Efendimiz Kayseri'ye geldi, oradan da o Konya'ya götüreceğimmış. Mehmet'e Hacı Mehmet Efendi, bu oturan başka bir genç değildi. Bu Yahya Işıkmış derken bunun mahkumu varsa bir perdüydü. Bu dev ve hayırlı halef babasının yerine bakıyor bu devin. Hep kırmızı geçti adam. Dışarıya çıkınca biri canım Hasan Efendi, Hasan Efendi diyor, bende altmış yaşında bir adam zannederdim. Çocuk muyum sen daha yahu böyle dedi. Ben gıybet ediyordum sizi, efendimiz razı olmadı. Dedi ki yahu o Hasan Efendi, Yahya'lı bizim için Yahya'yla arabalarla merketler de ta Kayseri'ye gelmiştik, şu hafızda Kuran okuyuyordu orada. Ne günler geçirdik biz canım ama yine böyle hayvan odası bastım ben yavrum. Yeni kanaatimiz olsun, dış gazımız vardı, nehyisa adam çıkarıyordu. Devellioğlu Abdullah Efendi şöyle tuttu da işte peygamberlerimiz burada deyiverince bütün millet yere yaptılar ağlayarak.
Kireczade de diyor ki Abdullah Efendi ben milleti ağlattım zannediyorum. Mutlu cihan burada da ondan millet yıkıldı hep buraya diyor Firezani Hocamızda. Hele alemler geçirdik yavrum. Üstadımız burada görüşürken su döktünüz mü? Evet, suyla yıkayın ama birden kalkıp da yıkamayın. Bir şişeye su koyarsanız iyi dinleyin. Suyu o şişeyi şuraya biraz koysan biraz oraya su sızar. Oradan kaldırır. Suriye şuraya koysanız biraz da oraya sızar. Üçüncü yere koysanız o zaman sızmaz. Hemen su döküp suyla yıkalım diye abdest alırsan uyuşur şekilde su damlaları gelir. O zaman abdestimiz olmaz. Bizim orada Adana'nın bir köyün imamına gençler demiş ki sen su döküyorsun, elinle kuruttum diyorsun, hemen abdest alıyorsun, senin abdestin yok demişler. Ne abdestim olmayacak, her tren nedir gene? Delikanlılar ona bakmamışlar, kontrolünün şeyini çekivermişler. A, donu çıkmış ki sapsarili bir tonunu.
Orada efendimiz ayıp ne demedi, ona haber verdi. Evimize varınca muayene etti bile aynı oluyor olsun geliyorsun buna. Tövbe olsun namazımı kaza ettim. Hacı Hüseyin, şey, Hacı Zühtü Efendimiz Şah Efendi diyor otuz senelik namazımı kaza kıldım. Eveldim mi aramızı mı? Kırıldım ya abdest aldığımda şu gözümün çapağında bir şerit varmış da eliyle şu pınarlar yıkanmak lazım, varlığını buraya sürtmek lazım. Ben sürtmemişsin de namaz farz olanı otuz sene olmuş da vallahi otuz senedir namazı kaza ettim Elhamdülillah. Öyle bir insan olmalı. Onun için bir gün ekin biçmiş de ak başta hocamına deyince bilir yatınca ve ben de o yanı vermiş ki, gündeymiş. Vallahi Abdullah demiş herkesin ismine. Kırk senedir o sabah namazını kaza ederim, Allah affetti mi bilmem affetmedi mi bilmem dereymiş. Kardeş ibret alalım, biz bu büyüklerimizi andıktan sonra böyle yapalım inşallah.
Efendimiz de buyurdular ki küçük taharetımsına suyuna yapmamla öksürün, kalkın biraz cezeleyin, suyun sonu bitsin de ondan sonra taharet yapın da namazımızı kılıp namazımız olmaz buyurdular. Habire kitap da öyle diyor. Biz de öyle diyor. Efendimiz de öyle diyor. Şimdi burada da böyle söylüyor. Şu dağlar da şahit olsun böyle söylüyor. Yarın Allah'ın huzuruna varacağız. İki, devamı buldu. Bir, abdestle devam etmek. Ya hiç ağzından söz tükenmiyor. Ne yapayım bu? Maşallah. Maşallah. Sizi Estağfurullah. Her abdest amma da iki rekat namazlardı. Bilal-i Habeşi hazretleri peygamberimiz ihraca gittiğinde daha şu an zaman çıkmış da küt küt küt ayak sesi duyuyormuş. Bu insan ayak sesi değil mi ya Cebrail? Evet ayak sesi, insanın ayak sesi. Kimin demiş Bilal-i Habeşi ezan okumaya geliyor da efendim teheccüd namazı kılmanın için ezenden bir saat devlet için Mekke'ye girenler onu dinler, ezan okur.
Ona geliyor da onun ayağının sesi duyuluyor. Huriye ne kadar ola? Şu böyle ikimizin arası beş yüz senelik, onun arası beş, kalın oluyor beş yüz senelik, onun arası beş yüz senelik oluyor ta aşçıazam bu. Hava maaşı azamı bürünürdü ve diyirdi bize oğlum, oğlum dileklerin adedi mahlukatı adetice ara, dilekleri var. Her direğenin arasında bir senelik yok. Karşı Azam bu kadar büyük, içinde melek meleklerle dolu. Beytülmahur da kendi Beytullah'ın üstünde. Tavaf yerine bu dünya kadar geniş böyle melekler tavaf ediyorlar. Soruyor ya Cebrail burayı melekler kaç defa tavaf eder? Ya Muhammed vallahi bir tavaf edene bir daha kıyamet kopana kadar nöbet gelmez diyor. Melek bu kadar çok. Birden çoğalıyor Ahmet'im. Sen değil mi biz bineriz efendim? Bir melek oturmuş diyor oradaki bir ırmağının başında binlerce başı binlerce gövdesi binlerce tereyağı var. Dalıyor, çıkıyor.
Bir çırpındım ve her damlasından bir melek oluyor. O cennete girene kadar onun için istiğfar okunuyor. Neden oluyor? Ümmetimden birisi yeryüzünde diyor bu menet dalıyor suya, ondan sonra çırpındın mı kaç defa değiyorsan o kadar dar melek çoğalıyor diyor. Şeytan da çoğalır mı babam? Şeytan da çoğalır mı Hasan oğlum? Evet. O da insan çoğaldır. Nasıl çoğaldır? Sinile kefi bir araya getirdin mi bir adamın anasına, bacısına, ırzına, namusuna, daha doğrusu milletine, ceddini severse Hazreti'tan Adem'e sever. Milletine severse İbrahim aleyhisselama sever. Dinine severse Muhammed aleyhisselama sever. Mezhebi ne severse imamı Azam'a sever. Ey sevince ne olur? Şeytanın bir bacağında Zekeriya, bir bacağında da tercih olur. İkisini birbirine çarptım mı kırk tane yumurta yumurtar, her yumurtanın içinden hırkar şeytan doğar onun vücuduna dağılır, etrafına dağılır.
Kıtterrak kıt değerse her sevmede bu olur yavrum. Ne babam ne kılavuz hafızız ne biz ne Abdullah ne yavruların sevmeyi biz bilmek. Yeminini de bilmek. Ne diye kanaatı olsun bizim yeminimiz, kanaatı olsun kanaatı olsun inanırsan inanırsan inanmazsan inanma. Hiç daha vallahi duymadım babamın ağzından bana kefaretli yemin istemez dedi. Vallahi devir de yapman, dört sene askerlik yaptın Çanakkale'de böyle çakmak çaldın. Bir gün kimdi namazın? Akşam namazla yarım saat kala azıcık geç kılabildim. Başka bir cacık namazım geçmedi dedi. Böyle mi babanın evladı biz ama ben hayvan olduğunu. Estağfurullah. Estağfurullah. Sizin birinizin oymasını Allah beni affetsin, imanı veriyor dursun, rızasını dursun hepinize ya Rabbi. Ondan sonra şu kedinin arkasında istihdamımız var diyor, şurada su akıyor diyor, yaltısını duyuyor ama Osman o taraftan habire kurşun yağdırıyor.
Ben çıksam bölecekler istirhamdan, hay yahu bir abdest alayım şöyle serin serin de şu kelinin ardında bir namaz durayım, öldüm bir senedir. Bir şöyle diğerleri hep namaz kılayım, istihdamda bükülü bükülü, öldüm. Hocam bunlar yahu, etme, kurbanım olayım, etme. Ya Allah dedim diyor ona fırlarım. Ben oradan üç hoplama da geçtim bu yüze, şuraya indim, soyundum, abdestimi aldım, buz gibi bir su, cahilliğin üstünde namazı delerkana, kurşun firram firram firram firram, beni gördüler ya diyor, Müslüman öyle bir şey çalıyor diyor. Burşun yaylastağının üstünden bir dahaki top attılar diyor. Mızağı gibi nelerdi, toplu mermileri dört sene, dört sene devamlı olarak orada harbiyle meşgul olan bir iki namazı, ikindi namazı karşıma yaklaşık an atılmış. Bir dahaki o deneyerektan geldi bum deyince üzerimden bir ton kadar toprak döküldü, böyle döküldü. Taburuma çıktı toprak. Göz mü tek varım hiç diyor.
Namaz mı tındım, yeniden gittim iki hoplama da vardı mı diyor. Meğer bizim istihkama düşmüş, bir dişi kalmamış. Ben orada akşamları üç defa intikam değişmiş, hiç kalmıyor diyor. Ötekime yine değişiyor. Aşkımdan orada aşkımdan bir sık dirsek kademesine çıkıyormuşsun da mum torbalarının üstünden sıkıyor Dursun kurşunu geldi diyor yılbaşı hocam kurbanım o benim, hedefim çok büyülmüş, bulursun ha aşağayım, bilmiyorum, aşkımdan bilmiyorum dedim diyor. Bilmiyorum, Allah beni deli gibi eder. Onların kursun ne ki bana gelecek dedim diyor. Ondan sonra değil mi bak hoca, naşmış hoca dedim diyor yani Allah'ın aşkla naşmış hamlelerini cihada küçük zannetmiyor kardeşim. Yetmiş tane akrabasına şeyin olsa şefaat edecek gaziliği gülüyor mu? Oradan indirirken eğer bilmeyen mi kalmış? Onu da tepeye dokundu mu? Gülümüze kadar düşman gelmiş de, böyle gözümle gösterdin Allah bana diyor.
Allah şefaatine eylesin. Amin. Laf söylememek şergaitleri, salihlara lazım olan şartlar, hilaf söyledim, söz uzak günah takma. İki, iki. Pilav söylersen ne olur da yalan olur, yalan olunca ne olur da taşıla su bir arada kalmadım ve yalanıla inan bir arada kalmasın. Size açıktan bir saldırı yerlerden geleyim. Yalan. Çok bu hakka dair Hacı Hüseyin Efendi hocamız aksakal bizim memlekete gelip de vaaz gelirken cemaat şöyle bir çocuk, ağlayan çocuğu bizim torunu ya, torunum ne oğlum hiçbir şey gözüme görünmez. Ben size kurban olayım yahu. Biz sensiz için ben dostlarım için ölüyorum. Evlattan geçtim, her şeyden geçtim. Onun için size ne dinlenebilirsem benim karım o yavrum. Sonra oğul dese gidiyor. Gel çocuğum ben şeker vereyim ağlıyor, şimdi olsun bir eğer gömümde şeker yok da veremezse yalan söylediği için yetmiş sene Allah azap edecek.
Çocuğa yalan bellettiği için sen de böyle yalanla insanı aldat yavrum deme oluyor. Yalan bellettiği için yetmiş sene Allah azap edecek. Şeker olmasa da şeker vereyim diye aman yorum yok yerine yalan söyleyip de yalanla iman bir arada durmaz. Onun için yalan Allah yalanı dilimize getirmesin ya Rabbi. A çok derim onlar, tükenmez Allah'a geçiyorum. Üç, gıybet etmeyin. Salihlar, gıybet etmeyin. Gıybet etmek zinadan daha eşek. Bir kadın geldi ve peygamberimizin evine, peygamberimizin Ayşe annemiz ne taviz imiş ne uzun kadın imiş yahut da boyu küçük gayri şişmem ne hacip nahmak lokum deyince gıybet ettin ya Ayşe. O kendini galip duruyor. Etmedim ben kendimde olanı söylerim. Kendimde olanı söyledin mi gıybet olur. Kendimde olmayanı söylesen böhden olurdu. Tükür ağzını tükürdü mü diyor. Hanımla et düştü ağzımdan.
İşte hocalarımız bilir burada bir küçük yanıştırın varsa diyesinler alnımızın çalından öttüğüm hep Kuran-ı Kerim'e göre konuşuyorum. Elhamdülillah. Onun için kardeşim ölür de çiğ etini eline yiyeceksin diye sopa vurmaya başlarlarsa yiyebilir mi? Kardeşim niye acıyayım yok? Çiğ ettin de bundan etini de yiyebilir mi? Bunlar değil de insan mükerrer ya mükerrem olduğu için yenilmez. Bir kara böcünün eti yenilmez, Bir de ölen kardeşin eti yenilmez kardeşim. Acıdığından yenilmez. Mükerrem olduğundan yenilmez. Siz anlamayacaksınız. Yeniden diyeceğim bunu. Birisi camide toplayan. Halben demiş ki Hasan-ı Basri camide Allah'a olmuş açılır. Camide dilencilik yapılmaz ki demiş. O içinden hava tırından geçmiş amma iyice kızartmışlar ve bunu getirmişler. Ye şu adamın takmış o derviş, ben gıybet etmedim demiş. Evliyanın kalbinden geçen de gıybet olur.
Sen camide yemedin mi ki ona doğru mu camide toplama diyemedin mi? Gaykıyla sıçradığıyla boyanmış, tövbe etmiş ağlayaraktan bu derbişi araıyormuş. Bakmış ki bir çeşmenin altında fakirliğinden karnı aç sokumunu biz yıkatmakla yaparız da sizin orada da olur Kayseri ve onun içine ililen dökülen dereotlarını toplayıp da koyuyorummuş vaktin büyüğünden. Onu görünce kopuşmuş Hasan'ı bastı. Halalaşayım diye kopuşmaya Hasan demiş. Beni demiş camide gıybet ettin. Kızarttılar, önüne verdiler de şimdi pişman mı oldun demiş kaybonuvermiş. Benim evime gelmiş diyor. Kalbinden geçse de gıybet olur diyor. Salihsin sen yahu. Doğru diyor bize kardeşim. Tövbe olsun hepsi. Namazı vaktiyle eda etmek, vaktinde namazı durmak, üç amel çok efdal. Birisi kafirlerle harp etmek, birisi annene babana itaat etmek, birisi de vaktinde namazını kılmak. Bu üç amelden efdal amel yok, namazı vaktinde eda etmek.
Bu da salihlere lazım olan şartlardan birisi de bu. Beş, kazaya kalmış namazını, orucunu kaza et. Üst ağzımızdan ders isteyene hemen oğlum namazını kaza et, orucun kazaysa onları yap da temel, temel muhkem olmak lazım diye fiyatların içinde vardı ya o temeli demirle neyle çimontayla dondurursan üstüne kaç kat yaparsan yapılır, buna kalte müsaadeler, beş kat yapılır, yedi kat yapılır diye. Temel şeriat, şeriattan bir parmak kadar ayrılırsan tarikattan mani bile meşrep kadar ayrılın. İyice dinleyelim ki Allah'ımız bizi ıslah etsin, inşallah göstermesin, bize şeriatsız şeyi göstermesin. Şeybanır Ray'i herkese haber verdim, size de haber vereyim mi, dinlemez mi? Hocalar bilirler, Rai çoban demek. Şeyvan ismi, İmamı Azamı şehife. İmamı Yusuf ve İmamı Muhammed geldiler biz çobanın önünde niye boynumuzu döktünüz?
Şu çok deyimaklı yani deyimaklı profesör gibi bir muallim Hamdi Hoca, şu hocamız şu sakalını el bile ağarttın ya. Bunların yanında ben edepsizlik yapıyorum. Konuşuyorum ya, edepsizlik yapıyorum diyor ve konuşuyorum. Evet, o Şeybanü Raid'in bir çobanın gömü ne ya İmamı Azam, bana da süt ister gibi niye koyun büktün de oturuyor? Sor bakalım dördümüzün bilemediği bir mesele sor, bilecek mi bilmeyecek mi demiş. İmamı Yusuf da İmamı Muhammed demiş ki bir namaz geçirdim ama sabah mı öğlen mi, ikindi mi, haşa mı, yaksı mı, salat-ı vitir mi bilemiyorum çünkü bir sene oldu. Geçilerini unutmuşsun hangi namaz olduğunu. Hangisini kılsam da o kazayı ödetsem isyan ettiğiniz için beşini de kaza edeceksiniz. Unuttuğumuz için beşinin de kazası üzerinize lazım deyince üçü de devrilmişler. Yani karşı vakı olmuş diyenler, kalp sedde kesilmişler, ayıktıktan sonra ellerini öpmüşler bu şeybanir rahim çoban.
Bakmış ki cani kibirde namaz kılıyor. Yahu demişler ki gittiniz boynumuza geldi, burada namazdı diyor. Onu şu dağın ardında böyle var demiş bir yazı, oraya o boynu bir cızdım dar, bir daha cızdım gıcık bul, bir daha bol cızık cızdım, üçünün içinden çıkmaz, yayılır orada Ayetel Kürsi'yle cızdım yahu demiş. Çok ibret alınacak söz, iyi dinleyin. Faydamız olsun. Elhamdülillah. Kimse inanamamış. Yüz koyunu var, yetmiş beş koyunu var, elli koyunu var, yirmi beş var. On koyunu olan yine ağlayaraktan geliyormuş yahu. Kırkar da şöyle halı dokur da onu satar da sahamız alırdık çocuklarına vay, deli çoban hiç ağlamam. Bir Ahmet Ağa'nın deli koyunu var, o döne döne o çıkarsa çıkar. Akıllı koyun, o cızlıktan dışarıya çıkmaz demiş. Nefeyi açmışlar ki Hasan Hoca düne düne yan, Mevlana buyuruyor bunu. Düne döne yayılıyor. Bak ha koyun birini kurt demiş.
Bakın boğazım ıskala olacak Ahmet Ağa'nın koyunu deli o. Varmış derken boğazım ıskala, deri koyun. Öne döhe çıkmış, onu yemiş hurdura uçlarda gözünü koymuş. Yeni yanlı diye çıkmamış, işte cızık var demiş. Ayetel kürsiyle çizdim. Bir cızık daha var içinde yayılıyor. Ona da ben çizdim. O bir cızık daha onunla çizdim. Allah aşkına bu cızıklar ne demiş. Allah aşkına diye yemin verdiniz o bol cızık Kuran'ı Kerim cızğı. Kim Kuran'dan çıkarsa Kuran'dan çıkarsa dışarıya onu şeytanla nefis imansız öldürür, yer onu demiş. Yeleği olan ancak o cızıktan dışarıya çıkar. Aman kardeşim, elinizi ayağı ucu öpeyim. Cızığıyı dışarıya çıkmayın. Ben de bir muarazıyım deyip de kendinizi helak etme, yalvarıp aman aman diyor. Siz yanmasın ki Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam gevelek gelir gelir kendini çığlığa vurur, ben de dışarıya atarım. Orayı pencere zanneder gelir vurur.
Ümmetimi ben ataşa dur düşmesinler diye tutup tutup atıyorum onlar gelip cehenneme kendine atıyor. Biz sizi cehenneme düşmesin, ben de düşmeyeyim diye tutup tutup dışarısına atıyoruz ki yapmayalım Allah aşkına ya. Cehennemin üstündendir kapısı, akaştandır civarinin yapısı, seksen yıllık yoldan gelir kokusu, dünya döner bir gün alem kan olur. Hep ben en küçük şunun gibi yavrunun, hep benden büyük insan bir tane kalmadı da şimdi en yaşlı ben oldum. Kardeşim böyle kalmayacağız, hepimiz öleceksiniz. Şu cızık ben ya, ona Muhammed Aleyhisselam'ın Hadis-i Şerif'inin cızığı, sünnet cızığı o. Namazını kılmazsa dinin direğini yıkar. O cami o zaman gelene olur. Şimdi cami cami ya, camiyi gelir ya dileklerini al da bak çöker muhterem diyor. Namazını aldın Müslümanlar çöker. Namazdan hesabı kolay verdin mi Allah'ımız diyor başka hesaplarını inceleme kulum affettirmişsin cennete.
Namazımızda güzel cevap vermeyen için aman namazımızı kazayı verelim, namazımıza devam edelim inşallah. Hocam ama üçüncü cızğı haber vermedim. Üçüncü cızıp da sıddık-ı Azam cızdı tarikat cızğı o tasavvuf, tasavvuf cızğı. Oraya girenler bak vurdurakus o zıtta, daha veri zıtlar daha içerideki zıt. Onun için tarikata devam ediyor milleti. Allah ayırmasın bizi. Amin. Sen de siz şimdi anladınız. Bu da girdi keyfimizin içinde üst ağzına teslim yüzünden teslim olmak. Yani kasil önünde Meijit gibi teslim olmak ki o terapi edebilsin, doktora gelinli kolunu iyi teslim ettirmek ameliyat eder. Yok reçeteyle girersen bir yerden iki yerden üçüncü afamsın patlar. Fatma bıçağın altına yat evliyanın bıçağının altına. Seni ameliyat etsin. Üst ağzımıza dedim cı cı yanıyor kalbi bazı kardeşlerim müzik mi dedi oldu diyor. Ne olay efendim bu dedi mi dedi.
Zamanın kutlu cihanı, jilet bıçağını, manevi bıçağı var, hırsı, tamah, fokunu, adaleti, içten kesik kesim atıyor, kesik cisim atıyor. Fakir kanaat şakaretli oluveriyor. Azaplı yıkana halim oluveriyor. Allah onların ameliyat masasının üstüne bizi yatırsın diyor. Amin. Sen ne diyor? Neler gördün bu Hasan? Hep bir nefeste kendi üstasına rabıta etmek şartın yedincisi. Sekiz, kebairden, günahı kebairden, günahı sakayirden içtinap etmek. Küçük günahtan içtinap ne olacak bu? Az günahı assam da kime karşı ona? Az nimeti assan da kimden geldi ona bak? Az benzetme dışarıda içtiğin sığarayı ne yanında içemiyor? Hocamız da olmazsa ayıp olur. İyi peygamberin huzurunda mı harcacaksın? Allah'ın huzurunda mı hadiseceksin? Yavrum ben sana geliyorum. Yarın kim neyle sevsirse onunla mı haşr olacak? Abinin içine o tütün dolacak. Ağzına, gözüne, burnuna da çürük dolacak. Onu ona mahvedecek olacaksın.
Onun için az günah az zannetmem yavrum. Dokuzuncu telkin yolla zikirden, fikirden ahdi misaptan misafir icraya gayret etmektir. Altın kalemle yazsın bunu yazan, kendi düşer ilim için kuyu kazan. Hadi şeriattır cümle işlerin başı, şeriatsız tarikat, şeytan işi. O Dokuz Osman'ın bilmem neyin Allah şerrinden hissetsin.