Kulluk Ve İbadet Sanatında Zikirullah'ın Gizli Ve Açık Yolları
Kulluk Ve İbadet Sanatında Zikirullah'ın Gizli Ve Açık Yolları kaydında Cennet bahçesine uğradığınız halde fevakiinden meyvelerinden tenavül ediniz, yeğiniz buyurulmasıyla cennet bahçesinden maksat ne olduğu Sahabe-i Kiram tarafından istihza olunduk da Sahabe-i Kiram tarafından sorulduk da Zikrullah için teşkil eden halaka olduğu beyan buyrulmuştur. Yalnız Zikrullah hususunda halka teşkilinde yapılacak olan…
Cennet bahçesine uğradığınız halde fevakiinden meyvelerinden tenavül ediniz, yeğiniz buyurulmasıyla cennet bahçesinden maksat ne olduğu Sahabe-i Kiram tarafından istihza olunduk da Sahabe-i Kiram tarafından sorulduk da Zikrullah için teşkil eden halaka olduğu beyan buyrulmuştur. Yalnız Zikrullah hususunda halka teşkilinde yapılacak olan şu malumunuz bir Sıddık Azam Radıyallahu Anha emanet edilen zikir kalbidir Hafi'dir. Ali Keremallahu veche Efendimize tevdi buyurulan zikir ise cehridir açıktan yapılır.
Bu sebeple Esad erbili, Kaddesallahu Sırri Hazretleri sıddık-ı Azam'dan gelen bu mübarek yolun esasına uygun şekilde hafi yaparlar, ondan sonra da kendisine Kadiri icazetnamesi verildiği için açıktan da zikir yaparlar ikisinin de hakkını yerine getirirlermiş yalnız şunu Sami Efendi hazretlerinden bizzat duydum üstadımız oturuyorlar dediler ki Efendim bizim kardeşlerimiz Zikrullah yaparken Allah Allah bak siz bile bunda zor duyuyorsunuz Allah Allah açıktan ama bu kadar ondan sonra beni vücut gayri ihtiyari sağa ve sola sallanır yoksa bu bir adet şeklinde sağa ve sola meyil değildir bu gayri ihtiyari olursa olur nasıl olur derseniz bizzat Kutbul Aktab Sami Efendi Hazretleri'nden ve üstadımızdan duydum yanlarında ifade buyruldu Bir de Allah Lafza-i celali tüm olarak söylenir şöyle Allah Allah Allah Allah böyle nefes nefese değil Eğer böyle yapılırsa bunun tadına ve lezzetine de doyulmaz bunu özellikle söylüyorum bakın Allah Allah Allah Tevhide gelince Tevhitte de sol taraftan sağ tarafa doğru La ilahe, İlahe sağ omuzda biter illallah sağ omuzdan kalbe iner bakın La ilahe illallah bu şekilde mesela söyleyişlerde la yı uzatmayacak olursa o çok büyük bir yanlışlık olur La ilahe illallah bu Hızır Aleyhisselam'ın Abdülhalıkı Gojcevani Hadise Allahu Sırra Hazretlerine öğretmiş olduğu Tevhid Nefhi İspat'tır La ilahe illallah İnşallah içimize de geçerse bu Nefhi İspatın dokuz tane şartı var bunu Siz görürsünüz bizim Seyri Sülük diye acizhane yazmış olduğumuz kitapta da adap Risalesinde de çok güzel beyan edilmiş geçenlerde ifade edilmişti üstadımızın da bu husustaki sözleri gayet güzel ne kadar okusak biz buna doyamıyoruz bakın ne diyor bundan sonra nefü ispat gelir Tevhid gider zulmet lakin çok istermiş gayret fikren buna devam lazım diye yalnız bizim konumuz bu değildir nefü ispat ayrıyeten tarif edilir bilen kimselerimiz için şöyle on dakikada bu bilme de zorluk çekenlerimize şöyle yirmi dakika gibi ne gibi zaman alır bu öğretirler zaten bu sadırında belli olmadan bu vazifeye geçemez La dendiği zaman La'nın o yuvarlak kısmı kalbi içerisine alır kalbi Masivadanı, Havatır'dan, yersiz düşüncelerden hep korumak için Lanın o yuvarlak kısmı ve iki ucu da omuzlarımızdan yukarıya doğru çıkar bu zaten ona yazılır da Üstadında diyor bunu ifade buyuruyorlar ondan sonra İ harfi, nefsin yeri alın malum alından çeneye kadar lehu kelimesi bu Hafi'de ondan sonra illallah kelimesi Hafi'den kalbe doğru iner Allah Lafzai Celalinin oradaki biz o yuvarlak diyoruz o da kalbi içerisine alır kalbi çok muhafazaya çalışırlar korurlar bunu derinden yapmaya çalışır nefesini göbeğinin altına alır imanın durulduğu bir derstir imanın tahkike ve tasdike doğru gittiği bir derstir ama tam manasıyla yapılacak üstadımız bunu bizim anlattıklarımızı çok güzel şekilde dörtlüklerde ifade buyuruyor kıtalarında nefesini çeken içe tek olacak varın üçe yirmi bire yol aça maksud, matlup rıza lazım bu da iki nefes arasında ilahi ente maksudi verıldake matlubi maksadım gayem sensin ben senin rızanı istiyorum Ya Rab diyor iki nefes arasını hiç boşa geçirmiyor tekrar alıyor bunu geçen üstadımızın, sene devriyesi münasebetiyle de konuşan bir kardeşimiz ifade etti, İsimlerinden Hace Ubeydullah-i Ahrar Hazretleri bunu bin defa söylüyor Onda artık Ta'yi lisan olmuştur kendine has o Cenabı Hak'la kendi arasında ama gerçek imanın tat ve lezzetinin duyulmaya başladığı derstir bütün derdimiz bu mesela Hutbu Azam olan Esad Erbili Hazretleri imanıma dua edin buyuruyor ve sonra Kelime-i Tevhid'i okumaya alışıyorum buna göre kendimize yön çizmeye ve gayrete ve çabaya düşeriz onlar böyle dedikten sonra biz nasıl dikkat etmemiz gerekir gerçekten düşünmemiz icap eder sonra Sami Efendi Hazretlerine geleceğim onun çok dertlendiğini bu hususta yakınları ifade ediyor üstadımız o manevi nimete mazhariyetinde ziyarete gelenlerden bir tanesine o diyor ki ben daha çok gençtim tam diyor kapıdan dışarı çıkacağım imanıma dua et demesin mi diyor öyle deyince diyor imanıma dua et deyince vücudum diyor elden çıktı bütün titremeye başladı yaşım altmışa yaklaştı hala unutamıyorum o imanıma dua edin deyişini buyuruyor çok önemli iman meselesi çok önemli gayret gösterelim çalışalım Allah'ımız gayret gösterenleri çalışanları mahrum etmez yollarını açar hiç şüphesiz yazmakla bu iş bilinmez sadra yazılır silinmez aciz bu sende bulunmaz Lakin tarif etmek lazım gerçekten çok muhtacız ihtiyacımız var şuna bizzat kaniyim Tasavvufa ait de ahlaka ait de itikata ait ibadata ait çok eserler okudum ama şunu gördüm Ehlullah Sadatı kiram efendilerimiz bunu bize sanki bir ilaç haline getirmiş ve önümüze koymuşlar bunu bir sanki manevi bir eczanede nasıl tarif edeyim Kuran-ı Azimüşşan'dan sünneti Muhammediye'den süzerek onlardan elde ederek bize ilaç haline getirmişler hepsi de Allah'ımızın sevgili bir kulu marifet sahibi İrfan ehli hem de bunun yanında ilim ehli kimselerdir İmam-ı Gazali'ye Hüccetül İslam Rahmetullah Ali tabirini kullanan Ebu Ali Farmedilerdir bunlar iki.
Kulluk Ve İbadet Sanatında Zikirullah'ın Gizli Ve Açık Yolları ne anlatıyor?
Kulluk Ve İbadet Sanatında Zikirullah'ın Gizli Ve Açık Yolları kaydında Cennet bahçesine uğradığınız halde fevakiinden meyvelerinden tenavül ediniz, yeğiniz buyurulmasıyla cennet bahçesinden maksat ne olduğu Sahabe-i Kiram tarafından istihza olunduk da Sahabe-i Kiram tarafından sorulduk da Zikrullah için teşkil eden halaka olduğu beyan buyrulmuştur. Yalnız Zikrullah hususunda halka teşkilinde yapılacak olan…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bin yılın dinin tecdid edeni diye tarif edilen İmam-ı Rabbani Hazretlerinin tarif ettiği derstir bunlar.
Çok müstesna hatta dört mezhep imamımızın alakası var dört mezhep imamımızın Ehlullah ile münasebeti var bu vazifeleri yerine getirmişler ve hayranlıklarında ifade etmişlerdir, bu ayrı bir konu, biz bu Hadis-i Şerif'i okuyunca işte cennet bahçesine uğradığınız halde meyvelerinden geyiniz diye meyveleri bunlar işte kalbimizin zikrullah'a geçmesi, hayvaniyetten kurtarmaya çalışıyorlar Allah'ımız karanlıklardan böyle nefsani ve onun arzu ve isteklerinin karanlığından nura çıkarmaya gayret ediyorlar o zaman anlarız Necmettin-i İrraki diye bir zat var Necmettin-i İrraki bunun pek yüzü gülmez fakat bir defin esnasında bir kimseyi defnediyorlar hatta eserlerde bildirildiği üzere bu gibi yerlerde böyle bir gülmeyi de hoş görmezler çünkü ölüm tefekkür edilecek acaba bizim halimiz ne olacak diye kalkar Hoca Efendi telkin girmek için derken Efendi Hazretleri bir tebessümde bulunur onu çok iyi tanıyanlardan birisi huzuruna gelir Efendim mübarek yüzünüz hiç gülmezdi biz sizi böyle görmezdik burada gülünmesi bile caiz olmayan mekanda tebessüm buyurdunuz, bunun sebebi nedir?
Şu cevabı verir, ölü diriye telkin veriyor, aşağıdaki mübarek bir yola dahil olmuş gerçek bir mürşid-i kamilin elinde kalbi zikretmiş, evvela yanmış, batmış, sonra kuvvetli bir şekilde vurmuş, bunu müteakiben bir huzur içerisine girmiş, bambaşka bir huzurun içerisine giriyor, tarifi yok. O huzurun içerisinde sonra diğer letaiflere geçerek bunları temin etmiş onun kalbi diri ama hocanın kalbinde böyle bir hayat yok ölü diriye telkin veriyor da onun için güldüm diyor.
Üstadımız Hazretlerine Sami Fende Hazretleri Medine-i Münevvere'de şunu söylüyor kendilerine bu kudsi emaneti tevdi buyurduktan sonra, şu sözleri çok müstesna, bu, bu buyuruyor, verilen nimet, nimeti uzmadır buyuruyor yani büyük bir nimet buyuruyor Allah'ın fazlı, ihsanı Allah'ımız bir kimseye hikmet vermişse çok büyük ikramlarda bulunmuştur Fazıl ve ihsanı Cenabı hakk'ın Azameti ilahiyesine göre Onun azametini tarif etmek mümkün değil vermesi de Habibullah'a Sallallahu Teala Duha suresinde buyurulduğu üzere Rabbin sana vereceksen de razı olacaksın.
Bunu velayet ölçüsü içerisinde hakkın dostları yaşıyor bu nimete eridikten sonra dünya gözlerinde saman çöpü kadar da kalmıyor sadece bu dünyayı şer'i ölçüler içerisinde yerine getirip ahiretteki o nimeti uzma buyurduğu Sami Efendi Hazretlerinin ahirete bile kalmaz burada erer ki oradan ayrılabilsin bu nimete burada nail oluyorlar çünkü Es'alü ve yapmış oldukları Rıza-yı İlahiye uygun taatlerinin neticesi cennetlere ve nimetlere mazhar oluyorlar cennetin Cennetü'l maarif kısmına Huriyle, Gılmanla, yemekle içmekle değil Rabbimizin manevi nimetlerine mazhar oluyorlar bu tarif edilemez ancak Rahman Suresi'nde iki cennet diye tarifi var ya, Esselamü Velimen Hafe makama rabbihi cennete bunu devrin Şeyhu'l İslam'ı Şeyhu'l Meşşair makamına gelen Esad-i Erbili Hazretleri buyuruyor ki O iki cennetten maksat birisi bu dünyada Ehlullah'ın Allah'ımızın zikri ile cennet bahçesine uğrayıp da onun fevakiinden meyvesinden yiyen kimselerin tattığı hazdır lezzettir cennetlerin üstünde bir nimettir bize bir kimse geldi hatta onu Sami Efendi Hazretleri hususen sordu onun hakkında telsizimiz dediler aralarında konuşuyorlar bu fakir de bulunuyor o kimse için manevi telsizimiz dediler bu kimse elini namazda dizlerinin üzerine koyamazdı böyle eli yukarıda kalırdı üstadımızın huzuruna geliyor yine elleri yukarıya kalkmış Efendimiz Hazretleri kendine getirmek isteyince diyor üstadım siz bunu bilirsiniz neden beni bu nimetten mahrum ettiniz öyle bir haz öyle bir lezzet ki tarifi yok Cennetlerin üstünde bir nimet o yani bundan mahrum mu olalım İzamerartum bir riyadıl cennet Cennet bahçesine uğradığınız zaman O nimetten istifade edin buyruluyor letaiflerimizle nefvi ispat bu Vazifeye gelenler üstadımıza derlermiş Efendim neden bize haber vermedin de böyle biz geri kaldık şu nimeti yaşasaydık diye bu nimeti yaşayınca yatsı namazını kıldıktan sonra bu nimetin bereket ve ihsanı olarak evlerine geliyorlar bunlardan bir kısmı abdestini tekrar abdest alıyor namaza duruyor elini zor çözüyorlar öyle bir aşka, öyle bir şevke, öyle bir muhabbete eriyor ki muhabbetle yapıyor zaten cennet bahçesine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade edin o cennet bahçesi nedir Ya Rasulallah, gal, helakud zikir, zikir halkasıdır Efendimizin Hadis-i Şeriflerde görürüz sallallahu teala aleyhi ve sellem böyle bir halka idi bu halkaya birisi geldi oturdu bir diğeri ise o halkanın gerisine oturdu bir diğeri de çıkıp gitti.
Ben bunları anlatacağım buyurdu Allah'ın Resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem yalvaralım şu Receb-i Şerif neredeyse yaralanacak.
Allah'ımızın ayıdır bu nimetlerden mahrum olmayalım sevgili kardeşlerim bize çok dua edin dua edin mahrum olmayalım bu nimetlerden bu gecelerde Allah'ımız ihsan etsin de gözü kör kulağı sağır gitmeyelim biz okuyoruz mesela Es'aru Veleka zeraneli cehenneme kiti raminel cinni vel ins işte insanların bir kısmı cehennem için iradelerini şerre kullanmak suretiyle gözleri var görmez kulakları var duymaz kalpleri var anlamaz buyurulan bakın ne büyük hakikatler var bu ayeti celiledeki ikaba, cezaya Cenabı Hakk'a uğratmasın uğramamak için böyle bir itaba yani böyle bir azarlamaya diyorum uğramamak için bunları temin edeceğiz biz zannediyoruz ki eğer sadatı kiram üstadlarımız olmasa biz bunları hiç anlamayacağız kendimizi neredeyse cennetin ortasında göreceğiz ama anlatıyorlar diyorlar ki gelin mesela bir kalp zikrinde kendi arasında bin perdesi var gerçekten Zikrullah yapın tam manasıyla yapın hepimiz nefsimizden muzdaribiz bakın kötülükleri azalarımızla yapmasak bile gönlümüzden geçiyor Nefsin kıvılcımları içerimizde yatıyor bunu yok etmek için bunları temin edeceğiz iyi çalışacağız gayret göstereceğiz Cenabı Hak'ta gayret gösterenlere yollarını açıyor hiç şüphesiz bu halkaya oturan kimseyi Cenabı hakk'ın korumasında bulundu işte onun gerisinde bulunup ben layıkım layık değilim diyenin de Cenabı Hak o tavrına göre çekip gidenden de Allah'ımızın rahmeti uzaklaşıyor tabii konumuz iman olunca bu Hadis-i Şerif ile tamamlayalım bu Hadis-i Şerif'i okumadan önce şunu söylemek istiyorum kulluk bundan üstün bir makam yok kulluk dendiği zaman Allahu ekber deyip elimizi bağlama zannetmeyelim sadece oruç ayı geldiğinde oruç tutmak olarak bilmeyelim işte ömürde bir hac olarak değil bu gözümüz bakarken de kulluğumuzu yerine getirmek acaba o göz dolu mu bakıyor yoksa boşa mı bakıyor baktığımızdan ibret alabiliyor muyuz Rabbimiz bize Mülk suresinde insan gözünü semavata çevirdiğinde bir yarık bir çatlak görebilir mi buyuruyor gözler çok düşmüş bir vaziyette baş aşağı iniyor Allah'ımızın yüce kudretini görebilmek onu seyretmek mesela kulaklarımızın duyduğu kulaklarımız ne sesler duyuyor acaba bu sesleri duyarken Allah'ımızın zikrini işte biliyor muyuz bir rüzgarın esişinde, bir suyun akışında, bir kuşun ötüşünde, alıp verdiğimiz her nefeste kulluk, yatağımıza girerken yorganı kaldırırken de kulluk, içeri girdiğimizde de kulluk, sanki kabir taşını kaldırıyormuş gibi içeri girdiğimizde de kabre Allah'ımız oraya hapsetmesin oraya gireceğimizi tefekkürle kulluğumuzu yapabilmek bir suyu içerken dahi rabbımızın nimeti diye içebilmek kulluğu her noktada götürmek sadece tesbihatta ve seccade üzerinde değil beşeri bütün münasebetlerimizde de kulluğumuzu götürebilmek efdalu limen entelemennillahe mak haysum akunte tarika-i Aliyyede Mer'i olan zikirlerden murakabe-i Mai namıyla maruf olan zikre işaret buyrulan iş bu Hadis-i Şerif'in manası imanın efdali her nerede olursa olsun Cenabı Allah seninle hazır ve her haline nazır bulunduğunu bilmektir.
İşte anlattıklarımızın hülasası, konuşup durduk her halimizde Cenabı Hak'kın bizimle beraber olduğunu bilmemizdir Sehl bin Abdullah Etdüstriyel hazretleri bu çokça anlatıldı çok daha çocuk yaşta iken gece namazına kalkıyor gece namazı, teheccüd namazı o gece namazı yaşadıktan sonra uykuya dalmadan kıldığımız namazdır teheccüd namazını kılıyor böyle olduğu halde dayısı Muhammed Sevvara diyor ki Hadis Sallallahu Aleyhi ve Sellem dayı kalbim kararıyor diyor üç yaşındaki o zaman Allah'u May, Allah'u Nazeri, Allah'u Şahidi'de diyor Allah'ım beni görüyor Allah'ım beni biliyor Allah'ım benim her halimi duyuyor biliyor en gizli düşüncelerime vakıf şu Ayet-i celile Kafi Es'abile Elayaalemümmen halak ve hüvel latiful habi Mevla-yı Zülcelal her halimizden haberdardır en gizli düşüncelerimiz ona ayan ve beyandır
Kaynak: Genel
Kulluk Ve İbadet Sanatında Zikirullah'ın Gizli… | Mihmandar