Namazın bir şekli vardır, bir de ruhu vardır. Her bir şartını ve rüknünü yerine getirmekle ruhuna irilir. Namazın bir kere, biz şartlarına dikkat ederek, kıbleye dönerek, setri avret, işte altı tane şartı var. Bunlara dikkat ederiz. Bunu yerine getirmekle ruhuna erilir. Mesela namazın şartlarından birisi abdesttir. Abdestin her bir farzında, sünnetinde, edebinde namazın dosdoğru kılınmasına insanı hazırlayan bir sır ve işaret vardır. Mesela elleri yıkamak, onları dünyanın levhiyatından, dünyanın arzusu, isteği aldatmasından ve nefsi masiyetlerden, günahlardan temizlemeye, kalbi hayvani ve şeytani sıfatlardan arındırmaya işarettir. İlk vahiyden sonra evine gelerek bürünüp sarınan Aleyhissalatü Vesselam Efendimize Es sahibi billah ve tiyabekefe tahir. Elbiseni temizle buyrulmuştur ki bu kalbini temiz tut diye tabir edilmiştir.
Yüzü yıkamak, himmet yüzünü dünya muhabbetinin necasetinden yıkayıp temizlemeye işarettir. Çünkü dünya muhabbeti her bir günahı başlar. Namazın şartlarından biri kıbleye yönelmektir. Bundaki sır Hak Teala'yı arzu etmekten başka her şeyden yüz çevirmek ve kurbiyet, Cenabı Hakk'a yakınlık, yalvarmak, yakarmak, münacat bu anlamlara gelir ama bu yalvarıp yakarış daha ziyade gönülden tam bir Rabbımıza arzuyla Hazreti Rububiyet'e teveccüh etmek, yönelmektir. Elleri kaldırmanın, himmet ellerini dünya ve ahiretten çekmektir. Bir el ile dünyayı, diğer bir el ile ahirete atıp kişinin kendini Mevla-yı Zülcelal'e vermesidir. Namazdaki tek bir kulun kalbinde isteme, sevgi, azamet ve izzet bakımından hak her şeyden daha büyük diyerek onu yüceltmektir.
Namazda iftida tekbirinin hemen niyeti izlemesi Allah'tan bir şey isterken niyetin samimi oluşunun hakkı, tek bir ve tazim ile gösterilmesi gerektiğine işarettir. Sağ elini sol eli üzerine koyarak ikisini beraber göğsüne koymakta da yaratıcı huzurunda kulluğun şeklini ifadeye ve kalbi masivanın Cenabı hakk'ın dışında muhabbetlerinden korumaya işaret vardır. Namazda kıraate yöneldim diye başlanmasında Hak'tan başkasını talep etme şirkinden uzak olarak Hak'a yönelişe işaret vardır. Fatiha'nın kıraati vacip oluşu ve fatihasız namazın caiz olmayışında öyle bir hakikate işaret vardır ki bu hakikat kulu hamdü sena, Rabbül Alemine şükür ve hidayet talebiyle Rabbani lütufların güzel kokularına hedef kılar. Sözü edilen hidayet öyle ilahi cezbelerdir ki, her biri dinsü cinnin ameline denktir ve Allah ile kul arasında ikiye ayrılmış olan namaz ile kulu Allah'a yaklaştırır.
Kıyam, Rüku ve Sucud kulun alem-i ervaha ve veib yurduna dönüşüne işarettir. Secdeden sonra teşehhüdde, enaniyet, böyle benlik pertelerinden kurtulmaya işaret olduğu gibi Rabbani cezbelerle hakkın cemalini görmeye vasıl olma işareti de vardır. Sonra Tahiyat'ta kulların, meliklerin huzuruna varışındaki şekillerini gözetler. Sağa sola selam verişte iki daire selam vermeye işaret bulunduğu gibi sağdan cennet nimetlerine, soldan da lezzet ve şehvetlere davet eden her cahil davetçiye, selama işaret vardır. Böyle bir kul icabet ve münacat makamları içerisinde bulunduğu halde keramet denizlerine dalmış ilahi cezbelerin bağıyla bağlıdır. Nitekim Cenabı Hak şöyle buyurur, Rahman ve Rahim olan Allah'ın kulları yeryüzünde tevazu ve vakar ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atıp sataştıkları zaman aldırmadan selametle deyip geçerler. Şekilciler namazı edadan selamla çıkarlar.
Hakikat eni ise selamla namazı devam ettirmeye girerler. Nitekim Allahutaala, onlar namazlarında devam ederler buyurmaktadır.