Bu konuşmalar, Yahyalılı, Merhum Hacı Hasan Efendi, Gattasıllahü'l-Aziz Hazretlerinin, Yahyalı, Kayseri, Konya ve vesair yerlerde yapmış oldukları sohbetlerden derlenmiştir. Allah'tan korkun, Saadetlerle beraber olmamız da rabıta-i Şerife, üstadımız Hacı Es'ad-i Erbili, Kuddise Sirrahul Aziz Efendimiz, Hazreti Sami Seyhanı, Hattı Sallahu Sırruhul Ali efendilerimiz tam olarak tefsir ediyorlar. Daha çok altta hakkında ayet-i celirler vardır. Kaful'un değinmesiyle var. Daha var, daha var yalnız. Evliye Allah'ın kelimeleriyle susa başlarsın, enzilu Rahman Allah'ın rahmeti nazik olur o meclise. Onun için burada birbirine midem dans edeceğim. Onun için Rabbimiz rahmetini lütftedeceğim inşallah. Mevlana Halid Ziya Allah şefaatine nail etsin. Ey bizzat bizim altın halkasında takılı kutbul ahbaplardan bizzat. Ama birden olur mu öyle olmadı birden. Evvel-i tahsili etti.
Hafız oldu, Arapça okulu, müfessir oldu, muhaddis oldu, çeşitli Gülşah'nın halveti tarikatlarından halife oldu. Çok büyük bir makam sahibi Mevlana hakaret hızlı yağan yağmur gibi ölüm markus etti. Mevlana hakaret kuş kapan bir ırmak gibi verimi var ya olsun. Mevlana Halid sahili bulunmayan bir denize benziyor. Böyle bir zat istişare rüya geliyor. Kırk gün kalınca eline kalemi kahabı alıyor. Kırk gün kalınca Abdullah Dehlevi hazretlarının kokusu yapmaya başlar da diyor. Allah o burunlardan etsin bizim burnumuzu. Böyle biz ağzını pırp pırpük yerden kokusunu duyanlar var işte. Çok da varisi efkarlar yazmış. Görmeyi değer, dinlemeye değer, okuyup da tercüme etmeyi değer. Allah şefaatına nail etsin. Bir dahaki de içerisindeki haller daha değişmiyor, bana şeyh ve bütün müritler, istifbala çıkanlar zannediyor. Yani elin perdesi hoca efendi nurani balım bir perde onu yırtılırmak kolay değil.
Bir gün insanlardan kırk sene lakin tekkenin avlusuna varıyorlar Hindistanlı çıkıyor efendiye söylüyor Mevlana Halid Ziyaüddin'l Bağdadi geldi efendim ne buyurursunuz? Geldiyse geldi ne olacak demiş? Dinlen rica ediyor Tabu buyurmaz mı diyorsun? Elini öpmeye muaf olamaz mı? Sıca etmişler. Hayır demiş. Bırakın hizmet buyurmazlar mı? Ey yüzlerce, binlerce tuvalete girenler var. İlk taşınan taharet yapıyorlar sonra su günah sabun yok. O taşları günde yıkasın elleriyle, yıkasın temizlesin. Kendimizi solda da bir ses kalması mümkün de oranın temizliği ile meşgul olsun. Hoca Mevlana Halid otuz dokuz gün orada taharet başlarını temizler de diyor. Babam başta türlü derdi, üstadımızın dediğini derim, ancak otuz dokuz gün olunca nefsi daha yapmış. Sen tefsirler irşad etmedin mi? Hadisler irşad etmedim mi? Medrese irşad etmedim mi?
Okuttuğum hırkınırursa çünkü mahvolacaksın şiirli varmaklarınla temizleyeceğimdir namla diye tırnağıyla temizlerken elini tutmuş Çek elini Peygamber'i. Çık hanım tuvaletten çıkar çıkarmış yine o Hint gelmiş demiş ne var? Mutlaka su taşısın diyor. Sekiz ay bu hizmetlerle meşgul olduktan sonra huzuruna kabul etmiş bir teveccüh boyunca tevessül afam olmuş bir bismillah. İlki eziyetin, çek edesin buyur bu çaremiz yok. Sonra yedi fersah fersahlar, ölçülerini bilmiyorum, bütün ihvaniyle beraber teşri etmişler, teşri etmişler, kılavuzlamışlar, girmişler Halid Brüt, Halid haydi götürdüm ne varsa bizde topladın geliyorum Dünyilikle dünyevi de dünyevi de bir şey lazım mı? Ben tabii tek kelime açacağım, her işlere kümle çorba işitireceğim. Bu kadar lazım. Aç eteğini, aç müstektanı. Üç avuç. Benim bir şeyin yok ya. Hadi bünye ile veririm demiş.
Yeni gene yolda bir zatı duydun onu benimle selam götür diye. Köy filan kalmamış onun büyüklüğüne tekamül edememişler göçmüşler başka yere evlerini yapmışlar. Muzaffer ne kadar orada oturuyor. Orada oturuyor deyince onun yanına gitmişmiş, izlevimin canı kayıp olmuş, yıkılacak, uçacak yanına para mayi vermiş. Davut eşini böyle yapınca, dizlerinden fırlayıp gelmiş, varmış, ellerini öpmüş. Sana çok hakaret düşünürler ama daima muvaffak olacaksın inşallah yap demiş. Bize de ladikli baba öyle derdi. Çok hakaret edecekler, Allah'a hiçbir şey yapamayacaklar dönmez ile dönmez bir şema ki Mevla yaka bir vech ile sönmez ondan sonra o zattan da illet'in müteveccihü almış, yerine gelmiş. Çok laflar zuhur etmiş, küfrüne kadar gitmişler. Ondan sonra zikrine mescitte yapılıyor, muhalifler de girdiğinden tahammül edememişler, çatlayacaklar, o en büyük yerlere şikayet etmişler, ifdafa edin diyor muyuz?
Ben bir rüya gördüm diye, almalıyım, bağılım, rezil veremem miyim diye hocanın bir hareket etmiş. Mevlana Halid burada mı? Evet burada. Ben miyim? Benim mi diyorum? Evet sensin, rüyamda seni gördüm. Senin elini kolunu kestiler. Gözünü oydular. Dilini kestiler. Kulağını kestiler. Bir mezbelenin içine attılar. Bu inanılacak haram değil kardeşlerim. Seyyip değil bu. Onun için hemşehalilerim aldanıyorsunuz bu bu adama. O güzel rüya görmüş. Git de evimizden bir kese altın getir demiş. Bir kese altın getirmiş. Hocalar duruyor. Dur bakayım. Ne ittiler? Dilini kestiler. Demek ki o gıybet, iftirane söylemeyeceğim. Daima Allah Allah diyeceğim. Çok iyi görmüşsün dedi. Gözümü oydular. Demek ki gözüm harama neye bakmayacak, hasetlikle bakmayacak daima hakka bakacak. Harika, eşyada esma görünür, cümle Demek ki bünyeye kulak vermeyeceğim de ama daima Uhraya ahirete kulak vereceğim.
Ondan sonra zahiri bir halk, vaktini bir halk olmuşsun öyleyse. Elini kolumu kestiler. Elimi harama sönmeyecek. Ayağım kötü yere gitmeyecek. Çok güzel rüya durdu. Şu altını al da müjdesi olsun varmış. Hocalar nasıl rezil edebildin mi demiş. Efendim o rüyayı bir tabir etti ben de hayrette kaldım. Yalandım da diyemedim bir kese altın verdim ben geldim işte demiş. Hiçbir şeyle gücün yetmiyor kimsenin. Bu Bağdat'tan sürgün ettiler Diyarbakır'a geldi, şu bizim Diyarbakır'a, Halep'e geldi, bizim Halep'te de, Şema geldi. Bu Türkiye'ye Nakşet tarikını Mevlana Halid Ziyaüddin Bağdadi saçtı gitti. Allah şefaatine nail etsin. Her yere de vardığımızda öğlen ezanı orada okunur. Yarın da öğle namazını kılar, taparız öyle gideriz elhamdülillah. İyi ki Nentubasını uğrusatlı söyleyeyim ondan sonra başlayın dedim. Öyle ahlak sahibi idi. Ezanul eza ezalara tahammül ederdi, çok ecza ederlerdi.
Lakin ne ecza ederlerse etsinler senden gören hoştur bana der bir rüya, yahut kefen bir resmetçi etmezdi onlara, bakmazdı. Talukul lisan, lisanı çok talakatli. Hocamız gibi görüşür filan. Baktı görüşürdü. Benim de bunu nasıl söylemeye iktidarımız yok ya, bu varken biz böyle geldi boynunda büküyor, illa bizim döküntülü sözlerinizi bilmemek ister. Allah yolunda lainin nev'inden kavfetmez ki. Allah'ımız, Hadibi Ekrem Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi La havune levmete laim buyurdu ayetinde. Laimin levinden levm eden laimlerin levminden hazzetme Habibim. Sen daima irşadına bak, ıslahına bak, iman ettirmeye çalış. Şair de diyecekler, kahin de diyecekler. Kuran-ı Kerim'de o da evvelden de konu neredeyse diyorsun sen keyfine bak kervan girer. Lakin nice köpekler ürer ama hiç aldırmazdın. Gülfün raporları girer. Allah bizi rızasıyla götürsün inşallah. Azimetle amel eder.
Azimetle amel, ruhsatla amel anlama anlamak için izah etmek lazımdır. Kuran-ı Kerim okutmak İmam-ı Azam Efendimiz ruhsat verdi ücretimizi alın diye lakin Peygamberimizin gününde ücreti ne oldu? Azimet ve amel onu Allah rızası lazım gelir. Bu para burada ameli yaptırmadık ederim ya. Sanatınız olsun çocukluğunuzda aftiresiniz ayıp gelmesin cümlemize o küçük idrar yolundan su döküldün mü taharet etmeyince öksürmeyince gezmeyince suyun anda yıkamayınca böyle azimetle amel etmeyince namazımızı kıldırmazdı. Yine de daima azimetle amel ederdi. Ama darnayın ucunda ayıp vereceksin o damarı sığayacaksın Öyle abdestli alabileceksin İmam-ı Azam. Hani ruhsat vermiş. Kendini şurasına zerre kadar bir pislik bölünmüş. Konu yıkıyor acele acele. Efendim ilham miktarı olmazsa namaza zararı yok diyordum bu ruhsattır bu Azimettir demiş.
Size çok izah etmek ister ama ne yapayım gücüm yetmiyor kusuruma bakma bağciye tere satma gibi oluyor. Allah rızası için benim suçumu da kabul et kardeşim. Ondan sonra üstadımız koca Kayseri'da konuşurken ha bir şişeye sokuyorsun bak. Bak. Döküyorsun, şuraya ağız üstüne koydun mu buraya su sızıyor. İkinci yere koyuyorsun, oraya da su sızıyor. Üçüncü yere koydun mu kesiliyor. Bu etin içinden gelen su birdenbire kesilir mi? Uyku halinde gelir Allah cümlemizin usulünü affetsin. Hastaları ziyaret ederdi. Hastaların ziyaretine gitmek Oradaki beyiszade hacim Mustafa Efendimize de okurum. Mevlana Celaleddin'in ladikli babadan da Hasan'ın beni bütün müddet radurum. Böyle hepsine gönderirim. Allah kabul etsin inşallah. İçki babamız demiş ki, üstadım Hacı Sami Sultan'ım, kurban olduğum Hacı Essah Efendimiz buraya sohbet odasına girdin mi hiç konuşmadan niyetmeden hep kömür kömür ağlardık.
Sen de o makama çıktın niye ağlama yok deyince üstadımız buyurmuş ki Mehmet Efendi o dediğin günde Konya'da bir panga vardı şimdi elli bir panga var demiş saymış gibi her şeyi güler biiznillah Allah bildirirdi ona Elli bir tane saymışlar müessesen elli bir tane tanga var. Tangadan o birinin mağazasına varıp da içtiğin çaydan içlerine haram gider de ağıt gelir mi gözlerimiz taş oldu yahu ayetiyle kalplerimiz taştan da katı oldu. Ağlar mı o gözler? Senin o bayram günü mü Kadir Gecesi mi ettiğin vaıza dayanılmak imkanı yok. Orada ölüler kalkması lazımdı. Ne diyor öyle olmadı ya o kadar heyecanlı konuştun da arada ilaha oradan çayırlar üstünde oturan mesturak kadınlardan vermek çalıştın da feryatlar kopacaktı diye kopmuyor kardeşim. Taş olmuş içerimiz haramla. Allah cümlemizi irşad etsin, ıslah ettin haramdan muhafaza buyursun.
Kuzularım evlatlarım yaşıyor vasiyeti bak gizli bağış yerde Allah'tan korkumuzu gecenin karanlığında karataş üzerinde kara karıncanın hem karıncayı görür hem ayağının fabrikısını duyar Semi basar hayat ilim Semi basar irade kudret kelam tekvin Allah'ın ilmi seni yeşitmesi görmesi Tabbu kadar gizli gönlümüzdekileri görür. Onun için Allah'tan gizli o aşkkarda korkun. Az yiyiniz az söyleyiniz az uyuyunuz. Yahya günü Muaz değil ki az ye az ye oruçtan ötürü az söyle zikirden ötürü az uyu gece namazından ötürü bizzat damın başındaymış da komşusu bir dilek var zannedermiş. Daha şu dilek ne oldu sizin tırnamda dikili bir dilek vardı. Dilek yıkıldı diye ağlamış. Niye ağlıyorsun? Babam namaza dururdu, dikilip hatta Kuran'ı bütün hak ederdi. Babam onun göçkün olduğu vefat etti de dileğimiz yıkıldı demiş. Ne yapıyor biz Allah'ı severseniz de kendimize bir süs veriyor.
İyi anamık dedim diyemiyorsun gelip diremiyorlar bize iyiyim diye. Çünkü en büyük günahımı şey gibi televizyondan gibi gösteriyor. Bizim merakımız demiş ki Ebu Bekir Keptani, Hatice Sırra-ı Hadis İki nefesinin biri Allah olmayan bizim evladımız delil diyor. Ben öyle demiyorum. Verdiğim ders olsun, oku diyorum. Onu da okumazsanız yine reddetmiyorum yalnız yav okuyun değil mi diyor ya efendimiz. Terk edin Mevlana Halid Ziya ibn-i Babadi Kuddise sirrahü'l aziz efendimiz vasiyet ediyor. Biz vasiyeti büyük iki küçük dertlerime bunu yazdım İstanbul'da ne kadar küçük dertleri çıkar derler demelerine doktorum. Çıkarın konuşurum. Neler doldurmuşsun bunun içine diyor. Ya bu bitmiyor. Kalp senedir sohbet ederim bitmiyor. Edeb risalesi var bitmiyor. Hükumet risalesi var. Bitmiyor. Mektubat var. Bitmiyor. Her şeyi var üstadımızın bizde. Gözüm de görmüyor. Zor gücüm görüyor görmüyor.
Ve muada da sıyan-ı varmayan. Üstünün siyahını alır lambayı yaka yaka nasıl hiç dışarı görünmez siyah görünmez silmeyince Zikrullah şifa uhdup oruçta kadip daha çok temizleniyor. Ve terk-i şehevatı adet devam Şehveti daim terk edin. Şehvet bir daha hasetlik ikisi bir araya geldin mi? İnsanı yoldan çıkaran bunlar bütün kötü huyler, bundan teverdut eder. Onun için aman Dünya muhabbeti cemil günahların başı olur. Onu da çıkarın. Ondan sonra şehveti daima terk edin. Şehveti daima terk edin. Dil ile konuşursan kadını da dil zinası olur. Gözümle bakarsan göz zinası olur Kulağınla dinlersen kulak zinası olur elin ile tokalaşırsan el zinası olur bahar öteki büyük zinaya gelmeden bundan hep zina etmiş olur.
Onun için biz her tarafı uçmuş bir bahbahan olur da her duvarı yıkılmış atmış boyarmış kelalinin bağına döndürür mal, melal birer Bütününü mahveder oğlum şu evi yaptığınız ama kapısını pencerelerinde yapın da hayvanlar merketler köpekler kurtlar gelip de buradan da zahire-i neyi mallarını yemesinler İbadet ediyoruz ama Göz kapımız açık pencereniz oradan giriyor dil pencereniz açık oradan giriyor Babam böyle manevi vaaz verir çokladı camite yıkılır parırdı da bir latife ile uyandırırdı onları Allah şefaatına nail etsin. Peygamberimiz nasıl tahammül etmiş o efendim Medine'nin Bu kavim benim bin yilları da onun için bana bunu yapıyorlar. Hiçbir kavim öyle peygamber ne yapar mı diye kan akıyordu yüzlerinden. Allah bunlara hidayet nasip etti. Kılıcın tersiyle ne cefalar ettiler. Ne ezalar ettiler. Bilim hocamız onları bütün Mekke'yi böyle böldüler. Öte tarafa bunlar kıza alınmayacak.
Kız verilmeyecek. Ekmeğe pazara gelmeyecek. Filan olmayacak. Kafirler acır acırdı o yüzden ekmek atarlardı. Kardeşim her ezaya tahammül eden eşeptü vela El-Embiya, sümmel ulema, en büyük ezayı peygamberler büyük dağların büyük kışı olmadı mı evliyalar neler çekmedi mi? Allah'ın Arabi'yi öldürmediler mi? Hacı Eshadı Elbili zehirlemediler mi? Hazreti Nuh Aleyhisselam bin elli yaşına vardı. Dokuz yüz elli sene peygamberlik yaptı. Seksen ümmeti vardı. Ne hezalar etti, ne müf dedikleri nahihadan ismi değil bu deniliyor. Beyinsiz kendini bilmeyen kimselerin sohbetlerini terk edin. Onların yanına varman, varma münkirin yanına, kokusu sinir tenine, hayıf münkirin canına can Muhammed Ali'nindir.