Maneviyatın Derinliği ve Kalp Safiyeti kaydında Ali Kerremallahu ve Çepenimizin mübarek bir sözü var Zaten müstesna Ali Kerremallahu veche Efendimiz Nebiyy-i Ekrem Efendimizin SVT. Çok ikram buyurduğu DAMADI MUHAMMEDİ Bir kere söylemiş olduğu söz Kuran Azimüşşandan ve Ahadisi Muhammediye'den muhtemez sözlerdir. Çünkü ilmin şehri aleyhüssalatü vesselam efendimiz olunca kapısı da Ali…
Maneviyatın Derinliği ve Kalp Safiyeti ne anlatıyor?
Maneviyatın Derinliği ve Kalp Safiyeti kaydında Ali Kerremallahu ve Çepenimizin mübarek bir sözü var Zaten müstesna Ali Kerremallahu veche Efendimiz Nebiyy-i Ekrem Efendimizin SVT. Çok ikram buyurduğu DAMADI MUHAMMEDİ Bir kere söylemiş olduğu söz Kuran Azimüşşandan ve Ahadisi Muhammediye'den muhtemez sözlerdir. Çünkü ilmin şehri aleyhüssalatü vesselam efendimiz olunca kapısı da Ali…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ali Kerremallahu ve Çepenimizin mübarek bir sözü var Zaten müstesna Ali Kerremallahu veche Efendimiz Nebiyy-i Ekrem Efendimizin SVT. Çok ikram buyurduğu DAMADI MUHAMMEDİ Bir kere söylemiş olduğu söz Kuran Azimüşşandan ve Ahadisi Muhammediye'den muhtemez sözlerdir. Çünkü ilmin şehri aleyhüssalatü vesselam efendimiz olunca kapısı da Ali buyuruyor a. Bu muazzam bir söz ilmin ben şehriyim Ali de r. A kapısıdır buyuruyor. Bir defasında soruldu İbni Abbas RAVTTTTTTTT. T.' ın ilmi nasıldır? O da şu misali verdi. Dedi ki siz büyük bir deniz düşünün, çok büyük bir deniz. O denize böyle bir şişe, ona su doldurursa o şede ki su bizim ilmimizdir diğeri ise Ali r. A.' ın ilmidir Hem gönlüne, hem beynine, Allah'ımızın lütfetmiş olduğu bir ilimdir. Onun tarifi yok, sonu yok zaten. Çünkü Vessiat ilmi kulle şey Allah'ımızın ilmi her şeyi kuşatmıştır esanı Onun ilmini hiçbir şeye kuşatamaz. Tarifi yok.
Biz o noktalarda olmadığımız için bunu çıkaramayız. Çünkü bunun da kendi arasında aşamaları var. Mesela İmam-ı Azam rahmetullahali hazretleri bir söz söylüyor bunu münakaşasında yaparlar. İşte iki sene olmasaydı imam helakteydi. Nasıl olur da İmam-ı Azam rahmetullahi helake gider bu mümkün mü? Çünkü bir meselede sıkıntıya düşülecek olsa hemen Kuran-ı Azimüşşan'ı hatmediyor, zühtü, takvası tarif edilmez. İki sürü birbirine karışmıştı da sonra ayırdılar sürüleri, ayırdılar bu artık onun verasını gösteriyor helalde bile riayetini gösteriyor bir çobanı çağırdı dedi ki bir koyunun ömrü ne kadardır altı senemi yaşar yedi senemi yaşar ne kadar yaşar belli bir tarih verdi O tarihe kadar koyun eti yemedi Haydi dedi karışan sürülerin içerisinden biri diğerine geçebilir dedi. Geçmiş olabilir. Böyle zühtü takvası olan bir kimse tarifi yok onun.
Ehlullah hakkında böyle bir beyanda bulunulmaz çünkü her nefesi Onun terakkidir, gelişmedir. Bu insanlar hakkında da öldü. Mesela adam yirmi sene önde bir hata işlemiş her zaman o göz önüne getirilmez haydi o hata işlediği anda şöyle çok az bir müddet de olsa kalkmış bu secdeye kapanmış, gözyaşlarını dökmüş, Rabbimize iftiharını, yokluğunu ifade etmiş, acziyetini ifade etmiş. Öyle bir dönüş dönmüş ki, tam manasıyla dönüşü sağlamışsa biz çok büyük hatalara düşeriz. Çok uzun gider. Mesela işlemiş olduğu hatadan dolayı yaptığı tövbelerle altmışın üzerinde evliyaullah sayarlar. ALLAH'ın velilerini sayarlar. Ama tam dönmüş. Cenabı Hak burda iki şeye kulunun nazar buyuruyor. Birisi niyetine, cenab-ı Hak o kimsenin niyetine ondan sonra ihlasına, niyeti çok temiz! Hiç dürüst götürmüyor bu. İkinci olarak ihlası, samimiyeti önemlidir. Zaten Rabbimizin taatleri kabul etme yönü de budur.
Kuran-ı Kerim'de günümüz Cenab-ı Hakk muttakilerden kabul buyuruyor. Biz burayı kaybetmeyeceğiz. Çünkü taatleri ancak muttakilerden buyurulunca biz o takva, o Cenabı Hakk'ın korkusunu taşıyacak bir gönle sahip miyiz? Bunun tarifi yok. Takva'nın tarifini yapamazsınız Allah'ın Rasulu bile. S. V. Mübarek yedi saadetleriyle gönüllerini işaret etti. Diye mübarek kalbi saadetlerini işaretle olurdu. Gördüm. O gönülde olur. Bunların hepsinin hülasası şu çok şükür elhamdülillah evradımız da var, ezkarımız da var. Burda gördüğüm kadarıyla o bizim gibi insanlara dağdan gelmiş, bayırdan gelmiş, şuradan gelmiş, buradan gelmiş kimselere Efendimizin yaptığı sohbetin içerisinde öyle bir esaslara temas etmiş ki, tarifi yok. Evet, bizim gibi, çiftçiye konuşmuş, Türkiye konuşmuş, ne olursa olsun ama işaret ettiği noktalar var.
Bundan dolayı diyoruz ki bir kardeşimiz de anlatıyor o sesini diyor böyle cızırtı çıkardığını gördüğünüz o bantlar var ya diyor eskimiş o bantlar dinleyin diyor. Tanımaz etmez efendimizi. Bazı gönül sıkıntısı çeken kimselere dinleyin derim diyor. Dinleyin efendi hazretlerinde sıkıntınız kalmaz diye. Bunun yanında çok güzel eser olarak da hazırlamışlar bunların içinde geçiyor. Biz buraları nasıl kaybetmişiz çok düşünüyorum. Bak hiçbir şey saymayın bizi, engeli'de otururdum, kaydettiğim hususlardan birisi su, fenafillahı anlatıyor, beka fillaha anlatıyor. Bak bunu defalarca dinledik biz. Çok güzel, efendimizden anlatılıyor. İşte yolda geliyordum düşmüştüm, düştüğümü haber verdi ordan ben şu işi yapacam bunları geçelim Efendimiz bu değil bizim. Evet onlardan keramet seller gibi akar bu fazilet değildir. Yani keramet bir velinin üstünlüğü değildir. Ama keramet de onlardan zuhur eder.
Ne kerametlerini düşünüyorum şimdi kaçırmışız ALLAH'ım! Bundan sonraki hayatımız olsun, çarkör etme Allah'ım. Efendimizin o sohbetlerini en azından okuyarak, kitaplarını mütalaa ederek diyorum kendimize bir esas çizelim. Geçen velilerin kendi arasında konuştuğu çok mühim bir söz var. Aklımızı nefse esir etmemek. Efendimizin şiirinin içerisinde bulduk biz onu. Tanıyamamışız. Tanısat bile tanıyamamışız. Teselli etmiş kendimizi, teselli etmişiz klişe birkaç sözle Allah gölgelerini üstümüzden kesmez. Klişe bir söz bu yani. Bunun altını doldurmamız lazım. O bize en büyük bir nimet, onlar bize en büyük bir nimet istifade etmemiz lazım. E arkada otururdum ne söylerdi? Fenafillah beka billah işaret edecek sözler söylüyordu. Mesela Mevla anamızın bir sözü var bir de büyüklerimizin konuştuğu sözler hep birbirlerini tamamlar aynıdır.
Değişik tarzda ifade ederler ama hep aynı noktadır çünkü oraları yakalamış daha yeni biz gelirken sevgili bir kardeşimizle dedim ki Sami Bende hazretleri gençliğinde Müşahede makamı gönlünde hiçbir perde yok Daha gençliğinde yakalanmış bunu. Hem de işini gücünü her şeyini helal olsun diye bizzat bedenen çalışmış. Öyle işlerimiz yok, üstlerimiz yok. Bunlar hep bahane. İmam Rabbani hazretleri, su sözü ile kapatmıyor. Diyor ki bir müridin zikri daim içerisinde olması lazım devamlı zikir. Zannediliyor ki işte bir küçük bir oda olacak veya dağın başında şöyle dar bir mekan onun içerisine gideceğiz Allah Allah Allah diyeceğiz bu gelir hatırlarımıza Addimamı Rabbani buyuruyor ki, haddisallahu Sırra, sizin dünya işlerinizi de dinimizin ölçüleri içerisinde götürmeniz zikri daimdir. Zikri daimi Allah'ın Rasulü ne güzel haber verdi sallallahu teala aleyhi ve sellem.
Bir sefer dönüşüydü, döndüler seferde. Adet-i Muhammediyeleri Ashab-ı bizim efendilerimizle musafaha buyuruyordu. Hz. Muaz'a sıra geldi. Böyle musafaha giderken ellerinin sertliğini görüntüler çalışmaktan dolayı nasırlaşmış, el kabarmış. Buyurdular ki: Allah ve Rasulü çalışmaktan kabaran eli sever. İşte zikri daim. Bizi ne aldatmış acaba böyle, ne aldatmış? Olsun halbuki ne güzel devlerimiz de güzel barklarımız da güzel her türlü imkanımız var şu boş sözleri terk edebilsek manası yok yok. Yani o konuşmanın hiçbir manası yok zaten. Manalı olan sözde bile israf yapmadıklarına göre öyle bir yol ki, malayani boş söz zaten, mayani gerekli bir söz bunda bile israfa kaçmamışlar.
Derin bir vukufiyetle bu, bu nasıl olacak deyince, bu nasıl olacak aldığımız evrad mı ezkar mı olacak Bu Rabıta'yı neden oturtturamadık biz Burda Rabıta Risalesi var Mesela suyu bakar Bir yirmi göstereyim o arkada oturduğunda neydi? O oturduğundaki anlatmak için bize yirmi dört saat ister. Dedim ya büyüklerimizin hep sözleri birbirlerini destekler diye Mevlana'mızın sözü, ete kemiğe büründür, Yunus diye göründü. Esadi Ebbili hazretlerinin bir heyula var diyor. Dünyada diyor böyle bana es'at demeleri için et, kan, kemikten ibaret bir vücudum var diyor.
İşte suyu suya, havayı, havayı, ateşe ateşe kendimizde Mevla belinde öyle olsa ne dedi okuduk halde ne sıkıntı kaldı Hiçbir şeyimiz kalmaz hep elimizde bak bu hepimizin evinde bulunacak olan Esad El-BİL Hazretlerini Hepimizde var ALLAHAALLAH Hepimizde var Hayatımızı yön veriyor bak şurada kısa bir yer okusam o rabıta hakkında soruyorum Rabıta bize biraz izah etti Rabıta'yı biraz izah et okursak bunları geri güzeldir ondan sonra içinden çıkamadığınız hususları söylerler Bel kemiği tarikat-ı aliyede en önemli olan rabıtadır. Bir yer bulsam da söyleserim. Evliyaullah'ın ruhaniyetlerinin cismaniyetlerine galip olması sebebiyle zaten cismaniyeti de ruhaniyet onun. Tayy mekan yapıyor bir evliyaullah. Yerden, diğer bir yerde bulunabilme, bu tasavvuf kitaplarında geçer, kendimi söylemiyorum. Onun cismi ruhlaşmasa onu yapabilir mi?
Birçok suretlerde görünürler, onların tasarruf ve kerametleri hayatlarında ve mematlarından sonra da devam eder. İmam-ı Gazali adavi zikir. Boşuna hücum edilmiyor İmam-ı Gazali'ye Rahmetü'l Vali. Allah'ın sevgili bir kulu, ilimde müstesna olduğu gibi, gülfanda da müstesna. Zikre mahsus risalesinde diyor ki, terbiye etmek suretiyle kötü ahlakını atıp onun yerine güzel ahlakı yerleştirmesi için salikin, salik ne demek inşallah işleyeceğiz Allah'ınızı lütfederse, mürşid ve mürebbi bir şeyin terbiyesine girmesi şarttır. Bahçeye girdiğimizdeki ağaç bile bunu gösteriyor bize, söylüyor yani oradaki ağaç da söylüyor, bağının çubuğu da söylüyor, ayağımızı bastığımız tarla da söylüyor. Ben diyor bir terbiyeden geçiyorum, kendine dikkat et diyor bize. O basıp geçtiğimiz toprak bunu söylüyor. Ben diyor terbiye olmasam sürülmesem yerine göre o toprağın havalandırılması var. Bölgelere göre değişir.
Yani bir kilometre ötedeki toprak da değişir, derim de memleketimiz olduğu için diyemiyorum, gerek yok. Neredeyse iki ürün verecek şekilde yılda, öyle de topraklarımız var yani şu memlekette yani bunlar çiftçi bu sene rahat derken bizim gönlümüzdeki hayatın rahatlığını da düşünmemiz için o toprak bize büyük defter veriyor. Ne izahlarda bulunuluyor. Yani bir ağaç dahi terbiyeden geçiyor. Biz bağ çubuklarını eğer budamazsak odun olur onun gibi işte ALLAH korusun bizim kötü uyarımız budanmasa halimiz harapdır. Kelamı çoğalırsa kişinin hatası da çoğalır. Hatası çoğalanın utanma tutkusu da kalmaz.
Ve hayası azalırsa Allah'ın korkusu da kalmaz ve ve ve ve ve ve ve ve ve ve ve ve ve ve ve kalb öldüğü zaman da Allah korusun Dehalenna'l dirilmesin Cenab-ı Hakk ateşe girer buyuruyor buradaki salik konusu onu da işlememiz gerekiyordu biz Sufi nedir üzerinde durmaya çalıştık Mürid nedir Müridi tarif edemedik üstadımız gitti de böyle medreselerde Risaleyi şeyi mi okudum? Bir söz söyledi, işte üzüldüğüm noktanın hepsi bu. Efendimizin bu yönlerini neden yakalayamadık diyorum. Neden yakalayamadık? Bak, söylediği sözü Risale-i Şerhi'nde bu buyurur. O zaman hayret ediyorum kendi kendime. İşte bir mürid, olabilmek için yirmi sene amel defterine günah düşürmeyecek diye derdim kendi kendime bizim günde en az yirmi düşüyor Ya Rabbi Yirmi yıl Hep buralarda bulduk. Salik dendiği zaman Sami ve Nü hazretleri mürit tabiri de kullanmamış zaten. Derviş tabirini de kullanmamışlar. Salik demiş.
Yani bir mübarek yola giren manasına bunu kullanmışlar. Yalnız Esad Erbili Hazretleri kullanıyor. Bir müridi için kullanmış. Cide Müftüsü Hüseyin efendi için, ona bir kuzunun koyuna tabi olduğu gibi Hüseyin bize tabi çok riayet eder diye tabi olduğu hakikate kimselerdir tabi onu söylüyor. Şurayla da olsun tamamlayalım Yegur'n eşşeyh Sehl bin Abdullah epbüsteri Rahmetullah Ali Hazretleri buyuruyor Çok güzel ama Kalbin Safiyetini temin eden şunlardır diyor ve kesretü dua ve tadarruu. Bu gelişin üzere elimizi kaldırıp Ya Rab demek değilim pazarlığı. Bu gönülde olur. Harpte olur. Her zaman da yapamaz onu, bir mübarek yolun müdavini olan her zaman da yapamaz. Mesela, biz deriz ki bize dua etseniz Allah'ımız duam saadeti verirse eğer o burada ayrı bir konu biz nasıl içine girdik bilmiyorum.
Bize düşen dedim ya üstadımızın eserlerine niye bakalım diğer kıymetli eserlere de bakılır orda hepsini buluruz ne demek istediklerini ne buyuruyorlar güzel güzel dikkat ederiz inşallah Çokça dua etmek çokça Çünkü Kuran-ı Azimüşşan'da Onlar ibadet ve taatteki gafletten de kurtularak ellerini Cenab-ı Hakk'a açmışlar, gönülleriyle beraber, hadleri ile beraber. Ve KESELTUZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZ Ve gilletü demk Yapamazlar Böyle bir tebessüm Onlarda zuhur eden bir tebessüm Ve gilletü ke kelam Siz söz de gitmiyordur hep hayırlı kelamlar konuşuyordur. Ilme ve ibadete muhabbetleri var gönüllerinde. Ve bu oldu dünya, dünyaya hiç meyilleri yok gönüllerinde ama çöpçe çalışırlar, yorulurlar. Terlerler. Fakat kalplerine hiçbir onun sevgisi girmez. Neden gireceğim Şurada karanlığı arasak bulmamız mümkün değil her taraf aydınlık niye?
Lambalar yanıyor onun bir kere letaif lambası yanmış benim de zikretti O bir letaif velayetin işaretidir o zikirle olmaz o Ümidimiz kesilmesin. Patliyen ümidimiz kesilmesin. O kan fikrinin kendi arasında bin tane perdesi var. Onu bazen bu yolun sariki yakalar. Vak üstünde durmadığımız için buna nail olamıyoruz. Mesela ilk devrelerinde kalbindeki o ateş gönlünde öyle bir sürur meydana getirir düşünceler ki böyle dış işlerine niye hiç iltifat olmaz. Hep böyle yalnız mekanları ister. Sonra hayırlı insanları arz eder. Keşke der onların yanlarında olsam Kuran-ı Kerim'e düşer. Böyle hep hayırlı yerler ister. Bunu devam ettirmediğimiz için böyle geri kaldık işte. Bak çiftçisiniz, siz bizden çok iyi bilirsiniz. Ettiğimiz ekinler, o meyveler. Bir müddet bakımını terk edelim, ne oluyor onlar?
O yemyeşil, o fasulyesidir, o ne bileyim nohududur, dalında olan elma diyelim, sulamasını bıraktığımızda küçülmeye başlıyor, karışıyor, sararıyor ve içine kurt düşüp yok oluyor. Ha böyle olmayalım diyorum, böyle olmayalım. O ilk girdiğimizdeki neşeyi bir devam ettirebilseydik neler olacak Bu zor değil Nefsimiz ne kadar azmış ki bizim Yani buna yol açmayacağız Bunu Ailesi-i İslami hazretleri Cenab-ı Hakk'a arzu etti. Cenab-ı Hakk'a o pazarlığı ve niyaz sahibi olduğu için dedi ki Ya Rab! Mittakiler Sana nasıl nail oluyor? Nefsani arzularını terk ediyorlar. Ona hiç kapı açmıyorlar zerre kadar. Biz evimize soğuk gelecek diye üç beş kapıdan giriliyor bir eve nerdeyse. Soğuk gelir diye. Bu nefsani arzu ve isteklerin soğukları girmesin diye kalbimizin istiğfarla iyice bir kapısını kapatacağız o muhalif rüzgarların. Tevhidle de kapatacağız. Sallatü selam ile de bilhassa ravide.
Zikrullah ile giremez, mümkün değil. Aralık buluyor da ondan giriyor. Aralık buluyor. Zayıf noktayı mel'un çok iyi tespit ediyor. Bunun için Cenabı hak bize En zayıf nokta şehevi nokta orayı dövüyor. Duyun. Bu muharebelerden ne de görürsünüz kalalar olur eğer düşman zayıf kalada bir yer görürse diyelim ki bir pencere kenarı oradaki, oradaki taşın şöyle bir zatiyetin şöyle bir ayrılma gibi bir şey olsa orayı döver. Orayı döver, ordan içeri girmeye çalışır. Şeytan bize en çok bu noktadan yaklaşmaya çalışır. İki noktadan yaklaşır diye Tonbakla Ameli Bendi anlatırdı. Bak onu çok dinlerim. Tonbakla Hacı Ameli Bendi'nin iki nasihatinden inden biri Şeytan diyordu ihvana bir kötü duygular sebebiyle giriyor o hayvani, şehevi, bir de efendisini gözüne kötü gösteriyor dedi. O bizim işimiz değil. Bu nefis dersinde üst ağzımızda zikretmiş. Biraz üst geçilen derstir.
Böyle ders aldığı kimseyi çok kötü kıstı. Şunu niye şöyle etti? Bunu niye böyle etti? Hatta ileri gider beriyoruz demeye başlar. Sen ne diyorsun? Bu yol erebilir. Allah'ımız bu yolu Muhammed Bahaeddin Şahı Nakşibendi kıyamete kadar baki olacağını bizzat ifade buyurdu. Bu ne söz? Bizim Mürşid-i Kamil'imizin ifadelerini ne tez unuttun? Demek ki kalada böyle taşın biraz ayrılmış vaziyet değilse onu döver. Kalbimiz biraz üstadlarımızla münasebeti az bir gevşetecek olursak orayı döverim durmaz ondan sonra girmeyeceğiz ama giremez inşallah. Es'adi Ebbili Hazretleri bizim İhvanımızın semtinden de geçemez buyuruyor. Efendim ve böyle diyorsunuz ama Şeytanın çok aldattığı kimseler var deyince onlar şer'i şerife dikkat etmeyenler ikincisi dünyaya aşevi muhabbeti olan kimseler üçüncüsü konuştuğu bu yolun merdutları. Sağlıklı bir hal zuhur etmez buyuruyor.
Burda Abdullah Eltüsterih hazretleri buyuruyor ki Kalbinizin safiyeti için Yalvarmayı, yakarmayı, duayı çoğaltın bu şöyle olur mesela içinden çıkamadığımız haller olur bazen içinden çıkamadığımız mesela yalvarırız Allah'ınıza istiğfar ederiz tövbeler ederiz bakarız yine atamazsak elimizi kaldırır Ya Rab ne olur yardım etmen ama canlan diyeceğiz Yardım et bize diyeceğiz ki o zaman ilahi nusret inecektir. Ve KESRETÜ ZİKİR çokça Cenab-ı Hakk'da anmak hele bunu devrede biliyorsunuz nasıl insanlarımızın bizim yaşantılarımızı görüyorsunuz ondan dolayı çokça zikretmemiz gerekir. Ve bille tırt dık böyle sen bir şey anlat gülüşülüyor bir o anlatıyor gülüşülüyor Bunlara da hayırlı nasihatlerde bulunmak ve "Billetü'l kelain lüzumlu olan sözü bile uzatmamak ve hubbü'l-ayrin minveelle ibade ilme ve ibadete muhabbet etmek ve bu oldu Dünya'ya meyletmemek. Üle'ye meyletmemek.
Çünkü Allah'ımız ve Habib-i Kibriya'da s. V. Metau Nuru hiçbir değeri yok demek. Yani kirlenmiş paslanmış bir bez parçası kadar bile Cenab-ı Hakk katında değeri yok mu? Bir koyun laşesine benzetmiş Aleyhisselatu vesselam Efendimiz Velletü'l-emel uzun endişelerini terk etme diye ifade edilmiş. Cenab-ı Hakk şefaatlerine mazhar kılsın. Dualarınızla Cenab-ı Hakk bize de salah cümlemize la koyduruz ihsan buyursun. Elhamdulillahi Rabbil Alemin El Fatiha
Kaynak: Genel
Maneviyatın Derinliği ve Kalp Safiyeti | Mihmandar