Manevi Kazanç ve Ruhani Arınma kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Ramazan-ı Şerif'te neye dikkat edeceğiz hangi hususlara riayet edeceğiz Bu konuda Allah'ımızın izniyle görüşmek istiyorum Ramazan-ı Şerif Oruç Bir eğitimdir Temrin alıştırma Bir nefsin, nefsin ıslahı ruhun kemalidir Oruç dendiği zaman Ramazan-ı Şerif geldiğinde işte sabah iftarda şu taamlardan yenecek Akşam da…
Bismillahirrahmanirrahim. Ramazan-ı Şerif'te neye dikkat edeceğiz hangi hususlara riayet edeceğiz Bu konuda Allah'ımızın izniyle görüşmek istiyorum Ramazan-ı Şerif Oruç Bir eğitimdir Temrin alıştırma Bir nefsin, nefsin ıslahı ruhun kemalidir Oruç dendiği zaman Ramazan-ı Şerif geldiğinde işte sabah iftarda şu taamlardan yenecek Akşam da şöyle taamlar itham edilecek, yedirilecek düşüncesinden ziyade neye dikkat etmemiz gerektiğini haber vermek istiyorum. Evet, insanın sıhhati önemli. Efendimiz de dua buyurmuştur. Sallallahu Teala aleyhi ve sellem. Ve afiyet ve husnel hulk. Ya Rabbi senden sıhhat, afiyet ve bir de güzel ahlak istiyorum. Oruç mesela tutmaya mani olan sebeplerden birisi nedir? Kişinin sıhhatinin müsait olmaması, hasta olması. Hemen hemen taatlerin hepsi sıhhatle alakalı. Mesela namaz kılacağız. Sıhhatli ise kıyameten ayakta.
Yok eğer ayakta durmaya kudreti yoksa kuruden oturarak, onu da yerine getiremiyorsa ve ala cünubiyim yanı üzere yatarak. Tabi onun usulleri var. Hatta gözüyle, gözüyle takip ederek de kılıyor ama bunlar hep sırhata bakıyor. Ehli küfre karşı cihada çıkılacak. Sıhhate bakıyor. İbadetler, saatler ve bir de güzel ahlak buyuruluyor. Evet öncelikli olarak böyle Ramazan-ı Şerif'teki pidelerdi, yemelerdi, içmelerdi değil de gerekli olan nedir? Nefsimizin ıslahıdır bu hususta şunu ifade buyurmuşlar riyazatün ruyiyyetün Hatta daha ileriye gitmişler. İfade ederken nefsimizin ıslahının yanında artık onlar bunların yanında konu edilmiyor. Yani nefis diye bir sıkıntıları yok onların ama biz emarenin içinde yüzüyoruz bunu iyi anlayacağız Acayip haller görüyorum. Rüyalarım bambaşka. İşte yaşantım gözüme acayip görüntüler oluyor. Bunları geçelim biz.
Bunları geçelim de kalbimizde Allah'ımızın sevdiği hususlar mı var yoksa sevmediği konular mı var? Cenabı hakk'ın kalbimizde sevdiklerine mi değer veriyoruz yoksa sevmediklerine mi? Böyle Ramazan-ı Şerif'te ben daha oruç girmeden bir tartıldım Kilom şu idi Ramazan-ı Şerif bittikten sonra şu kilodayım Kilom üç kilo beş kilo düşmüş üç kilo beş kilo artmış bunun derdine düşmeyeceğiz Neyin derdine düşeceğiz zaten ifade ederken her şeyi bitirdi Nefsani bir sıkıntı yok, nefisle alakaları yok, bitmiş o. Nefis tamamen Cenabı Hakk'ın emrine ram olmuş. Nefis İmamı, İmamı Gazali Rahmetullahi İl Bariye hazretlerinin buyurduğu gibi nefis izzete erişmiş. Allah'ımızın hitabına mazhar olmuş. Ashab-ı bilne Ey huzura eren nefis bitirmiş der onu Burada ruhun kemalinden konuşuyoruz. Bir derviş böyle olacak. Bizim hallerimiz belli. Allah bizleri ıslah eylesin. İrşad eylesin. Bunlarda o konu yok.
Öyle bir araya geldikleri zaman bir mürşid-i kamilin huzurunda onların bir kitabı da yok. Açıp da bir kitap okuyacak. Bize güzel güzel nasihatler verecek. Bu yok. Mübarek gözlerini yumup Allah'ımızın Arşullah, Kenzullah, Beytullah, Allah'ın evi Celle Celalühü ve Allah'ın hazinesi Allah'ın Celle Celalühü arşı olan kalplerinden ikram ediyorlar. Bu ruhun güçlendirilmesidir erriyada kesrün nüfusu bil hidme ibadetle taatle nefsimizin arzu ve isteklerinin bitmesidir ve men oha anil petra mesela bir ibadette yoğunlaşıp ondan sonra terk etme bu değil mesela Ramazan-ı Şerif zaten yoğunlaşma ilk birkaç günde oluyor Ondan sonrayı siz mescitler de görüyorsunuz zaten. Böyle belli bir vakit, belli bir zaman çok gayret gösterip Ondan sonra da bırakma değil. Nasıl oluyor? Nefsimizin arzu ve isteklerinin ibadet ve taatle yok edilmesi ve boşluk yok. Tembellik yok.
Manevi Kazanç ve Ruhani Arınma kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Ramazan-ı Şerif'te neye dikkat edeceğiz hangi hususlara riayet edeceğiz Bu konuda Allah'ımızın izniyle görüşmek istiyorum Ramazan-ı Şerif Oruç Bir eğitimdir Temrin alıştırma Bir nefsin, nefsin ıslahı ruhun kemalidir Oruç dendiği zaman Ramazan-ı Şerif geldiğinde işte sabah iftarda şu taamlardan yenecek Akşam da…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İlk nasıl başlamışsa o şekilde devam ediyor aşkla. Daha nedir? Nefs, alakabul-i sıdk, tam bir sadakatle. Bu da niyetimizin tashihidir, düzeltilmesidir. Bir asimdir. Azim. Azmi diyor? Diyor ki ben bu nefsin arzusunu vermeyeceğim, diyor. Böyle mürşid-i kamillerle, nelerle olacak hiç değil bu Evet, bunların faydası var, yol gösterirler ama biz çalışmazsak bunun faydası olmaz Biz gayrete geleceğiz ki onlar bize bu hak olan yola girip devam edince şunlara da dikkat edelim şu hususlara da riayet edelim diye yollarımızı açarlar. Yoksa elimizden tutup da sırattan geçirmez o seni. Geçecek olan biziz. O sırattan geçmenin yollarını gösterir. Aman hak hukuka riayet edelim. Cenabı hak ile kendi aramızdaki hukuka, insanlar ile kendi beynimizdeki hususlara riayet edelim, hakları gözetelim derler. Çünkü Allah'ımız hidayet etmedikçe onlar hidayet edemez.
Mümkün değil ama yardımcıdır çok gayret eder çok büyük faydası olur böyle olmasa İmam-ı Azam rahmetullahi Ali iki sene olmasa imam helak teydi demezdi. Onun helaka gitmesi nefsin arzuları değil ruhun ihasıdır. Ruhun yücelmesidir. Bu noktada söylüyor. Tam bir sadakatle nefsin ıslahıdır. Bunun için gayrettir, bir çabadır. Nedir? Istibdelül haletil me'mumeti bilhaletil mahmude bu istenmeyen kötü sıfatlardan mesela küfür, şirk, nifak bundan imanı büyük günah, küçük günahtan tövbe, istiğfar, ibadet ve taat masiva Allah'tan gayrı düşüncelerden Celle Celalü tamamen Rabbımıza rabt olma. Bunu biz hemen böyle dilimizle söylüyoruz ama bu evradu ezkarın kitaplarda büyüklerimizin eserlerinde, adap Risalesinde vesair ahlak kitaplarında, öğüt ve nasihatlerinde bildirdikleri şekilde yerine getirmek suretiyle. Yoksa bu zamana kadar çok Ramazan-ı Şerifler geçti.
Geçti ama bizim içimizden nefsani arzular da geçti mi? Kendi kusur ve hatalarımız dururken bir başkalarının hataları ile meşgul olmaktan kurtulabildik mi kalbimizi koruyabildik mi bu temrin bu alıştırmayı bu vazifeyi bu görevi yerine getirmemiz lazım. Acaba ne kadar kurtulabildik nefsimizin esaretinde? Aklımızı da ruhumuzu da hapis mi ettik yoksa hapisten kurtardık mı? Akıl nefsin arzu ve isteklerine kapıldığı zaman onun esiri demek. Aklımızı nefsimizin esaretinden kurtarmaktır. Asıl iş bu. Böyle iyi olmayan, uygun olmayan fena duygu ve düşüncelerden, hareketlerden güzel hallere geçmektir. Hiye muhalefetün nefs. Nefsin arzularını yerine getirmemektir eğer bir kimse kemalata erimişse bir mürşid-i kamildir Bir gavstır. Gavsül uladır. Gavsül azamdır. Bir kutuptur. Bir kutbu cihandır. Bir kutbu azamdır. Bir kutbul aktab olmuşsa bu şekilde hareket ettiler.
Onlar da aynı bizim duygularla meşgul idiler. Aynı duyguların içerisinde idiler. Ama ne yaptılar? İ'ye muhalefetün nefs. Nefislerinin arzu ve isteğini vermediler. O da artık yol bulamayınca itaat etmek mecburiyetinde kaldı ve ıslah oldu, irşad oldu. Ruhumuza arkadaş oldu.
Ve mizanihirr da ender hub buyuruluyor ki burada kul Allah'ı Zülcelal'e onların göstermiş olduğu aşamalar Burada ona işaret ediyor da bilmiyorum Nefsimizin mertebeleri Kuran-ı Azimüşşan'da geçer Bunu Sami Efendi Hazretleri, Hadisallahu sırra mükerrem insan kitabı böyle çok küçük ebat olarak da sahife olarak da ezberleyeceğimiz bir eser Bunu dedem Şeyh Mustafa Hulusi HuddiSallallahu Sırrı hazretleri de divanında ifade buyuruyor Nefsin mertebelerini Bir bir anlatıyor bakarız buna göre kendimizi ölçer, biçeriz Muhyiddin Arabi Hazretleri bunun üzerinde çok durur ahlakımızın güzelleşmesi ve nefsin arzularının terki ve terkur raune buyurun ve ezalara katlanabilmek böyle kendi nefsimizin vermiş olduğu eza Çünkü her türlü fenalığı istemem O buna artık müheyya bir şekildedir çünkü emmare buyruluyor hem de mübalağa ile ifade ediliyor Kötülüğe miyyadır Onun yolunu tıkamak bunun üzerinde duruyor Bit terkil me ulu Fatiha artık insanın arzuları var kişilerde kişiye göre değişir bu.
O arzularını kırmak. Zaten diyor ve ref'ul adet. Böyle alışa geldi. İlla şunu da yiyeceğim, bunu da yiyeceğim, bunları terk. Yetenebilmek, ona sıra gelebilirse ifade ederiz inşallah. Ve muhalefetü'l muradati. Böyle arzuları, istekleri var nefsani. Onlara da karşı çıkmaktır. O kadar güzel ifade etmiş ki, menun nefsi anil iltifati illah ma shivalallahi. Bunu çok görürsünüz. Bu tasavvufi eserlerde en çok rastlanan konulardan birisi budur. İki şey üzerinde çok durur. Bir halkın içine karışmamak. Zaruri olarak irşad ve ıslah noktasında bir araya gelinir, gönülleri alınır, ihtiyaçları giderilir ama ondan daha ziyade böyle nefsani arzularla boş sözlerle geçirmemek. En çok bunun üzerinde duruyor. Halktan kaç aslandan kaçtıkları gibi sözü bunu ifade ediyor. Kaç diyor. Çünkü biz daha mutmainne sıfatında kurtulan zümreden olmadığımız için denize düşmüş adam, denize düşmüş. Boğulacak.
Onu kurtarmak için atılıyoruz. Ne yaparız? Biz de zaten yüzmeyi bildiğimiz yok. İkimiz de batarız. Ancak sahilde olacak ki nebiler, sıddıklar, şehitler, salihler o zaman onların elini tutup çıkabilelim. Aksi halde o battığı gibi onu kurtaralım derken biz de batarız. Bunun için rabıtayı tarif ediyorlar. Bunun için murakabe aman ha yerine getirin diyorlar bunu ifade buyurmuş İkincisi de Cenabı hakk'ın dışındaki hallerden kurtulmak. Bu gönül olarak da kurtulmak, ruh olarak da kurtulmaktır. Bunu yapmaktan gaye nedir? İnsanın bu oruç sayesinde bizden istenen nedir? Bin nuri lailmi ve lamel min şevai bil evham. Böyle yersiz duygular, yersiz düşünceler bunlar olur. Neden olur? Çünkü bulunduğumuz çevre salihlerden olmadığı için ne konuşacak bize? Böyle ehlullah ile münasebeti olmazsa, bu nefsimizin ıslahı nasıl gerçekleşir duygusu içerisine düşmemizse ne konuşacak oluyor?
Allah korusun diyemiyorum o sözleri söylemeye bu dilimizi alıştırmamaya gayret ediyoruz yüzü tutmaz insanın konuşulan sözlere bakınca. Bunlar bunu konuşacak bal küpünden bal, sirke küpünden sirke sızar. Bal küpünden balın sızması Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz Hadis kutsidir Kulum bana nafilelerle yaklaşır. Ören gözü, işiten kulağı, kavralayan eli, yürüyen ayağı olurum buyuruyor. Bu kimselerle konuştuğumuz zaman kurtulabiliriz. Yoksa aynı gemide kor gideriz Allah korusun. Bu bir tefekkürle alakalı. İç duyularımızın harekete geçirilmesi ile ilgilidir. Böyle yersiz duygu ve düşüncelerden kurtulmak gaye asıl bu. Ondan sonra ilim, sadece öğrenmek değil, öğrendiğimizde amel etmek, iflas sahibi olmak, hatta muhlas. Allah tarafından iflasa riayet edince Cenabı hak onu muhlas kullarından kılıyor. Bu bir ilahi lütuftur, ihsandır.
Bununla nefsin ilahi cevherini ortaya çıkartmak çünkü nefis mutmainne olduğu gibi, huzura erdiği gibi bir de Allah'tan kul razı oluyor. Allah da kuldan razı oluyor Celle Celalü radiyetem merdiye. Bunların zuhur etmesi ortaya çıkmasıdır. Bir kere kötü duygu, düşünceler, haller, tavırlar bundan kalbimizi kurtarmak, muhafaza etmek ve tezkiyeti hu bil febba ilil mahmude zaten evrad ve ezkarımız var. Onu da böyle yollarda, ondan sonra yatağın içerisinde, böyle uygunsuz bir şekilde yaparak değil. Seccadenin üzerinde, seher vaktinde, gözyaşlarıyla Rabbim beni görüyor düşüncesiyle yapabilmek. Ancak böyle ve güzel hasletlerle donanmak, sonra ölçüler içerisinde devam etmek. Ramazan-ı Şerif geldi deyip yoğunlaşıyor. Ondan sonra da terk etmekteyim. Haydi yine Kuran-ı Kerim okuyalım. Zaten Ramazan-ı Şerif'te okumuştum demeyeceğiz. Yine ölçüler içerisinde devam edeceğiz. İmam-ı Azam mıyız?
Onun güzelliğini elde ettik mi? O zaman hem gece hem gündüz Kuran azimüşşan'ı hatim, bir de teravih namazında altmış bir hatim çıkarıyor. O onunla artık hemdem olmuş. Bunu zorlayan, zorlanarak yapmıyor, aşk ile yapıyor, muhabbetle yapıyor. Var mı böyle bir halimiz? Tabii elbette kıymetli insanlar varidir, olmaz olur mu? Yoksa bir yoğunlaşıp ondan sonra bırakmak değil. Ramazan-ı Şerif'in ilk on güne varmıyor zaten gördüğümüz. İnşallah bunda daha iyi olur. Beş gün. Beş güne de varmıyor. Ondan sonra patır patır düşmeye başlıyor. Hele bu teravihlerden sonra zaten yirmiye yatkınılır. Çıktıktan sonra gülüşmeler vesaireler. Bir terbiye ayıdır. Ramazan-ı Şerif, terbiye ayıdır. Istıah olacağımız aydır. Burayı Allah'ın dostları zaten Kadir gecesi anlatılır da büyüklerimizden, naklen buyuruyorlar ki onların her gecesi Kadir zaten. Bunu yaşıyor. Fakat hususiyetleri var.
Ramazan-ı Şerif'in özelliği var. Sonra mübarek gecelerin onu iple çekerler. Çünkü tecellilere mazhar. Onu kitaplardan okur görürüz, burada anlatmakla bitmez oluruz. O tecelli tadanlar bilir. En azından biz eremiyoruz deyip de tembelliğe kendimizi atmadan böyle ayarı yok. Böyle bir kontrolü yok. Sınırı yok. Bir şekilde hareketten kendimizi kurtaralım diyoruz. Yahya bin Muaz hazretlerinin çok güzel bir nasihati var. Buyuruyor ki biz diyor hastalıktan korkarak ne yaparız perhize dikkat ederiz diyor Hastalıktan diyor korktuğumuz için perhize dikkat ederiz ama diyor Yahya bin Muaz günahtan diyor perhiz etmiyoruz diyor. Bu ay günahtan perhiz edip diğer aylarımızı da en güzel şekilde geçirmenin bir egzersizidir. Kelam alimi Seyyyet I Şerif El Cürcani rahmetullah Ali Hazretleri nefsimizin kötü sıfatlarından kurtulmaktır bir kelam alimi. Daha nedir? Tehribü'l ahlakin nefsaniyeti bil mücahede.
İşlerimiz oluyor, güçlerimiz oluyor. Bir ziraatçi bağ olur, bahçesi olur. Kendiliğinden herhalde o mahsulü almaz. Kendiliğinden orada meyveleri toplamaz, çalışır. Toprağı işler. Gübresi ise onu verir. İlaçlaması ise onu yapar. Vakti vaktine suyunu ne gerekiyorsa budama işlerini vesairleri yapar. Bir gayretten sonra o nimetleri elde etmeye muvaffak olur. Bu bizim manevi ve ruhi nimetler. Yarın huzur-u ilahiyede mahcup olmamak, ebedi bir aleme göçtüğümüzde bizim bir ilahi rızkımızdır, azığımızdır bunlar. Böyle buyuruyor mücahede ile gayretle çaba ile ve çok uzun, konu uzun. O zaman hiye zikrun de imun daimi bir zikir. Ah bunu yapsak Konya'dan çok temiz bir kardeşimiz geldi geçenlerde. Efendim dedi konuşurken ne olur? Biraz daha hilmiyet içerisinde olalım dedim.
Böyle bir kimse görseniz tam böyle yarın başında öyle bir yere durmuş ki bir adım daha atacak olsa tepetaklak gidecek, helak olacak. O kimseye yumuşak konuşulmaz. Oradan çekilir misin demezler. Bağırırlar çekil daha büyük tehlike var diye. Demek ki büyüklerimiz kendimi demiyorum. Bizim İrşad ve ıslahımız için üstadımızı dinlemişsek şu boğazlarım yara oldu diyordu. Ferihadideydi. Allah'ımızın kulları nasıl kurtulacak diye. Sallallahu Teala aleyhi ve sellem efendimiz şu boğaz damarları böyle kabarırmış. Mübarek yüzleri de diyor kızarırdı. Neden? İrşad olalım, estağfurullah olalım diyor. Ne güzellikler var. Daimi bir zikir yaparsak en çok hatırıma bu geliyor mazur görün. Şununla bununla meşgul olmamak. Zaten böyle hayat gitti. Hayat mahvoldu zaten. Ne güzel demiş dedem. Elden bize ne lazım gıybet etmeyin gözüm. Ağarsın iki yüzün siyah yüzü sevmesin. Üstadımız birisi için anlatıyor.
Oğlum diyor gece bütün ibadette ama diyor gündüz bir gıybetle, dilimizin uygunsuz sözüyle, bir kibrlikle o kadar biriktirmiş olduğu saman diyelim, ot diyelim, yiyecek diyelim, bir orman diyelim, bir kıvılcımla yok oluyor. Onun için Sami Efendi hazretlerine diyorlar ki efendim siz ne okuyorsunuz? Aynı sizin okuduğunuz evradı okuyorum ama perhize dikkat ediyorum. Allah'ın Resulü size neyi emretmiş ise onu tutun. Neden nehyettiyse ondan kaçın. Allah'ımızın men ettiklerinden kaçınıyorum. Velhamdülillahi rabbil alemin ve Fatiha.