Bu mukarrebun diye bir zümre var. Bunlar tanıdığım bir kimse var. Ya yedilerde ya üçlerde. Dünyadaki ya yedi kişilerde ya da üç kişiden biri bu. Var. Fakat dinilmez çünkü onlar değişik şekillerde görürler, kendilerini bekletmezler. Ağrımıza gitmesin de bizim içimize bile gitmesin onlar. Çünkü çok nurlu devamlı Hızır Aleyhisselam ile alakalı böyle üst sınıfta. Peygamberimizle görüştüğümü dövüle dedi. Hiç dedi aramda perde yoktu. Her an beraber. Böyle bir kimse bir tarih buraya girmedi. Sen de zikir yapılacak. Üst katta katılaştın, gitme. Bunlar bize dikkat etmemize de seviyordur, ümitsizliğe götürmesin de riayet edeceğiz. Çünkü kalpten geçen en gizli düşünceyi Allah'a huzuruna bildiriyor. Biz bu Denizli tarafında efendimizi bekliyoruz. Yanımda da İsmail Avcı var, iflahhid ruh şad olsun. Böyle kalbimizden mi geçtik, dedik. Biraz yok uzadı, gelmelere, dedik, dönsek mi?
Gelir dediler, söyle, dedi. Onlar kimse hiçbir şey yok. Dedi ki böyle dediniz, değil misiniz, dedi. Daha biz bunun dışında kalpten geçen neler, hele hele. Onlara hiçbir zorluk yok. Ondan dolayı şey yapıyorlar, şehadet ediyorlar Rabbimizin izniyle. Geçirdiğimiz düşüncelerden neden? Bu diyebileceğimiz sınıf bunların sınıfı ama olsun. Kuran-ı Kerim'de geçiyor. Biz de bunlara imrenmemiz bile faydalı. Yine bizi tembelliğe götürmesin. Bir Arabi idi geldi Vesselam Efendimize. Ya Rasulallah, bir kimse var ki bir kavme imreniyor. Yani bunlar imrenmeyecek kimse değil. İmmin olun ayaklarını uzatamıyorlar ve hayret ettim. O konuşurken giderken, ne kadar o kelimelerde israf ne yok dikkat ediyorlar. Bakmalarından ya da böyle boş yere bakmıyorlar hep ibrette, her anları huzur içerisinde. Allah'a zulmediyor ya İslam'a onlar boş sözlerden uzaktırlar hiçbir şey konuşuyor.
İlk gülmelerini gördüm, gülme yok. Yok. Sadece bir güzündeki eşim var mı kümelim şey geldi bu, hadi şöyle bir tebessüm ki de, hah en güzelini tebessüm. Böyle dikkatliler, hepimizin böyle olması lazım. Dikkat et, onlar da bu aşamalardan geliyor. İşte eski hayatları belki hakaret olmuş olabilir. İyi tebrik olurlar. Allah'ım ve hükmüne diyorlar ve makbul kullardan oluyorlar. Asmışken yine diyeyim size. Bir yere davet ettiler diyorum bizi, vefat etti. Çok seviyordum. Mübarek bir insandı, çok mübarek. Düşündüm diyorum, ne yiyeceğim diyor. Asıl diyorlar illa tel illa ne. Şöyle yemeğe baktım diyor, hep gözüme böldü. İçindeki haramla böldü. Allah, niye sen de bilmiyorum, niye yapayım ya? Allah'ım. Garip bir gün varmış diyor, gel gibi ittim, ne yaptım böyle kurtardım kendimi Halep ettim. Böyle hassas onun gibi. Umrumda. Çünkü çok yüksek bir makamda oldukları için.
Olsun imrenmemiz babında söyleyeyim. Diyoruz ya bazen layık olmayarak, bunları Allah'ımız kendine yaklaştırıyor onun göz zaten. Şöyle, mesela diyoruz ki bir idareci, bir berelyeriydi sordun, bir kaymakamlık olur, bir vali olur, Timur, yanına yardımcı alacak, o yardımcıları belli ki güzel seçmez. Kimden memnunsa, kimden raziyse, işi düzgün, ahlakı düzgün, cemiyetlere göre güzel karşılanan kimseler olup, kalbine böyle muvaffak düşerse, dedi ki sen benim yardımcım ol der. Allah'ım kendisine şartları haliniz olduğu zaman alıyorlar. Sadık annemizin huzurundayız. Bir kimse vardı, böyle dervişlerden birisi. Böyle tesbihi çeker çeker şu elleri el verirmiş, o kadar ibadetti halde. Tabii bunlar öyle çok fazla ibadetiyle de olmaz, ahlakları güzel. Müslümanlara karşı kalplerinde bir genişlik var. Mesela sen de sen de şu sünneti de bu muydu.
O dedi kişiyi olur inşallah, tövbeler, Allah'ımızın grev kapısı açık, şey yapmayalım, belki biz ondan daha aşağayız, biz nefsimizi Firavun üyesine yetmiş iki derece aşağı göreceğiz, yapmayın dedim. O da Allah'ın bunu yarattı Rabbimizdir. Öyle de güzel haller oluyor. O Arabi diyeyim de sözlerim varlasın Ya Resulallah bir kimse var ki bir kavme imreniyor. Fakat onların yaptığı gibi yapamıyor. Onları seviyor deyince 7 sevdiği ile beraberdir buyurdu. Öyle olunca sevince zaten kötülükler terk eder. Zira Sami Efendi Hazretleri'nin bir içkicinin gördüğünde nasıl kötülüğü terk ettiğini haber verirler. Demiş ki ne mübarek bir insan demiş ya bizim hayatımıza falan. Şu mübarek insana bak demiş. İslam olmuş da kötü görmezler. Fakat kendileri çok hassas davranırlar.
Sebebi de şu, İbrahim Aleyhisselam böyle bir sofra zaten yalnız yemiyor, İbrahim Aleyhisselam'ın Halil oluşu da insanlara olan titremından dolayı Halil. İbrahim'in ise oturmasını istememiş, Müslüman olmadı öyle bir şey. Cenabı Hak derhal ikaz buyurmuş. Bunu da yine onlar anlatıyor. Kitaplardan görüyoruz. Allah'ımız buyuruyor ki bak İbrahim bu benim yine yarattığım bir mahluk. Bu gayrimüslim diye beddu'nun suyunu kesmiyor. Aşırı ekmeğini de kesmiyor. Şu teneffüs ettiği havayı da kesmiyorum. Ayağımın altından şu toprakları da almıyorum. Şu semavat benim yarattığım sema, onu da çekmiyorum. Sen nasıl oluyor da ona bu şekilde davranıyorsun? Seni Peygamberlikten siyerim diyor. Hemen koşmuş, o kimseyi bulmuş anlatınca demiş ki ben ona demiş inanmadığım halde o bana demiş ne hadher iltifatta demiş ne kadar şefkatte iman etmiş.
Size Allah'ın izniyle şefkati olsun diye bunu gayrettim de bulamıyorum. Bulursam göstereyim çok güzel, ara ara arkadaşlara söylüyorum. Böyle bir Rahim Mevlamız var. Gelin diyorum kötülüğe gitmeyelim, isyana gitmeyelim. Gitmez, tarikat, dahiliye diyorlar da hatta eserlerine geçiyor, daha bir üstün hane gelişmek serilermiş Rıza-yı İlahi talep ederek. Bir dur sen. İki kelimeye düşsem çıkar da Allah'ın izniyle. Ha kurdum ben elhamdülillahle, ben elhamdülillah. Ölellifle aldım bunu. Sebebi ne? Böyle bir Rabbimiz varken biz niye gaflete düşüyoruz? Niye zikrimizle mesela gevşeklik yapıyoruz? Niye cami cemaatte yüzdeyiz? Neden dilimize dikkat etmiyoruz? Neden beynimize, kalbimize? Rabbimizi emrediyor. Aziz ve Celil olan Allah, Davud Aleyhisselam'a şöyle vahyetti. Benden yüz çevirenler. Mesela Allah'ımız davet ediyor, yoluna davet ediyor. Fakat biz gaflete uyuyoruz nefsimize.
Onları nasıl beklediğini, kendilerine nasıl rıh yani rıh şeklinde, ile muamele edeceğini ve günah işlemelerini terk etmelerini ne kadar gözlediğimi bir bilseler. İslam'da olduğumuz halde Cenabı Hak bizim tevbe etmemizi istiyor, bekliyor Cenabı Hak. Bana karşı o kadar aşk duyarlar ki şevklerinden ölürlerdi. Aştımdan masalları sökülürdü. Ey Davud, benden yüz çevirenlere bunu murat edince bir düşün ki bana yönelen yönelenlere neler irade etmem. Ben benden uzaklaşanları bu kadar beklediğimi hisseler söylüyor, şevklerinden ölürlerdi. Mahsamları diyor, çöpülürdü. İyi de Howard, bunlara böyle yapınca bana dönemlere neler irade etmem, ben onlara neler vermem. Neler verir? Kalbinde çok muazzam bir kul işi kurulur. Tarif edilmez, sığamaz bu dünyaya. Dünya onun kalbinde bir buğday tanesi kadar yer işgal etmez. Devamlı Rabbimizi üzler. Bir kardeşimiz anlattı, ben diyor Beytullah'tayım diyor.
Beytullah'ta diyor böyle müdahale etti kimse. Yalnız diyor, Beytullah'ta bir şeyler söylüyorum ben diyor. O söylediğimi bilmiyorum diyor. Beytullah'ta oturuyorum diyor. Bir gün dedim ki diyor, şu ne diyorsam onu bir dinleyin dedim diyor, derdimi dinliyorsun diyor. Meğer demiş ki Allah'ım canımı al demiş. Ne kadar Allah'ımıza muhabbet içindeyse Allah'ım canımı al diyor, kavuşmak istiyor Cenab-ı Hak. Bu, Türkyol'da bu Adana'nın Türkyol'de, İskenderun'e bağlı O hayas ne var burada? Demir Çelik. Burada Sami Fende Hazretlerinin de, Risale-i İbide Hazretlerinin de çok kıymetli bir evladı. Karınca Mehmet grubu Hazretleri. Bunun irtihali anlatılıyor. Hatta bir kimseyi çağırmış vefat etmeden önce. Bir görüşün demiş, önce görmüş. Hiç gittiğin hiçbir hükmü yok. Vefat anımı anlatıyorlar, böyle bir söylediğini söylüyorlar aşkımla. Allah'ıma konuşuyorum diye. Çok duydum bunu siz işittiniz mi bilmem.
Kayseri'de bir tane necip varmış, bir tane. Çok dinlerim de ben de çoğu anlattı bunu. Bu insanların içinde çıplak gezermiş. Çıplak tecelli. Bazen gizlenmiyor. Bu vefat etmiş. Vefat edince kerametler ortaya çıkmış. Meğer o zamanın karşısına demiş ki ben demiş hayvanların arasında çıplak yersen bir şey olur mu? Olmaz. Kerahatı var ama demiş. Bilmez olsun. İnsanları hep başka simala görürmüş. Bazen çok gibi hiç kimselerin ortaya gizleniveriyormuş böyle. Yalnız demiş, ama bir ayna veririz demiş. Onu da hesaba katmamış, almış minderin altına koymuş. Bir bakayım demiş, basmışmuş, kendisini horoz gibi görmüş, kadın. Aynada horoz görün. Meğer hanımını erkeklerden sakınmazmış. Şam-ı Şerif'te gördüm, şimdi yaşıyor inşallah. Biz büyük yaşama düz bir insan. Böyle Şam-ı Şerif'te sayılı kimselerde.
Onun ismini söyledim mi bir diyelim bir yere gideceksin, ne yapacaksın, hemen kapıyı açarlar, öyle kıymetli. On beş bin yetime bakar. Yardımcılar iyi bir ilim yani. Evinde kaldık, beş gün kaldık, şunu gördüm daha böyle edepli insan az. Mesela hanımı yaşlı olması lazım. Kapıyı içeri tıkılacağız. Efendi Hazretleri kalkıyor, hiç kadın içeri değil, onu elinden tepsiye alıyor, et. Bir şey gelecek, biz beş gün kaldık hiçbir aile efradını görmedim. Velhasılsız, ondan sonra bir başkası bırakıyor, bakmış yılan gibi görmüş. Olmuş. Meğer o da incitelmişsin insanları yani. Ondan diyeceğim şu, bu camiyi çevirin minaresine çıkmış, böyle bir seher vaktinde ben Rabbime kavuşuyorum diyormuşum, bağırıyorum diyor. Ben Allah'ıma kavuşuyorum diyor. Hani onlar için ölüm bir şey değil zaten dünya bir şey ölmüş. Kötü duygusu kalmamış, bilmem filan kalmamış.
Mutu, kablen, temmut'u bilmeden evvel ölüme sırrına girmiş. Efendimiz sallallahu teala bizden, Bir odada diğer bir odaya geçiş gibi bileceğine ha bu hatta onları istiyorum. Yani Sami Bendi Hazretleri, Hudhasıl sallallahuü Sırra, vefatından önce çok ağlıyor. Valide Sultanımız diyor ki, efendim niye ağlıyorsun? Geleni görmedin mi Rabia Hanım? Efendim, siz görüyorsunuz bize göz nuru, biz nasıl göreceğiz deyince, ilahi Habeşi geldi, Rabia diyor, beni Resulullah davet ediyor diyor, Sallallahuullahtu. Böyle ilahi davetle hayret ediyorlar. Bazen bir şey diyorum, inşallah yanlış olmaz. Yanlışsa siz düzeltin. Efendimiz bölünmez dedi. Dönem bir kişi dedi. Birisi anlatıyor, ben öldü kelimesini efendimiz de kullanmadı. Dedi ki yani. Ilahi davete icabet etti diyor. Ve saat kelimesini kullanıyor belki, öldü bana bir ruh gelir. Çünkü Bakara Suresi'nde Cenabı Hak Sorularda. Onlara hürkü bir meyiniz.
Evet. Allah yolunda şehit olmuşlar. Diyorum bunlar ümleri bizim kut diyor ve onlar aynı hizmette cevabını eline. Biz dikkate versek çok faydasını vermesin inşallah.