Manevi Yolculukta Nefis Terbiyesi ve İlahi… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Manevi Yolculukta Nefis Terbiyesi ve İlahi Nimetler
Manevi Yolculukta Nefis Terbiyesi ve İlahi Nimetler kaydında Muhyiddin Arabi Hazretlerinin şeyinin bir sözleri var. Artık kendinin mi başka bir yerlerden mi aldı bilemiyoruz ama okuyun istiyorum. Bismillahirrahmanirrahim. Bunun üzerinde tarikatımız çoktur. Bid'at bunu hususi okursunuz ilmihal kitaplarından olur vesaire eserlerde olur. Bid'at konusu. Bunu hususi okuyalım iyi olur. Mahrumatımızın…
Muhyiddin Arabi Hazretlerinin şeyinin bir sözleri var. Artık kendinin mi başka bir yerlerden mi aldı bilemiyoruz ama okuyun istiyorum. Bismillahirrahmanirrahim. Bunun üzerinde tarikatımız çoktur. Bid'at bunu hususi okursunuz ilmihal kitaplarından olur vesaire eserlerde olur. Bid'at konusu. Bunu hususi okuyalım iyi olur. Mahrumatımızın olması lazım. Bilmiyorum ben haber alamıyorum sizlerden. Acaba takip ettiğimiz eserler var mı? Böyle sohbet edenler arkadaşlarına desin malumat sahibi olalım. Şimdi ne kadar acı ki kafirlerden misal vermek. Gerçekten okuyan bir zümre. İşte onlardan misal vermeyelim istiyorum. Bak biz bu noktalarda ileri olursak onlar gölgede kalır. Yani biz örnek olalım. Onlar niye bize örnek olsun ki? Bakıyorum hep onlardan misaller bir diyor. Çünkü o noktalarda ileri gidiyorlar. Halbuki Rabbimiz müminler oldukça siz üstünsünüzdür diyor. O zaman müminliğimiz zayıflıyor.
Aman yoğunlaşalım. Ne kadar yoğunlaştık desek bile tekrar edelim. Tekrar tekrar tekrar şöyle aşkı şevkle muhabbetle yapışalım. Çünkü insanın ömrünün yetemeyeceği haller var. Bizim tarikat-ı aliyemizde öyle noktalar var ki mesela enmare var, levha ona böyle sahip gidiyoruz da bunun çok yolları var. Dün bu konuşuldu bitmedi. Çok süzdüm. Levvamesi mülhemesi mülhime mutmaimmesi mesafeler çok uzun. Bir anda yakalanır mı? Çok samimi olur. İyi tutarsa olur. Bizim okulumuzdaydı İmam Hatip'te. Beşinci sınıftan yedinci sınıfa gelenler vardı. Bilirim. İyi çalıştılar. Aynen nefsin mertebesinin de büyük gayret gösterilirse olur ama. İyi bir tam bir gayretle Allah'ın iznine hasıl olur mu? Yoksa yaptım da oldu demekle görünmüyor. Şimdi hep düşünüyoruz. Bunu Abdülkadir Geylani efendimiz ele alıyor. Abdestullah ve Sellem. Adet kabilinden yapmayın buyuruyor. Adet kabilinden.
Efendim mesafeye dikkat edin gayri ben. Bir şey diyemiyorum. Bak çoğaldı. Bizim bu mahallenin yarısı hemen hemen hilaf olmasın. Öyle. Bak. Vurayalım. Kendimizi muhafaza edelim. Bir de bir başkasının hukukuna girilmiş olun. Gizleyenler de var. Dinliyor tabii. Ulaştırıyor. Bizzat şahit olduklarımız var. Siz de şahitsiniz. Siz söyleyin. İşim kapanır diye söylemiyor. Hasta olduğu halde Cumai, hususi iş yerine giriyor kapatmıyor. Dikkat etmemiz lazım yani. Allah korusun. Zehir dildedir. Bir çıkacak olsa camiyle kapatırlar. Allah korusun. Dikkat edin bak bu kadar sohbet gidebildiğimize şükrediyoruz biz. Bu kadar olsun bir araya gelebildiğimize. Yani bu olsun elimizden gitmesin. Gider mi? Yasak mı oluyor? Yok. Sırf bu hastalık uçağı ama önemli. Çok mühim. Şimdi efendim öyle bir çalışma kişiyi gayret gösterilirse, mesela dedem Rahmetullah Ali kırk beş gün içerisinde hidayete dalmış.
Manevi Yolculukta Nefis Terbiyesi ve İlahi Nimetler ne anlatıyor?
Manevi Yolculukta Nefis Terbiyesi ve İlahi Nimetler kaydında Muhyiddin Arabi Hazretlerinin şeyinin bir sözleri var. Artık kendinin mi başka bir yerlerden mi aldı bilemiyoruz ama okuyun istiyorum. Bismillahirrahmanirrahim. Bunun üzerinde tarikatımız çoktur. Bid'at bunu hususi okursunuz ilmihal kitaplarından olur vesaire eserlerde olur. Bid'at konusu. Bunu hususi okuyalım iyi olur. Mahrumatımızın…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Oraya halife olacağım diye gitmedi. Zaten bunlar çok yolumuzda çok belirgin olur. Eğer içinde gizli bir siyaset baş olma arzusu varsa büyüklerimize nefret gelir o. Hep mütevazilere eğilirler. Bunu çok duydunuz efendimizden. Şimdi haddi bala buyuruyordu. Hattı bala yüksek yer. Orada sular durmaz. Tepeler durmaz. Hep vadilerde durur. Gönlü çok incin, mütevazi olanlarda olur bu. Başka isterim, komik değil ya. Mümkün değil. Biz daha emin olun sevgili kardeş. Abi buraya dikkat edelim. Çok bakıyorum bir giren oldu mu hep birden gözler ona dönüyor. Hep gelecek. Allah'ın kulları neler gelecek neler gelecek. Bir kimse girdi mi hep ona dönüp bakıyor. Dedim rencide diyorsunuz ama. Rancide diyoruz o kimseyi. Bir yabancı geçse, buraya girse hep dönüp bakılıyor, dönüp bakılıyor. O adam rencide oluyor. Bu Allah'ımızın gibi herkes için. Ruth edilmiş bir nimettir. Niye böyle yapıyoruz bu? Doğru değil.
Yani Allah'ımızın bundan üretiliyor olmaması lazım. Hastaneye hasta girdi diye insan ona bakıp durmaz ki. Tedaviye gelmişti. Bura biz konuşmamızla değil. İstifa edilecek, tedavi olunacak bir merkez. Evet evet. Ciddi bir çalışmayla alakalı. Bu tasavvuf kitaplarında bid'at ehlidir. Bid'at ehli. O dinde aslı olmayan hareketlerdir. Bunu şimdi burada demekle olmaz. Bu üç saatlik bir mevzu. Bir ad konusu. Hususi eserlerinden bakar öğreniriz inşallah. Bir de ikinci bir mücahede nefsin tezkiyesidir. Şimdi bu olmadıktan sonra ruhta kemal olmaz. Evvela bir temizlik. Yoksa biz temiziz. O bir saatliğine temizlik dolmuyor. Her an. Her an iyice okuruz bu eserlerde mevcut. Sami efendimizin eserleri vesair kitapları çok güzel yazmışlar. Dikkat ederiz onlara. Bir üçüncüsü de Allah yolunda cihattır, gayrettir. Üç şeydir tasavvufta önemli olan.
Diyor ki bidatin din daha soğumamayan bir hareketin en azı da olsa kaçın. Şimdi biz ne diyoruz? Girdiğimizde aman ayağa kalkma. Bunun yolları var mı? Var. Çünkü Said İbni Muaz Radiyallahu Anhın Ashabı Güzi'nin içerisine girerken buyurdu Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz'e karşı ayağa kalkın. Şimdi onların da bir şeyi var, bir üzüntüsü var. O dıştan hürmet hiç istemez onlar. Bakten isterler. Evet kalkarız ama kalkınmasın bildim mi böyle otururuz. Bu hoş olmuyor. Acemler gibi ayağa kalkmayın buyuruyor mesela. O usulüne uygun yapılacak. Onun için de iyi bir kalp istiyor efendim. Şimdi ehli bid'at onlarla olmak kalbi öldürür. Eğer onlarla olursanız şemeti dokunur. Yani o bidat dinde aslı olmayan hareketi yapmanı, kötülüğü insana ulaşır. Çok mühim. Dinimiz bizim her şeye haber verilmiştir. Sonra yine buyuruyor mübarek zat. Allah korusun.
Eğer gaflet olursa gaflet olursa o bizi baş olma arzusuna götürür. Dünyalığa meylettirir. Insanlar içerisinde belli bir yerimiz olsun der. Hep bu duygu ve düşünceler hasıl olmaya başlar. Gaflet anlatmaya gerek var mı? O Haşir suresinde hem de emir olarak ifade ediliyor. Sakın gafillerden olmayın buyuruyor. O gafil ibadeti terk etme anlamında değil sadece. İbadette bile gaflete ifade eder büyüklerimiz. O da şudur. Allah'ımızı görür gibi taat yapmaktır Eğer böyle değilse bu gaflet halidir diyor. İbadette de gaflet var diyor. Mesela istiğfarı okuyoruz. Elimizden tespih şu uykudan. İnsanın şehevata neyli gaflet sebebiyledir? Uyanık olmamız gerektiğini beyan buyuruluyor. Allah bir kimseye Celle Celalühu hayır murat ederse, evet, Zikvullah'a on başka bir muhabbet gönlünde hasıl olur. Boyamaz. Cenabı Hak'ta zikrettikçe içine tap gelir, zikrettikçe içine tap gelir, doyamaz.
Bu olur diyor Allah'ımız hayır murat ederse öyle olursa ki o zaman o kul şükre. Mesela bir yudum dahi sudan içse Allah'ım bu senin nimetindir. Şükrünü nasıl eda edeceğizdir. Attığı adımdan dolayıdır Allah'ım ayaklar verdin yürütüyorsun. Gözlerine gelin bu artık gönülde zuhur ederse o zaman hasıl olur. Şunu diyelim bak şunu oturtturalım. Bazı yerleri kaydettiğinizi biliyorum bunlar. Kaydetilecek husus. Şu mesela, şimdi şükür nedir? Güzel ahlak. Eğer bu şükür kalbe yerleşirse kalpte şükür hali yerleşirse bu rahatlıkla yapılır. Yoksa şükredemeyiz. Görüyorsunuz bir layık olmayarak diyoruz. Rahatlığın içinde rahatlık arıyoruz. Artık buyruldu. Rahatlığın içinde rahatlık arıyoruz. Niye? Rahat değil miyiz evimizde? Evimizde rahatlık ama bir de yazlık evimiz var. Bak rahatlığın içinde bir rahatlık daha çıkıyor. Arabamız var, ikinci bir arabamız daha çıkıyor. Çoğu, evet büyük.
Gerçekten büyüklerin sözleri büyük. Ondan bakkayı geleceğimiz notlardan birisi şu olsun, vitesi hiçbir zaman geriye takmayalım. Devamlı ileriye, devamlı öncü olan kimselerle beraber olmaya çalışalım. Yoksa bizi kendi emsalimizdir çünkü bizim halimiz daha emmare, haydi levvame diyelim. Şimdi kendi cinsimizden insanlarla olmak bizi yine aynı halde düşünür. Ama büyüklerimizde olursak nefs-i mutmainne huzura girmiş hitabi ilahiye mazhar, o zaman iyi olmaya başlarız Allah'ın izniyle. Bu hastalıklardan Rabbimizin lütfuyla kurtuluruz. Bir görüşülsün de bak onlarla bambaşka bir insanın halinde düzelmeler olur. Tabi çok şey yaşanır da böyle üstadımızın kız kardeşliğini, ruhu şad olsun. Onu çok severdi efendimiz. Onunla dertleşirlerdi. Bir gün oturduk beraber. Evini neyi görseniz oturulacak gibi değil ama gönüllü bir cennet. Ne olursa olsun işi evredeyim ki gönülle bir cennet.
Bir oturduk görüştük elhamdülillah. İnsan değişiyor. Hayırlı kimselerde oldu mu? Diyelim ki bulamadık. Elhamdülillah rabıtamız var. Rabıtaamızda alaka vurduğumuz kimseler yakındır. Onlarla ilgi kora kora kora insan değişir, güzelleşir. Şu şundan anlayalım. Mesela bir bahçecilikte de olur, bir halıda da olur, bir kilimde de olur. Örnek. Eğer örnek aldığımız değerli bir nesneyse bizim dokuduğumuz halıda güzel çıkar. Kilimde güzel çıkar vesaire. Şimdi hep örnek alacağımız kimseler örnek alınacak kimse olacak. Nebiler, sıddıklar, şeyhler ve Salihler bulunuyor zaten. Evet efendim. Burada onu anlatıyordu. Bu tamamladı işte. Bunu bütün kitaplarda böyle İslami eserlerde böyle ruhani cihetimizi ele alan kitaplarda bunu söylüyor. Resulü Ekrem Pennimize Sallallahu Aleyhi ve Sellem hep bağlılıktan konuşur. Burada da onu ifade etti.
Insanı diyor Allahü Zülcelal'e en çok ulaştıran efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın sünneti seniyyesine uymaktır. İnşallah böyle birbirlerimizle mesajlaştığımız oluyor. Konuşuluyorsunuz, görüşüyorsunuz. Şimdi çoğu insanlar birbirleriyle konuşuyorlar, görüşüyorlar mesajlarını. Hep bunlar olsun mesajlarımız. Hep böyle hep sözler olsun. Mürşidimiz buyurdu ki Oğlum dedi üç kişi bul dedi. O üç kişiyle yetinmek değil. Efendimiz üç kişi bul deyince üçü bulacağım, dördüncü yok değil. Kafamızı çok iyi çalıştıracağız. Terasetli olacağız. Dedi ki üç kişi bulursan onlara da hayırda vesile olursan yaptığı amelden sana gelir. İşte biz de birbirimize bu güzel sözlerden not alınır, ondan sonra tarih düşeriz mesela. Ben bilmemişsin tavrınızı bizde böyle olurdu. Hep büyüklerimizin sözlerini naklederdi. Yüreklerimize naklederdi. İnşallah öyle olur. Bu bizim kurtuluşumuza vesile olur Allah'ın izniyle.
Ne kadar bizim kıymetli bir amcamızdı o çok sivri bir insandı. Dedi ki Ali Keremullah için efendimiz bana sordu dedi. Ama o gören kimselerde. Şimdi deseniz ki bize, ben şunu görüyorum şöyle hal, tek soracağınız soru şeriattır. Hocam böyle. Eğer şeriatimize dikkat edersek gayri seferi değilsin değil mi? İşte, o zaman Adem Efendi burada mıydın? Hocamız geldi de gayri seferde yani namazı kıldırırsa yayılıyor. Şimdi umbi halleri yaşasak bile şimdi vardır. Tek bizim yolumuzu açacak olan bu. Mesela zevkine gelirler bize anlatırlar, hiç dinlemem zaten. Dinlediğimler çünkü dert. Daha emmaredeyken, bak o eserleri okusan böyle mürşidimiz okuya okuya o eseri böyle kitabın sahifelerini döndürdiğin yerler bazen kopmuş. Efendimizle buluşmalara doğru gidiyor hem de bizzat Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Ulan bize böyle bir şeyler anlatırsın, tabii anlatacak amma velakin daha emvari değildir.
Bazen anlatıyorlar, tavsiye ediyorum, güzel. İstifamet üzere olursak yol açılıyor demek o. Diyorum ki elimize tespih alalım. Nefsinizin emarelikten kurtulması için gayret gösterelim. Bir başkası olsa o bizim evladımız fena bir resul olmuş. İşte bu gerçek bir yoldur ha. Babullah bu kafa elhamdülillah. Ondan dolayı tek ölçümü şeriat bir başka bir şekilde. Çünkü ondan zerre kadar ayrılman bizi helaka götürür Allah ve sonra o halleri gördük diyelim. Gördük, onu nefsimize mal edilecek olursak o da helaka götürür. Onların devamlı el aman ya Rab diye yalvarmak gerek. Evet burayı okuyun çok güzelmiş bu. İnsanı hakka ulaştıracak olan Aleyhissalatü Vesselam fennizin sünneti Muhammediyesine riayettir. Şimdi dünyayı dünyalık için terk ediyor. Yani daha çok dünyevi nimetlere mazhariyet, daha çok bir dünyevi nimet elde edeyim. Bu düşüncelere dalarsak o zaman ne olur?
Allah korusun, dünyalığı diğer bir dünyalık için terk etmek diyor ya almaktan daha şerlidir. Evet dünyevi işlerimiz özel olacak. Allah'ımızın yolunda, hacc etme niyetiyle ama gönlümüzü ona kaptırmayacağız. Bir yola gidip kuvvet bulmadıkça ve bir hal iyice yerleşmedikçe söylemekten hazır ediniz. Zira bir işi yapmadan ilan etmek yolunuzu keser. Şeyi hatırlatır bize. O Saf suresinde Niçin yapmadıklarınızın sümbülsunuz. Ondan dolayı ben biz müşahede ettiğimiz büyüklerimizde hep çok mütevazi bir şekilde ifade ediyorlardı. Çok mütevazi bir şekilde onu yaşadıkları halde tevazu halindeydiler. Yaşamadığımız diyor bir hali söylemeyin. Mesela diyorlar ya imrenmek için diyoruz. İşte biz de bu güzelliğe nail olalım diye. Niye demedi acaba? Hareket koymuş da. Değil mi hocam buna? Olur mu? Doğru mu? Eczan cisimler aklam kalemlerdir diyor. Ervah ruhlar elba. Nüfus nefisler kuus gibidir.
Kuus, bardaklar gibidir. Kendinde hakkın dışındakilere kulluk kalıntısı olan kimse Cenabıhakk'a sadık kul olamaz diyor. Zaten gaye kul olmak Mevla'mızın. Tek hedef kul olmak. Eğer gönülde bir nefsani pürüz var ise diyor, o zaman mümkün değil. Şunu derler daha ziyade, dünya olmadığı gibi ufra da olmayacak dedik diyorlar. Yani oradaki huriler, limanlar, işte köşkler, nimetler, yemeler, içmeler, meblağ olacak diyorlar. Önümde sadece meblağ kalacak. İnsan irfana eremez. İrfan yani Rabbımızı tanıma nimetinden mahrum olur. Çünkü bir hürriyet-i Amellerini görüyor işte şu kadar tabir yaptım. Dinleyecek diyor. Allah'ım. Hiçbir şey yok yaptı diye. Böyle el aman çağırmak en güzeli. El aman el aman ya Rab. Bizleri bağışlayalım. Ben senin en acil bir mahalle okudum. Yalvarıyorum ya Rab diye gözyaş dökmek.
Kendisi güzel iyi ameller yapmayan kimse başkasını kötü çirkin işlerden alıkoyma yetkisine sahip olamaz demişti. Daha orada Antakya. Böyle kendisi böyle hakiki amellerde değil. Yani hakiki amel şu, nasıl tarif edelim ki? Mesela namaz kılarken namazın farzin yetini bilmek bilmen yakın olur. Kılmak aynen yakın çünkü yaşıyorsun sen kılıyorsun. Allah'ımızın Kuran buyuruyor. Hatta buyurulması namazı dosdoğru kılın demek. Tadil I erkan. Ona riayet edin demek. Kılmak aynen yakin ama kıldığımız namaz kötülüklerden alıkoyuyor. Öyle ki sadece beden olarak değil, kalp olarak da bizi uzak tutuyorsa, o zaman sırrına irmiğe doğru yürümüş oluyoruz. Kendisi iyi amelde bulunmayan kimsenin başkasını fena işlerden menine ehemmiyeti olmaz. Tesir durmaz zaten. Çünkü dilden çıkan sadece kulakta kalır. E gönülden olursa o gönle Rabbamızın lütfuyla geçer. Çok silkal. Bunu çok ifade verdiler.
Yani gereğinden fazla yemek, lüzumundan fazla konuşmak, yine uyku onun gibi kalbe kasvetlidir. Kalp artık duygusuz bir hale gelir. Siyahlaşmaya başlar. Sözün en nafi yani sözün en faydalı olanı söyleyen kimsenin hazır olup görüp de haber vermesidir. Çok uzun bu. Senin karışık olduğunun alameti karışık kimselerle ihtilatındır. Diyor. Gönllüğün şöyle bir araya gelmemesi oraya buraya gitmesi gönlü dağınık kimselerde olmandandır diyor. Kimlerle müsaitsen yani kimlerle oturup kalkıyor, konuşuyor, görüşüyorsan sen de onlardansın. Kalbinde Cenabı hakk'ın korkusu olmayan kimse bir şeyden mabut değildir. Yani hiçbir şeyden sayılmaz diyor kalbinde Allah korkusu yoksa. Ariflerin arzusu isteği. Arifler daima Rablerinin rızasına nail olmaya çalışır. Allah'ım senin hoşnutluğunu elde etmek içindir. Senin rızana ermek içindir dedi. Çünkü o razı olursa her şey ikram eder.
Gerçekten bizim büyüklerimiz anlayacağımız şekle sokardı bunları. Şunu duyardım görüşmelerinde. Mesela bir baba evladından razı olursa daha çocuğu demeden oğlum seni artık evlendirmemiz lazım. İşte sana iş bulmamız gerekir. Her şeyi düşünür diye. Ona misal verirlerdi. Ondan dolayı unutulmuyor mevtlerimizin sözleri misal verdikleri için. Bu ledüniyet aynı zamanda Allah tarafından da bir ilim. Çünkü Mevlana'mıza bakarsınız hep misaller verir. O doğmuştu o halde. Allah'ımızın indirdiği nurla zor veriyor. Allah'ımız bundan razı oldu mu her şeyin ihsan eder. Bak çok güzel. Siz ne büyük bir nimet. İnşallah tına yoğunlaşırız. Rabbimizi razı etti. Çünkü dünya malum bitiyor. İçindekiler de bitiyor ama bitmeyen nedir esanı Okurken bile bambaşka Allah'ımızın kitabında öyle bir güzellik var ki. Mana verin mesela okunsa yine yeter. Ebu Cehil bile hayran kalktı.
Efendimiz okurdu geceleri Kuran'ı, Müşrikleri ileri gelenleri gelirler mübarek hanelerinin penceresinin altına oturumlardı. Dinlenirler de hayran kalırlar. Niye inkar ettiler? Esselam. Allah'ımız öyle bir benzetme yapıyor ki iğnenin deliğinden deve girinceye kadar onlar cennete giremeyecekler. Onların ruhlarının yükselmesi için sema kapıları açılmayacak. Mesela Hazreti Sa'd'ın, Sa'd bin Muazzali'nin vefatinin de sema kapıları açıldı. Ruhunun yükselmesi için. Bunu illa biz işte o anda olacak zannetmeyelim. Şimdi de olur o. Mesela bir mürid nefsimizin ıslahıyla vesihi çalışırken ruhumuzun güzelliği hasıl olduğu zaman o artık Nuh'un alamurdur, açılır. Şimdi kilitleyen de biz, açan da biz. Bunlar hep bizim elimizde. Gayret gösterirsek açılır. Ondan sonra Allah'ımız buyuruyor ki cehennem onların beşiğidir Allah olsun. Yorganları da onların ateştir. Allah muhafaza Zekeriyaller.
Zalimler böyle cezalandırdı. Allah'ımız doğrusun inkarlarının sebebi Onlar zengin olacak istiyorlar. Ondan sonra ne bileyim mal olacak mülk olacak. Öyle görürler. Yetim olmayacak, öksüz olmayacak haşa haşa. Kibirlerinden dolayı yoksa Kuran-ı Azimüşşan'ın icazı karşısında onlar kendilerini kaybettiler. Başladılar. Bir kere demediler, birbirlerine gülüştüler, kaldılar ortada. Bak Allah'ımız bu Kitabı Kerim'i bize lütfetti. Ümmeti Muhammed'e lütfetti. Candan okuyacağız dedi. Bak okurken şunu göreceğiz. Çok hikmetleri var da hikmetinden birisi Cenabı hak bizim yönümüzü hep zatına çeviriyor. Mesela Nur suresini okuduk. Okuduk biz. Orada zina edenlerin o şen'i harekette bulunanların cezası bildirelidir. İşte bekarlara şu kadar ceza vardır, emirlere şöyle ceza vardır bu fiildıldığı zaman. Bak sonunu hep Rabbi Zülcelal'imiz tövbe ederseniz Allah sizin yargı var. Tövbe ederseniz yargı var.
Hep böyle zatına dönleniyor. Hep zatına dönleniyor. Mesela nikahla alakalı bir Ayet Kelle diyelim. Ondan sonra diyelim boşanmalarla alakalı olan Ayet Kelleler. Inanın öyle yerleştirilmiş ki Allahu Teala Celalühü, orada hemen ruhun temizlikleri girer. Der. Allah. Allah'ımız temiz olanları kabul ediyor. Müstesna. Hiç böyle dünyada şöyle kazanırsanız şöyle rahat edersiniz. Güzel güzel yetişmek için hiç böyle yok. Sadece şu dünyada iyi mücrimler biraz yiyeyim için sonra göreceksiniz Hep Rabbimiz ilahi nimetlere açıyor. İlahi nimetlere. Bakime içmeyi yasaklanmıyor esenle. Rızkın temiz olanlarından giyinir. İşari olan tefsirlere bakarsanız marifetullahı tadınız deyiveremezsin. Ondan sonra giymeyin buyurmuyor Cenabı hak giyin ama hayırlı olan Allah korusun. İnşallah böyle aşkla muhabbetle okuyalım. Allah'ım bize lütfetti. Tevrat bu ile değil. Zehur değil. İncil değil.
Onlar yani çok böyle bir şimdi yemekten haya ediyorum. Kuran-ı Kerim'in yanında çok az ifadeler var. Ama altı bin altı yüz altmış altı ayet. Bir de hepsinin içerisine alıyor. Özellikle yazdım. Bu deizm bilmem plan. Onun hakkında işte Allah'ımızın hükmünün haşa haşa haşa geçersiz kabul edenlere karşı şeyler yazmıştın buraya. Mesela Mümin suresinde on ikinci ayet celle Risaleül yücelerin yücesi Allah'ındır. Hüküm Allah'ındır. Hüküm veren Allah'tır. Onun hükmünü bozacak kimse yoktur. İşte bu yemek hükmünü bozmak işte Cenabı Hak yarattı ama hüküm noktasında değil, demir noktasında değil diyenlere Allah söylüyor cellecila. Bir kul değil mi?