Bir cami inşaatı ikna edildi. Sizlerin dualarıyla, paralarıyla, manevi mesleğimizle maddi yavrularınızla bir eser meydana gelir. İmam cemaatini yetiştiriyor. İmam cemaatini olgunlaştırıyor. Sonra verilmesinin icap eden her türlü mevzuatta, her türlü verilmesine cimrilik yapmıyor. Ve sonunda bunların bedeli kötülüklerini kalbi bütünlük olduğu gibi ittifak hale sokmak için bir camiye müracaat ediyor. Cami yapıyor. Camide cemaati takdim eden, cemaatle imamı takip eden, imam cemaatle gönderen, gönderine mevzuatırlar camiyi terk eden, üçlü, birbirini ayırmayan tırnak et gibi üç dönem huzursuz bir cinayetmiş. Şu anda bu manzarayı görüyoruz. İmam. Görmüş olduğunuz imam. Ruhların, maneviyatın kendilerinde, aydınla kurulmasında mutlaka başka bir imam.
Bu imam, maddi-i nesebi sahih olan bir insana, evlenmeden, mirasta, cenazede ve İslam'ın vukubat ve muamele önünde ne kadar vereniyse, neseb-i sahih olan çocukla, neseb-i gayr-i sahih olan çocuk arasındaki muazzam bir fark olduğu için, bir Müslümanın de, bir Müslümanın da maddi yönden neseb-i sahih de manevi yönden de nesebinin sahih olması ile de. De. Maddi yönünün sahihliğini rahatlıkla büyük ak ve halk olarak ortaya koymuş olan bir mümin, artık gerçek manada manevi bir nesebin Bu da manevi nezetle ortaya koy.
Bir kimseye ehli sünnet ve cemaat ölçülerin istikametinde, Kuran ve sünnet kuluna uygun olarak bir Mürşid-i Kabe'ye, bir veli-i Atama müradaat yaparak manevi alemi nesebinde sahih kuluna sokmayan insanların yaşayışlarında insanlara kaideyi yormak, yani nefse intisap ettiği, ya şeytana intisap ettiği, ya şerife intisap ettiği, dünyaya intisap ettiği, maddeye çukura çıktı, gelinlere karşı bir intisaplık olduğunu görebiliriz. Bu yönler, biz şu caminin yapımında camiyi doldurmakla şu anda iftihar duymuş olan, genel cemaatimizi manen, Allah'ım manen giden yollar, bu yollar davetçi olan mürşitler, bu mürşitlerin vermiş olduğu dersler, bu derslerden bir yerine gelen halkalar, manevi dersler, zikirler, murakabalar, Abdurrahman demiş olduğumuz hareketin'nin sadece varlığına dahi inanırsa, velayetlik mertebelerinin, velayetlik merteblerinin iş basamağına atmıştır diyorlar.
Ders almasa bile sadece sevmek, sadece kabullenmek ve onlara karşı inlerine, ah bunlar gidip olamadığın, ben ciğerler dahi bu mertebedeki bazalarda oturmaya ve yürüme hayata takılmışlardı. Onun için imamımız gönlümüzün ruh planındaki tüm tedavi şekillerin manevi muhtesine bulmuş olduğu zatların teslimiyetinde kalbi bir mümmeyedlik vardır. Tasavvuf yolu teslimiyetdir. Tasavvufta şüphe alınmaz. Tasavvufta tereddüt yoktur. Bu tereddüdü bir insanın mani böyle hissedebiliyorsa onun dervişliği surettir. Onun dervişliği şakirttir. Onun dervişliği kornayettedir.