Isabet ile iktifa etmez. Belki umumunuza birden isabet eder ve şunu bilin ki Allah'ın azabı şiddetlidir. Fahr-i Razi ve Nisaburinin beyanları vechile bu ayette vacip Teala zaruri ve umumi olan günahlardan sakınmakla emretti ki insanlar yekdiğerine mazarrat verecek yani zarar verecek cürümde, hatada bulunmasınlar. Çünkü zina ve livata gibi günahlar taun ve veba gibi umumi belaya sevap olacağı gibi. Tabii o zamanlarda Fahreddin Razi Rahmetullah Ali zamanında bu gibi hastalıklar çok vebadan ölenlerin sayısı belirsiz taundan ölenlerin sayısı belirsiz o güne göre söylüyor bugün de olsa daha başka bugünkü virüslere bilmem falan işaret ederek söylerlerdi.
Ölçek ve terazide noksan vermek ve istihkar etmek yani satılacak olan malı, milletin ihtiyacı olan malı stoklama gahtu galaya sebep olur kıtlığa sebep olur belaya, musibete sebep olur haktan sükut böyle insanlar birbirlerinden çekinerek diyemem, gidemem, dersem şöyle sıkıntı açılır, böyle demeye başlarlarsa sükut emri bil maruf nehyi anil münkerde, iyiliği yapıp kötülüğü nehyetmekte, sakındırmakta, müdahale eylemek, dalkavukluk yapmak, asinin isyanına rıza göstermek, İsyankarların isyanına bugün de böyle olur. Bunlar çok görülmemeli demek. Asinin isyanına rızayı ve bid'atlerin, bid'at dinde aslı olmayan hareketler ibadette de.
Zuhuru ve kelime-i İslamiye'nin dağılmasını ve sözlerin bir araya gelmemesini ve emri cihatta tekasül, cihat yapmakta tembellik, gerek nefsimiz gerek şeytan gerekse dışımızda elimizle yapılan cihat, kötülüğe mani olmak, dilimize cihat, hakkı duyurmak, kalben olsun küfre ve isyana razı olmamak gibi zuhuru ve kelime-i İslamiye'nin dağılmasını ve sözlerin bir araya gelmemesini ve emri cihatta tekasül, tembellikte küffarın galebesini icap edeceğinden kafirlerdir, sizin üzerinize hakim duruma gelebilir. Bu gibi umumi belaya sebep olacak günahlardan ve doğal afetlerden her müminin ihtiras etmesi lazım, sakınması lazım olduğunu vacip Teala tavsiye buyurmuştur. Rabbin haksızlığı giden memleketleri onların halkını yakaladığında onun yakalayışı işte böyle şiddetlidir. Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir.
Esselamle hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgarın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlar Eshabü lillah innallah la yezlimun nese şey em ve lekinnen nese in füsevüm yezlimun Sahaallahiülazim mana-yı münfi Şüphesiz ki Allah Celle Celalühü insanlara hiçbir şekilde zulmetmez fakat insanlar kendilerine zulmederler ashabünle kendilerine meleklerin gelmesinden kafirler veya Rab'lerinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi Celle Celalühü, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı ashable. Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.
Ayeti yineliler o hususta pek çok bunun için yaptıkları kötülüklerin vebali onları yakaladı. Bunlardan da zulmedenlerin işledikleri kötülükler başlarına gelecektir. Buz da Allah'ı Celle Celalühü aciz bırakamazlar. Asıl ayeti celile estağfurullah ve kem min garyetin ehleknaha becsün ebeyeten evhum gayun sakallaüladeyim. Nice memleketler var ki biz onları helak ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi. Eshaule. Ehlek neve, Allah'ımız onları helak etti. Ey leylen beyeten gece vakti ke kavmi Lut, Lut kavminde olduğu gibi Allah onlara taşlar yağdırdı Celle Celalü. Evhum gailum, nısfün nhar, tam öğle ortası. Kaavmi Şuayip, Şuayb Aleyhisselam'ın kavmi gibi. Onları da ateş yakaladı. Daha Ayet celaleler ve Samneh. Daha devam ediyor. Biz halkı zulme sapmış nice ülkeyi yerle bir ettik. Arkasından da başka topluluklar vücuda getirdik.
Azabımızı hissettiklerinde bakarsın ki yerlerinden kaçıyorlar. Kaçmayın. İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün herhalde sorgulanacaksınız dendiğinde vay başımıza gelenlere gerçekten biz zalim insanlarmışız derler. Biz kendilerini biçilmiş ekine sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu yakınmaları sürüp gider. Daha diğer ayeti celiyeler içbetiz vardır Kıyamet nasıl kopar? Yalnız bu konuyu ele alırken tasavvufi olarak böyle batıni anlamlarla vermişler. Yalnız güzel görüşeceğim. Bizimkiler ayrılsın. Bizim buradan olanlar. Kıyamet, Kıyamet bu yalnız bu yalnız tarik ehli insanlarımız için tarik ehli insanlarımız için. El gıyeme. El inbiasu. Yalnız bu Kıyamet üç şekildedir. Evvelü Birinci Kıyamet ölümden sonra tabii olan kıyamet. Ondan sonra Tekvin işleri yapılıyor kabre giriyor Efendimiz buyuruyor bu hususta sallallahu aleyhi ve sellem Hadis-i Şerif'in bir daha uzun olanı var.
O da keme taişune temütün. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri imamlık devresinde bir kimsenin can vermekte olduğunu duymuş. Varmış başına. Kelime-i tevhidi telkin ettikçe çok kötü sözler söylediğini duyunca ağlayarak dışarı çıkmış bir tanesi demiş ki hocam ağlayacağın hiçbir şey yok bu adam cami cemaat bilmez işte kendini üzme hayatı böyle demiş Nasıl ölürseniz Allah'ın huzuruna öyle varırsınız. Mesela güzel ölümün işaretleri var. Gözünden hafif yaş gelir. Burun delikleri böyle iner kalkar. Yüzü ya limon sarısı olur ya da bembeyaz nur gibi olur ve yönünü de sağa çevirir Bu yakın bir ilimizde çok da ibadetli taatle mı çok sikullahına katıldım hayran kaldım öğrenciyken Canım Allah, gülüm, Allah diyor ama bu artık cezveyle mi söylüyor? Kendinden geçiyorsun. Muazzam bir zikir yaptırıyor. Bu ölürken simsiyah geçmiş ve yönünü de sol tarafa çevirmiş.
Oranın müezzini diyor ki böyle mi olacaktın? Ne olur da hacı sen efendimize bahane bulmasaydın? Tasavvuf kitaplarında yazar. Eğer ehlullah'a muhalefet ederse sui hatimedir, iyi bir ölümle gitmez. Nasıl ölürseniz Allah'ın huzuruna öyle kalkarsınız. Ve kema tübasune toşherun, nasıl bas olunursanız yani dirilirseniz öyle Allah'ın huzurunda haşrolunursunuz. Burada en önemli olan nedir yaşantımızın güzel olması o güzel olacak ki son Neticede güzel olsun hep birbirini takip ediyor zaten Birinci kıyamet arz ettiğimiz gibi.
Tabii olan öldükten sonra kişinin kişinin tabii olan hali ki kabre girişi buna da Efendimiz Sallallahu Teala Aleyhisselam bu Hadis-i Şerif okuyorlar Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz nasıl ölürseniz öyle kalkarsınız dikkat edeceğimiz yaşantımızı Allah'ımızın kitabına Resulünün sünnetine sadatı kiram efendilerimizin tavsiyelerine göre dikkat edeceğiz çünkü bize en güzel yaşantıyı sunan onlar en güzel ne yapıyorlar bak nefsinizin mertebesini geçin ilmin mertebelerini geçin ruhun aşamaları var onları geçin zulmetten perdeleri açtığınız gibi nurdan olan perdeleri de yırtın diyorlar İkinci olarak bu ikinci kıyametse öldükten sonra iradi böyle ölmeden evvel ölüyor mutu kable en te mutu ölmeden evvel ölünüz Efendimizin buyurduğu gibi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yeryüzünde gezip bulaşan cenaze görmek isteyen Sıddika Azam'a baksın isteyen sıddıkı azama baksın buyuruyor.
Ölmeden evvel ölmek kötü ahlak tamamen bitmiş. Nefsin zerre kadar kokusu da yok. Nefsani halden zerre kadar nur olmuş zaten. Bitmiş o. Bu haldeki bir ölüm ne yapıyor? Ebedi bir hayata kavuşuyor ki alemi kutsi de artık gönlün yaşamış olduğu hayat onun tarifi yok. Allah korusun küfür ve cehaletle giden feahyeynehu biz onu bil'imani ve'l-ilim, iman ve ilimle dirilttik. Ve'calna lehu nura fi kalbi, kalbine nur verdik. Nurul iman vel ilim, ilim ve iman nuru verdik. Fakat temutu bil küfür, eğer Allah korusun bu hayatta iken zaten böyle gittikten sonra küfrü de ebedi. İmanla gidince ebedi Allah'ımızın lütfuna mazhar. Eğer dünyada küfür içerisindeyse biz onu hidayetle iliştirmek suretiyle imanla hayata erdiririz.
Fakat temudu biiznunu eğer günahlarla, isyanlarla, Allah korusun, kendisini mahvedecek olursa Vel ceraim cürümler isyanlar simetah ya bit tevbe tövbe ile Allah'ım ben sana karşı çok yanlış yaptım deyip canı gönülden gözyaşları ile tövbe ederse onunla diriltir. Böyle yiyeceklere de olur içeceklere de olur düşüncesi hep bu ne yiyeceğim ne içeceğim evimin rahatı nasıl olacak arabam ne olacak telefonum ne olacak hep bu sevdaya düşer Allah korusun hayvani duyguların esiri olur Ondan sonra da tam bir Cenabı Hakk'a teslimiyetle sümme tahya biz Zühdi vel vera ve riyiya da. Artık kendisini çok bir sıkıya alarak manen yoğun bakıma alarak yaptığım benim bu nedir Rabbimize karşı diyerek helalde bile riayet ederek Allah'ımızın korkusu galebe çalarak dünya ve onun nimetlerine hiç gönlünü kaptırmamak suretiyle kişi hayata erer. Ve gat temuta biligafle velbetale, böyle boş işler, Baktığı zaman da boş.
Hep bakıyoruz öyle bakmayan yok ki ama dolu bakması ibrettir. Duyuyoruz duymadığımız ses yok. Kuşun sesini de duyuyoruz. Suyun çırıltısını da duyuyoruz. Rüzgarın sesini de ama bu duyduklarımızda Allah'ımızın zikrini işitemiyorsak bu heba boş eğer gafletle geçirir sonra da tam Cenabıhakk'a dönülürse. Allah'ımız kendisine tam dönüş ve uyanıklıkla hayat verir. Onunla öldürür insan kendisini. Gafletle, bu boş hareketlerle hiç Allah için olmayan tavırlarla hareketlerine sonra diyor Cenabı hak ya kaza ile uyanıklıkla kendisine döndermek ile hayat verir. Kendisini şehevi arzu ve hayvani duygularla mahvederken zühüd ve vera ile riyazatla hayata erer. Sonra şu dünyada hapsolur bu dünyanın dışında hiçbir şey görmeyecek olursa kendisini mahveder. Sonra Cenabı Hak zimmettahya bir ruyetil maani o müstesna bir hal. Bu murakabelerde öyle kolay kolay da olmaz, her murakabede de olmaz o.
Tamamen Cenabı Hak'ta yok olmuş. Varlığı onunla beraber olmak suretiyle uyanırlar. Üçüncü bir kıyamet, bu üçüncü kıyamet ise yani kıyamet dendiğinde dağlar hallaç pamuğu gibi işte toz duman olacak denizler birbirine karışacak bu şekilde olduğu gibi bu müellif hazretleri bunu manevi olarak ele alıyor o kıyamette de diyor helak olmamanız için hakkı bulmanız için bunları gerçekleştirin diyor bize Ne yapın? Nefsani arzulardan geçin yaşantınızı Resulullah'ın yaşantısına benzetin sallallahu teala aleyhi ve sellem. Sonra siz öyle olsun ki ölmeden evvel ölme nimetine de mazhar olun kalbinizi dirildin üçüncü olarak da Allah'ımız da yok olduktan sonra hakiki hayat ile hayat bulun. Çünkü o büyük kıyamet, buyuruyor Cenabı Hak her şeyi altüst eden o büyük felaket geldiği vakit elbette gelecek ama siz diyor bunları bir yaşayın o zaman onu hiç duymazsınız bile.
Aleyhissalatu vesselam efendimiz bir odadan diğer odaya geçiş gibi olur. Bilemez ve bunun misalleri pek çok Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha.