Bunun için bakarsınız İbrahim bin Ethem Hazretleri on sekiz yıl dağdan odun çeker sırf nefsinin ıslahla irşaatı için. Bir himmet istemesi dergahtan çıkmasına sebep olur. Demek ki der Efendi Hazretleri bu hizmetten yoruldum. Artık ben yapamayacağım demektir. Bu bizi cehle nispettir. Bir bahçıvan bahçesinin sulanma zamanını bilir. Bize bu chele nispet etti der. Fakat bunların hiçbirisi değil. Şakîk-ı Belhi hazretleri söyleniyor şeyhi olarak. Nefsinin ıslahı için onu bu yönde darmelemektir. Daha sonra tabii ipi baltaya alırlar. Hadise uzundur. Nefsinin ıslahı için dağdan odun getirmiştir koskoca Belih padişahı. Bakarsınız bunun yanında Yunus Emre kırk yedi yıl şeyhine hizmet eder. Yine yine Mevlana Halid hazretleri üstazının kapısında birçok hizmetler yapar. En sonunda mutfağa su taşır. O kadar ilmiyle bundan sebep nefsinin irşad ve ıslahıdır. Çünkü onun ruhu işlenecek.
Mürşid-i kamili vasıtasıyla onlar bir sedeftir. Sadef, işlenmeyi bekliyor. İşleyecek olan aleyhissalatü vesselam efendimizin halifesi, onun biricik dostu olan nasıl ifade edebilirim ki onun mübarek sözüyle söyleyebilirim. El ulema verasetul enbiya alimler, nebilerin varisleridir. Efendimizin gönlündeki ilme varis olmuş, onun ruhundaki güzelliğe erişmiş mübarek kimselerdir. Ancak onlar işleyebilir. Esad Erbili Hazretleri buyurur ki iki kesik bir taşa bela. Kesek belki bilmeyenlerimiz olur. Toprağın çamurlaşıp sertleşmiş şeklidir. Bu keseyi nefis ve şeytana benzetir. Aklı da taşa. Ne kadar uyanık olsa bile fırsatını bulduğu zaman Allah korusun perişan edebilir. Bunun için bir güç, bir kuvvete, bir dayanağa ihtiyaç vardır. O da mürşid-i kamildir. Onun ruhaniyetidir. Biiznillahi teala o zaman güçlü ve kuvvetli olur kişi elbette ki.
Bu mübarek yolda bu darbelerin yapılmasının sebebi ifade etsek dahi Bayezid-i Bistami hazretlerinin Kaddafi bir münacat hali, yalvarıp yakarması. Ya Rab ben sana nasıl vasıl olabilirim? Zaten işin hakikati de bu. Çünkü nefsani arzularla onun isteklerine erişmeye çalışıyoruz. Şeytanın aldatmasıyla, dünya ile, şeytan sıfatlı insanlarla bilhassa nefsimizin hevası, arzusu ve isteklerine kavuştuğumuz için bu vuslatın ne demek olduğunu bilmiyoruz. Vasıl ı illallah olanlar, Allah'ımıza erişenler bir an ondan gafil olmak cehennem ateşinde yanmaktan beterdir demişlerdir. İşte bundan dolayı Bayezid-i Bistami Hazretleri ya Rab ben sana nasıl vasıl olabilirim? Da an nefsek ve taa, nefsani arzularını bırak, nefsini irşad et, ıslah et, öyle gel demiştir. Biz Es'ade Erbili Hazretleri'nden almışken onun mübarek sözlerinde, divanında görürüz.
Dedem de Rahmetullah Ali Hazretleri bu nefis konusunu işlemiş, üstadımızda da var. Fakat Esad Erbili Hazretleri şöyledir. Gördükçe halis zarını mahbub eder İhsan sana. Bir ağıt, bir feryat, bir fidan tam canı gönülden yalvarıp yakarmalar. Böyle yüzeysel değil. Şimdi biz üç aylarına gireceğiz, fazileti anlatmakla bitmez Recep Allah'ın ayı, Celle Celalühü. Şaban efendimizin ayı Sallallahuallahu Teala aleyhi ve sellem, Ramazan-ı Şerif ümmetimin ayıdır buyruluyor. İçinde mübarek geceler var. Recebi Şerif'in içinde ilk Cuma gecesi Regaip Kandilidir. Bunun yanında yirmi yedisinde Miraç gecesi. Şabanı Şerif'in on beşinde beraat gecesi, Ramazanı Şerif'te kadir gecesi hiç anlatılmakla bitmez. Allah'ımızın lütuf ve ihsanının bereketinin, rahmetinin yağmur gibi yağdığı günler geliyor. Bizim memleketimizde sonbaharda bağlar ve bahçeler birlenir.
Neden deyince önümüzde kış ayları var ya belki yağmur yağacak, belki kar yağacak, toprak işlenecek ki kar ve yağmur tabanına işlesin. Mesela şimdi ne deniyor? Sular şekilliyor diyen yerler var. Neden? Yeterince yağmur ve kar almadığı için. Bazen görüyoruz yağmur yağıyor, kar yağıyor. Asfaltın üstünden akıp giriyor ama işlenmiş bir toprağın altına geçiyor. Bunu zaten belleme diyoruz ya eğer yüzünden geçecek olursa böyle o bel kürekleriyle nineleriyle bakıyorlar beş santim daha altına geçmemiş. Halbuki tabanlı geçmesi icap eder. Bizim de tövbelerimizin, istiğfarlarımızın, ahuf figanlarımızın İbrahim aleyhisselam gibi evvehün halim buyuruyor Cenabı Hak. İbrahim aleyhisselama evvehün halim sıfatı bu. Ahu vah çok ediyor. Allah'ımıza aşkından, muhabbetinden düşüncelerinden, ahireti düşüncesinden Allah'ımıza muhabbetinden halim çok yumuşak bir huyu var.
Tabii müminlere karşı ehli küfre değildir. Böyle bir ahu vah ister ki biz Recebi Şerif'ten istifade ile bilelim. Yoksa adet kabilinden olur. Bizim halkımız arasında bu da güzel. Üç ayları dendi mi mesela hep oruç tutanlar da olur. Burada üstadımız ve onun sevgili yari Klaus Hafız Kayseri'de itham müdürü Abdülle Efendi Hazretleri'ni ziyarete giderler. Esad Erbili Hazretleri'nin evlatlarından. Burada bir noktayı ifade etmek istiyorum. İbadet ve taatimize riya ve kibrin ucubun benliğin girmemesini. Bunun için nasıl azami gayret gösterdiklerini beyan için sözü. Giderler şimdiki gibi vasıtalar yok. Ah buyurun addır, merkeptir, katırdır veya yayadır giderler. Devir müsait olmadığı için kapısına vardıklarında hemen kapıyı açar girin. Kimse görmesin, hemen girin derler. İçeri girerler. Efendi Hazretleri böyle hava sisli olduğu zaman bir rahatsızlık olurmuş kendisinde. Evden pek çıkamazmış.
Ben demiş bugün çok garip kaldım. Esad Erbilbiliği Hazretlerini gördüm. Bana iki tane gül verdi. Herhalde sizsiniz demiş. Hemen ikrama başlamış. Oruç olduğu halde üstazı halimiz Rahmetullahi aleyh rahmeten vasia hemen sofraya oturmuş malumat sahibi. O nafile olan oruç o anda yiyor ama bir gün sonra onu vacip olarak tutuyor. Ve buyuruyor ki kılavuz hafız biraz geri durunca rüyayı darbeleyelim hafız diyor. İşte üç aylarında bütün oruç tutuyoruz. Dedeme anlatınca bunu diyor ki riyayı darbeleyelim, üç aylarında nefis Hep oruç tuttum diye fırsat bulmasın. Bir gün olsun yiyelim diyorlar. Nasıl dikkat ediyorlar? Nefse fırsat vermemek için. Çünkü Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem göz açıp yumuncaya kadar ondan da daha az bir zaman da olsa beni nefsime terk etme ya Rabbi. Bunu niye söylüyor? Neden söylüyor? Örnek olduğu için söylüyor. Bizim liderimiz. Bizim öncümüz. Hayal ederim bu sözlerden.
Bizim her şeyimiz. Hayat Peygamberi, ruh Peygamberi. Her şeyimizi tespit buyurmuş. Öyle bir peygamber ki, müminlere şefkatli, merhametli Allah'ımız da ona hem rauf hem rahim ismini kullanıyor ayeti celilede. Bu ismi ismi ilahiyi habibi için ifade buyuruyor. Rauf ve rahim. Ne demek acıyan? Hem de pek çok acıyan. Efendimizin şefkat ve merhameti anlatılsa şimdi seviniyoruz tabii kardeşlerimizin bu hizmetinden derneğimizin o Suriye'de evsiz barksız kalanlara evler, beş yüz tane evi şu anda hedeflediler. Daha başka hizmetleriyle Muhammedi şefkat ve merhamet meydana gelirse ne olur? Kardeşlerini düşünür elbette ki. Ben yiyorum içiyorum, çok rahatım hem de rahatlık içerisinde rahatsız olduğumuz haller de var. Rahatın içinde. Bunun sebebi şudur. Kendimizden aşağıda olanlara bakmadığımız için. Kendimizden devamlı yukarıya baktığımızdan şükür gelmez.
Şimdi efendimizin şefkat ve merhameti o ümmetine çok düşkün böyle bir peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem o bakımdan bize örnek olduğu için beni bir an bile nefsime bırakma ya Rabbi demesinin hikmeti ümmeti Muhammed kurtulsun diye. Bakın hemen şunu söyleyivereyim. Bizim ahiretteki durumumuz, durumumuz burada nefsimizin mertebesine göredir. Hemen döneceğim ama Eszade Elbili Hazretleri'nden başladığımız için söyleyivereyim size kısaca. Gördükçe hali zarını, mahbub eder İhsan sana. Senin diyor yanıp yakılmanı görünce böyle yüzünden geçerek olmuyor. Terk et hevayu rayişini lütfeylesin Canan sana. Nefsani, hallerin peşine düşüp de rahatlığı aramakla olmaz. Sarf etme zayi vaktini vermez Şifa seyran sana. Vaktini aman ha boş yerlere geçirme. Boş geçirmeler sana fayda vermez. Pişmanlık hasıl eder. Mesela insanın hasreti nedir?
Bir mecliste eğer salat sürem getirilmez, zikrullah yapılmaz, vavzu nasihat ve hayırlı vazifeler yerine getirilmezse o yarın huzur-u ilahide nefret meydana getirecek bir koku arz eder, hasret ve nidamettir. Ey derde derman isteyen, yetmez mi dert derman sana? Ey rahatı can isteyen kurban olan candır sana. Burada hepsini ifade etmek zor olacak. Şunu söyleyeyim. Şeytana uyma ey civan, ey delikanlı, ey mert kişi, ey kamil mümin olmanın adayı olan kişi, şeytana uyma ey civan, Ey delikanlı şeytana uyma. Lütfeylemez asla yılan. Lütfedip de sokmamazlık yapmaz yılan. Hab-ı tegafül el verir yol üzeresin artık uyan. Gaflet edip durma uyan. Ahiret var önümüzde. Ölüm her an tepemizde. Rahı sevaba ul revan. Etme tereddüt bir zaman. Sermaye bu yolda hemen teslim olur buna inen. Sıdk ile Allah'a dayan, etmez mi gör ihsan sana.
Oldukça hadim nefsine, rahmet etmesen dildarını, nefsinin emrine girdikçe sen Allah sevgisi Celle Celaluhu resulünün muhabbeti sallallahu aleyhi ve sellem. Hak dostlarının sevdası bunları bekleme. Aşk ateşini yakmadan germe etmesen bazarını, zühtü riyadan tövbe et bilmeyen reftarını, yürüyüşünü bilmeyen Kuran'a göre, efendimizin sünnetine göre, Ehlullah'ın vermiş olduğu tavsiyelere uymamak suretiyle yürüyüşünü, adım atmasını bile bilmeyen, candan talep kıl yarını, ver canı bul didarını, yok eyle kendi varını, kim var ola? Canan sana. Sen bir kere kendinden geç, nefsinden geç. Vardır da pir-i kamile taş olsa dilvımşa olur. Firavun ise nefsin yakın, mur'dan alça olur. Firavun ise nefsin kamil mürşidin terbiyesiyle bir karıncadan da daha aşağı olur. Vakıf oldunsa aczine, etnamel bir dağ olur. Çürüklerin hep sağ olur. Zehrin gam-u balya olur. Dağlar yemişliği bağ olur.
Cümle cihan bostan sana. Cenabıhakk'a karşı sen pakrını, yokluğunu, aczini bilecek olursan az bir amel dağlar gibi olur. Çünkü Rabbımızı tanımakla yapılan az bir taat dağlarca yapılan taatten üstündür. İşte söylediğimiz İbrahim bin Edhem'i on sekiz yıl dağdan uzun çeken, kırk yedi yıl hizmet eden Yunus Emre, ondan sonra Mevlana Halid efendimiz dedik. Bunlar sadece birkaç örnek. Bunların nefsini darelemek suretiyle ruhen kemalini sağlıyor. Sonra bu yol ne dedik biz? Nefsi ruha arkadaş etmek. Çünkü nefis hakkında İmamı Gazali Hazretleri nefis bir cevherdir der. Çünkü ıslah edilip irşad edilecek olursa ne olur? Nefis, irşad ve ıslah edildiği zaman, esalinde, Cennet sırrına mazhar ol. Cenabı Hak hitap ediyor. Ey süzülen, durulan nefis buyuruyor. Şimdi biz ıslahını nasıl temin edeceğiz? Necip Fazıl'ın rahmetullahi aleyh çok güzel bir sözü var. Allah dostu odur ki nefsine tek pay biçmez.
Kırk yıl bir ekşi ayran özler de onu içmez. Söylediği söz, Ehlullah'ın işte bir nar canı ister de bir yıl nardan yemez. Neden? Nefsime fırsat verir de onu yok edemem. Üs bulur, kuvvet bulur diye. Nefsi doyurmama hususunda da burada çok güzel beyanlar var. Eşimden söyleyeyim. Az yemek, illeti taam derler. Az yemek, az uyumak, az konuşmak, zaruret miktarı. Ehlullah'ın beyanı bu. Arifani ilahi buyuruyorlar ki zaruret miktarı konuşun. Bir malayani var o boş. O gıybet, dedikodu bir ayrunları zaten bir derviş yapmaz. Kamil Mümin öyle bir şekilde bulunmaz. Boş sözle konuşmaz. Bir de maani var. Gerekli olan sözü uzatmaz. Gerekli olan söz onun dışında bir söz etmez. Dikkat eder. Uykusu işte benim uyku saatim demez. Seccadesi üzerinde veya ibadette, taatta bulunurken uykusu geldiği zaman yatar. Yemek işte yemek saatim güzel ama planlı olması güzel. Bunun yanında ancak acıktığı zaman yer.
Ali Rahmetteni Hazretleri, Hoca Ali Rahmetteni Hazretleri mesela iki yerde dikkatli olun buyuruyor. Yemek yerken ve söz söylerken yine mürşid-i kamillerimizden biri ekmeğini kendi eliyle yapıyor. Hamurunu yoğuruyor. Sonra onu ekmek ediyor. Onunla uğraşmayayım diye onu da toz haline getiriyor. Şöyle bir torbanın içerisinde acıttığı zaman ondan alıyor. Bir de su içiyor. Burada hepimizin annesi sayılır Meryem Valide'miz hatırıma geldi. Yediği buydu. Böyle ekmeği kurutur bir su. Hayatı böyle geçti. Yemez miydi? Yerdi ama pek gıdalara meyletmezdi yemeklere, yemelere, içmelere, boyut. Evet efendim Necip Fazıl'nin sözü bu rahmetullahi aleyh. Kul ile Rabbi arasında ilk perde kulun nefsidir. Onun için İmamı Gazali Hazretleri buyuruyor. Nefsi darbeleyebilmek, bütün Kuran nefislerin kötülüklerini bildirmek ve açıklamaktan ibarettir diyor Mevlana'mız. Kuran-ı Kerim tabii esrarıyla bu ortaya çıkar.
Yoksa biz hangi ayet ne diyeceğiz? Öyle değil. Kul olabilmek ne demek? Kul olabilmek nefsi irşad etmek, ıslah etmek demek. Habibine bine eshabü sübhanellezi esrababi abdihi Kulu Muhammedi diye buyuruyor. Demek ki kulluk yüksek bir makamdır. Ya eyvhen nasurbudu rabbekum llezih halekum. Sizi yaratan Rabbınıza kulluk edin diye buyruluyor. Sonra bizim dünyaya geliş amacımız mesela nefsin ıslahında maddelerden biri buydu. Geniş gayemizi bilmek bizim yaratılış gayemiz nedir? Yani şu dünyada bulunmamızdan maksat nedir? Kuddüsü Veli hazretlerinin dediği gibi yeyip iç çöben uyumakla insan olunmaz. Bu zümreyi hayvana münasip diyor, öyle değil. Sadece yemek içmek değil. Yemek ibadet ve taate güç olsun diye. Uyumamız ibadet ve taati sağlıklı bir şekilde yapalım diye. Zaten az yiyen yani ölçülü bir şekilde yiyen kimseler çok uyuyamayacaktır.
Böyle yağlı, böyle etli yemekler yendiği zaman insanın gece kalkması zordur. Bunun için Sami Bendi hazretleri, Kaddesallahü'srra akşam bir salata veya bir çorba ile geçiştirin aman ha fazla yemeyin gece ibadet ve taate kalkamazsınız diye. Bizzat diyor ya efendim gece kalkamıyorum, yatamıyorsun öyleyse buyurmuş. Tabii ballar, börekler, yiyecekler, içecekler Bununla olmaz. Üstadımızın bir evladı bir memlekette bulunur. Yerini demiyorum. Kimseyi rencide etmek bize düşmez. Diyor ki yanında kimse burada Sami Efendi Hazretlerinin evlatları var. Onların yanında bulunalım. Varır bakar ki elma kaç fiyata gidiyor. Haysılar nasıl? Bu denir ama o kadar da uzatılmaz. Bu sene işte hasılat nasıl olacak deyince yanındakine der ki beni nereye getirdin? İşte Efendi Hazretleri'nin evlatları, hayır. Bizim sultanımız böyle midir?
Önlerine kağıt koyup ne konuşmuşsa onu yazıp sonra da kendi nefsini hesaba çeken kimselerdir. Hayır söylemişse müstesna. Ya hayır söylüyor ya sükut. Ama uygunsuz sözler olmuşsa ondan dolayı nefislerini hesaba çekmiyorlar. Bunun ötesinde de daha hesaba çekmiyorlar kendilerini. Gönlünden geçen duygular. Kötü duyguların yok olmasını yoracak nefisle. Şimdi emin olun, emin olun deri üçlük bir başka şekil arz etmesin. Yemeler, içmeler değil. Evet yenir içilir ama kimin verdiğini düşünerek bunu bile yapamıyoruz. Bizim Sami Annemiz hazretleri bir tamamı ağzına alırken gönül olarak yedi defa lafza-yı celali okumadan yemiyor. Bizim sultanımız bu. En azından, en azından kimin verdiğini düşünerek yersek yediğimizi israf etmemiş oluruz. O yemek de bizden müştekidir. Çünkü Allah'ımızı zikretmeyen hiçbir varlık yok ki. Ya Rabbi beni zalimlere malzeme etme der.
Şükrederek, hamdederek, onu zikrederek yapmamız. Kuran nefislerin kötülüklerini bildirilmek ve açıklamaktan ibarettir buyuruyor Mevlana'mız. Bayezid Bistami Hazretleri buyuruyor ki bir gün nefsime dedim gel. Seninle Rabbime girelim gelmedi. Ben destek başıma yürüdüm gittim buyuruyor. Şimdi büyüklerimizde nefis yok değil, var. Arzuları da var, istekleri de var. Bizzat üstadımızdan duydum. Benim de ne nefsim vardı. Benim de arzu ve isteklerim vardı ama hiç dedi ona uymadım. Nefsim ne derse onun tersi harekette bulundum, ona muhalefet ettim. Onu zayıflatıyor. Sonra da nefis burada sıralayamadım. Çünkü uzun sürecek nefsin yedi sıfatı. Kısaca beyan edebilir miyim ashabe? Nefsini günahlardan tatir eden, temizleyen muhakkak necat buldu ve o kimse ki günah işlemekte fücuru yani günahı adet etmekte muhakkak zarar gördü. Ha bu hasir kaldı. Yani Haip zararda ve ziyanda kaldı. Eshable.
Bununla beraber ben nefsimi tebrie etmem yani temize çıkarmam diyor lüzum aleyhisselam. Çünkü nefis olanca şiddetiyle kötülüğü emredendir. Nedir nefsi emmare? Günah-ı kebir'e, büyük günah. Büyük günah. Bizim fıkhımızda cezası bildirilen, azaba bildirilen günahlardır. Bununla merluf olur. Yani büyük günah işler, anne ve babaya asi olmak gibi vesair. Farz olan vazifeleri terk eden, kalbin nuru ilahiden mahrum olduğu için zulmette kalır. O kalpten hiçbir hayır feth olmaz. Levvame nedir? Nefsini kınar. Bir kusuruna nedamet eder. Bir ibadet tarzını fevt etmeye, eğer ibadeti yapmamışsa çok nedamete gelir ve tekalif-i ilahiyeye Allah'ımızın kendisine farz kıldıklarına, emirlerine itaat eder. Nefs-i emmarede bu nedamet yoktur. Mülheme edindiği zaman ibadet ve taati yapar Sami Bendi Hazretleri, Gaddes Allahü Sırra dördüncü musahabe de buyuruyorlar. Bakar bakarız diye söylüyorum.
İbadet ve taati artmış, terakkiye sireti mail ve fakat nefsinin lezzetinden kurtulamamış, devamlı yükselmek istiyor. Ehlullahın halini ben de yaşayayım diyor. Bıktın bu nefsin elinden diyor ama nefsin arzu ve istekleri gönülden tamamen geçmemiş. Mutmainne dendiği zaman nefsinin bütün arzusunu unutmuş, rıza-yı ilahi yolunda manen tayyi makam için vakfı vücut etmiş. Yani ilahi makamları geçiyor. Mesela üstadımızın anneleri demiş ki ben ete çok arzulu olduğum vakit olsa, mesela batnında bir çocuğun bulunmasıyla yavrunun ete olan ihtiyacın çok fazla olsa fakat et getirseler çok da arzuluyum onu yemeye. Sonra deseler ki bu haram yoldan elde edilen parayla alınmıştır. Ense bana af buyurun köpek eti eti gibi gelir diyor. İşte mutmainne sıfatı o. Nefret ediyor kötülükten. Gönlünden bile geçmiyor zaten. Nur olmuş. Çok güzel izah buyuruyorlar. Bu velayet-i suğradır buyuruyor.
Kübra'sı var, dünyası var. Hitavi ilahiye muhataptır. Raziye ve merziye dendiği zaman bu makamları da nefs-i mutmainlenin fevkındadır. Nur olmuştur. İnşallah gayretle, çaba ile, Allah'ımızın yolunda sebat etmekle bunlar hasıl olacaktır. Çok uzun nefsimizin ısrarı hususunda birkaç husus söyleyeyim. Gönülden, gönülden şeyhi kamile teslimiyet, gönülden. Geçen ya ilahilerde bağlandı bendim gidemem Hayriye diye çok sadık bir şekilde devam etmek. Tövbe ve inabe den sonra Hakk'a yönelmek. Zaten tövbe zahiren olmakla birlikte inabe gönülden dönüştür. Tevbenin de bir gönülden dönüş şekli var. Buna inabe ifade ediyorlar. Sünneti seniyyeye ihtimam göstermek Efendimizin adet seniyyelerine ehli dünya ile ihtilaf bizim gönlümüzü de kalbimizi de değiştirir. Kafamızı da beynimizi de bozar. Ehli dünya ile fazla iltifat etmemek, onlarla ihtilaf karışma manasına Mesela akrabasıdır.
Gönül alacak kadar ama çok fazla değil. İsyana girecek tarzda değil. Az yemekle, az konuşmakla ilahi görevlerini zikrini, Evrad ve Ezkar'ına riayetle, bir de halvet, bir müddet nefsimizin hesaba çekilmesi, bu vesile ile kurtulmaya gayret ederiz. Kısaca beyan edeyim inşallah Allah'ımız lütfederse ileride açıklarız, ibadet etmek üzerimize farz zaten, kuluz biz. O bizim Rabbi züncelalimizdir. Tefekkürdür. Her yerin hakimi olan Allah'tır. Her şeyi yaratan O'dur. Cenabı hakk'ın yarattığı şeylerde onun kudretini görmek ve düşünmek ıslahımıza vesiledir. Salihlerle beraber olmak, öyle telkinetül evliya gibi, sadık ve aşık kimselerin ehli sünnet vel cemaat görüşünde olan kimselerin eserlerini okumak, zikirle meşgul olmak, boş işlerden uzak durmak, nefsin hoşuna giden şeylerden de uzaklaşmak ve bir de gazap milleti. Efendimiz asıl güçlü ve kuvvetli nefsini yinendir diye buyuruyorlar.
Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim ve kaim eylesin. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha.