Şeyh Mustafa Hulusi Efendi, Kaddafi Üstadımızın şiirlerinden okumak istedim ama bu eserde yokmuş. Sadece üstadımızın şiirleri var. Bir kimseyle karşılaşmışlar. Bu şiirin yazılma sebebi bu. Çok da kendisinden aşağı yaşlarda evladı mesabesinde yalnız çok tatsız bir muamelede bulunmuş. O böyle nefsani hallere düşünce üstadımız hazretleri onun üzerine bir şiir yazmış. O söylemiş söyleyeceğini artık. Nasıl yapmışsa onun üzerine nefis muhasebesi diye bu başlık altında şu sözleri yazmışlar. Bu kadar yaş heba oldu. Düşündükçe gözüm doldu. Payitahtı düşman aldı. Mavzerini sırtın nefis. Halbuki cevap bile vermemişler. Yine de bunu yazmış. Gördüğümüz kadarıyla başta bir muhasebe yapılır. Ehlullah'ın sözleri ister bilerek olsun, ister bilmeyerek olsun hepsi bir hakikate dayanıyor. Mesela bir söz söylüyorlar. Ya ayet meali oluyor ya da Hadis-i Şeriflerin meali oluyor.
Bu nefsin esaretinden insan kurtulunca bu güzellikler gönle akmaya başlıyor. Mesela huzur hali. Huzur hali Fecir suresindeki son ayeti celileler, ey huzura eren nefistir. Artık nefsin hiçbir metali yok. Böyle olduğu zaman bunun temini de rabıta-i Şerife ile hasıl oluyor. Rabıta ile meşgul olurken olurken Cenabıhakk'a bir teveccüh hasıl oluyor. Allahu Zülcelal'e yöneliyor. İyi yapıldığı zaman hasıl olur bu. Böyle düşündükçe Rabbimizin nurunun o gönülden kalbimize aktığını düşündükçe, hele bir de akarsa o ilahi nur akmaya başlayınca Mevla'ya dönme hasıl olur. Rabbi Zülcelal'imize döner. Ona dönünce, ona dönünce insanlara ruhuyla hareket etmeye başlar. Rabbımızla olan münasebeti sırrıyla olur. İnsanlar ile muamelesi ise ruhuyla olmaya başlar. Nefsani hiçbir şey olmaz. Mesela bir iyilik yapacak. Onu gösteriş için yapmaz. Sırf Mevla için yapar. Der ki balık bilmese halık gitsin der.
Mesela eviyle muamelesinde Allah'u Zülcelal'in emrini düşünerek ayeti celilesiyle erkeğin kadınlar üzerinde güçlü olması değildir burada. Burada gavamune dinmesi onlar üzerine hakimdirler. Yani onların irşad ve ıslahında denir. Onları iten için. İnsanlara ruhuyla muamele edince bu hasıl olur. Yoksa olmaz. Yoksa az şeyden daralır, bunalır. Her şey birbirine karışır. Ruhuyla olursa, bakın mürşidi kamilimiz de misal verecek. Olur. Böyle bir sıkıntılandığı anda bize anlattığına göre hatırladığın mescide gelirmiş. Kimseye bir şey demez. İki damla gözlerinden yaş akar, onunla hallederdim buyururlar. İşte bu insanlara ruhuyla hareket etmenin neticesidir. Nefsani olacak olsa bir kimse kendisine sataştığı zaman derhal ona daha fazlasıyla mukabelede bulunmaya başlar nefsani olarak. Yok ruhen muamele ederse, e sahibülillah, cahiller kendisine sataştığı zaman selama, selam der geçerler.
Hiç onunla meşgul olmazlar. Demek ki insan huzur haline nail olunca, insanlarla münasebeti ruhuyla olmaya başlar. Mesela akrabası diyelim. Komşusu ruhuyla hareket ettiğinde on ev sağdan, on ev soldan, on ev önden arkadan böyle kırk eve hak ve hukukları vardır. Cebrail Aleyhisselam komşuluk hakkında öyle tavsiyelerde bulundu ki komşu komşuya varis olacaktı demek suretiyle ruhuyla muamele eder. Bir bayram ziyaretinde üstadımızın komşularından birisine şunu dediğini duydum. Buyurdular ki bacamızdan yemeğin kokuları çıkıyor. O da burnunuza geliyor. Hakkınızı helal edin buyurdu. Bunu ne için söyledi? İnsanlara ruhuyla muamele ettiği için. Eğer eğer bu tarzda muamelemiz olursa ve ahsin men esaili, kötülük edene iyilikle muamele eder. Böyle olursa şeytana karşı festaiz billah, Allah'a sığınır. Nefsani zaten bir hal kalmamış. Onda nefsani bir durum yok ama bakıyorsunuz ki bir öfke var.
Böyle bir bağırıp çağırmalar, bunları da görüyoruz. Bu sadece gayrettir. Allah'ımıza olan celle celaluhu sevgilerinden dolayı bir gayrettir. Cenabı Hakk'a olan muamelelerinde ise sırrı ile muamele eder. Bu sırrını nasıl anlatacağız? Zaten sır deyince esrardır. Şu şekilde bir yaklaşımla bunu ifade edebiliriz. Ağır çünkü. Şimdi Cenabı Hak'ta yok olma var mıdır? Evet buna tasavvuf uleması, meşay-ı izam efendilerimiz buyuruyorlar ki fenafillahtır. İradesini Cenabı Hak'ta tamamen eritmiş. Her zaman söylediğimiz Niyazi Mısri'nin de bu Niyazi'den de Mevla görünür. Ancak Hadis-i Kudsilerle açıklanır. Gören gözü, içten kulağı, kavralayan eli yürüyen ayağı olur. Ama bu sırrıyla muamelesi ise Cenabı Hak'la nedir o? Varlığı Allah iledir. Bunun başka bir izahı yok Celle Celalü. Varlığı Rabbi Zülcelal'imiz iledir.
Bunu İmam-ı Rabbani Hazretleri'nden vesaire eserlerde böyle hakikatler sunulduktan sonra bir ifadede bulunurlar. Fehhem. Anla. Der. Bırakırlar. Demek ki başta bir muhasebe yapıyor. Muhasebe yapıyor hayatının. İşte bu hayatım nasıl geçti? Dikkat etmem lazım. Bundan sonrakini de eğer ibadetle taatle Rabbimizin emriyle geçirir. Tam bir nedametle, hadis bir şekilde davranırsam çünkü eserlerde geçen de bu Mevla Zülcelal'imiz geçmiş günahlarını da affediyor, bağışlıyor. Ama candan olacak. Bazı kirliler olur. Buna inatçı diyorlar. İnatçı temizlenemiyor. Ne yapılıyor? Temizlik aletinin en iyilerinden. Ve sonra bunun biraz dozajını arttırmak suretiyle yapıyorlar. Bir kere tövbeyi ahsen şekilde yapmamız gerekiyor. En güzel şekilde. En güzel şekli nedir? Bir daha isyana dönmemek üzere. En güzel şekli nedir? Et tevbe nedeme diye buyrulur. Tövbe nedamettir. İçinde camdan bir pişmanlık var.
Neden Rabbime karşı böyle yaptım endişesini tutuyor. Çünkü ruhani temizliğin de çok güçlü olması gerekiyor. Mesela Medine-i Münevvere'de bir kadının zina hadisesi var. Öyle bir tövbe etti ki kadın tabii recm olurdu. Tövbe etti. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyurdular ki kadın öyle Cenabıhakk'a yöneldi ki eğer tövbesi Medine'ye dağılsa hepsine yeterdi. Demek ki ruhani temizlik aletlerini en güzel şekilde kullanıyor ve bir daha da tamam diyor. Bitmiştir diyor. Katiyen dönemem. Burada Cenabı Hak'tan ihsanı geliyor. Nasıl ihsanı geliyor? Ama canı gönülden olunca, Esadi El Bili Hazretleri'nin şiirlerinde de bu var zaten. Şam'ı seher ağlar isen. Canı ciğer dağlar isen tez bulunur umman sana. O zaman Cenabı Hakk'ın yardımı şu şekilde gelir ashabne. Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder.
Biz onun dinine hizmet için böyle bir tövbe böyle bir nedamet böyle bir gözyaşı hasıl olursa Cenabı hakk'ın yardımı da gelir. Kim yolumuzda gayret gösterirse. Şimdi affımız için bir gayret gösteriyoruz. Görür. Neden ben bunu böyle yaptım? Bak dinlediklerimizi hatırlasak bize vazı, nasihat olarak yeter onlar. Şimdi hatırlasak, düşünsek, meşgul olsak, tefekküre dalsak belli olur. Bu biraz uzayacak. Biz konuşacağımızı da ifade etmemiş oluruz. Böyle bir candan bir teslimiyet, esenle. Günahlardan arınmamız hakkında tam bir Cenabı Hakk'a yönelme hasıl olursa ama tam bir şekilde. Zaten biri böyle yolculuk esnasında bir mağaraya uğrar. Mağaranın da birkaç kişinin ibadetle meşgul olduğunu görür. Onlara sorar. Der ki, ne yapıyorsunuz? Bizir biz işte keşif keramet sahibi olalım. Veli olalım diye ibadet ediyoruz deyince o geçen ariflerden bir kimseymiş yanlarından. Vah vah diyor.
Ömrünüzü berbat etmişsiniz. Derhal niyetinizi düzeltin. Veli değil Cenabıhakk'a kul olmanın aşkıyla yanın. Acziyetinizi bilin. O azameti ilahiyenin karşısında deyince bir günde nail olmuşlar. Bir günde. Demek ki azmedince oluyor bu. Kuran-ı Kerim'de buna dair Ayet-i Celileler mevcut. Zaman ben dönmem diyeceğiz. Evrad ve ezkar aldığımız zaman tamam. Bu aldığım evrak ve ezkarla Mürşid-i Kamilimizden aldığım bu evrak ve ezkarla Rabb'ımı bulacağım diye ahd edeceğiz. O zaman hasıl olur. Mahalli tabirler var, geçiyorum. Yani biz nasıl yürürsek, biz nasıl hareket edersek ona göre karşılığını buluruz. Her şeyin bir bedel karşılığı olduğunu bileceğiz. Her şey bir bedel karşılığıdır. Allah'ımız Esselamle, yaptığınız Zümer Suresi'nden alalım. Çünkü amellerimizle kavuşmamız mümkün değil. Amellerimizin Cenabı hakk'ın rızasına muvafık düşmesiyle. Yani amelimizle değil.
Amelimizin rızayı ilahiyeye muvafık düşmesiyle. Şimdi dış ülkelere ne yapıyoruz? İhracatta bulunuyoruz. O ihracatta bulunduğumuz malların nesi var? Bir ölçüsü var. Diyor ki şu şu şu şu evsafta olursa alırım yoksa almam diyor. Ölçüyor. Yani Rabbi Zülcelal'imizin katına amellerimiz yükselirken bunu Sami Efendi hazretleri eserlerinde buyuruyor. Birinci kat sema, ikinci kat, ta yedinci kat semaya kadar görevli melekler hasetlik varsa tama gibi bir hal varsa vesair kötü ahlak kabul dergahına yükselmiyor. İşte onlar da bizim aramızdaki fark da bu. Biz eda ettik elhamdülillah derken onlar yaptık ama kabule şayan oldum. Bu endişeyi taşırlar. Şimdi bu yaptığımız amelde halis. Bir şekilde yapmaya gayret edersek Cenabı hak bizim yollarımızı açıyor. Bakıyorsunuz artık istiğfarımız tövbe haline dönüşür.
Kuran-ı Kerim'de istiğfarla alakalı bütün ayeti celilelere baktığımız zaman hemen göreceksiniz tövbe gelecek. Onun için estağfurullah el demişlerdir. Çünkü istiğfar, bağışlanmamızı diliyoruz. Tevbe ise Cenabı Hakk'a dönüştür o. AB fiilinde. Dönüştür Rabbimizi. Tövbe suresinde geçen dokuz madde halinde Rabbimiz buyuruyor. Biz şimdi cehd edince gayret gösterince tövbe Allah'ımıza yöneliş demektir Celle Celaluhu. Tövbe İbrahim Aleyhisselam'ın Herhalde tam okuyamadım. Bulmaya çalışayım. Allahü Zülcelal'e İbrahim Aleyhisselam dönüşünü ifade ederken, en an suresinde işte yıldızı görüyor. Bunun yanında Ay'ı görüyor. Güneşi görüyor. Doğup batanlar benim Rabbim olamaz diyor. Ondan sonra da Mevlamıza öyle bir dönüş yapıyor ki, esamle, şüphesiz ben yöneldim. Vechiye yüzümü döndürdim. Hanif olarak, tevhid esasına uyarak, tevhid inancı içerisinde semavat ve arzı yaratan Cenabı Hakk'a döndüm.
Ben müşriklerden değilim. Böyle bir dönüşün neticesinde hasıl olur. Tam olduğu zaman. Yani notumuzu tam alacağız. Cenabı Hak'tan ihlas notumuzu, takva notumuzu, sadakat notumuzu tam alacağız. Cenabı Hak eksik kabul etmiyor. Kulum bana doğruca gel. Eğri gelen ermez bana doğruluk et, öylece gel. Cenabı Hak sadık olmamızı istiyor. Ve bunun için de bizim sadakati elde etmemiz için estairbillah sadıklarla beraber olun buyur. Tamam diyor. Bir kıtasını Kamil'imizin okuyalım. Çünkü kendileri bunu Rabbımızdan gelen bir varidat ilahiye ile manevi doğuşla yazdığı için her bir kelimesinin altındaki hakikat bitmiyor. Mesela Kuran-ı Azimüşşan bir kelimesine böyle denizin son damlalarına kadar manalar verilir yine bitmez. Ehlullah'ın dilinde. Çünkü bir deniz yedi deniz daha ilave edilse tükenmez buyuruyor. Artık bunu sağlamış gerçekleştirmiş. Bu kadar yaş heba oldu. Düşündükçe gözüm doldu.
Payitahtı düşman aldı. Mavzerini sıçtın nefis. Arz ettiğimiz gibi eğer işin başına dönecek olursak demek ki insanlarla muamelesi ruhidir. Nefsani değil. Candar. Neyi yapacaksa onu dosdoğru söylüyor. Rabbımızla olan münasebeti de, Rabbımızla olan münasebeti de sırrı iledir. Yine aşıkların, sadıkların buyurduğu gibi, Cenabı Hak bize anlayış lütf etsin, ihsan etsin. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine, ehlin ashabına, peygamberan nizam ve piran nizamını ve bütün geçmişlerimizin mümin ve mümatın burada bulunan cemaatimizin hastalarının, dertlilerin ve borçlularının, sıkıntılı olan kardeşlerimizin sıkıntılarının defiref olmasını, El Fatiha.