Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Musahabe serimizin üçüncü cildinde namaz konulu sohbetle inşallah devam ediyoruz. Sure-i Bakara'da buyuruyor diyor. Sabırla ve edayı salatla devamla Cenabı Hak'tan muavenet talep edin. Halbuki salat her şahıs üzerine bir ağır yüktür. Ancak tevazu ve huşu edici şov kimseler üzerine hafiftir ki onlar Rablerine mülaki olacaklarına ve huzur-u manevisine rücu edeceklerine itikat ve iman ederler. Yani Cenabı Hakk'ın huzur-u manevisine varacağına iman edenler namazı seve seve eda ederler ve mühim ve sıkıntılı işlerinde dahi sabırla ve namaz kılarak Cenabı Hak'tan istiane ederler, yardım isterler. Namazın meşakkatine sabırla namaz kılmaktaki fazilet ve menfaate itikat etmeyen veya kalbinde Cenabı Allah korkusu bulunmayan kimse için de namaz kılmak ağır bir yük gibi gelir.
Kalbinde ilahi olan kimsenin beş vakit namaza devam etmesi lazımdır. İşte bu ayet-i celilede Cenabı Hak Azze ve Celle Hazretleri mühim hususlarda namaza tevessülle Allahutaala Hazretleri'nden istimdat ve istiane olunmasını emir ve tavsiye buyurmuştur. Çünkü namaz taharet, setri avret ve Kabe'ye teveccüh, kıraati Kuran, kelime-i şehadet, nefsini arzusundan men ile mücahede, kıyam, rüku, vücut gibi ibadeti bedeniye ihtiva ettiği gibi tevazu, tezellül, kalbe niyet ve teşekkür ve şeytanla mücahede Rahman Rahim olan Halık Tebareke ve teala hazretlerini tenzih, tespih, tahmin, dua ve münacat gibi birçok ibadatı da cami ve rızayı ilahiye ve takarrube vesile olan en mühim bir ibadettir. Namaz imandan sonra en mühim fiili bir ibadettir.
Secde, rüku, kıyam, kıraat gibi mühim rükünleri terk ile fiilen ibadetten muattal bir halde kalıp huzurdayım, namazdayım diye iddiada bulunmak batıl bir akide ve dalalettir. Sure-i Nisa'da Münafıklar insanlara hile ettikleri gibi Allahutaala'ya da hile ederler. Halbuki Allahutaala onların hilelerine karşı hile muamelesi yapar ki onlara müsaade verir, hileye kudret verir. Onlar haklarında nimet zannederler. Halbuki nıkmettir ve müminlerle beraber namaz kılmaya kıyamet etseler tenbellikle kıyamet ederler. Çünkü namaza kıyamdan garazları riya ile insanlara gösteriş yapmaktır. Allahutaala'yı da zikretmezler. Az zaman da zikrederler ki insanlara riya için zikrederler. Onlar küfürle iman arasında mütereddit mütehayyir bir halde bulunurlar. Müzeb zebindirler. Eğer bir kimseyi Hak Teala idlal ederse o kimse için hidayet cihetine habibim sen bir yol bulamazsın, buyruluyor.
Buhari ve Müslim'in ittifakıyla İbn-i Ömer radiyallahu anhüma'dan rivayeten Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurmuştur ki münafığın sıfatı iki sürü koyun arasında mütereddid olup bazı gün sürünün birine ve bazı gün de diğer sürüye gidip hangi sürünün malı olduğunu bilmeyen koyun gibidir. Münafıkların en ağır ceza ile tecri edileceğini ve af olunmalarının tevbeyle beraber dört şarta bağlı bulunduğu şu ayet-i celilede beyan edilmektedir. Münafıklar muhakkak cehennem derekelerinin en aşağısındadırlar. Onlar için azaptan kurtaracak bir yardımcı kimse bulamazsın. İlla şov kimseler ki onlar kendilerinden sadır olan nifak ve her türlü hile ve desiselerinden ve Resulullah'a adavetten tövbe ve nedamet ettiler ve yalnız tövbe ile iktifa etmediler.
Belki nifakları sebebiyle ifsada çalıştıkları şeair-i İslamiyedeki hareketlerini ve imanlarını vesair amellerini ıslah ettiler ve sağlam olarak Cenabı Allah'ın dinine yapıştılar ve lütfu keremine itimat ettiler ve Cenabı Allah'a itaatlerini yaparak riyadan teberri ettiler. İşte şu evsaf ile mevsuf olan kimseler müminlerle beraberdirler ve yakında Allahutaala müminlere ecri azim verir ve taib-ü müstahfir olanlar da müminlerle beraber ecri azime nail olur. Bulasa münafıkların affını Cenabı Hak Azze ve Celle Hazretleri dört şarta bağlı kılmıştır. Tövbe, amali salihaya devam Cenabı Allah'a itimat, şeriata temessük ve amellerinde ihlas. Sure-i Hacda Ey müminler rüku ediniz, secde ediniz ve Rabbinize ibadet ediniz ve felahyab olmanız için hayır işleyiniz, buyruluyor.
Rüku ve secde ile emirden murat şüphesiz namazdır çünkü secde ve rüku namazın en mühim rüknünden olduğu cihetle zikri cüz iradeyi kül kabilindendir ki namazın cüzü olan rüku ve sücutla emir namazın külli erkanıyla edasını emirdir. İşte bu ayet-i celilede de namazın en mühim rüknünü teşkil eden rüku ve secdesiyle beraber namaz kılmaklı emir buyurmuştur. Binaenaleyh ben huzurdayım, namazdayım gibi birtakım batıl akidelerle namazın terki asla caiz olamaz. Namaz cemi mukarribatı amalin mevki olmuştur. Nitekim Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Namaz müminin miracıdır, buyurmuşlardır. Bir musallik ki namazın hakikatine agahtır. Eda-yı salat vaktinde güya neş'e-i dünyeviden çıkıp neşeyi uhreviye husule gelirse elbette o vakit de ahirete mahsus olan devletten nasibi olur. Namazın hakikatine vakıf olmayan bazı riyazet ehli orucu namazda nefda sayarlar.
Oruçtaki yeme içmeyi terk etme hassasıyla Samediyet sıfatını gerçekleştirdiklerini zannederler. Bu söz namazın hakikatine vakıf olamadıklarındandır. Sevgili dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi program mısın bugünkü bölümünde sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde namaz konusuyla alakalı sohbetin bir bölümünü aktarmaya çalıştım. İnşallah bir sonraki programımızda savaş esnasında namaz konulu sohbeti sizlere aktarmaya gayret edeceğim inşallah.