Onlar Allah'ın ehlidir. Çok kıymetinden dolayı. Kuran ehli diyor Kuran'ı hafızından ameline, Allah'ın ehlidir. Bu çok müstesna bir tarifdir. Dünya mallarını, dünya mallarını en, en kıymetlisidir, en üstündür. Dünya, Dünya malını çok fevkinde yani ölçülemez. Kuran-ı Kerim'de diyor okuduğumuz bir harf mesela ne diyelim? Sayı burada bir harf elhamdülillah. Ona diyor on tane İnsan varis olur. Niye? Uzun içerisinde olur. Semavat ve arzular ismi onun güzel adıdır. Evet, evet. Her bir ayet kişi muhafaza ediyor veya hıfz ediyor. Artık ne kastediyorsa onu çıkarımı. Her bir ayet. Müslüman bunu ezber diyor. Ezber diyor. Mu? Evet. O zaman Allah yanında cennette buna derece ihsan ediliyor üretmiştir. Kuran hususunda mahir şimdi yarışmalarını eğitim duysanız, mesela bu genç kardeşlerimiz, maşallah ve aleyküm. Ayetlerini çoğaltsın, Cenabı Hak çok güzel dokmuşlar veriyor.
Böyle kıraatiyle, neyle, düzgün okunacak olursan Meleklerin en üstün nedir? Onu yaklaştırır. Ey? Yok. İnsanların en üstünü son bir kimse Kuran'ı öğreniyor ve onu başkasına da öğretiyorum. Bir kimse duydum, böyle ayağı kesik bir zatıymış. Çok iyiymiş ama İstanbul'da. Nuh, Allah korusun, ayağa gitmiş kağıda. Bunun babası Kuran'a bilmiş, Kuran'a İnşallah inşallah. Allah'ımız buyuruyor Kuran'ı ezberlemiş. Onunla da amel etmiş. Bak sadece oturmakla olmuyor. Amel de mevzu izah ediyor. Ona Allah'ın kaza bitmez Kuran-ı Azimüşşan dünyada diyor. Kuran'ı okuyor, onunla amel ediyor. Ona diyor şefaatçi olarak gelecek Kuran-ı Kerim. Onunla amel ediyor. Şüphesiz Kuran, hashapın yok. Alimler mertebesine yükseltir demiş. Kuran'ın sahibi. Alinde mertebesinde yükseltiyor.
Şimdi Kuran-ı Hafız, Allahu alem, Allah'ımız celle celaluhu onun anne ve babasına kıyamet gününde ikramın en büyüğünü daha bir çeşit diyor zaten bir nevi var. Çok çeşitli ikramlarda bulunuyor anne ve babasına. Kendisinin, üstesinden, efendinin saygı yakınlığı, en çok ertele eden ehli öyle ki bu Kuran ile Allah'ımıza yakın okur. Ve ve onu Cenabı Hak'ta sever. Her kimse diyor her kimse, her gece gafillerden yazılırmış. Yazılır diyor, öbürü. Kuran'ı okuyanlar gafillerden yazılmaz. Dediğin kılıyor. Hayret bereket, hayr ve bereketler o eve. Allah'a nasip veriyor. O ev sahibini Cenabı hak her türlü kötülüklerden muhafaza ediyor. Kuran okunduğu zaman hemen dikkatle ve anlama gayretiyle onu dinleyin ve susup saygıyla takip edin. İşte görüyor bu Kuran okunduğunda haller belli. Biz Kuran'dan peygamber peybunu indiriyoruz ki her biri müminler için şifa ve rahmettir.
Her biri müminler için şifa ve rahmettir. O zalimlerin ise o maddi ve manevi ziyanından başkasını artırmaz. İşte Risale'deki, hainler bunlar. İslam'da. Hiç kuşkusuz bu Kuran insanlığı en güzel, en doğru yola iletir ve gösterdiği yolda yürüyerek güzel davranışlar ortaya koyan ürünlere, kendilerini büyük bir mükafatın beklediğini müjdeler. Artık görüyoruz dünyada da Kuran'ımızın, Kitabı Kerim'imizin dışında olanların halleri ortada. Ne ana var, ne baba var. Onlar yok onlarda. Onlar akraba iş bilmem filanmış. Halkın, çukurmuş, öyle bölündü, plana bakmış hiçbir şey yok onlarda zalim. Bu kılavuz, bu kılavuz sana rahmet ve merhametle katımızdan indirdiğimiz mutluluk ve bereket kaynağı kutlu bir kitaptır ki insanlar onun ayetleri üzerinde iyice düşünsünler, yani okuyup geçmesinler diyor ve sağ duyu sahipleri onu okuyup öğüt alsınlar.
İşte ibret verici bir kıssa, görülmek bir peygamber daha geniş. Veya biraz daha uzun bir süre kalk ve Kuran'ı yüreğinde yüreğinde duyumseyerek, anlamı üzerinde düşünerek, saati ve bükçülü bir şekilde büyük bir dikkat üzere oku. Hazreti Ömer bin Hattab radiyallahu anh'ın rivayet edildiğine göre Efendimiz Aleyhisselam'ın fire buyurdu. Allah şu Kuran'la amel edip hayatlarını onunla ayarlayan toplumları yükseltir. Onun izinden gitmeyin. Onu arkasına atanları da alçaltırır. Sizin ayrılığınız Kuran'ı ürüne ve üretendir. Ve Şimdi Kuran-ı Kerim'i okuyor, onunla da amel ediyor. Bu diyor aynen bir portakal cinsinden turuçkillerdir bunun gibi. Tadı güzel. Kokusu da tayyibi'nin bezidir. Ve mezhebi münefik dediği dediği, Diyor ki, buyuruyor ki münafığın misali de şunun gibidir. Kuran'ı okuyor. Aynen diyor Kuran, Reyhan çiçeği gibi güzel okuyor. Ve tam buhun günahı için yalnız tadı hiç yok.
Ve bir münafık ve Kuran'da olunuyor. O da Ebu Cehil'in. Tam buhmur. Onun tadı acı. Ev habiizm. Kıç kelime okuusunu çirkin. Kuran'ı gereği gibi güzel okuyan kimse, Allah'ın peygamberlerine gönderilen elçi itaatten meleklerle beraberdir. Kuran'ı kekeleyerek, zorlukla okuyan kimseye de iki kat cevap vardır. Kuran-ı Kerim buyuruyor, aynen semadan yere uzanan bir itiyor da artık bir zincir, bir tutanak. Tebrullah sallallahu aleyhi ve sellem. Dilimle indir duracaksın. Şimdi bir harf okuyor Kuran-ı Kerim'den. Onun ismi bir mükafat var. Hem de. Evet. Bire on. Ben demiyorum diyor. Elif lan bir, bir hal demiyorum. Velakin, Elif bir hal, can bir halt deyince bir halttir buyurmuş. Çok utanmışsınız. Hazreti Abdullah İbni Amr İbni Asr radiyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Resul-ü Ekrem ben bunu söylemiyordu. Kuran vuku da yüksek. Okuduğun nispette cennet basamaklarından yukarı çık.
Dünyada ağır ağır okuduğun gibi şimdiden ağır ağır oku. Şüphesiz senin cennette yerleşeceğin yer okutuğun ayetin son noktasıdır. Ne kadar okursan o kadar yükselirsin. Kuran-ı Kerim'in şefaatçi olarak geldiği burada anlatılır. Efendimiz çocuklarımızı üç hususta yetiştirin. Peygamber sevgisi sallallahu aleyhi ve sellem ehli beyit sevgisi ve Kuran kıraati. Çünkü amelei Kuran hiçbir bölgenin bulunmadığı kıyamet gününde peygamberler ve asfiya yani sapaya inmiş olan Allah dostları ile birlikte arşın bölgesindedir. Sadece şu iki kimseye gıpta edilir. Biri Allah'ın kendisine Kuran verdiği ve gece gündüz onu namel meşgul olan kimse. Diğeri Allah'ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz onun yolunda harcayan kimse, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman radıyallahu anhın her sabah kalktıklarında Mushaf-ı Şerifi hürmetle rütmeyi adet haline getirmişlerdi.
Abdullah bin Ömer radiyallahu anh da her sabah mushafeyi en ağır büyük bir tazim nevfer ve duygulu bir şekilde Rabbimin ahdi Rabbimin apaçık fermanını diyerek bağrına basardı. İkrime radiyallahu anh. Mus'ab'ı şerifi alır yüzüne gözüne sürerek ağlar ve Rabbimin kelamı Rabbimin kitabı diyerek Cenabı vak'a olan tazim ve muhabbetini ifade ederdi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı Kuran'ı en çok bu ayda okur, cömertliği en çok bu ayda gösterir ve ibadeti en çok bu ayda yaparlardı. Sevgili peygamber Kuran'ı her ramazan ayında Cebrail Aleyhisselam ile karşılıklı okurlardı. Ümmü ilmen radiyallahu anh efendimizin vefat ettiğine ağladı. Ona sen peygamber için mi ağlıyorsun dinildi. O da Hazreti peygamber nasıl olsa vefat edecekti. Fakat ben kesilen vahiy için ağlıyorum dedi. Hasan-ı Basri, Hazreti Osman Radıyallahu Anh'ın şöyle dediğini nakleder.
Gönüllerimiz temiz olsaydı, Rabbimizin kelamına doymazdık. Kuran'a bakıp okumadığım bir günün üzerinden geçmesini çirkin görürdü. Geceleri ashabın em Geceleri ashabı evleri adeta arı kovanı gibi Kuran sesleriyle çınlıyordu. Bizim evlerde mal gidiyorsun nasıl çınladı değil mi? Sahada Hazreti Ukbe Radıyallahu Anh'ın tane tane okuyuşunu dinler sahabe, kalpleri ürperirdi. Bilhassa geceleri ortalık sakinleşince yüksek sesle ayete tefekkür ederek huşu ile okur, gözleri yaşlarda dolardı. Hazreti Ömer radiyallahu anh onu bir gün çağırıp şöyle dedi. Ey Ukbe bana biraz Kuran oku. O da hay hay ey emirul mümin gelir ve bir miktar Kuran okudun. Ukbe radiyallahu anh'ın tatlı tatlı okuyuşunu huşu ile dinleyen Hazreti Ömer radiyallahu anh gözyaşlerini tutamadı ve sakalını ıslatıncaya kadar ağladı.
Hazreti Ömer radıyallahu anh sesi çok güzel olan ve Kuran'ı mükemmel okuyan, Ebu Musa'nın eşi Ari radiyallahu anh aya zaman zaman gider ve bize Rabbimizi hatırlat derdi. O Kuran okurdu, Abdullah bin Abbas diyor ki Hazreti Ömer radiyallahu anh eline girdiğinde mushafı açar Kuran okurdu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in meclislerine devam eden de şöyle anlatır. Resulullah bana, sen Kuran'ı ayda bir kere harpmet. Ben kendimi daha kuvvetle hissediyorum. O halde on günde bir kere hatmet. Daha da okuyabilirim. O halde üç günde bir hatmet buyurdular. Adamın biri burayı dokunmayın, bir şey anlatayım. Adamın birinin gözü ama etmiş, görmüyor. Ona bir tanesi misafir olmuş. Rahlesinin üstünde Kuran-ı Kerim dönmüş. Hiç seslenmemiş. Gece olurmuş. Yattığında Kuran sesi duymuş. Kalkmış bakmış ki o ama olan zat Kuran'ın başına geçmiş ve ailenin Kuran okuyor.
Görsenin gözün gözün görmediği halde nasıl okuyorsunuz? Hem de parmağı ile tagli etmiş. Ben Kuran okumayı çok seviyorum. Fakat gözlerin görmüyor. Allah'a dua ettim. Ya Rabbi, Kuran okurken benim gözlerimi aşk ki Kuran'ı elime alıp okuyayım değil mi? Dedim. Allah benim bu duamı kabul buyurdu. Ne zaman okumak için Kuran'ın başına otursam gözlerim açılır ve Kuran'a bakarak okurum. Yani bu not çok verimli. İşiniz varsa gidebilirsiniz. Devam edeceğim buraya. Çok bayılttin. Serbestsiniz, hiçbir şey dinlemeyen çıkarsınız. İbni Arabi. İtikat, Kuran-ı Kerim diyor İtikat da bize imamtır inançta. Doğru düzgün hareket etmekte, salih amel işlemekte. İmandır Kuran-ı Kerim. Ve Tevhid Tevhidtir. Allah'ın huzuruna tanımaktır. Hidayet isminin mazharıdır. Okuyanlar hidayete iner. Allah'ım rızık bulur O sık sık Allah'tandır o. 0 batıliyet birlik, ibarettir Onun hepsi hikmet denizidir.
Yalnız bunu muhafaza edecek, anlayacak, kulak millet etmiş. Allah'ın ilahi bir sofrası ve Kuran. Kim Kuran Azimüşşan ile edeplenmezse onun edebi yoktur. Kalbine deva da yoktur demiş. Deve kalbine şifa Allah'ın kulu ile kendi arasındaki bir bağdır. Diyor. Kuran-ı Kerim böyle Zeyd manasında niye kastediyor acaba? Süpürte de konuşmaz ama süpürte ile insana ders eder. Allah'ın kullarına yol gösteren büyük bir delildir demiş İmam-ı Allah'tan korkanlara yol gösterir. Kim onunla hidayete ermek isterse hidayete erer. Kim ondan yüz çevirirse, o kimse değil. Kuran'ı okumamız böyle açıp okumamız ve insanın bedeni diyor birdir. Kuran'ın ruhu da diyor insanın hah Kuran'ın manası insanın ruhudur. Ruhuyla ikisidir. Hakikatül Kuran'ın diyor hakikati, hakikati insanın hakikatiyle aynıdır. Çünkü insan Allah'ımızdan birini, gayrı birini ders. Müttabilere öğüt ve tarikatun saliklere ve bir yoldur.
Tarikatta olanlara yol gösterelim. Helaka gidenlerin oturuşudur, tembihlesin, sarırsın ve ve böyle gönül gözü açık Allahu alem olanlara da açık bir delildir diyor. Böyle bazen kendisinden geçmiş gibi olanlara şifadır ve organlara emandır Ve müritlere yoldaştır. Ve nurun ariflerin kalplerinin nurudur. Ve Rabbine yönelmek isteyenlere hidayet yol gösterir. Şifadır. Alimler için cehalet hastalığına şifadır. Min dei şıhli lilullema alimler için cehalet hastalığına şifadır. Min dei şıhli lil müminin, müminlerin şirkten kurtulmasına, şirk hastalığına devadır. Ariflerin artık takıldığı nokta gibi. Onlara da, o hastalığa da devadır. Müridlerin bazen akıp subuk halinin gücünü şifa eder. Bizim aramızda hayy ve diridir Kuran. Bizim her zaman halimize halimizi bölünmekte ve ona şahitlik yapacaktır, hakkımızda şahitlik yapacaktır. Vallaha. Beni hazır ölün bölünmektedir diyor.
Hazırız ve şahitün aleyhine bizim hakkımızda şahittir. Aman ya Rabbi. Peygamberimiz mübarek sözleriyle davranışları yol demek münevver bir yol değil mi canım? Münevver bir yoldur. Kuran, sallallahu aleyhi ve sellem, ey şeriatı, efendimizin koymuş olduğu Kuran nedir? Efendimizin sözleridir. Onun şeyidir. Bam demek yani şey esasasıdır.