Maneviyat ve İmanın Korunması ve Şeytani Tuzağın Önlenmesi
Maneviyat ve İmanın Korunması ve Şeytani Tuzağın Önlenmesi kaydında Edep istikbalinden Etkar, Zikir, bahsini okuyacağız inşallah. Allah tersini half et Ya Rabbi! Şeyhül Ekber Muhyiddinun Arabi Kuddüs'in rahatsızlıkları buyuruyor, buyurdu ki Senin vitrin ismi cami olsun ki ismi cami eder Allah Allah Allah bütün Vahdettin Raci o tefsir sahibi ziyarete gelinir. Çok duygulanmış ulema-i kiramdan, bu serttir.…
Edep istikbalinden Etkar, Zikir, bahsini okuyacağız inşallah. Allah tersini half et Ya Rabbi! Şeyhül Ekber Muhyiddinun Arabi Kuddüs'in rahatsızlıkları buyuruyor, buyurdu ki Senin vitrin ismi cami olsun ki ismi cami eder Allah Allah Allah bütün Vahdettin Raci o tefsir sahibi ziyarete gelinir. Çok duygulanmış ulema-i kiramdan, bu serttir. Hiç benim ziyarete gelmeyen bu şehirde çıksa kaldınız demiş. Böyle bir benlik gelmiş, gelmedi. Efendim dört kendine bir kadın kaldı, o kadın gelmedi. Biz oraya gidelim demiş. O kapının yanına gitmişler Esselamu Aleyke ya humniyet haller demiş. Bu neden Allah'a doksan dokuz delil ile Fatih'den fah ettiğini zirveye gelmeden anlayabilmişsin. Allah Allah, Allah Allah daha cürettim ben sana. Ben Mevlam'ı bir delil ile tasdik ettim, ikincisini dizimi hissetmedim. Allah hakkında şüphen olarak da dokunsun dokuz delil harılında buldun mu?
Arkadaşlarına diyoruz ki arkadaş ben yıkıldım. Kadın beni yıktı, maneviyatliymiş, kadınlarla bazıları vardır. Şahıstü mucidi. Nahless, efendim o zamanında bile diyor. Kadın Behice Hanım. Farklı kız şoklarını Behice vuruyorum ya. Behice Hanım, babamın empati da var. Hayrün Hatice, Refik olsun, Behice, makamın olsun yüce yerim Elhamdülillah. O, haklarda oturup müp eden maşallah zikrederken ezvesi yine bozulmuş, salih bozulmuş, cezbe gelmiş. Okurkubna'yı biner. Efendimize demişler, Hacasını Efendimize, Üstad Efendimiz'in cezvesi geliyor zuhur ediyor. Yok demiş. Yukarıdan bir iyice hanım var da onun için o kaldırıp gönder diyor demiş. Bir yer bir hanım oldu. Bir hoca efendi diyor, vaaza çıktı kulağına bir şey dediler diyor. İşi halife tayin etmişler babama, ne diyor huzuruna? Demiş ki, Behice Hanımlar tahtasına ibareye dikkat et.
Böyleymiş yani böyle insanı tek şey yıkalımlar, neler var ya oğlum, öyle mağrur ne olmanın hiç lüzumu yok. Şübzade Hoca Efendi diyor, bir Hud-i Zahide'ni beraber Şah Efendimiz, eydey-i ziyarete giden demişti. Gitmişler hocadan ismini bir kanun demiş demiş böyle insanın yüzü sızıyor onu görünce diyor. Bundan sonra diyor Bu kırk cihan insanı kabul eder de cahil eder mi? İnsan cahil olur mu? Gelmez mi? Yıldır, yıl dakika konuştular mı? Neydi öyle der diyor. Hani yüzsüz yüzsüz kendimizden başka alim yok gibi filan. Kemle diye böyle istemiş. Pırpır, pırpurunuzdan terlenin çok öyleleri var yavrum. Hocası harp ederken kadınlardan altmış tane veri var. Büyüklerden Nefakatü'l Üs kitabında birer birer Rabiatü'l Alevi'den aşağı sayar gider.
Orada Fatıma isimli bir hanım annemiz kocası harp yerinden düşüp de kafir döşüne çıkıp da keseceği zaman, evde yemiş bakmış ki kocasını bir deset vurunca kafire yuvarlanmış, kocasının önünü çizmiş, onu iksir olmuş da kesmişler kafir, ayıp olmuş olmuş dile. Gelince hatterlerine bakarmış demiş. Aslında insan değil misin? Sen nasıl bize yetiştin? Ben yetişmedim ki demiş. Gözümün ne oldu oluyor orada hadise demiş. Evet al bunu içinden. Baktım seni kesecekler, ben vurunca yavrum yuvarlarım demiş. Ben geçmiştim sen kayıpsın, ben kayıp değilim, ben hazırım demiş. Yani yakınlıkta böyle haller var yavrum. Yani kendi kendine ama yine de benlik ne getirme çok, veliler var, kanından var, erkekler var, hepsinden var. Insan. Müezzler yüzlerimizle mahsus olduk ve kelam-ı gülerbenlerimizle babam böyle derdi. Allah rahmet etsin.
Maneviyat ve İmanın Korunması ve Şeytani Tuzağın Önlenmesi ne anlatıyor?
Maneviyat ve İmanın Korunması ve Şeytani Tuzağın Önlenmesi kaydında Edep istikbalinden Etkar, Zikir, bahsini okuyacağız inşallah. Allah tersini half et Ya Rabbi! Şeyhül Ekber Muhyiddinun Arabi Kuddüs'in rahatsızlıkları buyuruyor, buyurdu ki Senin vitrin ismi cami olsun ki ismi cami eder Allah Allah Allah bütün Vahdettin Raci o tefsir sahibi ziyarete gelinir. Çok duygulanmış ulema-i kiramdan, bu serttir.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İbrahim ve Kemal'in bir adam dinlenir ya babamdan da dinlerim ben bunu gelin de gördüm kitapta üç kuvvetli şey yani ispat Biz de kelam-ı Nurazberlerimizden salih edelim demişler, kürs atmışlara Hoca şiştikçe şişmiş Tarikatı sakın kendini bir şey zanneder Mersin'in haddini bilemez. Kendinin yoktan ibaret olduğunu anlayamaz. Ancak tarikatta çalışır çalışır. Murakabalara ne vasıl olur? Rabbimizi, murakaba halinde çok akrabiyet halinde helaklaşlar görür, onlara vasıl olmayınca beri hep benlikli Derkene kürsüye girerken bir derviş orada öyle yazı yansıyormuşum Herkes hayatta onu alkışlamak şeyinde o da hiç hazeriyet vermiş böyle bir şey yazıyor Bu dermişler Aksol şunların aleyhinde Millete bunların fenalarını bindireyim ondan sonra mevhuma geçerim demiş. Kürsüye oturmuş, milini, ağzını bağlamış Hiç konuşmaya imkanle itibariyle yok on beş dakikayı daha beter.
Durduktan sonra Yer bulundığım diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor ki: Diyor yazar. Şimdi boş vermiş İşte elini bütün kalemin ucuna aldım demiş. Lan bütün elini şu kalemin ucundaki bir tanecik dalla yürek ya. Yersen demiş yerinde bir boşluk hissettim. Hoca zannettin. Bütün ayıbını bir kalemin ucuna alan tasavvuf erbabı markada. Sen neye yaranın demiş. Hiçbir şeye Enbirden beri ağlamış ve Tebük'e giden geri yetmiyor efendim. Sen demiş. Müst efendim, yetmiyor. Sen demiş. Ne edeyim koyayım, gitmiyor. Yetmiyorum demiş. Aç mayok kapıyı demiş. Defolsuz geçsin diyorum demiş. Yani dev işlere hakaret edeyim, aleyhinde konuşayım diyen alalım, bir tane alalım yanımıza sokalım, öyle mi demiş. Öyle diyor demiş. Neden şöyle sen ne halt diyor, niye o demiş? Ne olacak diyor?
O koca Vahdettin kafayı bu eşitle parçalamayınca yalnız katilim olur, başka bir şey olmaz. Bu eşit de kafamı parçalarım demişti. Alem efenim teslimiyetin ne olduğunu biliyor bizim gibi ümmi değil. O kapının ne kapı olduğunu, o kapılar direkt demiş. Ne olursun ben yardım sana kabul et. Sana bir evlat asker ver. Sizin demiş irşarınız Necmid-i Kübra'da demiş Bağdat'ta Necmid-i Kübra'dan oraya git orada ıslah olursun Sonra Terseler kimi sakınıyor, kimisince, bokmuyor. Lan deli, deve yükü kitap beraberinde gider yetmiş kitaplarıyla neyle oraya varmış. Fahrettinsiz misiniz demiş Muhyiddin'l Arabi'nin bize gönderdiği siz misiniz demiş. Nerede bu? Nerede bir zalime gaddar varsa bana gönderin demiş. Yani nefsine zulmetmiş, tinuh manasına. Çok hayret olsun bir rahat. Sen de Delirmiş, ırmağı atmışlar. Sat sap sap sap derlikten net. Okudum, bitirdin.
Sonra yedin mi yokluğa doğru gideceksin, tasavvufa doğru. Yoksa bu oyalar ayağını bağlar demiş. Seni Allah'a götürmezsin. Benlikleri bende şöyle bilgi var, bende şöyle. Ses gibi, bilgi gibi, ne gibi, hepsi Allah'ın yahu. Buna ne, yönetme bir şeyi diyorum. Allah Allah'a güçsüz, bir fikir çıksın versin, çatlaklık versin. Gel olun geçen gene. Her şeyi Allah'ın gel oğlum. Kitapları tüm atmış da, arkadaşlar şunun çıktıklarımla onun gibi bir şeyi koltuğun altına kıstımış Bütün şukaları, ruhluklar, her şeyi orada yalnız koltuğun altında hem tıkandı Gelir Suya attığı çıkanları şanfendi, birer birer çalışmış toz böyle toz bakıyormuş Bir tanesi suya değememiş ki tamam Kendi atmış şu çöp çöp içine gidiyorsun. Bunları hep kalbine atıyordun demiş. O desinler verirsen kalbine, o ilmin milletin ne olacağını var bilemiyormuş. Barış ya. Bana bir şeyden haberin yok Mecmiddin'in razı olsun.
Ne oldu efendim demiş. Hoca Fahrettin, öldü yahu demiş. Vefat etti. Kabirde, Rabb'ında ve ne büyük Allah'ın nasıl iniyor diye sordular melekler Şaştı kaldı, böyle, böyle bir şey diyor. Doksan dokuz delille ispat eden bir delil bulup da Allah'a ispat edemeli. Yanış Biz ona yetiştik de Resulullah'ın bindiği gibi bilirim diye Resulullah'ın bindiği gibi bilirim işte, ırkındu elhamdülillah demiş. Yani, o deftere de hatta daha çok büyük şeye muhabbet olacağına da ondan sonra, İslam'ın nehy ederse baksa yine bıkılacağına da hepsini burada bitirdik. Şimdi, ne diyor, zat, zikrin ismi cami olsun ki ismi cami nerde Allah, Allah, Allah ismi. Başka ayak, hizmet, evrası, ehli, bir şey halde bu nakş oldu mu kalbi nur, tür, nur eder. Rümmila dinleyen kavuşturur. Kalbin üzerinde Nefsza-i cenal-ı bir ehl-i killer pirhiyeyi bire göre Allah'a zikir. Şöyle diyor.
Gözünü yıl göremezsen görmüş gibi kalbine bakarak Mevla'yı zikretmezçe muvaffak olur. İnan bizim Nevşehir'de İrfan Hocamızın bir gözleri amra hanımı var. Şu kalp levhası gelince şu evimizde O kalp levhasını eline aldım diyor. Niye ise buradan olduğumuz bunu kardeşim şöyle, ormana şöyle girdik, diyor. Haşlarını silip, çırasına şöyle, içerisini çekip. Şöyle, duvara. Allah'ın Resulü, şurada Elif yazdı. Şurasında, bilmemin bilip de şu, şu da eti dedim, diyor. Kalbinden gelin geliyor. Ona kalbini vermiş diyor. Kalbini yok, Alp gibi vermiş. Yassayı Celal'ı da orada, kumarmak izleriyle, eline, yazılan şeyi kalbime, Allah diyor. Bize hep öyle yaptırdılar hep. O lapstan canı'ı gönlümüzde göre göre zikredince oluyor. O yine Allah Allah Allah Allah Allah Allah! Olmaz o! Namazsız şeyine alışkınlığına bir an evvel. Madem bir alışma yaparsın, söyle yaparım. Böyle söyle.
Daha bu zikirden başkasına da tecavüz etme. Lisanınla da kalbin yere söyle. Kulağına da bu dikti eşit bir huzurunda nasık zahir olsun. Darb-ı zikir olmazsa, gönül fasık bilinmez. İnla her açıdan Allah zikri dinleyecek demişler. Efendimiz bıçak zoruna girmiş açıktan ne diyor Allah zikredilmez, olur mu bu diye. Benden sonra da ne olur Allah, tavizsiz dinleyin hükmü yapıyoruz. Nar-ı zikir olmazsa nur-up asıp yenilmez diyor Allah Allah Allah Kalbimizin üzerine bunu duyuracaksın kulağını da işitecek diyor. İlim ile kalbin kulağın üç yüz yirmi olunca zikir meydana gelir hak ediyor musun? Hani kendi kendine sorup ile iş kurmasınlar. Yani ne dediğini mesele, tevkifler tespit ediyor şeylerimizi.
Başka bir yerde de faidesi olmanın için Allah rızası için konuşur ben konuşmalarını, tweetlerden de konuşunca aklım, rızart için konuştuğundan inşallah Dinleyenler senin İlhan Armutçıoğlu'nu tabirbe daha hak etmek buna çıkıyor diyor Sizin şeyi diyor dansa koyduk diyor. Hem dinlerek hem ağlanarak hem de dinlerek hem ağlanarak Ben de yine sesimi duyarsam son aynı Ramazan'dan. Yani o siler atarım, hiç hoşlanmam Kendi sesimizden de hiç hoşlanmam kelamım da hep düşük gelir bana Yani, birisi konuşmayla yok, yüzde hiç günde iyi yok zaten, böyle diyor. Zakir, Zakir, zikir öğrendiğimde. Zakir, zikre başlamazdan elden, sahip zikre başlamazdan evleri heva, nefsin hevasını, hırs, dünyaya hırsı, öküzai şehvet, şehvete tabu olmayı gayelerin gibi bir güne memiyetten tevbe bir ülke varsa, bedenini ve kalbini taprına dikkat ve gayret etmek lazımdır.
Daha bir kere baştan olsa özel abdest salikana böyle nefsinin hevasını terk etmek. Hırs terk etmek. İttiba-ı şerrife tabi olmayı terk etmek. Gayri değil gibi, bilincle meziyetten tövbe ve istiğfarla bedenini ve kalbini tapsiyle dikkat ve gayret etmek lazımdır Abdest kaldıktan sonra Efendimiz her sabah dersini uslü nerede Üstadımız o Mekke devrinde Her sabah dersini, hişt sabah da derler yani, her dersini Hacı Hüseyin Efendi hocam, arkadaşlar da diyor ne var Efendi hazretleri tespit etti diyor. Cevat ettik büyü Hacer, Ali Erbil'i efendim. Tek sene beş yaşındayım istemiyorum. Efendim öyle Adanalı, Sami bir insanlaştığını sahnede. Peki, evlenmeyecek bir şeye, sonuçlanmalı ne oldu? Evleneceğim da sizin oradan gelsin, dedi diyor. Keyif olduk, diyor geldi. Bayseri birbirine atıştı yani Muhammed'de. Bizim, Hacı Hüseyin Efendi'ye, siz bir dakika ol demiş.
Biz de misafir, koca oğlanımız soğuk, soba yağırsa, sınır şapağı sobasını yakmayalardımın diyor sudan yeni çıkmış diye, efendim yani sonra geçmiş diye. Efendim. Ama efendi, beni sen buna gusül lazım geldi de böyle demedin bana sen hiç, hiç falan olmaz ki dedim diyor. Hiç olmamış hayatımda Yine Allah'ın itikası o ha, öyle şeylerimizden sıratındmayı uyandırılmış. Ne kadar korkarsan Mevla'nın gusüller okurum, soğuk suda bana bir zarar etmez diyor. Haccımız çok da zayıf efendim. İnşallah. Yaa, biz abdestli bile zor alıyoruz, abdestli bile, yani büyükler niye büyük oldun diye düşün bakalım. Büyükler, babam da kendi sırrınız varsa haber verirdi. İnan nafile oruç tutacağım değil, cıvık değirmende değirmen gibi deceğini babam, benim kadar değersizsan bile ben daha çok gençliğimde çalışır şaşırdım. Ev mi diyelim, daha yenir akıl zalim olduğum devir mi ne?
Kırmızı acı bir derle bazlamaa yedin, saklı yedim böyle, uğraştırmaya bak, yaz da bize. Ya, nehy, şimdiki yap zaten bir şey yaptığı yok. Yani, eskiler bizi dinlesek, biz bir şey yaptığımız yok. Bana da razı olsun. Yüzünden geçiyor. Ben sizin eve din yüzünden geçiyor. Kusura bakmayın. Demek efendim, abdest sandıktan sonra mümkünse de hallet bir mahalle oturmak evladır. Gizli bir yerde oturmak mümkünse. Yani bir soba burada var, bir de sopada da varız. Orada havalar çok da mümkün. Burada hayır yapıp oralara yalnız dersini okursan o kaza namazı borcu varsa izlenecek kaza namazını kılar yoksa şükrü hudu kılar Şafak atmamışsa şükrü hudu abdestte şükür namazı kılar duadan sonra tövbe istiğfarla batırır inşallah müzik geçiyorsun, zahirin zikri için yeniden abdest veya usuldür. Başla bu saatten emmeli. Efendimiz Allah şefaatına nail etti. Bazıları abdest dalı ağzını büyük kişiyle yıkardı.
Yani Allah'ım zikredeceğim diye ben bu kötü ağzına soğan yediğim, sarımsak yediğim, pırasa yediğim sıra olmaz bizim İhvan-ı kiram. Bizim şartımız da yok bizim yahyar'da. Yani bir adam hem sıra etsin hem de tarikatta olsun. Bu imkansız. İmkan. Allah'ın Kuran-ı Kerim'in de Resulullah'a tabi olmayan bana muhabbet etmiş değil diyorsun. Hem de Resulullah'ın soğan sarımsak yiyen ağzının kokusuyla camiye gelmesin diyorsun. Tavan sarımsak kokusundan fena olan tılara gitsin ve sohbete girsin. Yer olsun bu olmaz. Bu yaşmaz. Haceza efendim yazıyor. Nasıl Allah'a muhabbet bu diyor. Dışarıdan bir de Behzatım sözlerimi zenginlesin. Şeytan bakmış görmüş ki Müslümanların ağzına girmenin imkanı yok. Melek de diyor çünkü buraya. Bir gün bakmışmış arıcının biri bal almanı için örtüyü yakmış Dedim mi arılar sürer ediyor, petek boşalıyor. Kerdeği çıkarıyor, suya koyuyor.
Ha, Müslümanların imanını alman için ben bir tütün düşüneyim demiş. Bir tütün vermek lazım bu ağzına demiş. Demiş. Yani bir cebinden, anlıyordan, su yolundan şeytan bu tütünle etmiş. İdris için söylüyoruz, Ahmetiyet dalında böyle yazdı. Diyor ki hayvanları seyredip. Bütün koyun gelir, sığır, deliye ne denir? Merkep bile eşek dinlemezdir. Efendim bozulmasın diyor. Merkep bile o tütünden yemez. Öyle kalır orada. Kokular var ki, şeytanın kediyi kokuyor. Affedersin. Yani, su yolu kokuyor. Onu, onu yeme. Bu nasıl bu Müslüman o mektubu diyor, niye diyor da kabın içine koyuyoruz? Böyle nasıl ediyor ama bunu yavrulara hiç çekmiş.
Kafirler, Müslümanlarla dost olduk ama arkayla bilmem bireyle dost olduk dost olduk Dilara'ya gelip dilersene bu ne ya içtin bir de bana diyor ondan sonra Müslümanlara geçmiş ta hocalarına geçmiş insanların hocalarına duraktıramayız başlamış, savunmaya doğru mu diye başlamış ondan sonra şeytani istediği gibi içeriye girmiş Yani içeriye girmiş. Oruç tutan alan bile, yani son ihtar zamanında bana zebre kadar bir şey söylemem. Gel, Allah korusun, dinden imanları çıkacak şekilde sinirim gelir. Bu Süleyman ben tiraki diyor herif. Doğru diyorsun çok böyle yani. Sinire getiriyor bir küfür söylesin. Ne imarlı? Yani bu sıkarak düğün düşme insanlardır. Kaykerli tek duyup
Kaynak: Genel
Maneviyat ve İmanın Korunması ve Şeytani… | Mihmandar