Manevi Terbiye ve Ruhani Şifa Yolları kaydında Cenabı hak kutup denildiği zaman kutup bir memleketin idaresinde nasıl mesela ilçelerde kaymakam var. Bütün müdürlükler, müftülükler, milli eğitim vesaire ona bağlı olduğu gibi kutbucağına da bütün veliler bağlı oluyor. Bu uzundur. Onu bir ara okurum size. Ebdaliğin ve Evtat diye bir zümre. Bu bizim asıl temel kaynak eserlerimizden…
Cenabı hak kutup denildiği zaman kutup bir memleketin idaresinde nasıl mesela ilçelerde kaymakam var. Bütün müdürlükler, müftülükler, milli eğitim vesaire ona bağlı olduğu gibi kutbucağına da bütün veliler bağlı oluyor. Bu uzundur. Onu bir ara okurum size. Ebdaliğin ve Evtat diye bir zümre. Bu bizim asıl temel kaynak eserlerimizden çıkartılarak hazırlanmış. Onlar olmasa bünye karışık. Sevgili kardeşlerim, onlar olmasın bünye biter. Bunlar bir ara bize Türkiye'de bütün umum illerde konuşma yapan bizzat geldi. Dedi ki bizim işte hava eğer onlar olmasa dedi bizim hiçbir manamız yok dedi. Şimdi üstad validemiz Kayseri'den geldiler. Eve girdim. Arz ettiğim gibi evde bir değişik hal görüyorum. Böyle bir manevi, ruhani bir esinti var. O sizi kaplıyor böyle. Vücudunuz değişiyor aynı zamanda. Salona geldiler.
Salonda buyurun der ki efendimiz aleyhissalatu vesselam hatırıma geldi mi vücudum değişiyor. Ona ait bir kitap getirdi. Hayrettin Karaman hocamızın efendimizin örnek ahlakı diye sallallahu aleyhi vessellem bir kitabı var. Hemen onu getirdim, okudun. Fakat evde hal değişik. Şimdi şunun gibi düşünelim. Erciyes'e kar yağdığı zaman etrafındaki dağlara da yağıyor. Efendimiz hazretlerine böyle bir nimet olunca ev halkı olarak bilmiyorum diğerlerini bizde olan bizim halimiz değişti. Bir ağırlaştık böyle. Bir gülesimiz gelmiyor. Latife hevesimiz gelmiyor. Ağır. Sadece ağıt geliyor. Kalbimizde bir ince sızı. Ruhani, manevi ince bir sızı. Göz de bir yaş. Bir düğün var akrabanın oraya gittik. Tabii düğünde gülüşüyorlar. Latifeler neler yapıyorlar. Hiç gülesimiz gelmiyor. O tarihlerdi. Mübarek istirahat odalarında, yatağın üstünde. Bize bir kitap oku dediler.
O kendilerinin zahiri ve batıni şifa tarifi. Onu okuyorum. Huzurundayım, yanındayım. O makama geldiği günleriyet makamı. Oturdum. Okurken şimdi eserde diyor ki mukaddimesinde, Hacasen Efendi Hazretleri gençlerin gönlüne diyor ilahi nuru, ilahi nuru projektör gibi diyor. Kalplerine diyor yansıtmıştır derken onun sanki gözümün önüne geliyor. Dayanamadım. Gözlük vardı, onu bir tarafa attım. Elimi yüzüme koydum ama tahammülü yok. Bir ohat başladı. Failat başladı. Ondan sonra bir eve gittik. O evde sabah sohbet buyurduğuna sohbeti müteakip hafızlardan birine bir Kuran-ı Kerim okuyun. Okuyamayız. Earu dedi, digamma ağlamaya başladı. Kendisinin o ilahi aşkı sirayet ediliyor. Diyor ki Erciyeyse yağan, kar etrafında yağıyor diye onun gibi. Ondan sonra bir hafıza daha söyledi. O da ağlamaya başladı. Okuyamıyorlar. İkinci günü günü hasretle bekliyoruz.
Aman o saat dokuz gezse de bir daha şu baldan tatsa. İnsan çok iyi bir nimete kavuşsa ne yapar? Yine onardılar. Mesela yirmi sene olur. Yahu develde bir cıvıklı yemiştik. Ne kadar tatlıydı o et ekmektir mesela. Bu ona niye benzemez? Bu ruhani bir tat ve lezzet. İkinci günü böyle iple çekiyoruz. Sabah oldu, oturduk. Fakat bir tat kalmadı. Lezzet kalmadı. Hayret ettim. Husussuzluk var, besbelli oluyor. Kendileri de hissettiler. Buyurdular ki daha evvel, ikisi gün görüştüm. Cemaat dedi birbirine karıştı Allah diye bağırıyordu. İkinci gün ne oldu dedi. Şu hatırıma geldi. Hatırlıyorum o kimseyi de Kayseri'den gelmiş ama bir huzursuz, besmele. Bir itiraz durumu var. İtiraz durumu var. Aleyhissalatü vesselam efendimiz Medine döneminde Ashabı Müziğini topladı. Kapıları kapayın, pencereleri örtün. İçinizde ecnebi var mı, dedi. Yok ya Resulallah deyince, kelime-i tevhidi olurlar.
Manevi Terbiye ve Ruhani Şifa Yolları ne anlatıyor?
Manevi Terbiye ve Ruhani Şifa Yolları kaydında Cenabı hak kutup denildiği zaman kutup bir memleketin idaresinde nasıl mesela ilçelerde kaymakam var. Bütün müdürlükler, müftülükler, milli eğitim vesaire ona bağlı olduğu gibi kutbucağına da bütün veliler bağlı oluyor. Bu uzundur. Onu bir ara okurum size. Ebdaliğin ve Evtat diye bir zümre. Bu bizim asıl temel kaynak eserlerimizden…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Demek ki bu iş hususi ve özel bir telkin. Çünkü aleyhisselatu vesselam Efendimiz ben Cenabı Hak'tan üç ilim aldım buyuruyor. Birincisi yaymakla emrolundum, o şeriattır. İkincisini ikincisini ancak ehil olanlara anlatabilirim buyuruyor. Ancak Sıddihi Azam ve Ali Kerim Aleyhi ve Sellem Efendimize öğrettiği. Bir üçüncüsünü de ancak ben taşırım buyuruyor. O peygamberliğe ait. Başkası onu tartamaz buyuruyor aleyhisselatu vesselam Efendimiz. Böyle. Şimdi Konya'dan geldiler. O kimseyi de tanıyorum. Kıraatte çok üstün. Şimdi aşere var. Aşere'den sonra taklit var. Takriben sonra da tayyibe var. Kuran ilminde de çok üstünü. Tayyibeye'ye kadar malumat sahibi, ondan mezun olmuş bir kimse. Ses değil, ondan mezun olmuş bir kimse ses değil de böyle okuyuşundaki bir haz okumaya başladı. Yalnız biz üstadımızı çok iyi biliyoruz. Yani üstadımız bu manevi emaneti de giydi. Allah'ım görünüşünü değişti.
Zaten nur. Daha bir nurlandı. Daha bir böyle bir heybet meydana geldi. İş değişiyor abi. Kuran okurken yine karıştı Allah diye başladı. Şimdi hepimizin ihtiyaç duyduğu bu. Bak burada yeni vefat etti Bayram Ali. Ruhu şad olsun. Tombakla Hacı Ahmet amca. Bak ilim ehli bir insan değildi. Yine malumatı vardı. İnanın onun sohbetini arzu ederdik. Gider dinlerdik. Bir gün vardım sohbete. Kelimeleri vardı. Cenabı hak rahmetleriyle sonra o Hatice kardeşimiz. Baktım nefes nefese. Odalar zaten küçük. Girilen gel de araları yakın. Böyle nefes nefese geldiği belli, heyecanlı. Meğer, Sami Fenim hazretleri gelmiş. Kızım babanın evine ilahi rahmet yağıyor, koş demiş. Biz de vardık. Hacı babanın orada sohbetini neyi dinleriz konuşacağız. Anlattığını bir görseniz aynı konuyu anlatır ama bambaşka bir lezzet var. Bir huzur var. Kayseri'den vaizler geliyor. Müftüler geliyor.
Üniversiteden profesörler geliyor. Bunlar niye geliyor? Yani bunların daha yüksek bir hocaları yok mu ki ona geliyorlar? Biz de duramıyoruz, oraya gidiyoruz. Bir feyiz var. Bir başka bir muhabbet var. Oturduk. Böyle gözlerimiz yumuldu mindere. Böyle hiç konuşasım gelmiyor ki. Siz şimdi Beytullah diye yansa adam Beytullah'a vardıktan sonra konuşur musunuz? Sadece bakar, tahammül edemez. Onun gibi. Diyelim ki bir damat denize kavuştuktan sonra sesi kesilir. Aynen onun gibi oluyor. Yani bizim ihtiyacımız ruhani yön. Ama bunu diyeceksiniz ki hissedemiyoruz. Ama acıktığımız zaman hissediyoruz. Günler çok kısa ama sabah yediğimizde öyle yiyemiyoruz. Zaten araç çok açık. İkincide diyelim zor. Ama akşamı zor ediyoruz. Diyoruz ki ya acıktık, yavaşça biz sabah yemiştik. Bak açlığı hissediyoruz. Bedenimizin bir açlığını hissediyoruz. Su, aman ha bir su diye yanıyorum diyoruz.
Diğerine dinleyişimiz neden? Ruhun, ruhun açıktığını hissedemiyoruz. Çünkü ruhun yerini nefes alıyor. Nefsani arzular girdiği için ruhun ihtiyacı hissedilmiyor için. Halbuki ruhun ihtiyacı için Allah'ımız elli vakit namaz Musa Aleyhisselam'ın Cenabıhakk'a yalvarışıyla beş vaktinde. Oruç, bak beş vakit namazımızın sünnetleri var. Beş vakit namazda nafile olanlar var. İşrak namazı var. Kuşluk namazı var. Var işte. Gece namazı var. Teheccüd namazı var. Evvabin namazı var. Oruç değil mi? Ruhun doyması mümkün değildir. Ruh doymaz. İki şeyi doyumsuz göreceksiniz. İki husus. İki husus. Birisi ruhtur. Bir diğeri de akıldır. Ruh ve akıl duymaz. Çünkü her bilenin üstünde bir bilen vardır buyuruyor. Akıl için bir sınır yok. Şu onun için derler ki akıl akıldan üstündür. Daha bir üstün, daha bir üstün, daha bir üstün var. Şimdi buraya gelişimiz Kuran-ı Kerim'den oldu bizim. Diye bir tefsir var.
Bunu Türkçesine çıkardılar. Orada altı, yedi madde göreceksiniz. Birisi de Kuran okunurken zatından dinliyor gibidir. Kayseri'de, Kayseri'de Şehit Burhanettin Hazretleri namaz kıldırıyor. Namaz kıldırırken çok uzun duruyor secdede, bazen rükuda. Cemaate diyor ki muhterem cemaat, gelin kendinize bir imam bulun. Ben kendimden bazen geçtiği imanlar oluyor. Seydeyi uzatıyorum. Yerine göre kıyağımı uzatıyorum. Hayır diyorlar. Uzatsan da sizin gibi bir veliğimin arkasında kılacağız diyorlar. Bir gün namaz kıldırırken bir Allah demiş. Seyyid Burhanettin Hazretleri ve yine düşmüyor. Kendine gelince diyorlar ki ne oldu efendim? Kuran'ı indirenin sadasını duydum diyor. Nasıl tahammül etsin. Siz dinlemişseniz efendimiz Hazretlerinin Kuran-ı Kerim'i böyle takip dilerlerken kelama kurban olayım diye ifade ediyor. Ama nasıl söylüyorum? Ne olacak?
Şimdi biz duyuları bir kere kulağımız duyuyor ya, aynı zamanda bunun iç duyusu da vardır. İç duyusu nedir? İşte duyuyoruz. Burada Kuran-ı Kerim okunuyor duyduk. Ezan minarelerden duyuluyor. Ne yani? İç kulağını, iç kulağı. Eşyanın elkarını duyabilmek. Allah'ımızın, Allah'ımızın artık gönde indirmiş olduğu ilhamı duyabilmektir. Ayeti celilesi. Sonra gözümüz var. Bak görüyoruz. Görme duyusu var insanda. Bunun iç duyusu nedir? İç duyusu ibrettir. Esrarını görmektir. Dün bir alim zat geldi. Beş yüz şu yakın tarihte Arapça eserlerden okumuş. Güzel de malumat var. Bir soru sor. Dedi ki efendim bu kalp gözü nasıl açılacak? Bak okumuş. Şimdi Ahmed El Rufani hazretlerinin eserlerine bakıyoruz. Vesair Hali'de diye bir eser var. Vesair Hali'de.
Başta Cenabı hakk'ın peygamberlere olan tavsiyeleri Daha sonra, daha sonra nebilerin, nebilerin ümmetlerine olan tavsiyeleri ve ulema-i kiramın, ondan sonra velilerin çok güzel talipleri var. Şimdi bunları okudukça bizim de hissimiz bu oldu zaten. O eserleri gördüğümde hepsinin hülasası şudur dedi. Esalde. Hepsinde bu var. Hep Rabbimize dönüş. Rabbimize dönüş. İlimde de döneceğiz. İrfan'da da döneceğiz. Zaten İrfan'da dönmüş olur. Ondan sonra okulda da döneceğiz, imametimizde de, öğretmenliğimizde de, çiftçiliğimizde de, ziraatimizde de, devlet idaresinde de en küçük birimden en büyüğüne kadar hepsinde Mevla'ya dönüşüyor. Şimdi bak seçim aklı atmosferine giriliyor. Ne yapılıyor? Şu olacak, bu olacak. Şu olacak, bu olacak demeye. Ya ebazel iki kişiye bile baş olma buyuruyor mesuliyetinden dolayı. Bak bunu düşünenimiz çok az.
Halbuki idari noktada olanımızın Rabbi Zülcelal'imize dönüşüne soracak. Efendimiz aleyhissalatu vesselam onlar için yeryüzünde Allah'ın gölgesi mesabesinde buyuruyor. Adil bir devlet teisin. Yani bu gözlerle bakacağız. Diğer gözlerle baktığımızda sadece zahirde kalırız. Bir övünme, bir sevinme. İşte şu makamlara geldik. Ne diyerek bir başkalarına karşı üstünlük taslamanın dışında hiçbir şey olmaz. Gördüğüm o kardeşimiz de beş yüz eser okumuş. Hulasasında bizim de gördüğümüz kadarıyla, hülasasında şunu müşahede ettik. Hepsinde Rabbi Zülcelal'imize dönüş. Başta başka bir şey göremedim. Mesela burada tavsiyeleri var. Hep sözümüz boşa gitmiş olmasın. Bu tavsiyelerinden size okuyun. Bazı hikmet ehli insanların arkadaşlarına yapmış olduğu tavsiye. Allah'a ve resulüne uyun. Başka hiç çaremiz yok zaten. Allah'a ve resulüne uyun. Allah'ın kitabına tabi olun. Resulullahın da sünnetine.
Bak çok huzurlu oluruz o zaman biz. Bizdeki huzur hiç kimsede olmaz. Allah'a ve resulüne tabi olduğumuzda vela tebte diyor. Bunu biz bidat olarak görüyoruz. Yani dinde sonradan meydana getirilen adet gibi. Itaat edin. Sakın ha itaatinizde yanlış yola sapmayın. Sakın ha. Allah'ın emirlerinde bir kınama hallerine düşmeyin. Rabbinizi noksan sıfatlardan tenzih edin. O yarattıklarından hiçbirine benzemez. Onlar Rabbimizin dışında olanlar Halık sıfatının eseridir. Evet. Ona sadık olun ama şikayet etmeyin. Allah'ımız buyuruyor ki celle celaluhu ben sizi meleklerime şikayet ediyor muyum ki siz beni ona buna şikayet ediyorsunuz? Şu dünyada başınıza gelen musibet de olur, evladınıza da olur, malınıza da olur, mülkünüze de olur. Bundan dolayı sabredin. Aman feryadı falan koparmayın.
Buyuruluyor ki, buyuruluyor ki aman ha bastığınız zaman sebat edin, dinde sebat edin, imanda sebat edin, İslam'da sebat edin. Sakın ha bu sebat hali bırakmayın. Siz geçiminizi temin için gayret gösterin. Ama bunda usanmayın. Evet. Bir kere sıkıntılarda ne de siz Allah'ımızdan bir kurtuluş bekleyin, ümidinizle kesmeyin. Nasıl ki diyor ya Yakup Aleyhisselam, gidin Yusuf'u arayın. Baba diyorlar. Yusuf artık dünyada yoktur. Ümidinizi kesmeyin diyor. Allah'tan ümit kesenler ancak kafirler topluluğudur buyuruyor. Evet. Aman ha kardeşlerinizle sadık ve samimi olun. Ruhluğu kurun. Kardeş olun. Evet. Birbirinize de buğz etmeyin. Bu hayırlı meclislerde bir araya gelin. Sakın ha birbirinizden ayrılmayın. Sahiflerinizi amel dertlerinizi nur gibi edin. Kirzetmeyiniz. Buyuruyor. Buyuruyor ki ve siz Rabbınıza taatle kendinizi ona layık bir hale getirin.
Onun kapısından da katiyen dönmeyin siz her günahtan sonra Allah'a yönelin tövbe edin istiğfar edin İleride yaparız. İleride tövbe ederiz demeyiniz. Belki ömrünüz yetmez. Hatanızdan dolayı Rabbimize karşı özür beyan ediniz. Gaflete düşmeyiniz. Siz halis ve muknis bir saatte bulunun. Tembelliler düşünün.