Manevi Terbiye ve Ruh Arınması Yolları kaydında Muhterem dedeniz Mustafa Hulusi Efendi gittiği zaman Esad Erbili Hazretleri'ne biz seni kabul edeli elli yıl oldu diyor ama o anda daha kırk yaşında. Yani o yüzden insanlar böyle bir mürşit arama çabasına girmeli mi efendim, yoksa vakti geldiğinde saati dolduğu zaman mürşitler kendi müritlerini bulurlar mı? Bu sözlerin hepsini tasdik…
Muhterem dedeniz Mustafa Hulusi Efendi gittiği zaman Esad Erbili Hazretleri'ne biz seni kabul edeli elli yıl oldu diyor ama o anda daha kırk yaşında. Yani o yüzden insanlar böyle bir mürşit arama çabasına girmeli mi efendim, yoksa vakti geldiğinde saati dolduğu zaman mürşitler kendi müritlerini bulurlar mı? Bu sözlerin hepsini tasdik ediyorum. Burada iki husus önemlidir. Birisi kamil bir müşrikte feryatimiz tasdik edecek. İkincisi tarikat-ı aliye tasdik edecek. En önemlisi fahri kainat sallallahu aleyhi ve sellem işaret edecek. Ezadi Erbili Hazretleri çok genç, yirmi üç yaşında intisap etmişler. Bir sene sonra diyor hazretatımın makamına geçtim diyor, bir sene sonra. Taha Periri Hazretleri'ne böyle lisanen soramıyorlar. Fakat diyorlar ki çok genç birisi. Çünkü dergahta çok yaşlı olanlar var, sinirli diyedirlerin siniri yaşlı demek.
İşte onlardan biri olsaydı deyince kalben söylüyorlar Taha Haliri Hazretleri Esad'ı ben inşa etti, getmiyordum. Ondan sonra, ahsaydım. Rabbimiz bizi lanet etsin. Efendim, buyurdunuz ki. O dilidlerinizin hepsi doğru Muhammed Bid'in, Muhammed Bid'in, Muhammed kardeşimiz. O dilid'in hepsi doğru. Onlar da bulabilir, onlar da bulabilir. Mesela Yusuf-ı Hemedani Hazretleri, ben diyor şeyhimi ayağıma isterim diyor. Efendi Hazretleri duramamış zaten, bir kahında, akorun hayvanına binmiş, o nereye inerseymiş, bir nesirin kapısına dayanmış, bakmış ki boynunu bükmüş mürşit bu böyle, hemen omuzuna değiyor, aman efendim siz misiniz diyor. Evladım diyor neden gelmiyorsunuz. Ben diyor mürşerimi ayağıma işlerim, bu bir dil verir yani bu, bu şekilde bilelim. Evet efendim. İşte işte ya Rabbi, kendileri de bulabilir, kendileri de bulur. Bunu açsam ne olur acaba?
Çok güzel oldu, bu bunların elinde manevi bir defterleri var defterimi. O defter de içimlerini görürler, çok güzel delinir. Yani sizi de tebrik ediyorum ayrıyeten. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri kırk yaşında elsizi diyor göreli, Kapulileli on sene oldu diyor. Bu Muhammed Bahaüddin Hazretleri'nde olmuştur. Baba Simasi Hazretleri bir yerden geçerken bu evden diyor bir eruk kokusu geliyor, daha sonra ziyadeleşti diyor meal dünyaya gelmiş. Teberrüken Muhammed Bahaüddin Hazretlerini Baba Siması Hazretlerinin kucağına veriyorlar, Daha küçücük yaşında, Şeyhi Kamil'ini tanıyormuş gibi o minicik elleriyle şeyhinin sakallarını okşamaya başlıyor. Ya. Hilmi Ezeli'yle, bunun daha ötesi var, Nevşehir'e bak, hani buraya geçen. Efendim dediniz ki eğer müridin mürşidi Murat ve Matlub olursa şirke gidebilir bu iş dediniz.
Burada muhabbet söz konusu oluyor, yani kişi mürşidine muhabbet konusunda sınırı ne olmalı? Mesela eğer örnek verecek olursak Yahyalı Hacasen Efendi Hazretleri Sami Efendi Hazretleri için gayri peder bilmezem diyor. Yani böyle bir muhabbeti var. Ya evet, yani buradaki ölçü ne olmalı efendim? Onu dedim zaten burada. Sıfatlarda da şirk vardır dedim ya. Evet. Mesela Allah'ımızın Şafi sıfatı, diyor ki ilaç bana şifa verdi diyor. Hani bu şifayı veren Allah'tır. Hidayet de nedir? Allah'ımızın bir sıfatıdır, Hadi sıfatıdır. Bu Hadi sıfatını eğer kula verecek olursa hata etmiş olur. Ne diyecek? Allah'ımızın lütfuyla, ihsanıyla nasip oldu diyecek. O Gayri Peder Bilmez dedem Rahmetullahali Hazretleri Esani Elbili Hazretleri için kullanıyor bu tahvili. En Sivasayı bilmezem, kalbime de koymasam, gayri sevda bilmezem, rehberinden dönmesem diyor.
Manevi Terbiye ve Ruh Arınması Yolları ne anlatıyor?
Manevi Terbiye ve Ruh Arınması Yolları kaydında Muhterem dedeniz Mustafa Hulusi Efendi gittiği zaman Esad Erbili Hazretleri'ne biz seni kabul edeli elli yıl oldu diyor ama o anda daha kırk yaşında. Yani o yüzden insanlar böyle bir mürşit arama çabasına girmeli mi efendim, yoksa vakti geldiğinde saati dolduğu zaman mürşitler kendi müritlerini bulurlar mı? Bu sözlerin hepsini tasdik…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bunu bazen birbirlerine de bazı kimseler mesaj olarak dayatıyorlar muhabbetlerinden kardeşim. Eyvallah. Efendim yine çok sorular da var, inşallah hepsi yetişir. Bazen diyor kişi tarikat yolunda bazen düşüşler yaşıyor. Gece dersine kalkamamak gibi, bazen rabıtadan zevk almamak gibi. Hani siz de dediniz ya aslında kişinin acziyetini bilmesi için. Böyle konularda diyor, işte ben aff olmayacağım, ben bu yola layık değilim, benim nasibim bu yolda değil gibi düşünceler geliyor. Bunlar dikkate alınmalı mı yoksa bunlar nefsin kişiyi aldatmacası mıdır? Şimdi Muhammed'in burada şu var, o acziyetine düşmek şimdi evvelinde büyük bir zevk. Sonunda ise mahrumiyetimizin bir sebebi var, aslında mahrum değil o. Geceliğe da mazhar oluyorlar. Bura burada bir noktaya işaret ediliyor. Acsiyetini bilmesi için mesela kabız ve bast halleri var. Kabs kapalı, bast açıklığı.
Bu şeriatimizde karşılığı beynel have varurece, korku ile ümit arası, hatta kabız ve bast, kabz kapalı, bast açıklığı. Bu müridin tirhakisidir. İbadet ve tatili set için değil, sırf rıza-yı ilahi için yapması için. Hatta demişlerdir ki büyüklerimiz bu yol tuzsuz taşyalamaktır demişler. Bir de şunu diyeceğim, eğer kardeşlerimiz imkan olurlarsa layık olmadığımız halde bu konuşmaları tekrar tekrar dinlesinler. Şu sorulan soruların cevapları hep konuşmanın içinde geçti zaten. Mesela haz alamama, lezzet alamama, nice kalkamama, ibadet ve taatten üşenme hallerini üç madde halinde saydım, O Şahanaşmenta hazretlerinin namaz hakkında rızkımızın helal olması, taharetimizin düzgün olması, kimin huzurunda olduğumuzu bilmek. Daha bir üç husus var, bir husus var. Mesela deniyor ki ya biz daha evvelki zamanlar olsaydı aşktan, şirkten, kendimizden geçiyorduk.
Şimdi ise böyle bir şey kalmadı diyene üstadımızın bir şairi var Elvan diye. Diyor ki zaman aynı zaman Elvan değişti diyor. Ne diyor Sıdddi Ka'zam Radıyallahu Anh? Diyor ki mesela bir, sen de öleceksin, onlar da ölecek. Muhammed de diyor sanki Allahü Teala, bir beşeri gibi, beşeri Müstesnatabi. O da diyor ahirete düşmüştür, Cenabı Hak haydır diyor. Hani burada Sik Hazam radiyallahu anh'ı ben çok önemli bir hususa işaret ediyorum. İbadet ve Kainat Halık'ım zaten. Onlar bize yardımcı yol gösteriyor dediler, evet, buyurun. Evet, efendim buyrulmuş ki biz mürşidlerimizi seviyoruz. Peki, mürşidimizin bizi sevdiğini nasıl anlarız? Yani bunun alameti nedir? Rüyalarda bir hal midir? Gece dersinde alınan bir zevk midir? Mürşidin sevgisini nasıl anlayabiliriz? Bu bedelsiz bir ifade. Bizden bir bedel, bedel ödenmesi gerekir. İki tane bedel var bu şekilde.
Birisi sünneti Muhammediye riayet edeceğiz, ikincisi rabıta işidir. Yoksa bu şırınga edilmez. Buna inebilmek için rabıtamız çok güçlülaşır ve sünneti Muhammediye uyacağız. Çünkü Edemin tarifi sünnet olarak iman ettiği için söylüyorum. Bir de gönül bir yer olun, şeyhinin kendisini sevdiğini gönül bilir. İşte mahrumiyetimiz bu cihetlerde çok olduğu için bunu anlayamıyoruz ve soru da ondan geliyor zaten. O kardeşimizi rencide etmek istemem Ama gönül alemine dönecek olursak bu soruya hiç gerek yok. Kalbinde öyle bir tehlike zuhur eder ki onun tarifi yoktur. İşte yine sorular konunun içerisinde geçti cevabı. Mürşid-i Kamil kendisinden, kendisinden uzaklaştırıyor. Uzaklaştırmasının sebebi aşkı ve muhabbeti artsın diye. Siz belki okudum kıymetli bir hocamızı, keşke bulsam da buradan okusam size. Kendisi Eser Üniversitesinde okurken, okurken Ehlullah'ın toplantılarına şahit oluyor.
O toplantının başında, riyasetinde Sami Ramazanoğlu Hadis Sallallahü Hazretleri'ni diyor, hiçbir şeyimiz yok ama ismi ederken bile şehidimiz muhabbetimiz inşallah. O diyor, riayetinde biz diyor o toplantıların Sami Efendi Hazretlerini gördüm, öyle ki diyor kav gibi yanıyorum, kavuşun. Böyle odunların, nelerin çok kuru bir şekil olur. Kuru hemen ateş tutuşturulduğu zaman yanmaya başlar. Aynen bunun gibi yanıyor. Aslında şeyhi Kamil bunun dozajını çok iyi ayarlılar. Çok iyi ayarlar. Onlar bilirler müridin ne durumda, ne halde olduğunu, biiznillahi teala çok iyi ölçerler onlar. Evet, buyurun. Efendim tasavvufi sahadaki ilim ve irfanımızın ziyadeleşmesi için hangi eserlerden istifade etmeliyiz? Bu biraz detaylı bir soru ama. Evet. Bunun cevabı da geç durdu zaten. Kitap yüklü merkep olmamaya gayret vereceğiz, amel edeceğiz.
Ha bunun için okuyacağımız eserler şeye göre değişir, seviyeye göre değişir. Yani seviyelerimize göre o kitaplardan istifade değişir. Parçul okumamışız biz. Sami Efendi hazretlerinin bir tasavvuf tarifi var. O ayrı bir konu olarak ele alabiliriz, biz hayran kalıyoruz. Öyle bir ifadelerin var ki mesela Behçetüz Seniyye'de kardeşlerimiz yoksunlar. Behçetüz Seniyye'de inşallah dua edin de bulayım, buldum. Biiznnai teala bir cümle, bak bu cümle adafi sales, Behçetüz seniyye'de değil mi o? Bir kere geçmiş büyüklerimiz kalplerinde Cenabıhakk'a vasıl olmaya mani olan mümkün engelleri kaldırmaya fehh ü gayret göster. Bak konuşmaların arasında geçti. Dağı tırmandığımız zaman düz ola meydana geliyor. Biz gayret göstereceğiz, tırmanacağız. Yani bedava hiçbir şey yok. Sonra diyoruz ki rayların üzerine bedenimizi koyacağız. O raylar Şeriat ve tarikattir, kitap ve sünnettir.
Önder'e bizim lokomotif, mürşid-i kamilimiz. Oysa bizi şimdi artık planların girişlerinde nasıl oluyor bilmiyorum, mevki mevki diyelim buna istasyon dediler. Şimdi çok hızlı trenlerdeler çıktı. Onların istasyonundan istasyona geçiyor yani kötü ahlak istasyonundan, güzel ahlak istasyonuna geçiyor, emmareden nefis mertebelerinin istasyonundan geçiyor, ruh mertebelerinin istasyonundan geçiyor, sır mertebelerinin istasyonundan. Bu anlattığımız istasyon on sekiz mertebeye tekabül eder, on sekizdir bu. On sekiz bin alemdir bu. On sekiz bin alem bir havanda dövülüp kalbine konulmuştur insanın. Onun için Nevruz-i Ezkarimize dikkat edin, şurayı okuvereyim. Bu engeller neler kaldırılır? Evet, insanın fıtratında, yaratılışında ne var, Halık ve Zülcelal'e muhabbet vardır. O muhabbete diyor girişir.
O engelleri kaldırdığı zaman, mesela daha çok bu safra hastalığının önüne oku safra demeye gerek kalmadı, koyduğun dokuz en güzel icarı. Bak hiç kalmadı, böyle koku alamıyor, tat alamıyor, lezzet alamıyor. Neden? Hasta olduğu için. Ama hastalık geçtiğinde tadını ve lezzetini alıyor. Bu kalbimizdeki nefsani arzu ve istek hastalıklarından kurtulduğumuz zaman ibadet ve taatin de lezzetini almış oluyoruz. İnsan öyle bir varlık ki onun diyor Allah'ımız işimize birmiş zaten zatının muhabbeti. Demek ki bu manzarayı çıkarmamız gerekiyor evradiyetkarımız. Evet, bazı mühitlerde efendim bir aşırı feyiz hali olduğu söyleniyor. Artık buna bu halin devam etmesi mi efdal yoksa bu halin geçmesi mi? Yani bazen ateş hararetli ama bazen de köz oluyor. Bunun hararetli olması mı güzeldir? Yine aynı görüşmelerin içinde geçti, mesela çok hazalıyoruz değil mi? Bubas hali, hıhı, bas hali.
Ha burada hemen söyleyeyim unutma, çok önemli bir şey sordunuz. Ondan sonra kapalılık hali, burada şuna dikkat edeceğiz, mesela feyiz taşkın bir şekilde diyelim. Bir de hiç haz almadığımız zaman var burada şuna dikkat edeceğiz, şer-i Şirife dikkat edeceğiz. Mesela diyor ki Velid çok güzel haller yaşıyor. Bir de bakıyorsunuz bunun tam tersi oluşabiliyor. Hiç ahaz ve lezzetli tamamen su kit kesilmiş gibi. Orada diyor eğer şer-i şerife dikkat ediyorsa bundan havk ve keder etmesin. Mühim olan bu. Dedem şunu söylemiş Rahmetullahi iki şeye dikkat edin buyurmuş. Hani bu gelen sorulardan anladığım şu kardeşlerimiz gerçekten güzel sorular sormuşlar. Diyorlar ki diyorlar ki biz ilahi mertebelere söylenen ilahi özelliklere gelişmek istiyoruz. Bunda iki hususa dikkat edilir.
Birincisi Allah korkusu çoğalıyor, şakir-i dalalet, ikincisi ibadet ve taatten haz ve lezzet alıyorsak bunda keder ve endişe edilmez. Öl. Efendim vaktimiz devreye geçiyor. Çevremizdekilerin yolumuzu nasıl anlatmalıyız? Yani sizden dinlediğimiz bu hakikatleri biz çevremize nasıl bir üslupla anlatmalıyız, çok zorlanıyoruz bu konuda diyorlar. İstiyoruz ki herkes, herkes bu yolun yolcusu olsun, herkes bizim işte bağ olduğumuz sultanımızın evladı olsun diye bir çabaya giriliyor bazen. Bundaki duruşumuz nasıl olmalı efendim? Süpermen çocuğa bal, bal yiyen de süper sinir. Seviyesine göre ayarlanır. Mesela ilk evvela ne diyorlar aman ha kaza namazımız varsa onu kılalım. Orucumuz varsa kazaya onu şu şekilde. Efendimiz hazretlerine bir genç gelmiş, efendim diyor ben hiç ibadet ve taatte bulunmadım.
Ona kağıdı kalemi eline al diyor, Kağıdı kalemi namazdaki eksiklerimizi kaza itme suretiyle tamamlayalım. Altmış gün kazası, ondan sonra da yok kefaret, ondan sonra da kazasının üstüne bina ederek tutmadığımız vuruşları tutalım. Kul hakkı varsa onu ödeyelim. Allah'ımıza karşı cebihi abi haklarımızı ödeyelim. Yine Behçetü seniyyede bunun cevabı var. O kullarsa orada on sekiz Allahu alem madde halinde başta sadakattir, yolunu üstün görecektir, dilini muhafaza edecektir. Çok güzel izah edilmiş bu Sahnelerin hazretlerinin, Gaddesallahu Sırra kendisi Gavs-i sakale'yi indir zaten, mübarek bir ukul aktar. Onun eserlerini çok dikkatli olmamız gerek, çok dikkatli. Müşidi Kamilimizin mesela Şiileri çok güzel, bir ara Buralarda hep var. Anlatacağımız kimselerin şöyle bir halini gözden geçireceğiz. Diyelim ki itikadi yanlışlıklar varsa onların düzeltilmesi gerekiyor.
Ondan sonra ibadetle taatliyse ibadete mani olan o rüya gibi, kibir gibi, uçuk gibi, benlik gibi bunlardan kurtulmamız gerektiğini, ahlaki yönde bir yanlışlığımız varsa onların devasını yine Allah'ımızın Kitabı Kerim'de ve seviyeye göre ayarlanacak. Kalkıp da daha bu yoldan hiç haberi olmayan bir kimseye fenakillahtan anlatılmaz, bekabillahtan anlatılmaz. Bizim çokça söylediğimiz, bazen söyleyenler oluyor. Mesela ilk hukuk çağındaki bir çocuk bölünme, çıkarma, toplama, bunu öğrenir. Ama sinüsü kosinüsü bundan yatkın diyor, kök almaları vesaireler bir bilinmeyenlik denklem içi bilinmeyen denklemler bunlar üretilmez, öğrenemez de zaten anlamaz da. Doğru. Rabbim hepimizin kapını genişletsin efendim inşallah. Alaca öğrenebilmek hususunda Rabbim gönlümüzde genişlik nasip eylesin. Bize vakit ayırdınız, çok teşekkür ederiz.
Son söylemek istediğiniz bir nasihatiniz var ise artık programı yavaştan toparlıyoruz. Son cümleyi muhafaza edelim Rabbimizin ismiyle. Geçmiş selef-i salihin büyüklerimiz gönüllerindeki Rabbimize kavuşmaya mani olan engelleri kaldırmak için cehd ediyor, gayret gösteriyor. Hemen soru gelecek mesela, diyecek ki onu nasıl kaldıracağız? Nasıl kaldıracağımızı almış olduğumuz Evrad ve Ezker'da yolu gösterilmiştir. Daha sonra neye olacağız? Bizim yaratılışımızda mevcut olan Halıkımızın muhabbetine zahmet en önemli olan olan. Rabbimiz bizi muhabbete layık etsin inşallah. Çok teşekkür ederiz efendim. Tüm katılımcılarımızı ve bendeniz duanızı talep ederiz, ellerinizden öperiz. Tüm katılımcılara da teşekkür ediyoruz. On beş gün sonra yine bir dersimizde görüşünceye dek herkese Allah'a emanet ediyoruz. Allah hepinizden razı olsun inşallah.
Kaynak: Genel
Manevi Terbiye ve Ruh Arınması Yolları | Mihmandar