Elhamdülillah Rabibil Alemin ve Sallallahü Vesselam ala rasuline Muhammedin. Ve La ilahe ve Ashabıhi ecmain. Bugünkü manevi yolculuğumuza rabıta ile devam ediyoruz. Rabıta manevi gıdamızdır. Zikredin daima biri, delil edin gavsı piri. Toprağın içindeki bileşikler bitkileri, bitkiler de hayvanları, bitkilerin hayvanların ürettikleri de insanları büyütüp geliştirir. Rabıta ruhi hayatımızın devamı ve insan-ı kamilin yetişmesi için manevi bir gıdadır. Arabanın motoru mesabesinde olan kalp bünyeye canlılık verdiği gibi Allah'ın feyzini ilahi nazarını, aşkını, muhabbetini gönlünde taşıyan mürşid-i kamilin arşı azam olan dokuzuncu kat semada bulunan bütün varlığı kuşatan Allah'ın kudret ve azametinin tecelli ettiği yer olan kalbi saadetlerinin altına konulan kalpte hakkın nurunu kana kana içerek sıhhat ve afiyete kavuşur. Beni muhabbetimi ne yer aldı ne de sema.
Ancak kamil müminin kalbi aldı buyurulan bir gönülden ilahi tecellilere gayb aleminden kalbe aks eden nurlara vahdeti vücut Allah'tan başka her şeyi yok bilme ve şuhuda. Cenab-ı Hakk'ı Halık gayrını mahluk bilme haline eren, fena ve beka sırrına mazhar olan kalp sahibinin derunundan içilmez mi hiç aşkın şarabı? Vasi olmuş kalbi anın vasfedemem ey yaren. Yerleri gökleri koysan katiyen doldu demem. Yedi kat semayı yok farz edip arşı azama açılan gönül alemi murakabe sayesinde nasıl istifade ediyorsa sadık müritte rahman olan Allah'ın feyzinden rabıta-i mürşid vasıtasıyla aynı istifade gerçekleşir. Rabıta alaka ve bağ anlamına gelir. Kafada, gönülde mürid şeyhiyle beraber olmak suretiyle Allah'ın muhabbetine erişmeye çalışır. Zikredin daima biri, delil edin gavs-ı piri. Manevi olgunluğa erişmek.
Dil öğrenimi için hazırlık sınıfına, deryaya dalabilmek için havuzlarda yüzmeye, Yuvada yavru kuşun yiyeceğini kendi kendine temin edip uçmasına kadar annesi vasıtasıyla yemlenmesine. Barajlardan gelen elektriğin trafo vasıtasıyla kablolarla evlere taşınıp evlerin aydınlanmasına benzer rabıta. Aynen bunun gibi derviş de kendisini Mevla'ya veren kişi de belli bir döneme gelinceye kadar on letaifi. İnsanın göğsünde bulunan kalp, ruh, sır, cafi, ahfa ve bedenle alakalı bulunan su, hava, ateş, toprak ve nefs derslerini geçinceye kadar manevi vasıta mesabesinde olan mürşid-i kamilin Allah'ın hazinesi olan gönlünden içer Hakk'ın feyzini.
Murakabe haline gelmeden vasıtasız Mevla'dan istifade edeceğim diyen salikin durumu manevi olgunluğa ermeye aday kişi yani vasıtasıyla almayan lambanın patlamasına, uçacağım diye yavru kuşun pat diye yere düşüp parçalanmasına, yüzme bilmeyen bir kimsenin denizle boğulmasına, yabancı dille eğitim yapacak talebenin hazırlık sınıfını terk edip sınıfta kalmasına benzer. Manevi yükseliş. Rabıta döneminde salik bir ağacın köklerinin toprakla münasebeti sayesinde dal ve budak salması, yaprak ve meyve vermesi gibi üstaltının kalbi münevverleri, nurlu kalpleri vasıtasıyla manevi derece ve makamlar elde eder. Kuran-ı Kerim'de geçen nefsin mertebelerini aşar. Fecr suresinin son ayetlerini yaşar. Allah mümin kullarına ise ey nefsi mutmainne, kamil bir iman sahibi olarak huzura ermiş olan nefis Sen Rabbinden razı, o da senden razı olarak Rabbine dön.
Artık salih kullarımın arasına katıl ve onlarla cennetime gir. Nefsin mertebelerini şehir haline getiren Mustafa Hulusi Aziz ne güzel açıklar. Emmare koymaz irfan, gönül etmesin karar. Geçmeyen olur hayvan levvameye yol lazım. Mülhime zevk ü sefa orada görmezsin cefa. Mutma inne derdine şifa, oraya izzet lazım. Nefs-i radıyyeler de çalış, var gör de. Daima olur nur da, oraya dikkat lazım. Nefsim ardıyya durur, görmeyen gözü kördür. Ora giren kutuptur, sıdk ile teslim lazım. Makamadın rütbesi. Kutbum kulların hası. Makbul anın duası. Arayıp bulmak lazım. Ahlakın dönüşmesi. Üst ağzının kalbinden faydalanmayan kimsenin toprakla ilgisini kesen ağacın kuruması gibi göz pınarları kurumaya, gönül yaprakları, irfan çiçekleri ve meyveleri pörsüme yüz tutar. Bu halde olan kişi bir zaman sonra saatlerde de tembellik göstermeye başlar.
Nasıl kaynayan su içindeki zararlı mikropları öldürüyorsa aynı şekilde güneş gibi olan rabıta da ilahi ateşle kalbi yakarak kalpteki kötü ahlak tohumlarını kökünden sökerek silip atar. Gazabı ilmiyete, yumuşak huyluluğa, kibri tevazua, hayvani ve şehevi duyguları iffete, namusu korumaya, her türlü kötü davranışı güzel ahlaka dönüştürür. Herkesin örnek alacağı güzel bir hale bürünür rabıtayla kişi. Ne kadar rabıta yapsam da istifade edemiyorum diyen kimsenin hali de şuna benzer. Arsasına su tutan kişinin arkı sağa sola açılacak olursa tarlaya su gelmez. İlahi edeplere riayetsizlikle dilin yalan, gıybet, dedikodu, iftira söz getirip götürmelerle. Kalbin kendi namusu varken başkasının namusunu düşünmesi, haset vekil ateşiyle yanmasıyla dini emirlere riayet arkı bozulacak olursa gönül arsasına feyiz gelmez.
Sadık derviş edebin en güzel tarifi olan sünneti seniyyeye peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin söz ve fiillerine riayetle, şeyhi kamile muhabbetle, rabıtayla, arştan inen manevi nimetle insanı kamil olmaya aday olur. Yüzünden gözünden her zerresinden nur lemean etmeye, fışkırmaya başlar. Kendisine şu ne güzel adam biz de böyle olsak dedirterek haliyle irşad eder insanları. Asıl rabıta. Hareketleri bir başkasınca taklit edilen kimse anlamına gelen rabıta sadece şekil ve şema ile yapılmaz. İyilik ve takvada birbirleriyle yardımlaşıp kötülükten kardeşlerini vazgeçirerek fenafil ihvan, Allah ve Resulünün yoluna rehberlik eden Şeyh-i kamile muhabbetle fenafi şeyh peygamberimizi canından daha ziyade severek fenafir resul, Allah'a her şeyden daha fazla saygı ve sevgi göstererek fenafillah olan hak dostunun ahlakı fazlalasıyla ahlaklanmaktır asıl rabıta.
Kendisini adım adım takip eden müridine Bayezid aziz, değil izimize basmak derimizi de giysen sözümüzü tutmadıkça fayda vermez der. Şeyhim şeyhim diyen birine üçlerden bir zat, evladım senin şeyhim dediğin kadar ben Rabbim desem kurtulurum der. Velayetin nurunu taşıdığı için mürşid-i kamilleri nübüvvet ve risaletin mührünü taşıdıkları için de enbiyayı üzamı severiz. Şahsına değil tutkumuz taşıdıkları mana ve esraradır. Kendisinde ademiyet kokusu bile kalmayan nafilelerle Hakk'a yaklaşan her zerresinden rahmani koku duyulan arif-i billaha yapılan rabıtayla Resul-i Ekrem'e ve Cenabı Hakk'a kavuşmaktır asıl gaye.