Sohbetlerde dostum, ikilerde değişik tasavvufi halkalarda şunu çok görüyoruz. O da kalbin tezkiyesi ve tasfiyesi diye. Çünkü kalbin başta tezkiyesi olur. Tasfiyesi olmaz. Tezkiye temizliktir. Surei celilei cemile'ye baktığımız zaman biz bunu görürüz. Nefsini temizleyenlerin salaha ereceği, kurtuluşa ereceği haber verilmiştir. Bunun yanında birçok temizlik vardır. Elbette öyle demelerinin sebebi var. Sebebi de, kalp arındığı zaman beyin de arınıyor. O zaman diğer azalarımız da temizleniyor. Şunun gibi, mesela şimdi bakıyoruz Libya'da diyelim başkente hücum ediyorlar. Başkente. Çünkü orayı alırsa hepsini almış olacak. Bunun gibi. Şu vücudumuzda, şu vücut ülkesinde kalp aynen başkent gibi. Onu eğer Allah'ımızın arzu ettiği şekle getirebilirsek bütün azalarda onun vilayeti mesafesinde kalpten veriden komut işte emir göze ne diyecek? Hasetle bakma diyecek, şehvetle bakma diyecek.
Ve diğer uzuvlara da öyle. Ama bunun yanında bir de iffet, bunun temizliği, bu çok önemli. Namusun temizliği. Bize büyüklerimiz böyle buyuruyorlardı kadının iffeti ne kadar önemliyse erkeğin de önemli diye. Namusunu koruması. Demekten hicap ettiğimiz çok şeyler var bu hususta. Mesela kadınlar biz diyor zikre kalkıyoruz teheccüd namazına bakıyor ki bakıyoruz ki evin erkeği hala gözleri başka girdi. Bunlar tespih çeken kimseler. İbadet ediyorum diyen kimselerimiz. Çünkü insanın en zayıf noktasının bura olduğunu Al-i İman suresi on dördüncü ayet celleler Rabbimiz bildiriyor. İşte biz burayı tahkim edeceğiz. Şöyle, mesela bir kala düşünelim. Kaladan ne yaparlar? Zayıf olan yerleri devamlı güçlendirirler. İnsanın zayıf noktası o zaten. Kadına olan ilgi. Şimdi gönül eğer ıslah olur nefisten mutmainne derecesine gelirse onda görülmez bu. O arınmıştır. Pakt olmuştur.
Şimdi şu hususu iyice tespit edeceğiz ve bunu kabul edeceğiz. Bizim nefsimiz mutmainne değil. O zaman ne yapacağız mücadele ve mücahede devamlı. Fırsat vermeyeceğiz. Verirsek eğer o parmağımızı koparırsa bütün vücudumuzu elde eder. Şahit olduğum bir hadise oldu. Çok dikkat eden bir kardeşimiz. Yanlışlıkla bir nefsin arzu suyla gözle kirlenme olmuş. Arınana kadar ne çektim diyor. Arınana kadar ne çektim diyor. Bir de şu var Allah korusun kötülüğe gitme durumu olursa insan ameli de hapta gider. Amelin kabul olmama noktası olur. Bak çokça duyarız ne olacak ki ne var İleride yaparız. Şu dediğin kimsede bunu yapıyor. Bak şuna büyük diyorsunuz. Bu da onu işliyor. Ne var bunda? Bu gibi sözler amelin hapt olması, kabul olunmamasının işaretine doğru gider Allah korusun. Bu sebeple namusun temizliği çok önemli. Cenabı Hak bize Nur Suresi'nde ifade buyurulur.
Bunun yanında Nemil suresinde özellikle açtın. Elli altıncı ayet Mevla-yı Zülcelal'imiz Lut ailenizi, Lut ailesini şehrinizle çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen zina ve fuhuş yapmayan kimselerdir. En önemli nokta. Çokça üzerinde durulabilir. Geçelim biz. Bir de en çok kirlenilen yönlerden birisi dünyevi husustadır. Mal, mülk, servet, kazanç. Bunlarda kirlenme vardır. Bundan kurtulmamız için Cenabı Hak bize bu malın da temizliği hususunda Tevbe Suresi'nde, Tevbe Suresi'nde yüz üçüncü ayeti celile'de bize haber veriyor Mevlamız. Esriirübillah. Şimdi hatırlayacağız bunu. Mesela zekat vermeyen, verirse bile en düşük mallardan verildiği, vermemenin bütün yollarını araştırdığı, kendisini iflasa gibi gösterdiği, borçlu gösterdiği. Neler neler ne oyunlar O ifade bizim dinimize münasip düşmez. Değişik haller görülmektedir, müşahede edilmekte. Bunun için Rabbi Zülcelal'imiz.
Onların mallarından kendilerini temizleyeceğin ve yücelteceğin bir sadaka al buyuruyor. Beş esası sıralayan Sami Efendimiz Hazretleri başta helal lokma buyurdu. Helal lokma, onu da huzurla yiyeceğiz. Bu beynin temizliği üzerinde bazı ayet celiler aldım. Çünkü bu en önemli konulardan birisidir. Efendimizin Mekke dönemi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beyin temizliğiyle alakalıdır. Mekke dönemi beyin temizliğiyle. Küfürden şirkten nifaktan kurtarmaya çalışıyorlar. Bunda üç aşama var. Bunu bileceğiz. Bir zihnin tezkiyesi. Birincisi zihnin tezkiyesi. Tezkiye nedir? Şu. Bir ağacın aşılanması demektir. Bir yakıtın rafine olmasıdır. İşte bu. İkinci aşama kalbin tasfiyesidir. Kelimeler çok önemli. Zihnin tezkiyesi arınması dediğimiz gibi kötü duygu ve düşünceler diyelim biz. Diğer bir aşaması. İkinci yol kalbin tasfiyesi. Tezkiyesi yok mu? Var.
Kalpteki kötülüklerin atılması, verilen derslerin amacı ne? İstiğfar vermek, Tevhid, Salehü's-selam hep bu kalbin arınması için. Sonra da durulması için ölüm tefekkürü yapıyoruz. Rabıta-ı Şerife'de nedir? İlahi rahmettir. Onunla da o toprağı verimli bir hale getiriyoruz gönül toprağını. Çünkü Zikrullah bir tohumdur. Oraya atılacak. O yetiştiği zaman artık kötülüklerden kurtulmuş güzel hasretler, güzel ahlak meyveleri bize hakim olmuş olacak. Üçüncü, yol hayatın yani amellerin, amellerin tezkiyesi de diyebiliriz tashüyes de diyebiliriz. Bunu Rabbimiz Celle Celalü vela güçlük bir ibadeti rabbihi ahalla. Rabbamıza yapmış olduğumuz ibadette ona ortak koşmamak. Bu şirki için alır mı? Alır. Putlara tapmayın alır. Bunun yanında bir de şirki hafi var gizlice. O da riyadır. Rüyadan kibir, ucu benlikten kurtulmasıdır.
Burada zihnin terbiyesi hususunda Cenabı Hak Kuran-ı Kerim'e baktığımız zaman ilk inen ayeti celile zihnin berraklığıdır. Esselam. İkra. Oku Ya Muhammed. Bismi rabbikelledi halak, seni yaratan Rabbinin adıyla oku. Alak Suresi. Müzzemmil suresinde bakıyoruz. Yine Rabbi zülcelal'imiz beynimizin temizliği ile alakalı esamlıyor. Buyuruyor ki Kuran'ı tertil üzere. Ne demek tertil üzere? Ağır ağır. Düşünerek demek. Şimdi akıl olarak Kuran-ı Kerim'de şimdi beyin geçmez ama akıl olarak beyinle ilgili Ayet-i celleler pek çoktur. Bir de insanda şunu görürüz biz yapımız olarak. Mesela bir tavsiyede bulunacak olsa bu bilhassa bir yerde olur. Bilhassa. Onun zamanım. Boş konuşulacak diyecek ya onun zamanım. Efendimizi yoran da bunlar oldu zaten. Gönlüm sıkılıyor bu, bunlar. Efendim, bir türlü insan öğüt ve nasihat almayı istemez. Anlatsam hayret edersiniz.
Kırk senelik bir dervişim diyene Mürşid-i Kamil'imiz tavsiyelerde bulunuyor. Ondan sonra da söylediği söze şu gönlüm tahammül etmiyor. Bakın nasıl kabul etmiyor. Kırk senelik dervişim diyen vermiş olduğu öğüt ve nasihatte bizim kurtulmamız için ahirette mesul olmamamız için hassasiyetle duruyor. Belki mübarek seslerini biraz gayretinden dolayı yükseltiyor. Söylediği söz çok acayip. Bu nedir? Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi şudur. İnsanda bu tabiat var. Rabbimiz buyuruyor. Ama insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlığa doğru gider, ihtiyaç hissetmez. Öyle vay ben Zikrullah yapacağım. Evrad Ezkar okuyacağım. Ondan sonra bir ne diyeyim, ıslahım için, irşadım için belli bir mekanda bulunacağım. İhsan mektebinin öğrencisi olacağım. Bunu kabul etmez. Ben yapıyorum. Diyorum. Kendi halimde bilebildiğim Kuran'da görüyorum. Hadis-i şeriflerde görüyorum yapıyorum. Bu neye benzer?
Bu hiç doktora gitmeden eczaneye varıp ilaç almak gibi. Şimdi bu Çin'deki çıkan hastalık için tabiki bin yirmi birlere varıyor. İlaç araştırılıyor. Acaba buna karşı nasıl bir savunma, buna karşı nasıl bir önlem alırız diye. Hep buna çalışılıyor. Bir hastalık için dünya ayağa kaldı. Bir mikrop, bulaşıcı bir mikrop. Bununla şu hayatımız yok olmasın diye. Tabi hayat önemli bir nimettir. Allah'ımızın ihsanıdır ve ikramıdır. Ama bunun yanında kalbi de birçok mikroplar vardır. Kötü ahlak mikropları. Bunda dikkat edildiğini görüyoruz. Yahya bin Muaz hazretlerinin dediği gibi insanlar diyor hastalık sebebiyle perhiz yaparlar ama günah hastalığından dolayı perhiz yapmazlar. O zaman ne yapacağız biz? İnsan kendisini öğüt ve nasihate ihtiyaç duymuyor. İstemiyor. Ben diyor okuyorum, ölüyorum, gerek yok diyor.
Bir misal veriyoruz ya, raylar üzerinde vakonu ne kadar şiddetle itersek o kadar gider ama önünde lokomotif olursa o götürür. Yani mürşid-i kamil olursa bu yollardan geçmiş olacak ama. Bu yollardan geçecek. Nefsinin tezkiyesi de tasfiyesi de kalbinin ruhunun yücelmesi de bunları temin etmiş bir kimsenin önderliğinde yerine getirilecek. Cenabı Hak Ev emerabittakva ayeti celilesi ile bizim temizliğimizin Allah korkusuyla olacağını beyan buyuruyor. Şöyle yukarıdan alacak olursak, söyle bakalım. O kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınan birisi olsun buyuruyor. Bir kere takva biz Araf Suresi'nde görüyoruz bunu. Takva insanın örtünmesi demektir. Elbise veriliyor orada. İslam'ın emri. Ey İnsanoğulları ayıp yerlerinizi örtecek, iyimserlikle sizi süsleyecek elbiseler gönderdik. Şimdi elbise ne yapıyor? Bizim vücudumuzu tamamen örtüyor. Hem soğuktan koruyor.
Hem sıcaktan koruyor. Hem de bizi isyandan kötülüklerden de koruyor. Allah'ımızın emrine muhalefetten de koruyor. Esselamle. Velibasut takva zelike hayır. Takva ölçüsü ise örtüsü ise bunlardan daha hayırlıdır buyuruyor. Bir de böyle olumsuzluklar anlatmakla gevşemememiz, girmiş olduğumuz yolda başarılı olup vazgeçmememiz için Mevla-yı Zülcelal Kuran-ı Azimüşşan'da buyuruyor. Desemne. Çünkü biz ruhlar aleminde söz verdik. Zaten her sabah kalkışımızda söz veriyoruz. Taatlerimizde söz veriyoruz. Böyle olunca ahdimizde sadakat gösterip asla gaflete düşmemek. And olsun ki daha önce sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahit vermişlerdi. Allah'a verilen ahit sorulacaktır. Yani o ahit ağırdır buyuruyor. Sorumluluk ağırdır. Çünkü dağlara yüklendi kabul etmedi. Semaya yüklendi kabul etmedi. Yerilere onu biz kabul ettik. O zaman ahdimizde sadakat göstereceğiz.
Cenabı Hak cümlemizin yolundan muvaffaklasın. Velhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.