Kalp ve Ruh Arınmasıyla Mana ve Huzur Bulmak | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Kalp ve Ruh Arınmasıyla Mana ve Huzur Bulmak
Kalp ve Ruh Arınmasıyla Mana ve Huzur Bulmak kaydında Biz onların ömürlerini, üzerini, Evet, çevirdik diye buyuruyor. Yani bu Allah'ımız bunun iradesine böyle, iradesini şerre kullanınca kalbini de Allah korusun. Yaramaz işlere, gözünü de çevireceğiz buyuruyor. İlk defa inanmadıkları gibi olurlar. Yani tamamen berbada girerler. Günahları içerisinde şaşkın bir şekilde dolaşınlardır. Biz şuna…
Biz onların ömürlerini, üzerini, Evet, çevirdik diye buyuruyor. Yani bu Allah'ımız bunun iradesine böyle, iradesini şerre kullanınca kalbini de Allah korusun. Yaramaz işlere, gözünü de çevireceğiz buyuruyor. İlk defa inanmadıkları gibi olurlar. Yani tamamen berbada girerler. Günahları içerisinde şaşkın bir şekilde dolaşınlardır. Biz şuna dikkat edeceğiz. İnsanın böyle hayatında boşlukları olur. Bunaldığı olur, daraldığı olur, sıkıntı olur. Teselli olamıyorum der. Artık kelimeye nasıl olur, patlamaya geldim der. Bunların tek sebebi hayatımızdaki boşluktan ileri geliyor. Bunu bir kaydetseniz iyi olur. Bak şu söz iyi olur, faydalı olur. Demek ki hayatımızdaki gelgitler, hayatımızdaki bunalmalar, daralmalar, hayattan hacı karanlık iyi oturdu. Hah gördük şimdi. Şimdi hayattaki hayattaki olumsuzlukla bizim günümüzün huzurlu geçme işinden olur. Uzun.
Eğer huzurlu geçerse mesela mümin buyruluyor, ayağına bir diken batacak olsa sabrettiği zaman mükafatı var. Bunun gibi olur. Her zaman kazanç içerisinde olur. Her zaman kazançlanır. Çok geniş bir mevzuymuş bu. Açtığımız. Burada bir şey gözümle inişte ne? Sultan ve Zeki diyor. Bu tarikatimizde var işte. Bakalım mı? Bunun şaşkın dalınacak bir şey En son bölümden almışız. El zikir, Biz zikir dediğimiz yer ayrıymış. El-dekar. Bu erkek manasına gelir. Bunun bir muhalifi en ünse kadın demek istiyor. Şuradan başlayalım, en sona şuna. Yalnız burada zikir kelimesini çok iyi anlamamız lazım. Zikir illa Allah Lafzai Celalinin tekrarı değildir. Zikir üzen olan bir şeyi sena etmek, övmektir. Mesela hayırlı olan bir iş, bir mümine nasihatte bulunmak zikirdir. Karşılaştığı kimsenin hal ve hatırını sorması zikirdir. Araştırıyor fakir yoksun ihtiyaçlarını giderelim diye. Bunlar hep zikirdir.
Anne babasına itaat zikirdir. Bunun gibi. Şimdi zikrin vakti olarak Seher'i tercih ederler. Çünkü seher vaktinde işte Rabbimiz Celle Celalühü keyfiyeti meçhul bir şekilde dua eden yok mu duası kabul olacak. Bir isteği olan yok mu isteği verilecek. Af talep eden yok mu affedilecek. Indiği zaman da çekilmesi çok uygun düşer. Allah korusun. Allah korusun. Bu usta gaflete düşmenin doğru olmadığı, hani zikri genel olarak tarif ettik ya işinde gücünde bulunması iyi bir niyetle görevini icra etmesi o da zikirdir. Güzel bir sıralama yapıyor. Birincisinde Allah'ımızı zikrediyor. Yalnız gaflet halinde. Tahlilat dediği ile bu insanların içine karışıyor düzgün olmayan sözü, sohbeti becerisi kimselere. O diyor kendisine zulmeder bunlar. Vaktin de zikrini yapar. Fakat zikrini yaptıktan sonra da gaflete dalar. Benim görevim nedir?
Şu vakit bana bir emanettir bunu düşünmekten hali olur ve düzensiz kimselerin içerisine de karışır ön ve zalim bu zalimdir diyor. Nefsine zulmetmiştir. Bir diğeri yükünü yapıyor güzelce, vaktinde yapıyor, devamlı yapıyor. Sonra da Rabbi Zülcelal'imizi tanıma nimetine giriyor. İşte bu iyi ve gayret istiyor. Bu jikiyle beraber diyor devamında, devamında, rızkını diyor temini içinde çalışır. Bu diyor dünyayla ahiretini dengeleyen insandır. Mesela zikirleyeceğim diye işini gücünü terk eden değil. Zikrini yapıyor güzelce. Zaten o zikrini yapmak işini gücünü sağlam yapmak. Böyle hakkını vermek, işinin iş ıssızlığı yapmamak, vaktinde gelmek, vaktinde gitmek ve aldığını helal ettirmek bu diyor müstakim olan kimsedir. Düzgün hareket eden. Dünyasını da güzel dinimize göre yapıyor ahiretin de. Çok ileri derecelere gitmeye başladık. Bunu tarif edemiyoruz.
Kalp ve Ruh Arınmasıyla Mana ve Huzur Bulmak ne anlatıyor?
Kalp ve Ruh Arınmasıyla Mana ve Huzur Bulmak kaydında Biz onların ömürlerini, üzerini, Evet, çevirdik diye buyuruyor. Yani bu Allah'ımız bunun iradesine böyle, iradesini şerre kullanınca kalbini de Allah korusun. Yaramaz işlere, gözünü de çevireceğiz buyuruyor. İlk defa inanmadıkları gibi olurlar. Yani tamamen berbada girerler. Günahları içerisinde şaşkın bir şekilde dolaşınlardır. Biz şuna…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Tarif ediyoruz da bu noktada olmamız gerekir. Bu kesin bir inanç. Artık tereddüt şüphe diye hiçbir şey yok onun kalbinde. Tam inanmış. Diyor. Bunlar sebikun Kuran-ı Kerim'de üç sınıf var. Birisi sebikun ileride olanlar, üçüncü olanlar. Hayırlı kimseler. İkincileri, ikincisi muktesıt, Orta. Bir bakarsın hayır işleyen, bir bakarsın şer işleri. Böyle bir oturmamış. Düzeyin yol. Böyle yalpalama yapıyor. Bir üçüncüsü zalim o nefsine zulmediyor. Bu muhalefette Rabbimizin emrine. Evet. Bu Allah'ımızın kendisine yaklaştırmış olduğu kimseler nedir? Haşyet onun Azameti İlahiyesi, Hibeti İlahiden titremmeye başlıyor. Mesela çok büyük insanlardan diyor işte ne olacak halim diye o haşetten doğuyor. İnşallah ilişiriz. Ondan sonra Allah'ımıza bir dostluk meydana geliyor. Hep Allah ile oluyor, ilmi olan kimselerdir, velilerdir ve ariflerdir. Bunlar çok müstesna alimler. İnşallah çalışırız.
Hedef tayinlilerin dediğimiz bu. Abdurrahman es-Sülemi. Bu kevseri de olan bir kimse diğer eserleri de Allahu alem vardır. Hem veriyi hem alim müttaki mübarek bir kimse. Bunun bir eseri daha var. Tabakat-ı Sufiyum diyen orada böyle hak dostlarını ele alır. Onların sözlerini nakleder çok güzel. Ben bir şey gördüm, başıma da gitti. Efendimizin bir eserini gördüm, Üstadımızın takip ettiği bir eser. Hep işaretlenmiş beni. Gördüğüm kadarıyla çok yüksek hallerden anlatıyor. Hani demek ki ruhunu okşuyor o eserler ki onu işaretlemiş. Allah'ımızı zikredenler beş kısımdır diyor. Zeakirun likruhu bir sene. Bir kısım zikredenler vardır ki onlar Allah'ımıza hamd içerisindedir. Rabbımızı övgü içerisindedir. Böyle duasını, yok zikrinin sonu yalvarış veya karıştır. Zikrrihi bir tesbih. Tesbih olanlar Sübhanallah demek ki. Ve ahiru dikrihi bir istiğfar.
Zikrinin sonunda, zikrinin sonunda istiğfar da meşgul. Bu edep olarak geçer. Der ki bir mürid vazifesini yaptıktan sonra istiğfar da meşgul olur. Estağfurullah, estağfurullah. Zikri ile meşgul olunur. Bu şekilde sıralanmış. Evet, bu İbni Acibe tefsirine sahip. Zikredenlerin üç kısım olduğunu anlatıyor ama çok müstesna şeyler söylüyor. Kısmın, böyle bir kısım zikredenlerde mükafat beklerler. Fiziklinin neticesi Allah'ımızın vereceği mükafata bakarlar. Ve çok yüksek. Bu gönül dolu. Kalplerinde tarif edemiyor o zaman işte biz. Bambaşka bir halinin içerisinde, manevi bir yükseklik, yücelik. Fecr suresinde geçer. Rabbamızın hitabını duyan kimse elerdir? Anlayacağımız bu. Diyebiliriz. Ve refaru es sütu. Reis artık? Vasıl olmuşlar, yücelmişler. Bunlar artık ineceği yere girmiş. Bunu da o şekilde sıraladım.
Bir de İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri hep yüksek insanlar var bu veliler, arifler, bunların sözleri. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri kendisinin Ruhul Beyan Allahu alem tefsiri var. İsmail Hakkı Bursevi Allah'ımızı zikredenler dört sınıftır. As sınıfu level ehli ve hal ve onlar daha ziyade diyor ve yalnız yerleri seçerler, kimsesiz yerleri seçerler. Vazifeti Evliyanın hali o anlattı. İyicede ve gündüzde hafi zikir yaparlar kalbi zikir yaparlar. Neffi ispat dediğin malum çokça anlatılır. Tevhidi nefes göbeğin altında nefessiz okuyor bu evliya alametidir. Ama doğru yapanlar var, bunu hakkıyla yapanlar bunlar değil. Hakkıyla yapanlar nasıl? La ilahe dediğinde Allah'ımızda yok olur. İllallah dediğinde de varlığı onunla devam eder. Bu belli olmaz Allah ile meşguldürler. Onların bütün halleri Mevla'dır. Onun dışında bir halleri yoktur.
Yetmiş bin defa la ilahe illallah onların dilleri Tai lisan da olabilir, onlar karışılmaz olur. İçinden gelerek tarifi mümkün değildir. Biz yapamaz mıyız? Çalışırız. Biz de yaparız. Gayret gösterirse ne olmasın? Ikincisine. Bu halvet, yalnız kalma, millet de böyle biçimsiz insanlardan uzaklaşıyor, uzaklaşıyor. Bunlar yerine göre diyor hak ile olduğu gibi kendileriyle de meşgul olurlar. Üçüncü bir sınıf. Bunlar vakitlerine çok dikkat ederler, boş geçirmezler. On iki bin defa bunlar herhalde tevhid okuyorlar. Bu kimseler Allah'ımızı hem açıktan zikrediyorlar hem de gizli zikir yapıyorlar. Evet. Ve havulahi meşgulüne bil hak hak ile meşguldürler meraten ve bil masaniye enfuzi meraten ve bilhalkı ukra. Kendi nefsi vazifelerini de yaparlar. Sonra diyor insanlarla da bulunurlar. Demek ekin yüksek sınıftan aldı. Ondan sonra aşağıya doğru iniyor. Gönlündüğü sınıf. Bunlar hizmet ediyorlar.
Şimdi abdestsiz de gezmiyorlar. Abdestsiz gezmiyorlar. Chidi açıktan zikir yapıyorlar. Böyle. Et meşguliyetleri böldüm. Keşke bunu olabilsek. Yine İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri zikredenlerin hallerinden anlatıyor. Çok güzelmiş. Çok gayet güzel. Bunların zikirleri diyor değişik şekildedir. Ne diyecek bana? Desek, muzak muzak muzakın değildir olarak. Sadece dili. Böyle diliyle Allah diyor, la ilahe illallah diyor, hem işini görüyor hem de dili durmuyor zikrediyor. Yalnız diyor, zikrederken zikrettiği Mevla'dan gafil. Dili Allah diyor güzel. Ama Allah dediği Mevla ile olamıyor. Kafasını çalıştırıp da diyor Allah'ımızın eserlerini de görmüyor. Bakıyor da dağ taş görüyor, sema yer. Yalnız Allah'ımızın bu bir kudretidir diyemiyor. Hani o düşünceyle bakamıyor diyor. Zikrettiği Mevla'dan gafil. Kalbinde de Allah'a giden yola bir açıklık yok. O olsa doyamaz zaten.
Efendim bunu dondurman da mümkün değil. Zikrettiği meblağ ile yoldaşlığı da yok. Ve müşahadeti envarihi bir ruhiyi ruhunda ilahi nurları sihir de yok. Hani onu hisseder zaten. Ruhu böyle bir huzur halinde olur, onu hissederken de bilir. Allah'ımızda yok olma diye bir şey de yok. Esrarı görme de yok. Bir kısmının zikri. Bu fark etti. Birincisi sadece diliyle ama akıl hep başka yedi. İkincisinde Allah'ı zikir ediyor ama beynini de çalıştırıyor. Allah'ım beni bu dünyaya niye gönderdi diyor. Kulluğumu yapmam için diyor çırpınıyor ama bu. Bunda bir gayret var bu. Bu gayretle. Fakat yok fark etti bayağı fark etti bu. Diliyle zikrediyor. Allah'ımız geline Celalü'nün onun kudretini de böyle tefekkür ediyor. Onu da düşünüyor. Lakin neyse Yalnız Allah'ımızla olamıyor. Zikirde oluyor. Onu anıyor. Mesela namazı kılıyor. Orucunu, haccını. O orucu emir eden Rabbimizle münasebet yok. O kesik.
Daha ne kesik? Onda yok olma diye bir şey yok. Dostluk da yok, huzur da yok kalbinde. Böyle bir neşesiz geliyor ama zorlanıyorum. İmam tez gındırsa diyor, bilmem filan diyor. Onu bununla meşgul oluyor. Boş hav. Tövbe tövbe tövbe yarabbim. Çünkü izah etmek için bunu söylüyorum. Ne yapayım? İfade bu. Birincisine nispetle yine bunda bir iyilik var diyor. Bu değişti. Birincisi sadece dibiyle zikrediyordu, ikincisi zikrederken aklını da çalıştırıyor, beyinini çalıştırıyor. Üçüncüsünde kalbi de iştirak etti. Bu üstlendi bu bir iznine. Aynen Kemal Bey'in de arabalar gibi. Yani yetmiş beş beygir gücünde var ve öyle demeyelim biz. Mesela bin motor, bin beş yüz motor, bin altı yüz lira olur da, iki bin motor, onun üstünde motor. Mesela çift egzozdu bilmem plandı, müssesler. Çok güçlü. Allah'ımıza şehirde girişte çok güçlü. Yine bu Allah'ımızı bulamamış Celle Celalühü. Rabbımızda olamıyor.
Şöyle dayandırma kusura bakma olur mu? Belinden dayanmıyor. Allah'ımıza yok olma diye bir şey de yok. Allah'ımıza dostluk da yok. O sanıyor olur, o saniye olur. Allah'ım, bir his olur başka ne öyle ya? Demiş. Burada bir şeyimiz var bizim. Ki bu ibareye dikkat etmeye çalışıyorum İllisen, ver akan, ver kalp, ver ruh ve sır bu yükseldi. Bunu motor gücü in fazla kaçtır Kemal Emin? Hah, bu altı bine çıktı bu. Allah'ımıza öyle bir adım atıyor ki atmamız da lazım. Bak buraya niye geldik? Efendimiz niye Allah'ımız bizim ıslahımız için halk etti onu? Seçilmiş. Bulacağını da bulmuş, geleceğine girmiş. Evet, mesela umbrelere niye giderdi? İvanımız derdi, düşünürdü evlatlarını. Onların irşad ve ıslahını. Bu Allah sizi lütfetti. Efendimiz bu kadar bir cemaati görülse neşnesi bambaşka olurdu. Ocaklar yalar üferdi. Evladın diye nasıl sarılırdı? Bak çok şükür meydana geldiniz. Birbirinizi bırakın.
Böyle bir nimet. Sonra sabaha kadar da açın. Gelin oturun, güzelce zikredin. Emri Muhammediyle yapılan bir yer saydı Allahu Teala'sa. İçinde olduğumuzdan bilemiyoruz. Bir tanesi Almanya'ya gitmiş de şimdi yine Allah rızası. Diyor ki o caminin diyor tozu var ya diyor onu da küresim geldi diyor. Demek ki tatlının almış ve güçlü bu. Umbare insanlar güçlü. Bu nasıl değil mi size? Tamamlayayım da anlatayım size. Mutlaka. Bu şu, Esami şey Adem beni de okudu burada zaten. Esami, Şems Suresi'ni dedim şimdi dua edin de ayakta durabileyim. İkiye böl dedim bak, şurada mevzu değişir, sağ olsun, dilimizle tutuyor. İkiye böl dedim. Şimdi, Leyl suresinin bak şurada mana tamamlanıp ikiye bölersin deyin. Orada Allah'ımız başta fücuru insana bildiriyor. Fücur lillah hata isyan. Ondan sonra da ilhamatta bulunuyor. Gönlüne nurlar inmiyor. Kişi hastalığını bilmezse tedavi olmaz.
Burada birisi hastaydı, Allah istirahat etsin. Vardı, yine de varmış. Dedi ki ben iyi oldum dedi. Ben bundan ders aldım sözümde. Çünkü dedi, hastalığım belli oldu dedi. Bak şimdi hastalığımız belli oldu bizim. Dilimizle zikrediyoruz, dil değil aynı zamanda aklımızla çalışacak. İkincisinde din zikrederken kalbimiz de iştirak edecek. Üçüncüsünde ruhumuz da iştirak edecek, sırrımız da iştirak edecek. Bu nihayet. O diyeceğin nedir dersen, eğer bittiyse söyleyin. Şimdi bunlarda şu var, bir kere yolun taşı diye bir şeyi koymamış. O nefis, onlarda yok. Ne dininden geçer ne kalbinden ne de semtinden geçer. Esadi El birliği Hazretleri buyuruyor ki benim İhvanımın semtinden şeytan bile geçemez diyor. Diyor. İnşallah çok bir araya gelin, toplanın. Mesafeli bir şekilde. Ondan sonra temizliğe dikkat ederek şey yapın. Böyle kimse bulamazsanız yalnız oturalım. Kuran-ı Kerim açalım. O yüzden halleşelim.
Bak bunlar çok mühim ve sonra kış günü bir nimettir Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz gecesi uzun namaz kılarsınız, üçüncüsü kısa oruç tutarsınız, ganimetle buyuruyor. Sonra ilmihal kitapları, onları öğreniriz, çok faydamız olur. İlim bitmez onu deyin size bak, ömür biter, ilim bitmez. İnan okuyoruz, zaten telefonumuzda da bizim tefsirlerin adedi belirtir. Hadisenin adedi belirtir ne kadar okusak bile içemiyoruz. Çok ilim bitmez. Allah'ımızın hazinesidir. Yani bundan faydalanırız. Zaten genç ve beyni çalışan kimseler olarak görüyorum bir inayethane. Düşünen kimseler, evet hatalarımız olur. Çünkü daha nefsimizin mertebelerini aşamadığımız için olur. Asla onun görüntüsü de birçok başka olur. Şöyle bakar imrenmişsiniz. Neredeydin yarabbim? Ya bir su içeyim Mustafa, bir bak hele. Ya suyu ya da açık bir çay. Aman aman, sen kalkma, ağınmadım. Ayağını döne gözünü yap Mustafa, Ağlama Mustafa.
Dinleseydim keşke. Iyi. Çok güzel ama. Çok faydalanırız ve Efendimizin dediği hatırımı geldi. Oğlum sen konuşurken istifa edersin dedi. Sizin geldiğinizden çok memnundum. Ha bu sayede biz de düşünmeye başladım şimdi. Allah'ımızı dilimizle zikrediyoruz. Halbuki kalbimizle de zikir vereceğiz. Ruhumuzda da zikir vereceğiz. Sırrımızla da zikirimizimizimizimizimiz. İnşallah. Bir şey demek. Vekil manasına gelir ama burada neyi kastetti acaba? Abdülkadir geleninden mi çok güzel şey söylüyor? Bakayım. Benim bir temsilci yani dediğimiz gibi. Nain vekil mesela bir mürşidi kamili vekili gibi, yani bu anlamda. Sen kalbin de diyor zikredersen, bu yola girmişsin sen. Bu yola senin gaydın yapılmış. Buradasın sen, Allah'ın daha bir iç alemiyle zikredersen sen Rabbimizi tanıyasın. O Şii demedim size. Yolun bir kere nefsani olan her şey bitmiş. Onun ayağına takılan bir şey yok.
O basmış Arabi, basmış, gidiyor o Rabbimize gidiyor. Allah Allah. Çünkü engel yok. İnşallah Rabbımızı lütf etsin, ihsan etsin. Dua edin. Çalışalım bunun üzerine inşallah gayret gösterelim. Çok hoşuma gitti ya.