Manevi Terbiye ve Ahlakın Gücü kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Vasiyyetlerini dinleyeceğiz inşallah Allahu Teala. Ahlakı güzeldir. Ahlakı Fatihesi yok, ahlakı hamide ile doluyordu. Kamilü'l-Eza, Ecalara tahammül eder, sıkıntıları götürür, rahmetlere katlanır. Yani belediye ve tatlı, konuşması gayet…
Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Vasiyyetlerini dinleyeceğiz inşallah Allahu Teala. Ahlakı güzeldir. Ahlakı Fatihesi yok, ahlakı hamide ile doluyordu. Kamilü'l-Eza, Ecalara tahammül eder, sıkıntıları götürür, rahmetlere katlanır. Yani belediye ve tatlı, konuşması gayet tatlıydı. Talikun lisan, Talakatı lisan lisanı talekatlıydı Allah yolunda laimin levminden de höhk etmezdi Allah yolunda bir iş şeriata muvafıksa laim levm etme ile ondan hafiflet edip de o işi terk etmezse, ne derse desinler Allah'ın rızasına muvafıksa o işi yapardı. Habib'in levminden hıfzetme buyuruyor Bu zat da lağimin levminden hıf etmezdi O kızcağız haberimiz haber verdi Mevlana Halid efendimizi ulema Bağdat'ta zerre kadar çekememişler.
Çok da hammesuslar hakkında çok büyük mektuplar padişaha, paşa'ya büyük şekvalar haşa ve kella kürsüne kayın olacak şekle gelmişler. O şeyleri var da, ulemadan biri medrese yaptırıyormuş dedi efendimiz. Medrese yaptıracağına gidip de kara bulup medrese yaptırmaya, Mevlana karide de varın değil. Çok dizginlesin, Allah nur etmiş, iki gün sonra başındaki fevkinde. Onca kendini atıp tutan hocanın ne vesvesesine, iki hambalın götürecek kadar bir vali. Efendimiz elleriyle işitmişler diyor. Yaşreyen lazım sizin ceviz tesfüm diye, neşreyen ne? Böyle ona bunlar, efendim o da ceviz edin, yazıyorlar dedim. Önemli dedim, böyle sayıklar dedim. Eskiden böyleymiş, olsun dedi. Riyam kalktı çantaları ne tüm anası Ömer Bey'e riyalı göstermen için.
O zaman da kaslanıyor riyanın büyüklüğü Şimdiki riyam kağıttan değil de şu bir liralık kadarını İkinci bir liralık kadar riyalılar vardır da ondan iki hamal götürecek kadar vermiş. Olmaz, bir liralık kadar. He, sık varlar elleri kararmış. Ellerini göstermişler tezgahın'lık sayarken. Elimizden para geçerken elimiz böyle kararırsa kalbimizden geçerse tüh diyere demiş. Kalben muhabbet ederse paranın muhabbetini kalbe koyarsanız kalbi kim ziyere eder demiş. Bak elden geçme eli siyahlığa kırdı, dedi diyor. Biz el haber verdi bize. Sonra beyenimiz de dinliyoruz tabii. Ömer de öyle bir menakıp söyledi biz de. Müsadeli. Aman şey veririz, siz de bir şey duydunuz mu? Ben Mevlana Halid'den bir şey yaz diyorum filan diye. Bir eserine var mı? Bizde bile eser var efendim dedim. O eseri cüzdanmam yani. Seferinin amballar var zaten, o mollalar cebünden var zaten, o ne?
Öhiper demiş Mevlana Halid, Biahit dinin'in Bağdadi ne desem bize bu parayı verdi. Vuruyor demiş. Riyam dolu bu çuvalla, şu çuvalla birer hamalın götürü bileceği kadar, riyam dolu. Mevlana Halid riayetinin babadi Kuddise sirrahul aziz. O hoca parayı bulunca Hacı Hasan canı İmam Hatip'ı getirip da tutun zamanında, kim derse çok teşekkür ederim dedi değil mi? Mevlana Halid Niyazin-i Bağdadi kuddise sirrahul Aziz diyor. Yani hoca diyor böyle diyor, damın başında öyle kıvranmaya başlamış diyor. Sen ne gördün diyor ama biz efendimizde ne var değil mi? Şu var efendim, Mevlana Halis Ziyaüddin Hazretleri Efendimiz çok var da bizim o elimizdeki bizi oyu hazırlıyorlar. Ulema çok hasarat düşünmüşler. Dua soruyorlar, cevap veriyor, perişan oluyorlar filan. Yemen Şeyhı Yahya Efendi'yi getirmişler. Yemen Şeyhı demek medresenin müderzisi dünyada üstüne gelen tek alim yokmuş.
Manevi Terbiye ve Ahlakın Gücü kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Vasiyyetlerini dinleyeceğiz inşallah Allahu Teala. Ahlakı güzeldir. Ahlakı Fatihesi yok, ahlakı hamide ile doluyordu. Kamilü'l-Eza, Ecalara tahammül eder, sıkıntıları götürür, rahmetlere katlanır. Yani belediye ve tatlı, konuşması gayet…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yani böyle zamanında anılan umarım Nasuhu Bilmen gibi, Hasan Basri çantayı gibi İbrahim Ekrem Bey anılıyor. Tahir hocanın böyle, onların daha üstü bir zat hoca. Gelin getirin demiş, onun adı müstesin bağlantılar yetmişler sülaleyi tahir eden olmadığı halde şıklığı iddia etmiş. Cahil Halid'in bir desavunu göreyim diye, binmişler o hırsızına, geliyorlar demişler. Efendimiz de dinliyor, geliyor deyince bütün Bağdat halkı bir ulema göreceksiniz ittifakına çıkmış. O seksen tane ulema muhterizmiş, seksen tane ulemanın da başındaki her cevabını cemaatin diye düşün akrabatını, etrafını bunları tut da halinde karşı gidince müritler biraz mahcup bir şey olmuşlar, mahzun efendilerine karşı tersim olduğundan canlarım sarılmış. Rahatsınız gidip ne oldu bu oğlum dedim. Yani o dedikleri Yahya şakı götürüyorlar.
Efendimden muhali bir şekilde Efendimden sual soracağım işte size cevap veremeyecek misiniz buraya da onlar sizden intikam alacaklarmış. Bir irriydiniz olarak bu tersiz yok. Çok vahim öyle şeylerden, sıkıntılanmayın. Şimdi yolda diyorum, efendim dedim, yolda Bize bizim fakirhaneye gidecek. Bizim fakirhaneye gidecek. Herkes bir tanıştı. Ben bir eve inmem demiş. Yani efendim, cahil Halid'i izamiyet verdikten sonra, onu izamiyet verildikten sonra, onu teslim almadıktan sonra, ilimle ilim yarışması varsayın, demiş. Bir sağa sola gelemem. Peki efendim, ondan sonra evet, buyurun demiş. Katırım üstünde, katırım üstüne gelirken vakit geçti sayıyor. On sekiz tane sual yazmış. Katırı hem yoruyor hem üstünden o muğlak meseleleri katıma getiremeyen sonra filan değil böyle sıralama yapmış. Omuzlar kovarak yazmış.
Demişler, Edhemdi hazretleri cami gibi büyük tüveccüh ettiği yer var, böyle ihvan'ı, harekayilik yerine oturdukları yer. Oranın baş köşesinde oturuyormuş. Gelişleri demiş, çıkın onlar için. Seksen tane ulema dememişler girmişler, yerinden de kımıldamamış. Yani, buyurun bilmem ne. Bir şey yok. Çünkü çok asrın gelişleri var. Ondan sonra kibir yapana kibir farklı görünmeme sadaka sevabı olduğu için mi? Neden ise hiç aldırış etmemiş. Buradan otur, güvenmişler böyle kıvranmışlar Yahya Efendi dizinin dibine gelmiş. Ya o birinci o gelmiş oturmuş ulema böyle kıvranmışlar, bir halaka haline efendi hazretleri bir tasarruf altına almış bunların hepsi hap bulmuş. Ben de mutlu canımızın hapdettiği insanları gördüm. Sözün ortasından kesiverdi yani.
Canların keyfini de tasarruf altına alıp böyle teyp döndüğü halde kelime-i vahide tavaf dalmamış, yendiler dönerken Ahmet Ersoy da babam alışveriş tutağını durdurmuş. Bir başka yerde İzmir'de de bir şey söyledi. Hayrette kaldık böyle. Giden şey durmuş kalmış böyle tasavvuf ve tuttularını tutarlarmış. Vavuru tutmuş kutlucı anamız, vakıf bir adım atmamış. Karamanlı Hoca efendi treni tutmuş tren yüz metreden sonra durmuş, kocayı binince yürümüş, böyle büyüklerin bir tasarrufları var. Hali hayret o. İki defa uğradım, samanın suyun üstünde saman çöpü gibi oluyor insanın. Bizim anlatacak belki söyledi, bizim camide vaaz girmeye, şöyle kalben tutmuştum kanaatim olsun evvela ilim olmalı, amel bahrında olmalı. İhlas bahrine dalmalı diye bir benim şeyden söyleyeceğim bacalar yıkan mı kaldı böyle hemşehem de yukarıdaydı Efendim dedi o cami içinde utandın. Ve yalnız insanın hattını bilmesi lazım.
Müsaade etmezlerse kelimeyi vahiyde konuşturmazlar. Birden halleri var, bu var, bu matesabul denilir. Bir daha şakır şakır ter geliyor, Yahya Efendi böyle kıpkırmızı kesirin, keder kesti bugün, tartıp ona. Enes kestiler, seni imemden getirdiler. Yahya tabii bir birkaç kelime söyle, Hiç değil mi? Katırın üstündeki yazdığı on sekiz sıralı su söylemedimiş. Cevaplandıralım Allah'ın izniyle. Bir okuyamayacaksam ben cevaplandırayım birer birer on sekiz. Siz hala cevap verdikten sonra Allah beni getirenlerden razı olsun, ben kutlu canımı buldum diye ayağına kapanmış ağlamayı ağlamayı. Amin. Şimdi Allah beni getirenler hıfz dene onunla beraber uyumaya hep gelmişler ayağına, eline kapamışlar. Kırk denesi onu da sıfır haline gönderdi, onu da sıkretti, durdu diye. Onlar kabiliyeti olmazsa bir sürü şeyi göster olmaz efendim. Onlar çıkmışlar gitmişler, oy.
Kırk tanesi de onunla beraber imtisal etmiştir. Efendimiz o ümmet, haşıklığından biri büyük iftiralar ediyordu. Ondan sonra efendimiz oturdu, gözünü indi. Merhaba dediğim dedi, ne haberim yok diyen, hoş geldin, onu unutmuşsun. Hep dedi kaplı açıldı, düştüm oldu, merdivenla giderim tak tak tak ayağının sesini duyuyorum oradan sırrıma geliyor tak tak tak tak ayağa sesleniyor o kapıyı da açıyor hep kapı var buralarda o kapıyı da açıyor o andime kadar çıktı bütün vücudu dolaştı yeniden indi geldi kap elhamdülillah dedi. Şurayı okurum ben onun için diyorum. Laimin nev'inden hazzetme olmam dedi. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de Muhammed aleyhisselama buyuruyor bu ayeti celile, mümundur. Ya Muhammed sana şair diyorlar kahin diyorlar, La min levminden havf edip de ona layığım levmeci.
Onlar onu dünyaya alışkın, buna aldanıp da bunları irşadtan ana kalmaz, bundan zor sanıp da yani bana verem böyle diyor. Bu işten ki, yine inşaatına, yine inşaatına çalış. Bana emrediyorum dedi, o hasret Mehmet dedi, bizim oranın derslerini etanızın ağzından yani şu söyleyen dilim kulağın tutsun böyle, O dedi haşitlüğünden dile oradan gelenler dedi letaiflerine haber verirken mevzu bozuluyordu dedi. Kalbini çalıştıramamış, ihva'nın dedi. Onlar bütün letaiflerini geçmiş tanedi hiç battaniyeler. Vural havadan Ben bildim, şekle döndü dedim, büyük iftiralar ediyordu dedi. Onun dedi, Çin kuyuya kazarsa yine kuyuya o düşer. Hasta o kuyuya o düşer. Dedim Honos'ın sen irşadına devam et haydi dedi. Ömer bana dedi ki gördüm, bu beraat ettim, çaktırma var çünkü. Varı var mı, hem bir sorsan layıkıyla layıkıyla bilmez misin ben hiç. Bir koltukta getiriverir misin?
Oğlum yapma, sen bir yapay getir dedim. Falan bir nefes al da. Neler ne istiyorlar Allah Allah? Ya onun için, la'ya kalsın, ödevli te'layim. Cümle eşya kendi nüshana bağlıdır. Mesafasında olduğu yönden bir kimsenin talip edebinden halk etmeye. Ve müşrikten vay eblakız da haşyetilir. Bu işten tek korkak incittim ben efendimizi deyip böyle, varıp, özür diler seviyorum. Efendim, vallahi değilsin, vallahi. Kasıt zuhur etmeni biz söylerim, o kadar yanlış anlarsınız beni affettalar var. Al yavrum. Keşke affondan, hiç bir de şüphelenmemsen. Benim suç ile duruşeyken adamı değil, aldım diyor gibi geliyor insana. Hatasını böyle yapmamalı. Açtın arkadaşlar, humuzlu humuzlu söylüyorum bir daha fazla vazgeçtim efendim, ben affettimeli yani, bir defa. Efendimizin seveni söyleyeceksin, bu seveni ne zaman rahat olacağız.
Biz böyle düzenleri istemiyoruz, böyle ikramı da istemiyoruz yani gelip başımıza bar olmasın, seçilsin iyi misin ya? İyi teslim olanı, ders okuyan demiyorum da iyi edepli olanı. Herkes zaten gördü olsun, helalsin olduktan sonra. Oğlum, gayet rica tanağdan hali olmaya, velakin mürşitten riayetle hıfz ve haşyet eder oğlum. Ayetini rica ve tanağdan hali olmaya Ya Rabbi efendimden korkmayın daha çok ziyade benden diye Bu öyleydi. Onlarla evladından der ki ruhundan ziyade mürşidiyle bir şey vakti oluyor. Böyle kitabı aktarmaya çalışacağım. Ve kendinin saadeti, mürşidin rızası. Kendinin inanla ölmesi, saadete kavuşması mürşidin razı olursa, şakareti imansız ölmesi, cehenneme geçer mürşidin kendisini tart etmekten bile İnşallah aynı da hayattan neden hep hatırıma geliyor ya siz dediğime inanan insan olduğumuz için böyle daha çok uzun ve daha güçsüz yok.
Gideğini tahayyül edip der ki mürşidini şeyhinin şehiti üzerine takdim eyleye. Zira mürşidi kendisini tahd etmiş olan şeyhinin şeyhinin dekanı ta'z etmiş olur ve herkese Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buna tesellun olduğu halde Resulullah da beraber ta'z edermiş. Mürşid seni ta'z etti, ben kabul etmiyorum.
Aziz Ata'ya şehit Ata yalvarınca Ben affeder miyim ya Resulullah da kırdım dedi O da kırıldı O siyah çobanda ne var demesiyle ta Resulullah da kırıldı ben kırılınca Havva babamız dedi ki sen dedi geldin mi dedim bir paça oraya sar dışarıya tanı beni kurtar dedi Allah yirmi sene hizmet it tut feyiz olmaz yeni gelen hasar uzun hasar atana reşit oldular gittiler onlar o olamadı şehit olduğu anda o siyahta ne var ki diye bir suyu zannederler evvel Resulullah kırılmış Sonra anneden nal kurtuluruz ben rica ederim oğlum dedi Sen dışarıya paça oraya sarıl havluya kendini at dedi Havuluyor kendine at tutar yar oldu o halde diyor Ondan sonra giyecek kalkınca hanberana gözü görmüyorum hiç taşlaya çıkarken şey gideceğiz yirmi senedir kafamızda çalışıp ha efendisi affet ne olur o benimle yeni görüştüğünde eve dudaklı siyah alanda ne var dedi. Bunların içinde bal olduğunu anlayamadı.
Hatıran değer edin içimde Allah nuru vardır dedi. Anlayamadım Allah'ın yarattığı sıfata mana buldu dedi. Kırıldık ben kırınca şeyhımın şehri Şeyhımın şehri Resulullahı arar kırıldı arkanı Ben affetsem arar etsem ne çare dedi Resulullah kılsın ona dedi Dışarıya çektiydi paça oranın içinde üstüne bastı Bu neydi? Vay, şey çat buraya yazmışlar Kalk Seyit kalk işin gülü dondular, sonunda kadar barıştılar Şu tevazu ondan hayata kadar halife olmuş Bu yolda yuvarlanma için olmaz daha böyle geldi geldi de hiç olmaz. Tek kafayla olmaz bu müteselsilen olduğu anda. Zira gaybın rızası Rıza-yı yiyibian'dir. Yani Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in rızası vaciptir. Nasıl Rıza-i Mürşid bir vasıta Rızaullah'tır. Bu sıcağın razıyım evladım dedim mi Allah razıyım diyor. Dur bir söyle, askerlikte bir çavuş, bir başçavuş, bir bükük de hemen oğlum beğendim seni, iyi vaziyetim düzgün dedin mi?
Seni yüzbaşıyla, binbaşıyla tam aşağı kadar takdir edemedim askerimizin içine. Hepsi birden razı olun ve şu dış görünüşünde pıhtı güzel vurulmuş, düğmelerin vurulmuş, paraktan büzem, uşanmış tozluyorsun tamam, ayakkabım boyanmış, tıraş indiğin olmuş. Şu asker işte, asker içinde. Mürşid beğendin mi? Allah beğeniyor razı oluyor. Yani kıyas bu kardeşim. Ve de ki mürşidin huzurunda ve niyazında kahir ve sabretinden ihtiras ve tekayüz üzere olmak lazımdır. Mürşidin huzurunda, niyazında aman kahrinden, kasabından sakının. Efendimizin kendini derim ben. Bir köyde erik, bir köyde kusurumu bastırmanın için bir hikaye getirdim, söylüyordum Efendimize bir ucu geliyormuş olduğu zaman bendeki maneviyat tahtın kıyılıp geliyor. Estağfurullah, bilmem efendim, geliyor geldi. Yani kendi İstanbul'daymış, o uzaktaymış, onu aleyhine de efendimiz de şüphe yapıyor. Abaov. Ay hiç müminde şimdi böyle.
Onun için izzet kadar dil uzatma değil kalp gönderme ne olmadı? Allah efendimizden ayrı Kendi yoktur. Bu işin huzurunda da gıyabında kahr-i esat etmenin ihtirazı ve tekayüz üzere olmak lazımdır. Yine Eyullah diye sus'u yürüttüler. Cesur değildir. Şu an Gelir de memleketin tecessus eder, kalbin casusula kurtulacağını verirsen oturun da öyle kalbine bakar dururmuş. Ne geliyor ne geçiyor. Ne çocuğu kuşu ne geçer de, Allah affeder onlar ya, orada girmiş onları. Yani kalp tutulmaz ya illa o muhabbet eder, o muhabbet etmez. Varsa dünyaya niye gider? Bunlar insanı helak etmez. Geçen Nevşehir'den şüphelenmiş bilirsen de yok bir şey olmaz, olmaz. O bilir. Ona oraya ilaç veriyoruz, ona oraya hak gelir, oturursun inşallah. Pekala Celle Celaluhu hazretleri yine Ehlullah cesusuul gülüp. Ah Celle Celalühü anları müridin efal ve havasına muttali eder. Eğer ki müride ısrarları nadir olur.
Geçen İzmir'de Ahmet Dağhan Efendi diyor ki, gidin arkadaşlar, ilki laftan başlamaz, hepimize dersten baştan. Dersimiz hiçbir şekildedir. Ondan alır, faydan olur. Dünyadan desen dünyadan oluşur. Kitap okurken başlar dalga çevirmeye şöyle senin halini arar orada. Senin halini arar, iyi dikkat et, şu alana cevap verecek, halini sildi. Hasan Efendi demiş, Hasan Efendi demiş alınalı rahmetlaya. Gecenin zift karanlığında ihvanın hali bana bildirin diyor. Kusurların lakin diyemiyorum, kitapta arıyorum, buluyorum, bunların noksanlarını okuyorum Bunların noksanlarını okuyorum Anlayan anlıyor, anlamayan gene anlamıyor da Efendimiz o vakit geçiyor zannediyor Ben Libya utanıyorum diyor Allah beni böyle haldır diyor. Amma ef'alı müride anları hafi değildir. Amma ef'alı mürit, onlara hafi değildir. Müridin hep ef'alını, halatı, her şeyini gülle kuvvetini vermiş Allah onlara. Anlatabiliyor muyum buna?
IŞİD'in gökyüzüne, gülmesine ve zahirde hüsnü muamele kılmasına, zahirde güzel muamele ettiğine maruz olma Belki zahir muamelesini kendinden kat eylemesinin şeyhünden rica eyle Efendim bana yüzşer böyle hürmet bir yüzüne gülme Benim nefsim çok zalim, bana ağır ağır söyle de ben anca ondan anlarım diye der ki kalbimden böyle rica ettim Yani öyle gülmesine diye kasıt yaparlarmış ona ki başımızdan gelsin gelsin Zira Allah'ın bazıları mide zahir muamelesinin batından mahrum etmenin için Zahir muamelesini de batından mahrum etmenin için öyle dermiş Anlatacağıma kalkacak ne olursa buyurun anlatacağız Böyle ağlar gidermiş, ey ağlar. Efendim, bana devam etsin, hürmet eder. Ben demek ki batıl halinden mahrum olacağım Ya Rabbi, deyip. MüşİD'den tarzını memnun etmeyeceğiz. MüşİD'in tarzını müride zehirdir, semdir.
Mışid zahiren hürmet eder, o oğlum filan ne, girse diyor, zehir içtiğmem diyor, doğru doğru. Yok yok, diyorsunuz beneye bakmayın. Birinizin letaifi çalışmıyor. Hiç mi avutanımcuk muydun ecelin ben? O zaman yüzüne gül suyu serpmiş gibi hol oluyormuş. Elma, o, Hüseyin Ağa diyor ki şu vakti, efendim siz yola yapsın. Böyle şımardılar böyle olur, hoşumuza yetiyorsunuz dediler. Essah, şımarmayı kulağına. Hıh, şöyle girelim. Müridi ecnebi ad eylemesidir. Mürid ecnebi. O hürmet etmesi müridi ecnebi. Ecnebi günah tarikatın dışında bir adam. Tutuyor da onun için hürmet ediyor, yoksa içinde olsa size buradan yine bir şey deyin.
Baban, Allah merkası bu mutsuzlığa çalkansın annemin yanına geldim onu bulurlar olsunlar, çalkansınlar, vardık diyor, tek kere diyor, Tarık böyle kalbin bir yer, kara cüb balık Efendimiz'in ayağında geliyor, elini öpüyor, ay ana yüz sürüyor, döş şöyle oturuyor, merhaba, dinliyorum. Efendim, Haccess Ali Efendi, Önce efendim, ya demiş, tamam, Karaman müstüsünü herif, Allah daha sudakiye yaramış Efendimiz, Beyaz Sarık, kara çıplak, beyaz sakal, kara çıplak, hikmete ne güzel yakışıyor. Van'ın mürit mecbur teslim oluyor. Meleule muhakkakında hizmet ediyor ve biz tıpır tıpır düşüyormuş, tumba düşer gibi, tumba düşer gibi. Böyle büyüklerine yaptırıyormuşız, Bahtiyar efendimiz. Siyaset için bunları vermiş daha az.
İki halife de babama tayin olmuş Efendim demiş şu çocuk geldi sonra ayağa kalktı, vurun gibi iyiyiz demiş bu hocalar kötü mü de merhamet babam bile kırk yaşında alim Kadri halifesi olduğu adı bilemiyor, huzuru çizemiyor. Mustafa da ne demiş? O il demiş. Ayağa kalktı, hürmet ettiği kalbimi yapayım da göndereyim, her kulun kalbinde Allah'ın rızası var. Bu hocalar oğlu olur demiş. İnsan oğluna sığır oğlum, Hacı Ramazan merhaba oğlum, hoş geldin de değil mi oğluna? Bunlar oğlu olur mu? Onun için hiç hürmet etmiyor. Hani ayağı diyor böyle böyle durup, onun içinden ediyor, hurmeti diyor. Şu dışından ediyor, dışından salıyor. Kulumuzu da çeltik, sen bu kadar kesildi elhamdülillah, anladınız Mürşe-i Müridi tahkir eylemen Hani terbiye içindir. Mürşidi tahkir etmek. Sen insan olacak bir kimse değilsin. Ondan sonra herif yeryüzünde noksan var, senin ne demek? Ulu terakki ettirmenin için yapalım.
Mide diyecek diyor. Terbiyeyi şudur bu. İmtihandan da hali olmaz bu işin. Şurada bir imtihan yazıyor ya bunu söylemeyeceksin, yıkılan götüremeyecekleri var. Yani öyle olur caiz bir dinler yani bu kadar zayıf olduğumuzu bilelim ki efendim bize onlardan olmadı. Daha daha kitabın içindeki şeyden kalbi şüphelenir de talimatımızdan mahrum olur diye okuyamayız Belki mürşid-i cemi ahvalde taklide de Efendimiz şöyle diler, işini şöyle çıkarın Biz Efendimiz Efendimiz diyor ki de şöyle diyor, şöyle diyor bunu taklit yerinde dese taklit eder zındıkadır. Allah korusun, yani zındık ne ya o zaman? Hı? Dındık. Haluk'ı Hak'tan udul etmiş. Allah'ın yolundan ayrılmış dındık. Yani mürşide böyle taklit katiyyen caiz. Kullanıldığım belli bir keretten yayıncağız. Tebessüm ne güzel tatlı lan neyle böyle? Efendim öyle taklit etmem caiz değil. Zira Eynullah da tefbar olur ki mahz-ı kudreti Haktan neşred eder.
Bazı haller olur ki kudreti Haktan Allah'tan diş veriyor böyle. Onu getirdikten sonra taklit et. O Allah'tan gelmişti ona taklit ettiği için uzunluk oluyor ve sekiz ve mal-u dünyev hasebiyle sekiz haline geliyor Keleş hattınların orda olmuştu bir köşede donmuştu, böyle sıtma tutmuş gibi, tutmuş gibi böyle yıktılar Hop, Allah'ın kudretinden olan bir şey Hiç diyorum vermeye imkanı var yani. Almaya istidadının imkanı kalmadı. İçinizde amelin anda amelden kalmışcağımız gibi işte çit sürdürmüyorlar. Ter halimiz öldü gitti. Size bir tezin müjdem var efendimiz söyledim efendim hiç istifade edemiyorum benim halim çok kötü İhvarlarınıza hizmetin yüzünden tepeyi yüz edersin İhvarlarınıza hizmet ediyorsun derslerin ne tarif edin bak yoruldun hastasın ne bırakamıyorsun kitabı Bu yüzden de Allah sizi tefayyüz ettirir inşallah diyor Bu kadar bir müjde var. Yoksa biz insan diyelim.
Ehlullah da efkal olur ki Nahl-ı kudreti haktan neşr ettiler ve sekir ve mağlubiyet asabi. Onlarda bazı efal vardır ki hakkın ve maslahattan yetmedir. Nitekim ve Gıtsa Srigausami sekizden naşı ve Hızır Aleyhisselam hikmet-i muhtab maslahattan ötürü onunla da vaki olmuştur Mansuru hallet, enel hak, enel hak demeye başladı. Ben hakkım, ben Allah'ım dedi. Kestiler, hep kanları enel hak yazdı böyle, kanları. Küçünün semada enel hak yazıldı. Babam Semra'yı fuadı şu cemiyetlerin orada duygularının üstünde okudu. Ondan okuyuyordu, böyle ağlamaya başladı. Ondan sonra ne haller zuhur etti bize ait. Benim diyor ne suçum var, ben bir ağacım diyor şu almadan enel hak, enel han sesi gelse ama suçlu mu diyor kendi söyleniyor diyor. Bu ihbarımızın çoğunda oldu mürşit olmadığı için orada öyle demiş. Sekiz halinde olduğu için şeyi doldu gitti Yine olmadı.
La ilahe illallah yüslim yüslim yüslim şani la ilahe illallah yeh, la ilahe illallah yeh, Allah yok illa yene benim dedi. Böyle zikrederkene bunu da anlatayım size belki o bir şey olur yanılmamalı. Ondan sonra dedi efendim hata ettim sen La ilahe illallah ene dedim. Benim Allah dedim. Tövbe tövbe tövbe tövbe dedi. Şu kılıçları yanımıza alın dedi. Marifetname yazıyor, kılıçları yanına aldılar. Ben böyle dedim mi beni kıyıcılar tepeden aşağıya böyle vuracaksın dedi. Müridler perpesim olduğu için peki efendim dediler. Allah Allah Allah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah. Böyle bir şey başlayınca vurdular vurdular onun beş kılıç birden yeri çıkıyor vallahi zehir gibi. Pap pat pat pam pam pam pam pam pam pam pam pam aldı geri atıyor tembih ettim bir dakika kadar vuruk da ondan sonra kendine ayıkma geldi, ayık.
Oğlum dedim ne ettim neden efendim? Ene yapalım ablacım Ne oldu dedi. Pamboğa değer gibi değiyor. Pamboğa değer kesmiyor. Gördün mü oğlum o zaman ben bende değerim sekiz hali o. Benim gün inne verdiler. Bardağın ucunu sokuverdiydi. Kamparklaydı işte. Allah'ım yarabbim. Benim bu bayezid vücudu o zaman vücut yoktu bende dedim. Onları taklit ediyorlar, bazen küfre varan tayıklar vardı da onu diyor aman kabul etmeyin. Anlaşıldı mı? Bunu da anlattık size. Ne bileyim, okumayla baş gelecek vasiyet yok ama edebi, edebi mürşide hizmet edebiyiydi bir de. Hiç bu hizmet ya beden ile olur bu hizmet ya vebal ile olur ya malı ile hizmet eder efendimiz de ya beden ile ama beden ile hizmet oldu ki mürşide hizmet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e niyetinde Allah rızası için ta Resulullah'a hizmet ediyor gibi olur. Bu lezzet gelir. Der ki Allah'a hizmet ediyor gibi olur.
Buna hizmet ediyor deyip başkaları tuğ yani der. Ama neyim için yaptığımı bilmez seni. Ne diyorsun? Akcen de valiya raci olduğuna itikat edin. Buna hizmeti Cenabı Hak'tan kendisine bir nimet bile bu tevfiyete mazhar olan hizmete mahz olduğuna memnun ve müteşekkir ola. Buradan olduğum Allah bana bu kadar bir hizmet düşürdüğüme yüz binlerce şükür yarabbim bu kadar hizmetinde bulunuyorum efendim diye. Hizmet buyurmadı oğlum sen dur. Yapamayacaksın lan seni. Görmüyor sen gönder. Çünkü hüngür hüngür ağlamak lazım kimi kabul etmezse ona hizmet göstermezlermiş hiç hizmet ettirmezler. Evet. Bak kalbinde güşide imtina eyleme, mağrurluk yapmaya ya. Şöyle işini gördük de yine de bizi şöyle aman böyle bir şey yapmaya boşuna hizmetim. Zira İntina semdir. Kendileri iftihar edip de böyle hiç göründüğü değil iftihar edip o zehirdir. İşte Münir öldürür semdir ve ecrini zahyetine mukarrardır.
Allah için yaptığı için ecdiğinde külliyen mahvolur gelir. Yaptığı da boşa çıkar. İşte hizmet edemedin bu ne mi bir hacbir itikattır ama bir hacbir amel hizmet edebi olur ki mürşidin emriylediği mesleği asla tahfir eylemeye bir şey emret asla tahfiyeden uğratmaya. Velev ki olursa da şu kafayı kes geleceksin dedin mi? Hıh. Böyle kaplayacaksın çünkü onu yok yerine kestirmem yemünü yaparken kafir. Böyle kat ı reis için olsa bile yüzü zaten takip etmeye. Hizmet bu. Velev ki kat'ı reis için olursa da hiçbir illet ile ta'lil etmeye hiçbir illet ile yok benim işte şu gibi işim var olmaz bu hiçbir yere nailim diyemiyor görürse de oraya o kol yolda ölmeli Onun için zahmet çekenler olur. Meğer ki illet illeti şer'iye kula. Eğer neydi?
Bir şey tağahhüdü etmişse efendim inşallah yarın kuşlukbahiye gelir, şöyle derdik demişse helak olacak olsa yolları canavarlar tutmuş dış günü yemesi muhtemel ise yani böyle olsa helak olacak olsa bile tehalüf etmeye yanına iki kardeş daha silahtan haydi hele efendime böyle söz verdiğini muhakkak gelirse arkadaşın çaresi yok. Öyle olur hizmet ve nefsinin masalehin üzerine anı takdim edin yahu bizim işte şöyle geldi bu devreler mi vereceğiz Çocuklar aç kalsın, öndeki elde alsın olmaz bu. Yani tahkir edilmeye olmaz. Anlıyor musun? Bu şiidin takdir ettiği vakıftan bir lahza tahkir etmeye lahza bir lahzaf takir etmeye o iş olacak ve yapılacak. Mürşid'in himmet müdürü ola. O hizmet de imdat edip anılla vücuda gelir.
Hizmetten hemen hadim umderi olmaktan gayrı kastetmeye, ya gur veya fütuh, vilayet vesairden kendi has, ahır olan olursa, ondan istiğfar eyleye bir şey arz olursa Bir fütuhat, bir şey, bir şey olursa fütuhat, vilayet vesaire Kendine böyle bir şey geliyor, ruznu dilersen daha fütuğa taşınacak. Ben efendim, ben veli olacağım hiç böyle bir şey, sırf Allah'ın rızasını bulacağım bu yolda. Sırf Allah'ın rızası için yaptığım iş, hemen bu yeri tanıyalım, bu ihlas baştan şöyledir onları, hatta kendisinin mürşidi için halk etmiş itiraz etti. Yani Allah efendimin için halk etmiş, dünyaya bu mevsimde getirdin, hani tam o adamın için halk etmiş. Ben onun hadi miyim, kölesiyim diyeyim diye. Belki nefsini mevcut vermeye ki hizmet ağı nispet olmuyor. Ben mevcut yani Asil verimden mi git gibi teslim oldum ben. Elimi o kaldırır, ayağımı o kaldırır, vücudumu o yıkar der. Tu diyemem ben.
Hala yıkar eliyle yıkar bana teslim verir. Gidersehali bilirim. Onun gibi teslim oldum ben. Onun gibi teslim oldum. Bu teslimiyet böyle oldu mu tez gelir. Efendim mürşidin meclisine oturmaya, oturmaya ehli şulbeyle beraber yiyip içmeye huzurunda başlığını açmaya başlığın açmaya başlığın ve ötesi altında huzurunda ulumayan mürşidin telaşı üzerinde döşiyenin üzerinde huzurunda namaza durmaya nafile namazları oraya efendisinin oturduğu yere oturmayan yaptığı yere yapmaya bunu beraber yiyelim demeyince Beraber yiyeceğim efendimden de ne zıt alayım demeye Bunlar bütün Meğer ki Mürşid Alate ile meşgul bulmuş ola o zaman o da namaz kılabilir Yoksa Mürşen'in şurada otur bana iştah lazım geldi. Hay Allah'ım böyle tecelli geliyor. Attın ya namaz orada oturmak namaz kılmasına bak hayırlı. Böyle efendisinden buluyor gecelik Tespitini böyle yanında çekemez Tespihini. O çekme kök gecelik o.
Lüzsuzluk, gübiyetsizlik, üzümsüzlük daha doğrusu. O şey demez yani huzurlu böyle bir şey yapamaz. Görüyor musun kardeşim böyle veyahut olduğu mekan mescit ise derbeistir. Efendinin oturduğu yer mescit ise feyiz yoktur, namazı bir köşede kalabilir. Huzurunda uy, durmaya. Mürşidin flaşı üzerinde huzurunda namaza durmaya. Eğer ki mürşidin salatı meşgul bulmuş ola o zamana zararı yok veyahut bulduğu kendine silinse beis yok veyahut zarur ateşe dışarıya ki namaz geçeceğiz ise zarar yok. Salatı ne ihtimal olursa yine binaen beis yoktur salat geçeceğiz ise kendisini hizmete gayri layık görüp ben bu hizmete layık duyarım kardeşime Allah'a benden razı olsun ki bu arada bir hizmetim buyurdu diye.
Yağmur olduğu hizmette mukasır bile ben yerli yerinde yapamadım ama onlar bizi hoş görürler Allah razı olsun diye ve şeyhının muhtaç olduğu musalihe şeyhının muhtaç olduğu maslahatı emrine hacet bırakmayarak ve hatırına gelmem sizin görmeye sahip ve dikkat eyleye eyle. Bu eve lazım olan bir umur var bir hizmet var. Efendim şu işi şöyle yapalım mı hiç demeye kendini duyurmadan çocuklar da ne anlar Allah razı olsun böyle mi Bu çok şeymiş bu emirsiz iş böyle çok hayırlıymış. Bir de cenahıma vereyim efendimiz haber verdi kitap da yazmış. Şıhrına hizmet ediyormuş. Hamamı yakmış, suyu ısıtmış buyur efendim, hüsnebihi ecmain demiş. Efendimiz içeriye girmiş kendi dışarıya çıkınca şuurluğu ikrarmış. Düşünmüş, demiş ki şimdi ısıyacak su fazla gelirse yoksa sizin tarafınızdan var ama Hasan Ali var bu yana kafama astılar koydular ne yapayım? Siz de iyi dersiniz yoksa bu yana bağırdım bakamıyorum.
Şiirmiş. Efendim? Vari bir kova su alıvereyim de geleyim de soğuk su az gelirse efendim kalsın ben bilememişim bu işi de, bu işi ne bu işi bir kova su dolduruyor, geliyor. Çıt kapının bunu koyunca kapıyı açar oğlum soğuk su az. Efendim şöyle lazım olur diye getirdim gittim pınardan kapıştım getirdim de koydum buraya. Hamonda dağıcaksın. Efendim yetmiş senede ne aldıysa bir defa suyla sen de ona aldın mı ömrümü gördüm dedi. Umlumü görüldü dedi. Bu numaradan tuttu mu ama dedi. Bana lazım olan şey dedi buyurmayan lüzum yok. O utandırın yüzümü diyorum bana şu lazım denilmez. Diye beni memnun ettim. Allah senden memnun oldun razı oldun ve yerime mürşit oldum sen. Ben geliyorum Halit Can'ın. Hemen hacet bırakmayarak ve hatırına gelmesin görmeye sahip dikkat eyle. Zira bu minval üzere hizmet eylesin mürşidin kalbini rahat etmiş olur. Vastı hatırına hatırını hoş etmeye sebeptir.
Belki müride vasatı kalbi mürşidde Dahil olma bahis mürşidin kalbinin ortasında daima yaşamaya sebep olur. Şimdi yalan söylemeyeyim de fanatınız olsun, Muğla'ya gittik geldik. O hizmet eden bizim orada dostlarımız var. Onun içinde dikle duruyor kanaatim olsun. Ayşe dedim diyor. Ya hiç içimden çıkaramıyorum ben. O kardeş, o bacıyı hiç çıkar bir gün içinde yine de duruyor gibi duruyor. Yoruyorsa. Çünkü bildiğiniz gibi dayanıyorsun ben. Nasıldı? Niye diyor bulamadım mı diyor aynısını. Var ya, ya beş yüz isterse efendim, hiç oyun yapacağım. Duyur olabilir. Hiç giy, gibi, film buraya razı derse iki bin lira bir yatıyor. Hocam, tamam mı hocam? Ne? Yok tutmuş dediler, tuttum. Kaç gündür olduğunu bildim yok ha. Nereden razı olsun. Ne razı olsun? Yani hizmet insanın çok hoşuna geliyor. Allah bizi hizmetten ayırmasın. Dersimizin hizmeti, elimizin üst kat, yollerimizin hizmeti hoş.
Bastı kalbin hatırına sebeptir. Peki müride vasattı kalbi mürşide. Müşidin batını müridin kalbine münaki soluverir. Onun kalbine aksini verir. Nasıl güneş şu aynayı tutunca içine aksini veriyor, aksini verir. Bu sebeple feyizden siyaha da devam hasıl olur feyiz çok kuvvetli. Mühridin hizmetini gayet sürhur ve beşaşatla gayet keyifle de beşaşatla edayi diye Halaca Abdullah, Helevi Kuddsesire hizmette bir bu evsaf ile mevsulf olup Müyseden hizmeti sebebiyle haddi vasıftan bihuun vebubiyet lakabule vasıl olduğunu görmüşüzdür. Büyük hava su veren bu işte Havaca Abdullah elevvi diyorum onu görmüşüztür kitaptan. Cemil kulefe anatuptaydım hizmeti sayesinde Abdullah eleviyi hazırlıkları mürşit olmuş hizmetinden mürşidi demiş ki memnun ettin yavrum beni demiş yani bu etrafı etnapten herkes emrine tabi olmuş o zatın. Onun da geçen insan hizmetine kopmuş o oraya edip de geleceğe vasıl olduğu için.
Bak size bunları misalını vereyim. Birisi zinadan kurtulmanın için bir kadın bahanayla elim yandı. Yürü demiş içerimiz demiş içeriye götürmüş. Kapıların kilitleye veririm demiş ırzı zaten çıkarmış içten kalınca gence demiş hani yine yanıyor demiş talebe. Yine yanıyorsun yahu demiş. Şu içerim yanıyor sen buradan bir yandan bakmadan ayağına bakaraktan efendimiz gibi görmüş geçen. Yerim yandı senin öyle zina edeceğim der demiş. Hiç imkanı yok bak koltukta kitap. Başımda sarıl bize bu yakışmaz lan ve Allah'ın korkusu buna müsaade de yetmez. Böyle bir şey diyeceğim. Ben şimdi kafama çıkacağım, yavrulu mineği parçalayacağım. Bir zalim girdi zina edecek beni yetişin der seni tutturur namusun hakibe eder diye verdiği ve öldürttürüm seni demiş. Ne göreyim ya Rabbi sen beni beni giderim. Kalbinin hatırına bir şey gelmiş demiş. Sen bir affedersin tuvalete çıkacağım. Çıkmış.
Tavada yatağına zaten hazırmış. Tavalete çıkınca kalbini dinliyor. Ya Rabbi Can-ı Muam diyor. Ya abi. Ha zinayı gösterme de canım ruhum çıksın Ya Rabbi. Hazine bir ilham geliyor orada pislikleri al da üstüne sür diyor Pislikleri alıyor üstüne sürüyor çıkıverin çık çık çık çık çık çık dışarı yanıyor Kovuyor böyle kurtuluyor Olay kimseler üstüne de böyle sokağa çıkarıyor çıkarıyor. Bir dalıyor yıkanıyor elhamdülillah içim temiz dışım pis oldu ona temizlendi diyor. Keyfile geliyor. Yusuf Aleyhisselam önce çok hikaye de. Şimdi onun kabrinden burnu kerametli olsun kerametsiz olsun hiç tahiratta olmasın kalbinin yanından geçerken de mis gibi kokuyor. Tabii, onu Allah onu bir yerde ona.
Uzat hizmetle kazandı ama bir şeyden malla hizmet edebe olur ki Hakkari Hazretleri gel seviye-i cemi mal ve evlat, Gemi mal ve evlat alemi ezelde mürşidimin uluhiyeti bereketine yediğini itikaliye mürşidimin bereketine Allah bu malı evladım ağırlık evlatların kölesi son malum yoluna feda olsun. Her ne kadar bu zuhurum, müfirahiri ise de bunların kötüsü müşinin olup kendisinin membüki diğid-i vech-i Müşi'nin kelamından bu vazandinin inayetinden yazılı bir aynainden olduğunu bile Yediğim içti evlat hep efendime hürmet edemez. Bütün mahalle onu vaaz demişsin. E, o panye niye var ya, koyalım. Efendimizin ekmeklerinden, yemeklerinden, nasıl lan geldi dedim. Bu kadar tarikatı yaşadım kimin hürmetine verin dedi. Hem o olmasa dedi, kim, size villa mı yedirtmem ben?
Onun muhabbetini yiyeceğini içmem olsun dedi Ama mühim öldüğü için ben senin tam bu dağların bahçelerine devam ettim diyor ama kim yedir diyorum. En olsa birbirimizi biz nereden tanıyacakcağız? Lokman yedirtmezdi kimseye yani bütün efendine şükür etti halbuki mürşide bir şey verdiği halde mürşide bir hacin olacak mahalle vermeye mürşide bir şey verecekse hiç doyurmadan, kandırmadan bile hemen bir grup gelir bize develiden anlat hocam Allah'ım. Belirsiz bir şey bak gider oraya. Ben saçmalamayın böyle ümüme düştüğüm adamlar, gelindeki gelenler benden çok hayırlı verdiği yükler. Allah arkadaşlarımın nimetinden de bana yaparsın. İkram ve nimetinin mürşidinine İsa'yı kastetmeye, efendime şöyle ümmet ettim şu cevapta şu benden edin, şu senden edin. Bu bir yere. Allah rızası için olsa demiyor. Allah rızası için olursa söylüyor. Ben nefsim söyle diyor. Devam devam edersin.
Bizzat mürşide, birmeyip haline teslim ederim. Evlatına, hizmetçisine, mürşidin yerine şu edayamı al, değil mi yani? Kendisinden kabul olmak için zahire bir vakfın hatanı azaltan tezahür ve mürşidine mülteci de onun mesleği mürşidine ve şeytanın Rum mürşitlere nezleylese kabul yönünden takvadır. Şu keyfe verdiğimiz sohbetimizden razı ol yavrum. Din diyenleri irşad ve ıslah et ya. Söyleyeni irşad ve ıslah et ya. Şöylece şu ağacın altına biriktiğimiz gibi yevmi mahşerda mahşer gününde Hazreti Muhammed aleyhissalatü vesselam efendimizin sancı altında hak kutlu cihanızdan dut da bu fakire hakire inene kadar cemmi yıkmağınızı beraber haçlı cemiyetler. Pidev-i Ala cennetinde bütün peygamberani zam evliya-i kiram, bütün pirani-i izam, evliya-i kiram, sahabeyi, babamız, akaba-i tatbikatımız mümin müminat, üstün Müslümanla beraber haşli cemiğiydi. Allah cümlemizden razı olsun. Amin.
Haşkullah, şevkullah, muhabbetullah, muhabbetullah cümlemize ihsan etsin. Allah cümle ikramımızı efendimizden bize kadar kazalardan, belalardan güç yetmez takat getirmez bütün sıkıntılardan muhafaza et ya. Muhafaza et ya Muhafaza et. Afaf-ı semaviye ve afaf-ı arası yenen hepsi himaye et Ya Rabbi. Ahirete ağlayarak gönderdiğimiz babamızın, annemizi, yavrularımızın kabrini pürünü öğret. Habire hazretlerini defref etti Ya Rabbi. Cümlemize rızanı buldur. İman olarak öldür Ya Rabbi. Allah, Allah diyerek can vermek nasip etti Ya Rabbi. Gözlerimiz tavana dikilip yavrularımızın boyun büktüğün buyrun. Allah Allah Tuzak için toplandık. Nasıl ol ya Rabbi. Böyle Allah Allah diye gülmeyi nasip ediyor. Niye emanet annemiz öldü, babamız öldü, Yavuz anamız öldü. Bizi de yakında öldüreceksin ya Rabbi. İmanla öldür. İmanla öldür. İhvanlarımızın içinde hakim perişan etme ya. Acil perişan etme.
Resulullah sen benim ümmetimi mi huzurumu niye böyle geldin? Geri etme ya. Bu sorumuz gözümüzü yumarı, yuvamızı arasana çok yarabbim. Estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, kalemdardan sohbetler sona erdi.