Kalp Temizliği ve Allah'ın Muhabbeti kaydında Şimdi arkadaşlar da sorumuza bakmasını zor oldu. Efendimiz dedi ki keşke içten geçenler bilmeseydi. Şimdi ihvanın içinde sıra için var, Ondan sonra insanlığıyla konuşurken öykümüzün kartınız olmaması bizim ifade edemedik, özlerimizi baktık ve bunlara mallıyoruz. En çok korkunç şu Efendim, Rabbimiz bunları terbiye buyurdu. Saden şehidinden…
Şimdi arkadaşlar da sorumuza bakmasını zor oldu. Efendimiz dedi ki keşke içten geçenler bilmeseydi. Şimdi ihvanın içinde sıra için var, Ondan sonra insanlığıyla konuşurken öykümüzün kartınız olmaması bizim ifade edemedik, özlerimizi baktık ve bunlara mallıyoruz. En çok korkunç şu Efendim, Rabbimiz bunları terbiye buyurdu. Saden şehidinden değil, Kuran'lar olarak beşer münazetler olarak düşünülüyor, ilim olarak da da her şeyinde. Bakın şu Ayet-i Kerime ile daha iyi anlayacağız. Esselam. Şüphesiz biz dedem iyi bir alet. Abu bulamadım bunu, ne diyormuş? Allah Allah. Vahidye bakın. Gelen iyi bir alim. Ona Üstadımız sormuş. Ah Kul Rabbaniullah. Al-i İmanu. Bu ayetinde. Efendimiz demiş ki baba demiş niye Cenabı Hak diyor biz diyor. Halbuki Kerim ben ifade edip buyurabilir miyim? Evladım demiş, bütün isimleriyle, sıfatlarıyla fiilleriyle demiş. Akıl edersin demiş. Çoğu verdik.
Burada Kevser'i verdik. Bilal kardeşlerimiz de, hocalarımız da bir şey demiyorum. Fakat bir katkı bulabilir belki. Buradaki Kevser'i verdik demek değil, çoğu verdik. O çoğu içerisinde her şey var. Allah'ımız velisine de velayet örtüsü içerisinde çoğu vermiştir. Ondan bizim de belki siz de bunun hususta mahzuniyet için de olabilirsiniz, kapalı bir sandık gibi gelir. Hem Sami ve Yunus'a ikisini, böyle üstadımız, bunlar olduğu gibi ilmiyle, irfanıyla, hikmetiyle, marifetiyle odalarını gitti. Okuldan geldim böyle cumartesi var da geliyordu biraz daha o zaman cumartesi suyu öyle de suretle tahlil oluyordu ama geliyorum. Bir Allah'tan gelir misin? Diyor ki yavrum dedi bozuluyor dedi geldim biraz tamir ediyoruz dedi. Tabi okul da bin beş yüz insanlar hepsi başka bir elden.
Gerçi biz Cami Kebir'in o kuzey tarafında hatırı var orada, mezvenlerin altında bir yeri vardı, def çekerdi orada gölcü telefisinden. Efendimiz demiş çocuklarım dermiş, burada desinler okuyorlar diye söyledi. Sami Efendimiz de öyle. Bu Uludağ'da, şeye mana vermişler, Ey huzura gelen nefis. Bunu bir mutanlattı bize, bil dedi mana bir etti. Anlaşıldı dedi huzura gelen nefis deyince bir tanetim değil burda. Ne demek bu? Ne demek bu? Asıl amelleri kabul noktası bu mu burda? İşte onun için bizim yandığımız şahsım olarak şahıs olarak yandığımız bu. Yoksa amen kabul katına gitmiyor. Ta ki Ey huzura direnmemiz, buraya gelince kabul katına gidiyor ve kapı açılıyor. İşte yolunda cevabımız bu aman şu bu deyip de onları aldanmayalım dış işlerine, buralara binelim. İşte, gimeliklerin noktadan birisi budur. Şimdi, en mahlukat levhaları mülhemmen. İyi kulun sadası da kurdu.
Kuran-ı Kerim'deki bu şey var ya ve ibadurrahman diye de geçiyor. Zaten Feci suresinin sun kısmında da ayetler geçiyor. Diye geçiyor, bulundu. Üçüncü bil manada diyor, buzler ayrıldı diyor. Kimse anlayamadık diyor. Biz diyor, hocayı biz anlayamadık diyor. Efendimiz, konuş böyle anlayamadık diyor. İşte bundan kapağını tutamıyorum yarabbim seni ama hayattalar, hayattalar inşallah rabıtalarıyla güzel elde edilir. Bu rabıtayı güzel yaparsak oradan açılır. Murakıbeyl açılır zaten. Hasıl olur biiznillahi teala. Bu Kayseri Ulemasında Hacı Hüseyin Asaz hocamız da Abdullah Develioğlu var. Rahmetullahi Al-i Necmain. Bunlar konuşmuşlar kendi aralarında İstanbul'da. Birbirlerine demişler ki böyle ne yapıyorsun, nasıl vakit geçiriyorsunuz? Bizim gibi gelip şurda burda olacak değil ya? Kelamilikgahına geliyoruz demişler. İşte ilim elinde oldukları için, demişler ki nasıl demişler.
Kalp Temizliği ve Allah'ın Muhabbeti ne anlatıyor?
Kalp Temizliği ve Allah'ın Muhabbeti kaydında Şimdi arkadaşlar da sorumuza bakmasını zor oldu. Efendimiz dedi ki keşke içten geçenler bilmeseydi. Şimdi ihvanın içinde sıra için var, Ondan sonra insanlığıyla konuşurken öykümüzün kartınız olmaması bizim ifade edemedik, özlerimizi baktık ve bunlara mallıyoruz. En çok korkunç şu Efendim, Rabbimiz bunları terbiye buyurdu. Saden şehidinden…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Birbirleriyle konuşuyor mu? Nasıl? Aydın bizim gibi demiş bir de. De. Tilyan tefsir ediyor demiş. Ondan sonra, hazin tefsir ediyor. Şuradan, buradan, Melikşahma Hac Hüseyn efendimiz fak'a bastık demiş. Giderdi demiş, ilmi bizim gibi gezsiniz demiş. Varmışlar, mesela ben soru şöyle hiçbir şey anladıkları yok. Bir istemişeten, anlayaamıyoruz Yusuf buyururum, tek bir buyururum. Siz Galata Köprüsü'nün üzerinde dememiniz mi? Hilmi bizim gibiydi diye estağfurullah efendim, estağfurullah demiş. Demek ki Rabbani olan bir alim. İnşallah, rabtamızdalar, hipnimizde de iyi dikkat edersek, iyi sarınırsak bunlar kümendir zaten. Kendinden bir şey koyuyor. Esaadi Elvin hazretleri öyle diyor. Ben diyor, bütün taatimi kıvama verdim diyor. Daha ne yapsın? Bu kadar önderlik yapıyor. Ben demiş bütün amelim bir şey ettim demiş. Onların buna hiçbir mehirleri yok.
Onların Allah'ın izniyle bulunca damlayla kişi yok. Bak, her zaman kaydı verdiniz, bunların biz mi kaydetmediniz? Tek o, geçti her zaman. Öyle şeyler kaydedilmiyor zaten ya kaydettirmiyorlar. Burdan akşam baktım niye dedim biz bunu ilahi müşterilerimize bizim değil de Rabbimizin onlara sunmadık diyordum kendi kendime. Şimdi çok kayıt var burada, bir tanesine bakayım. Burda zikrin adabı diye bir bölüm almışız. İnceliktediğini ya efendilerimiz. Böyle hassas olmamız gerekiyor. Önce kalp ve kalıbın, önce kalp ve kalbin her türlü meşguliyetten sıyrılması ve boş kılınması. Kalp zaten Allah'tan gayrı Celle Celalühü. Kavabın da işte gördüğümüz ve duyduğumuzla önümüzü meşgul etmemek. Tövbe için gusül edinmesi veya abdest alınması, bu çok mühim.
İki rekat namaz kılıp dua edilmesi, boş kokulu tenha bir leyte oturulması, bir yerin karanlık bir köşesinde itikat hürriyeti ile bir seccade kadar yer ayırıp hasır veya kilim üzerine bir seccade teslim etsin. Bir fabrikatör kardeşimiz vardı, bizi tenkit edilirdi, biliyorum. Bize bir odasını gösterdi, Allah Allah. Böyle insanlara beşik görünüyor. İnsanlar onu pek de beğenmezler. Böyle bir oda hazırlamış, ibadet edelim şurada, tamamen dünya ile böyle alakası kesilmiş gibi, öyle böyle boyun geceleri büker ibadet de olur. Bunu tavsiyeler lazım, bir müridin deniyor. Böyle hali kalacağı bir yerde olursa içine daha çok döner buyuruluyor ünlü alemde. O seccade üzerinde kıbleye karşı aksi teveruk. Aksi teverruh dediği biz namazda bu sağ ayağımızı dikiyoruz, sol ayağımızı yatırıyoruz ya onun tersine çeken bağdaş kurarak elleri bizden üzerine koyup izdice zikrullah'a devam edilmesi.
O zaman kat daha bir açı oluyormuş. Gözleri yumup, iç gözlerinin açılmasına gayret edilmesi, şeyhin hayalini muhafaza himmet talebi ve ona muhabbeti, ruhan, ermiş. Ruhun, yazın bir terör okuyamıyorum. Şeyhinin hayalini muhafaza ondan himmet beklemelidir. Gidelerik hain ve gündüzleri sahip olunması, fazla açlık ve topuktan sakınılması. Hani ne diyor fazla yiyip ne de kendinizi aç bırakın öyle yapmayın diyorlar. Normal bir şekilde vücudunuzun gıdasını da almış olursunuz. Böyle zikrrederken dilimizin zikrinde kalpten kötülüklerin izale edilmesini sağlayacak olan Cenabı hakk'ın alınması, kalpten kötülüklerin yok edilmesini sağlayacak olan Allah'ın zikredilmesi. Kalbin zikri ise diyor, Allahutaala'yı kalpten tefekkür etmek, düşünmek ve onun kalbe nazar ettiğini bilmek. Üçüncüsü, nefsin zikri, harf ve sert yerine, hiç ve hayal ile içten, kalpten Allah'ı anmaz.
Ruhun zikri ise Cenabı hakk'ın kainatta tecelli eden güzel sıfatlarının neticesine bakarak onu tefekkür etmek, düşünmektir. Bu zikir çeşitleri kişiyi kemal mertebesine ulaştırmak için en kuvvetli yoldur. Aslında şudur bize bunu pek söylemiyorlar da şu, her bir detay bir velayete işarettir aslında. Öyleyse adam diyor ben şeyh-i sülukumu yaptım, nefsi ispattayım, nefsi emmaredeyim sağ. Öyle murakabelerde dersin yükselmesi değilmiş ahlakın yükselmesi. Burada, film mesela Efendimiz'de bulunduğum için bazı şeyler hatırlıyorum. Şimdi bir kimseler gelirdi böyle ders görüşmeside bulundu. Onu ayırmıyordu, çocukken bile bulundu. Böyle ayrılmaz dedi. Ben de alıştım orayı Efendimiz'in kokusuna. Ondan ayrılmaz. Onlar dinlerdim, çocukken de onların ders verdiğini tarif ettiğini görüyorum. Böyle birisini tarifte bulurdu, güzel ama attım. Murakebelerini tarif etti.
Sonra dedi ki, Efendimiz bayağı da dedi mesafe katetti dedi. Sonra dedi ki, kendi de dersini, bunu mu yükseltti? Yani çalışmış değilse, fakat dedi, ahlaki çok saygı dedi. Üç defa anne hanımını boşamış. Öyle bir sır söylemiş ki, hanım boşalmış. Halbuki o dersi yapıyor, o dersi yapan da olmaz. Fakat, ahlak demek yükselmemiş. Derse de ahlakın yükselmesi gerekiyor. Üç genelde bunu dedim tevdidi iman ve tevdidi nikah yaptırdı bu arada. Beraber girecekmiş. Size çok anlattım bir daha anlatayım. Güzel olan şey yüz seksen defa da deyince güzeldir. Yüz seksen. Şimdi, Tombaklak'a, Cennet efendiyi ayyuka çıkarıyorlar. Profesörler onu ziyaret ediyor, bilmiyorum filan. O geldi mi efendimiz hep Allah'ımızın cemalinden konuşuyor.
Bir de hayret ettim, ne zaman gelse böyle cennetin mahir yönünü anlatıyor, böyle perdeler buyuruyor Efendimiz, cın bu açılacak, Allah'ımız bulunu Cennetül müşahedeye getirecek diyor. Anlatıyor, o da dinliyor ağırbaşlama dinliyor. Şimdi ders görüşülüyor aman olum diyor ayrılma da bazı inceliklerini öğretti. Öyle mi? Şimdi, öğlen olarak görüşüldü, namaz kılınır ne işte yemek ne öğleden sonra da o zata geldi sıra onu da çok merak ediyorum. Ediyorum. Diyorum acaba devem o alemde mi bu zat? Aşta, küse mi çok çok bastın, neyse. Oturdu, merakla bekliyorum ne diyecek diye. Oğlum Ahmet dedi, efendimiz de oğluma, oğlum Ahmet dedi. İki bin dıştan atacaksın iki binde işletti. Halbuki hali çok güzeldi. Demek ki dedim, bu iştehesiyle bulunur, Bu evi yaptırıyoruz, efendimiz bana dedi ki ihvanın en iyisini seçti. Bu da vardı, bunu seçti. Dedim ki, bu getirdim dedi.
Ellerle bir süpürge ver, bir de ibrikler tuvaleti temizlesin. Böyle hizmeti herkese vermezlermiş. Hizmeti hal ehli insanlara verirlermiş. Diyor. Mesela Mevlana Halid Gaddetullahü'l-hoskoca ilimde tarif etmiyor. Mevlana Halid Efendimizi tarif edemezsiniz ilimde. Efendimiz tuvalet taşını temizlerdi, tuvalet taşı. Kimseye yaptırmazlar ki. Sana evvel bildiğimiz zaten öyle imtihan edilecek, ihvan kalmadı hasen eden ve kalben imtihanı bir buymuş. Amanlar böyle bir şey yapmayın diye bazı düzey kimselere yaparlar mı? Çok, çok düzey böyle Allah'ımızdan haberleştikleri için bunlar bak bunlar demese mi? Allah'tan haber alır mı? Alır. Ayetiiye bile ile sabit. Öyle kimseler olur mesela büyüklerden olacağı belli olur onlar. Bunu bilirler bunları. Mesela bir çoban dahi bilir. Koç olacak hayvanı bilir. Dedi ki bu koç olur dedim. Onlar tarikat-ı adiyede manevi koçları çok iyi bilirler.
Onlar, onları belli bir aşamalardan geçirdiler. Geçirirler çünkü kendi çalışmasıyla yetişemiyor. Ona bazı talep ederler. Mesela, yurdunu seninle kovulur mu? Kırk yedi yıl hizmet etmiş. Dağdan odun getirmiş, eğri bir odun yok, eğri bir odun yok. Hep odunlar dağda eğri olduğu halde doğru odun getirir. Olmuş, hizmete katlanmadın bulmuş. Patlanmadın gerektiği yok ama daha bir kemale inecektir, halbuki kemal edecek. Mesela, İbrahim bin Ethem Hazretlerini konmuş, bir himmet istemiş. Çünkü hutbe cihan olursa bulmuş da zaten. Bir ara efendimizi ve Sami efendimizi soruşturur ama teala. Ya, bu şahsın efendimiz, görüştürmüyor. Efendimiz birisine demiş ki bak demiş Yusuf evladım, buradaki Yusuf'un suanla mı başka yere demiyoruz. Yusuf demiş, sen, eve köyde mi dükkan açacaksın? Daha hiçbir şey. Orda binmiş, oğlu Mehmet Talat de. Mehmet de demiş Zihni Paşa Camii'nde müezzin olacak.
Sen de bizi Sami Belgimiz ile görüştüreceksin, bir şey yok diyor. Benim diyor, Eren köyde diyor dükkan açtım diyor. İkinci olacak mı diye düşünüyorum diyor. Çocuğum sesi de güzel diyor. Beğendiler diyor, birkaç insan ne okuyunca bunu muergün edelim dediler diyor. O da muergün oldu. Üstadımız gelmiş, bölüştürmüyorlar, aman Ben bölüştürürüm demiş. Bak o da hiç ettiği görürdü. Abdurrahman Ali dinleyelim değil mi? Adamızın, valide sultanımızın ev kirasına Yusuf Hoca bakarmış. Onu bahanilerek varmış. Yine basmış. Buyur oğlum, bu sırf buyurmuş, buyurun. Ana, ev kira ilmiyle mi kira ney mesele? Değil. O arada efendimizi duyuruyor. İşte iki yüzden mi? Yani iki yüzden mi? Niye verelim? Olur mu sen benim kaça mi verirseniz? Hacı Hasan efendimiz geldi demiş. Görüşmeye müsaade, bir dakika, demiş, görüştürmüş. O mana vasıta olmuş. Burada bizim bazı talebelerle efendimize, darbeye gerek yok.
O çocuk gelmiş zaten. Daha ilk gördüğünde, ilk gördüğünde hilafet vermiş zaten. Bizim ihvanımız hiç eğilmesin, bükülmesin bir bu cihan evladıdır bu tarikat ehli kardeşlerimiz. Bizim mürşidimiz zamanın kutlu gibi. Zamana hükmeden bir yükseydi. Ondan dolayı böyle bu kadar şeyi nereye diye şey yapmayın, sağlam bir şekilde tutunalım, tutunalım. İnşallah muvaffak oluruz, sağlam bulurum. Hiç vasıtay yok elhamdülillah. Şuradan sek göstereyim bazı notlar demiştim ya. Bizim bu mübarek yolda dikkat edeceğimiz husus şudur. Bir su dünyada işlerimizi Allah'a hasmarklı edeceğiz. Nasıl emreceğiz? Çalışacağız, çaba diyeceğiz bunu biz okullarda okurken şöyle demişlerdi, okurduk işte okuldaki hocalarımız, hatırlıyorum Vahap diyebilseydik. Vahap oldu herhalde su ismi. Bugün anlatıyordu ekini ekeceğiz, işte bahçe işte tarlaya, Hazreti ekini ekeceğiz. Bakımlarını yapacağız neticeyi Allah'tan ekleyeceğiz.
Öyle Allah'a teslim oldum ne derse demeyeceğiz. Biz gerekli bütün işlerimizi hazırlığımızı yapacağız. Neticeyi Rabbımıza arz edeceğizdi. Bu tarla müşahiğini bize verirlerdi okulda. Bizim okulumuz İslam Elvisinin bugünkü ilahiyatın çok fevkındayız. Biz Fatih'a Yezid'e ana dili gibi öğret oldu diyor. İngiliz'de, bizde İngiliz'de fıkralar anlatıyordu. Şeyhi Şimşek hocanın adı. Sene altmış yedi mi? Simge. Singine aynı mı düşüyor? Tamam. Bari Diyanet reislerin neleri var bakıyor, tam seksen sekiz diyor, bilmem filan diyor, biz seksenden mezun olduk bir tek. Allah geçici ıslah etsin yani, Allah'ın izniyle yaşımız, başımıza geçmiş. Manyak da. Orada biz İngilizceyi, böyle fıkralarla, ondan sonra Arapça da gelen tabii hocalar çok değişti. Değişmeseydi çok güzeldi. Yani bir medrese eğitimi gibi devam ediyor. Sınıfın biri olduğu gibi hafızdı.
Çok bilen gibiler vardı önce malumat-ı İşlerimizi Allah'a asmak zaman. Niye böyledir ama? Allah'tan başka hiç kimseler bir şey talep etmemek veya Allah'ın dışında her şeyle alay ayıp kesmek. Bu ne demek? Bir lokma, bir hırha değil bu. Şimdi dünyamız bizim çok iyi olacak. Dünyamız iyi olacak ki bir çolbunda ilk ne diyeceğiz? Bu dinin duamı nedir ayakta durması zenginlerin de demek değil, ayakta durması. Burda, biz her işimize Mevla Rızasını gözeterek yapacağız. İşimizde ne yapacağız? Yorulacağız. Bakın size, Sami efendimizin çok sevdiği bir kimseyi anlattı. Ben diyor, pastanem vardı diyor. İnan diyor, sabah girerdim diyor. Allah'ımızın kullarına diyor hizmet edeceğim diye Allah yarattı bunları diye abdestle çalışırdım diyor. İbadet daha bunlar, nefis. Yerinde hikmet etmeyin de. Ilmi öğretmenimizden sebep nedir?
Allah'ımızın çünkü biz anadan babadan duyarak yaptığımız taatle farzını, vacibini, sünnetini, müstehapını tüm edeplerini bilerek yapma arasındaki fark çok fazladır. İlk ilmi ibadet ve taat için, Allah'ım uzak durmak için, bunu Bizim üstadımızda yaptığımız sohbet olsun İhvanlar da bazen çok güzel arkadaşlar görüyorum. Hep güzel konuşuyorlar, iyi malumatlar değil. Güzel konuşuyorlar. Onlar nedir? Bizim iç gözlerimizin dağ açılmasını sağlayacak. Böyle gönülden olacak, gönülden olacak. Bu yolda işte hıl davli dinler, bilenler üzerine. Böyle işte buna da ruhsat etmiyor, şuna da ruhsat etmiyor deyip de beni şu güzel davranmayacağım, azimetle amele dikkat edinseler. Ama şimdi ruhsatın azimet olması konusu bir aydır. Azimetle amel edeceğiz diye yola çıkmışız mesela bakayım arkadaşlarımıza Ramazan Efendi mesela, yanlışlıkla Ankara'da mı geliyor? Tomarkada da var sizin yeriniz.
Tamam, Seferin ikiye katılacağını dört kere katıla olmaz işte. O Emri Muhammediyeye Allah'ımızın kızmış olduğu kolaylaştıran muhalefet O sünnetler kılınır değil mi? Hünal abi, sünnetler tam kılınır. He, sıkıntı olsun. Biz bir Hasan hocamıza yolculuk yaptık, burda Mekke'ye geldik. Şimdi, normal arabayla geliyoruz, iki rekat kılıyoruz farzı ve sünneti de rakip yaptı. Arabaya bindik, arkadan dedi ki efendim dedi buyur hocam, ben dedi, Seferiye çıktığım zaman dedi iki rekat kılarsam çok huzur duyuyorum dedi. Amma dedi sünnetleriyle neydi? Millet bir de iki rekat kılıp bırakmayız dedim. Şimdi başıma bir iş geldi, bu Ankara'nın Haymanı var. Haymanı'da bir devirdeyiz, iki rekat kıldın, işi dayantın. Yok diyor efendimiz. Nasıl böldüyse bölmüş. Ne yaptın dedim. Seferi izin bir kere yaptığından. Dedi arkandan dedi kovalayan yok dedi. Otobüsle gelip de işte vakit dolmuştur diyen de yok dedi.
Niye kılmıyorum dedi. Allah'a şükür ki kızdı. Eğer o kızmasaydı. Ve oğlum dedim ne deseydi belki o kadar tesir etmezdim. Elhamdülillah. Çok seviniyorum. Nasıl böyle yaparsın dedi ama. Ruhsatlarda da şeriatımızı müzakere değil mi? Şimdi vaktimize dikkat ediyoruz. Bu tasavvufi bir ifadedir, İbnül Vakit diye bir terim var. Kişi vaktin oğludur, yani vaktim olur olmaz da vaktini huzurla geçirir. Huzur içerisinde diyor Evraki ezkarını okur. O yine Fecr suresindeki ayetlerdir. Ey huzura İrem nefis. Şimdi bir buyurur da bizim devrimiz bunlardı. O huzura girerek yapılan bir taatin zevkine duyulmazdı. İşte bundan dolayı bunlar gideceği hasretle bekliyorlar. Şimdi görüştüğümde de bir bunlar kıymetli insanlar o görüştüğüm, çok kıymetli. Onu diyorlardı, mesela gece bir et yattık dedim aman ha bir iki rekat namaz kılmayayım, öyle yatayım. İki rekat değil mi? Belki kalkamam.
Sonra yatınca da bir de yatağım bunu soruyoruz işte bir razı. Haberler, nereye bakıyor? Efendim dedi, teheccüd namazını geçirmedi. Şu kimsenin yerin ayağı nasıl? Böyle insan birbirine İyilik ve takvada yardım başlayacak. Bak, vermiyor musun sen? Yatmadan evvel, kıldım ben. Böyle insan birbirine yardımcı olacak. Bazen bak şu, şunu oku. Hemen çözüyorum Allah'ın içinde. Okuyamıyorum ki. Bu fakat dediği yanlışlıklar, unsurlar, hatalar bu gibi şeyler, düzensiz durumlar. Onlardan ve nefsimizin arzulardan çıkarak nefsimize devamlı töhmet altında bırakmak. Yani şeyde var ya Esselamler. Ben nefsimi temize çıkarım, am buyururdu. Bir yirmi daha var. Kibritmeyin buyuruyor Cenabı Hak. Manha gibi benlik böyle bir şeye düşmeyin. Yok, okurum ezbere de şimdi yerinden göstereyim size senden.
Öyle bir Rabbimiz ki öyle bir Rabbimiz ki böyle ibadet taat yapılıyor ya bu hastalık, bizim abdestimiz o küçüklenmenin burada temizleniyor. Şimdi, kibrit fişenlerimiz için siz buyuruyor, anamızın varlığında bende bile değildiniz buyuruyor, mevlamız. Kendinizi temize çıkarmayın siz neydiniz ki diye. Efendimizin bir sohbeti var, elhamdülillah Konya'da yapmış. Ya Kuran kim kötü tozlarmış bir şey sorabilir miyim? Kafi. Kötü toz. Şimdi, Konya'da buyuruyor ki sizin diyor bir parmağınızdan kan çıkacak olsa abdest almanız icap eder diyor. Ondan sonra sizin karnınız yarılsa diyor ortaya çıkacaklar belli diyor. Sonra daha az söylüyor, söylüyor, söylüyor burada şeyi hatırlıyorum. Ali Kerremallahu ve celle efendimizin siz bir bir nüshair, küçük halk kırtısından halk okuntunuz diyor. Yani kendinizi sonunuzda diyor kabildir, istihgal edecek bir şey yok demek istiyorum. Şunu bilin diyor.
Bir kere kalbimizi Cenabı hakk'ın muhabbetinin dolması için boşaltın diyor. Şimdi şunun üzerine bir isim ne koyabiliriz ki? Bu koyamayız, çocuk olsun. Diyelim dünyanın muhabbeti var ondan sonra geldik kız, çoluk çocuk, eyur, bar bunlarla dolu oldukça diyor Allah'ın muhabbeti girmez. Boş halde. Böyle çocuklarımızı seviyorsanız Resulullah'ın ümmeti diye sayılmak. Malımızı, rızkümüzü bir emanettir. Acaba nasıl bir helal yiyebilirim de? Çünkü ibadetteki haz ve lezzet almamanın sebeplerinden biri de bu. Boş aldırıyor kalbimizi. Çünkü Davut Aleyhisselam'a Rabbimiz tahir kalbe. Ya Davut tahhir kalbe kalbini temizle, benim muhabbetimin içine girmesi çünkü. Kimseden bir şey istememek yani bir isteyen bile zevk etmemek, hadis-i şeriflerde var zaten bir kemik parçası da olsa diye geçer. Ve de nettehira bir şeyi biriktirmemek.
Aleyhissalatü Vesselam efendimizin ruh talebelerine ashabına Peygamberimizden ve Peygamberimizden bütün geçmişlerimizin Ruhları için Biz şimdi bunu, bu vazifeyi yapamıyoruz. Efendimiz tek tek halatı sorardık, tek tek ama. Biz, cümleden diyoruz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, sefalar getirdiniz.