Müminin Niteliği ve Hakikatine Ulaşma Yolları kaydında Kullardan mümin, onun manası. Diyebiliriz. Sözün davranışına yok olmadı. Allah Allah. Sözü fiiline uygun olan bir kimsedir. Şimdi oldu. Mümin kimmiş? Sadaka, gavlun sözü doğru, doğru oluşuyor. Fiya Yahu, sözü doğru olduğu gibi davranışı da doğru. Söz güzel ama böyle insanlar arasında muamelesin de de, ticaretinde de doğru. Mesela…
Müminin Niteliği ve Hakikatine Ulaşma Yolları ne anlatıyor?
Müminin Niteliği ve Hakikatine Ulaşma Yolları kaydında Kullardan mümin, onun manası. Diyebiliriz. Sözün davranışına yok olmadı. Allah Allah. Sözü fiiline uygun olan bir kimsedir. Şimdi oldu. Mümin kimmiş? Sadaka, gavlun sözü doğru, doğru oluşuyor. Fiya Yahu, sözü doğru olduğu gibi davranışı da doğru. Söz güzel ama böyle insanlar arasında muamelesin de de, ticaretinde de doğru. Mesela…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kullardan mümin, onun manası. Diyebiliriz. Sözün davranışına yok olmadı. Allah Allah. Sözü fiiline uygun olan bir kimsedir. Şimdi oldu. Mümin kimmiş? Sadaka, gavlun sözü doğru, doğru oluşuyor. Fiya Yahu, sözü doğru olduğu gibi davranışı da doğru. Söz güzel ama böyle insanlar arasında muamelesin de de, ticaretinde de doğru. Mesela konuşuyor, aman diyor ticarette haksızlık olmasın, güzel sözler söyleniyor. Bu söylediği söz fiiline de uygun düşecek, davranışı da güzel olacak ve sır ruhu, iç alemi, aleyye tehu dışına uyacak. İçinden geçirdiği düşünceler, düşünceler dışına uyacak. Mesela dıştan bir sevgi gösterisi yapıyorum, seviyorum diyor. İçi de öyle olacak. İçi seviyorum diyorsa dışı da öyle olacak. Böyle gördü, görmediklerine de uygun diyor. Artık ne kastedilmişse, El Mümin Ataul Edemi Hazretleri ve Şeyhiv İbn-i Ata ile Edemidir. Şimdi zulmünden, yani zulmü işlemiyor zaten.
İnsanlar emin, yani bundan bize bir hakaret olmaz diyorlar. Onun zulmünden halk emin yani zulmetmiyor demek istiyor. Iman ile Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a inanmak suretiyle yolunu ona göre tespit etti. Mesela söylediği sözleri bile, yediğin değiştiğinde de böyle her türlü davranışlarında Aleyhissalatu Vesselam önümüze muaf. Hak yoluna girmenin, ancak Efendimiz Sallallahu Teala ve Sellem'in yoluna, ona ittiba ile, ona uymak suretiyle, onun sünnet-i seniyyesi ile hakkın yolunda olduğunu söyleyebilir. Hak'tı kim terk ederse, keyfe nasıl Allahu Zülcelal'e ulaşabilir ki? Diyor. Bir kere kendi nefsinde emniyet içerisinde. Ben halka ise halka da karşı, emniyet içerisinde, kendi nefsine karşı da. Kim onu görürse içi ısınır diyor, Böyle bir sever bunu. Her üzüntülü kimse onu görürse sürura inermiş, neşeye dönüşür, kelerin. Her yalnız kalan bir kimse, onun onunla dostudur.
Ona insiyet, böyle bir sevgi, muhabbet duyar, yalnız kalan bir kimse diyor. Her aşık olan bir kimse ona sığınır. Onun görülmesi, onu göründüğü gördüğü zaman kişi böyle bir sevincin içerisine girer, sevinir ve onunla tüm oturursa, çok rahat eder. Evet. Sözleri de Allah'tan korkanlara bir ümit, bir nasihattir, çok güzel düzeltledi. Ya çok, daha dinilecek bir şey yok bunun üzerine. Burada Abdurrahman yani buna çalışacağız. Şu dilimiz susuz, ilkokulu okuyan öğrencinin meselesi değil. Bu ta doçentlik, profesörlü, tarikat-ı aliyede fenafillah, beka billah, cebu cema ulaşan kimseler. Burada normal efendimizin tarifine dönüyor. Yaşaman için gayretlerin rabıtası çok kuvvetli olacak, çok güçlü olacak, hafta geçmeden dersini görecek, ancak bunu böyle. Şimdi, çöp yüksekten uçmaya gerek yok. Daha biz aşağıları halledemedikten sonra baktım da bu şehadeti hali, bir hut biçağının halini yok.
Ona gizli kafalı hiçbir şey yok. Evet, anca imreneceğiz. Demek ki bunlar olurmuş. Bu yol olmasa biz bunların hiçbirini bilmezdik. Bize bunlar büyüklerimiz gösterilirler. Bakın böyle esaslarlar imanınız kemale böyle iner diye. Bir tane soyuluyor, ben bunları neden alıyorsun diye. Bunlar Eser imamlarının mezhepte müçtehit. Kimdir mezhepte müçtehit nedir mi? Mezhebte müçtehit, böyle gelen meselelerde, konularda neden söz sahibi hüküm verebilecek dirayette. Yani, Kuran'dan ve Hadis-i Şeriflerde demirlerine yürüyerek hükme varabilen kimselerdir. Şimdi ne yapalım? Bu çok zeka. Şuna benziyor bizim halimiz evin her tarafı dökülmüş, pencere bir tarafta, kaplı bir tarafta. Bu aralar da yıkılmış, şöyle durmanın anlamı yok. Ne yapsak ona? Yıkılmış. Akif'in dediği gibi Ey elleri böğründe yatan adam, kalk, Kalkacağız, okkalaslar neler ne ise onu bir tarafa çekeceğiz.
Ondan sonra, o döküntü olan taşlar toplumu da bir tarafa çekeceğiz, temeli katacağız. Ondan sonra oraya pabuçları yerleştireceğiz, binayı bulacağız. Şimdi, bu önümüzdeki zaferinde on mil esas var Abdulkadir ve Muşdevani Hazretleri, bunu Hızır aleyhisselamdan almıyor, almıyor. Efendimiz buyuruyordu ki bunu ah Dedeköy'den Hacı Hasan Amca vardı. O olsa onu anlatabilirim diye. O kelime anlamını da bilmezdi ama yaşıyordu. Böyle duydum mübarek dilinden, anlatamam dedi. Ancak o olursa anlatabilirim. Şimdi mesela onlardan nazarlar kadem, bu tarikat-ı Ali Nebemizde haftada bir ders geçelim dediğiniz, bu işte onlar ders geçerlerdi. Onlar bağ, bahçede çalışır çalışır bütün tellerinin terziindeydi. Hiçbir bahane olmayalım, bunu Sami Belimiz çok güzel bir şeymiş. İşim çok diyorsanız diyorum Süleyman Aleyhisselam devleti için, peygamberdi hiçbir zaman Allah'ım bizden gafil olmadı, bahane yok.
Şimdi nazar-ı bel kadem. Bu sadreiyatı sevinmez diyor Efendimiz. İmanla gidebilmenin yollarını birik okuyun bu devrimize düşeceğiz. Sufyani Sevriki kat olmuş da, Hadis-i Allah'a, demişler kimsenin arkadaşların doruk gibi böyle, dimdik. Benim belim nasıl düzelsin demiş. Hocam imansız geldi, Kelime-i Tevhid'i getiremedim büyük insan demiş. Aman yapalım yani şu zalimlere, şu vesaire. Lere, onların da hidayetini isteyelim. Hayırlı insanlarla bulamazsak rabıta ile neydi? Elimizi bir hale getirelim. Bu böyle bürünleyecek. Okuyun Nazar beldede, bir tanesi bu. Mürit diyor, böyle giderken, ayaklarının üstüne bakar. Onun dışındaki yerlere nazar gitmez. Çünkü oraya bakar, buraya bakar. O zaman diyor, kalbinde perdeler oluşur, perdeleri oluşur. Şimdi mubasirat dediğim kalp gözleri, gönül gözleri anladığımız, oradan böyle insanı alık durur.
Dışarıya bakması, işte dağ şöyle, taş şöyle, bilmem ne demesi diyor, engeller. Çünkü zikreden El-Mükte değil, daha hiç başka. Şimdi, oraya buraya mevzu takıldığı zaman kalbinde diyor bir dağınıklık meydana gelir. Şimdi, büyüklerimiz dinde diyor böyle huzursuz kimselerin yüzlerine bakmak diyor, matturat, matturat, çok hastalıklar meydana getirir. Eğer diyor kalp kararacak olursa şimdi kir nerede bulunur? Mitop, Karanlık yerlerde, biz be, ondan sonra böyle zibillerin olduğu yerde olur. Bak, özetler de oradan çıkıyor zaten. O sinekler, bilmem planlar hep atılan yeme atıkları vesaire oradan çıkıyor. Kalp diyor böyle kirlenecek olursa o zaman kötü ahlak meydana gelir. Evet. Çünkü bakış türü. Şeytanın oklarından bir boktur. Uygunsuz yerlere baktığı zaman böyle hayvani, arzular, talihlerini yapar. O zaman diyor, şeytanın okuduğu insanın ruhuna büyük yaralar açar.
Bu yolun sahiplerine gereken diyor, etrafta gözlerini gezdirmez. Ayağının ucuna bakar. Evet. Böyle himmet sahibi, bir gayeyi hedefleyen Allah'a geleceğim, kavuşmayı hedefleyen kimse, Hakkın dışında hiçbir şeye bakmaz. Hep bakışında Mevla olurum. İnsanlara bakar Allah'ımız yarattı, der. Eğer kıdem içerisinde olursan ona dua eder, yalvarır. Allah'ım kurtar, dedi. Bu diyor kafası havada gezen, insanların diyor ki bileylülurlar. Ama diyor başı engin olursa o tevazua işarettir. Ve yedi yüz. O yürüyüşünde diyor etrafa bakmaması, Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin sünneti simgesine uymaya işarettir veya cüzüdür, caiz olur. Demami müsrian fi meşrihi kenleme yan hütürimin sebebi. Böyle bir suyun döküldüğü gibi, döküldüğü gibi, böyle yürürken, böyle önüne bakarak yürürlermiş. Evet. Bu yolda yürüyen, bu manevi yolda yürüyen salike gereken.
Şu kainattan halk gereği bu sonradan yaratılmış olan kainattan hak tarafına adım atmaya başlar. O hak tarafına adım atması nasıl? Kimi de Tekasim Suresi'ni okuyordun, babra okuyorsun Rab, evet, orada Tekasim Suresi'ni okudun. Orada ilme yakin, ayine yakin var. Oraya sever edecek diyor. Yani şöyle, Allah'ımızın varlığını biliyor, biliyoruz hepimiz, bu ilme yakin. Aynel yakin nedir? Aynel yakin de o Allah'ımızın bildiğini her hayatımızın her önünde yaşamak. Mesela nikah diyelim. Nikahında harama gitmemek onun varlığını vahdaniyetle yaşamak Ticaretimiz diyelim. Ticaretimizde haksızlığa gitmemek Allah'ımızın orada varlığının ispatı demektir. Konuşurken böyle sözün doğru olanını söyleyin, buyuruyor. O zaman hakkı konuşmuş oluyoruz. Görürken, insanların inşaatı, ıslahı, ondan sonra infaktır, yardımdır, Müminlere muavenet bölüyorsa hak olmuş olur. O zaman Hak'tan yakin nedir?
Allah'ımızda yok olmak. Burada diyor İbrahim aleyhisselamın şu sözüne işaret var. Ben Rabbime giriyorum, diyor Saf suresinde gidiyor. İbrahim aleyhisselam, biz diyor beynimizde de Rabbimize gideceğiz. Hiç kötü düşünmeyeceğiz, Rabbamızın kudretini düşüneceğiz, ilhamat olacak gönlümüze Allah'tan, manevi doğuşlar olacak. Nasıl ki peygamberlere vahiyle bildiriliyor Salih Aleyhisselam, velilerine de ilham olarak gönlüne Allah'ımız nurlarla hakkı gösteriyor. O olacak diyor, bunu ifade etmek istiyor. Elinde öyle, dilinde öyle bütün azamız da öyle olmuş oluyor. Diyor. Evmin halim devamı. Güzel bir halden daha bir güzel hale. Bir makamdan diğer bir makama geçecek diyor. Bir devrişe tanık ehline gereken Evet. Bir gün müridin zahirde seferi irşad olabilmek için bir mürşid-i kamile yürümek. Ona ulaştığı zaman emrine uyacak diyor.
Eğer burada manevi yolculuğunu da gerçekleştirirse ileriye adım atmış olur. Bu mürşid-i kamilimiz müritlerine sefer yasaklamış. Zaruri, Nur müstesna. O da gittiği yerlerde olmadık yerlere kafası takılıyor. Kalpleri neleri dağıldığı için, makine sıfatına gelinceye kadar müsaade etmemiş gerek. Yani büyüklerimiz diyor sefer ettiğinde nasıl ki bir su attığında, etrafını da yeşillendiriyorsa, evliyaullah da diyor gittiği yerlerde hep manevi tohumlar açar. Kuraniyeye gitmiş diyor Efendimiz, oradan dikmeye vurarlar, dikmeye gelince bir ihya oldu. O milleti oradan nasıl toplandı bilmiyorum. Erkekler de toplandı, adamlar da üç gün, göreceğiz diyor. Orada Efendimiz dedi ki orada bir gitme, dikmeye çek etmeyeceğim dedi. Manevi gitmeleri. Gerçekten orada. Böyle Evliyaullah'taki yolculuk böyle olurdu gördü. Evet, ne?
Bir müridin diyor kalbi devamlı Cenabı Hak ile ilintili deriz ya, alakalı, devamlı alakalı. Vay ben anil hal. İnsanlardayım. İnsanlara diyor nasihat, hayırlı, ta oysa, o müstesna. Onun dışında halk ile imtizacı yok. İmtizacı verir mi mizacı? Onlara karışması bilmem filan yok. İnsanlarla olduğunda, inin, dediği kelime, İnsanlarla olduğunda diyor hep kalbini muhafaza ediyor. Yedi kat sema yok bile Cenab-ı Hak'la oluyor. Şimdi, o kamil olan derviş şeye daldığı zaman diyor sokağa, çarşıya, pazara çıktığı zaman, kalbi bir kere Allah'ımızın şekline gark olmuş. O denize dalmış gibi ilahi manevi denizlere dalmış, uma tesir etmiyor. İnşallah yanlış dinleyiniz. Diyemeyiz. Kalbinde diyor Allah'ımızın muhabbeti galip olduğu için, o insanların sesi indi, işte buraya gel, işte şu şu fiyata, bu bu fiyata, bilmem filan hiç orayla kalbi meşgul olmaz. Çünkü Allah'ımızın muhabbetiyle dolu. Bunu anlattım.
Böyle bir aşkı da dolduğu için ilahi aşk, muhabbette, onların hareketleri onda bir tesir yapmaz. Şimdi şunu nasıl yaşayacağız? Okuyorum. Elhal ve bu hal ve bayağı uzun bizim yurtlarda rağmen izni. Halle kendisini insanlardan çekiyor, uzaklaştırıyor. Şimdi bunlara yalnız denir mi? Melek Kürt alemi, diyor, Cebermut alemi yahut alemiyle olduğu için diyor, istemez, böyle insanlarla olmayı pek istemez. Sadece dinimizin emirlerini beyan içinde bulurlar. O zaman diyeceksiniz ki Melekut alemi nedir? Melekut alemi, Allah'ımızın Esma, doksan dokuz ismi Celilenin tecellileridir. Ondan sonra Ceberut alemi Sıfatı Subutiyemin tecellisi, Kendisine aliye. Bitsin yani öyle olan bir kimse. Şunu söylemiş. Hakkın sırlarını müşahede ediyor. Şöyle diyeyim. Delillerden birisi Allah'ımızın ef'al sıfatı var. Bu La Fa ile İllallah makamı çok yüksek bir makam. Bunu Efendimiz Erenköy'de anlattı, anladığım şu.
Gazi'miş anlattı. Derviş kapının alt kişiydi, Derviş, kapının neyse, kapının alt kişisidir. Derviş dedi basıldığı zaman üstüne seslenmez hepsine yapılan darbelerde. Niye üstüme bastım? Demez. Eski kapılar var, bunların alt kısmı, kopacak hale de gelir, bazen eskiydilerdi, şimdi yok. Ondan sonra bir misal daha verdim. Toprağın dedi şöyle süprüntü toprak olur, zibil, bir araya getirilir, şöyle bir zibil değil, toprak dedi şöyle, üstüne az bir su serpilir. Şöyle bastığın zaman olduğu gibi çamur olmaz, geri kalkar. Gelmiş dedi bastıkları zaman ye bastın, bilmez. Ondan sonra şunu söyledi, derviş ağzına helva birenle boynuna sille vuranı bir bilecek dedi. Ağzına helva, tarzını silme, boynuna sille tokat. Onu bilebilecek. Ondan sonra aldı, bir misafirdi. Adam oradan görmüş birisi burasına indirmiş. Şöyle baktı, niye baktın, demiş.
Ben vurdur annemin kim vurduğunu biliyorum da, hangi aletle vuruldu diye baktım, demiş. Buna La fa ile illallah makamı. Her zuhur edenin Cenabı Hak'tan olduğunu bilme makamı diye anlatmıştım. Sohbetinizi de, buradan bitireceğiz, Cevabını, söyler misiniz? Şimdi, kella burayı okudun namazı, burayı okudun muydu? Bu ayete gelmeden mi? Dur, dur. E tabii, bir ayet olunca, bir ayet olur, doğru. Şimdi burada onlar öyle erkeklerdir ki bu ikisini de alır, kadınlar için alır, alışveriş onları Allah'ın zikrinden alıkoyulmaz. Şimdi biz bu halde olmadığımız için çok dikkatli edeceğiz. Hayır, bir araya gelmededir, gelmededir. Nebi Sercan, Bu evimizin böyle işimiz gücümüze çok olsa bile, böyle bir müddet kendimizi yalnız yere çekeceğiz. Bu diyor efendimizin sünneti Muhammediyesidir. Bizim yolumuzdaki büyüklerimizden buyuruyor ki, kamil olan kimse diyor, insanların içinde bulunur.
Oturur, kalkar, alışveriş yapar, evliliği vardır ve yatterizi bilmez, insanlarla da hemhal olur, Barış'ı. Evet, İl kaybede edeceğiz şimdi. Yalnız Cenabı Hak'tan bir an bile kafildeydi. Öyle görünür ama diyor, hiç Cenabı Hak'tan uzak değildir. Bu mana bilmemiz lazım buna bir misal. Böyle Beytullah'ta bir tanesi Beytullah'ın halkalarını tutmuş, şakır şakır özdeş dökükürmüş. Böyle, Ehlullah'tan da bir insanmış herhalde ki. Demiş ki bu adamın demiş, ne kadar bir aşkı var da yüzünden yaşlar döküyor. Döküyor. Sonra, Veyl olduğu için içinde Allah'ımız gösteriyor. Bakmış ki niyeti cüzü diye. Böyle bir dünyalık mal için ağlıyormuş. Elimle gittim bunu nasıl kurtarırız bilmem filan. Sonra Mina çok kalabalık bir yer, Mina'da alışveriş yapılır, çok kalabalık. Birisi alışveriş yapıyor, ona da bakmış Allah Allah, Beytullah'a gelmiş, Hacca gelmiş, hep alışverişle meşgul dediğinde bu da beyiymiş.
Beni Kabe'nin halkalarına tutunun, dünyalık için ağlayana mı benzettin demiş. Bizim zahirimiz halk ile insanlarla içimiz Mevla geldi demiş. Beş bin. On bin Tevhid okuyor. Bu beş bin, on bin teyid okuması diyor buna bir kere. On bin okuması diyor merkür, ondan sonra o zikri unutur. Yok, zikri unutmaz yapar da şuna benzer. Mesela yıldız havada vardır, ayıp olmuyor, yıldız var ama ay dolduğu için ayın ışığının altında halde bölünmüyor. Mesela ay bulunuyor, güneş çok böyle aydınlık olduğu için ay bölünmüyor. Şimdi bunlarda da öyle Zikullahı diye yapıyorlar ama mezkur diyor. Allah'ımızın böyle işte ilahi alemler, o Esrarı İlahiyesinin müşahede edince zikir bölünmüyor, ona dalmışlar. Bu sebeple Es-A'raf-i Billi Hazretleri aman buyuruyor Murakebeyi zikre tercih edin. Kalbinizi açın, nur ile doldurun kalplerimizi. Elhamdülillahi rabbil alemin. El-Fatiha.
Kaynak: Genel
Müminin Niteliği ve Hakikatine Ulaşma Yolları | Mihmandar