Elhamdülillahi Rabbi'l-emin ve salatü vesselamu ala rasulülne Muhammedin. Bugünkü manevi yolculuğumuza salikin vasıfları ve ahlaki yapısıyla devam ediyoruz. Sükutumuzdan istifade edemeyen sözümüzden faydalanamaz. Allah'ın emirlerini gözetip nehrinden kaçan, peygamber size ne emir verirse onu tutun, yasakladığından da sakının ayet-i celilesine riayetle nefsini arıtıp, ruhunu durultan salik şu hususlara azami dikkat gösterir. Birincisi, devamı vuzu. Nefis, cin ve insan şeytanlarının şerrinden emin olmak için devamlı abdestli bulunur. Yatsı namazını eda ettikten sonra yatmadan önce abdest alıp iki rekat namaz kılar. Dualarla, zikirlerle gününü nasıl geçirdiğinin hesabını inceden inceye yaparak manevi sır perdesinin açıldığı anı gözeterek yatağına girer salik. İkincisi devamı halvet. İnsanlardan ayrı yaşamanın gayesini celvet, halkın irşat ve ıslahı için görür salik.
Akünün dolmasından maksat kendisinden arzu edileni yerine getirmek olduğu gibi derviş de gece ve gündüzleri rabıta ve murakabesiyle arştan inen feyiz ve tecellilerle dolarak alemi tenvir eder. Nefis ıslahı için insanlardan ayrılıp daracık bir mekanda azıcık yiyecekle yetinip vakit geçirmenin anlamı olan halvet Ashab-ı Kiram'ın talip olduğu çileyi örnek alarak zahirde halkla, batında Mevla ile olmaktır. Dışarıya kapalı Allah'a açık olan o mekanda vücudu da kabir yaparak ölmeden evvel ölme sırrına erişmektir. İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır, Hadis-i Şerifinin muhatabı olmaktır, merhub olan, övülen halvet. Üçüncüsü, Saum yani oruç. Oruçtan gaye sadece yemekten içmekten, cinsi münasebetten uzaklaşmak değil bütün azayı ne için yaratılmışsa onun için kullanmaktır. Oruç sayesinde takvaya ulaşmaktır. Yemekten, içmekten münezzeh Mevla'nın ahlakıyla ahlaklanmaktır.
Arifler yalan, dedikodu, iftira ve bunun gibi çirkin bütün hasletlerin zuhurunda kefaret tutarlar. Allah 10 gayret düşüncelerde ise oruçlarını kaza ederler. Dördüncüsü sükut. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin iki hususta teminat verenin cennete girmesine kefilim diye buyurdukları dil ve namus hataların en çok zuhur ettiği yerlerdir. Her ne söz söylerse mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır. Ey iman edenler Allah'tan korkun ve sağlam söz söyleyin ayetlerine riayet eden kamil insanlar kalden ziyade hal diliyle konuşurlar. Elvan lakabıyla anılan rahmetli Ali Yıldız üstadımıza Sivaslı İsmail Hakkı Toprak Rahmetullahi aleyhin evlatlarından birini getirir. Lisanen konuşmadan gönüller konuşmaya başlar ve uzunca derin bir sükuttan sonra veda edilir. Şahı Nakşbend aziz sükutumuzdan istifade edemeyen sözümüzden faydalanamaz buyurur.
Hal diliyle konuşabilmek kalplerden faydalanabilmek için gönül frekanslarının tutması gerekir. Büyüklerin sükutu tercih etmeleri hal diliyle konuşmaları sebebiyledir. Beşincisi, zikir. İnsan üç halin dışında değildir. Ya ayaktadır, ya oturur ya da yanı yerdedir. Onlar ki gerek ayakta, gerek otururken ve gerekse yanları üzerinde yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye tefekkür ederler, düşünürler. Nice erler ki ne ticaret ne de alışveriş kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar ayetleriyle müminin her an Zikrullah'ta olduğu belirtilir. Nefislerinde, aile ve komşu ilişkilerinde, ticaretlerinde ve bütün davranışlarında emri ilahiye kulak verirler. Unutkan olmamızdan dolayı bize insan denmiştir.