Maneviyat ve Ruhun Arınması kaydında Bana da alın, dur bana da alın, duydum. Dalga başıma da aldılar. Bir annem üç babam beş altı sene borç, bacaklarını aradık herkes borcunu diyor. Hazırlandık. Babam dedi ki diyor. Herkes kurbanını keserse çok efdal olur. Çok günahkalım Ya Rabbi. Gençimi öksürmek, nefsimi katletmek bizim dinimizde anam. Kendi yerime bu kurbanı kesiyorum…
Maneviyat ve Ruhun Arınması kaydında Bana da alın, dur bana da alın, duydum. Dalga başıma da aldılar. Bir annem üç babam beş altı sene borç, bacaklarını aradık herkes borcunu diyor. Hazırlandık. Babam dedi ki diyor. Herkes kurbanını keserse çok efdal olur. Çok günahkalım Ya Rabbi. Gençimi öksürmek, nefsimi katletmek bizim dinimizde anam. Kendi yerime bu kurbanı kesiyorum…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bana da alın, dur bana da alın, duydum. Dalga başıma da aldılar. Bir annem üç babam beş altı sene borç, bacaklarını aradık herkes borcunu diyor. Hazırlandık. Babam dedi ki diyor. Herkes kurbanını keserse çok efdal olur. Çok günahkalım Ya Rabbi. Gençimi öksürmek, nefsimi katletmek bizim dinimizde anam. Kendi yerime bu kurbanı kesiyorum kabul et Ya Rabbi. Yeyin, düşünün, fasıl diye bir oğlan diyor. Hep boşlarımızı getirmeye a değil, azlığı lülük var, şöyle pislik var oraya kan aksın diye. Kaldı herkes diyor. Abiyim de azdı. Bu oraya niye erdi diyor? Daha mektep paraldesi diyor. Mektepte okur, okulda neler okuyor diyor. Ayaklarını canının üstüne çabası yoktu. Babam dünyada deli dinliyor bavulumun sırrını Allah aşkına Biz anan Efendimiz bahsinden övündik çünkü şeyden, cihan gümbürdürdüden ve evvelde çok gülerdik. Ettiğiniz için bilirim oraları görüşürüm. Evvellikte Mahmur Efendi hocalar.
Halil Efendi'de Efendimiz'in dersini tarif ederse, onun kardeşi Mahmud Efendi iyi kucaibe, icazetli. Kızım bağda sorusunu yap diyor. Namazdan çıkın Sami Ağa benim yanıma geldi, geldi. Dedi ki diyor. Efendim, Sami Efendi diyor. Kendi kitaplarından bir usanç geldi bana diyor. Yani usandır. Kabuk senede okuyor kafam doldu. Ben dedim ki diyor: Sami Efendi kardeşim bizim kitaplarımız kuş dileği herkese anlayamaz Dedim diyor. Ha bir de ben kuş diline çalışayım, deriz diyor. Dedim diyor ve kitabı verdim. Züptefül hakaip, tercüman, tercüması, ayeti defayı kitabını. Bizde de var aynitsan. O kitabı aldı, aldım, aldı diyor benden diyor. Bir hafta sonra kitabı bir yerde baktım gözü ağlıyor. Ne oldu ne kadar güzel mi diyor? Kuş dilinizi anladım. Yani kuş dili olan kitabınızı anladım. Bir mürşid-i kamile intisap etmeyince bu kılmanın çaresi yok olduğunu gördüm.
Bir mürşid olurmuş, ona intisat edilirmiş. Var mı böyle bir mürşid Allah'ını, dinini Muhammed diyor ki evet lan doğru söyle bir mürşid biliyor mu böyle? Vallahi şarküf hani bilmiyorum kardeş. Öyleyse sen bulur da bana haber girmezsen huzur-i ilahiyede iki elim yakanda kalsın. Ben bulur da sana yemezsem senin ellerin benim yakamda kalsın, işte ayrıldık diyor orada diyor. İstanbul'a yine diyor Efendimizin kendi dilinden geçiyor galiba. İstanbul'a gitmiş zabıt olmuşlar orada ve askerliğinin zamanı da şöyle geçince göğshaneli teknesinde iki sene mütemadiyen bin yirmi bir üzüm gelirse yiye yiye kaç erban çıkararak o çeklere durdum diyor bende böyle. Bir üzüm delesi yerdir diyor. Böyle kırk günü bekledi. Defaidlerimiz çalışır diyor. Ellimiz, ruhumuz, sırrımız, kafamız, evhamımız çalışırdık. Ben dışarıya çıktı bu şöyle verirdi. Meğer'le başımızda hep sefer olan kutlu cami olmuş diyor.
Yani cesur tutan bir müşiritamin bir olmuş. Ben diyor köprünün başında dineyiyormuş diyor. Efendi S. Babama haber veriyor. O da diyeni gene bir hoca indi bize sular maydan. İki konumda iki saat diyor. Diyor ki Hacer benimle yanıma gelince gönderin demiş. Dündar tam anımı uçakla diyelde. Esselamu aleykum insanı O gitti hoca geriye bakıyor. Üstad, Hacı Eskadi Erbili, Kutsiasirahu'l-Aziz de veririzmiş. Geliyor mu Oğuzhan Abi? Geliyor mu Oğuzhan Abi? İhvanımın arasında benim yerimi ihraç edecek, kostümü oturtabilecek kimse yok. Geliyor mu o zabit diyor. Bunu babamdan duydum. Geldi demiyor. Beni demiyor. Mektubattan belli oluyor. Geliyor. Ranga bindi mi? Bindi. Gerisinde geliyor. İmdiği yerde indi mi diyor? İmdi efendim. Geliyor, diyorlarmış. Arkadaşları dergahaha girmişler, sen Halvet-i Hanıma geliyorum, Şamir evladımızı getiriyorum. Efendim isminilerden biliyorsunuz.
Bize takdir olan evlatlarımız ilmi ezelinde dertlerimize yazdırmış oluyor. Kader huzuruna atılınca benim kabul ettim, hele yetmedi demiş peder. Senin bizim kabulumuz kültürünü elli sene oluyor. Türk yaşındaydı peder elli sene. Evvel senin kabulunu biliyoruz. Pederin var efkatı Şahit olarak onun evladıdır. Diyor. Yani elli senelik evvel haber veriyor. Efendi Hazretleri huzuruna oturttu beni diyor. İki defa sürdü. Dinine tabiatım diyen diyor. Halatınız olsun diyor. İki senedeki almadığını o iki bahşetti kutbunya yapmadılar. Bir ritim ki diyor Ebu Rüssa Hatteali Hazretleri bildim ki sizi kutbunya başka bir manadır. Yoksa Bayezid-i vesslamavi. Haşer'in ismi yok. Hacı Hüseyin Aksafa iki saat bile atmışlar tek yeri sürüyor filan. Bizim istiğfarlardan üç günde bir haftadan bütün letaifini elde edip ve teslim ettiğimiz arkadaş oldu. Yani bir haftada temizsiz için çift bile kapandığındandır.
Eskiden Haldun ruhu vardı, ruhun ruhu vardı, sırrın hafanın yaklanır, şimdi görünmez diyor kitaplar. Yeni bölünmüyorla şüpheli taam yedirirken bizim ihvanların batına oluyor, görünüyor. Çünkü şu halar için Allah'yla alaka yok, hayızla alaka yok. Kimse devamlı cevabını götürmez. Yani köşeli Allah'a zikrediyor. Allah'ımız efendimizin rızasını rızasını kazanan Zümra-i Ebrara ilha. Hemen. Daha devam ediyoruz. Peygamberde hakikatleri o alanın ihramı oluyor. Burada bazı arkadaşlar var. Halbuki nakşiye etmek, nakşiden sualliye etmek, geçtiye geçmek, gülşani halveti celvetiye geçmek günah zannediyorlar değil. Bak şimdi nereden bir kamil saf yok. Doktorun yediği, reçeteyi, tamam yapıyor, ilacı kullanıyor, ehliyetini yemiyor, has balığı yine geçmiyorsa ve katı doktora geçmeden hiçbir mesuniye ve suç olmadığı gibi geçinebilir hiçbir şey yok. Efendimiz ta albümüş halini bırakıyor.
Hazreti Ali Efendimize geçiyor. Babam üç sene efendimiz Ali dilinde çalışıyor. Şırkı da sağlı Acmen Mehmed Efendi'ni rastlıyordu onu tam bırakıyor. Hacı Salih Efendi'ni yettüverdi. Bunlardan bir şey olmaz. Böyle tereddütle yaşama iyi olmaz. Doktoru Kamil yani filan dostluk, diploması neyi yokmuş illa veliyeti. Yapamaz ya sarpa uğradı. Mürşid-i kamil olmanın yetkili yol dumanmış, mürşid-i kamil olanın ayet yolu asalmışmış diyor niyazuma dinliyoruz hem. Onun için mürşid-i kamil'den Allah bizleri ayırmasın. Yaşadım zevke'de hizmet verdim diyor. Hizmet ettiğini gören insan Efendimiz hutbiyete getirsin. Burada bir Deli Mehmet vardı sizin burada. Herhalde tabii ben ırk ikide de gelmiştim fakat çözdüm gencili, gencili mi gelmiştim? Hıkbirde o zaman konuşuyordu ruhvanlarla burada. Havratımız sana haber gönderdi. Bizim bu makamı ihrazuza mana buldu.
Sami hizmetçi de orada o layık değildir ve Allah onun başına musibet vererek hususiyete uğradı. Biz de seni söyle, husnetsin, tövbe ettin. Benim terhime isabet eden hakkım ala allahaısım dedi. Yani haram olsun, öyledir. Onunla salacın ikilerinde, antüflerinde o zat geldi, başlık bir açık ayağı yanına hafif parçalanmış bir efendi. Selamın aleyküm dedi. Ananadan seni gönderdiler değil mi dedi. Sami efendi tasarrufu kuvvetleştirmiş maşallah dedi. Sana dedi ki dedi: Mehmet dedi gusletsin, tövbe etsin, ben hakkımı helal edeyim dedi, değil mi? Dedi. Efendi Hazretleri olmuş diye sürülen beri halen şimdi bir şart olmam için buraya geldim. Bu kanaatiniz olsun. Bir şart olayım, bir şart olayım. Şu kalbim benim de onlar gibi yumuşasın diye gelmiyorsam dizime göz gittik. Ekmek yiyorduk, bir buçuk saat sürdü. Ekmek giymek sohbet ediyorduk. Çözdüktüm. Hadalatımız da buyurdu ki: Ümmet muhtemeldir.
Fiiliz çok geliyor kısa süreli aman bozucu şey yap bir şey olursa gelip orada Adana'da. O bir adamın evi yani camilerden etki aşağıla, hadisiye camisinden doğru istifabesinden Şehadet okuyorum Efendimiz'in dediği aklıma geldi. Yani bütün ihvan baktım serilmeye başlamış sağa sola. Hali bua arz u semayla diyeceğim gelmiyor boğazıma. Hali bu arz u semah. Zor bütün çıkarak tuttum okudum. Birisiyle Kuran okudum. Arkadaşım birisi dedi ki: Vallahi arkadaşım biri selam olmasa söylemeyeceğini vallahi Hazreti Muhammed ' ın selamılar. Hadi Sami Efendi hazretleri geldi. Cemaate selam ula dedi. Ali Konya'da bu halleri biz gördük. Bazı yerden uzun zamandır der ki: Mevlana demiş ki: Konya'dan çok fena değil olmasa ben buraya gelmezdim demiş diye paralar vur yani. Konya'yı paralama anamlar. Geçen Kayserili bütün mağazlarla beraber oturuyorduk.
Vaazlarla müşterinin yanındaydı, birini de çivmişler, lisan tane etmişler, böyle konuştular. Misafiriz bunlar. Tabii, çocuğa çocukluk mağaza da geldi. Onyaliyet dua edelim. Allah onlar gibi bize kuvvetli iman nasip etsin dediler. Nelli diyoruz geçen gün olan bu vakfamız dört köşe yedi iklime bizden hep bizim köylerden yani zarar gören, beşer, bilmem gören arkadaşlardan üzüntü çeken varsa para toplayalım verelim Allah'ın razı olsun yani bizim birümüzde yaşardır bu memleket. Allah razı olsun, Allah mücahededen izahlasa Allah, O kullanmış, mefhibe, yani ismiyle söyleyeyim, Kayser'den Alibe's Sa'da Mustafa Efendi, ben de onu isterim. Efendi bir yere geldi diyor kırk kırk düğmeye taşları, boğazlık kırk diyor. Efendim, bu çuval okusak okuyamadım efendim. Bize verin bunu kandil ediyor. Üstanızı alsam kendi okumaya başladı. Dedi ki diyor, laptop üstanızı alsam Neyse yazmışlar.
Efendim, sabah murakabamda bir erkan geldi. Devlet erkağına yansıyor. Hani götürdüler. Ben posthima mıyım gittiğimi bilmiyorum murakabe alem diyor. Bir meclis kurulmuş Meclis-i Kübra'ydı. Müveyliste Zah-ı Ali'nin sarıldı. Sufani Enbiya Aleyhisselam sizden soruyordu, diyordu ki yerinize kimi vekil olup gelip ahirete ithal edeceksiniz diyordu. Sen de dedin ki Adana'nın Ali Ramazan oğlularından Muhammed Sami yirmi vekil bırakıyorum. Şahidim var mı? İmzanı atan mı? Birini muhafaza edebilir mi? Kendim hiyorum birisi şahit eder mi? Kabul etmezseniz gide müftüsü Gavs-ül Azam oldu. Derecesi Gavs-ül Azam mı kapıda? Onu getirelim de o imzasını attın, demişsiniz. Beni götürenler sizin için getirmiş. Huzur Resulullah'a bana Resulullah gördü. Dedi ki Hacı Hüseyin, Hadiseu'l Sami Ber'in Hacı Eshadi Erbili hazretlerinin makamına, geçmesine şahit olabilir mi imzanı atabilir misin?
Ya Rasulallah istersen gözlerimi basayım, layıktır dedim. İrade benim evimde değildir. Öyle dedim. Bunda, bunda bir şüphe edilecek murak adama başka bir karışıklık bir hal var mı yok mu? Bana malumat verir mi? Evet evet. Aynı vaka oldu görüyor diyor buradan oraya. Aynı vaka oldu imzasının birinde biz artık. Dedi Efendi dansladılar hacaletinden utandığından biz çöpte ağlamıyorlar dedi. Ben laik teyemmme yarabbim diyor. İyi Allah diyor, şimdi düğüne mi oturtacaksın, lan butalar sen onun yanına mı soruyorlar? Çok sorarlar. Hacı San Efendi'ni her şey hak ettin. Bu bu cihanlar şahtan doğmuş güneş gibi. Penceren ona açıyor olsun. Yani pencerenin ona açık olsun. O gelecek reis gelir, yirmi lira. Çünkü güneş bütün bünyeyi ağlayıp değildir. Seni murakaba dersine yetiştirene kadar feyzini verir. O zaman oldu mu? Davutala bir rahip hallolur. Bunun müstek ayırt ediyor.
Yaşadığınız şöyle versek, bilmem ne demek? Rahip hali. Davutala kendini gaip eden ve bir iplik gibi deyince ortadan ayıp olmuş gibi. Yani genel hak diyen masurum hal gibi bir hal olan insanda. Yani rabıta da bazı kardeşlerimiz da olur. Yani olanlar varsa. Bu zaman o mürşidi kamile görmek günahkar olur insan dönemde. Şahin Nakşibend efendimizin müritlerinden bazısı mürşide vermişler. Onun şahsına geldi yine demişti ki: Ben sizi Allah'a kavuşturmak istiyorum da siz yine alem bana mı dönersiniz? Bizden Allah'a geçmek caiz de Allah'tan dile dönmez bir günahkar olursun diyor. Kayıp halini takip et diyor. Nereye geliyorsa oraya gel. Kayıp haline boynunu dikersin, Davut olan böyle kalbini bir ketne müsaade açar. O kalbine dökültüğünü his gidersin. Bak böyle, mistik olarak da haber veriyorum müspet olarak. Şu kadrıkta kemiklerin böyle genişleme başlar. Böyle şişer.
Bağırtır, İhvan, Efendimiz'den sonra dinlerim, Kalani amel Efendi. Benim yanında yeşil ıslak. Efendim, varmaklarım minare gibi fanı açıyor, diyor. Minare gibi. Falanları biz çöp verdik çünkü kanımız haber yeri biz dinleriz. Böyle giyiniş deme olur. Çünkü insan alem-i ekberdir efendim. Alem-i esrar olaraktan yaşamaz. Çünkü bütün mevcudat insanın içine genç olurmuş böyle. O sure-i layık levhunun içerisinde. Bile. Ayak ve halaya kaldırmış insanı, atalım da aşağıda. Camilerin ortasındaki ayna gibi diyorsunuz. Bu ayna gibi olan art yani parladığı zaman yedinci kat sema, arz ve arz ve arz ve mezar gösteriyor. Allah katimizi temiz ne yapmak lazım? Üstad'a, burada, Ahmet efendi, Mehmet efendi, Mustafa efendi, hayır efendi kimden ders aldınsa anlamını aldım. Üç ay, üç ayda bir, üç ayda bir, ayda bir emin ya, yani sen sıkıntı etmeyin, üç ayda bir, varacaksın beş yüz lira sadece celal vermişmiş.
Diyeceksin ki efendim, o doyup ondan doyamıyorum. Çünkü bir beş yüz lira sadece var, bir odun gibi tencereyi tarlatır. Yanına bir gün daha din yayılsın, bütün odun yanırsa ısınır. Bir dava alıştığımı, bir daha alacaksın, dört odununu bir araya yazdır mı kalbin ısınır diye ince, ısınır. Ondan sonra hazırımız gelin buyurdular. Hazırınız olsun ben asker kenarı dedi. Hele senin altında beş bin laf Said gelen okumadan yaptığın mafir değildir dedi. Değildi dedi. Ben size Ebubekir kertanının dediğini bilmiyorum dedi. Yani iki bin edersiniz biri Allah'ın olmayan müridim olmasın demiş dedi. Ben bilmiyorum İhvan'ıma dedi. İhtah Hanım'a azdığımız ben sussun yahu yahu dedim. Olsun yahu. Askeriyeye geçen meftif geliyor. Kanı hakkınız olsun. Diyor ki Efendi Hazretleri liste halinde şu on yedi kişi ders aldılar, derslerimi okumuyorlar. Deftilerimi mi okuarlar mı diyor.
Şaka ve dersleri bir yalan söyleme. İsminiz geldi, dersimi okumayalım deyince Şimdi istihcara tamam oldu, g'sine aldı. Demediler efendim ders olarak? Yüz on bin üstü var dediler. Yüz on bin Allah'ımm ve sellem'e özledim. Ondan sonra efendim ayetel kürsum ettiler. Elhamm ettiler. Ayetel kürsum ettiler. Indir ile yapmayı emrettiler. Sabah namazından sonra yapacak olursa seferde orucunu tutmayıp da sonra tutmanın arasında orucu vaktinde tutmayla onun haricinde tutmanın arasında ne kadar fazilet varsa şakayla ders okumayla güneş dedikten sonra okumanın arasında bu kadar patlar. Anladınız mı? Yani ders olur. İmirü'l-Celal'da caiz, yani olur. Lakin şaharla Halid-i Zülcelal nida buyuruyor yine yeryüzündeki ünşanlara istiğfar eden yok mu buna ana af verelim. Rızıktan bunanan yok mu rızık verelim.
Arzu eden füyuzat-ı ilahiye isteyen yok mu göndereyim diyor hacet kapıları açıp bütün ihvan taklid edeceğim ederse hepsi o zamanda boyun bükmüş, beraber ders okuyorlar, şeyhleriyle beraber geliyorlar. Sen yatağı da göbeğin gün devirdene kadar durur, ondan sonra da ben tarikattayım ders okuyorum diyerekten bu sana bir faide temin etmez ve gidemez. Üstat birisi diyor efendim, azim diyor, efendim çalışır mı? Şimdi çalışmıyor diyor. Yirmi dört saatin yedi, tövbe, on iki saat gündüzün yedi saati huzurla gider geçer de, beş saattir huzursuz geçerse o çarkı o su gönderir ve faizleriniz geçmeye başlar. Yok beş saat huzurlu geçse de yedi saat huzursuz geçse gazinizden zikir beklemeyen, had zikretmez o zaman diyor efendi. Çünkü biz ders fark etmeyle meşgul olduğumuz için herkesi ayrı ayrı konuşuyoruz. Ondan efendiden alıp yine efendinin sözünü sizlere bahsediyoruz. Allah kabul etsin.
Şimdi, gelen piran-i nizam ahirette ihya eden piran-i nizam Efendimiz'in ruhuna gönderdim diyor. Edayi geliyor diyor. Nahşediyor diyor. Nasıl bir ile bir de dese, samimi olarak gönderiyor. Gönderdikten sonra vazifeyi yeni geliyor. Bu onlara, onların ruhaniyetini seninle alakalandırman için oluyor ve sana yeni başlıyor. Ölüm rahatası yapacaksınız diyor. Rahatlarım ne biçim? Ölüm tefekkürüm. Öleceğim ya Rabbi. Bu binalardan, bu varlıktan, bu evlatten, bu servetten, bu devletten ayrılacağım ya Rabbi. Bu kelepçe. Çünkü Alem yervaktan annemin vasfına naklettim. Babamın sulhündeydim. Babamın oradan anneme naklettim. Orada Anozağalarımız tamam oldu dokuz ay, dokuz gün, dokuz saat, ne diye daha ne diye daha ileriye geçer. Yani normal olarak pek sarı dokuz gün, dokuz saat böyle geliyor. O zaman ağız ağaların tamamı oldu ya çıkıyor.
Ağızdan eğer bir yerin noksan çıktıysa şu kulak yoksa bir daha bu kulağı icat etmenin imkanı yok. Çünkü kulaksız geldiyse kulaksız. Dürüstsüz söyleyemiyorsan ağrısın. Ahlaksın. Hiçbir doktor akaz olan kimseyi kavuşturamaz. Çünkü o vakında olacağıdır. Bakma geriye dön desen hiç kimse dönmez. Yani dönemez. Derdir ve oradaki emdiği böceğin emdiği sarı suyu emdiysen bir tane içdiysen istifa eder. Yani istifa eder. Bir daha oraya dünyevi imtihan yok. Maasaları tamam çıkacak. Ağza tamam çıktıysa çıktı, çıkmadıysa ağza-yı icadın imkanı yok. Bu dünyadan ve ahirette nakledeceksiniz. Burada ağza olan imanın şartı Alzayı burada yetinmeden imanın şartını yetinmeden öldüyse bir daha daha yüzde imanlı olmanın hiçbir imkanı yok. Yani hiç imkanı yok. Burada ille imanlı gideceksin. Alzaların tamamı olacak. Bunu tamam yemediğin zaman büyürsün. Allah devam ettirsin inşallah.
Öyle olunca bu dünyadan ayırmak asiri kaydı değil, buradan ahirette imanlı ayırmak, yani iman nasıl olacak mı olmayacak mı diyeceksin. Büyük bir kederle bünye muhabbetini kalpten sövücü ölümü çok zikredin buyuruyor Peygamberimiz Bu dersler çok mühimdir arkadaşlar. Bir de gönlün tefekkürü giyim olmadığı zaman buraya rabıta girmez, fikir girmez, feyiz girmez. Çünkü sulh çıkar. Padişah konmaz seraya olmadan, dost gelecek kondurmaya. O dostun oraya konması için buranın temiz, bunun da tahvili, bunun temizlenmesi, ölümü tefekkürle olacak. Bir, ölümden genç, öldüm. İnşallah cümlemize iman nasip olacak. Allah imanı kamiden ayırmaya. Şimdi gördüğün zaman dalga gireceksin. Kabirin darlığı kaide değil o da geçer. O da geçer. Onun şun darlığı kaide değil o da geçer.
Oranın en zor kaygısı İki melek gelir çınarlar gibi, özleri yalvardar şimşaklar gibi, birisi şu an sorar gök güller gibi, dünya döner bir gün hala fan olur, Münker nesil gelir, çok bir laf olur. Buraya şu anı verebilecek miyim cevabı veremeyecek, kaygısını düşünürken, düşünürken buraya dert edeceksin, Rabia'nın dert ettiği gibi. Rabia'nın içerisinde yara olduğu gibi, evlenmeye insan bulamadığı gibi buraya yara edeceksin, bu derdi dinleyeceksin, dünya muhabbeti kalmayacak. Kalırsa ne onu? Hupluk dünya felsefili hakim denir. Yeni günahın başı dünya muhabbetten doğar. Onun için dünya muhabbetini ancak bununla tahlil edip çıkaracaksın. Daha bununla kalı, yok, kabirden kalktın şimdi, kaldırıyorlar. Orada da durma, kalkacaksın, gideceksin, yolcusunuz, nereye gidiyorsun mahşer yerine?
Kabirden kalkan on dört suratta bakar, senin canlılar bile yazar kabirden onurlu kalkar insan, ilmi maymun sığ babında eleman. Yani on dört ya da on iki on bir tanesi hayvan suratında. Şuyanini hiç getiremiyorum. Din gardaşımla barışamayayım, devlet suratında. Tamam şu hiç doymayayım karında suratında. Bir surat veriliyor hayvan suratından. Allah vermesin kurban olayım. Amin. İmanlı olanların da şanlıları ayın on gözü gibi parlar. Allah öyle bakanlardan etsin. Amin. Bunu da derin derin düşünürsün. Mahşer yerine geçer. Mahşer yerine vardır mı? Gösterler ne diyor şimdi? Ayrıca defterimi lakin anlatırsın gelecek. İçinde ne yazılı? Her şey yazılı. Oh dediğinde yazılı, çuh dediğinde yazılı, vah dediğinde yazılı. Her şey yazılı. Neye dedin bunu? Benim için oh dedin. Benim için düştüler hep yandı, senin dükkanın yanmadı fikre.
Elhamdülillah demişim böyle, yedinin yandığına razı olmuş gibi olmuş harpim, kendi tükermü gaymış gibi olduğundan Elhamdülillah dediğimin günahına otuz senedir tövbe ederim diyor. Ondan sonra onlara iştirak edeyim diye dükkanı fukaralara yağma etmiş ona. Benimki yandı, benimki kalmasın diye fakirler arasında dağıtmış. Dağıttığı halka tövbelermiş olsun. Allah Defterim sağdan mı gelir, soldan mı gelir, arkamdan mı verilir? Bekleme. Bunu da böyle bir iddia. Düşündükten sonra mizana geçersin. Mizan-ı adalak kurulur, sevap günah da artırır. Hacıbe günahım mı ağır gelecek ulan? Sevabım mı ağır gelecek? Mizanın sağında iki cihan güneşi Muhammed Mustafa'ya oturur. Dağıtını iten şeytan sonunda bekliyor. Bekliyor. Günaha ağır geldi mi kebanından aranıyor malum. Şeytan kepleniyor. Böyle bir kaide kedep. Bunu da böyle indirdikten sonra, üç yüz yirmi iki insan iki fırkaya ayrılıyor.
Birisi cennet fırtınası, birisi cehennem fırtınası, birisi Muhammed, Peygamberler fırkası, birisi şeytan fırkası. Ya Rabbi yani şeytan fırkasından ne edeceksin? Şeytan fırkasından mı olacağım yoksa Sultanı enbiya Muhammed musallah sallallahu aleyhi ve sellem bilemediğimiz dertlerimizmiş bunlar. Şöhretiyetin delil bunu da düşüneceğiz. Ondan sonra Rabıta-i Mürşite geçeceğiz. Rabıta-i Mürşit deyince çok kahin insaf, çok kafirin mümin olamadığı görünce dirilmeyi inkar ettiği için kafir kaldılar. Her şeye inandılar, görürsek dirilmez diyorlar. İşte ağaca, güç gelirler karşı. Cevap verdi. Bu insanların çoğuna rabıtanın yapıştıramadığındanymış. Amin hemen koca koca bu lemadan insan edemeyenleri. Ne diye? Kuldanistiyorlarmış efendim, diye. Burayı bir yapıştırmaya çalışalım inşallah. Rabıta efendim, mürşid-i kamile olur rabıta, yalnız o da muhakkak bir zaman için olur.
Dinleyelim, ayet-i celileleri dinleyelim. Bismillah. Şimdi olmadığı için noksan geliyor. Yukardan geliyor ya, beraber olun buyuruyor. Halık-ı cellağınız. Ayet-i celîle yukarıdan gelir ya farklı olduğu gibi söylüyorum. Sadak Allah'ın Azze ve Celle. Ey şerefli imanla şerefli yahut olan kullarım Allah'tan korkun, vesile ittihaz edin, dünyanın zızzına nasıl vesile hazırlığımız, mağarada açıyorsunuz. Sanatınız var, memuriyetiniz var, mühendisliğiniz var, resullüğünüz var, hocalığınız var, ağzınız var, mürübiliğiniz var, efendim sanatınız var, arada yaparsınız. Birbiriniz rızka bir vesile yaptınız ya, Allah'ın fiuhak-ı ilahiyyesine de bir vesile iktigat edin. Bizim ilimizde bu vakte şöyle on dört yaşında kadar ders vermişti. Onu mahvettim. Şimdi ameri manda oldum. Yedim yüzüm tara huzurumuz daim. Şimdi hiçbir şeyim yok herhalde. On dört yaşında hani kalktım ben dinlerim.
Anca dinlediğimi haber veririm. Halimi haber verirsem mest olmuştunuz. Halim diyor ki haber vereyim. Allah'ımız bizim hallerimizden bize de bahşetiyor inşallah. Cümlemizi birbirimize, bizim sultanımıza, Muhammedimize bağışlasın mı? Hacı Zühtü efendi hocama sordu bir hoca. Hacı Zühtü efendi diyor ki babama bir gün abdest lazım diyor. Aynaya baktınız gözümün sırasında Hacı Hoca bir şey var, çirkin var yani sivrilikten kalmış. Orayı parmağımı sürtüp de temizlemediğim için abdestim olmadığını bildim. Otuz sene olmuş bana namaz farz olalı Şahapendik otuz senelik namazı kaza ediyorum, diyor. Mitleti abdestte noksan gördüğü için. Böyle insanlar onlar. Babamın yelesi baba hoca derlerdi. Bir sabah namazım uyuyarak güneşe kalmış Abdullah demiş herkesin ismine. Hın şöyle dedim o bir namazı gaza ediyorum, bilmem Allah kabul etti bilmem etmez. Yani o bir tek namaz.
Öyle bir fololyonlar efendim bizim gibi olmuyor biz. Allah bizim ısırıımızı affetsin inşallah. Bizde de elhamdülillah onları sevmek var. Yok var. Diyor ki Hali Beyefendiye, efendim diyor rabıta olmasa ben de saygıata gireceğim ya rabıta diyorlar diyor. Sen hiç ayet okumadın mı? Okumadın bunu sen. Vesile-i rabbil oğlum buyuruyor Allah. Allah, yaş üzüm ver Allah, yaş üzüm ver desem hiç üzüm eline geçti mi şimdiye kadar? Yok dedim. Ne yapıyorsun yaş? Çıfık dikiyorum, yapıyorum, dudağıyorum, iyi bakıyorum, üzüm istiyorum. Allah şu birinin bana böyle böyle salkım üzüm veriyor. Ne mi veriyor sana? Evet dedi. Evet tarlayı sünüyon, iki daha yiyorum, kuşluyon, fenli gübrene atıyorum, buğday tohumunu tevekkül olup atıyorum, çöpten Allah sana buğday veriyor. Ne diyeyim o tarlaya varsan da Allah'ın hadisinde yok mu? Kurban olduğum Allah, buğdaylar kurban olduğum Allah desen ne ediyor?
Verin Allah, vermeyen kadir. Niye bilmiyorum sana da diyor parlalarda sürüm sürüm sürünüyor mu? Allah işte bir sebebe bağlamış efendim diyor. Demek onu sebebe bağlamıştır. Olan mutlu cihanı feyiza bir sebep yapmamış mı diyor. Yani feyzi onun kalbinden almak, çeşmeye varıyorsun diyor. Çeşmelerde bardağın doldurmadan vurursan bin yanında durursan kendi doğası değil. Yani orada yanında dursan diyor kendi dolar mı? O çeşmenin diyor ağzına kestiği vermek diyor o çeşmeye bakıyor mu diyor buraya da? Yok efendim diyor. Ben diyor biliyorum olsun diyor Allah'ın kudretinden akıyor. Ta Hacer Muallak başının altına da daha önceden geliyor. Allah'ın kudret diyor, Yasirdan zülmelailda Bismillahirahmeniran deyip okuyor. Hacer muallak dersinin altında inanıyor.
Allah yakinen şu Müslümana bağışlasın, İsrail olan Şimdi efendim sen diyor o suyun diyor o çeşmenin oğlumu vermediğini, vermediğini, vermediğini biliyorum da bir kutlu cihandan emrdiğimiz Hüyuzat-ı ilahiyyenin Allah'tan geldiniz bilemiyoruz mu diyor. Hocalar diyor. Hani onu Allah'ın bahşettiğini bilemiyor muyuz? Yani neden diyor sen diyor havuz nasıl oldun Allah Kuran'ı kalbine nakşet Allah mı dedim aldın yoksa bir hocanın dizinin dibine diyor oturdun Elif Allah, Kuran'ın var Muhammed'e imtihan etsin. Nahşeyle Rabbime Ya Rabbi. Günde bir kişiye nasip olur. Yoksa diz köpük bir üstadın mümünde bunu bellemek lazım. Rabıta bunun gibi olur, muhakkake vardır rabıta geçer. Üstatımıza geliyorum. Adama da razı veriyorum. Elli beşte Ramazan-ı Şerif'te şık oğlu camiinde. Şupkamı bunun gibi açarım, açarım.
Lakin Ferit veya amcemiz, İsrafın kardeşi ve oranın sağlıkları böyle dolan, şuptaya bakamam bir saat daha sonra hüngür ağlaşır dağılırım. Dağılır, bilirim dışarıdan olduğunu geldiğini haberim olur. O amcadan sordum. Amaca Allah aşkına hadi Sami Efendi hatırlatlarını sen birader et. Onun hakkında duyduğum şeyler bizde Allah rızası için haber ver. Peki dedi. Bizi de çok sever. Allah'ım her kadın ne olursun. Dedi ki: Hasan, kardeşim, kanaat muskunu annemden duyduğuma göre, annemden duyduğuma göre bu yavru baktı. Hadisi Efendimiz'e baktı. Bakıma düştü. Şüpheli illerin verdiği bir çekirge yesem karnım sır sırsızlardı, istifa etmeyince kurtulamazdı. Şüpheli taam kulunün hurüğünde girmek bana nasip olmazdı diyor. Dünyaya geldi. Dünyaya geldiği zaman aklımıza bir şair geldi. Baktın böyle aksakallı bir sak. Orada bir şey istiyor yani, sadaka istiyor. Kara, yahut, ekmek vesaire.
Ne işe verdim onu unuttum ne verdiğini. Yani unutmadığım yerleri diyeceğim, köşkleri konuşmaya. Verdikten sonra ben asgari sadakaya gelmedim, bünyeye bir çocuk getirdiniz. Hüsnü Muhammed Sami olsun, Mahmut Sami olsun onu. Onun sizi emzireceksin şüpheli taamime Allah'ın tevhidi olacak diye. Döndüm geriye baktım kaybolmuş diyor. İlmi ülsma annemiz yani, efendi kadının annesi Allah'ın kebaplığın ailesinden. Ondan sonra diyor annem güzel bir şey bulamamak, bir şey bitmişten sonra doğdum doğdum yani diyor. Yalnız bizim cidliğimiz vardı büyük Ali Ramazan oğluyduk biz. Hazreti Muhammed'in neslinden bir talebimiz gelirdi. Yani Hazreti Muhammed 'dan böyle emir olarak gelirdi bizim neslimiz. Ala Nazaroğulları tanıdık. Ondan sonra efendim çiftliğimiz var. Çiftlikte zengin olduğumuz için. Bak Sami vermiyorlar, beriyorlar, berfulane böyle geliyor. Çıktık da babam hepimize birer kurban aldı.