Müminlerin Birliği ve Şahsi Terbiye kaydında Müminlerin sevgide, şefkatte, merhamette bir vücut gibi görürsün. Vücudun azasından birisi rahatsız olduğu zaman bütün diğer uzuvlar ona iştirak eder. Bizim şehit olan kardeşlerimizin acı ve sızıları elbette ki yüreğimizde bu acıyı ve sızıyı duymamak imanın tehlikesidir, imanda tehlikeye düşmektir. Bizim Kayseri ulemasından Hacı Zühtü…
Müminlerin Birliği ve Şahsi Terbiye kaydında Müminlerin sevgide, şefkatte, merhamette bir vücut gibi görürsün. Vücudun azasından birisi rahatsız olduğu zaman bütün diğer uzuvlar ona iştirak eder. Bizim şehit olan kardeşlerimizin acı ve sızıları elbette ki yüreğimizde bu acıyı ve sızıyı duymamak imanın tehlikesidir, imanda tehlikeye düşmektir. Bizim Kayseri ulemasından Hacı Zühtü…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Müminlerin sevgide, şefkatte, merhamette bir vücut gibi görürsün. Vücudun azasından birisi rahatsız olduğu zaman bütün diğer uzuvlar ona iştirak eder. Bizim şehit olan kardeşlerimizin acı ve sızıları elbette ki yüreğimizde bu acıyı ve sızıyı duymamak imanın tehlikesidir, imanda tehlikeye düşmektir. Bizim Kayseri ulemasından Hacı Zühtü Efendi Rahmetullahani itiraz-ı şerifin tahsil etmiş mübarek bir insan kendisinin de üstadımızda yani hem de dedenle bilhassa Rahmetullah Ali münasebeti çok fazla. Bir gün bu Kayseri Ulemmasından ancak Zühtü Efendi Rahmetullah Ali Trakus'ta ilim tahsil edilmiştir. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri ile çok gelir, anneşirler, konuşurlar, görüşürler. Çok güzellikleri var, manevi de güzellikleri var. Bir gün eve geldiğinde hanımına der ki hanım sen şehit annesi buldun, ben de şehit babası oldum diye sevinirler.
Biz gördüğümüz kadarıyla gerek Afrin'de olsun İdlib'de olsun şehit olanların anne ve babalarının vatan sağ olsun dediklerini, bunun yanında beni de askere alın diye büyük bir feragat içerisindeler. Allah'a hamdolsun Celle Celalühü bu duygu ölmemiş, bu duygu kuvvetli oldukça Rabbimizin muzafferiyete ilgilendireceği de şüphesizdir. Esaret. Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz. İşin en önemli tarafı bizim Esalimle. Siz kendi nefsinizde olanı değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez. Siz Allah'ın Resulü'nden uydukça başta Cenab-ı Hakk'ın her zaman huzurlu ve saadetli bir hayat ölürsünüz ve çok önemli olan Sahne Bendi Hazretleri'nin kalpte Sallallahu Aleyhi Sırra okumuş olduğu ayeti celile şu Esame Sakın ha, sakın ha, batılların yaşadığı gibi bir hayat yaşamayın.
Beynimizdeki düşünceden ta ayağımıza kadar, ayağımıza kadar bütün uzvumuz makulika lehni için yaratılmışsa onu bu şekilde kullanıp ev hayatımız, ticari hayatımız, insanlar arası münasebetimiz, bu ferdi yaşantımız her şeyimizde Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'a uyma. En çok üzerinde durdukları zaten büyüklerimizin şimdi ocak ayında bir veli, şubat ayında ve mart ayında denildi. Bunların ortak bir özelliği var. Ortak özellikleri Nebiye Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin sünneti sevilesi de bir ayettir. Mesela üstadımızdan misal verildi, Hacı Hüseyin Aksakal hocamız Kayseri'nin remasında elli beş yıl, elli beşi vaazum nasihatte bulunurmuş sonra müşterek yapmış, yaş itibariyle Sami Efendi Hazretleri'nden fazla. Böyle olmasına rağmen ellerinden ziyade ayaklarına eğiliyor.
Diyorlar ki siz yaş itibariyle, yaş itibariyle ondan büyüksünüz, bu haliniz nedir dediklerinde ben diyor elli beş yıl vaazuna ziyadete bulundum, sünneti seniyyede eksiklerim var ama bu zakta ben eksiklik görmedim diye. Zaten kemalat bu noktadadır hiç şüphesiz. Bir de bunlar hakkın emirlerine cümlemiz riayet edince Cenabı hak, bunları açıyor, her hususta geçerli olan bir Ayet-i Celile, bunu yine Samet ehli Hazretleri, Huddese Allah'ın Resulü çoğu kurlardı, Üstadımızda kendisini ziyaret ettiğimizde baktım hep ayet-i celneler koyuyor. O kadar düzey ifadeleri vardı ki okurken bizzat şahit olduğumuz esanın Manayı Müdirş. Başla o kadar güzel, bu kadar güzel ister anla ister anlama. Kabe'ye baktığımızda Kabe bize konuşacak sadece bakıyoruz. Kabe'ye baktığı zaman kişi Allah'ımızın biz yirmi, rahmetine yirmisi sadece bakanlara, o velinin zaten huzurunda bulunmak yetiyor onlara.
Onlarla oturan mühünür, şaki olmaz. Onlarla oturan şaki olmaz. Şimdi biz yaylaları düşünelim, diyelim ki yaz gününde çok sıcak bir hava şehirde. Yayya çıktığınız zaman ne oluyor? Çok güzel bir hava, hatta diyorlar ki yirmi bir gün kaldığınız zaman kanınız bile temizlenin, Kanınız bile temizlenin. Biz o havaya girdiğimiz zaman velayetin bulunduğu, kemalatın bulunduğu, tevazumun bulunduğu, haşyetin bulunmuş olduğu o havada insanın hali bile değişiyor. Bir defasında çarşamba günü hiç unutmam, Rabbimizin izniyle, Sami Efendi Hazretlerini ziyarete giriyoruz fakat gitmeden önce bir ağırlık çöktü zaten. Hepimizde bir vurgunluk, bir ağırlık var. Bu çarşamba günü perşembe günü de üstadımız Sami Efendi Hazretleri ile görüşecekler. Buyurdular, bu birbirini müsaade aldı bize. Hemen orada Zihni paça Cami var, geldim orada damatlardır. Bulunduğu yerde ondan izin alınacak, yanında da düşmüşüm.
Evliyanın himmeti derler ya, himmetulurca taklaun ciba evliyanın himmeti dağları devirir derler. Himmet mi etti hiç şüphesi hemen yanına düştüm sonra kendisine söyleyiverdim bir, yedi metre geriden geldi, kardeşimiz ifade etti diye çok sıkıntılı günler geçirdiler. Yani bazen öyle olurdu ki sohbetleri kırk gün, elli gün kapanıverirdik. İnsanın ev işlikte ilk günleri oluyor. Kendimizi bu kefeye koyarak söylemiyorum, haddi yani. Çünkü biz efendilerimizde tevazu gördük. Sami Efendi hazretlerimizin çay geldiği zaman dağıttığını gördük. Üstadımızın haysiyet ve misafirler gelmişti. O çorbaların neleri kendi elleriyle getirdi. Yani bir sohbet verilecek, kendimizi belli bir yerde göreceğiz olmaz Seyyecülu davuhu.
Biliyorsunuz Efendimiz aleyhissalatu vesselam ashabıyla beraber bulunuyor, Ashab-ı Kiram'la beraber bulunuyor, hizmeti daha ziyade sahabenin bulunduğu yerde Hazreti Selman yapar Radıyallahu Anh. Sıdîk-ı Azam'ın su arzusu olur, gözüne bakar anlamaz, Efendimiz Tebervislerine ben su getirirler, diğer Ashab-ı Güzin de arzu eder Resulullah'ın elinden Sellallahu aleyhi ve sellem içelim diye. O esnada bir arabi girer, Şeyhi Dur dav, Şeyhi Dur dav, işte kavmin efendisi kim deyince halim olun, hizmet edendir. Biz mürşidi kamillerimizde bu tevazuu gördük, kibir kadar kötü bir sıfat yoktur, kibir şirke en yakın bir günahtır. Görgü, üstatlarımızı gördü motive altında. Bu onu da Ahmet Palazoğlu var, çok diniyiz. İltihal etti, ruhu şah olsun, evlatları Yekta Efendi var, ruhu da İltihal etti. Böyle meşayinin bulunduğu bir mekandı, bize olunuyorduk o topluluğun içerisinde. O bize bir söz söyledi.
Dedi ki ben bu işe ehil olduğum için bulunmuyorum emrolunduğu için. Bakın bu kardeşiniz her zaman üstadımızı Mürşid-i Kamil bizi de kardeş olarak denir. Daha üstadımızın dediklerini hiçbirini anlatmayız. Muhyiddin Arabi Hazretleri ne derler? Efendim büyüklerin böyle hallerinden bir anlatsanız Kemal-i Adtır. Efendim böyle hemen kemalat dinlemekle geçir, bitirmeyiniz daha ilave edin bunlara, kemalatını gizlemektir. Sami Belli Hazretlerine hutbiyet geldiği zaman benim adım Sami ama başka Sami olabilir mi diyor. Biz Mürşid-i Kamilimizi gördük. İnanın yerlere geçerdik onun söylediği o sözlerle. Neyi ifade ediyordu bu haliyle? Fena andır fena ifade ediyordu. Vefayı ifade ediyordu. Tabi onu o bizde tarağı olanlar tanırlar, herkes de bilemez. Cenab-ı Hak zaten öyle buyuruyor. Evliyenu tahtehübabbi la yanıkuhun huayri. Çoğu kullardı kendileri. Hatta burada ıbar diye ifade ediyorlardı.
Melilerin beşeriyet çadırı altındadırlar. Bunları benden başkası tanımaz. Bunu sağıma var, Efendi Hazretleri, Fatih sallallahu aleyhi ve sırra ashabı kiram kitabında son bölümünde ifade ediyor. Eğer Muhammedi sürme ile sürmedenmiş, kalbinde de o aşk memurunda var ise onlar tanıyabilir diyor, gerçekten öyle. Şimdi çarşamba gündü, burada ele aldığını size söyleyin, buradan da deyin. Ele aldığım akıl mevzuu, akıl nedir diye, Yani velilerin en büyük işareti ve özelliği akıldır. Buna ait bu çok uzun, çok uzun, geçiyorum bunları belki gerekirse söylerim. Çünkü peygamberlerde ne var fetanet var, akıllılık var, Evliyaullah'ta da velayet ültüsü içerisinde akıllı insanlar, zeki insanları. Mesela kardeşimiz ifade ettik işte Esabi Elbili Hazretleri diye, Esabi Elbili Hazretleri'ne bunu görürüz biz. Sami Bedri Hazretleri'ne bunu görürüz, üstadımızda hiç şüphesiz.
Ev Sahih hak derslerinde hep lehine, yani biz bir günü bir çiçeği 7 değiliz, bahçeyi seviyoruz. Velilerden insan hepsini sevse de birine muhalefet etse diğerine olan sevgi de yüzüne çarpılır. Hepsine bir saygı değil ve bir sevgi, yine bunların edevinde, erkanında, ahlakını da gördüğümüz, yani bir kimse bahsedildiği zaman onu sitayişle, övgüyle anlatıyorlar. Hiç böyle şahsi meselelere girdiklerini görmedim. Fatih'e ümmetin birliğini isteyen kimseler onlar. Mesela Sami bende hazretlerinden istanbul'a gelmiş. İstanbul'da ne kadar beş ay var hepsini ziyaret ediyor. Abdurrahman irsas hocamız a kadar ziyaret ediyor. Bekir hak efendi ziyareti diyor. Bir düğün merasimiydi torunlarının birden efendim, Bekir hak efendi geliyor, bir karşılayalım mı? Böyle bir saygı ve sevgi içerisinde bir bayram ziyaretiydi. Bir kimse dedi ki efendim dedi, büyükler niye anlaşamıyor?
Büyük olmadığı için, söylediğim şey bu. Dedi ki büyükler niçin anlaşamıyor? Büyükler anlaşır. Çarşamba günü idi, çarşamba günüydü, işte bize bir müsaade al umdular. İşte yakınları da, dedi sana bir elini öptüreyim dedi. Tabii cemaati böyle bahçede toplanılıyor, sonra da tek tek mübarek yedi saadetleri taklit ediliyordu. İşte böyle bir elin arkasına attı, dedi ki, devrin dedi en büyük insanını ziyaret edeceksiniz, böyle mahalle muhtarı gibi değil dedi, böyle konuşma yaptı. Sonra, burada bu şerri kamilimizin bulunduğu bir zamanda bir söz söyledi. Gidip, üstadımız da bilir ya, bir vehimin yanında bir iltihap bulmak, kırış ileden üstündür diye, böyle konuşuyorduk abi hazırlıyor cemaati. Bir mübarek gelmiyordu, ayrıldım, huzuruna geldim, şöyle bakıyorlar bize, buyurdular ki şu gözüm, şu gözüm efendim ile görüştüm diyor.
Yine bu Ashab-ı Kiram Kitabinin son bölümünde geçer, günahta hantallaşmış bir topluluk buyuruyor. Onların huzurlarında bulunmanın bereketi af konulmuş olarak kalkar diye bir iznillahi tealder. Şimdi veli dediğiniz zaman siz değişeceksiniz. Sizin haliniz değişecek. Sohbetlerde bulunduğum için görürdüm. Akşam üzeri ikisini de tanıyorum, biri hayatta bir diğeri iltihap etti. Ruhu şart olsun geldiler bunlara. Bakıyoruz bize de ne hizmet düşer, şunlar yapılıyor. Gördüğüm şu oldu, ilk oturdukları anla kalktıkları an değişti. İlk oturdukları anla, kalktıkları an değişti. Böyle sanki nasıl söyleyeyim? Böyle bir arabanın yıkanması olur ya onun, güzel tabiri var, hatırıma gelmedi. Bir arabanın yıkanması gibi tertemiz oluyor ise ruhen arınıyor. Dedik ya, o havada bulunmak dahi insana yetiyor.
Mesela Ashabı Güzin diyoruz, Resulullah'ın risalet havası içerisinde, nübüvvet havası içerisinde, tabi, Ashab-ı güzi'nin ulema-yı Kiram'ı önem, meşayı ığam öyle. Değişiyor, insanın hali değişiyor. Orada bulunmak bile insanda farklılıklar arz ediyor. Marufu Kelam Hazretleri, Hadisallahu anh, sırra, kendi dinlerine göre anne ve babaları okula verdiler, tabii Hristiyan. Orada bir Fatiha'yı kuluna işlenirken Allah'ın hususunda Celle Celalühu Salisü-l Senazed bulunur. Baba oğul ruhul budur. Maruf Keri Hazretleri'nin daha çocuk olmasına rağmen hayır diyor. Essahak Kulbivallahah Allah'ım sussan Allah'ımız her şeyinde bir kul birliği ifade kolay değil. Yemede içmede de helal rızık yeme bu birlik. Bu birlik aile hayatında da güzel geçim demek. O birlik ticarette düzgün hareket etmektir vesaire. Devlet idaresinde mesela adil olur.
Öyle deyince hocası buna dayatmış, hatta anne ve babasına da şikayete gelmiş bu kabul etmiyor, illa Allah birdir diyor, deyince babasına vurmak istediğinde annesi derhal dur diyor. Çünkü ben bir evliya yemeği yedim bir velinin, sofrasında bulundum. Bu çocuk o zaman, baktığımda hazır oldu, ne zaman rızkımda bir yanlışlık bulacak olsa ayaklarıyla benim, baktığımda hareket eden ta ki o okumayı dışarı çıktın diye çıkarıncaya kadar. Yani bir velinin taamını yemek dahi insanı değiştiriyor. Mesela Sami Efendi Hazretleri, arkadaşlarım değil mi bu akıl hususunda aklı kül üzerinde durmak istiyordum. Aklı maaş, aklı maaş ve aklı kül. Efendim kapıya Sami Emre hazretlerinin hayat takvimini veriliyor. Böyle fakir toplayan bir kimse şeklinde biri gelir. Kapıyı çalar, gevden zannederler ki işte bir şeyler topluyor. Belki ben bu toplayıcılardan değilim, yani sahil değilim.
Yalnız anne senin baktığında bir yavru var, o yavru çok müstesna zamanın kutbun aktabı olacak. Sakın ha abdestsiz emzirme, yediğine ve içtiğine dikkat et. İkinci defa gelir, o gelişinde de ismini Mahmut, sağnı koyun der. Bu Eren köyünde Abdülkadir Efendi diye birisi vardı, Abdülkadir Efendi diye. O üstadımızı hanesine davet etti. Şimdi düşünürüm, kella rahmetlilermiş. Beşinci katliyat ediyorum, rahatça çıktıkım. Şimdi bile seviniyorum bunun o rahatlığına. Bakın bir hurinin size halini anlatıyorum ve burayla izah etmeye çalışırım inşallah. Şeyh'in biri evladına der ki, evladını şu teneğe çık. Çıkamam bir kere. Diğer müritler hayret ederler. Çok, çok multi, itaatkar bir mürit, çıkamam. Evladım şu tepeye çek, sana iki tane şeker vereceğim, çıkamam. Çıkamam dedim Efendi Hazretleri tebessüm ediyor. Evladım şu tepeyi çek, çıkarsa yanından seni hiç ayırmayacağım, çıkamam.
Şeyh Efendi o kadar gülüyor ki neredeyse kendinden geçecek gibi. Sonra diğer müritler çok muti olan bu müride diyorlar ki bu müride, bak seni yanından hiç ayırmayacaktır dünyadan ahirette diyor zaten. Neden böyle hareket ettin deyince ben çıkamam dedikçe şeyhim tebessüm ediyordu. Ben çıkamam dedikçe o seviniyordum, o sevinsin diye bunu yaptım diyor. Ne kadar tarifmiş. Aldığı Hadis-i Şerifler umum ifade eder. Efendimizin dörtlükleri var akıl hakkında. Sami Bendi Hazretleri anlatmakla bitmez ki. Kim o bir kere? Şimdi ilk gördüğümü anlatsam bitiremem, onu da çocuğun elinden tutup gezdiriyorlar. Yeşilhisar içmecesinde yol üzerinde duracak, üç grup haline getirilmiş, üstadımızda iyi bir disiplin çok güzel bir hareket tarzı var. Bir ara bile demişim, üstüne gerilmeyenler bunu anlatmasın. Bizim gibi insanlara düşünüyor mu?
Çünkü biz '' temeblağum minel-el-ay'' ancak anladığımız kadarıyla söyleyebiliriz. Çünkü her an bir terapide bulun mübarek insanlar. Her an bir terapide. Bir yıl vergi altı nefesle ikinci bir olmaz. Mesela Risale-i İMD Hazretleri diyorlar efendim tecelliye mazhar olduğunu, üç defa olduğunu birisini şu alimdir diyor. Kalkıp da bunu izah edeceğiz. Bize düşen Semi ve atame. Çünkü konuştukları sözler ya ayetler ya hadis-i şerifler. Şimdi Mürşid-i Kamilimizin vaaz notlarına bakıyoruz. Bir ayet cellalmış, iki hadis-i şerif. Resul-i Sami Benli Hazretleri buyurmuş ki Sen kitap okuma gönlüne nasıl geliyorsa öyle anla. Bak biraz önce dindi. Bildiğiyle amel ederse kişi, Cenabı Hak bilmediğini ona malum eder. Allah'tan gelen celle celaluhu bir kaynak var. Kozanda vavuz nasihat ediyorlar, Kozanda vavuz nasihatte bulunuyorlar. Orada buranın belediye reislerinden Hasan Basilim.
Onun babası onu ziyaret etmişler, bayram ziyareti münasebetiyle. O demiş ki Hasan efendim ben ilim sahibiyim. Çok hocalara da dil dedim. Yalnız sizde gördüğü bir hal var. Başladığınız zaman bitirmeniz mümkün değil. Zaten öyle yapıyordur, bu vaaz hazırlıklarına şukka derler, onu bir tarafa koyuyorum. Gönlüne ne gelirse, bakmayın bizim gibi insanlara konuştuğu o baltaki konuşmalar var ya, o bizim gibi, bizim gibi insanlara konuşması. Yoksa buyuruyordur karşıma ilim ehli getirin de o zaman görün diye bizzat şahidim ilmemi diziyorum dedi. Niye meşgul olsun ki? O Allah tarafından Celle Celalühü'l-beslenmiş. Şu Hadis-i Kudsi'yi düşünürüm. Kulum işte bir karış bana yaklaşırsa ben ona bir arşiv, işte bir arşın yaklaşırsa bir kulaç, yürüyerek gelirse koşarak, bu ne demek? Her şeyiyle gelir.
Rahmetiyle, mağfiretiyle, ilmiyle, ifvanıyla, aylen yakin, akan yakin, onun oluşuyla, tarikatıyla, marifetiyle, hakikatiyle, her şeyiyle gelir. O geliş, böyle gelişebilir bir geliş değil. Mesela Ali Keremullah ve Çehramdimiz efendimiz değil. Abdülkadir Dinani Efendimiz pek konuşmuyor. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz buyururlar ki Ya Abdülkadir neden konuşmuyorsun? Ya Rasulallah bırak ehli çok fasih konuşuyorlar. Efendimiz altı tane kötülük bırakmıyor ağızlarına Sallallahu Aleyhi ve Sellem. O tüplüğü nasıl anlıyoruz biz? İlimdi, hikmetti, marifetti, basiretti, istifametti. Öylelerin şu güzel bir tutuk değil o Sallallahü Teala Aleyhi ve Sellem. Biz şimdi kendimizin acziyetini bileceğiz, Rabbimize karşı en büyük kemalat kibir kadar kötü bir şey yok. Üstadımızın en çok okumuş olduğu hadis-i şeriflerden birisi şuydu. Kibir köylülerde olurdu. Bizim gibi insanları söylerdi.
Tevazu kadar adi bir sıfat yok. Kendimize bir süslemek, bir başkasına üstün gibi göstermek çok yandık bir hareket. İki sofra olsa Nebiyyrem aleyhsilatı eserlerimiz fakir sofrasına oturuyor. Bir kimse vardı deniyor, yaralı bereliyi de onun yanına oturdu. Tevazu sahibi, oturuşunda kalkışında her şeydi. Ben mürşidimiz de gördüm kibir insanları hisselerce vermiş. Biri cimri, biri cimri, biri de çipiydi. Çok sıkıntılı, çok daralık bunların, yanında yapıyorlar. Bilirsidir, böyle ameliyat eden uzman, böyle profesörler olur, yanında asistanları arkasından yürürler. Herhalde yanında bulduk biiznillahi itaati. Böyle hizmet için kapının ağzında oturduğum da var, mübarek huzurunda aldığı da var kitap okusun diye okumamız için. Şimdi kapının ağzında oturduğumla huzurunda oturduğum değişirdi. Bir beşer olarak bazen içimizden atamadığımız haller olur.
Biiznillahi teala onun yüce himmetiyle gönlümüzden o duygular kalktığını hissederdik. Yanında bulunmak bile, yanında az bir bulunmadı. Esad Elbillah Hazretleri, kalpte Sallallahü'l-hü's-ra üç defa diyor tecelliye mazhar olsun. Biri size bu halimdir diyor. Onun için bunları üzme, tartmak öyle kolay, basit değil. Yani konuşurken çok dikkatli olalım. Büyüklerimiz hususunda, Tahir hocamızı dinledim çok güzel bir ilime. Erenköy'de Sami Efendimiz için bir program hazırlanmış Zihni Paşa Camii'nde Allahu alem bakın ne konuşsun. Ben diyor ne konuşacağım Kuran-ı Kerim konuşsun diyor. Ve okuduğu ayetlerde şu hesable Ancak iki mehlinin ifadesi olsa gerek bu. İnsanın Cenabı hak katında derecesi üstünlüğü de Kuran-ı Kerim'de hangi ayete, kaç ayete muvaffak bir halimiz varsa o nispette Kuran-ı Kerim'in ayetlerine olan uygunluğumuz nispetle de insanların üstünlüğü.
Bir ara tabii konuşuluyordu, olacak tabii gösterilecek. İşte soruyorlardı sorular bir tanesi sormuştum tasavvuf hakkında, tarikat hakkında Kuran-ı Kerim'de ayeti celiler var mıydı? Ne ait olmayalım bunların ümmeti ayineleriyle. Şimdi altı bin altı yüz altmış altı ayet var benim nasıl anlatayım Ne de bakın aldığım bir ayeti celile, bir ayeti celile bunu ifade edeyim mesela. Biz dinimizi Kitabı Kerim'i aklımıza göre yorumlamayacağız. Aklımızın ona uygunluğuna bakacağız. İşte hata buradan ileri geliyor. Hadis-i şerifler bitti Kuran-ı Kerim üzerinde münakaşalar yapılıyor. Bu olacak bir şeymiş. O Allah'ın kelamı. Ne göreceksiniz Kuran-ı Kerim'de akla uymayan esaslar var diyor. Rabbi Zülcelal'imizin kelamı bakın ne buyuruyor Allah'ın ayetlerini düşünesiniz diye böylece Rabbi Zülcelal'niz Kitabı Kerim'in ayetlerini açıklamaktadır. Aklidesiniz. Onu anlamak için Aklidesiniz diye buyuruyor.
Bak biz aklın üzerinde duracağız dedik ya o aklı kül şudur. Aklı kül yaratılış sebebimizi bilmek, eşyanın hakikatine eğilmektir. Aynen Muhyiddin Arabi hazretlerinin buyurduğu gibi siz öyle bir hale geleceksiniz ki hayvanat sizinle konuşacak ama orada sofra vurmayın geçin. Nebata konuşalım orada da durmayın geçin. Cemadat konuşacak cansız varlıklar orada da durmayın geçin istikamet üzere olun. Gönlüme bu tevazu hali çok geliyor. Cenabı Hak cümlemize oturuşumuzda, kalkışımızda insanları da, muamelerimizde tevazu çok önemli. Kul olmayı mı? Peygamber olmayı mı derken efendimizin kulunu seçtiğini biliyoruz. Efendim, efendim bunların halini bitiremeyiz. Hepsi birbirlerine benzeri. Kemal edip Kurçuoğlu bunu ifade etmiş zaten. Böyle bir er böyle bir halife bırakır diyor. Esabi Elbili Hazretleri gibi birer Sami Efendi gibi bir sultandır.
Sami Sultan gibi birer Hacı Hasan Efendi gibi bir sultandır. Var mı başka insana? Veliler nasıldır Ya Resulallah? Şu Aksaray'a geldiğini anlatan bitmez. Neşirin bir sultanın. Davet ediyorlar, davet ettiklerinde buyuruyor ki kirazın yaprakları şöyle olunca var mı önce? Şimdi hiç kimse unutamaz mı? İşte bahar gelsin de vari, ne güzel bir ifadeler bulunuyor. Geldiğinde bulunduğu evde, o ev sahiplerinin hepsi erkeğinden tutun, aile reisinden çocuğuna kadar aşık oluyor bakıp da ağlıyorlar. Mekke'de, Mekke diye birisi var, imamın hoparlörü taşıdı. Mikrofonu taşırdı. Evlerinde kalmışlar, bir halinde kalmışlar evlerinde. İş olanlar gidebilirler biz belki uzun şey yaptık, bunların hiç sıkılmam. Şimdi kaldıkları ev sahibi ve etrafı hepsi bir aile gibi olmuş. Üstadımız hazretleri Hakk'tan hukuka çok rüya ederlerdi, Para göndermişler işte filmlerinde kalıyorlardı.
Adam çok gülmüş demiş ki Hacı haset benden para alınır mı demiş. Bildiği gittiği yok ama görüştükleriyle çok derin izler bırakmış. Unutamıyorum. Nehyi o sohbetlerdi. Gelirlerdi böyle tanıyorum isimlerini söyledi mi bunu mu dedi diye sordum. Gelenlerden bir tanesi demişti yani hacı seni ben niye konuşuyorum dedi. Bak niye konuşuyorum dedi. Otursun yeter dedi. Otursun biz bakalım karnımızı doyuralım. Yalnız isim olarak şunu diyebilirim doktorlardan iyi bir doktor zaman Mustafa Mıhchoğlu diye Kayseri'de vefat etti, bu uşak olsun. Gelirdi, efendim dedi biz bir ay akümüzü dolduruyoruz, aküyü dolduruyoruz, bir ay devam ediyor tekrar geliyoruz. Mühim olan aküleri doldurmak ama alıcı da önemli, verici zaten belli. Bunu Abdulkadir Geylani, kaddesallahu sırrı hazretleri siz ne kadar alıcıysanız biz o kadar vericiyiz.
Vereciyi düşünün, verici arsullah, kenzullah ve beytullah olunca artık o deryada neler olması. Nebi Ekrem aleyhissalatu vesselam vermiş Ebu Hüreyre radıyallahu anh hafızasından şikayet edince eteynas mührü bir şeyler atar gibi yaptı ve unutmak baki olmadı diyor. Beş binin üzerinde hadis rivayet edilen müfirun giyinecek. Çok hadis rivayet edenlerden birisidir. Evliyaullah'ın da mesela bir tanesi değil. Yan yana bizim merkez bayislerimizden Hacı Hasan Türkmen oldu ama gerçekten temiz bir insandı. İmanı kurulmuş bir kimseydi, mütevazıydı. Misafirin neyini öyle kılavuzlarken yallayan çıktığını bilirim. Yamlayan çıkar ta dışarıda, eli gülsün de dört yaşındaki çocuğa öyle tuttu. Biz gibi oluyoruz. Bu bira taşı ilerledikten sonra ilim tahsil etmeye başlar fakat çok zekice bizzat hocalar pek okutmazlar. Okutmayın, sebepleri de çok soru soruyor.
İşte şunun sebebi nedir, bunun sebebi nedir soruyordur. Bunlar herhalde rahatsız olmuş bulunanlar okutmuyorlar. Efendimiz Hazretlerine gelmiş, Efendimiz okutmuyorlar. Hasan Hoca seni de Allah okutsun demiş cinici yani. Kadı Beydavi bilenleri vardır, çok ağır bir tefsir. İnanın müptedası şöyle başla ifadedir zaten, haberi çok sonra gelir. Ağır bir tefsir, ondan başlamış. Celali'nden başlasa ne ise, tefsir-i müessir Rumlarından başlasa ne ise, yok. En ağır tefsirden başlamış, çözemediğim hiçbir ibare yoktur, derdi. Onun için rabıtamız güzel olsun, rabıtamız da gönüllerinden doya doya içmeye çalışalım halimiz ancak öyle güzel olacak. Bak bugün görüş, yok ne gün görüştük biz? Kasabada görüştük, dün görüştük biz. Bugün cumartesi değil mi? Hah dün görüştük.
Ricalü'l-Vahip'den bir zat gelir üstadımızı mübarek hayatında der ki Sami Efendi Hazretlerinin evlatları içerisinde hayvan siması göremiyorum. Şimdi diyorum bizim halimize bu kadar. Bakın her gün tartılıyoruz yerine göre kilomuz kaçtı. Her gün tartılalım kalbimizde Resulullah'ın sevgisi ne kadar sayılı Allah'ın sevgisi ne kadar, ne kadar Onun sevgisine, muhabbetine vesile olacak kimselerin, kimselerin muhabbeti kalbimizde ne kadar bunu ölçelim ve biçelim. Şimdi okuyamayacağım bunlar ne bitecek ne de tükenecek büyükleri. Çok hadis-i şerifler almışız akıl hakkında ama şunu söyleyeyim mi? Hikmet ehli kimseler onlar Risale. Bütün hikmet hemen yaşa, Cenab-ı Hak ile dine hikmeti lütfeder, hemen yükten hikmet kadardır ki aynen kesyiran. Kime hikmet verilmişse ona hayri kefil bahşedilmiştir. O zaman hikmet nedir? Tecridu sırr-ı librudulilhelm.
Allah'tan huzurun gelmesi için gelmesi için gönül alemimizin rabıta ile, istiğfarla, tehhitler ve murakabelerle temizlenmesidir. Bütün hallerimizde Allahu Zülceldafin sırlarının müşahadesidir. Akıl hakkında birçok sözler var fakat burada akıl bir anlayıştır ve basiratın gönül gözlerinin açılmasıdır. Ilimle, ilimle artar, tecrübe ile Cenabı Hak bunu artırır, akıl anlayışı gönül gözlerinin açılmasıdır. Eğer edep yok ise o akıllıyım diyen insanlar yok olmuştur. Akılsız edep de hadün ölümden başka bir şey değildir. Efendimizin son bir hadis şeridiyle bitirelim. Efendimiz buyuruyor la alaked de bir tedbir gibi akıl yoktur. Mesela şimdi cihat patlatılırken böyle ben cesurum deyip de düşmana karşı durmak değildim. Buna ne derler? Buna bir söz ifade edilir ama hatırlayabilirsem değil. Bunun zıttı cebanet kaçmak korkaklık der. Bu ise atılmak işte. Rüya bir cesaret gösterisi içerisinde olmaktır.
Akıllı olmak nedir? Tedbir almaktır. Düşmanın silahına göre silahlanmaktır. Eğer bizi, eğer bizi harp sanayimizde küslük olmasa görüyorsunuz, gönül hale geldi. Savunma sanayiinde güçlü olmanın neticesi Cenabı Hak başarıları lütfediyor, sebebi esabi. Düşmanlarınıza karşı güç ve kuvvet hazırlayın diye buyuruluyor. Bu deizmeyle en güzel cevaptı. Kainatı Cenabı Hak yarattı, ondan sonra istinkaf edip yere çekildi değil. Bizi yaratan elbette ki bizi en güzel şekilde biliyor ve hareket tarzımızı ayarlamıştır. Bugünkü teknolojide en ileri derece değilse onu Rabbimiz Kuran-ı Kerim'de buyuruyor. Düşmanlarınıza karşı güç ve kuvvet hazırlayın buyuruyor. Her konuda. La apleket tedbir tedbir gibi bir akıl yoktur ve de vera kel kevkef. Bu vera helalde bile dikkatli olmaktır. İnsanlara ecza ve cefa göstermekten uzak olmak gibi bir hasret bulamaz.
Vela hasebe kebussilkulüb güzel ahlak gibi de haset nesep yoktur diye buyuruyor. Efendimizin bir beytini söyleyeyim. Belki bir beytini söyleyeyim. Belki bir kıta olarak şüpheli taamdan hazer, bitna haramlara nazar, ayağı dışarı gezer, düzenlenip bozandır bu. Haram olmasın mihmnemek boşa gider sonra emek, gelişi bir eşik demek bassalar razı olmam dedem. Hamdolsun alemlerin Rabbi olan aleyhissalatü vesselam benim için umum talebelerine, ehlinin ashabına, peygamberan nizam ve piranan nizam tüm geçmişlerimizin hükmünü bürmübiyatı, Aksaray'da bulunan en bir yerlere bulamama şayet