Adem Aleyhisselam'ı şu hadisesini gerçek bulan şu hadiseyi naklet, anlat, duyur. Cenabı Hak Adem aleyhisselamın oğullarından Habil'in kurbanını kabul buyurdu, Kabil'in ise kabul etmedi. Gaulle, Habil dedi ki ben seni öldüreceğim. Dedi ki Cenabı hak muttakilerden yapmış olduğu bu taati kabul buyurur, kabul etmiştir. Sen beni öldürmek için kast edersen, ben seni öldürmeye katiyen yanaşmam. Şimdi elimi uzatmam diyor. İnni ehhafullah'a Rabbel alemi. Çünkü ben Rabbi Zülcelal'den korkarım dedi. Hadiseyi biliyorsunuz. İşte o günün şeriatına göre bir yere kurbanlarını bırakıyorlar, bir semadan ateş şeklinde geliyor. Kiminki kabul ise onu alıp götürüyor. Habil çok güzel huylu da bir kimseymiş. Böyle cisim olarak da güzelmiş, ahlak olarak da güzel. Habil ise çok sert tabiattı. Habil malının en güzelini getirmiş. Koç diyelim onun en güzelini.
Fatih Kabil ise artık ekin buğdayının çürüğünü, arığını, kırığını getirmiş koymuş. Allah'ımız Celle Celalü Habi linkini kabul etti. Çünkü çok samimi olarak Rabbim bana bunu emretti. Ben bunu en güzel şekilde yerine getireceğim diyor. Biliyorsunuz kurban bütün dinlerde ibadet şeklidir. Her dinin kendine göre bir kurban adeti de vardır. Diğer dinleri burada saymaya gerek yok. İslam'da kurban bayramında hacda kesilen, bu kurbana bizim şeriatimizde ifade, hed, hed ve adak kurbanlar birer ibadet şekli olarak kabul edilir ve önemli bir şekilde bu dini ve İslami vazife devam eder, gider. Kün bu can kurban sana, ben koç kurbanı neylere? Yunus Emre'dir ya, Kün bu can kurban sana. Benim diyor, değil ki bir koyundur, bir koştur, bir keçidir, bir devedir, bir inektir, onlar şöyle dursun, ben hocuu, kurbanı neylerim? Ben sana kurbanım zaten.
Ashab-ı Gücün efendilerimizde aleyhissalatu vesselam efendimizin huzur-u nebevilerinde fedakar ebi ve nefsi ve mali. Her şeyiyle anam, babam, canım, her şeyim size feda olsun Ya Rasulallah diyorlar. Kurban kesilmesini Hak Teala kayıtsız şartsız teslim olmak ve teffir ve tevekkül ehli olmanın Hak yolda fedakarlığın bir işaretidir aslında. Bu biz kurbanı kesiyoruz ya, o kestiğimiz kurban hal diliyle bize diyor ki bak ben Allah'ın yolunda kendimi feda ediyorum diyor. Biz de bundan hareketle Cenabıhakk'a teslimiyeti, teffiz demek işi Allah'a ısmarlamak demek. Bu çok önemli, bu teslimiyet dediğimiz İbrahim Aleyhisselam'ın oğlu İsmail Aleyhisselam'ı kurban etmesi, İsmail Aleyhisselam'ın da daha çocuk yaşta iken esalibine ya ebetif allim attüm mer seteciduni inşallahu mines sabili. İşte seni kesmem bana emrolunuluyor deyince bak küçük bir yavru daha. Ey babacığım, emrolunduğu vazifeyi yap.
Ben Allah'ın emrine itaat ederim diyor. Şimdi babayı düşünün, bir peygamber nesli. Nübüvvet kokan çok kıymetli bir evlat. O nübüvvetin güzelliği de var. Bir insan kalkar da yavrusunu kesebilir mi? Bu ne büyük bir fedakarlık. Allah'ımızın emridir diyerek ne büyük bir teslimiyet. O çocuk mesela yaşta. Dokuz bir rivayette on üç yaşında. O da emrolunduğun vazifeyi yap diyor. Bunlar nasıl Kuran-ı Kerim'de vasf edilmez. Allah'ımız Kuran-ı Azimüşşan'da vasfediyor. Onun için teslimiyeti, teffiz, Allah'ımıza işleri ısmarlamayı basit görmeyeceğiz. Çok önemli, çok mühim. Bir taat geliyor ama bu taati biz gelişigüzel yapmayacağız. Bunun ruhi cihetini, hakikat yönünü görmek suretiyle yaparsa daha bir kazanç oluruz Rabbimiz yanında.