Dostum diyor ama bunu çok güzel bir şekilde kullanmamız gerekir. Başta Aleyhisselatu Vesselam Efendimize karşı duyulan saygı, sevgi ve muhabbet ölçüsü içerisinde çünkü ona saygı ve hürmet duygusu içerisinde bulunun buyuruyor Cenabı Hak Fetih suresinde. Dostum diyor bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üç şeyi tavsiye buyurdu. Her aydan Arabi aylardan bu üç gün oruç tutmak. Arabi aylardan on üç, on dört, on beşinci günleri. Rekate-i tuha Yalnız burada büyüklerimizden bir nakil duymuştum kendilerinden. Adem Aleyhisselam yeryüzüne indiği zaman vücudunun simsiyah olduğunu, bu orucu tuttuğunda birinci gün bir kısmı beyazlaşıyor. İkinci gün biraz daha üçüncü gün ise tamamen beyazlaştığı müşahede edilmiştir. Bu bizim gönlümüzün nurlanması, aydınlanması olacaktır hiç şüphesiz. Ve rek ateyit duha, Duha Namazı. Bir hatırayı isterseniz nakledeyim, çok küçüktüm.
Üstadımız hazretleri, Allah'ım şefaatlerine mazhar kılsın hiçbir zaman bırakmadı. Her zaman yanına alırdı. Daha ilkokulda neden değildim? Allahu alem bizim yaylalarımız var. Orada çadırlar var. O çadırların dışında uzak bir yere bir pınarın başına gelirler. Orada otururlar, tefekküre dalarlardı. Artık kendilerine mahsus yanlarında bulunuyorum. Buyurdular ki iki rekat namaz kılarsan kuşluk vakti idi. Denizin köpüğü kadar günahların da olsa küçük günahlar bağışlanır diye. Bunu unutmadım. Sonra söyleyen Allah'ın bir yüce velisi nazlı bir veli olunca gönlüne yazılır gibi oluyor. Bunu çok sonra İmam Hatip devresinde bile deyin. Yüksek İslam en üstünde iken belki hadis-i şerifi görünce üstadımızın o sözünü hatırladım. Demek ki biz her zaman büyüklerle bulunmamız gerekiyor. Diyeceksiniz ki biz büyüklerimizi bulamıyoruz. O rabıta anı büyüklerimizle buluşmak demektir.
Bilhassa bu sohbetlerde edep erkan üzere olmamız gerekiyor. Çünkü büyüklerimiz biiznillahi teala kontrol ediyorlar. Mutlaka dinlediniz. Abdülkadir Geylani Kadı sallahu Sırrı hazretleri ben dünyayı iki adımda alırım diyor. Gözlerinin tamamen önüne geliyor. Bu İskenderun'un Dörtyol diye bir, bura ilçe mi acaba? İlçe var. Orada Dörtyol diye. Dörtyol da Fırıncı Mehmet Baba Hazretleri, Rahmetullah Ali bu Esad Erbili Hazretleri ile buluşur. Evrad ve Ezkarından sonra der ki efendim bir müşkilim var. Buyurun. Benim Yakub isminde bir kardeşim vardı. Seferberlikte bu kayboldu. Öldüyse ruhunu okuyacağım. Eğer hayatta ise arayacağım. Öyle deyince Es'ade Erbili Hazretleri mübarek gözlerini yumar, Böyle bir murakabe hali. Gözlerini açtığında, Mehmet Efendi ahirette vefat etmiştir. Kardeşi değil mi ağlamaya başlar.
Bir de bu hadiseyi müşahede edince buyurur ki dünyaya seslendim Yakup diye binlerce Yakup kalktı. Mehmet Efendi'nin Arnavut'tu kendisi kardeşi deyince hiç kimse ayağa kalkmadı. Ahirete seslendim. Binlerce yine Yakup Mehmet Efendi'nin deyince bir tanesi ayağa kalktı. Efendim ben onun kardeşiyim, şehit oldum. Boğazımda şehadet kanlarıyla Rabbimin huzurundayım, kardeşime selam söyle diyor. Allah'ımız onlara bu şekilde lütfuyla ihsanıyla gösteriyor. Rekatii duha, kuşluk namazı bir de üstadımızdan duyduğum bu kitaplarda ne de yazar ama onun canlı şekli Ahmet bin Hanbel hazretlerinin buyurduğu gibi Rahmetullah Ali, işte evlatlarını ehlullahın sohbetine gönderiyor. Siz onları yetiştiremiyor musunuz deyince, biz okuduklarımızı onlarda yaşıyor olarak görüyoruz diyor. Böyle yine üstadımız dedi ki, kaba kuşluk aynen böyle. Allahu alem hata olmasın.
Kuşluk namazı biraz geciktirilirse kerahat vaktine girmeden daha kıymetli olur dediğini hatırlıyorum. Gerçekten ehlullah ile buluşmanın öyle bir faydaları var ki insan bir hadise karşısında hemen hatırlayıveriyor. Biz namaz hususunda birkaç gün Sami Efendi Hazretleri ile beraber bulunduğumuzda onun öyle bir namaz kılışını gördüm ki hayran kalmamak mümkün değil. Hep onu hatırlarım. Abdest alırken bak fıkhi bir konudur bu, insanın gözüne su içilmesi aynen böyle geçiyor. Bunu biz ta sonra gördük. O abdest alırken mübarek üstadımımız Sami Efendi Hazretleri abdest alırken yüzünü yıkadıktan sonra tekrar mübarek ellerini suya daldırıyor. Şehadet parmağı ile baş parmağını gözlerinin çukuruna götürüyordu. O zaman anladım gözünüze su içirin demenin ne manaya geldiğini. Sonra biz başımızı mesh etmekte şu beş parmağımızın ulaştığı yere kadar ama onun kaplama bir mesh yaptığını görüyordum.
Daha anlatamam. Hele o Tahiyyattaki oturuşunu doksan derece bu sağ ayaklarını gittiğini görüyordum. Öyle yan ne değil, böyle tam dikkat ettiklerini müşahede ediyordum. İnsan unutmuyor onları. Bir de öyle kimseler olduğu için insanın gönlünden hiç çıkmıyor. Hatırlıyorsun. Onun öğle namazından sonra kaylule yaptığını gördüm. Allah Allah. Çok sevdiğim için çok sevdiğim için efendine bir bak dediler. Baktın şu sağ elinin üzerine yanağını koymuş, sağ tarafa dönmüş, o yatışı bile efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın sünnet-i seniyyesine muvafık. Zaten o vakitte istirahat şimdi öğleden önce yatış deniyor da asıl kuvvetli rivayet öğleden sonradır. Öğleden sonraki yatış da gece ibadet ve taatlerine kolaylık olur. Size çok önemli bir şey diyeceğim. Şu dünyada Allah'ın bazı sevdiği kullar olmazsa düşünüyoruz ne olacak bizim halimiz diye. Onlardan birini diyeceğim. Çok yeni.
Bunların gece ibadet ve taatleri en az iki saat namazla meşgul olurlar. Hani onların hürmetine biz ayaktayız. İki saat namazda en çok onların haz aldığı namazdır. İmam Rabbani Hazretleri de bunun üzerinde durur. Bilhassa diyor ehlullah farz namazlarda bu Rabbimin emridir diye büyük bir huzurun içerisinde olurlar. Böyle dikkatlidirler. Bir de insanın kemalini ehlullah ile tabii bulunursunuz siz, görüşürsünüz, daha güzel kimselerle sohbetler edersiniz. Bulunduğunuz yer itibariyle de geniştir çok şükür. Onlardan şunu duyacaksınız. İnsanın değer ve kıymeti namazdır. Namazdaki huzurudur. Namaz da huzur duyuyorsa halinin güzelliğine işarettir o. Diyelim secdeye vardı. Secdede Rabbimize olan yakınlığı secde öyle bir taat ki bazı görüştüğüm kimseler olurdu, üstadımıza gelirlerdi, secdeden kalkamadıklarını söylerlerdi.
Hani gönüllerinde öyle bir açılım meydana geliyor ki Mevlamız ve yakınlığın ilahi zevkinden dolayı başlarını kaldıramıyorlar. Yine bize bir misafir geldi. Sabah uyandığında şu alın kısmı kıpkırmızıydı. Bir de rahat görüştüğümüz için bizden gizlemiyordu yaşadıklarını. Dedim ki alınınızda bir kırmızı işaret var, bir yere mi çarptınız, ne oldu? Hayır dedi. Secdeye doyamıyoruz dedi. Yattığım zaman secdeye doymam mümkün değil dedi. Yine bir kardeşimiz sizin denginizde tabii sizi sevgi muhabbetle karşılıyorum, efendim diyor Kuran-ı Azimüşşan'a başladığım zaman bitirmem mümkün değil diyor. Okuyorum diyor. Dikkat edilirse İbrahim Aleyhisselam'ın hep ben müşriklerden değilim, bazı ifadeler var, İbrahimi dinler, bunlar hep boştur. Çünkü İbrahim Aleyhisselam ne Yahudi ne Hristiyandı. O Müslümandı. Bütün dinlerin adı İslam zaten. Neyse o konuyu geçelim biz. Velhasıl doyamıyorlar.
Rabbi Zülcelal'imize bilhassa namazda olur. Üstadımızın sevgili evlatlarından birisi dedemin aynı zamanda manevi bir evladı yatsı namazından sonra eve geldiği zaman elini bıraktıramıyorlar. O murakabe halinde en çok zevk duydukları namazdır onların. Ellerini bıraktıramıyorlar, zorla. Bize bir misafir geldi. Dayımız da vardı. Dayı dedim, beraber kaldınız. Geniş de bir odamızdı. Böyle hemen hemen kırk metrekare genişliğinde büyük bir odaydı. Kaldılar, yeğenim dedi, ne zaman gözüm atsam namazda olduğunu gördüm. Ne zaman gözüm atsam namazda olduğunu gördüm. Gerçekten doyamazlar. İbadet ve taat onların en büyük sermayesidir. Bilhassa namaz. Esad Erbili Hazretleri ancak namaz kılınabiliyor. Acaba levvamei nas'ın kınamasından dolayı mı kılıyorum işte yaşlı adam artık namaz kılmıyor demelerinden mi?
Yoksa adet kabilinden mi kılıyorum bilmiyorum dediğine dedem Rahmetullah Ali Hazretleri Kutbuazam olduğunun bu işaretidir diyor. Çünkü ancak namaz kılabiliyoruz demesi diyor namaz öyle bir taat ki Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam müminin miracıdır. Demek miraç zevki duyulacak. O zevk meleklerin rüku halindeki, kıyam halindeki ve secde halindeki rüku secdesi kıyamındaki zevki aynı zamanda mahlukat bir araya gelme var. Çünkü mahlukat hepsi canlıdır. Allah'ımızı zikirde olduğu için onlarla da bir araya gelmiş oluyor. Kainatla bütünleşiyor. Melaikei kiramla bütünleşiyor. Ruhen melaikei kiramla birleşiyor. Yine kainatla beden olarak da bunun tarifi kolay değil, yaşanan bir husustur. Velhasıl doyamıyorlar. Dedem bunu ifade ediyor. O evladı kılavuz hafız diye bir türlü elini bıraktıramıyorlar, namazdan ayrılamıyor. Size defalarca layık olmayarak söyledim.
Sami Efendi Hazretleri iki rekatta bana Kuran-ı Kerim'i kim hatmi edecek diyor. Doyamazlar Allah'ımızın kitabına. Bir sohbet anıydı. Üstadımız bir tasnif yaptılar. Bu mübarek yola ilk girmiş İhsan Mektebi diyoruz, girmiş. Bunların daha çok menkıbeden zevk duyduklarını, bunun yanında fenafiş şeyh olanlar da menkıbeye daha çok yöneldiklerini, fenafir resul olursa aleyhissalatu vesselam Efendimizin ahadsi Muhammediyelerine düşkün olduklarını ama fenafillah, beka billah, cemul cemme lika diye bu uzundur. Onlar bu hale gelirlerse Kuran-ı Kerim'e doyamazlar diye. Bir defasında Esad-ı Erbili Hazretleri, Kuran okuyalım buyuruyor. Kuran okuyalım. Öyle olmuş ki öyle olmuş ki tabi bunun acele okunması da doğru değil. Onun bir ölçüleri vardır tabi, tertille okunur. İki günde Hacı Hüseyin Efendi hazretleri Gavsil-i Azam'dır Kuran-ı Kerim'e hatmediyor. İki günde hatmediyor.
Çünkü Esad Erbili Hazretleri buyuruyor, Kuran-ı Kerim'de çok tatlı bir feyiz var, bir huzur vardır diye. Şimdi arıyı anlatıyorlar. Arı çiçeklere konuyor. Diyorlar, bir arı üç saatlik yere kadar gider. Onun esrarı çok. Ve geliyor kovana peteğe diyelim oraya bal yapıyor. Diyoruz ki biz Kuran-ı Kerim'de altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı ilahiye var. Bu Kuran ayetlerine konduğumuz zaman kalbimize nur insin. Kalbimize nur insin. Çünkü Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz Kuran-ı Kerim'i bir gecede hatmettim diyene hani gözyaşı buyuruyor. Biliyorsunuz mübarek göğüslerinin kaynar gibi olduğunu. Bunu İbrahim Aleyhisselam'da da görürsünüz. Çok uzak mesafelerden duyuluyor o göğsünün kaynama şeklini. Son olarak da salat-ı vitiri de kılmadan yatmayın buyuruyor.