Bir müridin takınması gereken edepler. Bir mürid nasıl olmalı? El mürid, bir mürid için yedi tane özellik gerekir ama hepsi bir hayattır. Ruhumuzun hayatıdır. Iradesinde doğru olma. Bazen görüyoruz, alışkanlıklarımız oluyor. Onları, kalpte çok zorlanıyoruz. Diyelim ki bir sığara illeti. Uğraşıyorum, uğraşıyorum, kurtulamıyoruz, diyoruz. Nasıl olacak? Es'ıtku fil irade irademizde çok düzgün olacağız. Artık kapıyı kapatınca açmayacağız. Dilimize kapıyı kapatacağız, Allah'ımızın razı olmadığı sözler gitmeyeceğiz. Ulağımızı kapatacağız hakeza. Elimizi kapatacağız, harama gitmeyeceğiz. Ayağımızı kapatacağız, isyana gitmeyeceğiz. Gönlümüzü kapatacağız, Kötü düşüncelerden uzak bulacağız. Havadır, yersiz düşünceler. Beynimizi kapatacağız. Allah'ımızın yüce kudretini tefekkürün dışında bir düşünceye dalmayacağız. Bu çok önemli. Diyelim ki bir Şeyhi kamile intisap etmiş.
Aşklı, şevkli, muhabbetli, yanıyor, dönüyor ne gecesi var, ne gündüzü var. Sadıksa bunu her zaman devam ettirecek. Böyle bir başlayıp bir boşlama yok. Bu zaten müminin ahlakına da uymaz. Sebebi ise ne demektir intisab etmek? Bey'atleşmektir, sözleşmektir. Sözünden dönmenin cezası nedir? Ayetü'l müneffiküsselesin. Münafığın üç alameti var. Vede vaade ahlefe, vaat ettiği zaman sözünde durmak. Bunun cuma günleri var. Düğünü var, düğünü var, kurban bayramı var, vesair Ramazan-ı Şerif bayramı var, insanın birbirleriyle görüşeceği buluşacağı zamanlar var. Bu fiil kadar kötü bir şey yok. Alakayı kesince tamamen kesmek. Bu çok yanlış. Bu dinimize muhaliftir. Sami Efendi Hazretleri kendisinin intisabına sebep olan bir kimsenin ömrünün sonuna kadar gazetesini alıyor. Burada zengindi, Allah'ımız ahiret zenginliği lütfetsin, bir kimseyi hiç bırakmazdı.
Derdi ki efendim, bu bana Kuran-ı Azimüşşan'ı öğrenmeme vesile oldu. Bize ahiretin yolunu gösteren ebedi huzuru temin eden kimseleri düşünelim. Bu basiretle alakalı, bu aklı kamille alakalı, bu insanlıkla, İslamlıkla alakalı. Es-üs'ü fille irade, iradesinde çoktur. Öyle bir iradesi var ki ben bu yol vasıtasıyla vasıl ilallah olacağım diyor. Bu kafeye yerleştirilecek bir kere. Yoksa yürümez. Tam bir azim, gasid, gayret, icabiler. Her hususta böyle. İbadetimizde öyle, insanlar arası muamelemizde öyle, onların hak ve hukukunu gözetmede öyle, ailede öyle, ticarette öyle, her hususta öyle. Ibadet ve taati kendisine hedef kabul edecek. Zaten ibadetsiz insan olmaz. Rabbimiz, Furkan Suresi'nin son ayetinde, sizin ibadet ve taatiniz olmasaydı Allah size ne değer verirdi, buyuruluyor. Şimdi değer nedir? Arabaların arkasında bile değer yazılıyor. İtibar güzele ve zengine. Burada bile yazıyor.
İtibar Allah'ımıza ibadetle nur, rabıtası ve zikriyle sürura eren kimsedir. Zengin ve ahiret azığını alan kimselerdir. Ve ve alametü zeylik. Bu ibadet ve taati hedeflemenin alameti nedir? Taat ehli olduğunu biz nereden bileceğiz? Kötü arkadaş ve gruplardan ayrılmaktır. Şu güzel düşüncelerimizi bozmak istemem ama bir misal ver derseniz en mutaassıp yer memleket demiyorum, en ibadet ve taatli görünen yerlerde Allah'ımızı inkar var. Hem de yetmiş yaşın dağlar. Ezan okunmasına razı olmayanlar var. Bu misalleri vermeyelim diyorum. Gerek yok bunlara. Hidayetini dileriz Cenab-ı Hak'tan. Böyle bir hayatın içerisine girmiş durumdayız. Kötü arkadaş ve bu çevreden uzaklaşmaktır. İbadet ve taat ehli olmanın işaretinden birisi budur. Vela büdde lehü minel marifeti bihhal-i nefsihi, bir kere kendi nefsini tanıyacak kişi. Bu kendi nefsimizi tanımı, insanın yeryüzünde velullahi fil ard olması yetmez mi?