Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Sevgili yüzlerimiz İhsan Mektebi programlısın. Bugün yeni bir bölümde sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sirahü'l Aziz'in Musahabe isimli eserinin beşinci celile ediyoruz programımıza. Sizlere bugün oruçla alakalı hadis-i şerifleri aktarmaya başlayacağım inşallah. Ramazan hilalini gördüğünüz zaman oruç tutun. Müteahhip hilali gördüğünüz vakitte iftar edin. Bayram yapın. Eğer gökyüzü bulutlu olmaktan veya başka sebepten hilali göremezseniz otuz gün oruç tutun. Yani otuz günü hesap edip öyle bayram yapın buyuruyor Efendimiz.
Ademoğlunun her amel ve hareketi kendisine aittir. Oruç böyle değil. Şüphesiz o benimdir. Çünkü ben yemem, içmem beşeri bütün sıfatlardan münezzehim. Hem oruçta da riha da yoktur. Binaenaleyh ben onun mükafatını bol bol vereceğim. Bu hadis-i şerif, kutsi bir hadis-i şeriftir sevgili Nevşehirimiz. Yani manası Cenab-ı Hak Azze ve Celle Hazretleri'nden lafzı da Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tarafından buyrulmuştur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu kutsi hadisi beyan ettikten sonra şöyle buyurdu: Oruçlunun sevineceği iki ferah vardır. Birincisi iftar ettiği zaman Cenab-ı Hakk'ın nimetlerine kavuştuğu için sevinir, ikincisi de Rabbine ulaştığı zaman da orucu berekatıyla yüksek dereceye nail olduğu için sevinir. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu. Oruç, kulun cehennem ateşinden korunacağı bir kalkan, bir siperdir.
O benimdir ve ben onun mükafatını bol bol vereceğim. Oruç cehenneme karşı bir siper masiyetlere yani günahlara karşı bir iki defa gerçek ben oruçluyum desin. Ruhum kudreti elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki oruçlunun ağzının açlıktan kopması Allah katında mis kokusundan daha hoş ve temizdir. Cenab-ı Hak şöyle buyurdu: Oruçlu kimse sırf benim için yemesini, içmesini, şehvetini terk etmiştir. Oruç benimdir ve onun sayıya gelmeyen mükafatını ben vereceğim. Halbuki diğer ibadetlerin sevabı on misliyle ödenir. Ramazan orucuna sabır orucu da denilmiştir. Sabrın ecri ise Kuran-ı Kerim'in Zümer suresi onuncu ayetine göre hesapsız olarak verilecektir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsız ödenecek. Değerli ecrimiz sabır, lügatta bir kimseyi bir şeyden alıkoymak, nefsi darlık altında iken zapt etmektir.
Örfte ise nefsi aklın ve şeriatın iktiza ettiği vechile yahut onların haps ve zaptını istediği şeylerden tutmaktır. Genel bir lafızdır. Bulunduğu mevkilere göre isim alır. Mesela nefsi bir günahtan alıkoymaya sabır denilir. Zıddı ceza, nimetlere, zorluklara tahammül etmemek, şikayet etmektir. Savaşta sebat etmeye şecaat derler. Zıddı korkaklıktır. Devam ediyoruz oruçla ilgili hadis-i şeriflere. Oruç da Kuran da kula, yani kendilerine devam edenlere kıyamet günü şefaat edeceklerdir. Oruç der ki: Ey Rabbim! Hakikat ben onu, yani oruçluyum, gündüzleri yemekten ve şehvetlerden men ettim. Onun hakkında beni şefaatçi kıl. Kuran da der ki ey Rabbim! Ben onu yani Kuran okuyanı geceleri uykudan alıkoydum. Hakkında şefaat etmeme yesinler. Onların bu niyazları kabul edilerek şefaat ederler.
Kim Ramazan orucu mu farz olduğuna inanarak ve sevabını Allah'tan isteyerek gönül hoşluğu ve tam bir ihlasla tutarsa geçmiş küçük günahları koymuştur. Ramazan ayı geldiği zaman cennetin yahut semanın kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır, şeytanlar da zincire vurulup ballanır. Muhakkak cennetlere yan denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü oradan yalnız oruç tutanlar girer. Onlardan başkası oradan giremez. Oruç tutanlar nerededir? Onlar kalkarlar, oradan girerler. Onlar girince artık o kapı kapanır da kimse oradan giremez. Kim Ramazan'da oruç tutar, onun hududunu tanır, korunması lazım gelen şeylerden tamamıyla korunursa ondan evvelki küçük günahları örtülmüş yani bağışlanmış olur. Oruç sadece yemekten, içmekten vesaireden kesilmek değildir. Kamil ve sevaplı oruç ancak faydasız laftan, boş vakit geçirmekten, kötü söylemekten, nefs-i emmarenin bütün temayüllerinden de vazgeçmektir.
Şayet biri sana söver yahut sana karşı cahilce herhangi bir harekette bulunursa kendi kendine gerçekten ben oruçluyum. Desin. Sabretsin. Bazı oruçlular vardır ki kendisine ait olanı açlıktan başkası değildir. Nice gece ibadet eden, teravih namazı kılan kimseler vardır ki, o namazından kendisinin olanı uykusuzluktan başkası değildir. Kim yalan söylemeyi onunla amel ve hareket etmeyi ve cahilliği bırakmazsa onun oruç tutarak yemesini içmesini terk etmesinde Allah için kabul edilecek bir hareketi yoktur. Her şeyin bir zekatı vardır. Cesedin zekatı da oruçtur. Ernestin ejderimiz zekat dış bakımdan malda bir azalmadır. Fakat hakikat ve mana itibariyle berekettir, artıştır. Oruç da böyledir. Zekat, lügat bakımından temizlemek manasınadır. Nasıl zekat elde kalacak malı tasfiye ediyor, temiz yapıyorsa oruç da bünyeyi takviye ediyor, sağlamlaştırıyor.
Oruç, Nesai'nin, Hakim'in Ebu Umame radıyallahu anh'tan rivayet ettiği bir hadis-i şerife göre hiçbir benzeri bulunmayan en faydalı veren büyük bir ibadettir. Oruç bünye sıhhat verir. Nefsani ve kötü temayülleri kırar. Kalbe safa bahşeder. Nihayet mümini Allah'ına yaklaştırır. Oruç tutun, sıhhat bulursunuz buyuruyor Efendimiz. İbadetler, Allah'ın emri ve sevgili peygamberimizin tebliği ile yapılır ki, buna taabbudi emir denilir. Şüphesiz her ibadette bizim tam ve eksik anlayabileceğimiz nice dünyevi fayda vardır. Fakat bu ok da ikinci derecede kalır. Eğer bir mümin, mesela şişmanlığı gidermek veya tansiyonu düşürmek için açlığa katlanırsa, o açlık örfi manada oruç sayılmaz. Ameller ancak niyetlere bağlıdır. Mesela namaz bir idmandır denemez. Zira o, doğrudan taabbudî bir emirdir. Yani ibadet maksadıyla yapılması gerekir.
Bununla beraber bu bu emrin ifası zımnında elbette dünyevi faydalar da vardır. Hele aylık aidat ve giriş ücreti gibi külfetlere ve merasime tabi olmayan ve tam eşitliğin timsalini teşkil eden cemaatin ne kadar açıktır? Fakat biz bunlarda birinci derecede taabbüdi emri düşüneceğiz. Bunları Allah'ın emri diye yapacağız. Bu hadis-i şerifte orucun sağlık üzerindeki müspet tesirine işaret buyurulması, ikinci derecede böyle dünyevi ve bünyevi bir faydası da bulunduğunu açıklamaktadır. Bugün, bu durum tıp ilmince de ispat ve itiraf edilmiştir. Orucun daha nice faydaları vardır ki nefs hakimiyeti, açlığa ve zorluğa tahammül, açların haline vukuf ve merhamet. İşte bunlardan sadece birkaçıdır. Üç şey peygamberlik ahlakındandır buyuruyor Peygamber Efendimiz. İftarda acele etmek, yani orucu tam saahuru geç yemek, namazla sağ eli sol el üzerine koymak. Zeyd bin Sabit radıyallahu anh diyor.
Biz Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mahiyetinde sahur yedik. Sonra da o sabah namazına kalktı. Enes radıyallahu anh soruyor. Ezanla sahur arasında müddet ne kadardı? Zeyd bin Sabit radiyallahu anh cevaben elli ayet okunacak kadar bir zamandır. Bu okuyuş ortalama bir okuyuştur Mesela bir el Mürselat suresi elli iki ayettir. İşte bu sureyi vasatı kıraatle okuyacak kadar bir zamanın geçmesi kafidir. İmsakten yirmi dakika sonra fecr-i sadık başlar. Bununla beraber sabah namazını daha geç kılmak daha faziletlidir tabii ki. Sahurda bereket vardır diyor efendimiz. Sahur yemeği yiyin. Çünkü sahurda feyiz ve bereket vardır. Sahur yemeği yemek berekettir. O halde herhangi biriniz bir yudum su içmekle bile olsa terk etmeyin. Zira Cenabı Hak sahura devam edenlere rahmet eder. Melekler de onların mağfiret olunmasını isterler. Enes radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir.
Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemi velev ki bir içim su ile iftar etmeden akşam namazı kılarken görmedim. Yani Efendimiz bir yudum su içmeden akşam namazını kılmazmış kılmazmış borçlu olduğu zamanlar. Evet. Bugünkü programımızı Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in iftar duasıyla bitirmek istiyorum. Muaz bin Zühre radiyallahu anh'dan Peygamberimizi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i iftar ettiği zaman Ey Allah'ım senin rızayı şerifin için oruç tuttum ve senin rızkınla iftar ettim. Benden olan bu ibadeti kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işiten geldi. Sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sirahü'l Aziz'in Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden oruçla ilgili bazı hadis-i şerifleri aktarmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah.
Sultanü'l-Arif'in, merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici