Vel murakabe, Allah'ımızın bizi her an gözetlediğini bilmek. Şimdi murakabe deyince işte rabıtayı yapacağız, hep bitecek. Ondan sonra gelecek demeyelim, murakabedeyiz, her an Allah'ımızın. Es'lamna, inne rabbekellebil miru's-Sağ, Rabbimiz her an gözetliyor. İnnallaheen aleykum ragibe. Allah'ımız kulunu her zaman gözetliyor. Kalbe yetmiş bin defa tecellide bulunuyor. Bu murakabe Rabbimiz bizi gözetliyor diyerek her türlü kötülüklerden kaçmak. Vel istikametü İllallah, Kitabı Kerim ve Sünnet-i Muhammediye'ye göre adım atıp bunda sebat etmektir. Bir an güzelim bir an bozulmak değil, aynı karardı. Ben kulum deyip sımsıkı yapışacağız. Mesela biz o güzel halleri yaşadık. İlk günlerde diyelim kalplerimizde bambaşka bir tat vardı, bir huzur vardı. İşte onu arttırarak devam ettirmek mühim olan bu. Sebat edeceğiz.
Yoksa bu ekinlerde görünüyor, kınacıt diye bizim bulunduğumuz yerde böyle bir hastalık söylerler. Gerekli işlemler yapılmazsa böyle bir hastalık oluyor. O kelle tutuyor Başak oluyor ama dikkat edilmezse o artık bozulmaya başlıyor. Biz o ilk gündeki güzelliklerimizi artırarak devam edeceğiz. Belki de kalbimizin zikriydi, kalbimizdeki şefkat duygusuydu, merhamet duygusuydu, kötülüklere veda etme duygusu kalbimizde belirmişken üzerinde durup gerekli tedaviyi yapmayınca hastalanmaya başlıyor. Evvelü derecati seyr-i ilallahi teala hepimiz öyle, hepimiz Cenab-ı Hakk'a kavuşmak. İster bilelim ister bilmeyelim. Ölen kime kavuşuyor, Allah'ımızın huzuruna geliyor her şey. Yaptığımız zerre kadar hayır da şer de huzur-u ilahiyeye geliyor. Bizsek de bilmesek de o huzura varacağız. Bilirsek o zaman ona göre gayretimiz ve çabamız olur.
Ona göre düşmanlarımıza karşı nefis ve şeytan ve insan şeytanları gibi onlara, onlara gerekli olan müdafaa ve mücadelemizi yaparız, mücadele içerisinde oluruz. Birincisi hüve ubudiyyetullahi teala, Allah'ımıza kulluktur. Kulluk ezan okundu, Ali Paşa Cami'ne girelim, orada namazımızı eda edelim, sırf bu değildir. Çünkü bu kulluğu yaparken taatimizi, namazın bizi ayet-i celile-i cemilede kötülüklerden arındırması gerekir, kulluk. Ondan sonra evimize geliyoruz, evimizde kulluk, her yerde kulluk. Ve ahiruha ettevekkülü alalahi teala. Tevekkül büyük bir sıfattır, peygamberlerin makamıdır o, sıfatıdır, güzelliğidir. Velayet ülküsü içerisinde müminlerde de tecelli eder, hiçbiriniz. Allahu Teala'ya sefer yapan kimseler üç sınıftır. Salik bir yol tutmuş. Diyelim ki Nakşi yolu tutmuş, Gadiri yol tutmuş, Halveti'yi tutmuş, Yelveti'yi tutmuş, Karabaşı, Sinani'yi, Rufay'yi tutmuş bir yol.
Vel müridu öyle bir kelime ki bu öyle bir terim iradesini Cenab-ı Hakk'a teslim etmiş. Vel'l-arifun Rabbimizi tanıma nimet vermiştir. Salik nedir? Şu bedeniyle taatini yapar. Mürid dendiği zaman o ruhuyla yapar. Arif dendiği zaman o esrara iner. Eslulu, şimdi şehir anlamını taşıyan kelimelerle söylüyoruz, hüvetahakkugu bil iman, imanımızı tahkike değiştirmektir. Huvve, yolculuk anlatılıyor şimdi. Neymiş seferimiz, ahlakımızı kötü ahlaktan güzel ahlaka geçirmek, bunun yanında içimizi ve dışımızı nur etmektir. Şer'i emirlere riayetle dışımızı, yaptığımız zikirlerle de kalbimizi ihya etmektir, nurlandırmaktır. Bu seferin en güzeli nedir? Seferde insanın tabiatında mükemmele ulaşmak olunca bunda da biz seferimizde de mükemmeli istiyoruz. Nasıl olacak? Hüve eftalü'l ibadet, eftalü's seyahat, eftalü's sefer ve hüve ma yuhsilu illallahui teala. Allah'ımıza kavuşmaktır.
Hiç misal vermiyorum, versek iyi olur ama la yetimmus sefer illa biz zühd, seferimizin tamamlanması, dünyaya gönlümüzü kaptırmamakla, sadece dünya deyince şehevi, hayvani duygular, baş olma arzuları, başka şehevi duygu dedik işte, hayvani arzular, istekler, bunların hepsini terk. Ve lezühüht, bu da gerçekleşmez. İlla bir ahdi dünya, dünyanın muhabbetini gönlümüzden atmadıkça. Daha sonra da Vel ikmalü alalahi Teala Cenabıhakk'a yönelmektir. Bu yolculukta erişeceğimiz mertebeler nedir? Meratibüs seyaha, meratibüs sefer, ila menezili ilemenazzili sellasetün üç menzil, üst konak, üç esas İslam, İman ve İhsan'dır. Bu seferdeki bizim durumumuz ne haldedir? Biz seferdeyiz şimdi, bu sefer de birinci olan avam, bu zahiri amellerle hareket eder, oruç gibi, namaz gibi, hac gibi, zekat gibi bu taatler. Bunlar salihler ve hayırlı kimselerdir.
İkinci seçkin olan kimseler batini hal bile sefer yapanlardır. Bu da nefsini kötülüklerden arındıran, kalbini nurlandıran veliler ve Ebrar sınıfıdır. Daha seçkin olanların seferi nedir? Manevi bir seferki sırrı ile yapan, öyle bir seyir ki bu muhabbetle yapılır, ilahi cezbe ile yapılır, buna sıddıktirler, aşık olan kimselerdir. Bu seferde biz neye dikkat edeceğiz? Çünkü büyük bir sefere çıktık biz. Allah'ımız bizi bu sefere dünyaya gelmek suretiyle kılavuzladı. Bu seferimizi sağlıklı bir şekilde yapacaksak sıdkul lisen dilimiz düzgün olacak. Sıdkul cenan, gönlümüz, iç alemimiz de güzel olacak. E sıdkul, ayneyn, gözlerimiz harama bakmayacak, ibretle bakacak ve sıdkul-ü nüzul, kulaklarımız hak kelamları duyacak. Daha sonra sıdku külli zerratin min zerratil insan. İnsanın bütün zerresinde doğruluk olacak. O zikri kül dediğimizi düşünelim, nasıl yapmamız gerektiğini yapıyoruz.
Atması benden, değmez senden olmamak şartıyla. Cenabı hak sefer, bu seferde bulunanların acaba kanatları nedir, ahkamus şerîa, dinimizin hükümleridir, ve adabü'l-tarika, tarik-ı ilahiyyenin bize öğretmiş olduğu edep ve erkandır. Bu seferde bizim tavrımız ne şekilde olacak? Birisi huşu, Cenab-ı Hakk'a saygı. Huduh, bu kalpteki Cenabıhakk'a saygımın azalarımıza sirayeti. Sonra acziyetimizi bilmek. Boş kelamları, boş işleri terk etmek. Azalarımızı taatte kullanabilmek, düşüncelerimizi de kötü düşüncelerden aratmaktır. Velhamdülillahi Rabbil Alemin El Fatiha.