunlar anlaşılsın az konuşmanın neden olduğunu, az yememizin neden olduğunu, günahtan sakınmamızın neler olduğunu bilecek olursak. Oruç üç şekilde ifade buyrulur. Yalnız burada bak hiç sıkıntılmam. Kardeşlerimizden işi gücü olan olursa yukarıda cemaat olsun kızsınler. Bunları hiç yapmayın uzatırım çünkü.
Bizim çok uzaktan kardeşlerimiz var bunların hiç sıkıntılanmam niye çıktı demem eğer öyle işi gücü olan var daralan varsa biz biraz da önü aldık hani hiç yapmayın girdik var çıkamadım demeyin rahat yani hiç ondan sıkıntı almam, memnun olurum. Şimdi işin gücü varmış dedi. Üç derecedir. Bizim gibi insanların orucu. Niye öyle diyorsun? Adam belki İhsan yolunun öğrencisi değil ama son derece dikkatli onlar müstesna. Riayettir bu. Dikkat edenler elbette üstün kimselerdir. Seçkin insanlar. Daha da seçkin. Gibi ekseriyette gördüğümüz kimselerin vurucu keşke olursun. Yemekten içmekten cinsi arzudan uzaklaşılıyor ya budur diyor. Keşke bu olsa. Keşke şu havamın tuttuğu rızkı bir tutar gitsin. Sabahtan diyor işte, iyimser oruç tutmaya başladığımızda akşama kadar diyor kendilerini korurlar. Evet. Kalplerini ama şu avam kadar olabilsek. Gaflettin değil, öyle namazı ney tek değil?
Namazda da gafil değil. Ayakta durduğu zaman da gafil değil. Rükuunda da secdesinde de, tesbihatını yaparken de gafil değil, günahlarımızı hatırlıyoruz. Diğer bütün taatlerde gafil değil. Mesela yolda yürürken de gafil değil. Bir hasta ziyaretinde de gafil değil. Hani bir dostunu ziyaretinde de gafil değil hep uyanık. Ne için yaptığını biliyor. Bu gafletten uzak kalbini zikrullah ile doldurmuş. Böyle bir ihmallik yok. Azalara düşmek, azaların günaha düşmekten de korunmuş. Şimdi sadece diyor aç kalmak değildir ki iş. Böyle olmadık sözler sürünüyor diyor. Yalan şahitlik bilmem filan de genel tutmaya çalışıyorum. Efendimizin mübarek sözlerinden alarak. Dilini korumuyorsa, amelini halis yapmıyorsa Allah'ın diyor oruç tutmasına hiç oruç tutup da aç kalmasına ihtiyacı yok ki diyor. Asıl bu arzuları terk etmek olduğunu güzel ifade ediyor. İkinci derecede seçilmiş insanların orucu.
Bu da mesela konuşuyor ya lüzumlu olan bir sözü dahi fazla uzatmıyor. Mesela uyuyacak uykuda bir günah var mı? Yok. Fakat gereğinden fazla uyuyor. Her halinde dikkatli yemesin de içmesin de yok aşırılık yok. Tevhid suresinde buyuruyor onların hep işleri güçleri aşırılıktır ve hiç yok bakarken bile aşırılık yok. İbretle bakıyor. Şu dağ diyor bak sarsılmıyor diyor. Ne yelden ne de selden. Bende nefsin arzu ve selinden şeytanın isteklerinden dolayı kılmamalıyım diyor. Böyle bakıyorum. Allah'ımız kendisinden mahrum buyurmasın. Dikkat edin buyuruluyor. O şişlerden hem gönlünü koruyor, hem de dış azalarını koruyor. Daha seçkin insanların orucu. Artık kötülük ne yok da kalbinin Rabbi Zülcelalimizden başkasına kaymasından çok korkuyor. Hep onunla bir olmaya çalışıyor. Hep Mevla'yı Zülcelal ile kalbi istirahate geçmiş. Bu itikaf dediğim ne gerek?
Bu mevlamızın dışında her şeyden de kurtulmuştur, diyor. Elhamdülillahi rabbil alemin. Aleyhissalatu vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine ehehn ashabına peygamberane zam ve pirani zam bütün geçmişlerimizin ruhları için El-Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.