Manevi Güzellik ve Ruhani Arınmanın Sırları kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Bunun lugavi anlamı Güzel. Fazilet sahibi. İkrama layık. Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem maddi manevi güzelliği esasıdır. Onun sahibidir ve o güzellikle de vasıflanmıştır. Maddi ve manevi güzellikle. Lezzetler, tatlılar ve hayratun hayırlardır Allah'ı Zülcelal'i unutmamaktır diyor. Güzel. Huveyma…
Manevi Güzellik ve Ruhani Arınmanın Sırları ne anlatıyor?
Manevi Güzellik ve Ruhani Arınmanın Sırları kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Bunun lugavi anlamı Güzel. Fazilet sahibi. İkrama layık. Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem maddi manevi güzelliği esasıdır. Onun sahibidir ve o güzellikle de vasıflanmıştır. Maddi ve manevi güzellikle. Lezzetler, tatlılar ve hayratun hayırlardır Allah'ı Zülcelal'i unutmamaktır diyor. Güzel. Huveyma…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bismillahirrahmanirrahim. Bunun lugavi anlamı Güzel. Fazilet sahibi. İkrama layık. Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem maddi manevi güzelliği esasıdır. Onun sahibidir ve o güzellikle de vasıflanmıştır. Maddi ve manevi güzellikle. Lezzetler, tatlılar ve hayratun hayırlardır Allah'ı Zülcelal'i unutmamaktır diyor. Güzel. Huveyma la ensallahu fi. Nerede olursa olsun hiçbir zaman Cenabı Hak'ı unutmamaktır. Et tayyibat. El helal. Helal olanlara verilen isimdir. Tayyibat. İslam ile diyor güzellik zuhur eder. Ve sözün de en güzeldir. Aynı zamanda diyor Tayyip dendiği zaman Ayet celal bu yalnız. Cennet ehliinde vela ismanun onları duymazlar. Fiha o cennette duymazlar. Laven boş söz duymazlar. Vela tesima, isyan gibi, günah gibi Cenabı hakk'ın razı olmadığı bir söz de duyulmaz orada. Et tayyib, kısmen Tayyip iki kısımdır. Birincisi Tayyip güzel demek güzel demek.
Bu diyor cismani olan bedene ait bir güzelliktir. Dış kısmına insanın bedenine ait olandır. Bir güzellik daha var ki o ruhanidir. Bedenle alakası bu. Bu. Yalnız o ruhani güzellik bedeni akseler ve o ayrı. Ruhaniyen zaten güzelliğin en güzeli ruhunda olan kişinin güzelliğidir diyor. Marifetullahi Teala. O tayyip güzellik nedir? Cenabı Hakk'ı tanımaktır. Ve taatuullahi teala Allahü zülcelal'e itaattır. Güzel olan budur. Güzel olan Rabbimize kulluğumuzdur. Onu tanımaktır. Ruhani güzelliklerdir. Fitevili gavlihi Teala Kuran azimüşşan'da estalemine. Ettayyibetü littayyibim. Biz bunun Türkçe anlamını veremiyoruz. Çünkü Türkçede karşılığı yok. Güzel diyoruz ama Arapça'daki kastedilen manayı ifade edemiyoruz. Sadece ona yaklaşılabiliyor ama tam anlamıyla yok. Tayyibat Temiz olanlar diyelim biz Temiz olanlar için O güzel olanlar nedir? Amellerden de olabilir. Amellerdendir. O ibadetlerdir.
Vel gurubu yakınlıktır. O temiz olanlar için Allah'ımıza yakınlıktır. Ve tayyibun hümul müessirune lehe ve saunefihtahsilliha. O güzelliği elde etmek için gayret ve çaba gösterenlerdir. Bir de et tayyibet minel ahal. Amelde olduğu gibi bir de hallerde güzellik vardır. Hallerde güzellik vardır. Vehiye tahkikul muvasalat I bimehuve hakkul hak. Evet. Bir de diyor Rabbi Zülcelal'imize kavuşmanın güzelliğidir. Bundan daha üstün bir hal olmaz zaten. Et tayyibab minel emval. Bir de mallarda güzellik var. Nasıl ki güzellik amellerde olduğu gibi, hallerde olduğu gibi bir de mallarda güzellik vardır. Ve yellezila nekiraliş şerri aleyha. Bir kere şeriatimizin şeriatimizin yasaklamadığı hususlardır. Bir de şahıslarda güzellik vardır ki o da ahlaki olan güzelliklerdir. O ahlaki olan güzelliklerdir. Cenabı Hak onların canlarını asude olarak alıyor. Tatlı bir şekilde.
Ey bir kere amellerinin güzelliğidir. Nefislerine de muhalefet etmeleridir. Ahlaki güzellik nedir? Ameldeki güzellik budur. Şehevi kirlerden ve nefsani arzulardan arınmaktır, temizlenmektir. Ahlaki olan güzellik nedir? Sevilmeyen şeriatın ve aklın evetlemediği, hoş görmediği hallerdir. Hallerdeki güzellik nedir? İki cihandan da arınıp Mevla'yı bulmaktır. Ne dünya ne ahiret. İnsanlar üç kısma ayrılıyor. Birisi dünyayı isteyenler. İkinci sınıf ahireti isteyenler. Bir sınıf daha var ki ne dünyayı ne ahireti onlar da Mevla'yı istiyorlar budur. Tayyibetü dünya. Dünyada olan güzellik nedir? Ye. Sururul maribe Cenabı hakkı tanıma nimetine nail olmuş. Onu tanımaya muvaffak olunca o tanimanın onda meydana getirmiş olduğu huzurdur. Tarifi yok zaten. Mümkün değil. Ve hala betul minne. Aynı zamanda Cenabı Hak onlara ikramda bulunuyor. Bu kalbindeki füyuzat-ı ilahiyedir.
Tarifi mümkün olmayan bir genişlik. Bunu dedemle ifade buyurmuş Rahmetullah Ali. Ne buyuruyor? Dünyayı, Semayı, arzı her şeyi koysan kalbinde yer etmez anlamına bir beyit ifade ediyor Esad Erbili Hazretleri için. Yerleri gökleri koysan katiyen doldu demem. Öyle bir gönül var ki diyor. Yer yedi kat yer. Yedi kat sema. Daha ışığı gelmeyen yıldızlar var. Güneşin yüzlerce kat büyüklüğünde sayılamayacak yıldızlar var. Daha bu birinci kat sema. Onların hepsini koysan kalbinde yer etmez. Ve lezaizlül kurbe. O tayyibat dediğimiz tayyibat, hoş güzel olanlar diyebiliyoruz ancak. Kelime hazinemiz geniş olsa mana oturacak. Mesela Arapçası var, Parçası var. Türkçesi var. Bunlardan oluşan Osmanlıca'da bile bunun anlamı çıkar. Ama zorlanıyoruz. Allah'ımıza yakınlığın lezzetidir. Yani bir dünya nimetine erişmenin zevkini anlatmakla bitiremiyor kişi. Bunu açmak istemiyorum.
Bu bu caminin edebine de uymaz. Bu huzura da muvaffak düşmez. Yani bir dünya güzelinin hazzı onu yakıp kavuruyor adeta. Deli divane oluyor. Değil ki Cenabı hakk'ın yakınlığı onun muhabbeti ve Allah'ımıza muhabbetin diyor tat ve lezzetidir. Ona olan ünsiyetin, ona olan dostu. İmamı Kuşeyr'i rahmetullah Ali. Rızktaki güzellik nedir? Çalışmasında işinde gücünde ticaretinde alışverişinde dünyevi kazancında Allah'ımıza isyan etmemektir. Harama gitmemektir. Rüşvet, İhtikar, dolandırıcılığı, aldatma vesaire. Hep bunlardan uzak bir çalışmadır. Rızkın Allah'a asi olmadan onun emri doğrultusunda faiz gibi bir beladan uzak geçindir. Yediğimiz, içtiğimiz, elde ettiğimiz kazancın sahibi ile olmak onu unutmamaktır. Yani şu kadar nimete eriştik. Yiyoruz, içiyoruz, yiyoruz. Arabamızdı vesair dünyevi varlıklarımızdı.
Bizim diyelim bağımız bahçemizdi vesair büyüklerimiz der ya hanımımız, hamamımız bu hep dünyevi varlıklar. Bunların Allah tarafından baş olunduğunu bilmektir. Hiçbir şeyim yoktu ama Allah lütfetti demektir Celle Celalühü. Rızkın kimden geldiğini bilmektir. '' '' '' '' '' '' '' '' '' '' '' '' Nedir rızkın güzelliği? Bir kere elde edilen nimette şükürdür. Allah'ımıza hamdetmektir. Şu cemiyeti biz anlatmak istemiyoruz. Düşüneceğiz. Bu kadar nimete karşı hal ve tavrımızı düşüneceğiz. Elde ettiğimiz nimetin Allah'tan geldiğini bilmektir celle celalüh. Mesela şu vasıtayla oldu, bu vasıtayla oldu dememek. Evet o vasıtalar olabilir ama onu veren kimsenin kalbine verme duygusunun kim olduğunu bilmektir. Veriyor. Mesela seni fabrikasına ortak veriyor. Ama ona o kimseyi ortak etme duygusunu veren kim bir kere? Bir tanesi toplanmış da vermemiş o sahile. O da demiş ki verme dedi ki verebilesin.
Verince ver dedi ki vermeyebilesin. Her şeyin Rabbamızdan Rama. Habibim sen o müşriklere avucumla kumu aldın, yüzlerine doğru serptin, attın. Bu attığın okumla üç beş müşriğin gözüne girerdi. Ama hepsine girdiren Allah'tır. Ondan dolayı burada Cenabıhakk'a büyük bir tevekkül buna teffih derler, işlerini Allah'a ısmarlama tasavvufta çok yüksek bir gaye, çok yüksek bir makamdır. Yunus Emre'nin şu sözü biraz eleştirilir ama o bizim o seviyede olmadığımızdan neşet eder. Dövvene eşsiz gerek, sövene dilsiz gerek, Derviş gönülsüz gerek. Sen derviş olamazsın, sen hakkı bulamazsın. Burada her şeyin Rabbamızdan olduğuna işaret ediyor. Rızk. Tekrar ele aldın. Bir kere rızka bir karışık haram gibi. Haram şöyle dursun bir şüphe onların girmemesi. Mesela Sami ben de hazretleri hadde sallallahü sırra babasından düşen atasından gelmişen mala tenezzül buyurmamış. Halbuki Adana onların sayılır.
Ramazanoğulları büyük bir beylik. Neden? İçinde şüphe var diye. Sözde güzellik nedir? Siz şimdi bir gül fidanı getirdiniz ya o gül fidanından dolayı. O bir gül fidanı nelere götürüyor bizi. Efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi. Burada ulema-i kiram efendimiz dünyanızdan sözü üzerinde durup oldukça dururlar. Derler ki efendimiz dünyayı kendisine yar edilmiyor. Dünya benim neme bulunur. Ondan sonra üç şey güzel koku. Hella kadın E gözümün nuru, namaz. Ettib sözde. Huvel emre bil ma'ru. İyilikle emretmektir. Güzel söz budur. Abdurrahman es-Sülemiye Hazretleri buyuruyor. Bir diğeri Caferi Sadık. Bu tefsir sahibi aynı zamanda büyük de bir veli olduğuna biz hüsn-ü zan gidiyoruz. Gratül Kuran güzel söz Kuran'dır. Kuran'ı azimüşşan'dır. Etıbi minel gavul Sözde güzellik nedir? Kalbin nur olan kimselerin dilinden çıkan sözdür.
Şu azalarımızı biz bir ark gibi kabul edelim su arkı. Kalbimizde havuz. Şimdi bu el cömert. Ayak hayra adım yetiyor. Göz ibretle bakıyor. Kulak hak sözleri duyuyor. Kalbe bal doluyor. Hikmet doluyor. Hikmet suları doluyor. Ondan akacak nedir? Baldır, başka ne olacak? Bal akacak, temiz su akacak, Kuran-ı Kerim'den ağır akdi iznine söylüyorum Muhammed suresinden. Süt akacak ilahi aşk veren şarap akacak. Halis kalpten doğan kelimelerdir. Mesela Esad Erbili Hazretlerinin sözlerine ta Danimarka'daki farmasonlar kulak veriyor. Şu Türki devletler bunun yanında Bosna Hersek vesair yerlerdeki kimseler koşup geliyor onun mübarek sözünü duymak için. Neden? Masadere an kalbin halis'in olduğu için halis bir gönülden doğurur o sözler. Ondan tesir ediyor çünkü onun meczu Mahmut Efendi Efendim diyor mübarek elleriniz, Esa diğer bir hazretlerinin Anadolu'yu doldurdu.
Dışarıda taştı deyince Mahmut öyleyse ihvanımız Türkiye'nin dışından dolacak diyor. Sami Efendi'nin kalbi halis ve nur olduğu için ona ta Amerika'daki insan da kulak verdi. Hatta Rum diyarından gelenler de kulak verdi. Mesai İngiltere'ye Almanya'yı demiyorum. Pakistan'ı Hindistan'ı demiyorum. Ta oralardan Allah'ın veli kulları hususen geldi Şeyh Ziyaeddin Hazretleri. Neden? Bu halis gönülden doğan leman denir. O nurları dinleyebilmek için. Niye geldin diyorlar bu mübarek zata. Sami Efendi'nin ömrüne dua etmek için geldim diyor. Mesela buraya emekli bir vaiz geldi. Dedim ki biz Hasan Efendi'yi dinledik. Aynen. Bizim bazılarda okuduğumuz ayet Hadis-i Şerifler ama o tat neydi dedi. Uzaktayım Nevşehir'den. Kuran azimüşşan kıraatinde seçkin bir kimseydi o tarihte. Dedi ki dinledim aynı bizim konuştuğumuz kelamlar ama o haz nedir, o lezzet nedir? İşte o haz huvve masadere an kalbin halisın.
Halis bir kalpten, o kalp havuzundan dil olarak söz olarak dökülen hikmetli kelamlardır. Sizin diyor bu güzel söz böyle kürsüye çıkıp da üstadımız öyle buyuruyordu. Kürsünün tahtalarını biz varisi enbiyayız, nebilere varisiz diye kıranlar değil diyor. Ondan sonra mihraptakiler de değil, minberdekiler de değil. Vesaire mekanlarda bize hitap eden hatipler de değildir bu güzel söz diyor. Nedir bu güzel söz? Allah'ın kullarını Cenabıhakk'a yönlendirenlerdir. Cenabı Hakk'a muhabbeti sağlayanlardır. Müridanı müridanı Habibullah'a aşık eden kimselerdir. Müridanı Cenabı Hakk'a vurgun eden kimselerdir. Bir tane müridi anlatmıştı. Ben diyor Beytullah'a tavaf için gittim. İçin gittim, tavafta diyor bazı sözler söylüyordum. Fakat diyor söylediğim sözü bir türlü bilemiyordum. Bir gün ahdettim ben ne diyorum diye. Şöyle kendime kulak verdim, dinledim ki Allah'ım canımı al diyordu.
Öyle bir aşka öyle bir şevke erişiyordum ki Allah'ım canımı al. Üstadımızın üstadı Sami Efendi hazretlerine söylediği söz Kabir bana kavurma gibi kokuyor diyor. İşte Allah'ın kullarını Allah'a böyle aşık eden kimselerdir. Onların sözleridir. Öyle bir söz ki, Cenabı Hak'tan affımızı, mağfiretimizi, özrümüzü beyan ediyoruz. Neden böyle yaptık Ya Rabbi sana karşı? Diyoruz. Kulunda günahlardan uzaklaşması Onu günahlardan uzaklaştıracak olan sözdür. Mesela Biz misal vermek gerekirse Sami efendi hazretlerini öğrenciyken gördüğümüzde hilaf olmasın. Aylarca gözyaşımızı tutamadık biz. Halbuki bizim sair hocalarımız da vardı. Bizim faizlerin toplantısında Kastamonu'da yirmi beş günlük bir süre beni vaizler bir araya geldi. Böyle grup grup oturuluyor. Bir tanışma esnasında bizi de tanıttıklarında Konyalı bir vaiz şunu söyledi. Dedi ki ben vaizim. Dediler ki Hasan Efendi Hazretleri teşrif buyurdu.
Siz de gelin dediler. Ben de iştirak ettim. Dinledim aynen bizim konuştuğumuz konular işliyor. Fakat ben ağlamayan bir kimseydim. Gözümden damla yaş çıkmazdı. O mübarek zatı dinledikten sonra bir hafta gözümün yaşı durmadı. Sözde güzellik nedir? Ve irşatü's-saliki. Müslümanlara öğüt ve nasihat vermek. Hiç unutmadığım bir hatırayı size nakletmek isterim izni ilahi ile. Ile. Bu kapıdan içeri gireceğim. Üste ağzımızın sesi geliyor ama çok yüksek ses. Herhalde dedim cami dolu. Baktım iki kişi. İki kişiye heyecanını bir görseydiniz. Allah'ımıza olan aşkından muhabbetinden onları Rabbimize muhabbetli kılmak için konuşuyor. Müslümanlara nasihat müminlerin duası saliklerin salik bu mübarek yola giren kimselerin irşadı. Biz bir misali çok veririz. Böyle diğer hocalarımız gördüğümüz için elbette tesir etmiştir ama Allah'a hamdediyoruz ki bir cumartesi pazarımız varmış.
Çıktık geldik de onun mübarek huzurunda bulunduğumuza sonsuz şükürler olsun Cenabıhakk'a. Yoksa biz kendimizi kaybetmişiz. Kendimizi alim, arif çok yüksek bir sınıfta görecekmişiz. Allah'tır. Bize ne olduğumuzu ne olmamız gerektiğini mübarek kelamlarıyla ifade buyurdu. Ona da gerek yoktu zaten. Konuşmasına da gerek yoktu. Bazen havası güzel memleketler var. Çok güzel. Manzarası güzel olduğu gibi havası da çok güzel. İnsanın isterse gözü görmesin. Der ki Allah Allah böyle çok güzel bir meltem, bir esinti var. Çok güzel bir hava. Adeta ciğerlerimiz bayram ediyor. Neden? Havası güzel. Evliyaullah'ın velayet havası. Evliyaullah'ın Cenabı Hakk'a yakınlık kurbiyet havası. Evliyaullah'ın Cenabı Hakk'a ünsiyet dostluk havası. Evliyaullah'ın tecelli havası. Evliyaullah'ın varidatı ilahiye gönlüne inen. Ilahi nurların havası insanı değiştiriyor zaten.
Hiç konuşmasa bile diyorsun ben neden yanlış yapmışım? Ara ara insanda değişmeler oluyor. Nefsimiz mutmain olmadığı için oluyor. Fakat o havaya girince eğer bizde de alacak güç varsa tesir ediyor. Alıcılarla vericiler çok önemli çünkü bu yol in'ikas ve insibağdır. Aksetme ve ilahi boya ile boyanma yoludur. Bir tanesi daha yeni irşad ve ıslah olmuş hacca gitmiş. Birisi omuzundan tutmuş. Demiş ki sen Hacasan Efendi'nin evladısın. Nereden biliyorsun? Şeklinden anlıyorum demiş. Demek ki insibağ tam canı gönülden teslim olunca o ilahi boya ona Ve bu söz üzer. Etı. Tıbbı. Itır. Oku manasında. Kıybü'l ayiş yaşantının güzel olması. El hayatü'l hasene. Bunu Cenabı Hak nail suresinde Allahu alem doksan beş veya doksan altıncı Ayet-ül cellede, buyuruluyor. Hoş bir hayat. Belki kırık döküp bir kulübede oturur veya bir dağın başında kimsesiz, ıssız suyu bile zor bulunur.
Işığı da ne bu elektrik ne vesair her şeyden yerine göre mahrum ama cennet hayatı yaşar. Böyle bir tanesi ücra bir yerde kalır dağın başında. Dediler ki ne yapıyorsun böyle ıssız kimse yok. Hayırdır. Cenabı Hak buyuruyor. Ben beni zikredenle beraberim. Ne yalnız olacağımdır. Her türlü nimetin içerisindeyimdir. Bizim İstanbul'da dirgahtaki Muhammed abimiz bir şey anlattı. Ben dedi Urfa'da Harrani hazretleri orada bulunuyordum. Arap kaymağı getiriyorlardı. Bal getiriyorlardı. Öyle bir haz öyle bir manevi lezzet öyle bir hayat yaşıyordum ki onların hiç kıymet ve değeri kalmıyordu. Mesele. Güzel hayat. Efendimiz Hazretlerinin bulunduğu bir mahal. Şimdiki gibi telefonlar yok. Belki o çevirmeliler olabilir. Fakat bu kullandığımız telefonlar yok. Aşıklardan sadıklardan sayısını bilemiyorum. Dokuz on kişi bir araya gelirler. Acaba bunlar birbirlerine nasıl haber verdi?
Bir defasında Kayseri'de bulunuyoruz. Seyyid Burhanettin Hazretlerinin türbedarılarından vesail aşıklardan kimseler var. Halbuki onlara hiç haber verilmedi. Cami Kebire yakın bir evde bulunuyor üst lazım. Biri dedi ki efendim sabah dedi ben eve haber verdim. Bak gelemeyeceğim benim eve haber verdim. Bak gelemeyeceğim. Beni merak etmeyin. Bu nereden haberdar oluyordu? Yine bir misal vermek gerekirse Efendimiz Hazretleri sene altmış yedi olabilir. Utsi Şerife gidiyorlar. O zaman Hacılar Utsi Şerif'ten devam ediyordu Medine-i Münevvere'ye. Üstadımızı götüren firma sahiplerinden biri diyor ki diğer Hacılar nerede olsa yatar kalkarlar. Otobüsün kenarında da yatarlar. Belki bir otel temin edilir. Ama hacı sen Efendimizi nerede misafir edeceğiz? Çünkü o bir değer, o bir kıymet. Ümmetin önderi zamana hükmeden bir kutbu cihan. Izni ile ve kendisine geldim. Dedim ki efendim sizi nasıl ağırlayalım?
Merak etme beni. Benim burada dostlarım var. Düşündüm daha buraya ilk geliyor. Nereden dostlar olacak diyor. Bir de otobüsten indik hemen etrafını kuşattılar. Bana dedi ki sen de gel. Ben de geldim bir haneye geldik. Bir haneye girdik. Baktım ki envai çeşit nimetler de donatılmış bir sonra. Kendi kendime diyordum bunlar nereden haberdar oldu? Severse Mevlamız elbette ki sevdirecektir. Tribü'l ayiş ne oldu o dokuz on kişi? Telefon yok, telgraf yok. Bir araya geldiler. Orada bir annemiz var ruh şados. O günün şartları içerisinde sığara böreğine Efendimiz hazretleri sığara ismini kullanmayı doğru bulmazdı. Kalem böreği buyururdu. Çok güzel tatlı yapardı. Tatlı konulur diye öyle bir hayat yaşıyorlar ki manevi haz ve lezzetin içerisinde üstadımız buyuruyor ki tatlıları kaldırın. Gönüllere öyle tatlılar iniyor, öyle nurlar bahşolunuyor ki o tatlının onun yanında hiçbir esamesi okunmuyor.
Hiç tadı ve lezzeti kalmıyor. Etibü'l-layiş, el hayatü'l-hazene güzel yaşantıdır. Etib nedir? Huve ilmü'l enfasir rahmaniye. Rahmani nefesin, Rahmani alemden gelen ilmin eseridir. Hak'tan gelen. Böyle halktan gelen değil. Hak olan Mevla'dan gelen manevi bir ilim, manevi bir hal. Allah Allah. Efendimizin burada işaret buyurulurken Muhyiddin Arabi Hazretleri Allahu alem şuna işaret ediyor. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın zaman zaman mübarek burunlarını Yemen'e çevirip bana Rahmani bir koku geliyor. Veysel'imin kokusu geliyor buyuruyor. Bu olsun gerek. Kul ile Allah arasındaki Celle Celalühü muameledir. Kulun Allah'tan gelen hal ile fiil, söz ve halindeki ilahi başkalıktır.
Kaynak: Genel
Manevi Güzellik ve Ruhani Arınmanın Sırları | Mihmandar