Değerli dinleyiclerimiz Musahabe serimizin ikinci cildinde Kuran okumak konusuyla sizlerle birlikteyiz. Allahu Teala buyuruyor ki Bir tefsire nazaran meal-i şerifi, ey Resulü mükerrem, sen Rabbin Teala'nın ismiyle başlayarak Kuran oku ki o Rabbin Teala cümle mahlukatı halk etti demektir. Yani bilcümle cihanın zerratını halk eden Rabbin tealanın ismi şerifiyle yardım talep eder olduğun halde sana nazil olan Kuran'ı sen oku. Kuran okumaya başlayacak olan kimsenin ibtida besmelei Şerife okuması vaciptir. Kuran-ı Azimüşşan'dan en evvel nazil olan ayet-i celile budur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem nübüvvetle bas olunmadan evvel tevhid fikriyle mortekit idi ve İbrahim aleyhisselamın şeriat-ı ahkamıyla ibadet ederdi. Ramazan aylarında bir miktar azı kalıp Hira Dağı'na gider, orada kudreti ilahiyeyi tefekkürle ibadet ederdi.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz kırk yaşına eriştik de vahyi ilahiye mazhar oldular. Fakat vahyin başlangıç devri altı ay kadar rüya aleminde tecelli ediyordu ki gördüğü her rüya aynen zuhur ediyordu. Bir hadis-i şerifte rüyayı saliha nübüvvetin kırk altı cüzünden biridir buyurmuştur ki bundan maksat da yirmi üç sene süren müddeti nübüvvetin kırk altıda biri altı ay olduğu muhaddisini kiram tarafından izah edilmiştir. Vahyin başlangıç keyfiyeti Sahih-i Buhari metninde şöylece zikredilmiştir. Ömrü müminin Hazreti Aişe radiyallahu anha der ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ilk vahyi başlangıcı altı ay kadar rüyayı sadıka ile olmuştur. Sonra kalbine halvet, yalnızlık muhabbeti ilka olundu. Cebeli Hira'ya gider, orada ibadet eder, sonra yine Hatice nezdine avdet eder ve yine tekrar azık tedarik eder, Hira'ya giderdi.
Nihayet vahy-i İlahi, Hira garında bulunduğu sırada geldi. Zatı Akdes-i Risaletpenahi buyurur ki, Cibril-i Emin oku dedi. Ben de ona okumak bilmem dedim. O zaman melek beni alıp takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bıraktı. Yine dedi. Ben de ona okumak bilmem dedim. Yine beni ikinci defa alıp takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni yine bıraktı. Ikra dedi. Ben de okumak bilmem dedim. Nihayet beni üçüncü defa sıkıştırdı. Üçüncü tazyikte aleyhissalatü vesselam efendimize Alak suresinin ilk beş ayeti vahyolundu. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de kendisine vahyolunan bu ayeti kerimeyi telakki ile okudu. İlk iki oku emri Kuran değil kıraat denilen fiile başlamak için eceleme kabilinden bir ihzar ve teklif idi. Üçüncü tazyikten sonra olan oku Cenabı hakk'ın emriyle adıyla başlamıştır.
Oku emri ilk nüzulünde hem tekvini bir mahiyette Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi okumaz ümmi iken kudreti ilahiye okur kılmıştır. Bu ayet-i celilenin bir tefsire nazaran manası oku, Rabbin adıyla, Allah ismi celili ile başlayarak oku. İşte yaratmak denilen fiilin sahibi olup kainatı yaratan ve seni yaratıp yetiştiren ve her işine malik bulunan Rabbin seni kudretiyle bir anda okur yaptı. Okunacak bir Kuran bir kitap indirmeye başladı. Böyle talim olunduğu gibi o Rabbin ismiyle başlayarak oku. Pıhtılaşmış, katılaşmış kandan bir insan halk eden ve halk etme kudret ve kuvvetinin sahibi olan Rabbin hiç okumamış olanı da böyle okutur. Kalemle yazıyı öğreten o. Vasıta ile ilim belleten de odur. Yoksa bir kan pıhtısından yaratılmış olan insanlar ne kalem bilirdi, ne de yazı.
O, yani Kadiri Mutlak insana öyle bilmediği şeyleri öğretti ki insanda olmayan istidat ve melekeleri yaratarak deliller ikame ederek, ayetler inzal eyleyerek vehbi olarak da öğretti, kesbi olarak da öğretti. İşte öyle Ekrem olan Rabbin seni hiç unutmamışken mahz-ı kereminden sana ledünni bir ilim vererek böyle bir oku emriyle seni kaleme muhtaç etmeden de okutur. Bilmediği şeyleri, bilgileri de bildirdi. Onun için sen de onun ismiyle bu Kuran'ı oku. Marifet-i ilahiyeyi doğrudan doğruya tefekkür ve mütalaada delil akıldır. Kıraat ve kitabette ise kulakla işitme delalet-i sem'iye vardır. Bu suretle Kuran-ı Kerim akli ve Semi delilleri cem etmiştir ki oku, oku diyerek kıraatin ve kitabetin, ilmin, talimin, insan için en büyük lütuf ve kerem-i Rabbani cümlesinden olduğunu ihtar eylemiştir.
Burada peygamberimiz Nebiyi Ekrem ve Ümmi-i Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yazıya ihtiyacı olmadığı işar olunmakla beraber kalem ve taliminde büyük bir ikram ı Rabbani olduğu beyan buyrulmuş ve bu suretle ümmeti okuyup yazmaya da teşvik ve terhib edilmiştir. İslam nazarında ilim ve irfanın ne kadar yüksek olduğu şu ayeti kerimelerden çok güzel anlaşılmaktadır. İslam dininin dünyaya ilk hitabı oku hitabı celilidir. Bu estaidi billah ekrah bismi rabbikellediği halak vahy-i ilahisi nazil olunca Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz korkudan yüreği titreyerek Hatice binti Huveylid'in yanına varıp beni sarıp örtünüz, beni sarıp örtünüz buyurdu. Korku zail oluncaya kadar vücudu mübarekini sarıp örttüler.
İşte o zaman Allahutaala hazretleri, Ey libasına bürünmüş olan Nebisi Şın, kalk yatağından kemali ehemmiyetle kullarımı azapla korkut ayeti celilesini inzal buyurdu. İmam Busayri rahimehullah'ın Kaside-i Bördesinden. Hilkatu ahlak da geçti her peygamberi. Onlardan artıktır ilmi, dahi keremi. Her peygamber ki eder ondan iltimans, Bahri ilminden bir avuç suya bir yudum diye mi? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri cemi enbiya ve mürselin Salavatıullahi Selamuhu aleyhim ecmain'den zatta, sıfatta ve kemalatı zahirede ve batınada efdal ve ala oldu. Ve dahi cemi enbiya ve mürselin, ol Hazreti Resul'ün ilmine ve ahlakı hasenesine müsavi olmak değil, yakın dahi olamadı ve cemi enbiya ve Mürselin Salavatullahi aleyhim, ol Hazreti Fahr-ül Müslimin sallallahu aleyhi ve sellemin ulum-u kesire denizinden bir avuç su talep ve iltimas ederler.
Hak Celle ve Ala hazretleri cümlemisi onun şefaati uzmasına mazhar buyursun. Değerli dinleyicilerimiz, Musahabe serimizin bugünkü bölümünü Kuran okumak konusuyla nihayete erdirmiş bulunmaktayız. Bir sonraki programımızda Kuran'ı terk edenler konusuyla inşallah devam edeceğiz.