Üzerin pis ise onu yedi bardak su temizler. Eteklerini çekişindeki kibri yedi derya gönlünden temizleyemez. Değerli dinleyicilerimiz, Sevgili dostlarımız bugünkü manevi yolculuğumuzda irşadın önemine dair olan bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Cenabı Hakk'ın biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz. Her kavmin bir yol göstericisi vardır ve bizi takva sahiplerine önder kıl, ferman-ı İlahisi Rabbim beni terbiye etti de edebim ne güzel oldu, hadis-i şerifi Kur'an-ı Kerim'in talimi, taharet ve abdestin alınması, Cibril-i Emin'in delaletiyle sema katlarının geçilmesi, rehbersiz yol katedilemeyeceğini öğretmektedir bize. Ekim ve dikimi ağaç ve bakımı çiftçiden, bahçıvandan, doğrama ve mobilyayı marangozdan, ev ve binayı mühendisten, dikiş ve nakışı terziden, tıbba ait bilgileri doktordan, her hususta malumatı bir örnekten talim eder insan.
Babasını kaybeden yetim, anasından mahrum olan öksüz, açlıktan karnına taş bağlayan fakir, fedekten gelen arazinin mahsulünü yoksullara dağıtan zengin. Cibril'in önünde Kur'an öğrenen talebe Ashab-ı Suffe'de tabilerini eğiten muallim, en iyi şekilde çocuklarını yetiştiren aile reisi, halkına ve bütün insanlığa saadet getiren devlet başkanı ve her yönde insanlığa numune olan Peygamberimiz en güzel mürşittir aleme. Yemin ederim ki size Allah'a ve son güne ümit besleyip de Allah'ı çokça ananlar için Allah'ın Resulü'nde pek güzel bir örnek vardır. İkrama layık bir insan şöyle dursun. İşinin ehli bir sanatkarın elinde sair mahlukat bile birçok işlemlerden geçerek faydalı bir hale gelir. Dağların altında saklı, tozlu topraklı, şekilsiz maden taşları fabrikada işlenerek içindeki demir, kurşun, bakır, gümüş ve altınlar çıkarılarak değer kazanır.
Budanıp ilaçlanarak verimi artırılan bağ çubuklarından elde edilen üzümler dalından kesilip teknelerde çiğnenip ocakta kaynatılarak pekmez olur. Güller ezilip süsüdür, Fabrikada işlenir de en kıymetli esans olur. Fıkhen eğitilmeyen köpeğin bile getirdiği av makbul değildir. Terbiyeden geçen Şahin kuşunun hizmet ve değeri ise hiç tartışılmaz. Arifi billah, Ebu Ali de Kalk Kendiliğinden biten ağacın meyvesi olmaz, Bir meyvesi olsa dahi tatsız olur. Alemde her şey sebebe bağlıdır. Terbiye yolundan olmayan manevi doğuş özürlü olur der. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme hurmaları aşılaalım mı ya Resulallah diyen sahabiye Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tabiatını bozmayın buyurur. Aşılatıklarında iri iri tatlı vurmalar olunca Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem dünyayı siz benden daha iyi biliyorsunuz. Ben de ahireti sizden iyi biliyorum buyururlar.
Esad-ı Erbili Kadı Sallallahü Sirrahü'l-Aziz'in dergahında manevi vazife verilen evradu ezkar alan kimseler için aşılanmak tabiri kullanılır. Adem olamaz ahseni takvim ile Ekrem. Takvadır eden ehlini insanı mükerrem. İlmi amel etmezse eğer kalbini tenvir, şeytan kesilir nefs-i habisi ile adem. Takva eğitimi olan tasavvuf ocağında nefsini ıslah ile ruhunu kemale erdirmeyen hayvani bir hayat yaşar. Sami Ramazanoğlu Yahya'yı teşrifinde etrafını çevreleyen o günün müderrisi hocalara, kim bizim zikrimizden ayrılırsa onlar için sıkıntılı bir hayat vardır ayet-i celilesinin gereğince ehlullahın yoluna girmeyenlerin de aynı akıbete düşeceğini anlatırlar. Hocalardan Mustan Efendi, Şeyh Mustafa Efendi'ye Kendimi Üstaz-ı Ekrem'in yanında yularsız merkep gibi gördüm der ve manen aşılanır. Evrad ve ezkarını talim ederek Mürşid-i Kamil'in terbiyesi altına girer.
Dört mezhep imamımız ve Ulema-i Kiram, Takva, İhlas ve İhsan Mektebinin müdavimleridir. İmam Malik fıkhı öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan fasıklığa, tasavvufu öğrenip fıkhı öğrenmemiş olan zındıklığa düçar olabilir. Hem fıkhı ve hem de tasavvufu bir arada cem eden de hakikate bulaşır der. Arifan-ı İlahinin hayatlarına baktığımızda müşahede etmekteyiz ki gördükleri her varlık onları ibret ve irşada sevk etmiştir. Bayezid-i Bestami rastladığı bir köpeğin hal diliyle benim suçum ne ki bana köpek derisi, sana ise insanlık hil'ati giydirdiler dediğini işitir. Üzerim kirlenip abdestime, namazımma mani olmasın diye yanından geçen köpekten kendini koruyunca da üzerin pis ise onu yedi bardak su temizler. Eteklerini çekişindeki kibri yedi derya gönlünden temizleyemezler köpek.
Köpeği gördüğünde rengi değişip yüzünü ekşittiğinde hayvan ona yarattığını beğenmeyiş yaratanına dokunmaz mı deyince ağlamaya başlar. Bayezid, Gel seninle arkadaş olalım da bana hatalarımı haber ver deyince köpek, ya Bayezid, sen halkın makbulüsün. Ben ise merdudyum. Bir meclise varsan seni baş köşeye koyarlar. Beni ise kapı dışına atarlar der ve ilave eder. Sen tevekkül ehli de değilsin. Senin evinde bir küp buğday var. Benim ise hiçbir şeyim yok. Allah'a teslim olur. Ne bulursam onu yerim. Bay Seyyid Bu sözler karşısında duygulanarak gözyaşlarıyla şöyle seslenir: Ariflik iddiasında bulunan Bayezid'e köpekler de yoldaş olmuyor ya Rabbi! Cüneyd-i Bağdadi Murakabemde Hakk'ın beni her an müşahede ettiğini tefekkür edişimde bana bir kedi yol gösterdi buyurur. Yoldan geçerken bir kedinin fare deliğini gözetlerken tüyünü bile hareket ettirmeden pür dikkat avını beklediğini görür.
Bunun üzerine kalbine şöyle bir nida ses gelir. Benim aşkımı, feyzimi, tecelli ve nurumu gözlemede himmet ve gayretini bir kediden daha aşağı tutan Cüneyt. Cüneydi Bağdadi Gadesallahu Sirrahü'l aziz bu söz üzerine gösterdiği dikkatle maksat ve gayesine ermiştir.