Mesela o ilk girişte bir tatlılık hasıl oluyor. Böyle kalbinden de daha yeni girmiş yani çok yakınımız olan birini söyleyin. Oturdu, dedi ki ağlıyorum dedi, rabıtalı, Ağla dedi. Bak gelmiş, geliyor geliyor. Niye yapabiliriz? Bunu çoğaltacağız. O duyulan haz ve lezzetin bu manevi doğuşun devamını sağlayamıyoruz. Ondan sonra değişir hayat. Yani devam etse devam gittikçe açılacak bu ama yok. Mesela yerden su çıkarmeden gaz yiyor şimdi öyle gazma kürek gerekmez. Buna mahsus aletlerle iniyor. Bir yere gelip çıkmıyor diyor. Bırak. Bunu bir belediyeden duymuştum, yılmamış. O Somalililerden neden? Demişler gereği ise su çıkmıyor. Yılmayın daha aşağı iniyor. Demişler su çıkmış. Bir kararlılık isteniyor, bir devamlılık, bir sefahat. Yok. Işte namaz vakti gelip de yapamam namazdan sonra yapamam ondan sonra işi eksik ya şu bu şeytan getiriyor zaten havaya o düşünceleri yok Yoksa neden olmazdı ki?
Allah'ımızın vermiş olduğu nimetler, bir beşer olarak, bir insan olarak hiçbir mahluka vermemiştir, melekler de yok. O kadar nimet baş buyurmuş ki şimdi bu nimetin de elbette ki şükrünün eda edilmesi lazım. Başta kulum demesin Daha neler? Bir gün o anlatmakla bitiremeyiz. Adi, yağmur ruhu alev adi. Yani fil kısım insanımız, ben kitapta okumuştum, şöyle yapılacak konuyu. Ondan sonra zaten biz Müslüman bir aileden. Annemiz, babamız, akrabamız da böyle yapar. Bir bu şekli var adeta şeklinde ve tevyi bu tevbekar, Bu tevbekel. Yahuduhu ibadet ediyor. O da nimeti öyle bir değerlendiriyor ki mesela nimet nedir? Ayağımızın yürümesi bu bir nimettir. Bu nimeti nasıl değerlendiriyor? Hakkın yolunda hizmet de değerlendi. O zaman Rabbımızdan lütfa mazhar olun. Bu aşıkların halidir. Içinde bir istek var. Doyanma. Ne kadar acı değil mi bizim halimiz söyleyeyim.
Böyle bir Rabbimiz diyoruz, daha böyle bir Rabbimiz dediğimizi tanımadığımız belleği. Tanıyırlar müstesna. Teravih namazı, emin olup üç geliyor bizim gibi insanlara. Yaptığımız ne bizim bir şey yok bizim. Allah'ımızın verdiği nimeti, rahmeti, notu, ihsanı nasıl olur bizim halimiz? Lekelnut demek şu nankör. Daha böyle bir bölümmüyormuş yani. Ama çok zor olacak yani. Çok zor olacak. Rağbet, aşk, muhabbet, duyan diyor. Allah'ım, Ramazan-ı Şerif bitmese diyor, kamil bir mümin için bütün senenin Ramazan-ı Şerif olmasını istermiş. Biz niye? İçsek şöyle bir rahat geçsek, dostsak, inmemiz, içmemiz, çay da canımızı istiyor, çay ne içsek? Kevser gibi bir nur, rahmet gibi Allah'ın ihsanı, tecelliler gibi bir ruhani ikramları bilmediğimiz için rahat konuştur ama bunu bilenler, öz yaşlarıyla. Allah'ım, Ramazan-ı Şerif'i tekrar yaşattı, gönül olanı ama her şeyi kendi devrindedir.
Mesela da Ramazan şerifin bereketini hayatında yaşasa bile Ramazan ayın müstesnadır. O aya mahsus ikramlar vardır, nimetler vardır. Böyle bir rahmeti var, aşk var, muhabbet var. Böyle bir gün say azardım azardım bitiririz. Ondan sonra rahat yiyebilirsin. Tabii. İbrahim bin Edhem Hazretleri'nin marifetullah'ı tatmadan dediği gibi. İnanın hayatımız bununla geçiyor yemelerde. Bir yerde bulundum. Bir balık muhabbeti başta, balık. Şurada şöyle yapılıyor, şurada bir düzen yani bir dinsin, tamam uzatmadan şurada şu şekilde isyansız bir restoran, Ondan sonra tadı bir bunu dedi. Orada oturuyorum. Sıkılıyorum da. Neyse, bir değildi. Bu sahilde tabii, bir yedik tabii. Kalksan hiç olmadı. Sağlıkta nedenyiz? Akşamı bekliyoruz. Hanımefendiye diyoruz akşama ne hazırlanıyor, listeyi bana bir söyle. Bunu diyoruz, marifetullahtur. Onu tassa zaten bu yiyecekler önemini kaybeder onun yanında.
Sadece ibadet ve taat için yediler. Enbiya efendilerimizden, Enbiya-i Nurselinden biri, Rabbimize zatiyetinde şikayet etti. Yavrum, ben sana doyamıyorum. Girilen taat yapmak istiyorum, kalkıyorum yalnız zafiyetim vücudumun buna pek imkan veriyor. Yumurtanın bir sarısını Cenabı Hak'ına ifade oluyor. Bakın ibadet. Öyle bağ, börek, özelliği neyse onu zevk olarak değil, Rabbimin nimeti. Rabbimin ikramı diyor. Bak nasıl kere getirin? Şimdi şapur Şükrü diyoruz, bir, bunun kendine bakalım. Bir de Allah'ım hiç bulamayanlar var. Bize bugün ikram ettin. Acaba hakkını yerine getirebilecek miyiz? Bu arada rağbetle, ibadet ve taat bağışla. Buyuruyor ki, hiçbir diyor ki hiçbir gölgenin bulunmadığı bir gün dar Şavzon'ın gölgesinde bulunacaklar kimdir? Bir namazdan sonra diğer namazı bekleyen yatsıyı kılınır. Allah'ım diyor, sabah namazındaki bir eda edebilsem salih bir mal. Bugün durdu mesele.
Diğerlerine saygım var, düşmez. Durdu. Salih olmalı ki, tekrar ağlayacaktı, belli zaten. Okuyuşundan belli. O kendinden geçecektir, dedim bu nasıl kendisini tutacak, dur bakalım bir ürün içinde. Tuttu kendisi. Yoksa biraz önce hüngür hüngürdü aldı dedi. Böyle sabah namazını da ela etsem diye böyle cemaate gelir. Zaten yatak onlara bir diken gibi gelir. Az gün yatar zaten. Emin olun, yatak sevdirmeyen Hazreti Ömer gibi radıyallahu anh iki yıllık devlet idaresinde efendim istirahat edin, gündüz ümmetin işi gece aklımıza olan kulluğun tutuyor. Çok büyük yatak sevdirmeyen çok. Hace Ubeydullah Hazretleri iki dizinin arasında mübarek baş. Çok garib ve çalarsa az bir yaslanılıyor. Bazı mücavir Mekke'den Medine'den hayırlı kimseler var, onlar duvara dayanırlar. Dayandılar. Ne kadar uyuyabilirsin? Zaten buyurduğunda manevi alışverişi başlıyordu.
O alemde de ilahi bir ticaretin içerisinde ruhani bir halde vardır. Halde var. Rabbimiz ve cahiline leyle libase, geceyi dürtü olarak haberini, sonra istirahat olarak da buyuruluyor. Onların istirahatlerin ruhlarının istirahati, ruhlarının istirahati. Rahbet bölümü aşk Bunlar kimdir? Resul değil. Sağ tır kimselerdir. Nübüvvete merdiven dayanmış. Nübüvvet makamında olur mu? Asla. Ama oraya merdiveni dayanmışsın. Rabbimiz müsaade buyursa efendimizin ifade buyurduğu gibi benden sonra nebi gelse Hazreti Ömer gelirdi buyuruyor. Ama olamaz. Abid olanlar nedir? İbadetkar olanlar. Adet üzere yapar. Aradan babadan gördüğü üzere. Tevvakar olanlar nasıl yapar? Rahmetle yapar. Aşil olanlar nasıl yapar? Allah'ımıza büyük bir saygıyla, sevgiyle, muhabbetle yapar. Sıddık olanlar nasıl yapar? İşte bu muhabbetle yapılarının tatile gelmesi mümkün değil.
Onun için Rabbimiz ey meleklerin olduğu gibi kaydına, olduğu gibi kaydına mükafatı bende. Allah'ımız o mükafatı sadece biz zannediyoruz ki siz deyin de bizim gibi günahkar kimse diyor ki yarın ahirette öyle, yahut dünyada da aynı. Onun aldığı hazmedilse, oradaki verilen mükafatın belki fevkında olan ruhun içerisinde yerine göre ama yerine göre. Bir şey söylerim, annem o hocanın söyleyip de dünyayı sallandığı gibi olacak. Bayeziydi, İslami'yi artık anlayamayıp memleketinden çıkarttıkları gibi bir söz olacak. Şimdi bunu gezilecek kese çünkü aleyhüssalatü vesselam ve ben üç dilim aldım Allah'tan buyuruyor. Birisi yaymakla emrolundum şeri addi. Birisi var, O hususi olarak üretebileceği tarikat görür. Üçüncüsü ancak ben taşırım bu gıybet müsaade. Vermemişler. Ancak azimle. Şimdi bir esans anlatıyorum. Bu misk dediği daha bir başka, Misk ne değil, daha başka çok müstesna bir.
Esasmış ama tarifeler biliyor musun? Şimdi onu Yalnız üstadınızı başında görürseniz katın. Bu kimyasal arasını biz de efendinin tini nasıl yapalım o anda? Koklatmazlar bile, dedi. Öyle, ehli olmayana koklatmazlar bile, dedi. Herhalde bizim gibi bir insandı da onun içindedir. Gelişir, sileriz, bilmem filan ve suret olarak olur. E, asıl endişe ettiğimiz bu. Şimdi tarikatı aliyyenin, bu mübarekunun başı, sonunda, sonunda başında, başta bazı örüntüler olur. Girdim zanneder, delil sonu. Orada bizim ayağımızın saymamasının yolu şerhi şerife riayet. Dinimizin emirlerine sünneti seniyyeye yapışmaz. Öyle kurtaramıyoruz yoksa kurtaramayız kendini. Yoksa oldum dediler, bak oldum diyenlerden birini vereyim size. Çok o gürültü gitarlar. Oturumda namazı kabul ettireceğim diyen zümre. Nedenim dedi? Ne demek yani oturumda namazı kabul ettireceğim? Ona uygun bir hale gelecek.
Diyelim ki hiçbir halimiz değil mi? Yok bizim ama şerhi şerhi de elimizden geldiği kadar dikkat ediyoruz. Bunlar üstün vereyim buyuruluyor ama kablo kırmak mı deriz? Ne olacak? Bir görsen iki dedi, kablo kıralım, kablo kıralım. Bazı görsel cihazlarda üstadınızı seyredebilirsiniz. Kuran Azimüşşan okunurken şöyle sağa sola beyninin çok olduğu işaretidir, namaza da gelir. İtiraz kabiliyetinden değil, mübarek vücudu namazda da sağa sola giydiriyor. Ali efendimiz bir gün çok üzgün görünüyor. Efendim neden dostlarımı kaybettik. Nasıldı? Rüzgarda bir havada ağacın sağa sola meyil ettiği gibi vücutları meyil ederdi. Gene geldik, temel yokken istedi. Allah korusun, malum olur. Hayret. Görünümden geçen bir şey. Hadi dedi. Kişi Rabbamızı görür gibi amel edince vücudu elinden çıkıyor. Bak tabirdeki üzerine bak, vücudu elinden çıkıyor. Bu vücut bizim değil. Bak bir meczup sözü olacak.
Meczup deyince onlar meczup durumunda değiller, Allah arzu Geçmiş yedilerden, güçlerden, kırklarını, paylaşımlardan tabii yapsınlar ama günümüz güçlerini, yedilerini, kırklarını unutmayalım. Onlar yaşayacağını yaşadı, geleceğin makama da erdi. Şimdi biraz kafamızı çalıştıralım böyle ki onlar bu hale yemiş, biz nasıl geleceğiz diye bu elden düşünelim yerine göre bu mesnevi anzul olabilir. Bunu derken şöyle bir kendimizde varlık bölme gibi bir halin olmamasını Cenabı Hak'tan dileriz. Elini etmek isteyince buyurdu ki bu Allah'ın yerini nasıl öpeceksin? Ne demek istedin ki? Mecsur sözü bu. Bayezid İstananlı Hazretleri kendinden meçhul de diyorlar ki o anında üzerine kılıç havale edinmiyor. Kılıç da bu. O kendimden deştiğimi anlatıyor. O şanım ne yüce diye bir ifade kullanıyor. O şaka hali tasavvufta kendinden geçtiği an bilerek söylemiyorum.
O anda kılıcı havale etmeme, haddi yani kılıç onun vücudunda bir tekstil meydana getirmiyor. Kendime gelince diyor. O aşk sahası onun kendilerine mahsus. Hatırladığım daha bir küçük de olmama rağmen demin üç tarzım zannen duymuşum, kulum bana nafilelerle yaklaşık o zaman gören gözü içten kulağı kavralayan eli olurum buyuruyor. Allahu alemler bunlar. Cenabı hak ile kendileri arasında bütün yaptığı vazifelerde onun emirleri geçerdi. Emrin haricinde bir hal bu. Takva ile Süleymanullah belki. Takva, biz misal veriyoruz ya. Cebizin o yeşil kabuğunu keseceğiz, o şeriattir. O sel kabuğu tarikattir. Çünkü gece kalkmanın zor gelebilir, Onları keseceğiz. Ondan sonra o meyvenin çok böyle hurmada da oluyor Temür. Onda da çok bir zar olur. O 0 işte vera halde, Felalde bile dikkatli olma halleri. Ondan sonra nimete mazhar olaylar kolay kolay kolay kolay kolay kolay kolay kolay kolay kolay değil.
Sabah hep arıyordur. Bu söz kırılacak bir şeydir, arıyoruz, baktık kurdaymış, tekrar takip edin. Bu kadar hassas olan. Bunlar muratmeyle ve takva ile ancak o miğviye geliştirebilir. İleri çeşit temiz zaten. Keşif böyle bir özellik. Efendimize denmiş, Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Şimdi Ashabı bütün efendilerimizin demesi de müstesna. Bana nasihat et diyor. O işte bulmuşken Aleyhissalatu Vesselam'lerimizi diyemin kalbinde değil o. Allah'ın onun gönlüne o anda tavsiyede bulunmasını isteyede, güzelliği bahis buyuruyor. Bütün hayrın başı olur. Mesela biz anahtar, misafirine arz etmek icap ederse böyle hazinelerin içinde bulunduğu bir köşkte gösteriyorum ben. O da tabii istiyor. O delilelere gelişliğim istiyor. Yalnız diyorlar, o sarayın sarayın anlat gayrı şunu. La ilahe illallah muhammedur resulullah anahtarıyla veriyor. İmanın güzelliklerini, şartını bize İslam anahtarıyla veriyor.
Ondan sonra, bu tarikat alimiyenin anahtarını takva ile daha sonra vera anahtarıyla veriyorlar. Nedir? Kuran-ı Kerim'de. Ey iman edenler, Allah'ı çok çok sikiz. Nedir bu? Devamlı müşriklerimizi anlattığı, bizim de inşallah himmet buyursunlar, biz de gayret gösterelim. Naim olur inşallah, Naim oluruz ya inşallah. Bütün hallerinde. İşi gücün yol olacak. Bakın bir hanım kardeşimize söylediğim söz layık olmuyor. İşte ibadeetin o kadar yok ne diyeyim diye fikir bütün ibadetlesin. Niye dedin? Sen, dedi, bu kadar insanı kalkıp mutfağa, yemeğini yatmış. Çayını hazır diyorsun. Onlara ikram ediyorsun. Bu ibadettir işte. Murakabe deyince sadece tostun üzerinde değil, tostun üzerinde proje en az on beş dakika, normalı yarım saat fazlası bil, onlara fazla gelmez. Onlar yalar yakılır. Çünkü akşam giymek yeniyor, arkasından da tatlıyı insan arzu ediyor.
Tatlı da olsa, bir baklava da olsa, bir şürbiyet olsa, bunun yanında bir datayık olsa, böyle süt de yapılmış, üzerinde, giysiler, Bu da olsa dondurmada konmuş, Facebook manada size yaklaşıyor. İnsan arzu ediyor. Bu ne oluyor? Önüne bir porsiyon konulmuş. İkinci şunu da yesem, tıkandım diyor. Ama o ilahi tatlılarda tıkanma diye hiçbir şey yoktur. Onda tıkanma yok. Yedikçe daha da uyanıyoruz. Bunun için İmam-ı Azam Rahmetullahani Hazretleri Tazaruhuh ehliasında Ya Rab, sana duyamıyorum dedi. Cenabı Hak Kuran Azimüşşan'la amel et ya imam Duyamıyor musun? Duyamıyor. Bu kendi halimizde murakıba alim rakam için kültürünü bilerek vazifelerimizi bihakkın yerine getirmektir. Kalpten gafleti atmaktır. Bu diğer kongre geçiyor. Böyle saygımız ve sevgi de sizin gibi yarağını bulduğu zaman boğazluğumuzu bir kere bulaştırdım, bu yemeği çeker, sizin gibi buyururdü böyle seçkin evlatlerine.
Sizin yanınızda bu ilahi nimete anlatmaya ilahi nimete anlatmaya doyamıyorum diyor. Onun için bir çayı dahi kendi başına geçmez. Niye? Dostlar ile işaret etti. Dostlarıyla içeride ve onlara sohbet ederken doyamıyorum. Hatta ilahi zevkin eseri Allah'ım canımı ihvanıma sohbet ederken al diyen böyle bir mürşidi tahminimizin şu anda ona olan saygımızı biz düşünelim. Böyle bir sultanlığa hariç. Allah bizi izah etsin. El Haşje, Rabbimizin azamet-i ilahiyyesine karşı saygı, Kalbin aydınlatıcısı, ışığıdır. Ve'l-havuf, ilahi korku, edep-ül nefs, nefsin edebidir.