Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Bugünkü manevi yolculuğumuza murakabe ile devam ediyoruz. Yedi kat sema yok bilinerek kalp arşı azama açılır. Doya doya Allah'ın feyzi içilir. Nefy ü İspattan murakabe dersine geçiş. Gönül aleminde tarifi mümkün olmayan bir genişleme suyun üstündeki saman çöpü gibi kendisini kaybetme hali olur ve rabıta-i mürşidi yapmada zorlanma hali zuhur ederse nefessiz yirmi bir tevhidi okumada bir rahatlık meydana gelirse derviş mürşidinin izni ve himmetiyle murakabe dersine geçer. Hakkın feyzini arada vasıta olmaksızın direkt arşı azamdan içer. Murakabe esnasında kalbi açılmazsa cereyanın kesildiği anda jeneratörün devreye girdiği gibi salik rabıta yapar. Açılma olduğu zaman gönlü tekrar murakabe haline döner. Murakabe dönemi.
Her biri bir sema katında bulunan peygamberin ayakları altında yer alan letaifle yedi kat semayı geçip ondan başka her şeyi yok farz ederek Allah 'ün her an kulunu gözetlediğini tefekkür etmektir murakabe. Mirsad gözetleme demektir. Şüphesiz Rabbin gözetlemededir. Yine gözetleme ve kontrol manasına gelen rakip kelimesi de bu manayı içerir. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir. Fiiliniz, sözünüz, özünüz, niyetleriniz ve bütün haliniz Cenab-ı Hakk'a malumdur. Çünkü o şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. Sözünüzü ister gizleyin ister açığa vurun. Bilin ki o göğüslerin özünü bilir. Kendilerinin vakıf olamadıkları gizliliklerin hepsini bütün yönleriyle bilir. Hiç yaratan bilmez mi? O en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. Cibril hadisinde geçen şu hadis-i şerif murakabeyi en güzel şekilde tanımlar.
İhsan nedir sorusuna Serveri Alem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sanki onu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni görmektedir buyurmuşlardır. Murakabe basamakları. Birinci basamak murakabe-i Ehadiyet. Yedi kat sema yok bilinerek kalp arş-ı Azam'a açılır. Doya doya Allah'ın feyzi içilir. Bu esnada İhlas-ı Şerif'in anlamı düşünülür. Yoksa Hallacı Mansur gibi ene Allah der salik. Manevi sarhoşluk halinde ve diğer murakabelerde de hatırlanır ihlas-ı şerif. Hacı Hasan Efendi Gadisallahu Sirrahü'l azizin murakabe-i Ehadiyet dersini talim ettiği bir derviş nurlar içinde yanmaya başlar. Halinde gariplikler görülür. Meğer bu derviş ihlası şerifin anlamını düşünmediği için acayip hallere düşmüştür. Ne kutlu, mutlu bir insanmış ki bir cuma günü işrak vakti namaz kılarken secdede ruhunu Allah'a teslim eder.
Ashab-ı Suffe'de oturan bir aşık, murakabe halinde iken gönlüne inen feyizle yanmaya başlar. Tedavi için çok mürşid ve halifeleri görür. Nihayet Hacı Hasan efendimiz kalbini dünyalardan da geniş düşün deyince normal hale gelir. Kalp öyle açılır ki dünyalar da onun içinde kaybolur. İkinci basamak morakabei mahiyet ve her nerede olursanız o sizinle beraberdir ayeti kerimesinin anlamı düşünülür bu derste. Salik Allah'ın kudretini, görmesini, duymasını, bilmesini her an canlı tutar kalbinde. Hacca adam götüren bir dostumuz anlatmıştı bize. Öyle bir andı ki her bir hacıdan yüzer riyal alsam ruhları bile duymazdı ama Hacı Hasan Efendimiz her halimize vakıf yetişen bir kardeş kendisine maaş veren akrabasının hiç kimse duymasın, sana çift maaş veriyorum her ay sözünü işitince ellerini yüzüne kapatıp ağlar. Her halimize vakıf olan Mevla'ya yarın ne cevap vereceğim der.
Postunun üzerinde Mevla'nın yüce kudretini tefekkür eden derviş masasının başında, kasasında, işinde, gücünde murakabesi gözetlemesi altında bulunduğu Rabbimizin azametini düşünür ve emri ilahinin dışına çıkmaz. Üçüncü basamak murakabe-i Akrabiyet. Bu derste ve biz ona şah damarından daha yakınız ayet-i celilesinin manası tefekkür edilir. Gerek maiyette yani beraberlikte, gerekse akrabiyette Allah'ın ilminin, duymasının ve görmesinin bize bizden daha yakın olduğu tefekkür edilir. Sami efendimiz, Katesallahu Sirraül Aziz, üstadımıza bir kitap verir. Üstadımız, Katesallahu Zerrahü'l aziz kitabı açar açmaz karşısına ve biz ona şah damarından daha yakınız ayet-i celilesi çıkar. Bir kısım ilim ehlinin bu damarın sırtta olduğunu söylemesine karşın Sami Efendimiz aziz hayır hayır Hasan Efendi bu damar kalbe en yakın olan hakkı bilen damardır buyururlar.
Radar gibi Allah ile alaka kuran bir damardır bu damar. Adeta telsiz gibidir. Bu damar Mevla'nın aşkıyla, şevkiyle, zikriyle, fikriyle, tecellileriyle iletişim sağlayan bir nimet-i ilahidir. Bize bizden yakınsın. Görünmezsin hicap nedir? Hicap engel, haktan gayrı düşünce ve hazlardır. Seherde murakabe halinde olan bir derviş kalbinin üzerinde bir tabaka görür. Bu tabaka akan feyzin gönle inmesine mani olur. Meğer o kimse akşam içtiği kahveyi Allah'ımızı unutarak içtiği için bu hale düşmüştür. Sen çıkınca aradan kalır seni yaratan. Dördüncü basamak murakabe-i Muhabbet. Bu derste hem Allah onları sever, dünya ve ahiret hayırlarını murat eder, hem de onlar Allah'ı severler, itaatine koşar, isyandan kaçarlar ilahi kelamının anlamı düşünülür. Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacak. Onun zatından başka her şey helak olacaktır.
Ayetlerinin muhatabı fena kötü huyların yok olması ve beka güzel huyların elde edilmesi hallerini yaşayan vahidiyet, Allah'ın zatına kavuşma makamı da vardır. Ey kullarım bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz. Haberiniz olsun ki iman edip de güzel ameller işleyenler farzları, nafileleri, Allah'ın rızasına uygun davranışları hayra muvafık hareketleri yerine getirip ve şerden sakınmaları sebebiyle işte onlar halkın en hayırlısıdırlar. Onların mükafatları Rab'leri katında altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. İçlerinde ebedi olarak nimetleneceklerdir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuşlardır. Bu mükafat ve Rıdvan ise Rablerinden korkanlara mahsustur. Allah'ı en çok tanıyanınız Allah'tan en çok korkanınızdır.
Ben ise Ondan en çok korkanınızım buyuran Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin haşyet duygusuna, Allah'ın azametinden titreyip ürperme evsafına nail olmaktır asıl murakabe. Fena ve beka. Ölünün dünyayı, mal ve evladı terk ettiği gibi nefsani arzulardan çıkmaktır fenafillah. Beka ise Allah'ın zat ve sıfatlarında yok olmaktır. Her güzelin o güzelden bir eser olduğunu müşahede ederek müessire cemali mutlaka geçip aşık olup hakkın var olmaktır. Tevhid bahsi. Bütün murakabe derslerinden sonra tasavvuf aynı tevhitdir anlamının gereği olarak kelime-i tevhid soldan sağa, sağdan da sola hafifçe meylederek tarif olunduğu şekilde okunur. Tevhid iki kısma ayrılmaktadır. Vücudi ve şuhudi. Vücudi tevhid dille ifade edilen tevhittir. Şuhudi tevhid ise zevkine erilerek gerçekleşir. Murakabelerden sonra yapılan tevhit önemlidir.
Zira kişi murakabe dersine geçmiştir ancak bir an olur nefsi emmareye düşebilir. Bu ahlakın değişmeyişi sebebiyle ve muhlas vehbi olarak Hak tarafından verilen hale her şeyi Allah için yapma seviyesine gelinmediği içindir. Murakabe dersinin sonunda okunan tevhid ile nefsin yok edilemeyen hasletleri bir bir terk edilir.