Bir İnsan, Bir Hatıra. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Hatırladığın kadar hatırlanırsın. Erenköy'de uzun seneler ikamet eden Lütfi Eraslan Bey'den dinlemiştim. O, şöyle anlatmıştı. Diyarbakır'da görev yapan emekli başçavuş Hasan Ertürk Bey vardı. Çok muhabbetli, teslimiyet ehli ve sadakat sahibi sevdiğim bir insandı. Onun muhabbet ve teslimiyetine gıpta ederdim. Ankara'da ikamet ettiğim senelerdi. Onunla bir sefer Hacı Bayram Veli Camii'nde karşılaşmıştık. Duası müstecab olduğuna hüsnü zannım vardı. Namazdan sonra bekleyip, hoş geldiniz diyeyim ve duasını talep edeyim diye düşündüm. Cami çıkışında bekledim. Karşısında fakiri görünce tebessüm ederek geldi ve sarıldı. Ben de, Hasan abi, sizi burada görmek ne saadet, duanızı rica ederim, dedim. Bu kısa görüşmemizde muhterem üstadımızla ilgili şu hatırasını anlattı. Bir ziyaretinde üstadımızı gayet neşeli gördüm.
Ortamın müsait olduğunu fırsat bilerek efendim, dua buyurun da size layık bir evlat olayım dedim. Muhterem üstad da çok kısa fakat özlü bir ifadeyle, Hasan Efendi, ne kadar hatırlarsanız o kadar hatırlandığınızı unutmayınız, buyurdular. Bu söz bana o kadar tesir etti ki, kendi kendime işte bir mürşidin uzakta bulunan bir evladını kendi sevgisiyle yetiştirmesi, işte rabıtayla eğitim, işte kalpler arası sevgi akışının sağlanması, işte mürşidlik bu, tasavvuf bu, dervişlik bu, dedim. Hasan abinin hayatı hep böyle geçmekteydi. Çünkü rabıtasız iş yapmaz, rabıtasız vakit geçirmezdi. Rabıtanın kalpler arası sevgi akışı sağlanmaktaydı. İnsan sevdiğini devamlı hatırlayacak ki sevgi akışı daimi olsun ve selameti sadra kavuşsun. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Bir İnsan, Bir Hatıra.