Kuran'ın Manevi Derinliği ve İlahi Hidayet kaydında Kuran azim şu an her bir ayeti hiç şüphesiz bir deryadır. Biz ancak anlayabildiğimiz kadarıyla kendimiz yorum yapamayız katiyen. Yalnız burada müfessirine zam efendilerimiz ne buyuruyor? Ancak onu nakledebiliriz. Estayible. Eliflamra kitabın enzelnahu ileyke lituk Artık bundan Cenabı hak ne kastediyor? O zatına mahsus. Bir ifadede…
Kuran azim şu an her bir ayeti hiç şüphesiz bir deryadır. Biz ancak anlayabildiğimiz kadarıyla kendimiz yorum yapamayız katiyen. Yalnız burada müfessirine zam efendilerimiz ne buyuruyor? Ancak onu nakledebiliriz. Estayible. Eliflamra kitabın enzelnahu ileyke lituk Artık bundan Cenabı hak ne kastediyor? O zatına mahsus. Bir ifadede bulunamayız. Elif, lam, ra. Elif bir harf, lam bir harf, ra bir harf. Bunların hepsi tek tek ele alındığı zaman on sevap Elif bir lam ra. Elif lamra. Bu Rab'lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övgüye layık olan, Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır. Estaizü billah, kitabun enzelnau ileyke li Ey sevgili Resulüm Muhammed'im sallallahu aleyhi ve sellem.
Bu Kitabı Kerim, Kitabı Kerim min zulümat I dalali vel cehil ila nuril hidayeti vel ilim Kuran azimüşşan cehalet karanlığından, dalalet yolunu şaşırmaktan, yolunu şaşırmaktan, itikat olaraktan, inanç olaraktan, ibadet olaraktan ahlaken deve yaşantı olarak gerek ticaret olsun gerek miras hukuku olsun buna benzer nikah akdi olsun beşeri münasebet der, ortaklıklar ne olursa çünkü Kuran Azimüşşan'ın işaret buyurmadığı hiçbir konu yoktur. Her hususu ele almıştır. Bunlarda olan yanlışlıklardan insanı ila nur ilhidaye ve la ilim, ilim ve hidayet nuruna kavuşturan bir kitaptır. Hidayet bu çok müstesna. Bunun bir tabii olanı var. Mesela bir hayvan diyelim ki kuzu koyunun memesini tutar. Bir civciv. Otların çöplerinin arasından yemini bulur. Allah'ımız ona öyle hidayet etmiş. Bir de imanda hidayet var ki bunun sonu yok. Çünkü ve zedehum imana buyuruyor Cenabı Hak. Biz onların imanlarını arttırdık.
Mesela Ashab-ı Kehf o yedi tane mübarek kimseler. Bunlar ölümlerine de olsa zalim devlet reisinin sözüne uymadılar. Biz dediler Cenabı Hak'tan katiyen ayrılmayız dediler. Bunun neticesi Cenabı Hak onların azimleri, sadakatleri, teslimiyet ve bağlılıkları sonucunda eshamne innehum fidye amenu bir rabbim ve zidnehum hüde. Onlar gerçekten iman eden kimseler. Ne paraya aldandılar, ne mala aldandılar, ne mülke aldandılar. Efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem sana şahlık verelim başımıza geç, idareci ol aldanmıyor. Yine sana en büyük serveti verelim yine kabul buyurmuyor. Diyorlar kadınla aldatmaya çalışıyorlar. En güzel kızı nikahı edelim. Hayır buyuruyor. Ay'ı sol elime güneşte sağ elime verseniz katiyen istemem. Allah'ımızın davasını hakim kılmak için çalışacağım buyuruyor. Ashab-ı Kehf'in de bu sadakati, bu teslimiyeti neticesi Cenabı Hak hidayetlerini artırıyor onların.
Yollarını açıyor Cenabı Hak. Biz böyle diyoruz da mesela ilimde açılır. Tam teslim olduğumuz zaman Cenabı Hak'a ilmin yollarını açar. Aynel yakin olur, hakkal yakin olur. Azmi der, gayret eder. Şu üç aylarında aman Recep I Şerif'in ortalarına doğru geldik. Koyup gidiyor, bir daha ömrümüz buna vefa eder mi, etmez mi diye derin derin düşünür, kendimizi sıkı bir manevi bakıma alacak olursa nefsimizin mertebelerini geçmenin yollarını açar Cenabı hak. Daha ne yollar açılır? O bitmez ve tükenmez. Allah'ımıza giden yollar. İsimlerinden yollar açılır, tecelliyat olur. Sıfatlarından olur. Hele zatından bir tecelli onun tarifi yok. O zaman deriz ki biz nasıl böyle bir hayat geçirmişiz? Eyvah denir. Yollarını açar Cenabı hak. Hidayet çok geniş bir konudur. Efendimiz buyuruyor sallallahu teala aleyhi ve sellem Fatiha'sız namaz olmaz.
Kuran'ın Manevi Derinliği ve İlahi Hidayet ne anlatıyor?
Kuran'ın Manevi Derinliği ve İlahi Hidayet kaydında Kuran azim şu an her bir ayeti hiç şüphesiz bir deryadır. Biz ancak anlayabildiğimiz kadarıyla kendimiz yorum yapamayız katiyen. Yalnız burada müfessirine zam efendilerimiz ne buyuruyor? Ancak onu nakledebiliriz. Estayible. Eliflamra kitabın enzelnahu ileyke lituk Artık bundan Cenabı hak ne kastediyor? O zatına mahsus. Bir ifadede…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Fatiha'nın içerisinde her gün, okuduğumuz her rekatta Esrarübilne, ihtina, bize hidayet eyle. Esraratal müstakim, dosdoğru yola buyuruluyor. Cenabı Hak sonra izni ilahisi ile bu tevfiki demek. Yardımıyla bir tevfikihi ve hidayetihi, yol göstermesiyle ve teshilihi, bize o yolları kolaylaştırıyor. Bu da çok önemli. Mesela, Hızır aleyhisselam birisine öğüt veriyor ya, öğüt istiyor. Efendim, bana bir öğüt ver deyince Cenabı Hak sana ibadeti kolaylaştırsın. Bu ne kadar önemli? İla surati lacizil hamid, Allah'ımız ilim nuruna zulmetten çıkartmak suretiyle ve kendisine giden yolu göstererek rızayı ilahiyesine eriştirme ve marifetine ulaştırma bereketini ihsan buyuruyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bütün insanlığı, bütün insanlığı küfürden, şirkten, iman nuruna ve İslam'a hidayet eyledi. Bu şirk konusu ayrı bir mevzu. Ula'n azimüşşan'da onlar işte ruhbanlarını ilah edindiler.
Ruhban onların büyük bildikleri, saygı duydukları sözüne riayet ettikleri kimseler. Adiyy bin Hatem dedi ki biz Allah'a ortak koşmayız ya Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem. O zaman buyururlar ki sizin kendinize göre büyük gördüğünüz kimseler bir söz söylese. O sözle Allah'ımızın emrine muhalif düşse ona uyar mısınız? Uyarız deyince bu da bir şirktir. Demek ki Cenabı Hakk'ı sadece yaratıcı olarak görmek değil, bütün hükümlerinin gerçekleşmesi. Bütün hükümlerini baş tacı edinmektir. Mesela nefsimize uymak suretiyle yapamadıklarımız oluyor. Ama o hükmün gerçek olduğuna inanmak, bu haktır. Demek ve nefsani arzu ve isteklerimize düşmemek. Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem ümmetini ve bütün insanlığı küfürden, şirkten iman ve İslam nuruna geliştirmeye vasıta oldular. Sonra, arz ettiğim gibi bunların hepsi çok ayrı bir konu. Mesela tahkike ermek ne demek?
Tahkip efendimizin Zeyd ibn-i Harise'ye keyfe asbah da yazeyit. Nasıl sabahladın yazeyit? Mümin olarak her şeyin bir hakikati var. İmanın hakikati nedir buyurdu. O da dedi ki Ya Resulallah benim gecelerim uykusuz. Gündüzüm susuz. Benim yanımda altunla çamurun toprağın hiçbir farkı yok. Ben cennetleri apaçık görüyorum. Kevser havzının başında insanların toplandığını, onunla içtiklerini de görüyorum. O zaman buyurdular ki sen hakikate irdin. Sen imanda hakikate eriştin diye buyurdu. Bu kadar önemli. Hakikate ermek. Günahtan, isyandan, hatadan tövbe edip Cenabı Hak'ka yönelmeye ve her işinde düzgün hareket etmeye vasıta oldular. Zulmetten kurtulmalarına vesile oldular. İstikamet dediğimiz zaman, istikamet her konuda. Nedir? Mesela nefes alıp verirken de istikamet üzere olmak. Aldığımız verdiğimiz nefesleri boşa harcamamak. Allah'ımızın vermiş olduğu bize bu bir nimettir.
Çünkü öldüğü zaman insanın nefesi kesiliyor. Bitiyor. Aman bu nefesi yolunda geçireyim diyebilmek, istikamet. Mesela gözünüz bakarken istikamet. Aman ha, hasetle bakmayın. Aman ha bir başkasını böyle kötü görerek, dingin görerek, alaya alarak görmeyeyim diye istikamet bulmak. Her hususta. Bunu biz sadece böyle kendimizce büyüttüğümüz taatlerde değil. Mesela Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kabrin kenarından geçiyor. Buyuruyor ki bunlar azap görüyor. Ama sizin böyle zannettiğiniz gibi kafanızda tasarladığınız, gönlünüzde düşündüğünüz işte zina itti. Sonra içki içti. Umar oynadı. Şöyle itti haksızlık yaptı. İnsanların hak ve hukukunu çiğnedi. Ondan değil buyurdu. Siz bunları küçük görüyorsunuz ama azap görüyorlar. Birisi laf taşımasından dolayı. Birinden duyduğunu bir diğerine uygunsuz sözlerini nakletmek. İkincisi buyurdu.
O da böyle idrarda neden sıçrantılardan, taharette riayet etmediğinden buyurdu. Her şeyde istikamet etti. Öyle bir zulmetten nura hidayet ediliyor ki gaflet. Bu gaflet konusunu tasavvuf uleması şu şekilde ele almış. Ve gerçek tabi. Çünkü namazlarından onlar gafildirler buyuruluyor ya. Namaz kılanlara yazıklar olsun buyuruyor Cenabı Hak. Buradaki gaflet ibadet ve taati yapmamak değil sadece. Taatte de gaflet. Mesela biz namazımızı şu anda eda ettik. İttik ama Rabbimizi görür gibi kılabildik mi? Mesela diyelim ki biz evimizde olan münasebetimizde ciddi miyiz? Ciddiyeti kaybetmemek. Asıl unuttuğumuz noktalardan birisi bu. Yaptığımız taatlerde ciddiyet, ciddi olarak böyle adet kabilinden değil de mesela farzı eda ediyoruz. Bütün farzlar sadece namazda olan değil. Vesaire hususlarda ciddi bu Rabbimin bana emridir diyebilmek. Bunlar, nefsimiz bize bunları unutturuyor. Gaflet bize unutturuyor.
Sünneti Muhammediyeyi yerine getirirken bu Resulullah'ın sünnetidir deyip sımsıkı tutunmak. Böyle gafletten gafletten uyanıklığa ve Allah yolunda cehil ve gayrete, nefsimize ve şeytana karşı bu nura vasıta olmuştur. Öyle ki hayvani duygular, bunlar geçici. Amenna ve saddatna. Bir müddet. Mesela bu isyan içerisinde olanlarımız sadece onları demiyorum. Bak olanlarımız. Hep şahsımız içinde. Diyor ki bunlardan bir kısmı yapmadığım kötülük kalmadı ama tat almadım diyor. O anda tat aldım ama bunun hep bana sıkıntı olduğunu, dert olduğunu anladım diyor. Çünkü Cenabı hak zikrimizden ayrılanlar için sıkıntılı bir hayat var diyor. Bunu söylüyorlar biz muzdaribiz diyorlar ama şaşırdık diyorlar. Allah aklı almış. Fikri almış, düşünceyi almış, tefekkürü almış, hataları almış, hataları almış, hataları almış, hataları almış, hataları içerisinde buyuruyor Cenabı Hak şarma şaşkın.
Ne yaptığını bildiği yok. Allah'ımız, hepimizi bu yanlışlıklardan muhafaza buyursun. Hayvanı duygularının, hazzından zühd. Bu duyguların yok olacağını, hiç olacağını, asıl ilahi sevgilerin bizimle öldükten sonra da beraber olacağını düşünebilmek. Ölmeden evveldi. De. Ne demek züht hayatı insana huzur verir. Dünyaya muhabbet etmemek hep muzdariptir. Mesela dünyevi işlerle meşgul, işi başından aşkın eğer kalbimizi vermişsek dünyaya vermemek bir ayrı. O ecirdir, mükafattır. Bir huzur yok. Devamlı sıkıntıların içerisinde ve'l-üffe, bu afif olmak her hususta sadece namusu korumak da değil. Mesela bu kelime öyle kullanılır ki Kuran-ı Azimüşşan'da istemekten utanan kimseler. Mesela adam her şeyi yerinde ama toplamaya alışmış. Hiçbir şeyi yok ihtiyacı yok ama nasıl olduysa nasıl olduysa değil, nefsimize uymuşsak olur bu. Bunun bir yolu yok ki. Nefsi ona meylettiriyor.
Yoksa alıştığından değil nefsinin arzusuna alıştığımızdan olur. Yaptığımız yanlışlık topluyor. Ama Cenabı Hak istemekten utananlara verin buyuruyor. İstemekten utanan kimselere. Böyle baktığımız zaman eşyaya bu şekilde de yorumlayabiliriz. İşte dağ görürüz, taş görürüz, semavat görürüz, arz görürüz, birbirimizi görürüz, etrafımıza bakarız. Neler neler. Hep bunlarda bu sebeplerden müsebbibi görmek. Bunların Halık'ı Allah'tır. Cenabı hak yaratmıştır. Eğer diyelim ki neredeyse biraz sıcaklık fazlalasa birtakım yerlerde de zaten ağaçlar çiçek açtı. Neredeyse meyveye duracak hale geldi. Ege bölgesi gibi. Ama şu fişin olması, soğuğun olması Allah'ımız nasıl muhafaza buyuruyor. Bunu yapan Allah'tır diyebilmek. Her şeyde bunu gördüğümüz zaman ikilikten usanırız. İçimizdeki karmakarışık hallerden usanırız.
Aynen Süleyman Aleyhisselam gibi nimete kavuşunca acaba şükredecek miyim etmeyecek miyim buyuruyor. Süleyman Aleyhisselam bir peygamber. Bizim de yoluna uyacağımız bunlar zaten. Kurtuluşumuz o. Şimdi derinleştirdikçe işi derinleştirdi. Niye döndü? İlkokul, ortaokul, lise, üniversite kalmadı. Yüksek lisans, Ondan sonra asistanlık doçentlik kalmadı. Proofluktan da ileri gitti. Manevi olarak. Ne diyor? İbadet ve taatinin zevkiyle böyle aldanmamak. Ben ne kadar hacc ettim biliyor musun? Hele umrem sayılamaz. Bu gibi düşüncelerden kurtulmak. Mesai ibadet ve taatlerimiz. Bunun haz ve lezzetinden kurtulmak suretiyle Mabud-u Hak Mevla'yı, Zülcelal'in esrarını görebilmek her şeydi. O şuhud makamı perdeler kalkmış. Yani zulmetten perdeler o hiç hatırına gelmez zaten. Nurdan perdeler aralandıkça aralanıyor. Buna diyor, geliştirir Kitabı Kerim.
Sonra değişik şekilde tefsirlerden alınarak ifade ediliyor Tefsirlerin ismini yazmadım. Çok ama Ruhul maani olabilir. Bunun yanında diğer Tev'iletü'l-Necmiye olur. Daha başka Ruhul Beyan olabilir. Vesair çok. Ve min gul metil bid'atı ile envaris sünne. Bid'atten. Dinde aslı olmayan hareketler. Bu sıkıntı verir zaten. İbadet şekli dahi. Eğer Efendimizin ve dinimizin koymuş olduğu, Efendimizin koyduğu dinimizin koyduğu esaslar demek. Onların dışına çıktığı zaman sıkıntı olur. Ondan sünneti Muhammediyeye yönelmektir. Zulümattan nura erişme, dinde aslı olmayan davranış ve hareketlerden sünneti Muhammediye'ye uymaktır. Ve min zulümatin nüfusu ile envaril kulu. Nefsimizin arzu ve istekleriyle meşgul olmaktan kurtulup bu zulümattan, bu zulümden envarul kulub, kalbin nurlarına erişmek. Burada tamamlayalım. Çünkü kalbin nuru, tarifi yok onun. Her şey kalpten geçer.
Mesela havfi ilahi, Allah korkusu kalptedir. Allah'ımıza saygı, haşyet kalptedir. Sonra Rabbimize dönüş kalptedir. Takva kalptedir. Çünkü Cenabı hak kalplerimizi takva ile imtihan ediyor. Sonra ilahi ilimlerin Cenabı Hak'tan ilahi ilimlerin merkezi yine kalp. Daha sonra tecelliyat ı ilahi diyoruz ya bunu çokça ifade ediliyor. Konular geldikçe bunlar gönülde olur, gönle gelir bunlar. Merkez orası. Yani bir memleketin başkenti gibi orada olur. Allah'ımızın mesela cemali ilahisini seyir. Necm suresinde geçtiği üzere. Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı. Tabii efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem hem göz ile görmüştür hem gönül onda bir ihtilaf yok zaten. Eğer Aişe annemiz radiyallahu anha kalbi gördü buyurmuşsa cismi zaten görmüştür. Cismi nur. Eğer alabilmişsem maalen de söylerim. Ben Allah'ın nurundan halk olundum buyuruyor. Kamil müminler de benim nurumdan. Böyle insan değerli.
Mesela yine burada geçiyor uzatırız diye okumuyorum. Bütün kainat insanın cismi ile alakalıdır. Kainatta bu kainata misal yer, ü anlatılmaz bitmez. Çünkü bütün yedi kat yer ve sema kürsinin yanında bir tarlanın ortasındaki halka gibi bir yüzüğün için. Kürsi ile arşın yanında bir halka gibi. Bütün kainat insanın cismini ifade ediyor. Ahiret ise ruhunu ifade ediyor. İnsan su, hava, ateş, toprak. Bundan müteşekkil olmak suretiyle kainatın bir kopyası insan. Ruhi cihetiyle de Allah'ımızın sıfatlarının tecelliyatının nesidir? İlahi bir madenidir. Bu kadar kıymetli. İşte zulümattan kurtulup nura erişmek budur. İki tane esası sadece meal olarak belki verebiliriz. Kurtuluşumuz nasıl olacak? Birincisi şu, Esselamü. Gadcaekum minellahi nurun ve kitabün mübin. Yehdi bihhil lehüm menittebe arılvanehu subul vesselam Kurtuluşumuz bu. Denize düşmüşse can simidi deniyor ya.
O kurtarma botları bilmem planları ona mahsus neyse onlar ani yetişiyorlar. Onun gibi bizim nefsimizin ne diyeyim denizinde boğulmanın, şeytanın aldatmasıyla kahrolmanın, geçici dünya zevkleriyle kendimizi harap etmenin, kötü niyetli insanların Allah'ın bize nebileri sıddıklar şehitler resaliler yol gösterici olarak uymamız icap eden değerler olarak ifade edildiği halde batılların peşine uymanın karanlığından nasıl kurtulacağız? Bu Ayet-i celile ile kurtulacağız. Bütün Ayet-i celileler özellikle bu Ayet-i celile bizim kafamızdaki karışıklıktan, gönlümüzdeki kalabalıklardan kurtulmanın yolu bu. Ailevi sıkıntılar vesaireler, dünya işleri hep budur. Şüphe yok ki size Allah'tan bir ışık apaçık bir kitap geldi. Cenabı Hak kendisinin izniyle rızasını arayanları o kitapla kurtuluş yollarına erdirir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları dosdoğru bir yola iletir.
Burada iki tane esas kurtuluşumuz için. Nedir? Birisi Allah'tan bir nur ve apaçık her şeyi ifade buyuran Kitab-ı Kerim. Işık diye burada kastedilen nurdan maksat Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellemdir. O aydınlatır bizi. Beynimizle aydınlatır. Sıkıntılarımızın hepsinde girer. Kitab'ın Mübiinden maksat da Kuran-ı Kerim'dir. Çünkü yüce Rabbimiz Hakkı onunla yani Efendimizle aydınlatmış, İslam'ı onunla üstün kılmış, şirke onunla büyük bir darbe indirmiştir. Burada düşünelim. Efendimiz olmasaydı ne olurdu Allah korusun? O cahiliye devrini şöyle gözümüzle az bir canlandırdığımız zaman ne hak var ne hukuk var. Her şey birbirine karışıyor. Kural yok. Peygamberimizle öyle kurallar geldi ki eve girmenin neleri var? Edepleri var. Yahudi besmele ile eve selam vererek girmek. Yemeğe otururken kurallar hususi hiç kitaplar var.
Böyle bir peygamberimize sünneti Muhammediyesine soğuktur bilmem filan demeden sıhhatimiz oldukça Ya Rab senden ayrılamam. Habibin gibi bir nuru bana peygamber olarak lütfetmişsin. Onun sayesinde Kitabı Kerim'i indirmişsin diye parçalanacağız böyle. Burada ifade ederken esevekkaça eküm minallahi nur azimun ve huven nurul envar ve nibi yil muhtar sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimizdir bu nur. El muradu bin nur vel kitap esam leg gacceekum minallahi nurun ve kitabün mübin, kitabün mübin huvel guren. Kuran'dır. Çünkü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem enemin nur illa. Ben Allah'ın nurundan halk olundum. Vel müminune min mi, müminler de benim nurumdandır. Ve galetteala, gacceekum minallahi nurun. Ben Adem, Adem daha balçıktayken Rabbimin katında daha Adem Aleyhisselam yaratılmadan on dört bin yıl önce Rabbimizin, Rabbimin karşısında bir nurdum buyuruyor.
Sonra burada efendimizin üstünlüğüne ait Adem Aleyhisselam'ın yeryüzüne inişi ve affına vesile olanın aleyhissalatu vesselam olduğunu ve uzun uzun izah ediyor. Ve gale Muhammed bin Ali ettirmedi el usfe, çünkü peygamberimiz bizim için nedir? Rehberdir. Örnek alacağımız yegane bir hakikattir. El ülvetü fir resul sallallahu aleyhi ve sellem el iktidau bih. Ne demek onun örnek olması? Ona uyacağız, her şeyde, sallallahu aleyhi ve sellem. Vel itibali sünneti ve sünneti Muhammediyesine uyacağız ve terkü muhalefettehu fi kavneen fi. Ona muhalefetten hem söz olarak sözümüz peygamberimiz mesela ya hayır söylüyor ya sükut et buyuruyor. Fiil olarak nasıl hareket etmemizi emretmişse göstermişse o şekilde davranmaktır. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
Kuran'ın Manevi Derinliği ve İlahi Hidayet | Mihmandar