Sayın dinişlerimiz sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Sizlerle muhterem Ali Ramazan Dinç Efendinin Hayat Sanatı kitabından bölümler paylaşıyoruz. Kuran. Kuran-ı Kerim'i hatmeden birine efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hani gözyaşı buyurur? Ashabına okuttuğu aşk-ı şeritte her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman bakalım onların haline olacak ayetinde gözlerinden inç taneleri gibi yaşlar akmıştır. Manasını bilmediği halde ağlayanlar Kuran'ın ilahi hitap oluşundandır. Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar. Abdurrahman İbnus Saip anlatıyor. Sa'd İbn-ü Ebi Vakkas yanımıza geldi. Gözü kapanmıştı. Kendisine selam verdim. Sen kimsin, dedi. Kendimi tanıttım. Bunun üzerine dedi ki, kardeşim oğluna merhaba. Duydum kimsenin Kuran okumaya güzel sesin varmış.
Ben Resulullah Aleyhissalatü Vesselam'ı dinledim. Demişti ki, şu Kuran hüzünlü olarak nazil oldu. Öyleyse onu okuyunca ağlayın. Eğer ağlayamazsanız ağlamaya çalışın ve onu güzel okuyun. Onu güzel okumaya gayret etmeyen bizden değildir. Allah Kuran'ın Müslümanlara okunduğu zaman kalplerinin titrediğini, imanlarının arttığını ifade eder. Müminler ancak onlardır ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Allah'ın ayetleri kendilerine okunduğu zaman imanları artar ve Rablerine tevekkül ederler. Eğer Kuran bir dağa indirilseydi dağ Allah'ın korkusundan baş eğmiş parça parça olmuş olacaktı. İman edenlerin Allah'ı anma ve ondan inen Kuran sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar? Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
Uzun zaman geçmesiyle kalplerinin katılaşması arasında şöyle bağlar kurmuşlardır. Peygamberleriyle kendi aralarındaki süre uzadı. Dünyaya düşkünlük gösterdiler. Allah'ın buyruklarından yüz çevirdiler. Sonu gelmez hülyalar peşine düştüler. Daha önceki peygamberlerle Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem arasındaki süre uzadı. Böylece kalpleri katılaştı. Sayın dinleyiclerimiz Hayat Sanatı kitabının müellifi Muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi kitaba şöyle devam ediyor. Bir gencin renginin sarılıp bedeninin zayıfladığını gören hocasıyla geçen muhavereyi şu şekilde anlatırdı üstadımız. Genç her gün Kuran'ı hatmeder. Hocası, evladım bu gece sen Kuran'ı karşında ben varmışım gibi oku, der. Sabah huzura geldiğinde, Efendim, bu gece Kuran'ı ancak yarısına kadar okuyabildim, der. Hocası, bu gece de Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a okuyor gibi oku, der.
Talebe, Nebiler Serveri, Hazreti Peygamber Aleyhissalatu Vesselam'ın huzurunda olduğu düşüncesiyle o gece Kuran'ın ancak dörtte birini okuyabildiğini söyler. Hocası, bugün de Cebrail'in Efendimize Aleyhissalatu Vesselam tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku der. Talebesi ertesi gün, Üstadım bugün ancak bir sure okuyabildim, der. Üstadı, evladım şimdi de onu yüce Rabbimizin huzurunda okuyor gibi oku, der. Talebe ertesi gün gözyaşları içinde üstadına gelir ve şöyle der. Hocam, Fatiha'dan başladım. İlk ayetleri okudum. Ama demeye bir türlü dilim varmadı. Çünkü sadece sana kulluk yaparım diyemedim. Kıraat, tilavet, tertil Kuran-ı Kerim'i okumada önemlidir. Kıraat okuduğunun manasını anlamaktır. Tilavet de manasını kavramaktır. Tertil ise her harfin nazmının ve manasının hakkını vermektir.