Miraç ve Yakinin Maneviyatı ve İbadet Sırları | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Miraç ve Yakinin Maneviyatı ve İbadet Sırları
Miraç ve Yakinin Maneviyatı ve İbadet Sırları kaydında Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismi Celaliyle ve bütün esmasıyla, bütün sıfatlarıyla, bütün ef'al-i ilahiyyesiyle, Cenabı hakk'ın azametiyle, onu noksan sıfatlardan tenzih edip kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu ifade ile. Son olarak aleyhüssalatü vesselam Efendimizin iki cihan güneşinin sallallahu teala aleyhi ve sellem, sen kendini…
Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismi Celaliyle ve bütün esmasıyla, bütün sıfatlarıyla, bütün ef'al-i ilahiyyesiyle, Cenabı hakk'ın azametiyle, onu noksan sıfatlardan tenzih edip kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu ifade ile. Son olarak aleyhüssalatü vesselam Efendimizin iki cihan güneşinin sallallahu teala aleyhi ve sellem, sen kendini nasıl vasf ediyorsan, öylesin ifadei Muhammediyyesi ile. Duamızda da, diğer taatlerimizde de her hususta, başta imanda, efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem mübarek ismi Muhammedilerinin, ona olan salatü selamın, sevginin, muhabbetin, Allah'ımızın rahmetinin, bereketinin, ihsanının yağdığı ve bu ihsana vesile olan Nebiyy-i Ekrem Sallallahü Teala Aleyhi ve Sellem Efendimizin mübarek ismi şerifi geçmeden dualar bile havun olma noktasında zordur.
Eğer başında salatü selam, sonunda da salatü selam olursa namlumuz düzgün olduğu sürece gönül namlumuz, dil namlumuz, yaşantımız elbette ki dilerse Rabbimiz kabul buyuracaktır. Estağfurullah estağfurullah. Bu ay bize verilen yeni dünya dergisinden konu afiyet ve yakin. Yakin ele alınacak olursa biz afiyet hususunda işlemeye çalıştık Rabbımızın izniyle. Yakin dendiği zaman sıddık olmak hatıra gelir. Biz Miraç hadisesini ele aldığımız zaman, bunu itikadi yönden, ibadet ve ahlak yönünden incelediğimiz zaman hayatımızın her alanını içine alır ve Miraç hadisesi yakinin ifadesidir. Ve yakine erenlerin tasdikidir. Yoksa inkarcıların Ebu Cehil ve onun yandaşlarının inkarıdır. Miraç hadisesi tasavvufun ta kendisidir. Miraç hadisesi tarikat-ı aliyedir. Miraç hadisesi tarikat-ı aliyedeki bütün letaiflerin bunun yanında hal ve makamların beyanıdır. Onun dışında hiçbir şey yoktur.
Efendimizin daveti bile Ümmü Hani'nin evinde veya Kabe-i Muazzama'da Hatim'de istirahat buyurulurken davet edilişi tasavvufa ilk tarikat-ı Aliyyeye adım atmanın ta kendisidir. Efendimizin hatimde yatışında ve davetinde, esabibillah, vallahi yedru ila derüsselam ve yahdimen yeşavu ila sırat-ı müstakim. İstikametin temsilcisi. Sallallahü Teala aleyhi ve sellem. Hud suresi ve diğerleri beni yaşlandırdı. Neydi onu yaşlandıran? O devirde altmış üç yaşı bir delikanlılık yaşıdır. Neydi? Onun mübarek ayaklarını neredeyse tutmaz hale getiren, rengi Muhammedilerini atmış vaziyette gösteren, mübarek gözündeki kırmızılık ve halindeki o mahsuniyet neydi? Daha ilk doğduğu an mübarek parmağını kaldırıp ümmeti ümmeti demesindeki esrar, Miraç hadisesinde Cebrail Aleyhisselam'ı bile harekete geçiren, onu adeta cezbeye kaptıran neydi? Habidi. Dil ile olan tazim, bedenle olan tazim, mal ile olan tazim.
Nedir tasavvuf? Mal ve canı Allah yolunda feda etmektir. İşte Tahiyyat'ta bunun anlamı yok mudur? Daha biz bunu ifade etmiş değiliz o Tahiyyeyi. Eshabü'l-i öyle bir selam veriyor ki Cenabı Hak o anda habibinin gönlüne bu kelimeyi, tayyibeleri düşürüyor. Ettahiyyatü ne demek? Bir kere tahiyyatta bulunmak, biz tasavvuf dedik, buradan yürüdük, her an tahiyyatta gibi Rabbimizin bizi görüp ve gözetlediğini bilerek vurmaktır. Efendim ben camide çok dikkat ederim, o sözle konuşmam. Şeyhimin huzurunda da öyle olurum. Yeryüzü nedir? Grilet Liyel ardu mesciden ve tahura. Yeryüzü kendisine Tahir ve mescit kılınmadı mı? Her şeyi gören ve bilen o değil mi? Hele latif sırrı ile, esması ile, esamle, ela yalemü men halak ve havvel latiful habir, latif daki o kadar hassas ki, o kadar hassas ki ta gönlün derinliklerine binerek her şeyi bilmesidir. Bu bizim anladığımız manada bir biliş değil.
Miraç ve Yakinin Maneviyatı ve İbadet Sırları ne anlatıyor?
Miraç ve Yakinin Maneviyatı ve İbadet Sırları kaydında Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismi Celaliyle ve bütün esmasıyla, bütün sıfatlarıyla, bütün ef'al-i ilahiyyesiyle, Cenabı hakk'ın azametiyle, onu noksan sıfatlardan tenzih edip kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu ifade ile. Son olarak aleyhüssalatü vesselam Efendimizin iki cihan güneşinin sallallahu teala aleyhi ve sellem, sen kendini…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 19 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Manasını anlatamadığımız ama gönlün anladığı irfan ehlinin tadıp huzura erdiği bir haldir. Anlatılamaz. O bir sırdır denmesinin manası da budur. Anlatamayız diyorlar. Diyemeyiz. Ancak yaşanır. Bunun için siz üstadlarımızın sohbetinde en çok duyduğumuz kelam ne olurdu? Mellem yezuk lem yarib, tatmayan bilmez. O zaman yakini anlatırken yakini anlatırken Miraç ayrı bir konu. Daha ilk davet edilişinde, davet edilişinde o davetin esrarını anlatmakla bitiremeyiz Rabbimizin lütfuydu. Ne demek o davet? Bir düğün daveti değil. Bir nişan daveti değil. Bir işte bir görüşün kendi arasında yapmış olduğu bir toplantıdaki davet değil o. Bu davet Bezmi has'tır. Ne demek Bezmi has? Öyle bir davet ki bu davet peygamberimizde Sallallahu Aleyhi ve Sellem risalet ölçüsü içerisinde, evliyada da velayet ölçüsünde bezm-i hata davettir. Rabıta etmiyor muyuz? Murakabede olanlarımız yok mu?
Bunu bir idrak edebilsek, efendimizin Sallallahu Teala ve Sellem annelerimizle otururken ezanın sesini duyduğu zaman sanki bizi tanımıyormuş gibi olurdu. Mübarek rengi saadetleri de atardı. Neydi o? Onu etrafını tanımayacak bir hale getiren, o anda mübarek rengini sararmış bir halde, o sarılık bildiğimiz, bildiğimiz sarılıklardan değil ha. Bir defasında üstüazı alimizin, Lihye-i Saadet'teki onu açarken açtığında o, bir şişeydi, onun içerisindeydi. Göründüğünde Lihye-i Saadet'in o andaki durumu velayet ölçüsü içerisinde Rasulullah'ın renginin atmasının işaretiydi. Bu bir tane örnek. Sallallahü Teala aleyhi ve sellem. Neydi o? Çünkü Allahu ekber ifadesi birçok veli'yi kendinden getirmiş, daha namaza başlamadan Allah deyip yere düşmüştür. Bir kısmı. Sahih hali olunca müstesna. Sahih uyanıklık. Buna biz ne deriz? Sahili temkin deriz. Bu temkin haliyle korunuyorlar. Yoksa tahammülü zor.
Çünkü biz yakini anlatacağız. Yakini anlatmak Rabbımızın lütfuyla öyle kolay değil. Zor bir konu. Efendimizin o tahiyyatını olsun, hepsini ifade edemeyiz. O öyle bir tahiyyeydi ki, cennette de bu tahiyye yok mu? Bu tahiyye cennette nedir? Peygamberleri göreceğiz. Peygamberlerde Allah'ımızın celle celalühü, enbiyayı izamı haber verirken selamun ala ilyasin denmesin nedir? Daha çocuktum. İlkokuldaydım. Develi'nin Tombak mahallesinler Mehmet amca Sami Efendi Hazretlerini ziyarete gider. Bize göndermiş olduğu selam o çocuk yaşımızda sanki kırk yaşında gibi diyordu. Nedendi o? Bir velinin selamıydı. Bu Rasulullah'ın selamı olsa ne olurdu? Cenabı Hak'tan gelen bir selam olsaydı ne olurdu? Nedir o selam? Şimdi öyle bir konuya girdik ki, selam diyoruz bitmez. Allah'ımızın isimlerinden birisidir selam. Selam, ahlakı ilahiye ile ahlaklanmak demektir. Selamun aleyküm.
Cennetin kapısında bulunan Rıdvan içeriye alırken selamla alıyor. Selamun aleyküm. Tıbbınuha halidi. Ama bu selamla alışı onda bir şartı ifade ediyor, bir özellik istiyor. Nedir bu özellik? Tabbe fiili. Pıttum buyuruluyor ya. Ne demek o? Öyle herkesin haydi buyurun gelin denmesi değildir o. Onlar dünyada da bunu alırlar selamı. Hani insanlara akilları örtüsü içerisinde konuşacaktık? Yemeği yiyen bir kardeşimiz, hepimiz yemek yiyoruz. Dedi ki tatlısız dedi yemek olmuyor. Allah'ımızın esrar tadından, Allah'ımızın habibine sunmuş olduğu o tattan, Evliyaullah'ın esrar tadından hiçbir tatmayalım mı? Hep hayatımız böyle kuru mu geçsin? Tarikat-ı Aliye aslında bir zevk değil midir? Şimdi yakin diyoruz. Yakin bir zevk değil midir? Anlat yakımı. Nasıl anlatılacak o yakin? Necip Fazıl'ın, Rahmetullah aleyh inançsız bir kimseyle karşılaşması var. Diyor ki, Necip bana Allah'ı göster.
Necip Fazıl rahmetullahi aleyh bir sözü var. Saatim işlemiş, ben durmuşum otuz yıldır. Ne demek bu? Otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum. Bunu ne zaman söylüyor? Bunu yakine eren Abdülhakim Arvası Kaddesallahu Hazretlerini görünce söylüyor. Saatim dur, yok. Hayatım durmuş, kendim durmuş, saatim işlemiş. Yani ömrüm gafletle geçmiş ama hakikati bulamamışım. Yakine erememişim. Saatim çalışmış. Ben durmuşum. Günler geceler durmaz geçiyor. Sermayen olan ömrün bitiyor. Bunu söylüyor. Necip Fazıl rahmetullah Ali bunu söylettiren neydi? O inançsızların karşısında diyalettik müstesnadır, ifade tarzında. Bunu söylerken Hasene Benna hatırımıza gelir, Rahmetullah Ali. Üstadına bazı sualler tevcih eder. İnşallah unutmam o inançsıza söylemiş olduğu bir ifade var. Diyor ki efendim diyor şimdi biz dergahtanede oturuyoruz, yıkılıyoruz ama isyan mahallinde olanlar var.
Hasan benim durumum ona müsait değil. İnşallah siz yaparsınız. Resulullah neydi? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem. O bir nur olarak beyan ediliyor. Neydi onur? Neydi onur? Nurdu. Bir fener düşünelim. Biz eski fenerlerimizde onun dört yüzü vardır. O Resulullah'ın nur fenerinden bir yüzünden Hazreti Sıddık, fakrı kainatın sıddıkıyyet nurunu yansıtmıştır, sallallahu aleyhi ve sellem. Hazreti Ömer adalet, Hazreti Osman haya, Hazreti Ali ilim ve cihad radiyallahu anh. Hep onlara mı has oldu? Şimdi evi yaptırıyoruz. Tabii bir ışık isteyecek evi. Yoksa ne kadar güzel olursa olsun akşam olduğu zaman kararacaktır. O zaman elektrik direğinden bir tel çekmemiz gerekir. Cereyan almamız lazım. Rabıtasıyla ya Rabbi üstazımın vasıtasıyla nuru ilahiyeni füyuzat-ı ilahiyeni lütfettirmek ne demek?
On letaifin nur olup, cismin, esamne yukricihum minavulumati ile nur, karanlıklardan nura çıkması demektir. Aldığımız o evrad ve ezkar o kadar kıymetli ki. Necip Fazıl yine hatırıma geliyor. Rahmetullah Ali. Bir şiiri var. Ayağını öperim diye bir güzel sözü var. Bulursam siz kardeşlerime bunu sunmak istiyorum. Tam otuz yıl saatim işlemiş, Ben durmuşum. Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum. Ne demek? Rabbeye işaret ediyor. Hazretleri'nin ahirete yürüyüşünde yeryüzü güneşimi kaybettim demiştir. İşte bu nurdan dolayı. O ve ben değişim müstesna. Öyle bir söz söylüyor ki demek ki, demek ki kendisi, kendisi Abdülhakim Arvasi gibi Allah'ın füyuzat direğinden bir nur almış. O nuru almasaydı bu sözü söyleyebilir miydi? Almıştım söz çok hoşuma gitti. Bulabilirsem söylerim bulamazsam. Allah'ımızın nizamına öyle bir saygısı var ki, hepsini okuyayım diyeceğim. Mevzu kaybolacak.
İsterseniz o inançsıza vermiş olduğu cevabı derken şimdi geldin. Ellerime uzanan dudakları tepeyim. Allah diyen gel seni ayağından öpeyim. Kayseri'yi teşrif etti. Tabii bütün gençler etrafını sardı. Etrafını sardı. Böyle kordon halinde, yirmi yedi Mayıs'tı herhalde, o caddeydi. Allahu alem yüzünde de bir tik vardı onun. Öyle bir vakarla yürüdü ki, bizim arkadaşlarımızdan bir tanesi eline kapanmak isteyince demiş ki, iki kişinin elini öpersin evladım. Bir üstaziğin elini, bir de anne ve babanın elini. Şuradaki sözüne ne diyelim? Elime uzanana onu teperim. Allah aşıklarının yolunda feda olurum. Başka ne diyecek? Kadir Mısıroğlu irtihal etti ruhu şad olsun. Üstadımız onun hakkında bir söz söylemiş. Derdi ki her şeyi unuturum ama o sözü unutamam. Böyle dinimizin ihlası için bir söz söylemiş. Buyurmuş ki Üstadımız, bu söz Kadir Mısıroğlu'nu kurtarır buyurmuş. Öyle bir söz söylemiş ki.
Hani dinimizin ihlası için söz söylüyor. Biz zannediyoruz ki hep ibadetlerimiz bizi kurtaracak. Güzel ama ibadetten asıl ve gaye nedir? Yakinin oluşmasıdır. Necip Fazıl ne dedi Rahmetullah Ali o inançsıza? Necip bana Allah'ı göster deyince beraber yemek yiyorlarmış. Şu anda ne yiyoruz? Et. Ne hissettin? Lezzet. Göster. Sanki bunu derken o kimseye Nemrut demiyorum. Hadliyen. Böyle bir söz anlaşılırsa biz yakayı Rabb'ımızı indinde kurtaramayız. İnşallah hidayetine vesile olmuştur. Ama bir sözü var. Necip Fazıl'ın Rahmetullah Ali hayran kalmamak mümkün değil. Bak ne diyor? Konuşmuşlar üç saat kadar Rabbimizin böyle varlığını ispat için, Celle Celalühü, Tam kapıdan çıkacağı zaman diyorum biliyorum o ismi ama gerek duymuyorum. Recep Tekerler. Necip, sana akşam namazını getirttin. Senin gibi, o ifadeyi kullanmıyorum. Senin gibi bir şakinin gönlünü Rabbimize döndürmek için üç saat çalıştım.
Sen bu hal üzere gidersen ebedi yerin bellidir ama ben secdeye kapanırım. Alnımı secdeye mıhlarım. Ağlarım, kurtulurum ama sen ne yaparsın? Bu Necip Fazıl rahmetullahi. Otuz yıl ben durmuşum. Saatim çalışmışım. Nelere işaret ediyor? Bakın, her gün geçiyor. Halbuki her gün sabah olduğunda ne diyor bize? Diyor ki ben yeni bir günüm, bir daha gelecek değilim. Sakın ha beni isyanla berbat etme. Gün aşarken bizde bir kalbimizde sızı meydana geliyor mu? Askerlik döneminde bir kardeşimizin sözünü hiç unutmam. Biz temmuz ayının biriydi, üçünde gittik. Tabii kısa devroldu. O gün geçmiyor derken kendisi Urfalıydı. O kardeşimiz yaşıyorsa Cenabı hak selametler İlk hayal etmişse ruhu şart olsun. Dedim ki günler geçmiyor. Zaten uzun günlerdi. Eğitimler bizi yormuyor da geçelim oralı biz. Çünkü bizim şu andaki askerlerimizin Irak ötesindeki mücadelesi. Cenabı hak sıhhatler ve afiyetler lütfetsin.
Yapmış olduğu o mücadele inşallah daha birçok fetihlere vesile olur. Bizim fethimiz kan dökmek değildir, kan dökmeyi önlemektir. Günler geçmiyor deyince her geçen gün ömrümüzden demiştim. Bunu hiç unutamıyorum. Günler geçmiyor derken, her geçen gün ömrümüzden güne sararıp da aşarken diyorum ya, kalbimizde bir sızı meydana geliyor mu? İşte bugün de tamamlandı. Koskoca bir gün geçti gitti. İşte yakine erenlerin düşüncesi budur. O tahiyyatta neydi Eshable? O cennetin bekçisinin, kapıcısının, o Kuran'ı ifadelerle yakine eren mümini alırken ta be fiili demiştik. Neydi o? Cebrail Aleyhisselam'ın cezvesine inşallah geliriz. Bir kere haramdan kaçıyorlar. İki. Şüphelilerden kaçıyorlar. Üç. Acaba tam sıralayamazdık mı? Haramdan kaçıyorlar. Şüphelilerden kaçıyorlar. Harama düşeriz diye helalde ve dikkatliler. Dördüncü madde masiva, Allah'tan gayrı düşünce yok.
Gönül muhkem, yakine ermek için gönlün bir kere isyan hiç hatırından bile geçmiyor. İsyan hatırından bile geçmiyor. Ancak böyle olur mu? Başka türlü olmaz. Bazı barajlarda su çabuk tükenmiyor. Şükür öyle bir barajımızda yok da. Tükelenleri var. Neden? Kaçaklık var. Gönlümüzde gönlün kaçağı gözdür. Bir harama baksa gider, kulaktır. İsyanı dinlesek, şahit olmadığımız sözleri dinlesek zaten hep bu bizim mat. Bir sahip olsak tamam. Düşünmüştüm bir ara el ayak da öyle. Bir hoca kardeşimiz sormuştu ibadetimizde lezzet olmuyor neden diye. Tefsirlerde şu geçiyor. Bir kere Rabbimizin azamet I ilahiyesini bileceğiz. Bir, yakine ereceksek. İki, azalarımızı koruyacağız. Bir de Rabbimizin vereceği cezayı düşüneceğiz. Bu haya duygusu ister. Haya duygusu olan da haddi. Kim tir titrer. Hazreti Yusuf gibi titrer. Aleyhisselam. Ne oldu? Nerede, nerede yazıyor titriyor ne diye.
Hazreti Yusuf zaten Yusuf güzellikte işsiz ve genç. Zeliha da ondan aşağı değil. Bir odanın içerisinde nefsine davetinde vücudu titremiştir. Onu titreten o nübüvvetin nurudur. Zaten kuyuya atılmasına sebep de. Onun omuzlarını alıp yerlerde süründürülmesi de on iki sene zindan da o nübüvvet kokusu değil miydi? Zaten bunlar olmasa o nübüvvete erer miydi? Sonra kardeşlerine de teşekkür etmiştir. Cebrail Aleyhisselam her zaman cezbeli. Dört yerdeki cezbesi unutulmaz. Biz cezbe deyince böyle Allah deyip çırpınma zannetmeyelim. Cezbe kalp doludur kalpte. Gönül doludur. O vecit tevacüdlerdir. Tasavvuf ehillerince malum. O manevi bir coşkunluk, o cezbe harpte olur. Nedir? Esselamü. Ben zikredin ki ben de sizi zikredeyim. O gönülde o tarif edilmez. O öyle bir Cenabıhakk'a muhabbet içerisinde olur ki yaşanan bir haldir. Mevlana'mıza sormuşlar. Aşk nedir? Benim gibi olursan anlarsın.
Biz neyi anlatacağız şimdi? Biz afiyet ve yakayım dedin. Bazı gösterimler var. Onları da ilk bir, şöyle daha başlamadan önce beş on dakika onun hepsini ihtiva eden bir gösterim olur. Sanki bu bizim yakin mevzu çok uzun olan bir konunun ve yaşanması gereken bir hususun layık olmadığımız halde birkaç kelimeyle, birkaç cümleyle biraz olsun izahı mahiyetindedir. Yakin dendiği zaman, yakin sözlük manasıyla tereddütsüz, şüphesiz ilim demektir. Burada zaten geçer. Sıddık olmak dedik. Ali bin Nebi Talip, Kerimallahüçe. Yagul el yakin. Yakin nedir? Evet tasdik, tasdik etmektir. Tasdik nedir? Balı yemektir. Bunu arıcılar çok iyi bilirler ve tarif ederler. Kitaplarda da geçer. Zaten mümin neye benzetilir? Bal arısına benzetilir Ama soktuğu zaman acıtıyor. Ehli küfri o. Eşide ve alel küffardır onun sokması müminin tarifinde. O balı nedir? Ruhamau beynevum.
Müminler arasındaki şefkati ve merhametidir. İnsanlığın ağız tadı olmasıdır. Üç ana mertebesi vardır. İlmel yakin, aynel yakin, hakkal yakin. Kuran-ı Kerim'de yakin kavramı kesinlikle bilme anlamında kullanılmıştır. Yakin bilgi, kesin bilgi demektir. Delil ve burhan ile elde edilen kesin bilgi anlamına gelmektedir. Böyle delillerle dikkat edilir. Aynelyakin duyularla ya da tecrübeyle elde edilen bizzat müşahede sonucu ortaya çıkan bilgidir. Aynelyakin duyularla ya da tecrübeyle elde edilen bizzat müşahede sonucu ortaya çıkan bilgidir. Bunun izahı nedir? Neml suresinde Süleyman Aleyhisselam diyor ki hüdhüd'ü bulursam onu keseceğim. Nihayet hüdhüd geliyor. Diyor ki beni ya Süleyman boğazına mı? Ben sana Binneb'in yakı kesin bir inançla geldim. Sebe ülkesinde bir kraliçe var. Ay'a, Güneş'e ve yıldıza tapıyorlar ve sonra da Sebe ülkesinin, Kraliçesinin öyle bir imanı var ki yakindir o.
Yakyin olmasa bunu söylemezdi. Biz İbrahim Aleyhisselam'ı ifade edelim de. Ya Rabbi ölüleri nasıl diriltirsin, bana bir göster deyince, inanmadın mı yoksa, inanmamak ne mümkün? İnandım. Belkıs, validemizin imanı yakin değil de nedir? Nemil suresinde ifade buyuruyor Nemil suresinde. Ne diyor? Oradaki sözü şu. Yerinden göstermek istiyorum da. Nemit suresi kırk dördüncü ayet-i celile. Bakın ne diyor sana. Galet. Belkısu validemiz dedi ki, Rabbi ya Rabbi. Bakın evvela kalbini nasıl korumuş, nasıl bir temizliğin içerisine girmiş. Ben nefsime zulmettim diye Allah'a dönüyor, istiğfar ediyor. Acziyetini ifade ediyor. Bu çok önemli bir husustur. Şimdi bakıyorsunuz, öğüt ve nasihat kabul gidilmiyor birçok yerde. Hani konuşulmak istense müdahale de etmiyor. Ölürken edilir ama. Kabre girildiğinde yudum yudum sular içerek sohbet eden üstadımızın o görüşmelerindeki vermiş olduğu ilaçlar anlaşılır.
Kullanmadığımızın cezasını görürüz. İnşallah görmeyiz. Ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi olan Allah'a inandım diyor. Daha çok biz Saffet suresinde yerinden haber vermek istediğim için ayetlere bakıyorum. O da şu, İbrahim Aleyhisselam'ın hali. O En'am suresindeki ashable. Ben yönümü tamamen Allah'a döndüm diyor. Burada biz yakinin anlamlarından keşke birkaç ifade edebilsek de bunun üzerine konuşmuş olsaydık. El yakin hüve nurun yecali hullahu figal bil kulun kalbine Cenabı Hak atıyor, onu yerleştiriyor. Hatta yüşahide bihi humura ahireti, ahiretin bütün, o gün için hazırlığı en güzel şekilde yapmaya çalışıyor ve kendisiyle, biz Allah arasındaki diyelim celle celalühü, bütün perdeleri kaldırıyor. Ne demek Allah'ımızla? Hemhal oluyor. Namaz o değil mi? Kişi namaza durduğu zaman yakin bu işte. Kul ile Rabbimiz arasındaki perdeler kalkıyor. Biz burayı diyelim inşallah yarın bırakmayız.
İbrahim Aleyhisselam diyor ki ben Rabbime gidiyorum, o beni hidayet üzere kılar, o benim yollarımı açar, o beni hidayette kılmak suretiyle irşad eder. Lut Aleyhisselam da diyor. Ben Allah'a hicret ediyorum. Hicretin anlamı neydi, hicretin anlamı? Hicretin anlamı Allah'ımızın men ettiklerinden kaçmaktır. Yakine adım atmak bu şekilde olur. Allah'ımızın men ettiklerinden uzaklaşmaktır. Biz bunu nerede görürüz? Mülttesir suresinde görürüz. Rabbimizi ululuyor orada. Azamet kibriyasını. Fatih ediyorum. Biz namazda hiç düşündük mü, Allahü ekber derken ne diyoruz biz orada? Ne diyeceğiz? En büyük olan Rabbimiz. Hayır. Bu değildir. En büyük olan, azameti kibriya sahip olan Rabbımızdan başkasına hiçbir zaman boyun eğilmez demektir. Sadece onun önünde eğiliriz demektir. İbadete ehak olan odur demektir. Fahrettin Razi Hazretleri'nin tefsirinde Sübhanekenin bir anlamı var.
Biz bunu hoca kardeşlerimizle okumuştuk, hemen kitabı kapattık, hemen. Daha biz Allahu ekberdi mi? Ondan sonra Sübhaneke'yi daha okuyamıyoruz. Ne okuyamayacağız? Okuyoruz. Dil okuyor. Yakin, kalbin okumasıdır. Kalbin tasdikidir. Yakin. O zaman bir misal ister. Mesela neyden versek misali Cihattan verelim çünkü bizim askerlerimiz şimdi büyük bir mücadelelerin içerisinde. Cihat ayeti celilesi Kuran-ı Kerim'de cihadın farziyeti ifade edilir. Bu nedir? Dört yüz Ayet-i celilede daha fazla. Bu ilmel yakindir. Biz Kuran-ı Kerim'de görüyoruz cihatla ilgili. Ayet-i celileler var. Ashabıyla. Sak suresinde geçer. Bakayım inşallah. Buyurun. Bazen insan bildiğini ifade edemiyor. Her şey Rabbimizin elinde sanıyor. Sizi edin bir azaptan kurtaracak olan bir taate bir ticaret bölümü. Ona size delaleti değil mi ey müminler? Malıyla ve canıyla cihad ediyor. Bu nedir?
Bu bir ayet celle Allah yolunda cihad etmenin farziyetini biz Kuran-ı Kerim'de ve ehadîsi Muhammediye'de görüyoruz. Sen de Allah razı olsun, sen de Allahü teala vesselam. Bu ilmelyakin. Bir de Afrin'den tut, İdlib'den tut, şimdi Kandil'e doğru uzanıyor. Bu cihadı biz ne yapıyoruz? Müşahede ediyoruz. Şimdi komutanlarımız da öyle. Oturduğu yerde bunu görüyorlar. Bir odanın içerisinde zaten idare edilmiyor. Bu aynel yakindir. Birebir elimize silahımızı almış düşmanın karşısına durmuşuz. Bu nedir? Bu hakkel yakindir. İşte bu. İmanda da, ibadette de, saatte de, Cibril hadisinde görüyoruz biz bunu. Cebrail Aleyhisselam'ın cezbesi neydi? Dört yer dedin o neydi? Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın mübarek yüzüne halkalar batmıştı düşmanın atmış olduğu ok taş yaralamaları. O kanın yeryüzüne düşeceği zaman edrek Abdi kulun Muhammed'e yetiş demesindeki o sürati.
İbrahim Aleyhisselam'ın ateşe düşerken, İsmail Aziz kurbanı olurken, Yusuf Aleyhisselam'ın kuyuya atıldığında Miraç'taki cezbesi, biz böyle ifade ediyoruz ama biz bunun daha trilyonda birini söylemiş değiliz. Muhyiddin Arabi olur muyuz? Muhyiddin Arabi hazretlerinde yakin şeklindedir. Ben de diyor velayet ölçüsüne merak ettim. Bu hiç böyle olur mu olmaz mı kimse düşünmesin bunu. O ruhun seferidir. Cisimleri de ruhlaşır onların. Şimdi dikkat edilirse biz mesela fıkhımızda tükürük. Tükrükte kan galip olursa ne olur? Abdest bozulur. Olmazsa bozulmaz. Bunlar da ruh galip. Bedenleri ruhlaşmış, bu zor değil ki. Kalbini arşı azama açan bir kimse için ama tam manasıyla, nefsimizin mertebesini geçmek suretiyle bir zorluğu yoktur. Hakkan yakin bizzat yaşanarak elde edilen bilgidir. Kesinlik ifade etme bakımından en üstün bilgi çeşididir.
Hazreti Ali'nin sözüdür radiyallahu anh, görmediğim Allah'a inanmam. Her yerde görür o. Hakkalyakin mertebesine ulaşan kimselere marifet sahibi arif denir. Bunların elde ettikleri bilginin sözle ifadesi güçtür. Kuran-ı Kerim'de Vakıa Suresi'nde Esamne. Doğrusu kesin gerçek budur. Esamne ve innehu lehabgul yakeyn. Bu da Hakka Suresi'nde elli birinci ayatilde, diğeri de buna mümasim. O şüphesiz kesin gerçektir. O da Vakıa suresi doksan beşinci ay celle. Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin Cenabı Harise'ye nasıl sabahladın İsaiye? Mümin olarak deyince her şeyin bir hakikati vardır. Mümin oluşuğun hakikati nedir dediğindeki vermiş olduğu cevaptır yakîn. Halise ise radiyallahu anh dünyadan uzaklaştım. Geceleri uykusuz gündüzleri susuz geçirdim. Artık Rabbimin arşına açıkça bakıyor.
Cennetliklerin nasıl ziyaretleştiklerini ve cehennemliklerin nasıl bağırıp çağırdıklarını görür gibiyim. Efendimiz bu söz üzerine Sallivanselsem marifete ezdin, bildin gereğini yap buyurur. Zaten biz ne demiştik? Yakin hususunda ancak marifet ehli kimselerin bildiği ve yaşadığı bir husustur. Biz burada biraz daha mevzuyu açarsak, biraz daha Hasan-ı Basri Rahmetullahi Ali Hazretleri bakın ne buyuruyor. Cennet yakin ile talep edildi. Ne demek bu? Cennete giriş bile yakin. İlim, ilimde olduğu gibi imanda tasdik halidir. Cehennemden yakin sayesinde kaçıldı. Farzlar yakin ile eda edildi. Çünkü saatlerin, Allah'ımız korusun, yüze çarpılma durumu da hadisi şerifte geçer. Ve hak uğrunda yakin ile sabır gösterildi demiştir.
Biraz daha açacak olursak, kişinin yakinle su ve ateş üzerinde yürüyebileceğini, onlar katında belanın nimete, nimetin de belaya dönüşebileceğini, yakin dervişte bu şekilde belireceği ifade edilmiştir. Yakyin ile ibadet arasında da bir bağ kurulmuştur. Bunda Veysel Karani rahmetullah Ali Altı yüz elli yedi yılındadır İti Ali. Yakyin olmadan Allah'a ne kadar ibadet ederse edilsin kabul olmayacağını söylemiştir. Bak ümitlerimiz kırılmasın, ceht edelim, aht edelim, gayret gösterelim. Böyle büyüklerimiz buyururdu ya biz demiyoruz, Rumlardan duydu mu atması benden değmez senden. Bu böyle şekilde değil. Gözü bakarken boşa bakmamak ibretle, her şeyde dolu geçirebilmek, altını boş bırakmamak, yemek yerken de kimin verdiğini bilerek zaten kaybettiğimiz yerler. İnşallah kazanırız. Nasıl yakin sahibi olunabilir diye sorulduğunda senin için ihtiyar ettiği şeye gönülden razı olacak.
Allah senin için ne takdir ettiyse ona gönülden razı olmak, kendini tamamıyla ona ibadet etmeye vermek, iş güç ne olacak? İmamı Rabbani Hazretleri'nden, Hades Allah Resulü'ne her zaman diyoruz, rızkımız helal olsun, Allah'ın yolunda harcayalım niyeti bu. Şimdi kurban geliyor. Bu kurban sayesinde mesela bizim derneğimiz, bilinen derneğimiz çalışmaya başladılar. Bize hedef koydular. Buna ulaşmak için buradan bir nasibimizin olması, bütün hayırlı hizmetler veren ama kendi, sizin için. Kendini tamamıyla ona ibadet etmeye vermek, diğer bir şeyle meşgul olmamak suretiyle şeklinde cevap vermiştir. Yakin ve Rıza arasındaki bağlantının önemine vurgu yaparak yakini bilgi sayesinde ibadetin halis olacağına ve ibadet için huşunun, ibadeti yalnız ona has kılmanın zorunda olacağına dikkat çekmiştir. Bu hayatınıza yön verir. Onun için tekrar söylüyorum, bunlarda yoğunlaşalım.
Biz burada bir nutuk atmak için değiliz. Zaten Allah'ımızın en aciz bir kul olarak duanıza mazhar olur muyuz diye karşınızdayız. Bir nutuk atmak değil bu. Ne olur büyüklerimizin söylediği minval üzere nasıl yürüyebiliriz diye çırpınıyoruz, sizden dua bekliyoruz. Veysel Karani rahmetullah aleyh yakin ve rıza arasındaki bağlantının önemine vurgu yaparak, yapini bilgi sayesinde ibadetin halis olacağına ve halis ibadet için de huşunun, Rabbimize karşı saygının, ibadeti yalnız ona has kılmanın zorunlu olacağına dikkat çekmiştir. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.