Mürşid-i Kâmilin Rolü ve Manevi Rehberlik kaydında Meşşa-i kiramdan birisi evladını ceza verir. Der ki oğlum, sana üç tane ceza ver, o cezadan birisi beni hiçbir yerde anlatmayacaksın. Vay üstadım şöyle kıymetli, üstadım şöyle sünnet seniyyeye riayet eder, üstadım şöyle edepli, üstazmın şöyle güzel halleri var, bunu demeyeceksin. O mürid der ki efendim ikisini yerine getiririm ama bunu…
Meşşa-i kiramdan birisi evladını ceza verir. Der ki oğlum, sana üç tane ceza ver, o cezadan birisi beni hiçbir yerde anlatmayacaksın. Vay üstadım şöyle kıymetli, üstadım şöyle sünnet seniyyeye riayet eder, üstadım şöyle edepli, üstazmın şöyle güzel halleri var, bunu demeyeceksin. O mürid der ki efendim ikisini yerine getiririm ama bunu yerine getiremem. Ben sizin rabıta-ı Şerife ile kalbinizden öyle gıdalandım ki, sizi unutmam mümkün değildir, anlatırım onu bana şart koşma der. Evet. Müjdatım da olsan efendim de olsan ben seni her yerde kafalara da gönüllere de işlerim ve hiçbir şeye de aldık etme. Bizi methediyor kabul etmeyin de bir şey anlatayım size. Kendisini methediyor demeyin. Askerde, seksen üç, yer Erzincan. Tabur test olacak. İçime Sami sultanımızın babalık gıdası öyle girdi, onu anlatmasam duramıyor. Muhakkak anlatacağım. İstanbul'dan Bülent diye birisi.
Buna dedim ki Bülent bizim öyle bir üstadımız var ki dedim anlattım. O da demesin ki ben Milli Türk Talebe Birliği'nde bulundum. Uludağ'a biz bir eğitim için gittik, oraya Sami Efendi Hazretleri geldi. Mihrimah da Sami isminde bir imam vardı. Namazı kıldı, dedim ki Sami efendimizi hatırlar mısın? Daha yeni rüyada gördüm onu dedi. Senin ismin de Sami benimki de Sami buyurmuş. Buyurmuş. Bundan severse taşa da anlatır, toprağı da anlatır, her yeri de anlatır. Çünkü onların dört tane öyle mühim bir görevi var ki tarif edilmez. Kişi irtihal edeceği zaman mürşid-i kamilin Mutlak ve mutlak başındadır. Necmettin-i Kübra Hazretleri bir defasında kurtuldu elhamdülillahdir. Aman efendim bir şey mi var, bizim Fahreddin-i Razi tefsircilerin babası irtihad etti. Kabirde melekler sordu Allah'ı nasıl bilirsin, yüz delil ile Cenabı Hak'ı ispat eden Fahreddin'in dili dönmeli.
O anda Cenabı Hak bize müsaade etti, dedim ki Habibullah Cenabı Hak'ı nasır bilirse öyle bilirim dedi dedi ve kurtuldu. Nasıl unutulur? Yadında derler gül feda bülbül feda, şimdi şeyh-i asırdan, duydum şu yolda bir nida, dergehi pir-i muvende, hakimayül esade, o zaman idrak edersin rütbe I Bala nedir. ElvAllah Hamdi Yazır hocamız Esadi İrbili Hazretlerinin beytine üç mısra daha eklemek suretiyle tahmis yapar. Asrın kutbu diye ifade eder Esadi İrbili Hazretleri'ni, ondan duydum mürşid-i kamilin kapısında toz ve toprak olmadıkça bir şey elde edemezsiniz. Yok canım, yok canım biz daha ilerisine bağlıyoruz, bu bizim hoşumuza gitmiyor. Eğer onlar seçmişse, fahri kainata kadar mübarek gönülleri incinir bunlar. Bizim maddi olan gıdayı saymamız mümkün değildir. Manevi gıdalar, marifette gıda, hakikatte gıda, Kuran-ı Azimüşşan'ın altı bin altı yüz altmış altı ayetinde gıda sureleri bir ay.
Mürşid-i Kâmilin Rolü ve Manevi Rehberlik ne anlatıyor?
Mürşid-i Kâmilin Rolü ve Manevi Rehberlik kaydında Meşşa-i kiramdan birisi evladını ceza verir. Der ki oğlum, sana üç tane ceza ver, o cezadan birisi beni hiçbir yerde anlatmayacaksın. Vay üstadım şöyle kıymetli, üstadım şöyle sünnet seniyyeye riayet eder, üstadım şöyle edepli, üstazmın şöyle güzel halleri var, bunu demeyeceksin. O mürid der ki efendim ikisini yerine getiririm ama bunu…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir Rahman suresinin gıdası, Rahman suresinde öyle bir gıda var ki onu okuyanın gönlü nur olur. Öyle mi? Rahman suresini okuyanın kalbine ilahi nurlar akar. Ne gıdalar varmış, ne gıdalar varmış. Bir zat iki ay kadar su içmez hoca diye anlatılırdı. Rüyasında Ali kerem Allahu vechi Efendimiz bir ikramda bulunmuş. Günlerce yemek içmedi. Bunlar ayrı bir konudur. Biz bunu sıralamaya gayret edelim. Nasıl anlatalım? Rabbi Zülcelal'imiz, Settaren vefaren bir mürşid-i kamilde de, bir has müridinde de olması gereken özelliktir. Nedir? Settaren, yürütüyor. Gaffaren, bağışlıyor. Dinimize değil, namusumuza değil, yolumuza değil. Efendimiz aleyhissalatu vesselam da Şefikan refikan, çok şefkatli, çok merhametli, çok lütufkar ve ihsan ehli. Ebubekir Sıddık Radıyallahu anh sadıkan musaddigan çok doğru, hem kalp doğru, hem dil doğru, hem yaşantı doğru, musaddigan tasdik ediyor.
Allah'ı da Celle Celalühü, habibini de ve onların değer verdiklerinde. Hazreti Ömer radıyallahu anh, emmaren nehyen, emri ilahiyi çokça duyuran ve Rabbimizi nehyettiklerinden de kaçındırandır. Hazreti Osman radiyallahu anh, açları, fakirleri, yoksulları doyuran ve insanlar uykuya daldığı zaman kalkıp namaz kılandır. Eğer bir gıdalansın doymaz. Geceyi iple çekerler onlar, iple çeker. Çünkü Rabbimizle onların dilleşeceği bir zamandır o. Bu nasıl dilleşme, bu ne demek? Bu şu demek. Cenabı Hak keyfiyeti bizce meçhul bir şekilde dua eden yok mu duasını kabul edeceğim. İstiğbar eden yok mu, haceti olan yok mu, ihtiyacını yerine getireceğim. Hazreti Ali, keremallahu vechi Efendimiz de malumat sahibi arz ettiğimiz gibi size, işte bid'atlerden, din de aslı olmayan hareketlerden kaçacağız, bunu öğreneceğiz. Bidat nedir, din de aslı olmayan hareketlerdir.
Yani iki rekat kılacağı namazı dört rekat kılmak gibi, seferiye çıkmış diyelim bid'at bu, iki rekat, onu dört kılıyor, ikidir o, bunun gibi işte. Diyelim ki kurban bayramında oruç tutmaya çalışıyor, bid'attir, buna benzer. Öğreneceğiz, İslam tarihini Bunun yanında duruma göre bakarız, İslam tarihinden. Şahsi olarak da deriz ki bu kışı biz İslam tarihini okuyarak geçirelim, işte İslam ilmi halinden, bu hepimiz zingerekli, yastık altı derler, bu hiç bizim kaybetmeyeceğimiz ilmihal kitapları. Bunlardan da dini meselelerimizi öğreniriz. İstazımızda buyuruyor ya fıkıh ile hadisi öğren, nefsini yıkmaya davran, mürşide binde bir vuran sakal altı sualdir bu diyen fıkıh ile hadis. Bunun programı yapıldı devam ediyor da programlı bir şekilde devam edecek. Yoksa yapılmıyor değil yapılıyor. Bizce de yapılıyor.
Ama programlı bir şekilde fıkhı dersi, hadis dersi, tefsir dersi, bu daha muntazam bir şekilde yürüyecek yoksa yürüyor biiznillahi Teala. Bunun yanında biz tasavvufi meseleler derseniz yemekle meşgul olalım artık. Sizin gibi kardeşlerimiz işte arı şöyle bal yapar, şu kadar mesafeye gider, çiçeklere hınar, getirir işte bal peteğine böyle döker. Hiç gerek yok. Bol bol yiyeceğiz. Rabıta da yiyeceğiz. Murakabede yiyeceğiz. Evlat ve ezkarda yiyeceğiz. Hiç kendimizi başka işlere bulaştırmayacağız. Çünkü temizdir. Allah'ımız bizi temiz olarak halk etmiştir. Temiz olan temiz olanlar içindir. Kuran-ı Azimüşşan'da geçer. Temiz olanlar temiz olanlar için. Allah onları bizi öyle temiz yaratıyor ki, en güzel biçimde. Adam bir buluntu eşya, buluntu eşya. Onda diyelim ki falan kralın zamanından kalmış. Onu böyle incitmemek için böyle fırçalarla, bilmem filanlarla temizlemeye çalışıyor.
Aman kırılmasın, dökülmesin diye. İnsan var. Bak doğduğunda mükerremiyet var, sağ kulağına ezan, sol kulağına gamet getirilir, ismi konulur, tel temiz yıkanır, irtihal ettiği zaman tırnaklarına kadar kesilir, Altı üstü bütün temizlenir, yıkanır. Tertemiz beyaz örtüler içerisine kefen sarılır. Kabre ve ala milleti İbrahim diye çok güzel, dualarla nelerle konur, bir saygınlığı var. O zaman kendimizi Allah korusun hasetlik gibi bir fiil, gıybet gibi bir fiil, dünyaya tamağı gibi bir fiil, Ehlullah'a muhalefet gibi bir fiil bunlardan tamamen uzak, tertemiz bir hayat yaşayacağız. Aslında sizin gibi bir cemaate nefsin halleri de anlatılmaz. Ruhtaki kemalat konuşulur. Büyüklerimiz, büyüklerimiz hep ruhun güzelliklerinden konuşurlar, çünkü nefsin mertebelerini geçmiş onlar. O zaman bize düşen evradımız, ezkarımız ve hiçbir şeyimiz olmasa dahi soracağız. Neden? Böyle su akar da su akar.
Böyle önüne bazen çer, çöp, engeller olur. O alındığı zaman daha güçlü bir şekilde gider. Biz de hiçbir şeyimiz yok canım, ne yapacağız demeyelim. Onların huzurunda bulunmada dahi çok büyük haz ve lezzet gelişmeler vardır. Onlarla bir an bulunma, kırk çileden daha üstündür, kırk çileden üstündür. Çünkü onların bakışlarında öyle bir nazarlarında nimet var ki tarifi mümkün değil. Hayseri'ye bir uzat geldi, meşayı kiramdan. Üstadımız dedi ki oğlum ziyaret ettin mi, bizim de imtihanlarımız var. Son zaman artık derslere girilip çıkılıyor imtihanlara ve çalışılıyor. Fırsat bulamadım deyince razı olmadı. Dedi ki nazarlarında çok büyük bir bereket vardı. Bir evliyanın nazarına keşke kavuşabilseydiniz diye.
Yek nazar bestir efendim, rahmet Allah aşkına, destrat kurma, rahmet Allah aşkına, yek nazar bir nazar bestir efendim, yeter, Rahmet Allah aşkına, destiret vurma, kerem kıl Allah aşkına, aman ha bizi kovma, bizim geri durmamız hiçbir şey değil. Dedemin evlatlarından Hacı Mehmet Efendi diye derılmaz. Onları böyle vecih olarak şekil olarak belli etmezler. Ama kalben uzak durması insanda çok büyük yaralar açar. Eğer gönül olarak uzak durursa ne gözünde, gözümüzde yaş kalır, ne kalbimizde dikkat incelik kalır, halimiz ne kurumuş ağaç gibi olur. Yahu ben bir lezzet alamıyorum. Ne ibadetimden ne taatimden ne okuduğum Kuran'dan ne evladım ne ezkarım, ne sohbetim, ne sikrim, içtihatimin lezzeti kalmadı demeye başlarız. Neden? İlgiyi kesmiş. Eğer sevgi gösterirse, çünkü o kalp Allah'ın rızasını kazanan kalp olduğu için, o kalbin rencide olması çok ağıra malde olur. Onlar belli etmezler.
Onların şöyle dururken az bir mahzuniyet hali insanda çok büyük yer açar. Çünkü yol çok kıymetli bir yol. Tertemiz bir yol. Öyle buyururlar büyüklerimiz dediler ki yolumuz pak bir yoldur, pislikle kendisini kirletenler barınamaz diye. Zaten daralır, sıkılır, bunalır duramaz. Yahu neredesin, işlerimiz vardı, işte maniler vardı, mümkün olmadı. Onları yaşasınlar yeter, Allah bölgelerini üstümüzden kesmesin der geçer gideriz. Halbuki öyle değil. Üstadımızın üstazı diyor ki, Hasan Efendi size evlatlarınız ne zaman gelirler? Efendim, aşkla, şevkli, muhabbetli zamanlarında dedik ya bir kış gününde üç defa geliyor. Bir kış gününde o da dağlardan aşıp geliyor. Olmadı buyuruyor. Onların asıl kalplerinin soğuduğu, gönüllerinin böyle artık bakımsız bir hale geldiği, zevksiz neşesiz olduğu, ibadet ve taatten haz duyamaz bir duruma girdikleri zaman gelecekler, diyor. Aynen hastalık gibi.
Mesela hastaneye insan ne zaman gidiyor? Sıhhatliyken gitmiyor ama Allah korusun bir rahatsızlık başladığı zaman hemen hastaneye gidip gelmem diyor, haftalık kontrol etmem lazım diyor. Kontrol olacağım, gideceğim tedavi olmak için diyor. Bizim de tedavi için alakamız çok önemli. Arz ettiğim gibi yek nazar bestir. Gerektiğini. Buyuruluyor ya Habibim sen onların içerisinde olmasaydın ve istiğfar da okumasalardı bela yağardı diye. Sen onların içerisinde olduğun ve istiğfar okudukları sürece onlar emniyet içerisin içerisindedir diye Kitabı Kerim'imizde Rabbi Zülcelal'imiz bize ifade ediyoruz. Demek ki ruhaniyetleriyle birlikte varlıkları bile bize nedir? Büyük bir nimettir. Onların nefes alması dahi bize Allah'ımızın bir lütfu ve bir ihsanıdır. Sen onların içerisinde olduğun ve istiğfar okudukları müddetçe Allah onlara azap eder olmadı.
İşte asıl en büyük sıkıntı Ehlullah'ın içimizden çekilmesidir. Hadis-i şerifte eğer diyor Allah'ın sevdiği kullar olmasa Cenabı Hak bu insanlara nazar etmez çünkü arpanın kırığı hurmanın çekirdeği gibi olacaklar buyur ayağımızı şeytan bağlıyor, elimizi de nefis, bilimize de dünya muhabbeti göndermem diyorlar. Öyle bir sarılıyor ki Euzu Besmele ile şeytanın bağını, bu kaazı. Dünyanın geçici olduğunu düşünmek suretiyle dünyanın bağını kopardığımız zaman ne olur, hürriyete erişmiş oluruz. Artık kurtululmuş oluruz. Cenabı hak kurtulan zümreden eylesin. Bizim irtihal eden bir amcamız seksen yaşını mütecaviz Kazım efendi diye. Ben diyor üstazı alimizi gördüm, bir meclisti. O mecliste sadece elleri ve yüzleri, şöyle biraz fark edilir gibiydi nur gibi, müezzinlikler olur camilerde, mescitlerde. Oraya da Üstadımız Hazretleri çıktılar. Böyle bir dönüş halini müşahede ettim.
İçeriye giren efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hırka-i şerifini ve tacı şerifini giydi. Buyurdular ki siz ve size cihanı gönülden teslim olan halis, muklis, sıddık-ı azamda olan şu iki güzelliğe sahip, sadık ve musaddik doğru ve tasdik eden, tasdik eden kimseler, felaha erenler kurtulanlardandır. Hayırlı ve mübarek olsun Hasan
Kaynak: Genel
Mürşid-i Kâmilin Rolü ve Manevi Rehberlik | Mihmandar